Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Resmi Şekle Uyulmadan Yapılan Taşınmaz Satış Vaadi

Yanıt
Old 11-04-2010, 17:17   #1
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan Resmi Şekle Uyulmadan Yapılan Taşınmaz Satış Vaadi

Merhaba Sayın Meslektaşlarım,
Aşağıda izah edeceğim mevzu hakkında görüş ve önerilerinizi bildirerek bana yardımcı olmanızı rica ediyorum.

OLAY:
A, B kardeşler, birbirine komşu iki arsanın sahibiler. Borçlarından dolayı ikisinin arsası üzerine de haciz konulmuş ve satışı istenmiştir.
C'de A ve B'nin sahip oldukları arsalara komşu arsası olan başka bir vatandaş. C aynı zamanda bulunduğu ilçede dava takipçiliği yapmaktadır.

Satıştan önce C, A ve B'ye gelerek bir öneride bulunuyor. Öneri şu;

Aramızda bir sözleşme yapalım, siz arsaların satış ihalesine girmeyin sadece ben gireyim, ihale benim üzerimde kalırsa, satış masraflarını ödeyip sizin arsalarınızı tapuda kendi adıma tescil edeyim. Daha sonra siz yaptığım masrafları bana ödediğiniz zaman arsalarınızı size geri vereyim. Bu yaptığım iyiliğe karşlıkta siz bana arsalarınızdan benim arsama komşu olan kısımdan x metre karelik bir alanı satacaksınız.

Öneri A ve B'ye uygun geliyor ve kabul ediyorlar. Dava takipçisi olan C'nin resmi işlemlerin nasıl ve ne şekilde yapılacağını bildiği konusunda A ve B'de mevcut olan güvenden dolayı yapılacak sözleşmenin nasıl ve ne şekilde yapılacağı tamamen C'ye bırakılıyor.

C daha sonra "TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ" başlıklı bir sözleşme hazırlıyor. Sözleşmenin içeriği şöyle;
__________________________________________________ ________

TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ

Sözleşmeyi Yapanlar: A ve B
Sözleşmeyi Kabul Eden: C

İzahı: A ve B'ye ait olan arsaların İcra Dairesi tarafından yapılacak satış ihalelerine A ve B katılmayacak onların yerine C ihaleye katılacak. İhale C'nin üzerinde kaldığı taktirde satış masraflarını ödeyerek C kendi adına tapuda tescil yapacak. Daha sonra A ve B, C'nin yaptığı masrafları kendisine ödedikten sonra A ve B'nin arsalarından kendisine komşu x metre kare alan hariç diğer kısımları A ve B'ye devredecektir. Aynı zamanda C'de bu x metre karelik alanın bedelini A ve B'ye ödeyecektir.

Eğer C sözleşmeye uymayarak A ve B'nin arsalarını belirtilen şartlarda geri vermezse X TL cezai şart ödeyecektir.

Şahitler:
y - z - t
__________________________________________________ ________

Yukarıda bahsedilen sözleşme A, B, C ve şahitler tarafından imza ediliyor. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması gerekirken sadece taraflar arasında imza edilmekle yetinilmiştir. Dava takipçiliği yapan C öyle olduğunu belirtmiş, A ve B'de C'ye duydukları güven dolayısıyla kabul etmişlerdir.

Bana müracaat eden müvekkiller sözleşmeyi uygulamak, belirtilen bedeli ödemek ve C'ye satacakları kısım haricinde kalan arsalarının kendi adlarına tescilinin yapılmasını istiyor. C ise devri yapmak için satış masraflarının ve alacağı arsa haricinde ayrıca Y TL daha para istiyor. Yani sözlemeye uymuyor.

Mevzu çok uzadı farkındayım, ama konu hakkında ayrıntılı bilgi vermek istedim.

Yukarıda anlatılanlardan yola çıkarak benim ne yapmamı, nasıl bir yol takip etmemi tavsiye edersiniz.

Dava takipçisi olan C hakkında ayrıca Baro'ya şikayet ve Savcılığa Suç duyurusunda bulunmam gerekir mi?

Değerli yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Old 11-04-2010, 20:41   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Yavuz Şahin
Merhaba Sayın Meslektaşlarım,
Aşağıda izah edeceğim mevzu hakkında görüş ve önerilerinizi bildirerek bana yardımcı olmanızı rica ediyorum.

