Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Hükmün bozulması ve ödenmiş olan vekalet ücretinin geri alımı

Yanıt
Old 19-04-2010, 15:12   #1
Av.AAO

 
Varsayılan Hükmün bozulması ve ödenmiş olan vekalet ücretinin geri alımı

Selamlar,
Olay şöyle,
Sulh Hukuk'ta davacı vekilisiniz, davanız reddedildi, temyiz ettiniz(tehir-i icra talepli olduğunu dilekçeye yazmadınız) davalı vekili vekalet ücretini hemen icraya koydu icra emri tebellüğ edildi.
soru 1) Tehir-i icra talepli temyizimiz mevcut değil. Bu durumda tehir-i icra kararı alamıyor muyuz? Genel uygulama nedir? (okuduğum kadarıyla alamıyoruz)
soru 2) Diyelim ki; evet tehir-i icra kararı alamıyoruz. İcra emri gereğince borcun tümü ödendi, icra dosyası infaz oldu. Bir zaman sonra Yargıtay dosyayı bozdu ve mahal mahkemesine geri yolladı. Yapılan yargılamada bu sefer dava kabul edildi.
Şimdi; infaz olmuş icra dosyasındaki meblağı nasıl geri alabileceğiz? Bu meblağı geri almak için, davamız kabul edildiği için dava değeri, vekalet ücreti, yargılama masrafları haricinde bir kalem de infaz edilmiş dosya meblağını da ekleyebilir miyiz(mantıklı gibi)?
Soru biraz karışık gibi görünse de, icra ile ilgilenen meslektaşlar sorumu şıp diye anlamışlardır zaten. Yardımlarınızı beklerim, iyi çalışmalar.
Old 19-04-2010, 15:54   #2
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.AAO
Selamlar,
Olay şöyle,
Sulh Hukuk'ta davacı vekilisiniz, davanız reddedildi, temyiz ettiniz(tehir-i icra talepli olduğunu dilekçeye yazmadınız) davalı vekili vekalet ücretini hemen icraya koydu icra emri tebellüğ edildi.
soru 1) Tehir-i icra talepli temyizimiz mevcut değil. Bu durumda tehir-i icra kararı alamıyor muyuz? Genel uygulama nedir? (okuduğum kadarıyla alamıyoruz)
soru 2) Diyelim ki; evet tehir-i icra kararı alamıyoruz. İcra emri gereğince borcun tümü ödendi, icra dosyası infaz oldu. Bir zaman sonra Yargıtay dosyayı bozdu ve mahal mahkemesine geri yolladı. Yapılan yargılamada bu sefer dava kabul edildi.
Şimdi; infaz olmuş icra dosyasındaki meblağı nasıl geri alabileceğiz? Bu meblağı geri almak için, davamız kabul edildiği için dava değeri, vekalet ücreti, yargılama masrafları haricinde bir kalem de infaz edilmiş dosya meblağını da ekleyebilir miyiz(mantıklı gibi)?
Soru biraz karışık gibi görünse de, icra ile ilgilenen meslektaşlar sorumu şıp diye anlamışlardır zaten. Yardımlarınızı beklerim, iyi çalışmalar.

İİK m.40: "Bir ilamın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.
Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat'i bir ilâmla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.
Ancak üçüncü şahısların hüsnüniyetle kazandıkları haklara halel gelmez."

Saygılarımla...
Old 19-04-2010, 15:57   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.AAO
Selamlar,
Olay şöyle,
Sulh Hukuk'ta davacı vekilisiniz, davanız reddedildi, temyiz ettiniz(tehir-i icra talepli olduğunu dilekçeye yazmadınız) davalı vekili vekalet ücretini hemen icraya koydu icra emri tebellüğ edildi.
soru 1) Tehir-i icra talepli temyizimiz mevcut değil. Bu durumda tehir-i icra kararı alamıyor muyuz? Genel uygulama nedir? (okuduğum kadarıyla alamıyoruz)
soru 2) Diyelim ki; evet tehir-i icra kararı alamıyoruz. İcra emri gereğince borcun tümü ödendi, icra dosyası infaz oldu. Bir zaman sonra Yargıtay dosyayı bozdu ve mahal mahkemesine geri yolladı. Yapılan yargılamada bu sefer dava kabul edildi.
Şimdi; infaz olmuş icra dosyasındaki meblağı nasıl geri alabileceğiz? Bu meblağı geri almak için, davamız kabul edildiği için dava değeri, vekalet ücreti, yargılama masrafları haricinde bir kalem de infaz edilmiş dosya meblağını da ekleyebilir miyiz(mantıklı gibi)?
Soru biraz karışık gibi görünse de, icra ile ilgilenen meslektaşlar sorumu şıp diye anlamışlardır zaten. Yardımlarınızı beklerim, iyi çalışmalar.

