Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Eşin yazılı muvafakatı olmadan kurulan ipoteğin terkini..

Yanıt
Old 02-05-2011, 09:04   #1
Av.Hatice Sarıbardak

 
Varsayılan Eşin yazılı muvafakatı olmadan kurulan ipoteğin terkini..

Merhabalar;
Öncelikle olayı çok net belirtmek isterim.Olayımız şöyle;
Ahmet,eşi Ayşe'ye rica ederek ailecek görüştükleri arkadaşının kurmuş olduğu bir şirketin başka bir şirkete karşı doğmuş ve doğacak alacakları için Ayşe adına kayıtlı taşınmaza ipotek konulmasını istiyor.Ayşe ,eşinin ricası üzerine ipotek işlemine onay veriyor.Ancak Ahmet'in yazılı muvafakatı yok.Sonrasında ipotek hakkı başka şirkete temlik ediliyor temlik alan şirket icra takibi başlatıyor.

Ahmet ve Ayşe bu işten sıyrılmanın yollarını arıyorlar.Evin aile konutu olduğu biliniyor,bu durum ispatlanabilir.Ancak Ahmet'in ricası üzerine ipotek kurulduğu da tanıklarla ispatlanabilir.Şu da var ki Ahmet ipotek kurulduktan bir iki ay sonra tapuda aile konutu şerhi konulmasını sağlıyor.Bu durumda ipotekten haberdar olmaması da imkansız.Ahmet ipoteğin yazılı muvafakat yok gerekçesi ile terkinini istemiş olsa ipoteği öğrendikten sonra yaklaşık 1 yıl sonra davayı açması durumu değiştirir mi?Karşı taraf Ahmet'in ipotekten haberi olduğunu sadece yazılı muvafakatı alınmadığını ileri süerek davayı kazanabilir mi?
Şimdiden teşekkür ederim...
Old 02-05-2011, 10:32   #2
Levent Cirit

 
Varsayılan

Aile konutu şerhinin ipotekten sonra tesis edilmiş olması aleyhinize bir durum. Bu durumda böyle bir itirazı iyiniyetli 3.kişiye karşı ileri süremeyeceği kanaatindeyim.
Old 02-05-2011, 10:42   #3
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Burada aile konutu şerhinin sonradan konulmuş olması önem arz etmez. İpotek kurulduğu anda taşınmazın aile konutu olarak kullanılması yeterlidir. Şerh açıklayıcı etkiye sahiptir.

Ancak olayınızda davacı eşin işleme onay verdiği, haberinin olduğu tanıklarla ispat edilebilirse, davanın reddedileceğini düşünüyorum.

Lütfen inceleyiniz:

http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=9444

Saygılarımla,
Old 02-05-2011, 12:01   #4
üye32062

 
Varsayılan

Sn.Cirit'in belirttiği gibi söz konusu yerin aile konutu olarak kullanıldığını bilmeyen ve bilmesi de beklenmeyen 3. kişiye karşı açacağınız dava tmk 1023 uyarınca reddedilecektir. Ancak banka olsa idi eksper incelemesine dayanarak tmk 1023 ü dvreden cıkarabilirdiniz.İyi çalışmaklar
Old 02-05-2011, 18:30   #5
muratsadak

 
Varsayılan

bu konuda yargıya 2 hd kararları mevcut olup ipotek tesisi esnasında eşin yazılı ve açık rızası aranmaktadır. bu itibarla karşı taraf eşin kötüniyetinde bahsedemez. zira tacirin basiretli iş adamı yükümlüklerine uyması ve kanuni gereklerini yerine getirmesi gerekir.
Old 02-05-2011, 18:41   #6
cemilsahin

 
Varsayılan

Sn. Hatice,ipoteğin terkini için "aile konutu" olması yetreli,3. kişiye karşı açacağınız davada ipoteğin terkinini sağlarsınız, isterseniz karar örneği gönderebilirim.
Old 03-05-2011, 00:57   #7
kapbana

 
Varsayılan

Kolay Gelsin...
T.C. YARGITAY

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2009/1911
Karar: 2009/5425
Karar Tarihi: 24.03.2009


İPOTEĞİN KALDIRILMASI İSTEMİ - AİLE KONUTU OLARAK KULLANILAN TAŞINMAZ ÜZERİNDE TESİS EDİLEN İPOTEK - BANKA LEHİNE TESİS EDİLEN İPOTEĞE DAVACI EŞİN MUVAFAKATİNİN BULUNMADIĞI - İPOTEĞİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLDİĞİ - HÜKMÜN ONANMASI GEREĞİ

ÖZET: Somut olayda, üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmamakla birlikte davalı ipotek alacaklısı bankanın korunmaya değer biçimde iyi niyeti kabul edilemeyeceği düşünülerek davacı eşin muvafakati olmaksızın davalı eş tarafından diğer davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi isabetlidir.

