Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Yanıt
Old 23-04-2010, 10:50   #1
avfatih

 
Dikkat Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

Katılan taraf olduğumuz bir trafik kazasına ilişkin yürütülen ceza yargılamasında başta bu yönde bir görüş olmamasına rağmen Adli Tıp Kurumu raporunda Karayolları Genel Müdürlüğü de kusurlu tespit edilmiştir.Bizim yol inşaatını yapan müteahhitin kusurlu olduğu yönündeki ek rapor taleplerimiz mahkemece reddedilerek karar verilmiştir. Burada Karayolları Genel Müdürlüğü açısından tam yargı davası 1 yıllık zamanaşımı ne zaman başlar? Teşekkürler.
Old 23-04-2010, 13:12   #2
Aybüke Kağan

 
Varsayılan


İYUK Mad. 13

Do
ğrudan doğruya tam yargı davası açılması
Madde 13 - 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
2. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
Old 23-04-2010, 13:14   #3
av.sebahattin

 
Varsayılan

Bilirkişi raporu ile zararı ve sorumlusunu öğrendiğinize göre bilirkişi raporunun tarafınıza tebliğinden sonra başlayacaktır diye düşünüyorum.
İYUK:
Madde 13 - 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.

2. Görevli olmayan adli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.


T.C.
DANIŞTAY
10. DAIRE


Esas No.
2002/4534
Karar No.
2004/2508
Tarihi
16.03.2004


İLGİLİ MEVZUAT
2577-İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU ( İYUK )/13


KAVRAMLAR
SAKATLIK ORANINDA MEYDANA GELEN ARTIŞ
EMNİYET AMİRLİĞİ HİZMET BİNASI VE LOJMANLARINA TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUPLARINCA YAPILAN SİLAHLI SALDIRI SONUCU YARALANMA
TAZMİNAT DAVASI
DAVA AÇMA SÜRESİNİN YENİDEN BAŞLAMASI
BİLİRKİŞİ RAPORUNUN TEBLİĞİ ÜZERİNE BAKİYE TAZMİNATIN ÖDENMESİ DAVASI


ÖZET
SAKATLIK ORANINDA MEYDANA GELEN ARTIŞIN, DAVACININ DAHA ÖNCEKİ ZARARINA NEDEN OLAN OLAYLA İLGİLİ BULUNMASI HALİNDE 2577 SAYILI KANUNUN'UN 13. MADDESİ UYARINCA DAVA AÇMA SÜRESİNİN YENİDEN BAŞLAMASI GEREKİR


İSTEMİN ÖZETİ : 29.11.1995 tarihinde Batman İli, Kozluk İlçesi Emniyet Amirliği hizmet binası ve lojmanlarına terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırı sonucu yaralanan ... için bakiye 15.973.475.608.TL, ... için ise yine bakiye 1.312.952.402.TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda, Diyarbakır İdare Mahkemesince davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen 2.11.2001 tarih ve E:2000/1250, K:2001/931 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

D.TETKİK HAKİMİ AHMET EĞERCİ DÜŞÜNCESİ : Dava, bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen tazminatın, daha önceki davada hükmedilen tazminattan yüksek olduğundan bahisle, yeniden tazminat istemlerine ilişkin olarak açılmış bulunmaktadır.

2577 sayılı Yasa'nın 31. maddesiyle yollamada bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275. maddesinde " Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez" hükme yer almaktadır.

İdare Mahkemesi, yukarıda aktarılan Yasal düzenlemeye göre uyuşmazlığı çözebilmek için destekten yoksun kalma tazminatını bilirkişiye hesaplatmıştır.

Bu durumda; destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan konulardan biridir. Ayrıca bilirkişiler tarafından incelenen konular halkın geneli tarafından bilinemeyen, uzmanlık gerektiren konulardır.

Uzmanlık gerektiren konularla ilgili, içerik açısından doyurucu, açıklanmış bilirkişi raporlarının gerçeğe yakın ve uyuşmazlıkları çözmeye yönelik nitelikleri vardır. Davacıların dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi gerçek zararı tam tahmin edememeleri uzmanlık gerektiren bir konuda doğaldır.