1- Tehir-icra talep etmediğiniz için Yargıtay bu hususta bir karar vermeyecektir

2-İİK 40 ıncı maddedeki merasimi izleyeceksiniz.

Alıntı:
MADDE 40 - (Değişik 1. fıkra: 5311 - 2.3.2005 / m.7 - Yürürlük m.30) Bir ilamın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.

Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kat'i bir ilâmla tahakkuk ederse ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur. (Değişik 2. fıkra: 5311 - 2.3.2005 / m.7 - Yürürlük m.30) Bir ilam hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.
Ancak üçüncü şahısların hüsnüniyetle kazandıkları haklara halel gelmez.


3- Dava sizin lehinize sonuçlandığında bildiğiniz ilamlı takibi yapacaksınız.
Old 19-04-2010, 16:01   #4
Av.AAO

 
Varsayılan

Cevaplar için teşekkür ederim.
Tehir-i icra isteyemeyeceğimi (belirtilen nedenden ötürü) anladım.
Şunu anlamadım(daha uygulamadığımdan): Başkaca bir merasime gerek olmaksızın, icra emri uyarınca ödenen meblağı nasıl alabiliyorum?
Merasime tabi olmamak tam olarak nedir?
Saygıdeğer Suat Bey,
İlamlı takip yapıyorum, müvekkilin ödemiş olduğu meblağı bir alacak kalemi olara mı ekliyorum(dediğinizden bunu anladım)?
Tekrar zamanınızı alıyorum, sağolun.
Old 19-04-2010, 18:41   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.AAO
Cevaplar için teşekkür ederim.
Tehir-i icra isteyemeyeceğimi (belirtilen nedenden ötürü) anladım.
Şunu anlamadım(daha uygulamadığımdan): Başkaca bir merasime gerek olmaksızın, icra emri uyarınca ödenen meblağı nasıl alabiliyorum?
Merasime tabi olmamak tam olarak nedir?
Saygıdeğer Suat Bey,
İlamlı takip yapıyorum, müvekkilin ödemiş olduğu meblağı bir alacak kalemi olara mı ekliyorum(dediğinizden bunu anladım)?
Tekrar zamanınızı alıyorum, sağolun.

1- Ödenmiş olan icra borcu için, aynı icra dosyasına lehinize kesinleşmiş ilamı ibraz edip; o dosyanın alacaklısına muhtıra gönderilmesini talep edeceksiniz. Kendisine gönderilen muhtıraya rağmen tahsil ettiği rakamı dosyaya yatırmayan eski-alacaklıya başkaca bir işleme gerek kalmadan hacze gidebilirsiniz.

2- Yukarıda ödemiş olduğunuz rakamın iadesi için yapılacakları yazdım. Bu defa son hükümle karar altına alınan alacak+faiz+yargılama gideri+ mahkeme vekalet ücreti için ayrıca bir ilamlı takip yapacaksınız.
Old 20-04-2010, 12:48   #6
ISTANAZ

 
Varsayılan

Neden kararı temyiz ettiğinize ilişkin mahkemeden alacağınız yazı ile icra müdürlüğünden mehil talep etmiyorsunuz. Mutlaka süre verilecektir. Teminatı yatırıp alacağınız mehil vesikası ile ilgili Yargıtay dairesine Tehir-i icra talebinde bulunduğunuza ilişkin dilekçenizi verin. Temyiz dilekçenizde belirtmediniz diye bunun reddedileceğini sanmıyorum. Bu konu daha önce de tertışıldı. Dairelerin farklı uygulamaları var mı bilmiyorum.
Old 20-04-2010, 14:28   #7
av. cafer özkan

