Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Serbest Meslek Makbuzu

Yanıt
Old 07-12-2008, 16:25   #1
Avukat_A.K.

 
Varsayılan Serbest Meslek Makbuzu

Arkadaşlar öğrenmek istediğim bir husus bulunmakta. Asgari ücret tarifesinin altında, hatta hiç ücret alınmadan dava alanlar var. Özellikle toplu takip yapan kişiler, yerine göre icra masraflarını bile kendisi yaparak söz konusu senetler hakkında icra takibi başlatabilmekte. Peki serbest meslek makbuzu nasıl kesilecek böyle bir durumda? Bir kişi tarafından verilen vekalete istinaden birden çok dava açılsa veya icra takibi başlatılsa bu durumda dosya başına mı serbest meslek makbuzu keseceğiz yoksa vekalete istinaden tek makbuz keseceğiz? Staj döneminde bir avukattan aldığım duyum, her vekaletnameye makbuz kestiği şeklindeydi. O kadar düşük ücrete dava alınıyor ki, bu halde tarife altında bir dava veya senet/çek alınırsa nasıl vergi ödeyeceğiz? Açıkçası çoğu kişi senetle birlikte alacağın %12 sini müvekkilinden talep etmiyor.
Old 07-12-2008, 18:18   #2
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Bunu yapan kişiler mesleki anlamda disiplin suçu işledikleri gibi makbuz kesmemeleri durumunda Vergi usul kanununa aykırı davranmış ve burada düzenlenen suçları işlemiş olacaklardır. Asgari ücretin altında veya ücretsiz iş alınmış olsa da asgari ücret tarifesi üzerinden makbuzu kesilmek ve vergileri ödenmek durumundadır. Bu durumda kişi işi almak için ücret almayıp bir de üste para vermiş duruma da düşer ki kendilerine müstehaktır.
Old 07-12-2008, 21:07   #3
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Anlıyorum, anlamaya çalışıyorum. Bu söylediklerinizi ben de biliyorum. Zira kanun çok açık. O zaman şöyle düşünelim. Arada yazılı bir ücret sözleşmesi yok müvekkille. Ve tarifedeki ücrete hak kazanacağımız için bu meblağ üzerinden vergi ödemek zorundayız. Ama müvekkilin ücreti getirmediğini veya bir kısmını ödediğini kalanını ödemediğini veya bir kısmını getirip kalanını da dava sonunda getireceğini söylediğini düşündüğümüzde davayı veya takibi açtığımız ay içinde vekalet ücretimizin tamamını almışçasına vergiyi peşin olarak ödemek zorunda mı bırakılıyoruz? Yoksa almış olduğumuz kısım üzerinden ödeyip kalanını müvekkil ödediğinde mi ödüyoruz?Ayrıca bir kişinin birden çok davası veya takibi olduğunda vekaletname sayısınca için makbuz kesilmesi durumunda bu işlem hukuka uygun mu yoksa her dosya için ayrı makbuz mu kesilmeli? Bu arada çok teşekkür ederim yanıtınız için.
Old 07-12-2008, 21:34   #4
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

konuya ilişkin bir makale ekledim kütüphaneye,
uygulamanın aykırılıklarını detaylı irdeledim makelede, ancak şunu belirtmek isterim, Asgari ücret tarifesi altında makbuz düzenlenemeyecği kanunun amir hükümlerinden olmakla birlikte sayın Doğanelin de belirttiği üzere, disiplin suçunun işlenmiş olduğu da bir başka gerçek,

Serbest Meslek kazancı fiili tasarruf ( tahsil ) esasına dayalı olduğu 193 sayılı gelir vergisi kanunun 67 maddesinde çok açık bir biçimde düzenlenmiş, Katmadeğer vergisi kanunun 1 inci md.sinde " Ticari, sınaî, ziraî faaliyet ile serbest meslek faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanununda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edilir. " şeklindeki düzenleme ilede gelir vergisi kanunu hükümlerine uyulması gerekir iken 10 maddesinde vergiyi doğuran olayın hizmetin ifasına bağlanmış olması hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Ücret alınmaması halinde makbuz kesilmesinin söz konusu olmadığı uygulama ve teamüllerle birlikte, borcun ifesında karine teşkil ettiği de bilinmekle birlikte, ücret alınmaması halinde serbset meslek makbuzunun düzenlenmemesi gerekmektedir, aksi halde devlet verginin esas muhatabı olan nihai tüketiciden sorumlu sıfatıyla ( her ne kadar mükellef olarak değerlendiriliyor ise de KDVK da mükellef, yüklenici nihayi tüketici olup sorumluluar vasıtaıysla tahsili ile hazineye intikali sağlanmakta ) tahsil etmediği bir verginin ödetilmesinden sorumlu tutulması adeta kişiyi cezalandırmaktan başka bir hüküm ifade etmemektedir. Yüklenilmeyen bir verginin beyan edilmesi veya ödenmeye zorlanması, hatta vergi ziyaı gibi bir suç isnadı ile karşı karşıya bırakılması sosyal hukuk devleti, Anayasanın eşitlik ve vergi kanunlarının özüne ruhuna aykırılık teşkil etmektedir Bu bakımdan Kesinlikle tahsil edilmeyen bir vergiye ilişkin beyanda bulunulmak üzere makbuz düzenlenmemesi gerekmektedir. Bu konuyu defalarca dile getirmiş olmamla birlikte Yazın Antalya barsunda düzenlenen seminerde de dayanakları ile birlikte detaylı anlattım. Kesilecek herhangi bir cezaya karşılık açılacak davalarda anayasaya aykırılık iddiasının ileri sürülmesi gerektiğinin altını da çizmek gerekir. Ancak bu çelişkinin kaldırılmasına yönelik olarak Bir kanun değişikliği verilmiş 5.11.2007 tarihinde plan ve bütçe komisyonuna görüşülmek üzere sevkedilmiş halen plan ve bütçe komisyonunda bekletildiğini de belirtmekte yarar var.
iyi çalışmalar diliyorum