OLAY:
A, B kardeşler, birbirine komşu iki arsanın sahibiler. Borçlarından dolayı ikisinin arsası üzerine de haciz konulmuş ve satışı istenmiştir.
C'de A ve B'nin sahip oldukları arsalara komşu arsası olan başka bir vatandaş. C aynı zamanda bulunduğu ilçede dava takipçiliği yapmaktadır.

Satıştan önce C, A ve B'ye gelerek bir öneride bulunuyor. Öneri şu;

Aramızda bir sözleşme yapalım, siz arsaların satış ihalesine girmeyin sadece ben gireyim, ihale benim üzerimde kalırsa, satış masraflarını ödeyip sizin arsalarınızı tapuda kendi adıma tescil edeyim. Daha sonra siz yaptığım masrafları bana ödediğiniz zaman arsalarınızı size geri vereyim. Bu yaptığım iyiliğe karşlıkta siz bana arsalarınızdan benim arsama komşu olan kısımdan x metre karelik bir alanı satacaksınız.

Öneri A ve B'ye uygun geliyor ve kabul ediyorlar. Dava takipçisi olan C'nin resmi işlemlerin nasıl ve ne şekilde yapılacağını bildiği konusunda A ve B'de mevcut olan güvenden dolayı yapılacak sözleşmenin nasıl ve ne şekilde yapılacağı tamamen C'ye bırakılıyor.

C daha sonra "TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ" başlıklı bir sözleşme hazırlıyor. Sözleşmenin içeriği şöyle;
__________________________________________________ ________

TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ

Sözleşmeyi Yapanlar: A ve B
Sözleşmeyi Kabul Eden: C

İzahı: A ve B'ye ait olan arsaların İcra Dairesi tarafından yapılacak satış ihalelerine A ve B katılmayacak onların yerine C ihaleye katılacak. İhale C'nin üzerinde kaldığı taktirde satış masraflarını ödeyerek C kendi adına tapuda tescil yapacak. Daha sonra A ve B, C'nin yaptığı masrafları kendisine ödedikten sonra A ve B'nin arsalarından kendisine komşu x metre kare alan hariç diğer kısımları A ve B'ye devredecektir. Aynı zamanda C'de bu x metre karelik alanın bedelini A ve B'ye ödeyecektir.

Eğer C sözleşmeye uymayarak A ve B'nin arsalarını belirtilen şartlarda geri vermezse X TL cezai şart ödeyecektir.

Şahitler:
y - z - t
__________________________________________________ ________

Yukarıda bahsedilen sözleşme A, B, C ve şahitler tarafından imza ediliyor. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması gerekirken sadece taraflar arasında imza edilmekle yetinilmiştir. Dava takipçiliği yapan C öyle olduğunu belirtmiş, A ve B'de C'ye duydukları güven dolayısıyla kabul etmişlerdir.

Bana müracaat eden müvekkiller sözleşmeyi uygulamak, belirtilen bedeli ödemek ve C'ye satacakları kısım haricinde kalan arsalarının kendi adlarına tescilinin yapılmasını istiyor. C ise devri yapmak için satış masraflarının ve alacağı arsa haricinde ayrıca Y TL daha para istiyor. Yani sözlemeye uymuyor.

Mevzu çok uzadı farkındayım, ama konu hakkında ayrıntılı bilgi vermek istedim.

Yukarıda anlatılanlardan yola çıkarak benim ne yapmamı, nasıl bir yol takip etmemi tavsiye edersiniz.

Dava takipçisi olan C hakkında ayrıca Baro'ya şikayet ve Savcılığa Suç duyurusunda bulunmam gerekir mi?

Değerli yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Burada -iade- satış vaadinde bulunan C olmalıdır. Çünkü ilk satış icrada olmaktadır ve kardeşlerin satışa yönelik bir rızaları sözkonusu değildir. C 'nin taşınmaz satış vaadi açısından olaya bakacak olursak;

Bildiğiniz gibi yazılı şekil şartına uymadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Geçersiz sözleşmede düzenlenen cezai şart da hükümsüzdür.