(4721 S. K. m. 193, 194, 1023) (YHGK 04.10.2006 T. 2006/2-591 E. 2006/624 K.)

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

NOT: KONUNUN ÖNEMİ NEDENİYLE YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.

T.C.
ANKARA
11. AİLE MAHKEMESİ

Esas No : 2007-575
Karar No : 2008/266
Karar Tarihi: 06.03.2008

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın esas defterine kaydını müteakip yapılan açık yargılama sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 26.06.2007 tarihli dilekçesinde, davalılardan Kamile E. davacının eşi olduğunu, 1997 yılında evlendiklerini, 10.01.2003 tarihinde Sincan ilçesi 1653 ada 4 parselde kayıtlı D Blok zemin kat daireyi birlikte satın aldıklarını, davalı adına tapuya tescil edildiğini, bu dairenin aile konutu olarak kullanıldığını, davalı Kamile’nin davacının bilgisi dışında kefil olduğu bir kredi alacağının teminatı olarak diğer davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle alacaklı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, davacının davalı eşinin yapmış olduğu ipotek işleminden haberi olmadığı gibi aile konutu üzerindeki hakları sınırlayıcı bu işleme muvafakatinin da bulunmadığını beyan ile aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı Kamile, dava dilekçesi ile duruşma gününü bildiren davetiyenin tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış, davaya karşı bir cevap da vermemiştir.

Davalı banka vekili, gerek ipotek sırasında gerekse icra takibine başlanıldığında tapu kayıtlarında taşınmazın aile konutu olduğuna dair bir şerhin bulunmadığını, diğer davalı Kamile’nin borçlu şirket tarafından kullanılan kredinin kefili olduğunu, icra takibini semeresiz bırakmak için bu davanın açıldığını, TMK. nun 193. maddesine göre eşlerden her birinin üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceğini, tapuda taşınmazın aile konutu olduğuna dair şerhin bulunmaması nedeniyle tapu siciline güven ilkesi gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunması gerektiğini, davacının bu ipotekten haberinin olmamasının ise mümkün bulunmadığını beyan ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Sincan Tapu Sicil Müdürlüğünden davaya konu ipoteğin tesis edildiği taşınmazın tapu kayıtları getirtilmiş, taşınmazın Kamile adına 10.01.2003 tarihinde tescil edildiği, 03.06.2005 tarihinde 80.000 YTL borç karşılığında K. bankası lehine ipotek tesis edildiği, tapu kaydı ve ekli akit tablosundan anlaşılmıştır.

K. Bankası ile Y. Bankasının birleşmiş olması nedeniyle taraf teşkilinin mevcut olduğu düşünülmüştür.

Ticaret Sicil Memurluğundan borçlu şirketin bilgileri ve ortakları sorulmuş, davacının ve davalının bu şirketin ortağı olmadığı görülmüştür.

Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2007/725 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı Y. Bankası’nın borçlu şirket ile birlikte ipotek borçlusu diğer davalı Kamile aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 09.05.2007 tarihinde icra takibine giriştiği görülmüştür.

Sincan Tapu Sicil Müdürlüğünde tapuya kayıtlı davalılardan Kamile …'e ait taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan nüfus kaydından davacı ile davalı Kamile’nin 1997 yılında evlendikleri ve yine dosyaya sunulan ikametgah ilmühaberinden bu dairede oturdukları, anlaşılmaktadır. Kaldı ki ikametgah ilmuhaberindeki adres ile davalı tebligat adresi de aynı adrestir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı eş tapu maliki Kamile tarafından diğer davalı banka lehine davacının rızası olmaksızın aile konutu olarak kullanılan bu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin hukuken değer taşıyıp taşımadığı, davacının bu işleme rızasının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dinlenen davacı tanıkları, davalı Kamile ile iş arkadaşı olduklarım, borçlu şirket sahibinin şirketin ekonomik sıkıntısını atlatmak için Kamile’ye sahip olduğu daireyi ipotek edip kredi çekmeyi teklif ettiğini, davalının da çalıştığı iş yerinin durumunun düzeleceği düşüncesi ile bu teklif kabul ettiğini, fakat şirketin borcunu ödememesi üzerine eşinden habersiz evi ipotek ettirmesi nedeniyle duyduğu sıkıntıyı kendileri ile paylaştığını söylemişlerdir.

