Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

muhdesatın mülkiyetinin tespiti istenebilir mi?

Yanıt
Old 19-01-2009, 16:09   #1
hidayet

 
Varsayılan muhdesatın mülkiyetinin tespiti istenebilir mi?

Tarafların iştirak halinde malik oldukları taşınmazda iştirake konu taşınmaz üzerinde taraflardan birisinin yaptırdığı bir ev ve yine bu evin üzerine diğer ortağın yaptırdığı 2.kat ev bulunmaktadır.
Mirasçılar çok sayıda taşınmazda mirasçı oldukları için kendi aralarında anlaşarak ortaklığı gidermek istemektedirler.Hali hazırda ortaklığın giderilmesi davası yoktur.
Ancak özellikle 2.kat evin,ilgili ortak tarafından yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.Ancak bu ortak,evin kendisi tarafından yapıldığını gerek şahitler gerekse başka şekillerde ispatlayabilecek durumda.
Bu durumda 2.katı yaptıran ortak,mirasçılar kendi aralarında anlaşma yoluna gittikleri ve bu şekilde ortaklığı tasfiye sürecine girdikleri ve ancak derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı koşulda muhdesatın mülkiyetinin tespit davası açabilecek midir?Yani ilgili taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmadan 2.kat dairenin ilgili ortak tarafından yapıldığı ve mülkiyetinin tespiti davası dinlenir mi yoksa mülkiyetin tespiti yolundaki dava hukuki yarar yokluğundan red mi edilir?Şimdiden teşekkür ederim.Saygılarımla...
Old 19-01-2009, 16:21   #2
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/717
K. 2006/622
T. 7.3.2006
• AİDİYETİN TESPİTİ DAVASI ( Tespit Davasına Özgü Koşullar Mahkemece Re'sen Gözetilmesi Gereği - Hukuki Yararın Dava Şartı Olduğu )
• TESPİT DAVASI ( Konusunu Ancak Hukuki İlişki Oluşturabildiği/Hukuki İlişkinin Mevcut Olup Olmadığının Hemen Tespitinde Hukuki Yarar Bulunması Gereği - Eda Davası Açılmasının Mümkün Olduğu Hallerde Tespit Davası Açılmasında Hukuki Yarar Bulunmadığı )
• HUKUKİ YARAR ( Aidiyetin Tespiti Davası/Tespit Davasına Özgü Koşullar Mahkemece Re'sen Gözetilmesi Gereği - Hukuki Yararın Dava Şartı Olduğu )
ÖZET : Kural olarak tespit davalarının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki özel koşula daha ihtiyaç vardır. Özel koşulların ilki, tespit davasının konusunu ancak hukuki ilişki oluşturabilir. İkincisi ise, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki yarar bulunmasıdır. Kural olarak eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Genel dava şartlarından ayrık olmak üzere tespit davasına özgü koşulların mahkemece re 'sen gözetilmesi zorunludur. Hukuki yarar, dava koşuludur.

DAVA : Taraflar arasında aidiyetin tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

KARAR : İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle Hazine adına kayıtlı bulunan 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Saptanan dava niteliği ve dosya içeriğine göre davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirlenmiştir. Kural olarak tespit davasının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki özel koşula daha ihtiyaç vardır. Gerçekten sözü edilen ve aşağıda açıklanan koşulların öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında "TESBİT DAVASININ KENDİNE ÖZGÜ KOŞULLARI OLARAK NİTELENDİRİLMEKTEDİR."

Sözü edilen özel koşullara gelince;

1- Özel koşulların ilki, tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişkinin oluşturabileceği tartışmasızdır. Gerçekten, tespit hükmü, hak ve alacakların doğduğu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığını tespit etmekte olup, miktarları hakkında bir şey içermez. Bu nedenle uygulamada, konusu yalnızca maddi vakıa ya da vakıalar olan tespit davaların dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kural olarak maddi vakıa ya da vakıalar ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu olabilirler.

2- Davacının sözünü, ettiği açık bir anlatımla öne sürdüğü hukuki ilişkinin, mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yaran bulunmalıdır. Hukuki yarar koşulu, tespit davasını hükme bağlayan tüm yasalarda, öğretide ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır.

Öte yandan, bir hukuki ilişkinin, hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için, üç koşulun birlikte olması zorunludur. Sözü edilen üç koşulu hemen açıklamak gerekirse;

A ) Davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması ve sözü edilen TEHLİKENİN YAKIN VE TEHDİDİN CİDDİ OLMASI GEREKİR.

B ) Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması, bu hususun davacı için bir zararı meydana getirebilecek nitelikte bulunması gerekir. Tehdit, objektif olarak değerlendirildiğinde, bir zarar doğurabilecek nitelikte olmalıdır.