 
Varsayılan

Sn. Istanaz'ın görüşüne katılıyorum. HUMK'da tehir-i icra talebi için bir süre öngörülmemiştir.
Old 07-06-2011, 16:36   #8
AV.ARZU KILIÇ

 
Varsayılan

Herkese merhabalar;

benim de şöyle bir sorum var... icra dosyasından asıl alacağı asilin kendisi çekiyor, aynı gün icra dairesine birlikte gittikleri vekili ise vekalet ücretini çekiyor.. şimde icranın iadesi şartları oluştu böyle bir tabloda avukat vekalet ücretini kendisi tahsil ettiği için onun iade yükümlülüğü doğmuş olmaz mı.. etik açıdan doğduğunu düşünüyorum ancak hukuki açıdan doğrudan bir dayanağını bulamıyorum.. zira vekalet ücretini tahsil eden avukat iadeye yanaşmıyor gerekçesini de ben dosyanın tarafı değilim alacaklı asilden isteyin diyor.. bu yaklaşımı hukuki açıdan nasıl değerlendirirsiniz.. karar arıyorum ancak bulamıyorum....

zaman ayırıp cevap veren meslektaşlara şimdiden teşekkürlerimi iletirim...
Old 07-06-2011, 16:56   #9
Levent Cirit

 
Varsayılan

Avukatlık Kanunu Md.164/son "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir."

Salt bu madde dayanak yapılarak dahi iade talep edilebilir kanaatindeyim.
Old 07-06-2011, 17:08   #10
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan AV.ARZU KILIÇ
Herkese merhabalar;

benim de şöyle bir sorum var... icra dosyasından asıl alacağı asilin kendisi çekiyor, aynı gün icra dairesine birlikte gittikleri vekili ise vekalet ücretini çekiyor.. şimde icranın iadesi şartları oluştu böyle bir tabloda avukat vekalet ücretini kendisi tahsil ettiği için onun iade yükümlülüğü doğmuş olmaz mı.. etik açıdan doğduğunu düşünüyorum ancak hukuki açıdan doğrudan bir dayanağını bulamıyorum.. zira vekalet ücretini tahsil eden avukat iadeye yanaşmıyor gerekçesini de ben dosyanın tarafı değilim alacaklı asilden isteyin diyor.. bu yaklaşımı hukuki açıdan nasıl değerlendirirsiniz.. karar arıyorum ancak bulamıyorum....

zaman ayırıp cevap veren meslektaşlara şimdiden teşekkürlerimi iletirim...

Belki etik gelmeyebilir ama karşı taraf vekilinin yaptığı yasaldır. Mahkeme vekalet ücretleri "taraflar" adına verilmektedir. Av.K.164 ise, müvekkil ve vekil arasındaki iç ilişkiyi düzenlemektedir.
Old 07-06-2011, 18:33   #11
AV.ARZU KILIÇ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Belki etik gelmeyebilir ama karşı taraf vekilinin yaptığı yasaldır. Mahkeme vekalet ücretleri "taraflar" adına verilmektedir. Av.K.164 ise, müvekkil ve vekil arasındaki iç ilişkiyi düzenlemektedir.

öncelikle vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim... evet kesinlikle etik değil.. aynı zamanda adil de gelmiyor bana.. zira icradan asıl alacağı bizzat asil çekiyor vekalet ücretini ise vekil tahsil ediyor... bütün alacağı asil çekmiş olsa vekili hiç muhatap almazdık ... vekalet ücreti aslında vekilin uhdesinde..burda mahkeme vekalet ücreti ile birlikte tahsil ettiği icra vekalet ücreti de var tabi... diğer yandan, örneğin sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açacak olsam vekil tahsil ettiği için ona dava açmak gerekmez mi.. vekilin bu paranın kendi uhdesinde olmadığına dair bir itirazı yok.. asilde yüklü bir miktar parayı tahsil edip kayıplara karıştı ... etik olmayan bu durumun bir yasal dayanağı olması gerekir diye çabalıyorum ama
Old 07-06-2011, 21:56   #12
BALDIRAN

