Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tespİt DiŞi Birakilan Yer-tapu İptal Ve Tescİl

Yanıt
Old 30-09-2009, 15:32   #1
hukukcu15

 
Varsayılan Tespİt DiŞi Birakilan Yer-tapu İptal Ve Tescİl

Müvekkiler dört kardeş. Babalarından kendilerine köyde miras olarak bir ev kalıyor. Sözkonusu ev 50 yıldır müvekkillerin babasınca kullanılan bir yer. Baba 2000 yılında ölüyor. Sözkonu yerden 2001 yılında kadastro geçiyor ve evin bahçesine dahil 3 metrekare yer 2001 yılında kadastroda köy yolu olarak tespit dışı olarak paftasında gösteriliyor. Haliyle müvekkillerin haberi yok bu tespitten. Müvekkiller hafta sonları köydeki bu eve gidiyorlar sadece. 2009 yılı içerisinde köylülerden biri müvekkiller yolu işgal etti diye valiliğe şikayet edilince , müvekkillerin sözkonusu yerin yol olarak gösterildiğinden haberleri oluyor. Müvekkiller de bunun üzerine sulh hukuk mahkemesinde tapu iptal tescil davası açıyorlar. Mahkeme bu davayı 2-3 yıl gibi MAKUL BİR SÜREDE açılmadığından USULDEN reddediyor. Burada makul süre kanunda yer almasa da Yargıtay 8. Hukuk Dairesince geliştirilmiş bir süre şekli. Müvekkiller kendileri valiliğe şikayet üzerine haberdar olur olmaz 2 ay içinde tapu iptal davası açıyorlar. Bu yönde deneyimi olan veya makul süreye esas alınan ölçütün ne olduğuna ilişkin yargıtay kararı olan varsa ve paylaşırsa sevinirim.
Old 03-10-2009, 16:54   #2
Av.TURGUT MARANGOZLAR

 
Varsayılan

Kadastro Kanunu gereğince,kadastro askı ilanının indirilmesinden itibaren ON YIL içinde bu davalar açılabilir.Kararın temyiz edilmesi gerekir.Makul süre on yıldır.Bu konuda pekçok içtihat vardır.
Old 03-10-2009, 17:17   #3
Av.Serkan DAĞDEVİREN

 
Varsayılan

Kadastro yasasında bu kanuna dayanarak açılacak davaların 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiş.Yasanın bu açık hükmüne rağmen ayrıca bir makul süre aranmasına açıkçası anlam veremedim.zira,ayrıca bir makul süre aranacaksa yasadaki 10 yıılık düzenlemenin anlamı nedir.makul süre kavramı kanaatimce yasanın bu hükmünü açıkça hiçe sayıyor.kadastro tespitinden itibaren 10 yıl geçmemişse temyiz yapmanızda fayda var diye düşünüyorm.
Old 04-10-2009, 08:41   #4
hukukcu15

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım.Dava açmadan önce ben de 10 yıllık sürenin geçerli olduğu kanaatindeydim.Ancak yerel mahkeme 2-3 yıllık makul süreyi Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2008/3386-3609 ve 2008/3140-3288 sayılı kararları esas alarak kabul etmiş. Bu kararları bulamadım.Ancak yaptığım araştırmada aynı dairenin 2-3 yıllık süreyi makul süre kabul eden benzer kararları var.Bu süreyi tespit dışı bırakılan yol ,bahçe, kamusal alan gibi tespit dışı bırakılan yerler için esas almış. Malum bu tür yerlerin tapusu olmuyor. Sadece paftasında yol vs. olarak gösteriliyor. Benim sıkıntım bu makul sürenin yorumu ile ilgili. Yani makul süre ne zaman başlar? Her olayda illa ki kadastro sonrası paftasında gösterildiği tarihten itibaren mi? Yoksa müvekkilin bu yerin yol olarak gösterildiğini öğrendiği tarihten itibaren mi?
Old 03-03-2010, 14:22   #5
nizar

 
Varsayılan

1-Yol olarak paftasında gösterilen yere ilişkin açılan davaya ilişkin kurallar nelerdir? Kime karşı açılması gerekiyor?Dava dilekçesi örneği varsa elinizde yardımcı olur musunuz?Neticei talep ne olmalıdır?

2-"Özel yol"olarak kullanılan yer, zilyetlikle kazanılabilir mi?Yargıtay uygulaması ne yönde?

3-Bu tür davalar açısından "makul süre" den bahsediliyor. Makul süreye ilişkin elinizde yargıtay kararı var mı?

