Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

sulama birliği alacağı ilamsız takip

Yanıt
Old 14-10-2009, 16:26   #1
NAZ80

 
Varsayılan sulama birliği alacağı ilamsız takip

Müvekkilim küçük bir tarla sahibidir kendisi hiç bir şekilde sulama birliğinin suyundan yararlanmamıştır kiracılar kullanmışlardır. Fakat aralarında yazılı kira sözleşmesi yoktur. Müvekkilim adına sulama birliği tarafından ilamsız icra yolu ile icra takibi yapılmıştır.

Bildiğim kadarı ile eskiden ilamszı icralar süresiz şikayet yolu ile iptal edile biliyordu. Şimdiki durum nasıl.

Ayrıca müvekkilimin nüfusa kayıtlı olduğu yer farklı olduğu halde halde muhtar tebligatıı almıştır Müvekkilim 7 gün geçtikten sonra takipten haberdar olmuştur.şikayet yoluna gidebilirmiyiz.....
Old 14-10-2009, 16:35   #2
Av.Feridun Yurtsever

 
Varsayılan

Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi'ne göre muhtara yapılan tebligat geçerlidir. Ancak; muhtara yapılan tebligatta kanuni unsurlardan biri genelde eksik bulunmaktadır.
Madde 21 – (Değişik : 6/6/1985 - 3220/7 md.)

Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Bu konuya ilişkin ulaşabildiğim en güncel Yargıtay kararını da ekliyorum.
T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

E:2008/14818
K:2008/18419
T:24.10.2008

TEBLİGAT HUKUKU
USULSÜZ TEBLİĞ
ÖĞRENME TARİHİ
KAPIYA YAPIŞTIRMA YÖNTEMİ
GECİKMİŞ İTİRAZ

Özet
Usulsüz tebliği öğrendiğini beyan eden muhatap, öğrenme tarihi itibariyle tebliği almış sayılır. Buna göre, borçlunun öğrendiğini bildirdiği tarih tebliğ tarihi olarak düzeltilmelidir. Tebligat Yasasının 21. maddesine göre kapıya yapıştırma yönteminin uygulanması için, tebligat saatinde adresinde bulunmayan muhatabın, dağıtım saatinden sonra o adrese geleceği belirli olmalıdır.

7201 s. Yasa m. 21,32
2004 s. Yasa m. 65
1086 s. Yasa m. 76

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu isle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
15.12.2006 vadeli bonoya dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup borçlu, icra mahkemesine başvurusunda ödeme emri tebliğ tarihinde şehir dışında bulunduğunu ve tebligatı 18.02.2008 günü mahalle muhtarından tebellüğ ettiğini bildirerek gecikmiş itirazının kabulünü istemiş ve dilekçesinde itiraz nedenini de bildirmiştir.
İİK. 65. maddesine göre gecikmiş İtirazdan söz edilebilmesi için tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması ancak borçlunun kusuru olmaksızın bir mani nedeniyle itiraz edememiş olması gerekir, HUMK. 76. maddesine göre hukuki nitelendirme hâkime ait olduğundan borçlunun dilekçesinde gecikmiş itirazdan söz etmiş olmasının bağlayıcılığı yoktur. Somut olayda örnek 10 nolu ödeme emri "Adres kapalı muhatabın nereye gittiğini bilmediğini söyleyen komşusu Ali beyanından anlaşıldı" şerhi ile yapılmıştır. Tebligat Kanunu 21. maddeye göre muhatap veya adına tebligatı kabule kanunen yetkili kimseler adreste yok ise tebliğ imkânsızlığının söz konusu olduğu bu durumda tebliğ memuru Tebligat Tüzüğü 28, maddesine göre tahkik işlemini yapmalıdır. Zira Tebligat Kanunu 21. maddeye göre kapıya yapıştırma tarihinin tebliğ tarihi kabul edilebilmesi için muhatap sadece tebligatın yapılacağı sırada adreste bulunmamalı ve fakat tevziat saatlerinden sonra o adrese geleceği belirli olmalıdır. (HGK. 13.10.1965 tarih ve 2/793-360; 16,09.1981 tarih ve 7/2371-604) Bu durumda borçluya yapılan tebliğ işlemi "muhatabın tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği" anlaşılamadığından usulsüzdür. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre (tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur.) düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece borçlunun tebligatı öğrendiğini bildirdiği 18.02.2008 tarihi tebliğ tarihi olarak düzeltilerek buna göre takip şekline göre süresinde icra mahkemesine yapılmış olan itirazın esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak:İstanbul Barosu Dergisi 2009/2
Old 16-10-2009, 01:59   #3
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın NAZ80,

Alıntı:
Yazan NAZ80
Müvekkilim adına sulama birliği tarafından ilamsız icra yolu ile icra takibi yapılmıştır.

