Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Hukukçu olmayan üyelerimizin hukukla ilgili sorularına ayrılmış iletişim alanı. Lütfen Dikkat : THS bir hukuki danışmanlık sitesi değildir ve bu foruma da "hukuki danışma" niteliği taşıyan sorular yöneltilemez. Alanda soru sormadan önce lütfen Hukuk Soruları Alanı Kural ve İlkelerimizi okuyunuz.

Bankaya Yatırılan Maaşların Maliye Tarafından Bloke Edilmesi Hukuka Uygun Mu?

Yanıt
Old 19-10-2007, 09:37   #1
enginer

 
Varsayılan Bankaya Yatırılan Maaşların Maliye Tarafından Bloke Edilmesi Hukuka Uygun Mu?

Konu:Banka hesaplarına maliye bloke koyuyor.
Maaşların da bankaya yatmasına zorluyor.....
.........
Danıştığım avukatların,"bu işi hiç karıştırmayalım" dediği bir durumdayım.
Ortak olduğum limidet şirkette yıllar önce sahte fatura kullanılmış,(ben suçsuzluğumu ispatlayabilirim),ve şu an 800.000 ytl mali takibatım var.
Özel şirkette çalışan bir mühendisim gerçek maaşım 1350 ytl..Lisede ve üniv.de okuyan iki çocuğum var.evim kira.
Maaşım bankaya yatınca bloke edilecek,belki de şirket beni bu karışık durumdan işten çıkaracak.
İlgili vergi dairesi müdürü de ,taksitlendirmeye çözüm bulamadı,ayda ödeyebileceğim,100-150 ytl yi kabul etmedi.
Yurt dışına çıkıp belki daha iyi ücretle çalışma şansıım olabilirdi.Yurt dışına çıkma yasağım var.
Maaşı bankadan alacaksın demek ve maaşını bloke edeceğim demek,benim için çalışamazsın demekle aynıdır.
Hakikatten benim durumumdakileri yasalar yok mu sayıyor?
Yargıtay dan maaşların bankaya yatırılması ve blokesi olayı müdahalae edilemezmi?
TEKRAR SORUYORUM?.:MALİYEYE DUR! DİYECEK BİR HUKUK ADAMI YOKMU?
Kendimi "Deli Dumrul " un köprüsünde kadar çaresiz hissediyorum
....
NOT:lütfen,vergi dairesinden maaşın 1/4 ünü haciz ettirebilirsin demeyin...anlatamayacağım kadar uzun nedenler ile bu mümkün değil.Vergi dairesi müdürü ile bu konuyu konuştum.
Old 20-10-2007, 16:16   #2
tiyerianri

 
Varsayılan

1/4 ünden fazlasına hacz koydurun bu da mı olanaksız.
Old 20-10-2007, 16:54   #3
enginer

 
Varsayılan

benim maaş hesabımdaki ipoteği vergi dairesi kaldırmağa yanaşmıyor,ortak olduğum şirket in eski hesapları nedeni ile bu imkansız....mahkemeye gitmek lazım iflas için ,bunun için de :mahkemeye masraflar için en az 10-15000 ytl para yatırmak lazım...şirketteki bütün ortaklar,batık ve kayıp durumda...ben de aldığım parayla kredi kartı borcumun asgarisini yatırıyorum...yani maliyenin "ölümüme neden olacağı" zamanı bekliyorum..
eğer maaşımın 1/4 ünden fazlası kesilirse : bu benim aç kalmam demek olur,kira ve elektriği bile ödeyemem...
(vergi kaçırıp cebimi doldurmadım.ortakların yaptığı işlemlerin suçunu yaşıyorum.ve vergi dairesinin,benim yazılı uyarılarıma rağmen zamanında müdahale etmemesinin sonucu böyle oldu).
(o an öyle bir ortamm da vardı ki şirketten ayrılmağa cesaret edemedim).....
sizin sorunuzu da anlamadım zaten.ne demek maaşımın tamamına haciz koydurmak?
o zaman açlıktan öl demek bu mantıksız
eğer maliye gerçekçi davransa bizi mahkemeye verir,gerçekler ortaya çıkar.bunu yapmıyor.
kendisini alacaklı göstermek,mükellefle kedi fare oyunu oynamak daha kolay geliyor.
ayrıca: bu durumaki şireketlere sanayi bakanlğının müdahale edip temizlemesi yasal görevi .ancak sanayi bakanlığına yaptığım yazılı müracaata,biz ilgilenmeyiz,gibi bir cevap geldi.oysa bu konuda sanayi bakanlığının,yasal görevlerini yapmayan /yapamayan şirketleri,teftiş edip,iflas ettirmesi görevi var...ancak,devlet başı boş serserimayın gibi dolaşan limited şiketleri görmezden gelip,vergi borçlarını,alacak hanesine kaydedip,vergi alacağının miktarını şişirmeyi tercih ediyor.
(ayrıntı isteyenlere yaptığım müracaatların belgelerini veririm)
Old 21-10-2007, 16:51   #4
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