C ) Yalnızca koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün sonuçlarını meydana getiren, cebri-icraya yetki vermeyen bir başka deyişle icra ve infaz kabiliyeti bulunmayan TESBİT HÜKMÜNÜN BU TEHLİKEYİ ORTADAN KALDIRACAK NİTELİKTE OLMASI ZORUNLU OLDUĞU GİBİ, DAVACININ, HUKUKEN KORUNMA İHTİYACI DA HALİHAZIRDA BULUNMALIDIR. ÖZELLİKLE HUKUKİ YARAR KOŞULU TESBİT DAVASININ AÇILDIĞI GÜNDE MEVCUT OLMALI VE HÜKÜM VERİLENE DEĞİN VARLIĞINI DA SÜRDÜRMESİ ZORUNLUDUR. Açıklanan nedenle davacının, hukuki korunma ( himaye ) ihtiyacını, başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin mücerret tespitinde, hukuki yararının bulunmadığı bu nedenle tespit davası açamayacağı kuşkusuzdur.

Kaldı ki, aidiyetinin tespiti istenen muhdesatın 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanağının beyanlar hanesinde gösterilen muhdesat olmadığı, tutanağın beyanlar hanesinde gösterilen muhdesatın yıkılarak 2002 yılında dava ve temyize konu muhdesatın meydana getirildiği, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında görülmekte olan derdest ortaklığın giderilmesi davasının da bulunmadığı, sözü edilen taşınmazın yetkili idari merciiler tarafından kamulaştırılmadığı dikkate alındığında davacı tarafın dava açmakta hukuksal yararının bulunmadığı kuşkusuzdur.

Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında "EDA DAVASI" açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.

Sözü edilen kuralın aynk hali olarak "eda davası" ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamı, tespit davası ile elde edilecek tespit hükmünün kapsamından daha dar ise, "eda davası" açılması mümkün olmasına rağmen, eda davasından bağımsız olarak ayrıbir tespit davası açılabileceği de öğretide ve uygulamada kararlılık kazanmıştır.

Az yukarıda genel dava şartlarından ayrık olmak üzere tespit davasına özgü koşulların mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse HUKUKİ YARAR, DAVA KOŞULUDUR.

SONUÇ : Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi usulün 74. maddesi hükmüne aykırı biçimde dava dışına çıkılarak hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı Hazine'nin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 19-01-2009, 17:16   #3
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Sayın Hidayet, soruyu soruş tarzınızdan konuyu araştırdığınız ve cevapları bildiğinizi tahmin ediyorum.

Sayın Akpunar'ın gönderdiği içtihata benzer onlarca içtihat bulunmaktadır. Ve Tespit davasında en önemli unsur yani dava şartı "hukuki yarar" dır.

Eğer açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası yoksa, tespit davası da hukuki yarar yokluğundan rededilebilir.

Ben de bir içtihat eklersem:

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/2252
K. 2003/2835
T. 9.10.2003
DAVA : Muhdesatın tesbiti istemiyle açılan davada mahkemece verilen karar davalılardan Nuriye Korkmaz tarafından incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü;

KARAR : Davacı Şahin Pehlivan babasından intikal eden ve davalılarla paydaş olduğu 571 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı ev ile iki adet garajı kendinin yaptığını, adına tesbitine karar verilmesini isteyerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne 571 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ve 23.9.2002 tarihli fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde yeşil renkle (b) harfi ile gösterilen 49 m2 miktarındaki iki katlı kargir ev, yine (c) harfi ile gösterilen 25 m2 miktarındaki ahşap garajı ile (d) harfi ile gösterilen 30 m2 miktarındaki ahşap garajın davacı Şahin Pehlivan tarafından yapıldığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davalılardan Nuriye Korkmaz tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dava, tarafların iştirak halinde maliki bulundukları taşınmaz üzerindeki bina ve eklentilerinin aidiyetinin tespitine ilişkindir. Dosya kapsamından taraflar arasında görülmekte olan herhangi bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi taşınmazın da kamulaştırılmasının yapılmadığı saptanmıştır. Bir davanın dinlenilebilmesi için öncelikle dava şartlarından olan hukuki yararın resen araştırılması gerekir. Taraflar arasında herhangi bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığından ve kamulaştırma da yapılmadığından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, az yukarıda açıklandığı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Bu nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 09.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 19-01-2009, 18:35   #4
hidayet