Diyarbakır İdare Mahkemesi'nin 1998/504 esasına kayıtlı davada, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen rapor Mahkeme'si tarafından de benimsenmiştir. Aksi halde ek ropor isteyebileceği gibi başka bir bilirkişiyi de seçebilirdi.

Bu durumda; davacının daha sonra açtığı ve bakiye niteliğindeki zararının istemindeki bu davasında, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor sonucunda, asıl zararının ilk davadaki isteğinden fazla olduğunu öğrendiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde yeni bir dava açmasına engel durum bulunmamaktadır.

Ayrıca, dava açma süresine ilişkin 2577 sayılı Yasa'daki genel nitelikteki ve özel olarak tazminat davalarına özgü olarak 13. madde de getirilen düzenlemenin amacı, kişileri hak aramadan yoksun bırakmak değil, idari istikrar sağlamaktır. Bu açıdan tazminat istemine ilişkin olarak açılan ilk dava ile idarenin hangi eyleminin yargılanacağı ortaya konmuş olmaktadır. Dolayısıyla yargı yerlerine bu eylem nedeniyle daha sonradan açıklanacak dava ile idarenin durumunda, konumunda, istikrarında bir değişme olmamaktadır.

İdari Yargının amacı ve idari yargının işlevine bakılacak olursa yargılanan idarenin kendisi, idari organ değil, idarenin yaptığı işlem veya eylem olduğu görülecektir. Dolayısıyla açılacak davada önemli olan yargılanacak olan eylemi ilk başta ortaya koymaktır. Davacı açtığı davada istediği tazminat kaleminin dayandırdığı yargılanmasını istediği eylem ve işlemi daha sonra değiştiremiyecektir.

Bu nedenlerle, asıl zararın ilk davada istenen zarardan fazla olduğunun öğrendiği tarihin incelenmesi gerektiği düşüncesi ile temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI ZERRİN GÜNGÖR DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, 29.11.1995 tarihinde Batman İli, Kozluk İlçesi Emniyet Amirliği hizmet binası ve lojmanlarına terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırı sonucu yaralanan ... için bakiye 15.973.475.608.TL, ... için ise yine bakiye 1.312.952.402.TL. maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Diyarbakır İdare Mahkemesince, idari eylemlerden kaynaklanan bedensel zararların kesin sağlık kurulu raporunun öğrenildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde öngörülen süre içerisinde davalı idareye yapılacak başvuruya verilecek cevap üzerine uğranıldığı ileri sürülen zararın tamamı için dava açılabileceğinden ve idari yargı yerinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle kısım kısım dava açma olanağı bulunmadığından açılan işbu davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Davacı, hukuka aykırı olduğu savıyla temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden, 28.11.1995 tarihinde Batman, Kozluk İlçesi Emniyet Amirliği hizmet binasına ve lojmanlarına terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırı sonucu, davacılardan ...'in yaralandığı, Karabük Emniyet Müdürlüğü'nün 30.10.1997 günlü sevki üzerine Ankara Numune Hastanesi'ne verilen 3.11.1997 tarih ve 28737 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile sakatlık derecesinin %50 olduğunun saptanması üzerine Diyarbakır İdare Mahkemesi'nin 1998/504 esasında kayıtlı dosyasında 2.000.000.000.TL. maddi ve 3.000.000.000.TL. manevi tazminat istemiyle tam yargı davasının açıldığı, davacıların maddi zararların tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda sunulan raporda, davacılardan ...'in toplam zararının 1.812.952.402.TL., ...'in ise 16.973.479.608.TL. olduğunun belirlendiği, Mahkemesi'nce 19.9.2000 tarih ve K:2000/708 sayılı karar ile taleple bağlı kalınarak davacılardan ... lehine 500.000.000.TL., ... lehine ise 1.000.000.000.TL. tazminat ödenmesine karar verildiği, açılan ilk davada bilirkişi raporunun tebliği üzerine bakiye miktarın ödenmesi istemiyle 8.8.2000 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurulduğu, anılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacının, Ankara Numune Hastanesi'nden aldığı 3.11.1997 tarihli raporda sakatlık oranı %50 olarak saptanmış ise de, dava dilekçesine ekli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 8.2.2000 tarihli belgesinden hareketle zarara neden olan 28.11.1995 tarihli olayla ilgili olarak tedavisinin devam ettiği ileri sürüldüğünden, sözü edilen tedavinin zarara neden olan olayla ilgili olup olmadığı, %50 oranında belirlenen sakatlık durumunda bir değişikliğin meydana gelip gelmediği, sakatlık oranında bir artış olması halinde, artış oranıyla sınırlı olarak gerçekleşen zararın saptanarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın incelenmeksizin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan sakatlık oranında bir artış olmadığı, başka bir anlatımla gerçekleşen yeni bir zararın oluşmadığının saptanması halinde, davanın 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde öngörülen süreler yönünden incelenerek karar verilmesi gerektiğinden, davanın incelenmeksizin reddi yolunda verilen temyize konu kararda bu yönden de hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle 2577 sayılı Yasa'nın 49. maddesine uygun bulunan davacı temyiz isteminin kabulüne, Diyarbakır İdare Mahkemesi'nin 2.11.2001 tarih ve E:2000/1250, K:2001/931 sayılı kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesi'ne gönderilmesine 16.3.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 23-04-2010, 13:51   #4
avfatih