 
Varsayılan

Merhaba.Sizin borç/alacak ilişkisinde muhatabınız yani borçlu tarafı olan asilin kendisidir ve siz alacağınızı , davanın karşı tarafından yani asilden isteyeceksiniz, vekilin aldığı parayı asile verip vermediği, o paranın kimin uhdesinde olduğu onların arasındaki iç ilişkidir. Saygılar
Old 08-06-2011, 10:49   #13
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan AV.ARZU KILIÇ
öncelikle vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim... evet kesinlikle etik değil.. aynı zamanda adil de gelmiyor bana.. zira icradan asıl alacağı bizzat asil çekiyor vekalet ücretini ise vekil tahsil ediyor... bütün alacağı asil çekmiş olsa vekili hiç muhatap almazdık ... vekalet ücreti aslında vekilin uhdesinde..burda mahkeme vekalet ücreti ile birlikte tahsil ettiği icra vekalet ücreti de var tabi... diğer yandan, örneğin sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açacak olsam vekil tahsil ettiği için ona dava açmak gerekmez mi.. vekilin bu paranın kendi uhdesinde olmadığına dair bir itirazı yok.. asilde yüklü bir miktar parayı tahsil edip kayıplara karıştı ... etik olmayan bu durumun bir yasal dayanağı olması gerekir diye çabalıyorum ama

Bazı icra daireleri dosyaya yatan paranın tamamını alacaklı asil çekmek istediğinde ya bir şekilde engel olmaktalar ya da vekalet ücretini ayrık tutmaktalar. Bizzat şahit oldum. Yani olayınızdaki asil, paranın tamamını çekebilseydi karşı taraf vekili de mağdur olacaktı. Paranın kendi uhdesinde olduğunu kabul etmesinin size bir yararı yok. Yasal dayanak bulmanız ise zor.
Old 21-02-2012, 14:47   #14
AV.SEDAT

 
Varsayılan

Yeni konu açmadan buradan sormak istiyorum. alacaklı vekili ret vekalet ücretini icraya koydu; biz de kendisine banka kanalı ile ödeme yaptık. mahkeme kararı yargıtayda bozuldu ve bozma doğrultusunda yaptırılan incelemeler sonucunda dava artık lehimize döndü. aradan da 3 yıla yakın bir süre geçti (bizim vekile ödeme yapmamızın üzerinden)...

sormak istediğim husus, muhtırada bu parayı faiziyle birlikte mi talep edeceğiz, yoksa karşı taraf sadece bizim ödediğimiz miktarı iadeyle mi mükellef? neticede bize yapılan takipte her gün için vekalet ücretine de faiz işliyordu.. şimdi de aynısının olması gerekmez mi? bu şekilde soruyorum çünkü bence gerekir ama dayanak karar bulamadım
Old 21-02-2012, 15:15   #15
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan AV.SEDAT
Yeni konu açmadan buradan sormak istiyorum. alacaklı vekili ret vekalet ücretini icraya koydu; biz de kendisine banka kanalı ile ödeme yaptık. mahkeme kararı yargıtayda bozuldu ve bozma doğrultusunda yaptırılan incelemeler sonucunda dava artık lehimize döndü. aradan da 3 yıla yakın bir süre geçti (bizim vekile ödeme yapmamızın üzerinden)...

sormak istediğim husus, muhtırada bu parayı faiziyle birlikte mi talep edeceğiz, yoksa karşı taraf sadece bizim ödediğimiz miktarı iadeyle mi mükellef? neticede bize yapılan takipte her gün için vekalet ücretine de faiz işliyordu.. şimdi de aynısının olması gerekmez mi? bu şekilde soruyorum çünkü bence gerekir ama dayanak karar bulamadım

İİK 40 ıncı maddeye göre iade talep ettiğinizde, tabii ki ödediğiniz parayı alacaksınız. Çünkü alacaklının haksız bir talebi yok ki...Mahkeme ilamını icraya konu etmiş.