Tanık beyanları ile davacının aile konutu olarak kullanılan dairenin diğer davalı banka lehine ipotek edilmesinden haberinin ve rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK nun 193. maddesinde gerçekten eşlerin her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği yazılıdır. Yine TMK. nun 1023. maddesinde tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni bak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı da hüküm altına alınmıştır. Ancak TMK. nun 194. maddesinde aile konutu ile ilgili olarak özel bir düzenleme yapılmıştır Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/2-591-624 sayılı kararında da belirtildiği üzere bu yasa hükmünün TMK. nun 1023 maddesinde benimsenen iyi niyetli kişinin kazanımının korunmasına ilişkin ilkenin geçerliliğini kaldırmadığı muhakkaktır. Bununla beraber aile konutu Olarak kullanılan taşınmaz üzerinde eşlerin tek başlarına hukuki işlem yapmasının diğer eşin önemli yararlarını zedeleyeceği düşünülerek bu konut üzerindeki malik eşin tasarrufu diğer eşin rızasına bağlanmıştır ve TMK. nun 194/3 maddesi ile rıza alınmadan yapılacak işlemlerin önlenmesi için tapu siciline şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Ne var ki bu şerh soyut olarak malik eşin tasarruflarının sınırlandırılması sonucunu doğuran bir şerh değildir. Bir taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesine ilişkin şerh olmasa bile kimi durumlarda tapu maliki olmayan ve bu özgülemeden yararlanan eş kendi rızası dışında tapu maliki eşin yaptığı tasarrufların ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı bankanın ipotek tesisi sırasında kötü niyetle hareket ettiği elbette söylenemez, bununla karşılığında K. Bankası lehine ipotek tesis edildiği, tapu kaydı ve ekli tablosundan anlaşılmıştır.

K. Bankası ile Y. Bankasının birleşmiş olması nedeniyle taraf teşkilinin mevcut olduğu düşünülmüştür.

Ticaret Sicil Memurluğundan borçlu şirketin bilgileri ve ortakları sorulmuş, davacının ve davalının bu şirketin ortağı olmadığı görülmüştür.

Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2007/725 esas sayılı dosyası incelenmesinde; davalı Y Bankası’nın borçlu şirket ile birlikte ipotek borçlusu diğer davalı Kamile aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 09.05.2007 tarihinde icra takibine giriştiği görülmüştür.

Sincan Tapu Sicil Müdürlüğünde tapuya kayıtlı davalılar Kamile …’e ait taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı hususunda tartışma bulunmamaktadır Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan nüfus kaydından davacı ile davalı Kamile’nin 1997 yılında evlendikleri ve yine dosyaya sunulan ikametgah ilmühaberinden bu dairede oturdukları, anlaşılmaktadır Kaldı ki ikametgah ilmühaberindeki adres ile davalı tebligat adresi de aynı adrestir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı eş tapu maliki Kamile E tarafından diğer davalı banka lehine davacının rızası olmaksızın aile konutu olarak kullanılan bu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin hukuken değer taşıyıp taşımadığı, davacının bu işleme rızasının bulunup bulunmadığı noktası toplanmaktadır.

Dinlenen davacı tanıkları, davalı Kamile ile iş arkadaş olduklarını, borçlu şirket sahibinin şirketin ekonomik sıkıntısını atlatmak için Kamile’ye sahip olduğu daireyi ipotek edip kredi çekmeyi teklif ettiğini, davalının da çalıştığı iş yerinin durumunun düzeleceği düşüncesi ile bu teklif kabul ettiğini fakat şirketin borcunu ödememesi üzerine eşinden habersiz evi ipotek ettirmesi nedeniyle duyduğu sıkıntıyı kendileri ile paylaştığını söylemişlerdir.