 
Dikkat

Daha önceki bilrikişi raporlarında böyle bir kusur değerlendirmesi mevcut değildi. Bizde rapora itiraz ettik ve mahkeme yeni rapor alma taleplerimizi reddetti ve neticeten karar verdi.(raporun tebiğ tarihi ile karar tarihi arasında yaklaşık 1 yıl var) Bizde Karayolları'nda değil müteahhit firmada kusur olduğunu düşündüğümüzden bu aşamada bir işlem yapmadık(zira yeni bir bilirkişi incelemesi yapılabileceğini düşünüyorduk) mahkemenin adli tıp raporunu dayanak yapıp karar vermesinden 2 ay sonra yazılı olarak idareye başvurduk ve şimdi dava açmayı düşünüyoruz

Zamanaşımı karar tarihi ya da kararın kesinleşmesinden sonra başlamaz mı?

Zira Karayolları'nın kusuru bulunup bulunmadığı rapor tarihi itibairle hala belirli değildir.
Old 23-04-2010, 14:25   #5
avfatih

 
Varsayılan

Burada Ceza Zamanaşımı uygulanamaz mı? Herhalde 1 yıllık süre mi geçerlidir?
Old 23-04-2010, 14:45   #6
av.sebahattin

 
Varsayılan

Trafik Kanunun 109. maddesi ve ceza zamanaşımı süresinin uygulanabileceği noktasında tereddütlüyüm.
Old 24-04-2010, 12:56   #7
avfatih

 
Varsayılan

Ceza mahkemesi araç sürücüsünün cezalandırmasına yönelik gerekçeli kararında karararın kesinleşmesi ile diğer kusur sahipleri (yani Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri) hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbarda buunulmasına karar vermiştir.

Karayolları yetkilileri hakkında kararın kesinleşmesi ile ceza soruşturması yürüyüleceği göz önüne alındığında tam yargı davası için zamanaşımından söz edebilir miyiz?
Old 24-04-2010, 21:35   #8
av.sebahattin

 
Varsayılan

Karayolları görevlilerinin işledikleri suça göre zamanaşımı süresi KTK 109 devamı maddelerine göre göre uzayacaktır. Fakat anayasanın 129. maddesi buna engel olur mu? !!!! Benim de kafam karıştı meslektaşım
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Vekalet ilişkisi ne zaman başlar ? emirka Avukatlık Hukuku Çalışma Grubu 6 22-07-2010 12:13
Staj ne zaman başlar kapgan Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 11 15-08-2008 17:13
Sigortalılık süresi ne zaman başlar? Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 1 23-01-2008 12:32
taşınır haczinde haczin düşmesi için 1 yıllık zamanaşımı süresi ne zaman başlar? nil-nil Meslektaşların Soruları 11 25-04-2007 09:46
vasinin yetkisi ne zaman başlar Av.ulasyılmaz Meslektaşların Soruları 3 15-03-2007 08:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11769795 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.