Bahsettiğim makale :
http://www.turkhukuksitesi.com/makale_939.htm
Old 07-12-2008, 21:53   #5
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Sayın Ararat çok teşekkür ederim yanıtınız için. Çok incesiniz. Benim için çok faydalı oldu. İlk kez serbest meslek makbuzu düzenleyecek olmam sebebiyle ileride bir problem yaşamaktan çekindiğim için sordum. Bu konuda başka görüşü ve mevcut emsal kararı olan var mı?
Old 07-12-2008, 21:57   #6
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

elinde emsal karar olan varsa aktarırsa sevinirim ancak uygulama hukuka aykırı, ne varki bu güne kadar aykırılık iddiası hiç bir davada ileri sürülmemiştir, en azından yapmış olduğum araştırmalar sonucunda ben olmadığını gördüm, iki vergi yasasının birbirine yapılan atfı içeren hükümlerin çelişmesi bir tarafa, KVDK nunun da kendi içindeki düzenlemesi ile çelişmektedir.
Old 07-12-2008, 22:32   #7
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Arkadaşlar az önce nette okuduğum bir yazıda'serbest meslek kazançlarında hizmet karşılığında elde etme tahsil esasına bağlıdır ve de ancak tahsilatın yapılması durumunda serbest meslek makbuzu düzenlenecektir. Katma Değer Vergisi ise, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler neticesinde doğmaktadır ve belge üzerinde hesaplanmak ve/veya gösterilmek zorundadır. Burada bizim kanaatimize göre, Katma Değer Vergisinde serbest meslek kazançlarını düzenleyen Gelir Vergisi Kanununa uygun bir takım yasal düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir' denmekte. Bu bilgiyi de sizlerle paylaşmak istedim. Kısaca iki kanun birbiriyle çelişmekte. Umarım makbuzları düzenleyince bir yaptırıma maruz kalmam
Old 07-12-2008, 22:40   #8
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Danıştay Dördüncü Daire

Tarih
: 17.03.1999

Esas No
: 1997/3014

Karar No
: 1999/1091


KDVK 27/5 / 3568 SK Md. 46

SERBEST MESLEK MAKBUZUNUN ÜCRET TARİFESİNİN ALTINDA DÜZENLENEMEYECEĞİ

Vergilen serbest meslek hizmeti karşılığında asgari ücret tarifesinin altında makbuz düzenlenmesi veya hiç düzenlenmemesi halinde tarifeye göre bulunan matrah farkı üzerinden yapılan bir tarhiyat yerinde olmakla birlikte, nüfusu 50 binin altında olan yerleri çin tarifedeki ücretin % 20 eksiği ile uygulanması gerekir.

İstemin Özeti: Serbest muhasebeci ve mali müşavir olan yükümlünün 1995 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak, hizmet verdiği halde bazı müşterilerine serbest meslek makbuzu düzenlemediği, bazıların aise asgari ücret tarifesinde öngörülen miktarın altında makbuz düzenlediğinden bahisle tespit edilen matrah farkı üzerinden aynı yılın Ocak-Ekim dönemleri için kusur cezalı katma değer vergisi tarh edilmiştir. Vergi Mahkemesinin kararıyla; 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 10/a maddesinde mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında vergiyi doğuran olayın meydana geleceği, 27/5. Maddesinde ise serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmet bedelinin bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamayacağının hükme bağlandığı, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 46. Maddesinde de, ücretin meslek mensuplarının hizmetlerine karşılık olan meblağı ifade ettiği, ücretin asgari miktarının tarife ile belirleneceği, tarifedeki asgari miktar altında ücret karşılığında iş kabulünün yasak olduğu ve söz konusu tariflerin ise her yıl oda yönetim kurullarınc aönerilen miktarın birlik yönetim kurullarınca uygun görülmesi üzerine Maliye Bakanlığı'nın onayı ile belirleneceği kuralına yer verdiği, olayda yükümlü tarafından hizmet verilen mükelleflerin vergi dairesindeki beyannameleri ile yükümlünün defter ve belgelerindeki müşteri sayısı ve düzenlenen serbest, meslek makbuz tutarlarının karşılıklı olarak incelenmesi sonucu, bir kısım müşteriye asgari ücret tarifesinin altında makbuz düzenlendiği, bazıları için ise hiç makbuz düzenlenmediğinin tespit edilmesi üzerine hesaplanan matrah farkı esas alınmak suretiyle kusur cezalı tarhiyat yapıldığının anlaşıldığı, dosyanın incelenmesinden müşterilerin ifadesi doğrultusunda yükümlünün vermiş; olduğ uhizmete karşılık tarifede belirlenen miktar üzerinden her ay ücret aldığının görüldüğü, buna karşın söz konusu müşterilere ilgili dönemlerde hizmet verilen kişi ve kuruluşların hizmetten yararlandığı süreler gözönünde bulundurularak ödedikleri miktar üzerinden dönemler itibariyle tespit edilen fark matraha göre tarhiyat yapılmasının yasal olduğu, ancak yine yukarıda belirtilen tarife uyarınca nüfusu 50 binin altında olayn yerleri çin tarifedeki ücretin % 20 eksiği ile uygulanması gerektiği, bu durumda inceleme elemanınca tespit edilen kayıt dışı hasılat miktarına bu oranın uygulanmasıyla bulunan matrah üzerinden tarhiyat yapılmasının yerinde olacağı gerekçesiyle vergi aslı azaltılmak suretiyle dava kısmen kabul edilmiştir. Yükümlü, verilen hizmetin bir yıllık olduğunu bu nedenle yıl içindeki dönemler itibariyle bulunan matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyatta yasal isabet bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Karar: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

Bu nedenle temyiz isteminin reddine Vergi Mahkemesi kararının onanmasına, 2.790.000 lira kadar harcının yükümlüden alınmasına, oybirliği ile karar verildi.