 
Varsayılan

Öncelikle ilginize çok teşekkür ederim,kafamı karıştıran yargıtay kararları oldu dolayısıyla sorumu sormadan önce araştırdım ama cevap konusunda net olmadığım için değerli görüşlerinize başvurma ihtiyacı duydum.
Ortaklığın giderilmesi davası yoksa tespit istenemeyeceği kararlarla ortaya konmuş bu açık.Ancak muhdesatın mülkiyetinin tespiti ve bunun tapunun beyanlar hanesine işlenmesi hususunda açılan bir davada Yargıtay'ın davada delillerin toplanması ve davanın araştırılması gerektiği, hukuki yarar şartı noksanlığından reddedilmemesi gerektiği yönünde okuduğum karar sonucu sorumu yönelttim.Zira olayımızda da istenen sadece yapının mülkiyetinin tespiti.Bu gerçekleştikten sonra ana taşınmazdaki ortaklığın ne şekilde giderileceği veya davaya konu olup olmayacağı bu aşamada belirsiz.Yani önce ortaklığın giderilmesi davası aç ondan sonra bu dava içinde süre al ve ayrı bir dava açmanın mantığı kafamı karıştıran.
Sayın Akpunar'ın detaylı kararı biraz daha yardımcı olacak sanırım.tekrar teşekkür ederim.
Old 19-05-2011, 12:34   #5
zlm

 
Varsayılan

Sayın Hidayet;
Sizin bahsettiğiniz konu ile ilgili bir olay ile bende karşılaştım.Kısaca anlatmak istiyorum;
Köyde bulunan Taşınmaz için daha önce mirasçılar arasında muvazaalı satış nedenli tapu iptali ve tescil davası açılmış ve bütün kanun yollarına gidilmiş ve karar müvekkiller lehine kesinleşmiş. Ancak tapu iptali tescil davasında kararın hüküm kısmında taşınmaz üzerinde 2 katlı evden hiç bahsedilmemiş.
Ve tapu iptal davasında davalı olan mirasçı muhtesatın aidiyetinin tespiti davası ile birlikte ortaklığın giderilmesi davasını açarak taşınmaz üzerinde bulunan evin kendisi tarafından yapıldığının tespiti için davacı oldu. Ancak açtığı ortaklığın giderilmesi davası 3083 SY nın 13 maddesi gereğince red edildi.
Yukarıda belirtilen yargıtay kararları doğrultusunda davacının davası da hukuki yarar olamadığından red olacaktır muhtemelen.
Benim merak ettiğim husus şu muhtesatın tespiti davasında davalıların talebi ne olabilir? Ortaklığın giderilmesi davası devam etmiş olsaydı muhtesatın murisleri tarafından yapılmış olduğunu ispatlama imkanımız varken biz diğer mirasçı davalılar bu davada muris tarafından yapıldığı ispat ile miraşçılıktan dolayı veraset ilamı doğrultusunda adlarına tespit talebinde mi bulunmalıyız yoksa sadece davanın reddini talep etmeliyiz?
Bu durumda ana taşınmaz üzerinde bütün miraşçılar adına tescil sağlandı ama 2 katlı ev için durum ne olacak?
Ve sizin davanız nasıl sonuçlandı ? Şimdiden teşekkür ederim.
Old 19-05-2011, 12:54   #6
hidayet

 
Varsayılan

Bizim davamız halen devam etmekte.Bizim muhdesat tespiti davasından kısa bir süre sonra ortaklığın giderilmesi davası da açıldı.Bu anlamda hukuki yarar yokluğunu aşmış durumdayız.
Sizin olayınızda anladığım kadarıyla muvazaa nedeniyle tapu iptal edildi ve miras payları oranında tescil edildi.Şu durumda muhdesat tespiti davasında siz;hukuki yarar yokluğunu belirtip,davanın reddini istemelisiniz diye düşünüyorum.Zira ana taşınmaz miras payları oranında iştirak halinde mülkiyete konu ise kural olarak üzerindeki yapının da bu hükümlere tabii olduğu karinedir.Bu anlamda sizin bu yönde yapacağınız talebinizde de hukuki yarar olmayacaktır diye düşünüyorum.Zira mevcut durumun tespiti niteliğinde olacak.Aksini ispat eden içinde şu durumda ortaklığın giderilmesi vb.nedenlerle hukuki yararının olmadığını düşünürsek dava şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek davasının reddini istemek yeterli olacaktır diye düşünüyorum.
Old 19-05-2011, 13:12   #7
zlm