Şimdiden yanıt verecek herkese teşekkürler...
Old 09-03-2010, 09:19   #6
nizar

 
Varsayılan

Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2008/3386-3609 ve 2008/3140-3288 sayılı kararlarına ulaşabilen, daha doğrusu MAKUL SÜREYİ belirten kararlara ulaşabilen var mı?
Old 11-03-2010, 16:42   #7
nizar

 
Varsayılan

Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2008/3386-3609 ve 2008/3140-3288 sayılı kararlarına ulaşabilen, daha doğrusu MAKUL SÜREYİ belirten kararlara ulaşabilen var mı?
Old 12-03-2010, 09:12   #8
Av.Yüksel Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ergül
Yargıtay 8.Hukuk Dairesi 2008/3386-3609 ve 2008/3140-3288 sayılı kararlarına ulaşabilen, daha doğrusu MAKUL SÜREYİ belirten kararlara ulaşabilen var mı?

Sayın ergül

Yargıtay 8. HD. nin mesajınızda belirtilen kararına ulaşamdım ancak araştırırken aşağıdaki karara rastladım.

Saygılar,
Av. Yüksel Eren


8. Hukuk Dairesi

Esas: 2006/2236

Karar: 2006/2946

Tarih: 01.05.2006

* KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI
* KAMU MALI NİTELİĞİNDEKİ YERİN ZİLYETLİK YOLUYLA EDİNİMİ
* YOL OLARAK GÖSTERİLEN TAŞINMAZ

TMK.nun 715. maddesinde yolların, yararı kamuya ait mallardan olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Ancak, taşınmaz özel yol niteliğinde ise o takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkündür.

T.C.
YARGITAY
8. Hukuk Dairesi

Esas: 2006/2236
Karar: 2006/2946
Tarih: 01.05.2006

ÖZET: TMK.nun 715. maddesinde yolların, yararı kamuya ilişkin mallardan olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet biçiminde tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Ancak, taşınmaz özel yol niteliğinde ise o takdirde kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkündür.

(4721 sayılı MK. m. 713, 715)

KARAR METNİ:
İbrahim müdahil Mehmet ile Hazine ve A... ... Köyü Tüzel kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair (Eşme Asliye Hukuk Hakimliği)'nden verilen 24.11.2005 tarih ve 89/255 s. hükmün Yargıtayca tetkiki Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilen ve dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin umumi yol niteliğinde olduğunu bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, bu yerin davacıya ilişkin bir yol olduğunu bildirmiştir.

Katılan vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, teknik bilirkişinin 22.06.2004 tarihli krokili raporunda A harfiyle gösterilen 272,57 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tescili isteğine ilişkindir.

Davacı, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tesbit dışı bırakıldığını, burada umumi yol bulunmadığını, yalnızca kendisinin bahçesine gidip gelirken kullandığını belirterek tescil isteğinde bulunmuş, davalı Hazine vekili bu yerin umumi yol niteliğinde olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece dava konusu yerin davacının avlusu kapsamında kaldığı, umumi yol niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TMK.nun 715. maddesinde yolların, yararı kamuya ilişkin mallardan olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet biçiminde tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Ancak, taşınmaz özel yol niteliğinde ise o takdirde kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkündür.

Dosyadaki bilgilere göre, tescil konusu taşınmaz 2001 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilen bir yerdir. Böyle bir yerin kazanılabilmesi için kamunun yararlanmasına terk ve tahsis edilen yerlerden bulunmaması ve paftasında gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir.

Somut olayda; dava konusu yer 2001 yılında paftasında yol olarak bırakılmış, dava ise 29.03.2002 gününde açılmıştır. Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre paftasında gösterildiği tarihten itibaren makul süre içinde açılmış bulunan davalara bakılması ve paftasında gösterildiği tarihten geriye doğru kazanmayı sağlayan sürenin nazara alınması gerekmektedir. Bu durumda, dava paftasında gösterildiği tarihten itibaren süresinde açılmış bir dava olarak kabul edilmelidir.