Ancak sizin durumunuz sanki biraz değişik gibi. Çünkü siz, icra dosyasına yatırmamış, banka havalesi ile ödeme yapmışsınız. Sanki adi takip ile(ve faiziyle) isteyebilirsiniz gibi düşünüyorum.
Old 02-03-2012, 11:48   #16
av.sgenc

 
Varsayılan

Av.Sedat beyin sorusuna istinaden,
Karşı tarafa vekalet ücretini icra takibi kanalı ile ödemiş olalım. Doğaldır ki karşı taraf parayı icra dosyasından tahsil ederken cezaevi harcı ve tahsil harcı kesilecek.
Peki biz karşı tarafa muhtıra gönderdiğimizde hangi miktarı talep edebileceğiz?
Dosyaya yatırılan parayı mı? yoksa karşı tarafça tahsil edilen miktarı mı?
Harçları karşı taraftan talep edemeyecek isek nereden talep edebileceğiz?
Diyelim ki karşı taraf tahsil etmiş olduğu parayı dosyaya iade etti. Şİmdi İcra Müdürlüğü bu paradan da harç tahsil edebilecek midir?
Saygılarımla...
Old 02-03-2012, 18:04   #17
Av.Ömer GÖKÇE

 
Varsayılan

İİK madde 40 gereğince, eski hale getirme talebinde bulunabileceğiniz gibi, icra dosyası infaz edildikten sonra ayrı bir takibe konuda yapabilmeniz mümkün( elbette ayrı takip ilamsız olacaktır, doğal olarak). Bu arada ödeme tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için faiz de talep edebilirsiniz. Her iki konuda (ayrı takip ve faiz) Yargıtay kararları mevcut. Sayın Suat Ergin'in ifade ettiği gibi. Saygılar.
Old 05-03-2012, 08:41   #18
AV.SEDAT

 
Varsayılan

Burada problem, yasanın çok kötü ve hatta saçma şekilde kaleme alınmış olması sanırım.. Pek çok soru sorulabilir bununla ilgili ve cevap veremez, mevcut düzenlememiz..

Bir alacak davasında ilamın icrası için mahkeme hükmünün kesinleşmesi beklenmiyor ise, bunun eski hale iadesi için niye kesinleşen bir hüküm aranıyor?

Yasa hüküm bozulana kadar kadar bir şekilde ödemeden kaç(ın)mayı başarmış borçluyu açıkça korurken (muamelenin durması 40/1) borcunu ödemiş ve temyiz merciinin ilk kararına göre bu ödemeyi en azından o an için gerek olmadığı halde yapmış borçluyu ise cezalandırmıyor mu?

Bozma üzerine haksızlığının ve iade borcunun ortaya çıkacağından emin olan bir alacaklının mallarını kaçırma ve iadeyi imkansız kılma yoluna gideceği şüphesi ve hatta bu yönde eylemleri olsa dahi buna bir önlem alınamıyor. Bu nasıl hukuk mantığıdır?

Borçlu / iade alacaklısı, söz konusu nakıs ilam yüzünden ilam tarihinden itibaren iğneden ipliğe herşeye faiz ödemek zorunda kalırken, benim olayımdaki gibi söz gelimi aksi hüküm 3-4 yılda kesinleşirse neden sadece ödediği tutarı ve neden faizsiz alacak? en azından ödediği tutara davanın türüne göre yasal/ticari faiz alınması ve hatta vekil vasıtası ile takip ediyorsa buna vekalet ücreti tahakkuk ettirilmesi (tıpkı söz konusu ilamın icrasında alacaklı vekiline ettirildiği gibi) gerekmez mi?
Old 05-03-2012, 08:43   #19
AV.SEDAT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer GÖKÇE
Bu arada ödeme tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için faiz de talep edebilirsiniz. Her iki konuda (ayrı takip ve faiz) Yargıtay kararları mevcut. Sayın Suat Ergin'in ifade ettiği gibi. Saygılar.

Sn. meslektaşım; bahsettiğiniz Yargıtay kararlarının en azından numaralarını paylaşabilir misiniz? Ben aradım bulamadım; biraz da kavram olarak neyi arayacağımı tam kelime olarak bilemediğimden sanırım..
Old 05-03-2012, 14:29   #20
Av.Ömer GÖKÇE

 
Varsayılan

Sayın Av.Sedat Bey,
Her iki kararıda sunuyorum. Faydalı olması temennisiyle. Saygılar.