Serbest Meslek Kazancında Katma Değer Vergisi Açısından Vergiyi Doğuran Olay
Serbest Meslek Kazancında Katma Değer Vergisi Açısından Vergiyi Doğuran Olayın Paranın Tahsil Edildiği Tarihte Değil, Hizmetin Yapıldığı Tarihte Meydana Geldiği Yönündeki Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurul Kararı

Serbest meslek kazancı, serbest meslek faaliyetlerinden elde olunan kazançtır. Serbest meslek faaliyeti ise, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır (GVK. md. 65). Bu faaliyet, vekâlet, eser veya danışmanlık sözleşmesine yahut elverişli bir sözleşmeye (ki bu sözleşme karma veya atipik bir sözleşme de olabilir) dayalı olarak, belli bir edim şeklinde yapılabileceği gibi, süreklilik de arz edebilir. Serbest çalışan bir cerrahın bir ameliyatı üstlenmesi, bir mimarın bir proje çizme taahhüdü, bir avukatın bir davayı üstlenmesi veya bir serbest yahut yeminli mali müşavirin bir şirketin sermayesinin ödendiğinin tespitine ilişkin rapor hazırlamayı üstlenmesi birinci türe örnektir. Buna karşılık bir müşteriye süreli veya süresiz olarak mali danışmanlık veya hukuk danışmanlığı verilmesinde, faaliyetin sürekliliği söz konusudur.

Bilindiği gibi serbest meslek hizmetinin verilmesi karşılığında elde edilen kazanç Gelir Vergisi Kanunu'na tabi olmaktan başka, bu hizmet karşılığında alınan bedeller de Katma Değer Vergisi Kanunu'na tabidir. Gelir Vergisi Kanunu kazancın vergilendirilmesini "elde edilmiş olma" koşuluna bağlamıştır. Buna karşılık Katma Değer Vergisi Kanunu serbest meslek için özel bir düzenleme öngörmeksizin hizmet sunumlarında verginin doğumu, hizmetin ifa edilmiş olmasına bağlanmıştır.

İki kanunun vergiyi doğuran olayı, aynı hizmette aynı kişi için farklı esaslara bağlaması uygulamada zaman zaman duraksamalara ve ihtilaflara yol açmaktadır. Şöyle ki; özellikle yıllık sözleşme ile defter tutmayı ve mali tablolar ile döneme ait beyannameleri hazırlamayı belli bir bedelle (aylık taksitler halinde oniki taksitte) üstlenen serbest meslek erbabının bazı aylar ücretini tahsil edememesine rağmen, o aylarda da hizmetin verildiği gerekçesi ile KDV ödemeleri istenilmekte, ödemeyenler hakkında da cezalı tarhiyatlar yapılmaktadır.

İki kanun arasında elde etme noktasında farklılık bulunduğuna göre, bu uyumsuzluğu giderecek hareket noktasının, kanunlardan birine göre belirlenmesi gerekir. Bizce burada hareket noktasının Gelir Vergisi Kanunu olması gerekir. Zira Katma Değer Vergisi Kanunu serbest meslek hizmetinin ifasını konusuna almakla birlikte, serbest mesleğin, serbest meslek erbabının ve serbest meslek hizmetinin tanımını yapmamış, bu konularda gelir vergisine atıf yapmıştır. Dolayısıyla hareket noktasının gelir vergisi olması gerekir.

Öte yandan Katma Değer Vergisi Kanunu, öz ve ekonomik gerçeklik kadar, şekle de önem veren bir kanundur. Nitekim üstlenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması sağlıklı belgede gösterilmesi (hatta bu da yeterli değildir. Belgenin de deftere kaydedilmiş olması gerekir) koşuluna bağlanmıştır (KDV Kanunu md. 29, 34). Katma değer vergisinin hesaplanması da, belgenin varlığına bağlıdır (KDV Kanunu md. 8/2, 57/2). Zaten belge yoksa veya bir hukuki ilişkinin tarafları arasında belge düzeni kurulmamışsa, katma değer vergisinin indirim mekanizması çalışmaz.

O halde serbest meslek erbabında KDV hesaplanabilmesi, buna karşılık müşterisinde de bu verginin indirim mekanizması içerisinde değerlendirilebilmesi, belgenin düzenlenmiş olması veya düzenleme gereğinin ortaya çıkmış olması gerekir. Bu durumda cevabı aranması gereken soru, serbest meslek erbabının ifa ettiği hizmet için ne zaman belge düzenleme zorunluluğunda olduğudur.

Serbest meslek erbabının belgesi, serbest meslek makbuzudur. Bu belge, tahakkuk ilkesinin bir eseri olan fatura da farklı bir niteliğe sahiptir ve adı gibi sadece bir makbuzdur. Makbuz ise, bedel tahsil edildiğinde düzenlenir. Bir başka anlatımla serbest meslek erbabı, bu makbuzu, gelir vergisi açısından vergiyi doğuran olay gerçekleştiğinde, tahsil esasında geliri elde ettiğinde düzenlemek durumundadır. Dolayısıyla serbest meslek erbabı, hizmetini ifa etmiş olmasına rağmen, gelirini (hizmetinin bedelini) elde etmedi ise, makbuz düzenlemek zorunluluğu yoktur.

Netice olarak, serbest meslek makbuzunun yokluğu ve düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı hallerde, katma değer vergisi de doğmaz.