Davacı, dava konusu yerin adına tesbit ve tescil edilen 32 no.lu parsel ile bir tüm halinde olduğunu bildirdiğine, dava konusu yerin davacı tarafından paftasında gösterildiği tarihten geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak avlu ve bahçesi kapsamında tasarruf edildiği, umumi yol niteliğinde olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, taşınmazın yol niteliğinde olmadığı gibi yol olarak da kullanılmadığı, 30, 32 ve 33 parsel no.lu taşınmazların üzerindeki evlerin avlusu niteliğinde olduğu ziraatçı uzman bilirkişi tarafından gerekçeli olarak açıklandığına, teknik bilirkişiden fenne uygun ölçekli ve krokili rapor alınmış olduğuna, uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre mahkemece yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 s. Kanunla eklenen 492 s. Harçlar Yasasının 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 01.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: Corpus Arşiv
Old 24-03-2010, 12:25   #9
hukukcu15

 
Varsayılan Makul SÜre

Tabi burada yine Yargıtayca makul sürenin kapsamının ne olduğu net olarak belirtilmemiş. Neye göre makul , belli değil. Örneğin 3 sene makul mu? Ya da vatandaş kadastroda orasının yol gösterildiğini 7-8 sene sonra öğrenirse makul süre , öğrenme tarihinden mi başlar? Asıl cevabını aradığımız husus bu.
Old 31-03-2010, 12:47   #10
nizar

 
Varsayılan özel yol taşınmazlar arasındaki tek yol ise

Değerli Meslektaşlarım,
Öncelikle yanıtlarınız için teşekkür ederim. Özel yol ile ilgili olarak verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Şimdi bu konuyla ilgili başka bir sorun karşıma çıktı O da şu:

A kişisinin ,özel yol olarak iddia ettiği yol, müvekkil tarafından yıllardır özel yol olarak kullanılıyor ancak bu yol A'nın taşınmazı ile 3.kişilerin taşınmazı arasındaki tek yol ise, bu tür bir yolun özel yol olarak tapuya tescilini istemek hakkın kötüye kullanılması sayılır mı? Yargıtay kararları ne yöndedir?

Şimdiden herkese teşekkür eder, kolaylıklar dilerim.Saygılarımla...
Old 31-03-2010, 13:37   #11
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 16.04.2009 T., Esas: 2009/826, Karar: 2009/1886:"Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen 925 ada 2 ve 7 parselin sınırlarında bulunan yerin 20 yıldan fazla süre vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini açıklayarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine ile Akdeniz Belediye Başkanlığı vekili, tescil konusu yerin yol olduğunu, zilyetlikle elde edilemeyeceğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 54.53 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı vekili, davalı Hazine vekili ile Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak paftasında gösterilen taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup, kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz 1947-1948 yıllarında yapılan kadastro sırasında paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiş, 1964, 1986 ve en son 1995 yılında yapılan Belediye İmar Planlarında yol olarak gösterilmiştir. Taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği tarihten Akdeniz Belediyesi tarafından ilk imar planının yapıldığı 1964 yılına kadar davacı yararına 20 yıllık kazanma süresi ve koşulları gerçekleşmemiştir. Bundan ayrı taşınmaz kadastro çalışmalarının yapıldığı 1947-1948 yılında yol niteliğinde olduğu gibi 1964 yılı ve daha sonra ki tarihlerde yapılan imar planların da yol olarak bırakılmış olup paftasında halen yol olarak gösterilmektedir. TMK’nın 715. maddesinde yolların kamu malı olduğu açıklanmıştır. Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi ve özel mülkiyet şeklinde de tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece taşınmazın niteliği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kaldı ki, dava konusu yerin yol artığı ( fazlalığı ), kullanılmayan ya da terk edilen yol olduğu da kanıtlanamamıştır.
Davacı vekilinin temyizine gelince; davacı vekili, HUMK’un 433/2 maddesi gereğince katılım yolu ile hükmü yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından temyiz etmiştir. TMK’nın 713/3 maddesine göre, davalı olarak gösterilen Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri kanuni hasım durumunda olup davanın olumlu ve olumsuz sonuçlanması sonuca etkili olmayıp, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulamazlar. Bu ilke, zilyetliğe dayalı davaların niteliği gereğidir. Yüksek Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. Zilyetliğe dayalı tescil davalarında, ( TMK’nın 713/1. md. ) her türlü yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, harcın davacı taraftan alınmasına karar verilir. Davanın kabulü halinde, davalı Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisine vekalet ücreti yükletilemez."

Saygılarımla...
Old 31-03-2010, 13:43   #12
nizar

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşım,

ilginiz için teşekkür ederim.

Benim aradığım , vatandaşın geçmişten bu yana özel yolu olan bu bölümü, özel yol sahibi olan vatandaşın izni ile üçüncü kişilerin burayı kullanmaları ve bundan da başka yolları olmaması durumunda özel yol olarak müvekkilin adına tescilini istemek hakkın kötüye kullanılması sayılır mı?