T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/3032

K. 2008/5497

T. 25.11.2008

• İCRANIN İADESİ ( Davanın Açıldığı Tarihte Davacının Bu Alacağı İade Etmek Zorunda Olduğu Anlaşıldığından Davacının İtirazın İptali veya Alacak Davası Açmakta Hukuki Yararı Olduğu )

• HUKUKİ YARAR ( İcranın İadesi - Davanın Açıldığı Tarihte Davacının Bu Alacağı İade Etmek Zorunda Olduğu Anlaşıldığından Davacının İtirazın İptali veya Alacak Davası Açmakta Hukuki Yararı Olduğu )

2004/m.40


ÖZET : Bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhine icra takibi yapmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunacağı hükmü gereğince icra memurluğu tarafından alacaklı davacıya tahsil edilen miktarın dosyaya geri yatırılması için ihtar gönderilmiştir. İcra memurluğunun ihtar yazısı davacıya 11.4.2007 tarihinde tebliğ edilmiş ve alacaklı bu davanın açılmasından sonra 18.4.2007 tarihinde ihtar edilen miktarı icra dosyasına iade etmiştir. Davanın açıldığı 16.4.2007 tarihinde davacının bu alacağı iade etmek zorunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının itirazın iptali veya alacak davası açmakta hukuki yararı olduğu sabittir. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın müvekkiline ait araca çarpması nedeniyle araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz etmesi nedeniyle icra mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davasının alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddedildiğini; davalı tarafından icra dosyasına yatırılan 6.046.66 YTL'nin iade edilmesi için icra müdürlüğü tarafından müvekkiline ihbar tebliğ edildiğini belirterek 6.046.66 YTL'nin icra takip dasyasında ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, sigortalı aracın çalınması nedeniyle çalınan araçların neden olduğu zararın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacının dava tarihi itibariyle tahsil ettiği alacağını tekrar isteyemeyeceği ancak para ödendikten sonra alacak istemi ile dava açılabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava davacıya ait araçta meydana gelen hasar bedelinin kazaya neden olan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir. Davacı alacaklı Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2005/2547 sayılı takip dosyası ile sigorta bedelinin tahsili amacıyla icra takibi yapmış, borçlu şirketin itirazı üzerine Mersin 2. İcra Mahkemesi'nde itirazın kaldırılması davası açılmış, yargılamanın devamı sırasında alacak tahsil edilmiş, icra mahkemesi tarafından itirazın kaldırılmasında dair verilen karar 12. Hukuk Dairesi tarafından alacağın tahsili gerekip gerekmediği yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesi ile bozulmuş; icra mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 40/2. maddesinde bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhine icra takibi yapmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilamla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunacağı hükmü gereğince icra memurluğu tarafından alacaklı davacıya tahsil edilen miktarın dosyaya geri yatırılması için ihtar gönderilmiştir. İcra memurluğunun 3.4.2007 tarihli ihtar yazısı davacıya 11.4.2007 tarihinde tebliğ edilmiş ve alacaklı bu davanın açılmasından sonra 18.4.2007 tarihinde ihtar edilen miktarı icra dosyasına iade etmiştir. Davanın açıldığı 16.4.2007 tarihinde davacının bu alacağı İİK 40. maddesi gereğince iade etmek zorunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının itirazın iptali veya alacak davası açmakta hukuki yararı olduğu sabittir.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 25.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/3003

K. 2003/7826

T. 12.6.2003

• ALACAK DAVASI ( İcra Dosyasına Yatırılan ve Davalı Tarafından Çekilen Paranın Yargıtay'dan Davacı Lehine Bozulduğundan İcraya Yatırıldığı Tarihten İtibaren Faiziyle İstenilmesi )

• PARADAN YOKSUN KALMADAN DOĞAN ZARAR ( Davacının Takip Alacaklısı Olan Davalıya Ödediği Paradan Bir Süre Yoksun Kalmasından Doğan Zararını Davalıdan İsteyebilmesi )

• FAİZİN BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ TARİHİ ( Zararın Davacının Parayı İcra Dairesine Yatırdığı Tarihten Davalının Prosedürüne Uygun Olarak İade Ettiği Tarihe Kadar Faizini İsteyebilmesi )

• FAİZE FAİZ YÜRÜTME ( Borçlar Kanunu Gereği Faize Faiz Yürütülmesinin Yasaklanmış Olması )

