Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ve İtirazın İptali

Yanıt
Old 18-06-2009, 15:07   #1
meral09

 
Varsayılan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ve İtirazın İptali

Merhaba Arkadaşlar,
Bugün staj yaptığım büromun bir davasıyla ilgili Asliye Hukuk Mahkemesince(Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) ilginç bir karar verildi. İlamsız icra yoluyla yapmış olduğumuz takipte borçlu tüketicinin itirazı üzerine takibimizin dayanağı belge İİK. Md. 68/a anlamında belgelerden olmadığı için itirazın iptali davası açtık. Takip miktarı yaklaşık 850,00 tl değerindeydi. Mahkeme, dava değerinin tüketici sorunları hakem heyetinin zorunlu olarak bakması gereken sınırlar içinde kaldığı gerekçesiyle görevli olmadığını ileri sürerek davamızı reddetti. Bu arada vermiş olduğu karar kesin, temyiz sınırının altında. Sorum şu; Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ne zamandan beri icra takibine yapılan itirazı iptal edebiliyor???? Ya da ne zamandan beri satıcının alacağını tahsil etmek istediğinde başvuracağı bir merci olmuştur???? Acaba biz konuyu yanlış mı değerlendirdik, yorum ve cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Old 18-06-2009, 16:54   #2
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Mahkeme kararında haklıdır.

T.C.
YARGITAY
Onüçüncü Hukuk DairesiEsas No: 2004/13486Karar No: 2005/1775Tarih: 8.2.2005
  • İTİRAZIN İPTALİ ( Davalının Fatura Bedellerini Ödememesi Üzerine Yapılan İcra Takibine Vaki İtiraz )
  • DAVA HAKKI ( TÜKETİCİ Kanununun Uygulanmasından Kaynaklanan ve Meblağı Düşük Olan Sorunlarda Dava Hakkının Söz Konusu Olabilmesi İçin TÜKETİCİ SORUNLARIna HAKEM HEYETİNE BAŞVURU Yapılmasının Gerekmesi )
  • TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURU ZORUNLULUĞU ( TÜKETİCİ Kanununun Uygulanmasından Kaynaklanan ve Miktarı Düşük Olan Uyuşmazlıklarla İlgili HAKEM HEYETİNE BAŞVURU Yapılmasının Gerekmesi )
  • TÜKETİCİ MAHKEMESİNE İTİRAZ ( TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM Heyetince Verilen Kararla Bağlı Olan Tarafların Bu Karara Karşı Onbeş Gün İçinde TÜKETİCİ Mahkemesinde İtiraz Edebilmesi )
  • DAVA ŞARTI ( TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURU Yapılmadan İcra Takibinin Yapılmasının Dava Şartının Gerçekleşmediğini Göstermesi )
ÖZET :
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı TÜKETİCİnin Korunması Hakkında Kanunun 22/5. maddesine göre bu kanunun uygulanmasından kaynaklanan ve miktarı 2004 yılında 580.500.000 TL'den az olan uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURU zorunlu olup, HAKEM Heyetince verilen kararla bağlı olan taraflar bu karara karşı onbeş gün içinde TÜKETİCİ Mahkemelerine itiraz edebilirler. Mahkemenin vereceği karar kesindir. İtiraz, İİK'nın ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilen Heyet kararlarının icrasını durdurmaz.
Olayda, miktarı kanunla öngörülen sınırın altında olan dava konusu alacak için TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUlmadan icra takibi yapılmış olduğundan 4077 sayılı Yasanın 22/5. maddesinde öngörülen dava şartı gerçekleşmemiş olup itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA :
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu, düşünüldü:

KARAR :
Davacı, abonesi olan davalının 1999 yılı Aralık, 2000 yılı Ocak, Şubat aylarına ait fatura bedellerini ödemediğini, hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini bildirip, itirazın iptaline ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 355.856.186 liralık icra takibine itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden iptaline, ana alacağa takip tarihinden faiz yürütülmesine ve inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 Sayılı Yasanın 22. maddesinin 5. fıkrasında "Değeri 500.000.000 liranın altında bulunan uyuşmalıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM heyetlerine BAŞVURUsu zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanunun ilamlarının yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.
Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde TÜKETİCİ Mahkemelerine itiraz edebilirler. İtiraz TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hakim, TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine TÜKETİCİ mahkemesinin vereceği karar kesindir." hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmüne göre, 4077 Sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklanan bu miktarı 2004 yılında 580.500.000 liradan az olan uyuşmazlıkların TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE götürülmesini öngörüp, HAKEM heyetince verilen kararlara 15 gün içinde mahkemelerde itiraz edilerek dava açılabileceği ve mahkemelerinde bu tür ihtilaflarda vereceği kararın kesin olacağı belirtilmiştir. Başka ifade ile, 2004 yılında miktarı 580.500.000 liradan az olan uyuşmazlıklar hakkında, TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUlmadan doğrudan mahkemelerde dava açılamayacak, ancak TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUsu üzerine, verilen karar aleyhine, mahkemelerde dava açılabilecektir. Somut olayımızda dava konusu alacağın miktarı 357.070.000 lira olup TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUlmadan icra takibi yapılmış, itiraz üzerine de davacı tarafından 11.05.2004 tarihinde itirazın iptali talebiyle bu dava açılmıştır. Öyle olunca davacının 4077 Sayılı yasanın 22/5. maddesine göre dava açılabilmesi şartı gerçekleşmemiştir. Mahkemece bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aksi düşüncelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararı temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.