6183 S.K. m.1: "Devlete, vilâyet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i âmme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur..."
Sulama Birliği nin 6183 S.K. uyarınca ödeme emri çıkartıp alacağını tahsili gerekmektedir. 6183 S.K. uyarınca işlem yapmayıp ilamsız takip başlatılmasında ödeme emrinin iptali mümkündür (diye düşünüyorum )

Not: Bir bakış açısı:
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, 01.07.2004 T., 2004/43 E., 2004/46 K: " Anayasa'nın "Mahalli İdareler" başlıklı 127. maddesinin son fıkrasında "Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir" Kuralına yer verilmiş; 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 133. maddesinde "Belde ve köyler, vilayet idarei hususiyeleri kendilerine kanunlarla verilen mecburi veya ihtiyari vazifelerin bir veya bir kaçını müşterek tesisat ve idare ile ifa için birlik tesis edebilirler." hükmü yer almış ve aynı Yasa'nın 138. maddesinde ise " Birlikler hükmi şahsiyeti haiz amme müesseseleridir. Vazifelerini ifa ettikleri mahalli idarelerin bu vezaifi ifa hususunda haiz oldukları hukuk ve salahiyeti haizdirler..." denilmiştir.
Davacı Doğanşehir Sulama Birliği de anılan yasal düzenlemelere göre kurulmuş, kamu tüzel kişiliğine sahip bir yerel yönetim birimidir.
Olay kısmında özetlenen Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi kararında tespit edildiği üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip olan ve Tüzüğünde gelirleri arasında gösterilen sulama hizmetleri karşılığı ücretlerin tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi bulunan Doğanşehir Sulama Birliğince, kamu alacağı niteliğindeki bu alacağın kendi memurları eliyle ve 6183 sayılı Yasa'da öngörülen usule göre cebren tahsil edilmesi gerekirken, alacağın nitelendirilmesinde açık hataya düşülerek adli merciler nezdinde ilamsız icra yoluyla tahsilata girişilmesinde isabet bulunmadığı tartışmasızdır.
Ne var ki, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde idari dava türleri arasında sayılan iptal ve tam yargı davalarında, davalı daima idare olduğundan; bir başka deyişle, idari yargı yerinde açılan bir iptal ya da tam yargı davasına bakılabilmesi için diğer dava koşullarının yanısıra ve öncelikle davanın idare aleyhine açılmış olması gerektiğinden, kamu görevlisi de olsa gerçek kişiler aleyhine açılan davalara idari yargı yerlerinde bakılabilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, ilamsız icra takibinin itiraz nedeniyle durması üzerine açılan takip hukukuna özgü itirazın iptali davasının, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 1. ve 67. maddelerinde işaret edilen asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bu durum karşısında, olayda 2577 sayılı Yasa'nın 2. maddesi kapsamında idari yargı yetkisine giren bir dava açılmayıp, Sulama Birliği tarafından gerçek kişi aleyhine açılmış bulunan itirazın iptali ya da alacak davasına bakma görevi adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle İdare Mahkemesi Tek Hakimi'nce yapılan başvurunun kabulü ile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir."

Saygılarımla...
Old 16-10-2009, 08:55   #4
Av. Taner BAŞ

 
Varsayılan

Bu alacağın ilamsız icra takibi ile istenememesi gerektiği yönündeki Hades arkadaşımızın görüşüne katılıyorum.

Büyük ölçekli olmayan kuruluşların 6183 sayılı kanun uyarınca alacaklarını tahsil etmeleri kanaatimce kolaylık sağlamıyor. Örneğim muhtarlığın bir takım alacaklarında bu sıkça yaşanıyor. Köy kanununda düzenleme var, ancak uygulama hakkında bilgiyi bir yana bırakın fikri olanı bulmak bile çok zor
Sırf bu nedenle ayrıntılı yer veren bir kitap satın aldım. Belirttiğim nedenlerle acilen bu hükümlerde değişiklikler yapılmasını diliyorum.

İtiraz süresi kaçırıldığı için sanırım menfi tespit davası ile icra borcu ödenirse ise istirdat davası ile çözümlenebilecek bir durum söz konusu burada.
Old 16-10-2009, 10:17   #5
Av.Feridun Yurtsever

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Hades
Sayın NAZ80,



6183 S.K. m.1: "Devlete, vilâyet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i âmme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur..."
Sulama Birliği nin 6183 S.K. uyarınca ödeme emri çıkartıp alacağını tahsili gerekmektedir. 6183 S.K. uyarınca işlem yapmayıp ilamsız takip başlatılmasında ödeme emrinin iptali mümkündür (diye düşünüyorum )


Saygılarımla...