2004/m.40

818/m.104


ÖZET : Davacının, takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebilir. Bu zararı davacının parayı icra dairesine yatırdığı tarihten, davalının İİK. 40/1-II maddesi prosedürüne uygun olarak iade ettiği tarihe kadar olan faizidir. Bu tarihler arasındaki yasal faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ilamın kesinleşme tarihinden iade tarihine kadar hesaplanan faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
KARAR : Davacı, mahkeme ilamına dayalı olarak davalının aleyhine giriştiği icra takibi sonunda 22/1/1998 tarihinde 402.568.000TL. yi takip dosyasına yatırdığını, tehiri icra kararı almadıklarını bu paranın davalı tarafından icra dosyasından 3/2/1998 tarihinde alındığını; davanın Yargıtay bozma ilamı ile davacı lehine sonuçlanarak, kararın kesinleştiğini, davacının faize ilişkin haklarını saklı tutarak icradan eski halin iadesini istediğini, davalının 6/5/2002 tarihinde icra dosyasına 402.568.000TL. ödediğini, davalının, zararlarına neden olduğunu ileri sürerek asıl alacağın icraya yatırıldığı 22/1/1998 tarihinden iade edildiği 6/5/2002 tarihine kadar işleyen faizinden dolayı 956.927.145TL. alacağın dava tarihinden yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, icra dosyasına yatırılan paranın mahkeme ilamına dayanılarak alındığını, bu nedenle hukuka aykırı eylemleri bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Ankara 24.Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/5/2000 gün esas 2000/75, karar 2000/292 sayılı kararının kesinleşme tarihi 29/10/2000 tarihi ile, davalı tarafın paranın icra dosyasına iade edildiği 6/5/2002 tarihi arasında davacının talep edebileceği faizin 371.033.506TL. olduğu; bu miktarın dava tarihi olan 11/6/2002 tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki 3.bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı, davacı aleyhine aldığı ilamı icraya koyarak 402.568.000TL. yi tahsil etmiş, hükmün bilahare temyizen bozulması üzerine, davacının talebiyle icra dosyasına İİK. 40/1-II maddesinde öngörülen icranın eski hale iadesi prosedürü içinde haksız tahsil ettiği parayı iade etmiştir.
Davacının, takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebilir. Bu zararı davacının parayı icra dairesine yatırdığı 26/1/1998 den, davalının İİK. 40/1-II maddesi prosedürüne uygun olarak iade ettiği tarih olan 6/5/2002 ye kadar faizidir. Bu tarihler arasındaki yasal faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ilamın kesinleşme tarihinden iade tarihine kadar hesaplanan faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle davacı yararına bozulmalıdır.
3- Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmü gereği faize faiz yürütülmesi yasaklanmıştır. Davacı icra dosyasına yatırdığı ve iade edilen ana paranın faizini istemiştir. Mahkemece faiz hesaplanıp, bu miktara dava tarihinden faiz yürütülmesi anılan yasa hükmüne aykırı olup, hüküm bu nedenle davalı yararına bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda 2.nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına, 3.nolu bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentteki nedenlerle reddine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 05-03-2012, 16:53   #21
AV.SEDAT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer GÖKÇE
Sayın Av.Sedat Bey,
Her iki kararıda sunuyorum. Faydalı olması temennisiyle. Saygılar.

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/3003

Davacının, takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebilir. Bu zararı davacının parayı icra dairesine yatırdığı 26/1/1998 den, davalının İİK. 40/1-II maddesi prosedürüne uygun olarak iade ettiği tarih olan 6/5/2002 ye kadar faizidir. Bu tarihler arasındaki yasal faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ilamın kesinleşme tarihinden iade tarihine kadar hesaplanan faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle davacı yararına bozulmalıdır.
13 HD nin o dönemde böyle kararları olmuş... Bence de doğrusu halen de bu.. Ama sonraki dönemde bu değişmiş ve istikrarlı bir şekilde şöyle kararlar vermeye başlamış Yargıtay..
Alıntı:
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas Numarası: 2011/11-367
Karar Numarası: 2011/439
Karar Tarihi: 22.06.2011

.....Diğer taraftan, İİK'nın 40/2. madde hükmü gereğince, davalı/alacaklı hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen hükmün kesinleştiği tarihe ve hatta kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma yetkisine sahip olduğundan, bu sürenin sonuna kadar temerrüt durumu da söz konusu olmayacaktır. Davalının haksız icra takibi yaptığı düşünülse dahi, söz konusu parayı mahkeme kararına dayanarak tahsil ettiğinden yasadan kaynaklanan hakkını kullanmış olması nedeniyle, davalıya herhangi bir kusur izafe etmek de mümkün değildir.