T.C.
YARGITAY
Onüçüncü Hukuk DairesiEsas No: 2006/6760Karar No: 2006/11218Tarih: 6.7.2006
  • KREDİ KARTI İLE YAPILAN ÖDEMELER ( TÜKETİCİ İşlemi Olduğu - 500.000.000 Liranın Altında Bulunan Uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE Başvurmadan Açılan Davanın Dinlenemeyeceği )
  • TÜKETİCİ İŞLEMİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR ( 500.000.000 Liranın Altında Bulunan Uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE Başvurmadan Açılan Davanın Dinlenemeyeceği - Kredi Kartı Borcunun Takibi )
  • TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ ( Kredi Kartı Borcunun Takibi - 500.000.000 Liranın Altında Bulunan Uyuşmazlıklarda Heyete Başvurmadan Açılan Davanın Dinlenemeyeceği )
  • AKDİ FAİZ ORANI ( 4077 S.K. Md. 10/f Gereğince %165 Olan Akdi Faiz Oranının %30 Fazlasını Geçmemek Üzere Gecikme Faizi Uygulanması Gerekirken Alacağa %247,50 Faiz Yürütülmesinin Usul ve Yasaya Aykırılığı )
ÖZET :
1- TÜKETİCİ tarafından banka kartı kullanılarak yapılan ödemelerin, Yasanın 3/h maddesinde belirtilen " TÜKETİCİ işlemi" olduğunda duraksama olmamalıdır. 4077 sayılı Yasa ile getirilen önemli değişikliklerden birisi de, TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM Heyetleri ile ilgili olup, bu düzenleme ile, TÜKETİCİ işleminden doğan uyuşmazlıkların pratik, kısa ve ekonomik bir biçimde çözümlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Yasanın 22. maddesinin beşinci fıkrasıyla da, değeri 500.000.000 liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURU zorunluluğu getirilmiş, BAŞVURUda TÜKETİCİ, satıcı, sağlayıcı ayırımı yapılmamıştır. Somut olayda, uyuşmazlık konusu asıl alacak 143.763.855 lira olduğuna göre TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUlmadan açılan bir davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece davanın bu nedenle reddi gerekir.
2- 4077 sayılı Yasanın 10/f maddesi hükmü gereğince %165 olan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi uygulanması gerekirken alacağa %247,50 faiz yürütülmesi de usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA :
Davacı Dış Ticaret Bank AŞ ile davalı Ertan Civaoğlu arasındaki davada İzmir 1. TÜKETİCİ Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 7/7/2005 günlü ve 2004/319-2005/1108 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2006 gün ve Hukuk-35360 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR :
Davacı, taraflar arasındaki kredi kartı sözleşmesi uyarınca davalıya kredi açılıp kullandırıldığını, ancak davalının borcunu ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 288.164.074 Liranın ödetilmesi için girişilen icra takibine itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna nazaran davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; uyuşmazlığın değeri itibariyle temyiz sınırı altında kaldığından, davalı vekilinin yazılı emir yoluyla kararın bozulmasını talep etmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hükmün kanun yararına bozulmasını istemiştir.
Davacı, davalının kredi kartı kullanarak yaptığı harcama tutarlarını ödemediğini, aleyhine girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 4077 sayılı TÜKETİCİnin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/e maddesinde tanımı yapılan " TÜKETİCİ tarafından banka kartı kullanılarak yapılan ödemeler"in, yine anılan Yasanın 3/h maddesinde belirtilen " TÜKETİCİ işlemi" olduğunda duraksama olmamalıdır. 4077 sayılı Yasa ile getirilen önemli değişikliklerden birisi de, TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM Heyetleri ile ilgili olup, bu düzenleme ile, TÜKETİCİ işleminden doğan uyuşmazlıkların pratik, kısa ve ekonomik bir biçimde çözümlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Yasanın 22. maddesinin beşinci fıkrasıyla da, değeri 500.000.000 liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURU zorunluluğu getirilmiş, BAŞVURUda TÜKETİCİ, satıcı, sağlayıcı ayırımı yapılmamıştır. Somut olayda, uyuşmazlık konusu asıl alacak 143.763.855 lira olduğuna göre TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİNE BAŞVURUlmadan açılan bir davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece davanın bu nedenle reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de 6/3/2003 tarih ve 4822 sayılı Yasanın 15. maddesi ile değiştirilen 4077 sayılı Yasanın 10/f maddesi hükmü gereğince %165 olan akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi uygulanması gerekirken alacağa %247,50 faiz yürütülmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Mu HAKEMeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 6/7/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 19-06-2009, 10:15   #3
meral09

 
Varsayılan

Sevgili meslektaşım,
cevabın için teşekkür ederim. Bizim bu konuda tüketici mahkemesinde daha önce açmış olduğumuz başka bir itirazın iptali davasında itiraz iptal edildi ve dava değeri de 300,00 TL.ydi. Karar da bu yıla ait ve çok yeni. Bu çelişkinin nedeni hakimin kendini yetkili görmesi midir? hakim dilerse davaya bakabiliyor dilemezse bakmıyor mu?? Bizce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti satıcının tüketiciden alacağının varlığını tespit ederek bunun yerine getirilmesinde yetkili bir merci olmamalıdır.Kararın hukukuka uygunluğu konusunda görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Old 20-06-2009, 14:31   #4
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Sevgili meslektaşım,
cevabın için teşekkür ederim. Bizim bu konuda tüketici mahkemesinde daha önce açmış olduğumuz başka bir itirazın iptali davasında itiraz iptal edildi ve dava değeri de 300,00 TL.ydi. Karar da bu yıla ait ve çok yeni. Bu çelişkinin nedeni hakimin kendini yetkili görmesi midir? hakim dilerse davaya bakabiliyor dilemezse bakmıyor mu?? Bizce Tüketici Sorunları Hakem Heyeti satıcının tüketiciden alacağının varlığını tespit ederek bunun yerine getirilmesinde yetkili bir merci olmamalıdır.Kararın hukukuka uygunluğu konusunda görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.