Sayın Hades,
6183 sayılı kanunun 1. maddesi, kanunun hangi hallerde bu kanunun uygulanacağını hüküm altına almaktadır. Burada "Devlet, İl Özel İdareleri ve Belediyeler"den bahsedilmektedir. Sulama Birlikleri bunlardan biri değildir.
Yine aynı hükümde bazı alacaklar bu kanun kapsamı dışında bırakılmıştır. Bunlardan biri de akitten doğan alacaklardır. Sayın NAZ80 sorusunda "kiracılardan" bahsetmektedir. Benim bildiğim kadarıyla da sulama birlikleri ile suyu kullanmak isteyenler arasında kira sözleşmesi düzenlenmektedir. Yani 6183 sayılı kanunun uygulanması olanaksızdır diye düşünüyorum. Saygılar.
Old 16-10-2009, 11:16   #6
NAZ80

 
Varsayılan

Arkadaşlar yardımlarınız için çok teşekkür ediyorum.

Ben 2004 yılında bir müvekkilim aleyhine sulama birliği avukatınca açılan ilamsız icra takibnii birlik tüzüğünün 18. maddesine dayanarak iptal ettirmiştim. Süresiz şikayet yolu ile ....

Fakat şimdi farklı sulama birliklerinin tüzüğüne baktığımda 18. maddenin değişmiş olduğunu birlik alacakları için borçlar kanunu ve icra iflas kanunu hükümleri uygulanır diye madde eklendiğini görüyorum.....

Bu tüzükteki madde değişikliği durumu değiştirir mi ?
Old 16-10-2009, 12:00   #7
Av.Feridun Yurtsever

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Taner BAŞ
Sayın Hades ile aynı görüşü paylaştığım ve görüşünü desteklediğim için ben bir ekleme yapacağım izninizle;

