Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı var mı?

Yanıt
Old 02-06-2009, 15:50   #1
Raşit Tavus

 
Varsayılan Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı var mı?

Öncelikle selamlar, Sincan 2. Ağır ceza mahkemesinin almış olduğu bir karar var. Şimdi süreç nasıl işleyecek çok merak ediyorum. Şayet cumhurbaşkanının dokunulmazlığı varsa dokulmazlığı nerede ve nasıl kaldırılacak? Eğer dokunulmazlığı yoksa nasıl yargılanacak? Saygılarımla.
Old 16-08-2009, 21:15   #2
mgokselaydin

 
Varsayılan Yargılanabilmelidir...

Bilindiği üzere anayasamız cumhurbaşkanına dokunulmazlık tanımamıştır.bu bağlamda cumhurbaşkanının sorumluluğunu siyasi, cezai ve hukuki olarak kişisel ve görevinden dolayı sorumluluğu ayrımını yaparak incelemek gerekir... cezai sorumluluk :görevinden dolayı sadece "vatana ihanet suçlaması"nda bulunulabilir. bu da mahkemeler yoluyla olmaz. kişisel suçlarından dolayı cezai sorumluluğu vardır ancak bu konuda yargılanma usulü ve infaz yolu belli değildir... siyasi sorumluluk :yine sadece vatana ihanet suçlamasında bulunulabilir. kişisel fiillerinden dolayı sorumluluk söz konusu değildir... hukuki sorumluluk :kişisel fiillerinden dolayı yargılanabilir.... abdullah güle yargı yolunun açılması cumhurbaşkanlığından önce kişisel fiillerinden dolayı hukuki sorumluluğu söz konusudur. bu durumda yargılanması gerekir... usul hukuku görmedim ancak bildiğim kadarıyla nasıl yargılanacağı meselesi aydınlatılmış değildir...
Old 19-08-2009, 10:09   #3
Raşit Tavus

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan mgokselaydin
Bilindiği üzere anayasamız cumhurbaşkanına dokunulmazlık tanımamıştır.bu bağlamda cumhurbaşkanının sorumluluğunu siyasi, cezai ve hukuki olarak kişisel ve görevinden dolayı sorumluluğu ayrımını yaparak incelemek gerekir... cezai sorumluluk :görevinden dolayı sadece "vatana ihanet suçlaması"nda bulunulabilir. bu da mahkemeler yoluyla olmaz. kişisel suçlarından dolayı cezai sorumluluğu vardır ancak bu konuda yargılanma usulü ve infaz yolu belli değildir... siyasi sorumluluk :yine sadece vatana ihanet suçlamasında bulunulabilir. kişisel fiillerinden dolayı sorumluluk söz konusu değildir... hukuki sorumluluk :kişisel fiillerinden dolayı yargılanabilir.... abdullah güle yargı yolunun açılması cumhurbaşkanlığından önce kişisel fiillerinden dolayı hukuki sorumluluğu söz konusudur. bu durumda yargılanması gerekir... usul hukuku görmedim ancak bildiğim kadarıyla nasıl yargılanacağı meselesi aydınlatılmış değildir...


Ben görevi devam ederken yargılanamayacağı kanaatindeyim. Milli güvenlik konseyi üyelerinin bile hukuki sorumluluklarından dolayı, görevdeyken yargılanamadıklarını düşünürsek, milletvekili-milletvekili olmayan bakanların bile yargılanamadığını düşünürsek, evleviyet ilkesi devreye girmeli ve cumhurbaşkanı yargılanamamalıdır. Devlet başı olarak ifade edilen kişinin görev başında yargılanmasını doğru bulmuyorum, vatana ihanet suçu dışında.

Bu arada vatana ihanet nedir, hangi durumlarda olur, tabii bunlar da ayrı bir muamma...
Old 19-08-2009, 17:58   #4
mgokselaydin

 
Varsayılan

Mantıken, görev süresi içerisinde yargılanamaması gerekiyor... milli güvenlik konseyi üyelerinin statüsünü hatırlamıyorum....

anayasa yapıcı eğer isteseydi bu dokunulmazlığı cumhurbaşkanına da tanırdı diye düşünüyorum... yani milletvekilllerine tanıdığı dokunulmazlığı neden cumhurbaşkanına tanımasın? görevi başında yargılanması ve cezaların infazının ötesinde diyelim ki yargılanabilir, bunun nasıl yapılacağının da açıklığa kavuşması gerekmekte...