Nitekim geçmişte Danıştay 11. Dairesi de yerleşik içtihadında soruna görüşümüze paralel yönde yaklaşmış ve serbest meslek erbabınca hizmetin bedeli tahsil edilmedikçe katma değer vergisinin doğmayacağına karar vermiştir.

Bu görüş, sağlıklı bir belge düzeninin kurulması açısından da yerindedir. Zira bedel tahsil edilmeden KDV'nin doğacağı kabul edilirse, KDV belgesiz beyan edilecek, ancak müşteri tarafından indirim konusu yapılamayacaktır. Bu noktada serbest meslek erbabı belge düzenleyip müşterisinin defterine de işleyemez. Çünkü böyle bir durumda alacağı için icrai takip ve tahsil yeteneğini kaybeder. İleride tahsilat yapıldığında belgenin KDV'siz düzenleneceği görüşü de savunulamaz. Çünkü bu durumda da müşteri söz konusu vergiyi indirim konusu yapamaz. Bu nedenle Daire'nin yerleşik içtihadına konu görüşümüzün, belge düzeninin ve indirim mekanizmasının işleyebilmesini sağlaması yönünden de doğru olduğu inancındayız.

Buna karşılık geçtiğimiz günlerde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nda, hem de oy birliği ile verilen bir kararla (E.2006/19 K.2006/92 T.14.4.2006) aksi görüş benimsenmiştir [Karar için bkz. Mali Pusula Dergisi s: 23 (Kasım 2006) sf: 150-152]. Yine görüşümüz doğrultusundaki bir yerel mahkeme kararını bozan genel kurul, bozma gerekçesinde özetle; "KDV Kanunu'nda hizmetin ifası vergiyi doğuran olay olarak belirlenmiş olup, serbest meslekle ilgili özel bir düzenleme yer almamıştır. Gelir Vergisi Kanunu'nda serbest meslek gelirinin tahsil esasına bağlanması, bu hukuki durumu değiştirmez. KDV açısından vergiyi doğuran olay, hizmetin yapılması ile oluşur. Bu nedenle mahkemece, serbest muhasebecilik faaliyetinde hizmetin yapıldığı tarihin araştırılması ve vergiyi doğuran olayın hizmetin yapıldığı tarihte -bedel tahsil edilmese de- meydana geldiği nazara alınmalıdır" demiştir.

Daha önce de defalarca dile getirdiğimiz ve en az 10 yıldır pek çok ihtilafa yol açan, ancak meslek odalarınca da pek sahiplenilmese de belki binlerce serbest meslek erbabını ilgilendiren bu konunun, artık kanuna eklenecek bir hükümle çözülmesi zorunlu hale gelmiştir.
Old 07-12-2008, 22:58   #9
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Avukat_A.K.
Serbest Meslek Kazancında Katma Değer Vergisi Açısından Vergiyi Doğuran Olay
Serbest Meslek Kazancında Katma Değer Vergisi Açısından Vergiyi Doğuran Olayın Paranın Tahsil Edildiği Tarihte Değil, Hizmetin Yapıldığı Tarihte Meydana Geldiği Yönündeki Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurul Kararı


Bilindiği gibi serbest meslek hizmetinin verilmesi karşılığında elde edilen kazanç Gelir Vergisi Kanunu'na tabi olmaktan başka, bu hizmet karşılığında alınan bedeller de Katma Değer Vergisi Kanunu'na tabidir. Gelir Vergisi Kanunu kazancın vergilendirilmesini "elde edilmiş olma" koşuluna bağlamıştır. Buna karşılık Katma Değer Vergisi Kanunu serbest meslek için özel bir düzenleme öngörmeksizin hizmet sunumlarında verginin doğumu, hizmetin ifa edilmiş olmasına bağlanmıştır.


Öyleyse şu sorunun yanıtlanması gerekir:

"Hizmetin ifa edilmiş olması" kavramından, ne anlaşılması gerektiği...

Hazine, %35 gelir vergisi kesintisinden vazgeçip, %18 KDV geliri ile yetinmeyi düşünüyorsa; İKİ KANUN ARASINDA ÇELİŞKİ ancak anlaşılabilir.

Hizmetin ifa anı, söz gelimi bir icra takibinin AÇILDIĞI ANSA, takibi açar, KDV yi müvekkilimizden talep eder, devlete öder, sonra da canımız sıkılırsa istifa ederiz. Müvekkilimiz "Benden tahsil ettiğin KDV'nin dayanağı nedir, hangi nednele istifa edersin, hizmeti tamamlamadın, tahsilat gerçekleşmedi, HATTA TAKİBİ AÇMAK DIŞINDA HİÇ BİR İCRAİ İŞLEM YAPMADIN, TEK BİR TALEP AÇMADIN, bu takibi ben dolaylı KDV ödensin diye mi, yoksa alacağım tahsil edildin diye mi teslim ettim?!" dediğinde, "KDV Kanunu böyle, ben dosyanın takibinden vazgeçtim, hatta KDV Kanununa göre "Hizmeti de ifa ettim. Öde bakalım yasal avukatlık ücretimin KDV dışında kalan kısmını" diyebiliriz.