Sevgili meslektaşım;

4077 sayılı kanunun 22. maddesi Tüketici sorunları hakem heyetine başvuru zorunluluğu getirmiştir. Buradaki amaç düşük miktardaki uyuşmazlıkları daha hızlı ve pratik bir yol olan hakem heyeti vasıtasıyla çözmektir. Burada bir dava şartı hali sözkonusudur.

Sizin olayınızda Tüketici Mahkemesi görevsizlik kararı vermemelidir. Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermelidir.


4077 sayılı Yasanın 22. maddesinin beşinci fıkrasıyla da, değeri 500.000.000 liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEMHEYETİNE BAŞVURU zorunluluğu getirilmiş, BAŞVURUda TÜKETİCİ, satıcı, sağlayıcı ayırımı yapılmamıştır. Kanunun bu anlamda bir ayrım yapmamıştır. Tüketici işleminden doğan ve yasal sınır altında olan her türlü uyuşmazlıkta hakem heyetine başvuru zorunludur.
KAPSAM
Madde 2 - Bu Kanun, 1 inci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.



Sonuç olarak; yasal sınır altında olan ve tüketici işleminden doğan bir uyuşmazlığın herhangi bir şekilde Tüketici Mahkemesi önüne gelebilmesinin şartı "Tüketici hakem heyeti" önünden geçmesi şartına bağlıdır. Bu, Tüketici Mahkemesi bakımından yargılamayı engelleyen bir "dava şartı"dır. Bu nedenle kararda bir hukuka aykırılık görmemekteyim.

Saygılar.
Old 04-10-2009, 00:58   #5
nezireselcuk

 
Varsayılan İtirazın İptali

Alıntı:
Yazan meral09
Merhaba Arkadaşlar,
Bugün staj yaptığım büromun bir davasıyla ilgili Asliye Hukuk Mahkemesince(Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) ilginç bir karar verildi. İlamsız icra yoluyla yapmış olduğumuz takipte borçlu tüketicinin itirazı üzerine takibimizin dayanağı belge İİK. Md. 68/a anlamında belgelerden olmadığı için itirazın iptali davası açtık. Takip miktarı yaklaşık 850,00 tl değerindeydi. Mahkeme, dava değerinin tüketici sorunları hakem heyetinin zorunlu olarak bakması gereken sınırlar içinde kaldığı gerekçesiyle görevli olmadığını ileri sürerek davamızı reddetti. Bu arada vermiş olduğu karar kesin, temyiz sınırının altında. Sorum şu; Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ne zamandan beri icra takibine yapılan itirazı iptal edebiliyor???? Ya da ne zamandan beri satıcının alacağını tahsil etmek istediğinde başvuracağı bir merci olmuştur???? Acaba biz konuyu yanlış mı değerlendirdik, yorum ve cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Merhaba,
Maalesef Yargıtayın mahkemelerin iş yükünün bir kısmını Tüketici Hakları Hakem Heyetlerine yüklemek kastıyla vermiş olduğu malum kararlarından sonra itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepleri ile Tüketici Hakem Heyetlerine çok sayıda başvuru olmaktadır. Eğer rakam zorunlu başvuru sınırının altında kalıyorsa Tüketici Mahkemeleri Görevsizlik Kararı vererek dosyayı Hakem Heyetlerine göndermektedirler. Ya da çoğu meslektaşımız itirazın iptali ve tazminat talebi ile doğrudan doğruya Hakem Heyetlerine başvurmaktadırlar. Ancak takdir edersiniz ki Hakem Heyetleri 5 üyeden oluşur ve sadece bir tek Avukat vardır. Dosyaları inceleme ve karara bağlama sistemi mahkemelerden tamamen farklıdır. 3 ay içinde dosyaları sonuçlandırmak zorundadır. Tayin edilen Bilirkişiye sadece 30 TL. ücret ödeyebilmektedir. Ve daha onlarsa sorun. Netice olarak Yargıtay'ın vermiş olduğu kararların isabetli olmadığı kanaatindeyim. Çoğu Hakem Heyeti bu nedenle itirazın iptali ve icra inkar tazminatı konularında kendilerini görevli görmemekte ve görevsizlik kararı vermektedirler.