Tanık beyanları ile davacının aile konutu olarak kullanılan dairenin diğer davalı banka lehine ipotek edilmesinden haberinin ve rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK. nun 193. maddesinde gerçekten eşlerin her birinin diğer üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği yazılıdır. Yine TMK. nun 1023. maddesinde tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı da hüküm altına alınmıştır. Ancak TMK. nun 194. maddesinde aile konutu ile ilgili olarak özel düzenleme yapılmıştır Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/2-591-624 s. kararında da belirtildiği üzere bu yasa hükmünün TMK. nun 1023. maddesi benimsenen iyi niyetli kişinin kazanımının korunmasına ilişkin ilkenin geçerliliğini kaldırmadığı muhakkaktır. Bununla beraber aile konutu olarak kullan taşınmaz üzerinde eşlerin tak başlarına, hukuki işlem yapmasının diğer eşin önemli yararlarını zedeleyeceği düşünülerek bu konut üzerindeki malik eşin tasarrufu diğer eşin rızasına bağlanmıştır ve TMK. nun 194/3 maddesi ile rıza alınma yapılacak işlemlerin önlenmesi için tapu siciline şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Ne var ki bu şerh soyut olarak malik eşin tasarruflarının sınırlandırılması sonucunu doğuran bir şerh değildir. Bir taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesine ilişkin şerh olmasa bile kimi durumlarda tapu maliki olmayan ve özgülemeden yararlanan eş kendi rızası dışında tapu maliki eşin yaptığı tasarrufların ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı banka ipotek tesisi sırasında kötü niyetle hareket ettiği elbette söylenemez, bununla birlikte davalı Kamile’ye ait olan taşınmazın bu davalının çalıştığı şirketin borcu nedeniyle ipotek edilmesi sırasında TMK. nun dan doğan sınırlamaların izale edilmesini temin zımnında basiretli bir biçimde davranıp aile konutu olarak kullanıldığını eksperleri marifetiyle yaptıkları inceleme sırasında görmeleri nedeniyle bu konutta oturduklarını bildiği davacı eşin rızasını da almaları gerekir iken sanki bu taşınmazın kim tarafından ne şekilde kullanıldığını, değerinin ne olduğunu bilmiyormuş, sadece borçlu şirket ve davalı Kamile’nin soyut beyanı ile ipoteği kabul etmiş gibi davranması yaşamın olağan akışına uygun bulunmadığından üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmamakla birlikte davalı ipotek alacaklısı bankanın TMK’nun 1023. maddesi anlamında korunmaya değer biçimde iyi niyeti kabul edilemeyeceği düşünülerek davacı eşin muvafakati olmaksızın davalı eş tarafından diğer davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın kabulü ile dava konusu Ankara ili Sincan ilçesi Dağ Sokağı 1653 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan arsa paylı D Blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı Y. Bankası A.Ş (K. Bankası A Ş) lehine 03 06 2005 tarih 10881 yevmiye sayılı işlem ile tesis edilen ipoteğin iptaline,

Peşin alınan 1 080,00 YTL harcın mahsubu ile bakiye 3 240 YTL nispi harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline

Davacı tarafından yapılan 1.114.50 YTL masrafın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,

Davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesai karşılığı takdir olunan 7.500 YTL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekili ve davalı banka vekilinin yüzüne karşı, davalı Kamile’nin yokluğunda HUMK. nun 432. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz için Yargıtay’a başvurma yolu acık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 03-05-2011, 08:43   #8
üye32062

 
Varsayılan

Ben sn.Murat Sadak ve Cemil şahin'e katılmıyorum. 3.Şahıs iyiniyetli ise kazanım korunacaktır. İpotek alacaklısının banka olmadığına dikkat etmek lazım. Yargıtay kararıda ekliyorum. İyi çalışmalar

T.C. YARGITAY

19.Hukuk Dairesi
Esas: 2004/5675
Karar: 2005/2289
Karar Tarihi: 07.03.2005


ÖZET: Tapu sicil kaydında taşınmazın aile konutu olduğuna dair bir şerh bulunmadığı ve ipotek alacaklısının da iyi niyetli olduğu gözetilerek davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru değildir.



(4721 S. K. m. 194, 1010, 1023) (1086 S. K. m. 438)

Dava: Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Ulvi Tunç ile davalı vek. Av. Tolga Bozay'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Karar: Davacı vekili, dava dışı Emine İnce ile evli olup, eşine ait konutta birlikte ikamet ettiklerini, söz konusu taşınmaz üzerine dava dışı Ekip Gıda Ltd. Şti.nin davalı bankadan kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere ipotek konulduğunu, bu ipoteğin TMK’nun 194. maddesine aykırı olarak kendisinden izin alınmadan tesis edildiğini ve geçersiz olduğunu iddia ederek ipoteğin fekkini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında, dava dışı Ekip Gıda Ltd. Şti.nin kullandığı kredilerin teminatı olarak davacının eşine ait taşınmaza ipotek konulduğunu ve ipotek tesis edilirken davacının muvafakat verdiğini, ayrıca taşınmazın tapu kaydında aile konutu olduğuna dair şerh bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının bilirkişi incelemesi için gerekli olan masrafı kendisine verilen 25 günlük süre içinde yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince bozulması, davalı vekilince gerekçesi değiştirilerek onanması istemi ile temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmazın davacının eşi Emine İnce adına tapuda kayıtlı olduğu ve 17.7.2002 tarihinde davalı bankadan kullanılan kredinin teminatını teşkil etmek üzere ipotek edildiğinde çekişme bulunmamaktadır.

Söz konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, üzerinde aile konutu olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK’nun 1010/3. maddesi uyarınca aile yurdu kurulması gibi tasarruf yetkisi kısıtlaması işleminin sicile şerh verilerek işlenmesi gerekir.

Diğer yandan TMK 1023 maddesine göre de, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir aynı hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

Bu durumda mahkemece, tapu sicil kaydında taşınmazın aile konutu olduğuna dair bir şerh bulunmadığı ve ipotek alacaklısının da iyi niyetli olduğu gözetilerek davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru değildir.

Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının HUMK. nun 438/son maddesine göre gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 400. YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı
Old 03-05-2011, 16:11   #9
sagdicr

 
Varsayılan

bu tür davalarda mahkeme diğer eşin yazılı rızasını aramaktadır. şerh kurucu değil açıklayıcı etkiye sahiptir. ipotek alan tacirin basiretli iş adamının yükümlülüklerine uyması gerekir, ipotek alınan taşınmazın aile konutu olduğunu bilmediği gerekçesi ile iyiniyet savunmasında bulunamaz.
açtığım bir davada mahkeme icra dosyasından gönderilen tebligatların bu eve gönderilmiş olmasını ipotek sahibinin burada oturulduğunu bildiğine ve basiretli tacir olarak önceden araştırması gerektiğine kanaat getirmişti.
saygılarımla.
Old 09-05-2011, 14:02   #10
Av.Hatice Sarıbardak

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan cemilsahin
Sn. Hatice,ipoteğin terkini için "aile konutu" olması yetreli,3. kişiye karşı açacağınız davada ipoteğin terkinini sağlarsınız, isterseniz karar örneği gönderebilirim.

karar örneği gönderebilirseniz çok sevinirim,nitekim bende de tam aksi bir karar mevcut.yargıtay 19. H.D 2004/5675 Esas,2005/2289 Karar ve 07/03/2005 Tarihli karara göre terkin istenemez.
Old 09-05-2011, 15:24   #11
üye32062

 
Varsayılan

Kararlarda vurgulanan husus iyiniyet noktasında. yargıtay bankanın eskper incelemesi yaptırması ve tabi tacir olması nedeniyle basirtetle hareket yükümlülüğü bulunduğundan iyiniyet savunmasını kabul etmiyor. Ancak somut olayda 3.şahıs banka değil. Dolayısıyla sunulan kararlar arasında çelişki olmadığını düşünüyorum. Zira TMK 1023 maddesi her halükarda geçerli, TMK 194 ile çelişik değil. iyi çalışmalar
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
aile konutu, muvafakatsiz kurulan ipoteğin fekki, teminat, icranın durdurulması mpolat Meslektaşların Soruları 10 14-09-2012 10:46
Eşin muvafakatı alınmadan kurulmuş ipoteğin temlikinde temlik alana karşı kullanabileceğimiz haklar nelerdir? Av.Hatice Sarıbardak Meslektaşların Soruları 1 30-03-2011 10:48
eşin muvafakatı alınmadan yapılan g. menkul satışlarında iyiniyetli 3.kişinin dururmu Av.Hatice Sarıbardak Meslektaşların Soruları 1 09-01-2010 12:19
ipoteğin terkini hak 198 Meslektaşların Soruları 1 11-09-2009 11:43


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11475301 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.