Saygılarımla...
Old 10-12-2008, 22:05   #10
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sevgili meslektaşlarım;
Hizmetin ifa anı, davanın kesinleştiği ve icra takibinin ise sonuçlandığı an dır. Bir muhasebeci için ise,bir döneme ait beyannameyi tamamlayıp vergi dairesine mükellefi adına sunduğu an gibi.
Eğer vekalet ücretimizi henüz tahsil etmemiş isek, davayı/takibi sonuçlandırmadığımız sürece KDV sorumluluğumuz doğmaz, sonuçlandırdığımızda KDVK gereği KDV sorumluluğumuz artık doğmuştur.
Bunun için belge (Ser.Mes.Mak.) düzenleyerek deftere işlemek zorunda olduğumuzdan otomatikman GV ni de ödemek zorunda kalırız.
Yani vergi dairesi/devlet böylelikle bizi peşin vergi ödemeye zorlamaktadır.
Bu durumda dava dosyalarında karar kesinleşmeden; takip dosyalarında ise dosyadaki parayı çekmeden (yada takibi sonlandırmadan) istifa etmemiz gerekmektedir.
Bu durumda müvekkilden KDV ve GV dahil ücreti talep etmeyeceğimizden - hele ki karşı taraf vekalet ücreti var ise- müvekkil de memnun olacaktır.
Özellikle pırlantadan KDV almayan, yabancı sermayeye adeta vergisiz cennet yaratan, sermaye kesiminin karlılığını devam ettirme görevi ile halkın sırtına yük üstüne yük bindiren; hak arayana, adalete erişmek isteyen %18 KDV sopası sallayan hükümet anlayışına bu vergiyi vermekten kaçınma olanağını sonuna kadar kullanırım ve bunun yanında GV ödemekten de olabildiğince kurtulmuş olurum.
Sevgi ve saygılarla
Old 11-12-2008, 00:41   #11
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Sayın Av.YBAYRAK. Öncelikle yanıtınız için teşekkür ederim. O zaman şöyle bir sonuç çıkarabilirim ben açıklamanızın ardından: İster tarifenin altında isterse çok daha yüksek veya hiç ücret almadan dava alabilirim ancak dava sonucunda veya icra dosyası infaz edilince tarifeye göre serbest meslek makbuzu düzenlemeliyim. Umarım yanlış anlamamışımdır. Ama ben bunun adaletsizlik olduğunu düşünüyorum. (Sözüm sizin açıklamanıza değil) Zira alınmamış bir ücretten dolayı vergi ödemek zaten iyice zorlaşmış olan avukatlık mesleğini olduğundan daha güç durumlara sokmak anlamına gelmektir.

Bir de elimde 15000 ytl lik çek olduğunu farzedersek benim vekalet ücretim 15000/100 x 12 ödeyeceğim kdv oranı da bulunan meblağın % 18 idir. Ancak muhasebeci stopajdan da bahsedip kafamı karıştırmaktadır. Kdv Hesaplaması konusunda bir fikri olan var mı acaba?
Old 11-12-2008, 02:00   #13
gurhankoc

 
Varsayılan

1.800 YTL. vekalet ücretinin KDV'si 1.800/118x18=274,58 YTL'dir.
Gelir Vergisi Stopaj oranı %20'dir. 1.800-274,58=1.525,42x20/100=305,08 YTL. stopajınızdır.
1.525,42-305,08=1.220,34 YTL. bu işten net kazancınız.
Umarım yanlış değildir ve yardımcı olabilmişimdir.
Old 11-12-2008, 11:39   #14
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Merhabalar,
Sayın meslektaşım Avukat A.K., konu aynen anladığınız gibi.Adalet kısmına gelince, kesinlikle adaletsizlik değil tam aksine adaletin ta kendisi. o sopayı sallayanlarların hizmetinde olarak halkın bir lokma ekmeğini elinden alıp banka-sanayi sermayesinin karlılığını, varlıklarını artırmanın hizmetinde olmayı adalet kabul edenler var ise o başka. Biz avukatlar, muhasebeci/malimüşavirler gibi bu sermaye kesimi adına toplumun mal varlığını denetlemek ve tahsilatını sağlamak yükümlüsü değiliz.
Eğer çok istiyorlar ise, bizi topluma karşı kullanacakları yerde dava açarken belirli bir harcı yatırdığımız ve makbuzunu ibraz ettiğimiz gibi serbest meslek makbuzunu da dava/takip ile dosyaya sunmak zorunluluğu getirsinler. Bakalım o zaman toplumla biz değil efendilerin şürekası karşı karşıya kalsın.
Biz toplumdan toplayıp hortumculara vermekle adaletsizliğe hizmet ediyoruz, kaçınabildiğimiz kadar adaletsizlikten, yani bu hizmetten kaçınmalıyız diye düşünüyorum.
Sayın meslektaşım gurhankoc, hesaplamanız yöntemi tam ve doğru, fakat dikkat!, her makbuzda stopaj yoktur. Stopaj, ticari gelir elde edenlerin bize ödediği vekalet ücretlerinde yapabileceği bir kesintidir. Ticari gelir sahibi olmayan gercek ve tüzel kişilerin bize ödedikleri vekalet ücretinin içinden ise, sadece KDV yi ayırarak göstereceğiz. Özellikle yeni başlayanlar için, bir yanılgıya düşmemeleri için açıklamak gerekliliğini hissettim.
Hepinize saygı sevgi ve selamlar.
Old 11-12-2008, 11:53   #15
gurhankoc

 
Varsayılan

Meslektaşım, muhasebecinin stopajdan da bahsettiğini yazdığı için stopajlı hesapladım.
Old 11-12-2008, 20:22   #16
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Hepinize çok teşekkür ederim.
Çok incesiniz.
İyi akşamlar.
Old 15-12-2008, 22:03   #17
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan YanliŞ Anlamamak ?

Alıntı:
Yazan Av.YBayrak
Biz avukatlar, muhasebeci/malimüşavirler gibi bu sermaye kesimi adına toplumun mal varlığını denetlemek ve tahsilatını sağlamak yükümlüsü değiliz...

Sayın Av. BAYRAK,

Yanlış anlamamak adına lütfen cümleniz ile neyi kasdettiğinizi daha da açıklayabilir misiniz?