Bence gerekçesi de doğru değil bu kararın; hataya / haksızlığa mahkeme de ortak olmuşsa; o artık bir hata/haksızlık değildir der gibi:

Alıntı:
Tehiri icra talebinde bulunduğu halde Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemesi nedeniyle kusurlu davranarak zararına sebebiyet veren kimsenin, kendi eylemi ile oluşan zararını diğer kimseden isteyemeyeceği, kendi kusurlu eylemi ile oluşan zararına katlanmak zorunda olduğu her türlü duraksamadan uzaktır...

..Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut olayda itirazın iptaline dair kararı tehiri icra talepli olarak temyiz eden davacı banka, Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemiştir. Takip dosyası içinde Yargıtay'ca verilmiş bir tehiri icra kararına rastlanılmamıştır.
Yukarıda vurgulandığı üzere, tehiri icra kararını almayan veya alıp da takip dosyasına ibraz etmeyen, kusurlu davranarak zararın oluşmasına sebebiyet veren davacı banka, kendi eylemi ile oluşan zarara katlanmak durumundadır.
Sadece kendi bilgisizliği ile vermemesi lazım gelen bir parayı veren biri bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle, faiz kesmez ise denkleştirici adalete göre uyarlayıp talep etme hakkına sahipken; bilgisizlik / ihmal vs. artık buna ne derseniz deyin; bir mahkeme ilamının irade iğfal kabiliyeti yüzünden cebri icra tehdidi altında ilamda yazan parayı ödeyen kişi, iade yükümlülüğü (her nedense bu defa kesin hükümle) doğana kadar ödediğine faiz isteyemiyor.. Gerekçesi de tehir-icra kararı talep edebilecekken bunu istememiş olması..

Bütün içinde en komik olan da, kesinleşmemiş mahkeme ilanına bakıp da kendini (sonradan haksız olduğu anlaşıldığı halde) alacaklı sayan iade borçlusu taraf bu yüzden kusursuz addedilirken; iade alacaklısı aynı mahkeme kararı nedeniyle kendini borçlu saydığında kusurlu sayılıp; o karar nakıs olsa ve üstüne aksi yönde bir karar gelse dahi o karar kesinleşmeden iade alacaklısı bile sayılmıyor neresinden tutsanız elinizde kalıyor açıkçası..

"Böyle yaparak mahkeme ilamına kuvvet vermek istiyorlar" desem, bozma kararı ve ters yöndeki ikinci ilam da kese kağıdı değil ki, onlar da mahkeme kararı

Bütün bu araştırma süreci içinde; karşılaştığım bütün kararların mahkemece tamamen/kısmen kabulüne karar verilen davalarla ilgili olması, davanın tümden reddi üzerine ödenen ret vekalet ücretlerinin takibe konması ve buna ilişkin ilamların bozulması durumuyla ilgili tek bir karar bulamamış olmam da enteresan bu arada... Böyle olunca, ödemelerin haricen yapılmış olması alt başlığı ile ilgili birşey bulmak hiç-hiç mümkün olmuyor.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
işçinin emekliliğinin geri alınması ve ödenmiş emekli aylıklarının iadesi av.nesrinzeyneb Meslektaşların Soruları 2 05-04-2013 16:22
çek verilmesine sebep olan iş ilişkisinin bozulması avukat2007 Meslektaşların Soruları 4 11-03-2010 09:25
Hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Olan İşçinin İş Akdinin Feshi Av.Hatice CAN Meslektaşların Soruları 0 04-02-2009 19:04
hükmün açıklanmasının geri bırakılması miss_lawyer Meslektaşların Soruları 2 16-07-2008 07:42
Karşı vekalet ücretinin ödenmesinden sonra kararın bozulması halinde ücretin iadesi üye21665 Meslektaşların Soruları 4 29-02-2008 12:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18156791 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.