vatana ihanet suçu da ceza kanununda geçen bir suç türü değil... vatana ihanet suçunun da böyle bir muamması var... bu konuda K. Gözlerin son basılan Türk Anayasa Hukuku kitabındaki ilgili blümü tavsiye ederim...
Old 03-10-2009, 10:48   #5
AV.Onur BÜKÜLMEZ

 
Varsayılan Cumhurbaşkanlığı Dokunulmazlığının Sınırı

Cumhurbaşkan'ının dokunulmazlığı sınırlıdır şöyleki;

Cumhurbaşkan'ının Görevi ile ilgili yaptığı işlerden veyahut suçlardan dolayı bir dokunulmazlığı vardır.Cumhurbaşkan'ı yaptığı işlerden dolayı Meclis'in nitelikli çoğunlukla karar alması halinde sadece "Vatana İhanetten" yargılanabilir ve suçlanabilir.Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus "Görevi ile ilgili işlerden" sözcüğüdür.

Zira Cumhurbaşkan'ı görevi ile ilgili bir suç işlemediği taktirde yargılanacak ve gerekirse cezalandırılacaktır.Yani dokunulmazlık sadece Görevi İle İlgili Suçlarda uygulanaktır.Dolayısıyla Cumhurbaşkanı taciz veyahut başkaca benzer fiiller gerçekleştirirse yargılanacaktır.
Old 22-11-2009, 22:26   #6
Av.Fatih Uyanık

 
Varsayılan

Ancak hukukta kıyasın evleveyetle uygulanma metodu vardır. Yürütmenin sorumsuz kanadı olan Cumhurbaşkanı devletin ve istikrarının tarafsız temsilcisi olmak için vardır. Bu kadar önemli bir konumdaki Cumhurbaşkanın dokunulmazlığı yokken miletvekillerinin dokunulmazlığını sadece yasada mevcut olduğu için uygun sayıyoruz. Ancak bu Anayasımızın ve devlet düzenimizin ne ruhu ne de amaç ve mantığı ile uygunluk içinde olmamaktadır.Dikkat edildiğinde Cumhurbaşkanı için aranan yeterlilik kriteleri yürütme ve yasamanın bütün görevlilerininden daha niteliklidir. Sonuç olarak Cumhurbaşkanı meclis üyelerinden tartışmasız bir şekilde üstün konumdadır.Sonuç olarak her milletvekilinin dokunulmazlık hakkı varsa Cumhurbaşkanının EVLEVİYETLE olacağı kanısımdayım. Bu nedenle de verilen karar katılmıyorum. Usul hukukuna gelince eğer yargılanması söz konusu olursa AY 148/3. md görevi ile ilgili yargılanması halinde Yüce Divanda yargılanacağını açıkça hükme bağlamıştır. Şahsi suçlardan ise çok emin ve bilgili değilim ancak fikrimce suçun ağırlığına göre görev alanına giren adliye mahkemelerinde yargılanması gerektiğini düşünüyorum. Zira Ne kadar üstün bir görev söz konusu olursa olsun hukuk düzeninin sınırları dışına çıkıldığında Yargının üstünde bir makam söz konusu olamaz.Saygılarımla...
Old 26-11-2009, 23:10   #7
Raşit Tavus

 
Varsayılan

"Ankara Cumhuriyet başsavcılığı yargıtaya gönderdiği bir yazıyla? cumhurbaşkanının dokunulmazlığının olduğunu ancak dokunulmazlığı kalktıktan sonra yargılanabileceği gerekçesiyle yargılanma sürecini noktaladı."

Yukarıdaki ifadeyi bir haber ajansından izlemiştim.
Old 27-11-2009, 12:23   #8
AV.Onur BÜKÜLMEZ

 
Varsayılan Yetkİ Nerden?