/////////////////

Sayın Avukat_A.K,

"elimde 15000 ytl lik çek olduğunu farzedersek" ifadenizdeki, çeki aldığınız (vadeli ise tahsil ettiğiniz değil) tarihte (193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 96. maddesi uyarınca) makbuzu düzenlemek zorundasınız.

Karşılıklı yazılı sözleşme yok ise;
Karşılıklı sözlü anlaşmanıza göre;
Makbuzu KDV dahil, KDV hariç, düzenleyebilirsiniz.

Eğer müvekkiliniz, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesinde sayılanlardan ise, o zaman vergi kesintisi (stopaj) söz konusu olur. Eğer stopaj söz konusu ise, yine;

Makbuzunuzu Stopaj dahil ve/veya stopaj hariç düzenleyebilirsiniz.
Old 16-12-2008, 09:57   #18
Avukat_A.K.

 
Varsayılan

Yalçın Bey biraz daha açık anlatabilir misiniz? Mesela örnek vererek?

"Makbuzu KDV dahil, KDV hariç, düzenleyebilirsiniz.

Eğer müvekkiliniz, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesinde sayılanlardan ise, o zaman vergi kesintisi (stopaj) söz konusu olur. Eğer stopaj söz konusu ise, yine;

Makbuzunuzu Stopaj dahil ve/veya stopaj hariç düzenleyebilirsiniz
."

demişsiniz.Burdan çıkacak sonuç nedir onu anlamadım. Avukatın vekalet ücreti % 12 si 15000 YTL ye kadar. Ve benim müvekkilden masraf amaçlı 250 YTL aldığımı farzedersek ödenecek meblağ ne kadar olacaktır? Aslında öğrenmek istediğim bu. Yani benim kaç para aldığımın önemi yok ve 1800 YTL nin % 18 ini mi öderim dosyaya vekaletimi koyduğum anda? Yoksa 250 YTL veya 250 YTL den arta kalan paradan mı ödenecektir bu vergi?

Saygılar...
Old 16-12-2008, 15:54   #19
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Sayın Avukat_A.K,

Muhasebeciniz ve/veya Mali Müşavirinizle birlikte hesaplarsanız hatasız makbuz düzenlersiniz. Tabi müvekkilliniz ile sözlü anlaşmanız karşılığında (kdv dahil mi hariç mi? stopaj dahil mi, hariç mi) değişik versiyonlu hesaplanabilir.

Ancak isteğiniz üzerine dört örnek hesaplamayı 100 ytl. baz alarak 15,000 ytl. çek bedelini açıklamaya çalışayım.

I-STOPAJSIZ (sade sokaktaki vatandaşa yapılan hizmet karşılığında) VEKALET ÜCRETİ

I- 01- KDV hariç 100 ytl. brüt kazanç
+ %18 KDV = 18 ytl. KDV
TOPLAM Tahsilat = 118 ytl. KDV dahil

I- 02- KDV dahil 100 ytl. brüt kazancın içinden KDV iç yüzde yöntemi ile ayrılır. 100 : 1.18 = 84,75 ytl. Hizmet bedeli (vekalet ücreti) dir. Makbuz şöyle düzenlenir.

Vekalet bedeli 84,75 ytl.
KDV (100-84,75) 15,25 ytl.
TOPLAM Tahsilat = 100,00 ytl. KDV dahil

II-STOPAJLI (193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesinde sayılanlardan ise, Stopaj sizin kazancınızdan vergi olarak kesilecek ve müvekiiliniz tarafından sizin adınıza vergi dairesine ödenecektir. Müvekkilinizden stopajın ödendiğine ilişkin dökümlü yazısı ve vergi dairesi alındısını istemeyi unutmayınız.)

II-01. STOPAJLI KDV HARİÇ (Uygulamada en sık karşılaşılan)

II- 01- KDV hariç 100 ytl. brüt kazanç
- %20 GV. = 20 ytl. stopaj
NET KAZANÇ (100-20) 80 ytl.
+ 100x%18 KDV = 18 ytl. KDV
TOPLAM Tahsilat = 98 ytl. KDV dahil - Stopaj hariç

II-02. STOPAJLI KDV dahil 100 ytl. brüt kazancın içinden KDV yine iç yüzde yöntemi ile ayrılır. 100 : 1.18 = 84,75 ytl. Hizmet bedeli (vekalet ücreti) dir. Makbuz şöyle düzenlenir.

Vekalet bedeli 84,75 ytl.
84,75 %20 GV. - 16,95 stopaj
KDV (84,75x%18)+ 15,25 ytl.
TOPLAM Tahsilat = 83,05 ytl. KDV dahil

//////////////////

Şimdi elinizdeki 15.000,00 ytl. lik çek dışında müvekkilinizden ayrıca KDV al(a)mayacağınızı varsayalım. Müvekkiliniz de GV. kesintisi yapmak zorunda olan bir mükellef olsun. Stopaj da müvekiilinize ait olarak anlaştığınızı düşünelim. Yani KDV Dahil stopaj hariç kasanıza çeki koyduğunuzda düzenleyeceğiniz makbu için netten brüte hesaplama yapmak gerekir. Bunun da en kolay yolu orantı kurmaktır. O zaman yukarıdaki II-01. STOPAJLI KDV HARİÇ (Uygulamada en sık karşılaşılan) rakamlarla orantılar isek doğru hesaplamaya ulaşabiliriz.
O örnekte (TOPLAM Tahsilat = 98 ytl. KDV dahil - Stopaj hariç idi.)

-----------------------------------------
TOPLAM Tahsilat Makbuz brütü
98 ytl. olduğunda 100 ytl. olursa,
15.000, ytl. olduğunda x ytl?
-----------------------------------------
x= 15.000 x 100:98= 15.306,12 YTL. Makbuz brütü olur.