Geçersiz böyle sözleşmelerde herkes verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümleri dairesinde -kural olarak- geri alır. Ancak burada karşılıklı olarak verilmiş bir edim yok. C taşınmazı A ve B'den almamıştır. Diğer yandan A ve B de herhangi bir ödeme yapmamıştır.

Fakat burada sözleşmenin hüküm ifade edeceğine güvenerek A ve B zarara uğramışlardır. (Konu tartışmalı da olsa) bu nedenle menfi zararlarını talep edebileceklerini ve sözleşme hükümsüz kalmasaydı ulaşacakları maddi durum ile sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle mevcut maddi durumları arasındaki farkın tazminini isteyebilirler düşüncesindeyim.
Old 12-04-2010, 01:52   #3
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Cevabınız için teşekkür ederim Sayın Dikici,

"Bir sözleşmenin geçersiz olduğunu bile bile o sözleşmeyi yapan, o sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia edemez" şeklinde bir ifade var kafamda, ama nereden kaldığı konusunda bir fikrim yok. Sanırım borçlar hukuku derslerinden hatırlıyorum. Kanunda da olabilir.

Bu halde C açısından taşınmaz satış vaadi geçerli olmalıdır diye düşünüyorum.

A ve B sözleşmede kararlaştırılan ücreti (satış masraflarını) ödemek istiyor fakat C buna razı olmuyor daha fazla istiyor.

Aslında meselenin özü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olup olmaması değil. C kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle A ve B'yi aldatmıştır. Bu halde yapmam gerekenler nelerdir?

C dava takipçisi olduğu için Baro'ya şikayet etmeli miyim?

Açacağım hukuki davanın temeli (adı) olmalıdır?

Cevaplarınızı hasretle bekliyorum.
Old 12-04-2010, 09:12   #4
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Yavuz Şahin
Cevabınız için teşekkür ederim Sayın Dikici,

"Bir sözleşmenin geçersiz olduğunu bile bile o sözleşmeyi yapan, o sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia edemez" şeklinde bir ifade var kafamda, ama nereden kaldığı konusunda bir fikrim yok. Sanırım borçlar hukuku derslerinden hatırlıyorum. Kanunda da olabilir.

Bu halde C açısından taşınmaz satış vaadi geçerli olmalıdır diye düşünüyorum.

A ve B sözleşmede kararlaştırılan ücreti (satış masraflarını) ödemek istiyor fakat C buna razı olmuyor daha fazla istiyor.

Aslında meselenin özü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olup olmaması değil. C kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle A ve B'yi aldatmıştır. Bu halde yapmam gerekenler nelerdir?

C dava takipçisi olduğu için Baro'ya şikayet etmeli miyim?

Açacağım hukuki davanın temeli (adı) olmalıdır?

Cevaplarınızı hasretle bekliyorum.

Sayın Şahin,

Bahsettiğiniz husus -tahmin ediyorum- muvazaa ile ilgilidir ve muvazaa yapan, muvazaa iddiasında bulunamaz şeklindedir.

Resmi şekil şartına uyulmadan yapılan akitlerde bir tarafça edim ifa edilmiş ise, bu durumda karşı tarafın şekil eksikliğine dayanmasını Yargıtay MK.2'ye aykırı buluyor. (Bkz. YİBK. 30.09.1988, 1987/2-1988/2) Bu kararı THS Medeni hukuk Şerhinde yer alan şu linkten okuyabilirsiniz:
http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=5100

Ancak kanaatimce sizin olayınızda böyle bir durum söz konusu değil. Ama dava açıp, zorlayabilirsiniz.

Resmi şekil eksikliği bu olayda çok önemlidir ve kanaatimce asıl sorun odur. Çünkü, sözleşme geçerli olsaydı taşınmazı satış vaadi temelinde geri almanız mümkün olacaktı. Sözleşme geçersiz olduğu için taşınmazı istemeniz bence -somut olay itibariyle- mümkün değil. Sadece zararlarınızı alabilmek için neler yapılabilir, buna bakmak lazım. Bu nedenle ben size menfi zararınızı isteyebilirsiniz kanaatimi belirterek bir öneride bulundum.
Old 12-04-2010, 09:23   #5
av.hbulbul

 
Varsayılan

"Bir sözleşmenin geçersiz olduğunu bile bile o sözleşmeyi yapan, o sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia edemez" şeklinde bir ifade var kafamda, ama nereden kaldığı konusunda bir fikrim yok. Sanırım borçlar hukuku derslerinden hatırlıyorum. Kanunda da olabilir.
Sayın Şahin,
bahsetmek istediğiniz MK'nın '.maddesinin ikinci bendi.
olayınızda olduğu gibi suistimalin çok net bir şekilde ortada olduğu hallerde hakların istimali kanuni himayeden mahrum bırakılmıştır. böyle hallerde şekil şartı ihmal edilerek hakkın kötüye kullanılmasına mahal verilmemelidir.
üçüncü bir şahsa mülkiyetin geçmesinden önce şekil şartına uyulmamış olsa da sözleşmeye dayanarak tescil isteminde bulunabileceğiniz kanaatindeyim. zira korunması gereken şekli değil gerçek hak olmalıdır.
Old 12-04-2010, 11:24   #6
Av.Kaan

 
Varsayılan

Bir taraf (A ve B) sözleşmede yer alan edimini yerine getirerek ihaleye katılmamış, diğer taraf (C) ise bundan istifade ederek taşınmazı eline geçirmiştir. Bu durumda (C)'den sözleşmenin kalan kısmını ifa etmesi - masrafı karşılığı tapuyu devretmesi- istendiğinde sözleşmenin geçersizliğini öne sürmesi bence MK 2 bağlamında hakkın kötüye kullanımı teşkil eder. Bu nedenle dava açılmalı kanaatindeyim. Tabii ki bu bir yorumdur. Ancak Mahkemenin yorumunun ne olacağı dava açılmadan bilinemez.
Old 12-04-2010, 12:48   #7
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Sayın Dikici, Sayın Bülbül, Sayın Kaan,
Yorumlarınız için sizlere ayrı ayrı teşekkür ederim.

Olaya bir de şu açıyla bakarak değerlendirme yapmanızı rica ediyorum.

Bir avukat ile sıradan bir vatandaş bir sözleşme yapmak istiyorlar. Öneri avukattan geliyor ve karşı tarafta avukat adam nasıl yapılacağını bilir kanaatini taşıyor.
Avukat olarak bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin nasıl yapılması gerektiğini aslında biliyoruz ama ilerde kendimize menfaat sağlamak için geçerli değilde geçersiz olarak bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenliyoruz.

Böyle bir durumda avukatın diğer vatandaşlardan farklı bir şekilde sorumlu tutulacağı kanaatindeyim. Sizler ne düşünüyorsunuz?
Old 12-04-2010, 13:50   #8
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Av.Yavuz Şahin,

1-A ve B neden bu şekilde bir işin içine girmişler?

2- İhaleden elde edilen para dosya borcunu kapatmış mı?
Old 12-04-2010, 19:54   #9
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Sayın Av.Yavuz Şahin,

1-A ve B neden bu şekilde bir işin içine girmişler?

2- İhaleden elde edilen para dosya borcunu kapatmış mı?

Sayın Ergin,

1- A ve B'nin arsaları hacizli, banka satışını istiyor, A ve B'de borçlarını ödeyecek para yok. Arsalarına komşu arsası olan C'de diyor ki "İhaleye yalnızca ben gireyim siz girmeyin, birinci ihaleye girmeyiz, ikinci ihaleye girip değerinin %40'ından satın alayım arsalar benim üzerime tescil edilsin, daha sonra siz bana ödediğim masrafları ödeyin ve arsanızdan bir kısmını bana satın bende arsalarınızı size geri vereyim."

Teminat olarakta yukarıda bahsettiğim Taşınmaz Satış Vaadi başlıklı sözleşmeyi yapıyorlar. Sözleşmenin geçersiz olduğunu A ve B bilmiyor.

2- İhaleden alınan para dosya borcunu o zaman kapatmamış ama A ve B diğer borçlarını sonradan ödemişler. Şu an borçları yok.
Old 12-04-2010, 20:44   #10
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Sayın Şahin ;
Ben, siz ve yorum yapan diğer meslektaşlardan farklı düşünüyorum.
Bana göre olayımızın satış vaadi sözleşmesi ile ilgisi yok. Sözleşmenin geçerli olması için resmi şekil de gerekmiyor.
Burada vekalet sözleşmesi var ve ( C ) , ihalede ( A ) ve ( B ) yi temsil etmiş durumda. Buradaki temsil, dolaylı temsil. Temsilci, kendi adına ama temsil edilen hesabına işlem yapmış. Bu sözleşmenin kanıtlanması için yazılı şekil yeterli ve var olan sözleşme bence çok güzel.Temsilci, vekil eden hesabına almış olduğu şeyleri vekil edene vermek zorundadır.

Ayrıca burada inançlı işlem var. Yine bunun kanıtlanması için de yazılı şekil yeterli. İnanç sözleşmesi, ihale tarihinden önce yapıldığı için bu sözleşme de geçerli.
Araştırmanızı bu çerçevelerde yaparsanız kolaylıkla sonuç alacağınızı düşünüyorum.
İyi çalışmalar.
Old 12-04-2010, 21:09   #11
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Hasan Uğur
Sayın Şahin ;
Ben, siz ve yorum yapan diğer meslektaşlardan farklı düşünüyorum.
Bana göre olayımızın satış vaadi sözleşmesi ile ilgisi yok. Sözleşmenin geçerli olması için resmi şekil de gerekmiyor.
Burada vekalet sözleşmesi var ve ( C ) , ihalede ( A ) ve ( B ) yi temsil etmiş durumda. Buradaki temsil, dolaylı temsil. Temsilci, kendi adına ama temsil edilen hesabına işlem yapmış. Bu sözleşmenin kanıtlanması için yazılı şekil yeterli ve var olan sözleşme bence çok güzel.Temsilci, vekil eden hesabına almış olduğu şeyleri vekil edene vermek zorundadır.

Ayrıca burada inançlı işlem var. Yine bunun kanıtlanması için de yazılı şekil yeterli. İnanç sözleşmesi, ihale tarihinden önce yapıldığı için bu sözleşme de geçerli.
Araştırmanızı bu çerçevelerde yaparsanız kolaylıkla sonuç alacağınızı düşünüyorum.
İyi çalışmalar.

Evet bu yaklaşım çok daha mantıklı ve doğru. Sözleşme metninde taşınmaz satış vaadi yazılı olsa da hakim hukuki nitelemeyi re'sen yapacağından Vekalet akdi hükümlerinin uygulanması rahatlıkla istenebilir.

Şu maddeye de uymak şartıyla ileri sürülebilir.

Alıntı:
III:MÜVEKKİLİN BORÇLARI:
MADDE 394. Vekilin usulü dairesinde müvekkilünbihi ifa için yaptığı masrafı ve verdiği avansları, müvekkilin, faiziyle beraber vermesi ve vekilin deruhte eylediği borçlardan onu kurtarması lâzımdır.
Old 12-04-2010, 23:41   #12
av. cafer özkan

 
Varsayılan

Her ne kadar "Satış vaadi sözleşmesi" denilmiş ise de uzlaşmazlığa konu sözleşme bir inanç sözleşmesidir. Burada vekalet akdinden söz edilemez.
İnanç sözleşmesi İBK ile düzenlenmiştir. Yazılı delille ispatlanabilir.
Old 13-04-2010, 01:22   #13
avukat.derviş.yıldızoğlu