Saygılarımla,
Av. Nezire SELÇUK
Old 22-10-2009, 16:28   #6
Av.Görkem Kavuk

 
Varsayılan

SN.Hasan Bahadır Büyükavcı dediğiniz gibi dava şartı yokluğundan İtirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli davamız reddedildi.(yasadaki parasal sınır itibariyle)Peki şimdi tüketici hakem heyetine yapacağımız başvurunun formatı nasıl olmalıdır? Normal şikayet gibi mi yoksa dava dilekçesi formatında mı olmalıdır? Bana bu konuda acilen yardım ederseniz sevinirim.
Old 22-10-2009, 21:23   #7
nezireselcuk

 
Varsayılan

Meslektaşım,
Tüketici Hakları Hakem Heyetleri'ne yapılacak başvuru dilekçesi dava dilekçesi şeklinde olacak. Olayın özeti ve taleplerin açık olarak belirtilmesi gerekir. Ayrıca talebin dayanağı olan bilgi ve belgelerin de eklenmesinde yarar vardır. Ancak, Tüketici Hakem Heyeti de muhtemelen kendilerinin itirazın iptali ve icra inkar tazminatı konusunda karar veremeyeceklerini. Konunun İcra İflas Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verecektir. Görevsizlik kararı üzerine Tüketici Mahkemelerine gidilebilir.

Başarılar dileğiyle,
Av. Nezire SELÇUK
Old 03-11-2009, 16:15   #8
Av.Görkem Kavuk

 
Varsayılan

Sn. Nezire Selcuk cevabınız için teşekkür ederim...
Old 03-04-2013, 16:21   #9
hakacoo

 
Varsayılan

Bu konuda benimde yaşadığım bir sorun var.
İlamsız takibe konulan ve yasal sınırın altında kalan ve tüketici hukukuna dayanan bir takibin, ilamsız icrasının itirazında nasıl bir yol izleneceği ile ilgilidir.
Buna ilişkin olarak henüz tüketici hakem heyeti kararı alınmadan (Adi belge, kart aidatı vs.)başlatılan icra takibinin devamına yönelik alabileceğiniz hiç bir yargı yolu yok.itiraz üzerine duran takip ile ilgili hiç bir yargı mercii yok.
İlamsız takip ile başlatılan icra borçlu tarafından itiraz edildi, daha sonra tüketici hakem heyetine gidilip bankanın yasal olmayan şekilde tahsilat yaptığı sabit oldu ancak ben bu kararla icraya devam edemiyorum. İtirazın iptalini de yasal sınırın altında olduğu için isteyemiyorum, tüketici hakem heyeti kararına dayanak dahi itirazın kaldırılması davası da açamıyorum.
Bence bu anayasaya dahi aykırı. Hak arama hürriyetine ve anasayada yazılı yargı denetimine tabi olmayan kararlar sınırlı olmasına rağmen buna bile aykırı diye düşünüyorum.
Old 22-12-2014, 15:53   #10
haksun

 
Varsayılan

sayın hakacoo'nun durumunda ne yapılır bende merak etim.aynı sorun bende yaşıyorum
Old 14-01-2016, 16:58   #11
av.blntdstc