Makbuzu yine yukarıdaki II-01- örneğine uygun olarak düzenleyelim;

II- 01- KDV hariç 15.306,12 ytl. brüt kazanç
(15.306,12 x%%20) GV. = - 3.061,22 ytl. stopaj
NET KAZANÇ(15.306,12-3.061,22)=12.244,90 ytl.
15.306,12 x %18 KDV = + 2.755,10 ytl. KDV
TOPLAM Tahsilat(NET+KDV) = 15.000,00 ytl. KDV dahil - Stopaj hariç (Çek bedeli)VEKALET ÜCRETİ

Söz konusu 250,00 ytl. masraf avansını zaten yaptığınız masrafların evraklarıyla belgeliyorsunuz, onun için avansı hesaba (bence- bazıları avans da makbuz hasebına dahildir dese de- makbuz hesabına dahil edilmez.)


15.000,00 ytl. KDV hariç - Stopaj hariç VEKALET ÜCRETİ hesaplamasını da yukarıdaki örneğe göre, size bırakıyorum.
Old 09-01-2009, 00:44   #20
caner87

 
Varsayılan

TBB tarifesindeki miktarlar kdv li mi yoksa kdv hariç mi Makbuz düzenleyeceğim de henüz almadığım ücretler var yine de onları da kesmek istiyorum.Yardımcı olursanız..
Old 09-01-2009, 00:48   #21
caner87

 
Varsayılan

Bir de bir tane makbuzu yanlış kestim.Ne yapmam lazım.Üzerini çizip diğer sıra numaralı makbuza geçersem olur mu ki olmak zorunda başka çarem yok da, o bozulan sayfayı ne yapmam lazım,bir yere vs bildiriliyor mu
Meslekte yeni olmak böylee birşey, muhasebecim vardı ama artık ben yapıyorum.Sürekli herşeyi onlara sormaktan da sıkıldım.Nereden bilgi bulabilirim makbuz düzenleme ile ilgili maliye bakanlığı sitesinden vs bulamadımm.
Old 09-01-2009, 13:29   #22
BaharB

 
Varsayılan

Sayın Caner87;
TBB tarifesindeki rakamlar KDV dahil rakamlardır.
SMM ücret tahsil edilince düzenlenen belgelerdir. Ancak, KDV Kanununun bu bakımdan bir çelişki yarattığına ilişkin tartışma vardı. Fakat uygulamada ücret tahsil edilince makbuz düzenleniyor.
İptal etmeniz gereken makbuzları asıl ve suretiyle birlikte saklamanız ve üzerlerine iptal edildiğini yazmanız yeterli sanıyorum.
Old 29-03-2009, 14:45   #23
caner87

 
Varsayılan

Her zaman yaşadığım bir sıkıntı var ve cevabını bulamıyorum çünkü değişik danıştay kararları var vs..
sıkıntı şu:
müvekkil ile anlaşıyoruz.
vekalet çıkarılıyor.
o vekalet uyapta bir şekilde kullanılıyor.
ya dava açılıyor ya icra takibi yapılıyor.
vekalet ücreti diyelim 10 birim olsun.
5 birimi önce veriliyor.
5 birimi bitime doğru olsun deniyor.
ya da hepsi peşin alınıyor.
ya da iş bitimine 10 birim alınacak diye anlaşılıyor.
her ihtimalde de vergimi makbuzumu ne zaman kesmeliyim.
vekalet çıktığı anda mı?
sözleşmemi kurduğum anda mı?
işlemler kesinleşip bittiği anda mı?
elime ne zaman para geçerse mi?
nedir?
Old 29-03-2009, 19:16   #24
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan caner87
Her zaman yaşadığım bir sıkıntı var ve cevabını bulamıyorum çünkü değişik danıştay kararları var vs..
sıkıntı şu:
müvekkil ile anlaşıyoruz.
vekalet çıkarılıyor.
o vekalet uyapta bir şekilde kullanılıyor.
ya dava açılıyor ya icra takibi yapılıyor.
vekalet ücreti diyelim 10 birim olsun.
5 birimi önce veriliyor.
5 birimi bitime doğru olsun deniyor.
ya da hepsi peşin alınıyor.
ya da iş bitimine 10 birim alınacak diye anlaşılıyor.
her ihtimalde de vergimi makbuzumu ne zaman kesmeliyim.
vekalet çıktığı anda mı?
sözleşmemi kurduğum anda mı?
işlemler kesinleşip bittiği anda mı?
elime ne zaman para geçerse mi?
nedir?
Vekalet ücreti tahsil edildiği zaman serbest meslek makbuzu kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.Ben de ebey bu konuya takılmıştım.Bu sonuca vardım.Fakat dava kesinleşmiş olmasına rağmen hala vekalet ücreti tahsil edilememişse makbuzun kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Old 10-04-2009, 14:37   #25
nizar

 
Varsayılan

Tarife üzerinden serbest meslek makbuzu kesildiği durumlarda hangi durumlarda stopaj dahil, hangi durumlarda stopaj hariç makbuz kesiliyor?
Old 10-04-2009, 14:49   #26
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Ücret tahsil edilmediği sürece serbest meslek makbuzu kesilmemelidir, bu konuda dayanakları ile birlikte yazmış olduğum makale sitede mevcut, serbest meslek kazancı tahsil esasına dayalı oluduğu kanun hükmüdür, KDV kanunu 10 maddesi çelişkili anayasanın eşitlik ve 73 maddesine de aykırıdır, ücretin tahsilin halinde mkbuz dizenlenir...
Gerek sözleşme kurulduğu ve gerekse vekalet düzenlendiği, ya da kullanıldığı evrelerde ücret tahsil edilmemiş ise makbuz düzenlenmez.
Sayın Ergül beyin soruna gelince de, sözleşilen ücrete vergiler dahil anlaşılmış iç yüzde ile stopaj ayrılmalı, vergiler hariç anlaşılmış ise betten brüte iblağ edilerek hesaplanmalı, müvekkilin vergi mükellefiyeti olmayıp, ticari, sınai, zirai veya serbest meslek kaznacından dolayı beyanname verme zorunluluğu yoksa stopaj hesaplanmaz zaten...
Old 08-05-2009, 07:53   #27
nizar

 
Varsayılan serbest meslek makbuzu örneği

Arkadaşlar,

Avukatların kesecekleri serbest meslek makbuzunun belirli ölçütleri var mıdır? Hangi ölçülerde kullanılması daha pratiktir.Matbaadan basılmasını isterken nelere dikkat etmeliyim.Bazı yerlerde avukatlar serbest meslek makbuzunu barodan mı alıyordu? Kullanımı pratik bir serbest meslek makbuzu örneği arıyorum. Zira öncekini pek kullanamadım ve memnun kalmadım.Yardımcı olur musunuz?

Saygılarımla...
Old 08-05-2009, 08:41   #28
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Ararat
Ücret tahsil edilmediği sürece serbest meslek makbuzu kesilmemelidir, bu konuda dayanakları ile birlikte yazmış olduğum makale sitede mevcut, serbest meslek kazancı tahsil esasına dayalı oluduğu kanun hükmüdür, KDV kanunu 10 maddesi çelişkili anayasanın eşitlik ve 73 maddesine de aykırıdır, ücretin tahsilin halinde mkbuz dizenlenir...
Gerek sözleşme kurulduğu ve gerekse vekalet düzenlendiği, ya da kullanıldığı evrelerde ücret tahsil edilmemiş ise makbuz düzenlenmez.
Sayın Ergül beyin soruna gelince de, sözleşilen ücrete vergiler dahil anlaşılmış iç yüzde ile stopaj ayrılmalı, vergiler hariç anlaşılmış ise betten brüte iblağ edilerek hesaplanmalı, müvekkilin vergi mükellefiyeti olmayıp, ticari, sınai, zirai veya serbest meslek kaznacından dolayı beyanname verme zorunluluğu yoksa stopaj hesaplanmaz zaten...

Sayın Ararat,

Çoğu zaman danışmanlık yaptığımız şiketlere sözleşmede belirlenen aylık ücreti esas alarak serbest meslek makbuzu düzenleyip, gönderiyoruz. Müvekkil şirketler de düzenlenen makbuzu esas alarak hesabımıza ücreti yatırıyorlar.

Geçenlerde bir müvekkil şirket, makbuzları da aldığı halde 4 aylık ücreti -kendinden kaynaklanan ödeme güçlüğü vs. gibi- çeşitli nedenlerle ödemedi. Sanıyorum ödemeyede niyeti yok.

Bu durumda anlatımlarınıza göre, makbuzu alan müvekkil, ücreti ödemiş sayılacaktır. Yani fatura da açık fatura kavramı uygulamada benimsenmiş olsa da, makbuz için, açık makbuz - kapalı makbuz olayı yok. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

Ücreti almadan makbuz kesmemek gerektiğini söyleyebilir miyiz?
Old 08-05-2009, 12:55   #29
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Sayın Saim
Serbest meslek kazançlarında Tahsil esastır. 3065 sayılı kanunun 10 maddesi ile 193 sayılı GVK nun serbes meslek kazançlarının vergilendirilmesine yönelik 67 maddesindeki düzenleme " Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır. " şeklinde çelişki ve hukuka aykırı bir düzenleme içermektedir. Vergi idaresi 3065 sayılı KDVK 10 Maddesi hükmünce tahsil edilmezse bile hizmetin ifasını yeterli görmekle birlikte, kanuna aykırılığını da göz ardı etmektedir, Dolayısıyla çelişkili ve yeni bir düzenlemeye muhtaç olan bu hükme istinaden serbest meslek kazancı yönünden tahsil esasından sapma göstermektedir.

Kesin bir görüş olarak belirtmek isterim ki, serbest meslek makbuzu tahsil esasına göre düzenlenmelidir, fiili, hukuki veya ekonomik anlamda tahsilat yapılmadıkça serbest meslek makbuzu düzenlenmemelidir, Düzenlenip müvekkile teslim edilen ancak tahsil edilmediği de ispat edilebilen ( Örneğin 8.000 ve üzeri meblağlar için ) makbuzlara ilişkin düzeltme beyannamesi verilebilmelidir, dava konusu edilmesi halinde ise, yasal dayanak ve karinelerin lehte olması göz önünde bulundurularak kazanılabileceği kanısındayım.

Özet olarak; Tahsilat yapılmaması halinde makbuz tanzim edilmemelidir.

Konuya ilişkin bir makale yazmıştım, gerek THS ve gerekse
http://www.muhsinkocak.net/index.php...aykiridir.html
adresinden ulaşabilirsiniz
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Karşı Tarafa Yüklenecek Ücret İçin Serbest Meslek Makbuzu Kesilmeli Mi ? VARTO'LU Meslektaşların Soruları 9 03-07-2012 09:45
SERBEST MESLEK MAKBUZU -Maliye Bakanlığı yazısı ekinheval Hukuk Haberleri 20 14-02-2010 00:59
serbest meslek makbuzu düzenleme nizar Meslektaşların Soruları 3 08-11-2007 18:16
Uzlaşma Ücretinde Serbest Meslek Makbuzu Ne Şekilde Doldurulur? Av.EErdem Meslektaşların Soruları 18 20-09-2007 17:18
İcra Dairelerinde Borçluya Serbest Meslek Makbuzu Kesilecek Av. Murat ÇETİNKAYA Hukuk Haberleri 3 04-09-2007 22:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18629098 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.