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/2394
K. 2002/2689
T. 21.3.2002
• İTİRAZIN İPTALİ ( Davacı Sulama Birliğinin Davalının Tarlasını Sulamasından Doğan Alacak İçin Yapılan Takibe Vaki İtirazı )
• SULAMA BİRLİĞİ ALACAĞI ( 6183 Sayılı Kanun Uyarınca Ödeme Emri Çıkartıp Alacağın Tahsili Yoluna Gidilmesi )
• ALACAĞIN TAHSİLİ ( Sulama Birliğinin 6183 Sayılı Kanun Uyarınca Ödeme Emri Çıkartıp Alacağın Tahsili Yoluna Gidilmesi )
1086/m.7
6183/m.1
ÖZET : Davacı Sulama Birliğinin 6183 s. AATUHK. uyarınca ödeme emri çıkartıp alacağının tahsili yoluna gitmesi gerekirken, özel hukuk hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeye başvurması durumunda alacağın niteliği değişmeyeceğinden böyle bir başvuruyu Adli mahkemenin usul yönünden reddetmesi gerekirken, alacağın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
DAVA : Dava dilekçesinde 305.712.000 lira alacağa vaki itirazın iptali, %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü :
KARAR : Davalı Sulama Birliği davalının tarlasını sulamasından doğan alacak için yapılan takibe vaki itirazın iptalini dava etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yüreğir Akarsu Sulanma Birliği Tüzüğünün 18. maddesi gereğince Birliğin gelirlerinin tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki kanun hükümleri uygulanır.
Davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca ödeme emri çıkartıp alacağının tahsili yoluna gitmesi gerekirken bu yola başvurmayıp özel hukuk hükümlerine tabi bir alacakmış gibi mahkemeye başvurması durumunda; alacağın niteliği değişmeyeceğinden böyle bir başvuruyu Adli mahkemenin HMUK.nun 7. maddesi gereğince usul yönünden reddetmesi gerekirken alacağın davanın esası incelenip kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 21.3.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sayın Baş, karar tarihi 2002 ve fakat 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri kanununun kabul tarihi 26/05/2005'dir. Yani Sulama Birlikleri bu kanundan sonra tüzükleri doğrultusunda hareket etmektedir.
Old 16-10-2009, 12:06   #8
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 05.02.2007 T., 2006/214 E., 2007/8 K.: “Anayasa'nın "Mahalli İdareler" başlıklı 127. maddesinin son fıkrasında "Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile, kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir..." kuralına yer verilmiş; Mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 133. maddesinde "Belde ve köyler, vilayet idarei hususiyeleri kendilerine kanunlarla verilen mecburi veya ihtiyari vazifelerin bir veya bir kaçını müşterek tesisat ve idare ile ifa için birlik tesis edebilirler." hükmü yer almış ve aynı Yasa'nın 138. maddesinde ise " Birlikler hükmi şahsiyeti haiz amme müesseseleridir. Vazifelerini ifa ettikleri mahalli idarelerin bu vezaifi ifa hususunda haiz oldukları hukuk ve salahiyeti haizdirler..." denilmiş; İşlemin tesisinden sonra yürürlüğe giren 26/5/2005 tarih ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'nun 3. maddesinde; Mahalli idare birliği, "Birden fazla mahalli idarenin, yürütmekle görevli oldukları hizmetlerden bazılarını birlikte görmek üzere kendi aralarında kurdukları kamu tüzel kişisi" şeklinde tanımlanmış; 4. maddesinde, Birliğin, birlik tüzüğünün kesinleşmesinden sonra Bakanlar Kurulunun izni ile kurulacağı ve tüzel kişilik kazanacağı ifade edilmiş; 5. maddesinde de Tüzüğün kabul edilmesi koşulları ve tüzükte yer alacak hususlar belirlenmiştir.
Öte yandan, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İlamsız takip" başlıklı Üçüncü Bap'ta yer alan 42 ila 49. maddelerinde takip yöntemleri; 58. maddesinde, takip talebinin icra memuruna yazı ile veya sözlü olarak yapılacağı; 60. maddesinde takip talebi üzerine icra dairesince, ödeme emri düzenleneceği; 61. maddede, ödeme emrinin borçluya takip talebinden itibaren 3 gün içinde tebliğe gönderileceği; 62 ila 65. maddelerinde itirazın süresi ve şekli, itiraz sebepleri, alacaklıya verilecek nüsha ile borçlunun kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muameleleri bitinceye kadar itiraz edebileceği; 66. maddesinde, müddeti içinde yapılan itirazın takibi durduracağı, itirazın müddetinde yapılmaması halinde alacaklının talebi üzerine icra memurunun takip muamelelerine alacağın tamamı için devam edeceği belirtilmiş olup; Yasanın 1. ve 67. maddelerindeki düzenlemeye göre, takip hukukuna özgü iptal davasının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.
Olayda; Birlikçe, kamu alacağı niteliğini taşıyan alacağın, 6183 sayılı Yasa'da öngörülen usule göre tahsili amacıyla Birlik Başkanı ve Saymanın imzasını taşıyan "Örnek No. 49 - İlamsız Takiplerde Ödeme Emri" düzenlenerek ilgilisine gönderilmiştir. İcra memurluğu antentini taşıyan ödeme emrinin düzenlenmiş olması, ilamsız takiplerde icra memurunca düzenlenen ödeme emri niteliğini kazandırmadığı sonucuna varılmıştır.
Anılan yasal düzenlemelere göre kurulan Davalı Sultan Suyu Sağ Sahil Sulama Birliğinin, kamu tüzel kişiliğine sahip yerel yönetim birimi olduğu kuşkusuzdur. Birlik Tüzüğü'nün, Birlik Gelirleri başlığını taşıyan 18. maddesinde, kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı hareket edenlerden alınacak cezaların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri veya genel hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür. Davalı Sulama Birliğinin, takibi 6183 sayılı Yasa hükümlerine göre yürütmesi karşısında, takibe konu cezanın, idarenin kamu gücüne dayanarak resen ve tek yanlı tesis edilen bir idari işlem niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, Sulama Birliğince davacı adına izinsiz su alma cezası tahakkuk ettirilmesinden doğan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a. maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle İdare Mahkemesi Tek Hakimi'nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir."

(Bu şekilde madde eklenmesi olup olmadığına bakmamakla birlikte) Anayasa ve Yasalardaki düzenlemeler karşısında Tüzüğe Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanununa göre işlem yapılacağı maddesi eklenmesi yasal ve hukuki olamaz (diye düşünüyorum )

Saygılarımla...


Old 16-10-2009, 13:53   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sulama Birlikleri Tip Sözleşmesi'nde su bedellerinin Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu'na göre tahsil edileceği hakkında hüküm bulunmaktadır.

Su bedelinin tahsili usulü ile su cezasının tahsili usulü farklıdır.

Su bedeli özel hukuk sözleşmesi olmakla özel hukuka tabidir. Ceza ise kamu alacağı olup 6183 sayılı Kanun'a tabidir.