6183 Syılı AATUHK 71 maddesine göre Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok, dörtte birinden az olamaz.
Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.
Old 22-10-2007, 10:47   #5
enginer

 
Varsayılan

Benim vurgulamak istediğim şu:banka hesabım bloke edildi.maaş almam engellendi.
Bu bir haciz işlemi değil.
Vergi dairesine müracaat ettirmek için yapılan,bir tür taciz eylemi.
Ben banka hesaplarına,mahkeme kararı olmadan bloke konmasın diyorum....
Hem maaşları bakaya yatıracaksınız,hem de hesabının tamamına bloke uygularım deniyor.
Peki ben mahkemeye başvurup blokeyi kaldırma hakkımı alırsam,o zamana kadar,hesaplarımın (maaşımın),ticari faaliyetimin engellenmesi,hukuka uygunmu?
Old 22-10-2007, 13:02   #6
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Merhaba sayın Enginer;

Öncelikle geçmiş olsun;
Uzman psikolog ve psikiyatrlara göre insanların yaşayabileceği ve onu derinden sarsacak en kötü duygulardan bir tanesi kıstırılmışlık duygusudur; anlattıklarınızdan sizin de bu duygu içerisinde olduğunuz anlaşılıyor ki gerçekten üzülmemek elde değil .

Sorununuzun çözümü belki zordur ama unutmayın ki çözümsüz değildir.Sizin öncelikle yapmanız gereken şey ilgili vergi dairesine yazılı olarak başvurmanızdır.

Bloke işlemini uygulayan vergi dairesine başvurun hukuki ve maddi durumunuzu ,asgari yaşam koşullarınızı vs. net olarak belirtin ve maaşınızdan ne kadar kesilmesini istiyorsanız bu kısım için bloke işleminin devamını diğer kısım için ise bloke işleminin kaldırılmasını talep edin.Bu talebizine karşılık muhakkak olumlu veya olumsuz yazılı cevap almaya çalışın.

Anlattıklarınızdan ilgili vergi dairesinin dilekçenize olumsuz cevap vereceği açıktır.Bu cevap üzerine 60 gün içerisinde bu işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle İdare mahkemesinde iptal davası açın.Sonuç büyük bir olasılıkla istediğiniz yönde olacaktır.

Açacağınız işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması davası için Mahkeme masrafınız 200 YTL civarında olacaktır...Kolay gelsin
Old 26-10-2007, 14:32   #7
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan Malİye BanakliĞi Tarafindan MÜkellefİn Banka Hesaplarina Uygulanan Bloke İ



MALİYE BAKANLIĞI TARAFINDAN BANKA HESAPLARINA UYGULANAN BLOKE HUKUKA AYKIRI MI ?