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan hidayet
Bizim davamız halen devam etmekte.Bizim muhdesat tespiti davasından kısa bir süre sonra ortaklığın giderilmesi davası da açıldı.Bu anlamda hukuki yarar yokluğunu aşmış durumdayız.
Sizin olayınızda anladığım kadarıyla muvazaa nedeniyle tapu iptal edildi ve miras payları oranında tescil edildi.Şu durumda muhdesat tespiti davasında siz;hukuki yarar yokluğunu belirtip,davanın reddini istemelisiniz diye düşünüyorum.Zira ana taşınmaz miras payları oranında iştirak halinde mülkiyete konu ise kural olarak üzerindeki yapının da bu hükümlere tabii olduğu karinedir.Bu anlamda sizin bu yönde yapacağınız talebinizde de hukuki yarar olmayacaktır diye düşünüyorum.Zira mevcut durumun tespiti niteliğinde olacak.Aksini ispat eden içinde şu durumda ortaklığın giderilmesi vb.nedenlerle hukuki yararının olmadığını düşünürsek dava şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek davasının reddini istemek yeterli olacaktır diye düşünüyorum.
Çok teşekkür ederim cevabınız için.
Ben ana taşınmaz üzerindeki yapının da aynı hükümlere tabii olabileceğini düşünememiştim haklısınız.Bununla ilgili yargıtay kararı biliyorsanız benimle paylaşırmısınız?
Tapu kayıtlarında da taşınmaz niteliği de bahçeli kargir ev olarak yazılmış bunu hiç düşünememiştim çok teşekkür ederim ilginize hoşçakalın.
Old 28-10-2011, 21:16   #8
advokat34

 
Varsayılan

sadece arsada 1/2 hissedar olan kardeşlerden biri, arsanın üzerindeki 3 katlı binanın kendisine ait olduğu iddiasıyla, hissedar olan diğer kardeşine karşı, Muhtesatın aidiyetinin tespiti ile temliken tescil davası açıyor. Davalı kardeş te, "binayı ortaklaşa yaptıklarını, temliken tescil için yasal şartların mevcut olmadığını, açılmış bir ortaklığın giderilmesi davasının olmadığını bu sebeple reddini" talep etmiştir.
- Ortaklığın giderilmesi davasının açılmamış olması, açılmış bu dava için olumsuz bir sonuç doğurur mu?
- Bu davadaki Temliken tescil talebi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
- Davacı taraf, ortaklığın giderilmesi davasını binanın satılmasını istemediği için açmayı istememektedir. Bu davada TMK. md.724'ün uygulama alanı nedir?
Old 25-04-2012, 07:51   #9
AV.HARUN UYANIKOĞLU

 
Varsayılan

Merhaba ;
bir arsa üzerinde dört adet işyeri var.kat irtifakı kurulmamış.1/2 hisse ile iki maliki var.Maliklerden birinin hissesi cebri icra suretiyle üçüncü kişiye satılmıştır.
Dükkanlardan iki adedi müvekkile aittir.Yeni malik bu dükkanlardan hissesi oranında kira talep etmektedir.Biz de ileride bize açılabilecek kira alacağı davasına karşı dükkanların iki adedinin tarafımızdan yapıldığına dair muhdesatın tespiti davası açmak istiyoruz.Bana göre tüm dava şartları oluşmuş gözükmektedir.
Sizce burada yukarıdaki tartışmalar ışığında dava şartları oluşmuşmudur? Değerli yanıtlarınız için şimdiden teşekkürler
Old 27-05-2013, 16:40   #10
cinequanon

 
Varsayılan başkasının arsasındaki binanın aidiyetin tespiti?

taşınmaz üzerindeki binanın x şahsına ait olduğuna ilişkin kadastro tespiti ve tapuya düşülmüş beyan varken taşınmazın maliki adına muris muvazaası sebebiyle tapu iptali davası açılıyor. Davada binanın da murise ait olduğundan bahsedilerek tapunun iptali isteniyor. Kafama takılan şu ki tapu kaydındaki bu şerh bina sahibini korumaya yeter mi? Yetmez ise bina sahibinin aidiyetin tespitini istemesi (hukuki yarar anlamında) mümkün müdür?
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
delil tespiti dilekçesi ile taraf tespiti istenebilir mi erdal7 Meslektaşların Soruları 12 03-03-2010 21:41
İzalei şuyu davası - Muhdesatın Durumu sarissa Meslektaşların Soruları 7 30-10-2009 16:07
Kusur oranı tespiti istenebilir mi? Av.İlyas Akbasli Meslektaşların Soruları 8 12-05-2009 20:46
5- Arazi üzerindeki muhdesatın muris veya mirasçılar tarafından yapılması arasındaki evo09 Meslektaşların Soruları 0 29-11-2007 23:30
Elbirliği Mülkiyetinin Müştereke Çevrilmesi Av. Bülent Sabri Akpunar Meslektaşların Soruları 5 28-04-2004 09:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10200000 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.