Böyle bir durumda vatandaşın, özel yol olarak adına tescili için açacağı dava HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI SAYILIR MI?


Açılması halinde 3.kişilere de davanın yöneltilmesi gerekir mi? (Hazine ve köy tüzel kişiliği dışında)
Old 31-03-2010, 14:12   #13
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ergül
Değerli Meslektaşım,

ilginiz için teşekkür ederim.

Benim aradığım , vatandaşın geçmişten bu yana özel yolu olan bu bölümü, özel yol sahibi olan vatandaşın izni ile üçüncü kişilerin burayı kullanmaları ve bundan da başka yolları olmaması durumunda özel yol olarak müvekkilin adına tescilini istemek hakkın kötüye kullanılması sayılır mı?

Böyle bir durumda vatandaşın, özel yol olarak adına tescili için açacağı dava HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI SAYILIR MI?


Açılması halinde 3.kişilere de davanın yöneltilmesi gerekir mi? (Hazine ve köy tüzel kişiliği dışında)

Sayın ergül,
Konuyu biraz daha netleştirsek
Tapuya kayıtlı olmayan ve haritasında "umumi yol" olarak gösterilmiş olmasına rağmen sürekli kullanımda olmaması sebebiyle Yargıtayın deyimiyle aktif yol sıfatı bulunmayan bir yol var (sadece bir kısım 3.kişilerce kullanılmakta ve yıllardır bu 3.kişiler de müvekkilinizin izni ile bu yolu kullanmakta). Bu aktif yol sıfatı kazanmayan "umumi yol" un zilyetlikle kazanımı konusunda müvekkiliniz adına tapuya tescili mümkün mü??? Veya???

Saygılarımla...
Old 31-03-2010, 14:21   #14
nizar

 
Varsayılan

1-Müvekkilin kendi taşınmazına gidip gelmek için kullandığı, taşınmazından anayola ulaşmak için yıllar önce satın almış.
2-Bu özel yola komşu olan taşınmaz sahipleri de, özel yol sahibi kişinin izin vermesi ile burayı yıllardır kullanmışlardır.

3-3.kişilerin bu özel yol dışında ana yola çıkışları bulunmamaktadır.

4-Böyle bir durumda vatandaşın bu özel yolu kadastro sırasında umumi yol bırakılmıştır.

5-Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılacak davada, 3.kişilerin de bu yolun dışında başka yolları olmadığı için böyle bir tescil davası HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI SAYILIR MI? 3.Kişilerin de davaya katılması şart mıdır?
Old 29-11-2011, 12:53   #15
hukukcu15

 
Varsayılan Yargıtay'ın son sözü

Konu başlığını açtığım konu ile ilgili olarak Yargıtay , yerel mahkeme kararını iki satır kararı ile onadı. Yani 2-3 yıllık makul süre varmış. Bilginize.
Old 13-04-2017, 10:18   #16
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı
ESAS : 2014/ 16-102
KARAR: 2015/2026


Dava: Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil“ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Keban Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.11.2012 gün ve 2012/19 E. 2012/47 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 08.04.2013 gün ve 2013/2288 E. 2013/3314 K. sayılı ilamı ile;

(...Dava konusu taşınmaz 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol boşluğu olarak tespit dışı bırakılmıştır. Davacılar N.. Ö.., S..T.. B.. T.. ve A.. T.. dava konusu taşınmazın doğusundaki 189 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların maliki olduklarını belirtip, dava konusu ettikleri yol boşluğu olarak tespit dışı bırakılan taşınmaz bölümünün kendi taşınmazlarına eklenmesi talebi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların tespit tarihinden sonraki 2 yıllık makul sürede dava açmadıkları ve tespitten sonra da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece tescil harici bırakılan yer hakkında komşu parsellerin kadastro tespitinin yapıldığı 2006 yılından davanın açıldığı 29.12.2009 tarihine kadar kadastrodan önceki nedene dayanarak dava açmak için aranan makul sürenin aşıldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacı mülkiyet hakkının oluştuğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mülkiyet hakkı ayni hak niteliğinde olup, her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir. Bu hakkın ileri sürülmesi ancak yasa ile sınırlanabilir. Gayrimenkul mevzuatımızda tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak tescil istemi ile dava açılmasını süre yönünden sınırlayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacıya niza konusu bölümün tespit gününden önce yol olmadığını ve yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiğini ispatlama imkanı verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince, paftasında “yol” olarak gösterilen taşınmaz bölümünün tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 189 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların müvekkilleri adına tespit ve tescil edildiğini, davacıların maliki oldukları taşınmazların batısındaki bölümlerin ise yol boşluğu olarak tespit dışı bırakıldığını, ancak bu bölümlerin tespitten önce yol olmadığını belirterek, yol olarak tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün davacılar adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hazine temsilcisi; zeminde fiilen mevcut olan yolun paftaya aplike edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Davalı B.. K.., davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın tespit tarihinden sonraki 2 yıllık makul süre içerisinde açılmadığı gibi tespit tarihinden sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen, davacılar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle hüküm bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki gerekçelerle ilk kararda direnilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kadastro işlemleri sırasında tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak dava açılmasını sınırlayan bir sürenin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şekli dava açma hakkıdır. Yine Anayasanın 13. maddesi uyarınca "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir."