Bu ayırımı gözönüne alarak kararları değerlendirmek doğru olur kanısındayım.

Saygılarımla
Old 19-10-2009, 16:12   #10
NAZ80

 
Varsayılan

Armapğan bey benim 2004 yılında iptal ettirdiğim alacak, sulama birliğinin su bedeli...
Old 17-11-2009, 16:56   #11
Av.kerami ÖZDEMİR

 
Varsayılan

Şunda hiç şüphe yoktur ki Sulama birliklerinin sulama-bakım onarım ve drenaj-artezyen suları bedeli namı ile çiftçilerden almaya çalıştıkları sular gerçekte 6183 sayılı kanuna tabidir ve bu kanun hükümlerine göre tahsil edilmesi gerekmektedir.Kanaatimce 6183 e tabi alacaklar için adli icradan ilamsız takip yapılması HUMK.m.7 ye muhalefettir.Bundan ayrı olarak birliklerin iddialarının birlik tüzüklerinde alacaklarının özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu söylemeleri bir şeyi değiştirmez ve bana göre tüzükteki bu hüküm 6200 sayılı kanunun 31.maddesinde 6183 sayılı kanuna atıf nedeni ile geçersizdir.Gene birliklerin iddialarının aksine tüzüğün kaynağı olduğu söylenen 5355 ve 5442 sayılı kanunlarda sulama birliklerinin alacaklarının özel hukuka tabi olduğuna dair hiçbir hüküm yoktur.ayrıca burası da çok önemlidir ki:sulama birliklerinin sulama-bakım onarım ve drenaj-artezyen suları bedeli namı ile çiftçilerden almaya çalıştıkları paraların sebebi olan mesaha cetvelleri 6200sayılı kanunun 31.maddesine göre yani orada anlatılan şekil şartlarına uyularak düzenlenmiş ve ilan edilmiş olmalıdır ki mesaha cetvellerinin büyük çoğunluğu 6200/31 e aykırıdır şeklen geçersizdir.Gene birlik alacaklarının tahsili aşamasında birliklerin iddialarının aksine çoğu yerde birliklerin irtifak ya da istimlak edilmiş su yolları dahi bulunmamaktadır.............
Old 08-10-2011, 21:31   #12
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.kerami ÖZDEMİR
Şunda hiç şüphe yoktur ki Sulama birliklerinin sulama-bakım onarım ve drenaj-artezyen suları bedeli namı ile çiftçilerden almaya çalıştıkları sular gerçekte 6183 sayılı kanuna tabidir ve bu kanun hükümlerine göre tahsil edilmesi gerekmektedir.
Sulama Birlikleri Kanunu
ALACAKLARIN TAHSİLİ
Madde 13 - (1) Birlikler, 11 inci maddenin birinci fıkrasında yer alan gelirlerini, birlik ana statüsünde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak tahsil eder.
(2) Birlikler 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alacaklarının tahsili yoluna başvurur.

Saygılarımla
Old 09-10-2011, 10:00   #13
ATARAS

 
Varsayılan

Sayın Armağan Konyalı'nın görüşüne aynen katılıyorum. Ben de uzun yıllardır bir sulama birliğinin vekilliğini yapıyorum. İİK ve BK hükümlerine göre takip yapıyoruz.
Old 17-02-2012, 17:32   #14
oceans17

 
Varsayılan

Konunun üzerinden biraz zaman geçmiş ama siz değerli meslektaşlarıma konu ile ilgili bir soru sormak istiyorum.

Sulama hizmeti ücreti ve işletme bakım ücreti amme alacağı kabul edilerek anonim şirket yönetim kurulu üyeleri sorumlu tutulabilir mi? Başka bir değişle; sulama birliklerinin alacağı amme alacağı niteliğinde midir?

Cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.

Saygılarımla.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
alacağı parçalara bölerek ilamsız takip av.onur Meslektaşların Soruları 19 06-04-2010 19:03
İlamlı takip yapılması gerekirken ilamsız takip yapılması ilamsız takibe itiraz nabucadnazar Meslektaşların Soruları 5 08-07-2009 21:57
kira alacağı ilamsız takip yetki denipre Meslektaşların Soruları 2 11-02-2008 18:03
İpotekli Kredi Alacağı-Aynı anda kefil aleyhine ilamsız takip-Vekalet Ücreti Av.Ender Meslektaşların Soruları 7 03-01-2007 17:02
Sulama Birliği avserdarbaskin Hukuk Soruları Arşivi 1 17-03-2005 12:54


THS Sunucusu bu sayfayı 0,17255712 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.