Ankara C.Savcılığının Cumhurbaşkanı'nın Dokunulmazlığı ile ilgili karar verebilir mi?Böyle bir yetkisi yoktur.Anayasa maddesi gayet açıktır.Biz yerindelikten ziyade maddeyi sorguluyoruz.Ona göre de C.Başkanı'nın görevi ile ilgili olmayan suçlardan dokunulmazlığı yoktur.Ayrıca olmamalıdır.Örneğin bir kişiyi öldürdü;o zaman aman O kişi Devletin başı diye yargılanmayacak mı yani.Saygılarımla...
Old 18-12-2009, 12:22   #9
Av.Denizcan Sarıkaya

 
Varsayılan

Ben de görev süresi içinde yargılanmaması gerektiği düşüncesindeyim.Ha bunun istisnai bir hali var.Bu da anayasada gayet açık.Bunun dışında görev süresinin bitiminde yargılanması daha doğru.
Old 28-12-2009, 18:21   #10
fanarin

 
Varsayılan

Daha önce hakkında dava açılan bir kişinin cumhurbaşkanı olması peki ne derece doğrudur ?

Hatta bu davanın, yüz kızartıcı bir suç olması(mesela rüşvet) vereceğimiz cevabı değiştirir mi ?

Hiçbir siyasi görüşün altında kalmadan,hukukçu kimliklerinizle bu sorunun cevabını çok merak ediyorum.Bana etik gelmiyor.
Old 30-12-2009, 23:23   #11
Raşit Tavus

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan fanarin
Daha önce hakkında dava açılan bir kişinin cumhurbaşkanı olması peki ne derece doğrudur ?

Hatta bu davanın, yüz kızartıcı bir suç olması(mesela rüşvet) vereceğimiz cevabı değiştirir mi ?

Hiçbir siyasi görüşün altında kalmadan,hukukçu kimliklerinizle bu sorunun cevabını çok merak ediyorum.Bana etik gelmiyor.

Hakkında dava açılması pek önemli bir durum değildir. Mesela ben istesem bugün sizin hakkınızda dava açarım, sırf cumhurbaşkanlığı seçilmenizi sabote etmek için. Ne olursa olsun, bir kişi yargılaması tamamlanıp infazı başlayana kadar suçlu değildir, kanuni olarak masumdur. Bu yüzden yukarıda sormuş olduğunuz soru, sanığın suçluluğu ispat edilene kadar suçsuz olması ilkesine aykırı bir durum.
Old 14-01-2010, 23:17   #12
Ebru Demirci

 
Varsayılan

Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu kuralı kaynağını monarşi rejiminin tabiatında bulur.Gerçekten kralın başında bulunduğu kabinenin icraatından kral da kabine üyeleri ile birlikte sorumlu olsaydı, sorumluluğunu gerektiren hallerde istifa etmesi veya tahtından feragat etmesi gerekecekti.böyle bir usulün ise monarşi rejiminin doğasına aykırı olacağı ve devlet başkanlığı makamını prestijden mahrum bırakacağı açıktır.İşte bu duruma gelinmesini önlemeye çalışan İngiliz monarşisi, rejimin gereği icabı icraatı kabineye devrederek , kabineyi bütün icraattan mahkemeler ve parlamento önünde sorumlu tutmuştur.Kralın mutlak sorumsuzluğu ifadesini "Kral kendi eliyle bir adamı öldürürse bundan belki başbakan sorumlu olur, fakat başbakanı öldürürse bundan kimse sorumlu olmaz" cümlesinde bulur.
Yürütmenin faaliyetinden cumhurbaşkanının sorumlu tutulmaması kuralının monarşi rejimlerine has olmadığı, kuralın demokratik çerçeve içinde işleyen parlamenter rejimde de belirli ve yerine getirilmesi zorunlu bir fonksiyonu bulunduğu kabul edilmektedir.Gerçekten her ne kadar halk iradesine dayanan Cumhuriyet rejimlerinde bütün devlet organlarının faaliyetlerinden sorumluluklarını kabul etmek gerekirse de , parlamento ile kabine arasında doğacak ihtilafların çözümünde halkın hakemliği bir yana bırakılrsa bir hakeme ihtiyaç vardır.Bu hakem cumhurbaşkanından başka kimse olamaz.Ancak cumhurbaşkanının böyle bir hakem rolü oynayabilmesi , bağımsız, istikrarlı ve kişiliğinden kaynaklanan bir prestije sahip olmasına bağlıdır. Bu da onun sorumsuzluğu ile sağlanır.
Bununla beraber cumhurbaşkanının sorumsuzluğunun kapsamı cumhuriyetlerde , monarşilerde olduğu kadar geniş ve mutlak değildir.Cumhuriyet rejimlerinde cumhurbaşkanının sorumsuzluğu vatan hainliği suçu ayrık tutulursa sadece görevleriyle ilgili işlemlerle sınırlandırılmıştır.Yani devlet başkanının görevi ile ilgili olmayan hususlarda her vatandaş gibi hukuki ve cezai sorumluluğu vardır.
Cumhurbaşkanının görevi ile ilgili olmayan yani kişisel suçlarından sorumluluğu konusunda farklı görüşler mevcut. Konuyu 1924 anayasasından itibaren ele alacak olursak şu sonuçla karşılaşıyoruz:
Cumhurbaşkanının adi suçlarından sorumlu olduğu 1924 anayasasının 41/2. maddesinde açıkça belitilmişti.Bu madde, cumhurbaşkanının şahsi suçları dolayısıyla sorumlu tutulması gerektiğinde anayasanın 17. maddesindeki hükmün uygulanacağını ve cumhurbaşkanının tıpkı milletvekilleri gibi muamele göreceğini öngörüyordu.1961 ve 1982 anayasaları ise 41/2' ye benzer bir hüküm içermemiştir.Bununla birlikte gerekçe ya da herhangi bir tutanakta da söz konusu hükmün neden bu anayasalara alınmadığı konuusnda bir kayda rastlanmadığından bu konu tartışmalara yol açmıştır.Bu konuda 2 düşünce vardır:

1961 anayasası yürürlükte iken ileri sürülen ve bugün de geçerliliğini muhafaza eden görüşe göre; cumhurbaşkanı seçilen bir kimsenin TBMM üyeliği sona erdiğinden meclis üyeliği sıfatını kaybeden cumhurbaşkanı dokunulmazlık hakkından da faydalanamaz.Dokunulmazlık hakkından faydalanamayan cumhurbaşkanının şahsi suçlarından dolayı takibata uğrayabileceğinin kabulü, onun , şahsi suçları nedeniyle yasama dokunulmazlığından yararlanan TBMm üyeleri ve hatta bu meclis dışından seçilen bakanların durumundan daha aşağı bir statüye konması gibi garip ve mantıksız bir duruma yol açar.Bu bakımdan cumhurbaşkanının şahsi suçlarından dolayı mutlak sorumsuzluğunu kabul etmek gerekir.

1982 anayasası konuyla ilgili açık bir hüküm içermediğinden cumhurbaşkanının kişisel suçlarından sorumluluğunu kabul etmektedir.105. madde cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında görev suçlarından sorumlu olmadığını belirtmektedir.Burda aksi ile kanıt yöntemi uygulanırsa, cumhurbaşkanının görevine girmeyen konularda işlediği suçlarından sorumlu olacağı sonucu çıkar.

Görevi ile ilgili olmayan suçlarından her vatandaş gibi sorumlu olduğu kabul edilen cumhurbaşkanına nasıl bir işlem uygalanacaktır sorusu da uygulamada tartışma konusudur.Bu konuda 4 farklı görüş bulunmaktadır:

Milletvekili dokunulmazlığı hükümleri uygulansın.

Vatan hainliği prosedürü işletilsin.

Görevi süresi bittikten sonra yargılama yapılsın.

Sıradan bir vatandaş gibi yargılansın.

Bütün bu görüşlerin her biri bazı yazarlar tarafından eleştirilse de bazı yazarlar tarafından savunulmaktadır.Her birinin kendi içinde tutarlı yönleri bulunmakla birlikte sadece bir tanesi için % 100 doğrudur demek pek mümkün gözükmemekte.


Kaynaklar:
*Artuk-Gökçen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler,Ankara 2006
*Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku,2007
*Doç. Dr. Levent Gönenç 2008-2009 Anayasa Hukuku Dersleri
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Anayasanın Cumhurbaşkanının Seçilmesini Düzenleyen Maddeleri Av.Oğuzhan Dayar Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 117 27-06-2007 23:52
cumhurbaşkanının sorumsuzluğu şahin aksu Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 8 18-04-2007 21:03
cumhurbaşkanının vatana ihaneti... davut Hukuk Soruları Arşivi 8 24-12-2006 16:04
Cumhurbaşkanının Yargılanması Coyotexxx Hukuk Soruları Arşivi 3 16-07-2004 12:19
Avukatlık Dokunulmazlığı medet çınar Hukuk Soruları Arşivi 2 21-02-2002 21:01


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13372803 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.