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım; bu konuyla ilgili olarak çok değişik yorumlar getirilmiş olmasın rağmen konunun halen oturmadığı ve netliğe kavuşmadığı görülmektedir.
Ben de nacizane kendi görüşümü olaya farklı bir yönden girerek belirtmek isterim:
Herşeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, A ve B, ihaleye girmemeyi vaad etmektedirler. Bir taahhüdün yerine getirilmesi için gerçekleşmesinin mümkün olması gerekir. Bir borçlunun kendi taşınmazının icradaki satışına girmesi fiilen ve hukuken imkansız olduğuna göre, ihaleye girmeyeceğine dair taahhüdü hukuki önemi haiz değildir.
Yine taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tescil hakkı doğurması Noter'de düzenleme şeklinde yapılması şartına bağlıdır. Bu nedenle yapılan sözleşme bu sözleşme şekli açısından geçersizdir. Kaldı ki; bir an içi sözleşmenin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğu kabul edilse ve geçerli olabileceği düşünülse bile, o an için C'ye ait olmayan serbestçe tasarrufu altında bulunmayan, icra satışına konu olmuş taşınmazlara ilişkin böyle bir sözleşme yapmaları söz konusu olamaz. Yani bu sözleşmenin taşınmaz satış vaadi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Olayda bir vekalet sözleşmesinden de söz edemeyiz. Çünkü, taraflar arasında vekil müvekkil ilişkisi olmadığı gibi, C vekalaten değil asaleten kendisi adına hareket etmektedir. B ve C namına ve hesabına herhangi bir işlem yapmamaktadır.
Bu sözleşme içeriği ve şartları itibariyle geçerli olabilecek ve hukuki sonuç doğurabilecek bir sözleşme değildir. Şu farkla ki, kötüniyetli olduğunun tespit edilmesi halinde, haksız fiil hükümlerine göre uğranılan zararın C'den tazmini mümkün olabilecektir.
Ayrıca burada muvazaalı işlem söz konusu olduğundan A ve B'nin de iyiniyetli olduğundan bahsedemeyiz. Yani burada A ve B'de kusurlu daha doğrusu muvazaalı hareket etmiştir. Kimse kendi muvazaasından yararlanamaz.
Old 13-04-2010, 11:00   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Yavuz Şahin
Sayın Ergin,

1- A ve B'nin arsaları hacizli, banka satışını istiyor, A ve B'de borçlarını ödeyecek para yok. Arsalarına komşu arsası olan C'de diyor ki "İhaleye yalnızca ben gireyim siz girmeyin, birinci ihaleye girmeyiz, ikinci ihaleye girip değerinin %40'ından satın alayım arsalar benim üzerime tescil edilsin, daha sonra siz bana ödediğim masrafları ödeyin ve arsanızdan bir kısmını bana satın bende arsalarınızı size geri vereyim."

Teminat olarakta yukarıda bahsettiğim Taşınmaz Satış Vaadi başlıklı sözleşmeyi yapıyorlar. Sözleşmenin geçersiz olduğunu A ve B bilmiyor.

2- İhaleden alınan para dosya borcunu o zaman kapatmamış ama A ve B diğer borçlarını sonradan ödemişler. Şu an borçları yok.

Şu bölüm sözleşmede de yer almış:

Alıntı:
İhaleye yalnızca ben gireyim siz girmeyin

Borçluların ihaleye giremeyeceklerini bir meslektaşım zaten hatırlatmış. Ama başkalarını sokabilirlerdi. Kaldı ki, ihaleye tek başına C'nin girip başkalarının girmemesi ve taşınmazın %40 gibi cüz'i rakama ihale edilmesi de sanki başkalarının da girilmesi engellenmiş izlenimi vermektedir.Kısacası ihaleye fesat karıştırılmış.

Yine, ihaleden sonra borçluların hala borcunun kalması alacaklılardan mal kaçırma izlenimi de uyandırmakta ve yapılan işleme muvazaa nitelemesi yapılmasına yol açabilmektedir.

Tüm bunlar olmasaydı ben de rahatlıkla "inançlı işlem" diyebilecektim. Ancak bende, kanuna ve ahlaka aykırı bir işlem/sözleşme şüphesi uyandı. B.K. 19 ve 20 inci maddeleri gereğince sözleşme geçersizdir, denilebilir mi? En azından kanuna karşı hile kullanılmıştır, diye düşünüyorum.

Ne yapayım kendimi tutamadım, kuyuya bir taş da ben attım.
Old 13-04-2010, 12:33   #15
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Merhaba Değerli Meslektaşlarım,

Hepinizin yorumlarını ayrı ayrı yanıtlamaya çalışacağım.

Sayın Uğur,

Sizin söylediğiniz gibi sözleşmenin vekalet sözleşmesi şeklinde yorumlanabileceğini bende düşündüm, aşağıda linkini verdiğim HGK'nın kararını okuduktan sonra inançlı işlem olduğunada kanaat getirmiştim.
Link: http://www.diaport.com.tr/PublicPage...vType=0#aranan

Fakat emin olamadığım için tartışmaya açmak istedim.
Sizce nasıl bir dava açmalıyım, neleri talep etmeliyim? Sözleşmedeki cezai şartı da isteyebilir miyim?