Ülkemizde uzun yıllardan beri uygulaya gelen vergi uygulamalarının keşmekeşliği, keyfi çıkarılan ancak sık sık değiştirilmeye mahkum olan kanun maddeleri ve gücünü yasadan alan bakanlar kulurulunca yükseltilip indirilen vergi oranları daha sayılabilecek bir çok yanlış uygulamalar ve ülkemizdeki vergi yükünün bariz ağırlığı ile tıkanan ekonomi ve tahakkuk eden vergisini ödeyemeyen mükellefin bu gün maruz kalıp feryat dediği çaresizliği ile ticari faaliyetinin durduğu noktada hakkını arayamadığı bir uygulama ile karşı karşıya kalmıştır. Maliye Bakanlığı Eline geçirmiş olduğu sopayı caydırıcı olmaktan öteye adeta teammüden öldürmek için mükellefin kafasında kullanmıştır. Maliye bakanlığı tahsil gücünü kendisine yetki veren 6183 sayılı AATUHK dan almaktadır. Ancak anılan kanunu incelediğimizde, kanunun kendisine vermiş olduğu yetkiyi aşmış olduğunu, devlet olma gücünü amacına kısmen de olsa aykırı olarak kullanmaya başlamıştır. Mükelleflerin uygulamadan gördüğü zararı, ticari faaliyetinin sekteye uğradığı, vadesi gelen çeklerini ödeyemediği, tahsile verdiği çeklerden tahsil edilecek para ile ödeyeceği işçi ücretini ödeyemediği, kira elektrik ve haberleşme giderlerini karşılayamadığı, çalışanlarının ekonomik güçlük içine itildiği, çocuğuna okul harçlığı veremeyeceği bir tarafa ödeyemediği bakkal borcu ile bir daha ekmek bile alamayacağı duruma düşeceğine mı yanacaksınız bilemem, ancak şunu çok iyi biliyorum ki maliye bakanlığının uygulaması devletin tahsil gücünü vatandaşına karşı kısmen de olsa hukuka aykırı kullandığıdır.
Bankalara yazılan emir gereği Mükelleflerin bütün hesap hareketlerinin dondurulmasına sebebiyet verilmesi kanunun hangi maddesi ile açıklanabilir acaba, Kanun Maliye bakanlığına tahsil yetkisini vermiş olduğu kural ve şartları teker teker açıkça açıklamıştır. Kanun ruhuna aykırı hareket etmek hukuk devletinin hukuksuzluk uygulamasına itilmiş olması demektir. Napalım Mükelleflerin tamamı kepenk indirecek, işçi çıkışları meydan gelecek, üretim duracak, hizmet aksayacak daha sayılabilecek kaçınılmazlar ve dolayısıyla hayat bir derecede felç olacak, bütçe açıklarını bu şekil bir uygulama ile bir dafada kapatmaya çalışmak beraberinde getireceği hukuki uyuşmazlıkların maliyetine de katlanmak anlamına gelecektir. Zira astarı yüzünden pahalıya da mal olabilecektir. Hukuka uygunolmayan bu uygulamayı hak arama hakkı kullanmak isteyen btin mükellefkerin maliye idaresi aleyhine açacakları davalar sonucu olası durumların da değerlendirilmesi gerekliliğnden uzak düşünülmüştür kanımca, Burada kanun maddelerini teker teker sayıp yorumlamaktan ziyade kanunun sadece maddelerinin tekrar gözden geçirilerek yanlış uygulamay son verilmesi gerekliliği üzerinde durmak istiyorum….
Sorun kanunun sadece 79 maddesi uygulaması ile ilgili görünmektedir bu gün itibariyle, anılan kanunun 79 maddesini olduğu gibi aşağıda açıklamak gerekirse;
Kanunun 79 Maddesi
………….
Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
Kanun maddesinin bu fıkra hükmü ile ; Mükelleflerin yani amme borçlularının bankalarda bulunan hesaplarında şayet mevcut ise, alacaklarına haciz bildirisi ile haciz işleminin uygulanmasına izin verilmektedir. Haciz bildiriminin uygulandığı anda mevcut bir mevduat ya da alacak varsa şayet, usulüne uygun bir şekilde tutanak altına alınmak suretiyle haciz işlemi uygulanır, bir gün, bir hafta, bir ay ya da süresiz olarak ya da tahakkuk edecek ve miktarı belli olmayan ödeme emri bile gönderilmemiş bir amme alacağı için uygulanamaz, uygulanması istenmesi açıkça hukuka aykırıdır, bu gibi durumlarda sadece Maliye Bakanlığı tek başına değil bankalar da aynı şekilde hukuka aykırı hareket etmiş olacaktır.
Haciz bildirisi kendisine tebliğ edilen banka şubesi o gün hesabında para bulunan amme borçlusunun borca yetecek kadar parasını amme idaresine usulüne uygun olarak ödemek zorundadır burada eleştirilecek bir durum yoktur. Ancak hesabında parası bulunmuyorsa amme borçlusunun, bankanın durumu 7 gün içerisinde amme idaresine bildirmekle mükellef tutulmuştur, bu mükellefiyetini yerine getirmemekle birlikte, haciz bildirisinin tebliğinden sonraki günlerde de devam etmek suretiyle amme borçlusunun bütün hesaplarını bloke edip çeklerini ödememesi karşılıksız bırakması ya da emre muharrer bonosunu ödemesi halinde hukuka aykırı davranmış olur ve müşterisinin maruz kaldığı zararları tazminle mükellef olur. Bu durumda hem vergi idaresi hem de banka hukuku çiğnemiş olacaktır. Amme idaresi borçlusunun banka hesaplarını süresiz olarak bu tür bir uygulama ile bloke etme yetkisine haiz değildir. Sadece kanunun yukarıda sayılan fıkra hükmü ile haciz işlemi uygular ve bir sonraki işlemi için geçerli olmasını isteyemez açıkça hukuk ihlali yapmış olur. Yine aynı her hangi bir şekil de geçmişte bir şirket ortaklığı,müdürlüğü ya da şahsi mükellefiyeti nedeniyle vergi dairesine vergi borcu yüklenilen bir kişinin mükellefiyeti terk edip ya da şirket ortalığı devam etmekle birlikte ücretli olarak bir başka işverene bağlı olarak çalışıp ücretleri aylık periyotlarla bankalara yatan kişilerin de durumları bu uygulama ile içler acısı…. Bankaya yatan ücretin tamamına bloke konulmuş gerekçesiyle maaşını alamayan kişilerinde hakları açıkça ihlal edilmiş ve hukuk burada gerçekten de hiçe sayılmıştır. Bu gibi durumlarda olan kişilerin de haciz işleminin uygulandığı anda varsa banka hesabında kanunun 71 ‘inci maddesi hükmü gereği haczine kanunca izin verilen miktar ancak haczedilebilir, gerisi kişiye ödenmesi gerekmektedir. Ve borç bitene kadar bu şekilde uygulama devam edebilir. Almış olduğu ücretin tamamına haciz uygulanması hukuka aykırıdır. