Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kıdem İhbar Tazminatı ve İbraname

Yanıt
Old 17-01-2011, 21:02   #1
ispiniidi

 
Varsayılan Kıdem İhbar Tazminatı ve İbraname

Bir işçinin Sigortada gözüken maaşı brüt 1550 fakat işçinin aldığı net maaş 2950 bu aradaki fark içinde tediye makbuzu almış.Ayrıca Şirketin hesap dökümlerinde de 2950 aldığı gözüküyor.
işveren işçiye geçmiş tarihli bir ibraname imzalatmak istiyor. Fakat işçi imzalamıyor.Daha sonra işveren 1.550 den kıdem ve ihbarını hesaplayarak vermek istiyor fakat ibranamede senelik izni falan bütün haklarını aldığını imzalatmak istiyor; fakat işçi bunu da imzalamıyor.
Sonuç olarak işçinin istemi net maaşı 2950 brüt de her halde 4000 civarı olur bu ücretten kıdem ve ihbarını almak ayrıca sigortada kesin alacak olarak gösterilen 1550 nın kıdem ve ihbarını bir an önce almak.
Ne yapılmadı saygıdeğer meslektaşlarımdan fikir ve varsa Yargıtay kararları bekliyorum...
Old 17-01-2011, 23:23   #2
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ispiniidi
Sonuç olarak işçinin istemi net maaşı 2950 brüt de her halde 4000 civarı olur bu ücretten kıdem ve ihbarını almak ayrıca sigortada kesin alacak olarak gösterilen 1550 nın kıdem ve ihbarını bir an önce almak.
Ne yapılmadı saygıdeğer meslektaşlarımdan fikir ve varsa Yargıtay kararları bekliyorum...

Üstad biz bu duruma kısır döngü üçgeni diyoruz. ()

Bu ne demek; şu demek. Siz diyorsunuz ki peynir büyük olsun, kedi uzak olsun, peynir yakın olsun. Ama işte ya peynir küçük oluyor, ya kedi yakın. İşveren illa ki ibraname (meblağ yazmayan) imzalayacaksın yoksa kıdem ihbarını eksik veririm diyorsa, artık siz gerçekten isteyin o da kendi bildiğini okusun.

Son olarak meblağ içeren bir ibranameyi ise fazlaya ilişkin haklarınızı saklı tutarak aldığınız tutarı yazar, tarih atar imzalarsanız, fazlasını sonra dava yolu ile isteyebilirsiniz.
Old 18-01-2011, 00:02   #3
ali ekmekçi

 
Varsayılan

meblağ yazılırsa her kalem için hakkı saklı tutmaya gerek olmaz .makbuz hükmünde olur.işvereni ürkütmeden bu kısır döngüden bu şekilde çıkarsınız inşallah
Old 18-01-2011, 10:18   #4
Adli Tip

 
Varsayılan

Yeni BK ile ibraname tarihe karışacak gibi...

Halihazırdaki iki seçenekten birini seçmek, müvekkilinize ve size kalmış:

- "Verdikleri kadar parasal haklarımızı alalım, ibranemeleri haklarımıza kavuşabilmek için imzaladık diyelim ve geçersiz olduğunu iddia edelim, farkını talep edelim"

ya da

- "İbraname olmaksızın, ya da itirazi kayıtlı ibraneme ile ödeme yapmayan işverene, seninle mahkemede görüşürüz, diyelim"

diyebilirsiniz...
Old 18-01-2011, 16:10   #5
tunak

 
Varsayılan

bence ibraname konusuna bu kadar takılmayın, nasıl olsa yargıtay bir çok konuda ibranamenin işçinin sağlıklı bir kararla imza atmayacağını düşünüyor. özellikle aşağıda yazmış olduğum şartları taşımyorsa. yerinizde olsam istediklerini imzalar, ardından dava açarım, hatta yasal haklarınızı saklı tutmasanız dahi, dava ile 'içinde bulunduğunuz durumu' kanıtlayarak haklarınızı alabilirsiniz.

kolaylıklar.

KONU : İşçinin işten çıkarılması sonucu düzenlenecek olan ibraname hakkında

1. İbranamenin Geçerliliği İçin Bulunması Gereken Hususlar

a. İbranamenin geçerliliği için ilk husus yazılı olarak yapılmasıdır, tercih halinde ibranamenin noter huzurunda düzenlenmesi de söz konusu olabilir.

Ancak mümkünse ibranamenin işçi tarafından elle yazılması, işçinin ileride açabileceği davalarda ispat için lehinize olacaktır. (matbu düzenlenmiş ibranamelere Yargıtay’ca itibar edilmemektedir.) Bu durumda işçinin olası davasında ‘…ibranamenin içeriğini görmedim, dikkat edemedim…’ gibi savunmalarda bulunmasının önüne geçilmiş olur. Eğer ki ibraname komple elle yazdırılamıyorsa en azından ibraname tarihinin elle yazdırılması gerekmektedir.

b. Söz konusu ibraname iş akdinin feshinden sonra yapılmalı ve bu tarih açıkça ibranamede yer almalıdır.

c. İbranamede tarafların isim ve adresleri yer almalıdır.

d. Yargıtay’ın içtihatlarında belirtildiği üzere tarafınızca işçiye ödenen toplam ücret muhakkak ki ibranamede belirtilmelidir. İbranamenin geçerlilik unsurlarından birisi olan ‘ödenen meblağın belirtilmesi’ hususuna aykırılık halinde yapılan belge ibraname olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca belirtilen toplam rakamın yanına AÇIKÇA bunun hangi kalemler için ödendiği de belirtilmelidir. (izin ücreti, ihbar ve kıdem tazminatı ücreti, fazla mesai ücreti, ilave tediye vs.)

e. Belirtilen bu ücretin ödeme şekli ibranamede belirtilmelidir.

f. İbranamede alacağın kalmadığı açıkça belirtilmelidir.

g. Son olarak da tarafların imzaları bulunmalıdır.
Önemle belirtmek isteriz ki, işçiye imzalatılan ibranamede kanunen doğmamış alacaklardan bahsedilmesi ve bunların ödendiğinin belirtilmesi, Yargıtay’ a göre ibranamenin güvenilirliğini zedelediğinden, geçersizliği ile sonuçlanabilmektedir. Bu sebeple, herhangi bir yıllık izin hakkı, kıdem tazminatı alacağı doğmamış ise veya işyeri tarafından uygulanmayan ücret kalemleri mevcut ise bunların ibranamede yazılmaması gerekmektedir.

2. İşçinin ‘iş güvencesi’ hükümleri dahilinde işe iade davası açma hakkı

Öncelikle belirtmek isteriz ki,
6 aydan uzun süre çalışmış işçiler için; bu işçilerin işe iade davasını iş sözleşmesinin feshi tarihinden itibaren 1 ay içerisinde açması gerekmektedir ve bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Yargıtay’ ın içtihatlarında görüldüğü üzere yapılan herhangi bir protokol, sözleşme, ibraname ve sair belge düzenleme yolları ile işçinin İş kanununun 21. Maddesinden kaynaklanan işe iade davası açma hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Bu sebeple işçi kendisine tüm ücret alacakları yukarıda belirtmiş olduğumuz ‘ibraname’ çerçevesinde tam ve eksiksiz olarak ödense dahi iş akdinin geçersiz bir sebeple feshedildiğini düşünüyor ise işe iade davası açabilecektir. Zira 4857 sayılı kanunun ilgili maddesi emredici niteliktedir ve işçi aleyhine değiştirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

İş akdinin geçerli bir sebeple feshedilmesi durumunda işçinin ‘işe iade’ davası elbette ki reddedilir ancak önceden hazırlanan bir sözleşme/protokol ile bu davayı açma hakkından feragat etmesi sağlanamaz.

Sözleşme işçinin davranışlarına dayanan nedenlerle fesih ediliyorsa bu feshin geçerli olabilmesi için, işçinin somut olarak yüklendiği sözleşmesel yükümlülük belirtilerek, hangi somut davranışı ile bu yükümlülüğünü ihlal ettiğinin bildirilmesi gerekmektedir.

İşe iade davası açılacak olursa usulüne uygun bir ihtar yapıldığını ispat yükü işveren olarak şirketinizde olacağından yazılı olarak ihtar yapılması bunun ispatı açısından lehinize sonuç doğuracaktır.

İşçinin iş güvenliği hükümlerinden faydalanamadığı bazı haller bulunmaktadır bunlardan bir tanesi Yargıtay’ın uygulamasına göre, ,işçinin serbest iradesi ile kıdem tazminatının ödenmesi kaydıyla iş sözleşmesinin feshini talep etmesidir.

‘…Nisan ayı içerisinde kıdem ve ihbar tazminatı tutarı ile diğer sosyal haklarımın tarafıma ödenmesi halinde ayrılabileceğimi…arz ederim.!’ Bu şekilde bir bildirimde bulunan işçinin iş akdi işverence feshedildiğinde açmış olduğu işe iade davası reddedilmiştir. İşçi her ne kadar söz konusu dilekçenin baskı altında alındığını iddia etmiş olsa da bu iddiasını ispatlayamadığından talebi kabul edilmemiştir.
Old 18-01-2011, 16:19   #6
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın Adli Tip'in de belirttiği gibi yeni Borçlar Kanunu ile birlikte "ibraname uygulamaları" kökten değişecek.
Old 18-01-2011, 16:28   #7
Av.ŞAKAKLI

 
Varsayılan

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; 4000 TL olarak öngördüğünüz işçinin brüt ücreti üzerinden kıdem tazminatına hükmedilemez. Kıdem tazminatında tavan, 2011 yılı için 2.623,23 TL.dir. Buna göre hesaplamanız gerekmektedir.

İş hukukunda ibraname bir sorun gerçekten. İbranamede miktar yazıyorsa Yargıtay zaten bunu makbuz hükmünde sayıyor. Eğer işçinin hakkı aldığından fazlaysa dava açarak geri kalan kısmı talep edebilirsiziniz. Eğer miktar yazmıyorsa 2008 yılından sonra verdiği kararlarında zaten geçersiz sayıyor. Bu nedenle ibranamenin çok fazla sorun teşkil edeceğini sanmıyorum. İbranameyi geçersiz kılmak için bir çok yöntem var. Yargıtay kararlarını incelediğinizde, hakkın kalanını almak için bir çok seçenek bulabilirsiniz.
Old 16-04-2011, 15:25   #8
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın Adli Tip ve sayın Özoğul'un belirttiği 6098 S.K. ilgili maddesi:

Ceza koşulu ve ibra:

6098 S.K. m.420: "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.

İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır."

Yürürlük:

6098 S.K. m.648: "Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girer."

P.S: İşveren, banka aracılığıyla (dekontta ayrıntılı şekilde alacağın tür ve miktarı belirtilerek) ödeme yapıyorsa (ve yasadaki kısmi ödeme yapılması halinde kalan miktara ibra almayı da hükümsüz kılacak şekilde yapılan düzenlemenin mevcudiyeti karşısında) ne diye işçiye ibra sözleşmesi imzalatsın; o da ayrı bir mevzuu

Saygılar...
Old 16-04-2011, 20:16   #9
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
P.S: İşveren, banka aracılığıyla (dekontta ayrıntılı şekilde alacağın tür ve miktarı belirtilerek) ödeme yapıyorsa (ve yasadaki kısmi ödeme yapılması halinde kalan miktara ibra almayı da hükümsüz kılacak şekilde yapılan düzenlemenin mevcudiyeti karşısında) ne diye işçiye ibra sözleşmesi imzalatsın; o da ayrı bir mevzuu

Saygılar...

Daha önce mevzuatta yoktu, uygulaması vardı; şimdi ise uygulaması olmayacak ama mevzuatta olacak. Bunun yerine, "işçi işveren arasında yapılacak ibra sözleşmeleri geçersizdir" şeklinde bir hüküm de konabilirdi.

Geçtiğimiz hafta, İzmir Barosu'nun düzenlediği seminerde, hizmet akitlerine ilişkin bölümü Prof. Cevdet Yavuz anlattı. Sizin düşüncelerinizin aynısını soru olarak yönelttim kendisine. Verdiği cevaptan tatmin olmadım.

Bu arada, Sayın Yavuz öyle bir sahiplenmiş ki Yasayı; sanırsınız TBK bir anayasa, Prof. Yavuz da, o anayasayı yapan kurucu mecliste başvekil! Zira diğer iş yasalarına işçi açısından Yeni BK'dakinde göre daha aleyhe hüküm konamaycağı gibi bir şey de ifade etti.

Saygılar,
Old 17-04-2011, 12:15   #10
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Daha önce mevzuatta yoktu, uygulaması vardı; şimdi ise uygulaması olmayacak ama mevzuatta olacak. Bunun yerine, "işçi işveren arasında yapılacak ibra sözleşmeleri geçersizdir" şeklinde bir hüküm de konabilirdi.

Geçtiğimiz hafta, İzmir Barosu'nun düzenlediği seminerde, hizmet akitlerine ilişkin bölümü Prof. Cevdet Yavuz anlattı. Sizin düşüncelerinizin aynısını soru olarak yönelttim kendisine. Verdiği cevaptan tatmin olmadım.

Bu arada, Sayın Yavuz öyle bir sahiplenmiş ki Yasayı; sanırsınız TBK bir anayasa, Prof. Yavuz da, o anayasayı yapan kurucu mecliste başvekil! Zira diğer iş yasalarına işçi açısından Yeni BK'dakinde göre daha aleyhe hüküm konamaycağı gibi bir şey de ifade etti.

Saygılar,

Maddenin Tasarıdaki hali:
m.419: "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.

İşçinin işverenden olan alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi şarttır.

Hizmet sözleşmesi devam ederken veya sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden işçi aleyhine yapılan ibra sözleşmeleri kesin olarak hükümsüzdür.

İşçinin haklarını yeterince korumadığı veya aşırı ölçüde sınırladığı açıkça belli olan ibra sözleşmelerinin, hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten başlayarak iki yıl içinde iptali istenebilir."


Genel Gerekçe açıklaması:
"Maddenin birinci fıkrasına göre, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulacak ceza koşulu geçersizdir. Buna karşılık hizmet sözleşmelerine işçi lehine ceza koşulu konulabilir. Böylece fıkra hükmü nispi emredici bir nitelik taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, işçinin işverenden olan alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerliliği şu iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olmasına bağlanmıştır:
1. İbra sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olmalıdır.
2. Sözleşmede ibra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmiş olmalıdır.


Maddenin üçüncü fıkrasında, hizmet sözleşmesinin devamettiği sırada veya sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden, işçi aleyhine yapılan ibra sözleşmelerinin hükümsüz olduğu belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında ise, ibra sözleşmesinin iptalinin istenebilmesinin koşulları düzenlenmektedir.

Buna göre, ibra sözleşmesi işçinin haklarını yeterince korumuyor veya aşırı ölçüde sınırlıyorsa ve bu durumlar açıkça belli ise işçi, böyle bir ibra sözleşmesinin, hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten başlayarak iki yıl içinde iptalini isteyebilecektir"


Madde Gerekçesi açıklaması:
"818 sayılı Borçlar Kanunu ile kaynak İsviçre Borçlar Kanununda yer verilmeyen, “V. Ceza koşulu ve ibra” kenar başlıklı yeni bir maddedir.


Tasarının dört fıkradan oluşan 419 uncu maddesinde, işçinin ceza koşuluna ve ibraya karşı korunması düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulacak ceza koşulu geçersizdir. Buna karşılık hizmet sözleşmelerine işçi lehine ceza koşulu konulabilir. Böylece fıkra hükmü nispi emredici bir nitelik taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında, işçinin işverenden olan alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin geçerliliği şu iki koşulun birlikte gerçekleşmiş olmasına bağlanmıştır:
1. İbra sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olmalıdır.
2. Sözleşmede ibra konusu alacağın türü ve miktarı açıkça belirtilmiş olmalıdır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, hizmet sözleşmesinin devamettiği sırada veya sona ermesinden başlayarak bir ay geçmeden, işçi aleyhine yapılan ibra sözleşmelerinin hükümsüz olduğu belirtilmektedir.

Maddenin son fıkrasında ise, ibra sözleşmesinin iptalinin istenebilmesinin koşulları düzenlenmektedir. Buna göre, ibra sözleşmesi işçinin haklarını yeterince korumuyor veya aşırı ölçüde sınırlıyorsa ve bu durumlar açıkça belli ise işçi, böyle bir ibra sözleşmesinin, hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten başlayarak iki yıl içinde iptalini isteyebilecektir."

Adalet Komisyonu'nun kabul ettiği metin:
m.420: "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.

İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır."



Adalet Komisyonu Raporu:
"Tasarının 419 uncu maddesinin tamamını kapsayan değişiklikle, ibra sözleşmesinin şekil ve geçerlilik şartları belirgin hâle getirilmiş ve bu hükümlerin destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu sayede, işçi haklarının genellikle kişiliğe bağlı bir insan hakkı olması, bu konuları düzenleyen Anayasa hükümlerinin niteliği (Any. m. 2, 49 vd) ve evrensel müktesabatın eriştiği düzey gözetilerek, koruma normlarının hukuki yapısının, uygulamadaki kimi sorunları olabildiğince arındıracak bir kesinliğe kavuşturulması amaçlanmış ve madde teselsül nedeniyle 420 nci madde olarak kabul edilmiştir."


Sayın Yavuz bildiğim kadarıyla Adalet Komisyonundaydı Muhtemelen; Tasarıda olmayan, genel gerekçe ve madde gerekçesi yukarıdaki şekilde ve hatta Adalet Komisyonu Raporu'nda dahi bankayla ilgili eklemenin gerekçesine yer verilmeyip hiçbir şekilde açıklama dahi yapılmayan bir hususun Adalet Komisyonunca maddeye dahil edilip yasalaşmasını savunmak ihtiyacı hissetmiştir


İlgili maddeye göre:

İbra Sözleşmesi:

1- Yazılı olacak,
2- Sözleşmenin tarihi, hizmet sözleşmesinin sona ermesi tarihinden en az 1 ay sonra olacak,
3- İbra konusu alacağın tür ve miktarı açıkça belirtilmiş olacak
4- Ödeme, banka aracılığıyla yapılmış olacak.

6098 S.K. m.1: "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur..."

6098 S.K. m.12: "...Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz."

"Ödemenin, banka aracılığıyla yapılmış olması" sözleşmenin geçerlilik şekli olarak tanzim edilemez; bu bir ispat şeklidir. İspat şeklini alıp buradaki gibi geçerlilik şekli haline sokmaya çalışırlarsa (bazen) buradaki gibi sözleşme yapmayı anlamsız hale getirirler. Yapmayacağım sözleşmenin şekli de beni çok alakadar etmez Düzenleme çerçevesinde -tabiri caizse- banka aracılığıyla yaptığım ödemenin ispatı için ibraname sözleşmesi düzenliyorum gibi saçma sapan bir durum ortaya çıkıyor.

Ödemenin, banka yoluyla yapılması şartı, -ancak- kanunda tanzim olunan delil sözleşmesi olarak nitelendirilebilir. Ve bu meyanda:

6100 S.K. m.193: "Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler..."

gereği işçi ve işveren; ibra sözleşmesinde, banka aracılığıyla ödeme yapılması hususundaki delil sözleşmesi dışında bir delil sözleşmesi kararlaştırabilmelidirler (diye düşünüyorum ).

P.S: Tabii 9. Dairenin bunu "zinhar" kabul etmeyeceğini biliyorum Bu arada Adalet Komisyonu Raporu'nda "şekil ve geçerlik şartları belirgin hale getirilmiş" dediğine göre birinci şekil kelimesi "ispat şekli" demek ki

Saygılar...
Old 18-04-2011, 13:19   #11
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Geçtiğimiz hafta, İzmir Barosu'nun düzenlediği seminerde, hizmet akitlerine ilişkin bölümü Prof. Cevdet Yavuz anlattı. Sizin düşüncelerinizin aynısını soru olarak yönelttim kendisine. Verdiği cevaptan tatmin olmadım.


Sayın Tip,

Hocamızın görüşünü paylaşmanız mümkün mü?
Old 18-04-2011, 13:59   #12
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Engin Özoğul
Sayın Tip,

Hocamızın görüşünü paylaşmanız mümkün mü?

Mümkün değil.
Old 19-04-2011, 13:27   #13
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
...
Ceza koşulu ve ibra:

6098 S.K. m.420: "...İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür..."

...

Bu, bir aylık sürenin yasaya konulma sebebi:

4857 S.K. m.20: "İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir..."

düzenlemesindeki bir aylık hak düşürücü süredir (diye düşünüyorum )

* Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının muacceliyet tarihi, hizmet akdinin feshedildiği tarihtir. Böylece işveren, sözleşmenin sona ermesiyle kıdem ve ihbar tazminatını ödemekle yükümlü hale gelmektedir ve kanun da işverene, bu ödemeyi banka aracılığıyla yapacaksın, ibranameyi de yaptıktan bir ay sonra alabilirsin demektedir. Böylece ibraname tarihi itibariyle (dolayısıyla kanunda düzenlenen sözleşme açısından) akdedilen işbu sözleşmede, sözleşmenin in'ikadından önceye dair bir "geçerlilik şekil" şartının öngörülmesi söz konusu edilemeyeceğine göre de; düzenlemedeki bankaya dair hususun "sözleşmenin geçerlilik şartı" olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindeyim.

Saygılar...
Old 20-04-2011, 14:32   #14
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

6098 S.K. m.131 vd maddelerinde Borcun "sona erme halleri" olarak ifa, ibra, yenileme, birleşme, ifa imkansızlığı, takas ve ikinci ayrımda da "zamanaşımı" düzenlenmiştir.

6098 S.K.

B.İbra:
m.132: "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir."

"Borç ibrası, borç doğuran bir akit olmayıp bir tasarruf muamelesidir, ki bununla alacaklı kendi mamelekine dahil bir aktifi terk eder... Borçlu(veya üçüncü bir şahıs) tarafından verilecek karşılık bir ivaz mukabilinde alacaktan feragat, kaideten, bir borç ibrası değil, alacağın sukutunu mucip ifa yerini tutan bir eda sayılır. Borç ibrasının hukuki sebebi ekseriya bir sulhdür, ki bununla alacaklı ihtilaflı bir alacağı veya şüpheli bir kıymeti borçlunun kendisine temin ettiği bir menfaat mukabilinde terk eder... (Borçlar Hukuku,Andreas von Tuhr)"

"İbra, borçluyu borcu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır. Diğer bir ifade ile ibra, alacaklının borçlu ile yaptığı bir akitle alacağından vazgeçerek borçluyu borçtan kurtarmasıdır... (Borçlar Hukuku, Oğuzman/Öz)"

"Alacaklının alacak hakkından vazgeçmesine ve bu suretle borçlunun borçtan kurtarılmasına ilişkin bulunan akde ibra denir... (Borçlar Hukuku, Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop)"

6098 S.K. 420. maddesindeki düzenlemenin madde başlığı her ne kadar "...ibra" ise de; "hak tutarının banka aracılığıyla noksansız olarak ödenmiş olması" -İFA-dır ve ibranın mahiyeti gereği ibra sözleşmesinin şartı olarak düşünülemez ve düzenlenemez; maddenin düzenlenişi, işçiyi korumak adına (???) hukuki garabete yol açmıştır (diye düşünüyorum )

Saygılar...
Old 20-04-2011, 15:05   #15
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
6098 S.K. m.131 vd maddelerinde Borcun "sona erme halleri" olarak ifa, ibra, yenileme, birleşme, ifa imkansızlığı, takas ve ikinci ayrımda da "zamanaşımı" düzenlenmiştir.

6098 S.K.

6098 S.K. 420. maddesindeki düzenlemenin madde başlığı her ne kadar "...ibra" ise de; "hak tutarının banka aracılığıyla noksansız olarak ödenmiş olması" -İFA-dır ve ibranın mahiyeti gereği ibra sözleşmesinin şartı olarak düşünülemez ve düzenlenemez; maddenin düzenlenişi, işçiyi korumak adına (???) hukuki garabete yol açmıştır (diye düşünüyorum )

Saygılar...

Kanun, "işçi işveren arasındaki ibra sözleşmelerini" ayrıca düzenlemiş olduğundan, bu ibra ile normal ibra arasındaki benzerlik, isim benzerliğidir.
Ama "başka isim mi yoktu" sorusu karşısında, garabet yine çıkıyor ortaya.

Daha önce Yargıtay kararlarında geçen şu ifade yasaya geçse bu kadar garip olmazdı.
Alıntı:
İş Hukukunda ibra sözleşmeleri dar yorumlanmalı ve borcun asıl sona erme nedeni ifa olarak ele alınmalıdır.
Old 20-04-2011, 15:17   #16
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Kanun, "işçi işveren arasındaki ibra sözleşmelerini" ayrıca düzenlemiş olduğundan, bu ibra ile normal ibra arasındaki benzerlik, isim benzerliğidir.

Ama "başka isim mi yoktu" sorusu karşısında, garabet yine çıkıyor ortaya.

Daha önce Yargıtay kararlarında geçen şu ifade yasaya geçse bu kadar garip olmazdı.


Buna katılmıyorum; kanunda işçi ile işveren arasındaki (düzenlemeye çalıştıkları) ödemeye ilişkin konuda yapılan akit, imzalanan belge ...v.b. adına ne derseniz deyin bir tür makbuzdur (yargıtayın kısmi ödeme için belirttiği bu ifade tam ödemeler için de geçerlidir).

Kanundüzenleyiciler (kanaatimce ) ibra ile makbuzu birbirine karıştırmıştır, bu düzenlemenin ibra ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Şayet ben işveren olarak bir ödemede bulunuyor isem (borcu ifa ediyorum) buna dair aldığım belge bankadan da alsam işçinin imzasını havi belge de alsam artık bu belge ödememi kanıtlayacağım bir delildir.

Şöyle de ifade etmem mümkün; yasaya göre (sizin de belirttiğiniz cümleye benzer şekilde) -işçi ile işveren arasındaki borç sadece "ifa" ile sona erer- gibi bir düzenleme yapılmaya çalışılmış; ve başarı oranını veriyorum: %0 .

Saygılar...
Old 20-04-2011, 15:24   #17
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Buna katılmıyorum; kanunda işçi ile işveren arasındaki (düzenlemeye çalıştıkları) ödemeye ilişkin konuda yapılan akit, imzalanan belge ...v.b. adına ne derseniz deyin bir tür makbuzdur (yargıtayın kısmi ödeme için belirttiği bu ifade tam ödemeler için de geçerlidir).

Kanundüzenleyiciler (kanaatimce ) ibra ile makbuzu birbirine karıştırmıştır, bu düzenlemenin ibra ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Şayet ben işveren olarak bir ödemede bulunuyor isem (borcu ifa ediyorum) buna dair aldığım belge bankadan da alsam işçinin imzasını havi belge de alsam artık bu belge ödememi kanıtlayacağım bir delildir.

Şöyle de ifade etmem mümkün; yasaya göre (sizin de belirttiğiniz cümleye benzer şekilde) -işçi ile işveren arasındaki borç sadece "ifa" ile sona erer- gibi bir düzenleme yapılmaya çalışılmış; ve başarı oranını veriyorum: %0 .

Saygılar...

Hem "bunların, ibra dediği ibra değil, makbuzdur" diyip, hem de benim "sen bakma ibra dendiğine, bu bir isim benzerliği, aslında bu bildiğimiz ibra değil" düşünceme nasıl katılmadığınızı anlayamadım.
Old 20-04-2011, 15:31   #18
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Hem "bunların, ibra dediği ibra değil, makbuzdur" diyip, hem de benim "sen bakma ibra dendiğine, bu bir isim benzerliği, aslında bu bildiğimiz ibra değil" düşünceme nasıl katılmadığınızı anlayamadım.

Çünkü diyorsunuz ki:

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Kanun, "işçi işveren arasındaki ibra sözleşmelerini" ayrıca düzenlemiş olduğundan, bu ibra ile normal ibra arasındaki benzerlik, isim benzerliğidir

Bu durumda söylediğinizden anladığım şey şu: hukuken iki tür ibra vardır: 1- Bildiğimiz ibra, 2- 6098 S.K. a kadar bilmediğimiz ve kanunla işçi ile işveren arasında düzenlenen ve kanunkoyucunun yeni ihdasa çalıştığı ibra...

Bundan maada siz, aynı şeyden bahsediyoruz diyorsanız onu da kabul ederim tabii

Saygılar...
Old 20-04-2011, 15:59   #19
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Çünkü diyorsunuz ki:



Bu durumda söylediğinizden anladığım şey şu: hukuken iki tür ibra vardır: 1- Bildiğimiz ibra, 2- 6098 S.K. a kadar bilmediğimiz ve kanunla işçi ile işveren arasında düzenlenen ve kanunkoyucunun yeni ihdasa çalıştığı ibra...

Bundan maada siz, aynı şeyden bahsediyoruz diyorsanız onu da kabul ederim tabii

Saygılar...

131 vd. maddelerde, ibra'ya yapılan atfılarla, 419. maddeye çözüm bulmak zor olur düşüncesindeyim. Orda atıf yapılan ibra, bu ibra değil diyorum.

İbranice'ye mi çalışsak biraz da?
Old 24-05-2011, 14:54   #20
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda "Hizmet Sözleşmeleri" 393. maddeden başlıyor. Kanunun Genel Gerekçesi'nde:

"Altıncı Bölüm

Hizmet Sözleşmeleri

Altıncı Bölüm "Hizmet Sözleşmeleri" başlığı altında üç ayırımdan oluşmaktadır. Hizmet Sözleşmeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun kapsamı dışında kalan işçileri kapsamaktadır. Bu işçiler ile İş Kanunu'nun kapsamına giren işçiler arasında çok büyük farklılık yaratılmamaya çalışılmıştır..."

deniyor;

4857 S.K.
İstisnalar
m.4: "Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;
a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,
b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,
c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,
d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,
e) Ev hizmetlerinde,
f) İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere çıraklar hakkında,
g) Sporcular hakkında,
h) Rehabilite edilenler hakkında,
ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.

Şu kadar ki;
a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,
b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,
c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,
d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,
e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,
f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,

Bu Kanun hükümlerine tabidir."



Saygılar...
Old 24-05-2011, 15:31   #21
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip

Geçtiğimiz hafta, İzmir Barosu'nun düzenlediği seminerde, hizmet akitlerine ilişkin bölümü Prof. Cevdet Yavuz anlattı. Sizin düşüncelerinizin aynısını soru olarak yönelttim kendisine. Verdiği cevaptan tatmin olmadım.

,

Ne cevap verdi ki, tatmin olmadın?
Old 24-05-2011, 15:37   #22
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
Buna katılmıyorum; kanunda işçi ile işveren arasındaki (düzenlemeye çalıştıkları) ödemeye ilişkin konuda yapılan akit, imzalanan belge ...v.b. adına ne derseniz deyin bir tür makbuzdur (yargıtayın kısmi ödeme için belirttiği bu ifade tam ödemeler için de geçerlidir).

Kanundüzenleyiciler (kanaatimce ) ibra ile makbuzu birbirine karıştırmıştır, bu düzenlemenin ibra ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Şayet ben işveren olarak bir ödemede bulunuyor isem (borcu ifa ediyorum) buna dair aldığım belge bankadan da alsam işçinin imzasını havi belge de alsam artık bu belge ödememi kanıtlayacağım bir delildir.

Şöyle de ifade etmem mümkün; yasaya göre (sizin de belirttiğiniz cümleye benzer şekilde) -işçi ile işveren arasındaki borç sadece "ifa" ile sona erer- gibi bir düzenleme yapılmaya çalışılmış; ve başarı oranını veriyorum: %0 .

Saygılar...



Makbuzun tanımı da kanunlarımızda yok ki! Kısmi ödemenin makbuz olarak kabulü sanıyorum BK.87. maddenin 2.cümlesinden kaynaklı.

Mevcut Türk Borçlar kanununda ibra sözleşmesi düzenlenmediğinden aslında "ibra sözleşmesinin" kanuni dayanağı da mevcut değil. Sadece Öğreti ve Yargı kararlarıyla tanınmakta... (MK.1) Dolayısıyla, "o ibra bildiğimiz ibra değil" demek de pek veciz ve bence kayda değer görünüyor.
Old 24-05-2011, 16:02   #23
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Makbuzun tanımı da kanunlarımızda yok ki! Kısmi ödemenin makbuz olarak kabulü sanıyorum BK.87. maddenin 2.cümlesinden kaynaklı.

Mevcut Türk Borçlar kanununda ibra sözleşmesi düzenlenmediğinden aslında "ibra sözleşmesinin" kanuni dayanağı da mevcut değil. Sadece Öğreti ve Yargı kararlarıyla tanınmakta... (MK.1) Dolayısıyla, "o ibra bildiğimiz ibra değil" demek de pek veciz ve bence kayda değer görünüyor.

Makbuzun tanımı var veya yok demedim; tanımının var olup olmamasına bağladığım bir düşüncem de yok

818 sayılı Borçlar Kanunu'nu değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda yapılan bir düzenlemeyi tartışıyoruz üstadım. O zaman bileceğimiz ibrayı da 14 no'lu mesajımda yazdım Diyelim ki o ve şu anda bildiğimiz ibra, bu ibra değil; 6098 S.K. 420.maddesine göre "ibra ve/veya ibra sözleşmesi", banka dekontunun yeni adı mıdır?

Saygılar...
Old 24-05-2011, 16:21   #24
pathem

 
Varsayılan

Müvekkil ibranameyi imzalayarak hesabına yatırılan tazminatları bankadan çekmek için şirket yetkilisiyle birlikte bankaya gittiğini kendisi dekontu imzalarken şirket yetkilisinin parayı saymak bahanesiyle alıp geri vermediğini iddia ediyor. Dava açıldığında bu iddiayı ispatlamak hususunda fikirlerinizi bekliyorum. Saygılar.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Taksitlendirilmiş Kıdem ve İhbar Tazminatı Av.Barış Sevim Meslektaşların Soruları 0 12-10-2009 13:17
Kıdem Ve İhbar Tazminatı Av.Ayşegül Çoban Meslektaşların Soruları 1 25-09-2008 16:20
Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, Yıllık Ücretli İzin Alacakları, Genel Tatil.... Yönetmen Meslektaşların Soruları 6 12-09-2008 20:50
İhbar ve kıdem tazminatı. Av. M. K. ATAYURT Meslektaşların Soruları 1 06-02-2008 15:55
Kıdem Ve İhbar Tazminatı Sitki Bakir Hukuk Soruları Arşivi 1 10-08-2005 12:07


THS Sunucusu bu sayfayı 0,19513202 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.