__________________________________________________ ______

Sayın Dikici,

Sizin de Sayın Uğur'un fikrini desteklemeniz sözleşmenin vekalet sözleşmesi olarak yorumlanabileceği kanısını güçlendirdi. Teşekkür ederim.

Sizce nasıl bir dava açmalıyım, neleri talep etmeliyim? Sözleşmedeki cezai şartı da isteyebilir miyim?
__________________________________________________ ______

Sayın Özkan,

Bahsettiğiniz HGK'nın kararında inanç sözleşmesini okudum, ama İBK'yı bulamadım, sizde varsa bana gönderir misiniz?

__________________________________________________ _____

Sayın Yıldızoğlu,

Alıntı:
Herşeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, A ve B, ihaleye girmemeyi vaad etmektedirler. Bir taahhüdün yerine getirilmesi için gerçekleşmesinin mümkün olması gerekir. Bir borçlunun kendi taşınmazının icradaki satışına girmesi fiilen ve hukuken imkansız olduğuna göre, ihaleye girmeyeceğine dair taahhüdü hukuki önemi haiz değildir.

Bahsettiğiniz gibi borçlu kendi malının satışına katılamaz bu konuda bir yargıtay kararı olduğunu forumda okumuştum. Fakat şöyle bir durum var, A, B'nin arsasının satışına B'de A'nın arsasının satışına katılabilirdi. Veya başka tanıdıklarını ihalaye sokabilirlerdi. Böyle yapsalardı Arsaları daha yüksek bir bedelle satılacaktı.
Ayrıca alacaklılardan mal kaçırma düşüncesi yok. Zaten borçlarının geri kalanını kendileri ödemişler. Şu an bankalara borçları yok.
Söylediğiniz gibi haksız fiil hükümlerine göre C'den tazmin yoluna gitmek bizim düşüneceğimiz en son yol olmalı diye düşünüyorum. Çünkü bu şekilde onun kusurlu olduğunu ispatlamak ne kadar mümkün olacaktır. Elimizdeki sözleşme'yi bilerek geçersiz düzenlediğini nasıl ispat edeceğiz?
Sözleşmenin tarafı olan C sıradan biri değil. Dava vekilliği yapan bir kişi, buna da dikkat etmek gerekiyor. Mesleği gereği bildiği bir işlemi bilerek yanlış yapıyor ve A ve B'nin mağduriyetine sebep oluyor.

Bu dava vekili hakkında Baro'ya şikayet yoluna gitmem gerekir mi?

__________________________________________________ _______

Sayın Ergin,

Yukarıda da açıkladığım gibi alacaklılardan mal kaçırma durumu söz konusu değil. A ve B zaten borçlarını ödemişler. Böyle bir yola tevesül etmelerinin sebebi arsalarının başkalarının eline geçmesini engellemek, arsalarını alan bir üçüncü kişi onlara tekrar satmak istemeyebilir düşüncesi ile bu yola başvurmuşlar.


Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. İyi kötü bir hukuki niteleme yaptık. Bundan sonra takip edeceğim yoluda belirleyebilirsek bana çok büyük iyilik etmiş olacaksınız.

Günün sorusu: Nasıl bir dava açmalıyım?

Ben Terditli dava açmayı düşünüyorum. İlk olarak tapu iptali ve tescil talebi, olmadığı taktirde cezai şartı talep etmeyi düşünüyorum.

Saygılarımla.
Old 13-04-2010, 13:01   #16
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Yavuz Şahin
Merhaba Değerli Meslektaşlarım,

__________________________________________________ ______

Sayın Dikici,

Sizin de Sayın Uğur'un fikrini desteklemeniz sözleşmenin vekalet sözleşmesi olarak yorumlanabileceği kanısını güçlendirdi. Teşekkür ederim.

Sizce nasıl bir dava açmalıyım, neleri talep etmeliyim? Sözleşmedeki cezai şartı da isteyebilir miyim?
__________________________________________________ ______



.

Sayın Şahin,

Borçlunun veya vekilinin ihalede pey sürmesi mümkün olamayacağından dolayı, sözleşmeyi "İnançlı işlem" olarak nitelendirmek zorunludur. Kaldı ki hukuki nitelendirme inançlı işlem olsa da, iade noktasında (yapılan masraf vs ödemesi gibi) uygulanacak hükümler vekalet akdi hükümleri olacaktır.