 
Varsayılan

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ’NİN E. 2015/10571 K. 2015/8738 SAYILI KARARI
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıyla konut kredisine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının kredi kullanımı öncesinde ödediği 850 TL ipotek tesis ve ekspertiz ücretinin tahsili için icra takibi yaptığını, itiraz üzerine davalının Şanlıurfa Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak itirazın iptalini istediğini, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 21.04.2014 tarih ve 2013/1751 sayılı kararı ile; itirazın iptaliyle takibin devamına karar verildiğini, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin, mahkemenin yerine geçerek itirazın iptaline karar veremeyeceğini ileri sürerek, Şanlıurfa Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nin 21.04.2014 tarih ve 2013/ 1751 sayılı kararının iptalini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir. Dava, Tüketici Hakem Heyeti Kararının iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında konut kredisi sözleşmesi bulunduğu ve davacı banka tarafından 850 TL masraf alındığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tüketici sorunları hakem heyetinin görev alanına giren bir uyuşmazlıkla ilgili olarak hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılıp yapılamayacağı, icra takibinin yapılması halinde de tüketici sorunları hakem heyetinin itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususundadır. Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 4077 sayılı yasanın 22 nci maddesinin beşinci fıkrasıyla, değeri 1.161,67 TL nin altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu asıl alacak 850 TL olduğuna göre, davalının icra takibi yapmadan önce tüketici sorunları hakem heyetine müracaatı zorunludur. Uyuşmazlığın değeri itibariyle tüketici hakem heyetinin görev alanına girmesine rağmen tüketici hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde itirazın iptali isteminin nereden isteneceği hususunda, 28.05.2014 tarihinden önce yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Kanunda ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Kanunda özel bir düzenleme yapılmamıştır. Doktrinde bir kısım yazarlar tarafından, uyuşmazlığın değeri itibariyle tüketici hakem heyetinin görev alanına girmesine rağmen tüketici hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde itirazın iptali istemlerinin tüketici hakem heyeti tarafından incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Ancak, bu konuda sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için itirazın iptali davasının düzenlendiği yasa maddelerinin ve tüketici hakem heyetinin niteliğine ilişkin yüksek yargı kararlarının incelenmesi gerekir.
İtirazın iptali davası,2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67 nci maddesinde düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunun 67nci maddesine göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Yasadaki bu açık hüküm nedeniyle itirazın iptali ancak mahkemeden istenebilir. İtirazın iptaline ilişkin istem hakkında karar verme yetkisi mahkemede olduğuna göre, tüketici hakem heyetinin mahkeme niteliğinde olup olmadığının tartışılması gerekir. Anayasa Mahkemesinin 31/05/2007 tarih ve 2007/53 esas, 2007/61 karar sayılı kararı ile; yargı yetkisini Türk Milleti adına kullanacak olan bir merciin mahkeme olarak kabul edilmesi için kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yasayla itirazı düzenlenmesi, karar organlarının hâkimlerden teşekkül etmesi, yargılama tekniklerini uygulayarak ve genelde dava yoluyla uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıkları çözümlemekle görevli olması, görev yapan üyelerin atanmalarının, hak ve ödevlerinin, emekliye ayrılmalarının, Anayasa'nın öngördüğü mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkim teminatı esaslarına göre düzenlenmiş olması ve Anayasa'da sayılan ve başında bir yüksek mahkemenin bulunduğu yargı düzenlerinden birinde yer almasının gerekli olduğu, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin ise, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un değişik 22nci maddesine göre, illerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur, ilçelerde kaymakam veya görevlendireceği bir memur başkanlığında, belediye, baro, ticaret ve sanayi odasıyla esnaf ve sanatkar odası ve tüketici örgütlerinden seçilerek görevlendirilecek beş kişiden oluştuğu, Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin, yargı organlarının ve mensuplarının Anayasa'da belirtilen niteliklerine sahip olmadığı gerekçesiyle "mahkeme" niteliği taşımadığına karar verilmiştir. Buna göre, tüketici sorunları hakem heyeti mahkeme niteliğinde değildir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tüketici sorunları hakem heyetine müracaat edildiği tarihte yürürlükte olan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22nci maddesi ile davanın açıldığı tarihte ve karar tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68 inci maddesinde belirlenen miktarın altında kalan uyuşmazlıklar için, icra takibi yapılmadan veya dava açılmadan önce tüketici hakem heyetine müracaat edilmesi zorunludur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 70/2 nci maddesinde, il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinin verdiği kararların tarafları bağlayacağı ve İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, verdiği karar ilamlı icra yoluyla takibi mümkün olan Tüketici Hakem Heyetine müracaat etmeden ilamsız icra takibi yapmakta tüketicinin hukuki yararı yoktur. Bu durumda tüketici hakem heyetine müracaat edilip uyuşmazlıkla ilgili olarak bir karar almadan icra takibi yapılamayacağı gibi, tüketici mahkemesinde de dava açılamaz. Buna rağmen icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde ise, itirazın iptali istemiyle tüketici hakem heyetine müracaat edilemez. Bu halde de, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68 inci maddesindeki açık hüküm nedeniyle tüketici mahkemesinin, uyuşmazlığın esasıyla ilgili karar verme yetkisi bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, tüketici hakem heyetinin, itirazın iptaline ilişkin istem hakkında karar verme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle tüketici hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, tüketici hakem heyetinin bu konuda karar verme yetkisinin olup olmadığı da tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile Şanlıurfa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.11.2014 tarih ve 2014/ 484 esas 2014/ 686 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 18.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 19-01-2016, 11:27   #12
Rahmi Ertürk

 
Varsayılan

Söz konusu hususu denemek amacıyla bir kaçtane dekontu ilamsız takibe koydum, itiraz geldi ve hakem heyetinden itirazın iptali istedim. Fakat heyet Re'sen YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ’NİN E. 2015/10571 K. 2015/8738 SAYILI KARARI'nı gerekçe göstererek reddetti.

Kanımca reddolmaması gerekiyor ancak bu sistem giderek karışıyor. Hakem Heyetleri ile mahkeme arasındaki görev iyice uyuşmazlığa vardı.
Old 26-01-2016, 08:48   #13
av.blntdstc

 
Varsayılan

Geçen hafta Tüketici Mahkemesi hakimi ile bu konuda istişare yapma fırsatı buldum. Kendisi de 13. Hukuk Dairesi'nde Tetkik Hakimliği yapmaktaymış yakın zamana dek. Yargıtay'ın görüşünün şu olduğunu söyledi Hakim Bey; "Şayet Tüketici Mahkemeleri her itirazın iptaline bakarsa iş yükümüz artar. Bu nedenle Hakem Heyetleri önüne itirazın iptali şeklinde başvuru geldiğinde bunu alacak davası şeklinde yorumlamalı ve bu doğrultuda karar vermeli; böylece heyet kararlarına yalnızca itiraz kanun yolu olduğu için ve Tüketici Mahkemelerinin itiraz üzerine verdiği kararlar da kesin olduğu için dosyalar bize ulaşmayacak."
Sorun çözme değil aksine sorun yaratmada çok başarılılar sağolsunlar!
Old 11-03-2016, 15:28   #14
TRINITY

 
Varsayılan

Bence Yargıtay bu kararı verirken açılan icra takibinde icra müdürünün alacağın tüketici hukukundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve hakem heyeti sınırının altında kalıp kalmadığı yönünde denetim yapmasını da öngörmeliydi. Aksi takdirde bu takipler açılmaya hem zaman hem masraf harcamaya devam edeceğiz.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
tüketici hakem heyeti nobel81 Meslektaşların Soruları 0 13-01-2009 08:31
Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Üyeliği Av.Tevfik TATAR Meslektaşların Soruları 3 25-12-2008 14:33
Tüketici Hakem Heyeti Yönetmen Meslektaşların Soruları 2 08-05-2008 13:32
Tüketici Hakem Heyeti Av.Ceylan Pala Karadağ Tüketicinin Korunması Hukuku Çalışma Grubu 2 15-11-2006 09:16


THS Sunucusu bu sayfayı 0,20774889 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.