Öte yandan; ayni haklar yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilirler. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde yalnızca hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlarla ilgili olarak 10 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiş olup, gerek 3402 sayılı Kanunda, gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde, hakkında tutanak düzenlenmeyen ya da tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanarak dava açılmasını sınırlayan bir süre düzenlenmesi bulunmamaktadır.

Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2015 gün ve 2013/8-2061 E.-2015/1256 K. sayılı kararında da kabul edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan yerler hakkında tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılarak dava açılması halinde, söz konusu davanın tespit harici bırakılma tarihinden itibaren makul bir süre içerisinde açılması gerektiği, makul sürenin Yargıtayın yerleşik kararları ile kabul edilip uzun yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde uygulandığı, aksi takdirde bir süre kısıtlaması olmaksızın aradan uzun yıllar geçtikten sonra açılan davalarda sağlıklı bir sonuca ulaşılamayacağı, bu nedenle makul süre uygulamasının yerinde olduğu belirtilerek direnme kararının onanması gerektiği dile getirilmiş ise de, bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.

O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 30.09.2015 gününde oyçokluğu ile, karar verildi.
Old 13-04-2017, 10:23   #17
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Yargıtay 16.Hukuk Dairesi
ESAS :2015-151
KARAR :2016-218

Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:

Karar: Davacı, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak .. Köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici yol olarak bırakılan taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında ... çekişme konusu taşınmazın köy yolu olduğunu ileri sürerek itiraz etmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Sonuç: Mahkemece, paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle tespit harici bırakılan ve fen bilirkişi raporunda kırmızı renkle gösterilen 74,51 metrekare yüzölçümündeki dava konusu taşınmazın tescili istemi ile kadastrodan önceki sebeplere dayalı iddia yönünden davanın makul sürenin geçtikten sonra açılması, tespit sonrasında ise davacının zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki “dava konusu ettiğimiz köy yolu olarak bırakılan yerde aslında bir köy yolu yoktur.” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere davacı tespit harici bırakılmadan önce taşınmazın yol olmadığını ileri sürerek dava açmıştır. Gayrimenkul mevzuatımızda, kadastro sırasında haklarında kadastro tutanağı düzenlenmeyen ve tescil harici bırakılan taşınmazlara ilişkin olarak, kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açma hakkını süre ile sınırlayan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu .. Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köylerin mahalle olarak, belediyelerin ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olmaları nedeniyle her ne kadar TMK'nın 713/3. maddesi gereğince dava yöneltilen .. Köyü'nün tüzel kişiliği kaldırılmış olduğundan .. Belediyesi davaya dahil edilmiş ise de, aynı madde kapsamında ilgili kamu tüzel kişisi olarak .. Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması gerekli olduğundan öncelikle davacıya taraf teşkilinin sağlanması için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkili sağlandığında davacının tapu kaydına da dayandığı göz önüne alınarak tarafların iddia ve savunmalara ilişkin delilleri toplanıp işin esasına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yasal dayanağı bulunmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.01.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sahtecİlİk Hukuksal Nedenİne Dayali Tapu İptal Ve Tescİl sabire sanem yılmaz Meslektaşların Soruları 3 10-10-2008 08:38
Tapu İptal-tescİl,vekaletname AV. MUSTAFA ALİ Meslektaşların Soruları 1 17-09-2008 15:30
Rizaİ Taksİme Dayali Tapu İptal Ve Tescİl Davasi Av.bozkara Meslektaşların Soruları 1 17-04-2008 16:38
Tapu İptal Ve Tescİl Davasi-acİll hukukcu1985 Meslektaşların Soruları 1 28-03-2008 17:24
Ecrİmİsİl...tapu İptal Ve Tescİl empas Meslektaşların Soruları 2 26-10-2007 11:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,16386199 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.