Bu itibarla siz, "taşınmaz satış vaadi" başlıklı sözleşmenin inançlı işlem olduğunu ve dolaylı temsil temelinde tapunun müvekkilinize geçirilmesi gerektiğini iddia edin.

Bence dava açmadan önce bu iddialar temelinde muhatabın yaptığı masrafları ödemeye hazır olduğunuzu belirtip, verilen bir süre içinde ödeme ve tapunun devrini aynı günde yapmak üzere ihtar çekerek talepte bulunun. Masrafları ödemeyi teklif etmezseniz ödemezlik definde bulunabilir. İhtarınızda aksi takdirde cezai şart talep haklarınız da dahil yasal yola başvurulacağını da belirtin.

İhtara rağmen işlem yapmazsa hem tapu iptal ve tescil, hem de cezai şart talep edin derim.
Old 13-04-2010, 13:12   #17
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Sayın Şahin , Bence hem vekalet ( dolaylı temsil ), hem de inançlı işlemi ayrıntılı bir şekilde inceleyin. Bana kalırsa davayı her ikisine de dayandırın. Meslektaşlarımızın bir kısmı vekalet olmadığını yazmışlar.
( C ) , ( B ) ve ( A ) ya " ben ihaleye katılayım, satın alayım, sonra siz masrafları ödersiniz, yeri size veririm" diyor. Burada ( C ) nin iradesi, kendisi adına ama (A ) ve ( B ) hesabına garımenkulü almak şeklinde. Bu durum dolaylı temsildir, yani vekillik ilişkisidir.
Aynı zamanda inançlı işlem olduğu da açık. Bu iki kurumun aynı olayda birleşmesinde bir gariplik yok.
İyi çalışmalar.
Old 13-04-2010, 13:18   #18
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Bence davadan önce ihtar çekmeniz gerekmiyor. İhtar çekmeniz halinde ( C ) nin taşınmazı 3. kişilere devretme riski doğar.
Açacağınız davada, masrafları ödemeye hazır olduğunuzu bildirmeniz yeterli.
Old 13-04-2010, 14:42   #19
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Sayın Dikici ve Sayın Uğur,
Cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Söylediğiniz minvalde dilekçemi hazırlamaya başlayacağım inşallah. Tabi önce biraz daha araştırma yapmam gerekiyor. Vekalet ve İnançlı İşlem alanlarında örnek kararlar vs. araştırmalıyım.

_______________________________

Hemen her mesajımda sorduğum fakat ne hikmetse gözünüzden kaçan mevzuyu tekrar soruyorum

C dava vekilliği yapan emekli bir katip,
Dava vekilleri bildiğim kadarıyla Baro'ya kaydolmak zorunda. Avukatların bağlı olduğu meslek kuralları ile bağlılar.
Ben C hakkında, -Bile bile sözleşmeyi geçersiz şekilde düzenlemek- içerikli bir dilekçe ile Baro'ya şikayette bulunmayı düşünüyorum. Bu konuda fikriniz nedir?

Ayrıca C'nin Dolandırıcılık Suçu'nu işlediğini düşünüyorum.
Alıntı:
Madde 157 - (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

A ve B'nin kendisine olan güvenini kötüye kullanarak geçerli bir teminat verdiği izlenimini oluşturmuş. Bunun bir hileli davranış olduğunu ve bu yolla kendisine menfaat sağladığını düşünüyorum.
Bu konudaki fikriniz nedir?

Saygılarımla...
Old 15-04-2010, 03:17   #20
Av. Yavuz Şahin

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım konu hala günceldir. Yorumlarınızı bekliyorum.

Saygılarımla.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmesine dayalı satış vaadinde satıcının hilesi denipre Meslektaşların Soruları 0 02-03-2010 15:51
Sözleşmeye aykırılık+taşınmaz satış vaadi hukukcu1985 Meslektaşların Soruları 3 19-01-2009 16:33
Taşınmaz satış vaadi ebi Meslektaşların Soruları 1 18-12-2008 16:23
mirasta taşınmaz satış vaadi Av.Cihan Nuri Hukuk Soruları Arşivi 5 12-02-2007 17:28
Taşınmaz Satış Vaadi detay82 Meslektaşların Soruları 3 26-01-2007 10:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,16415095 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.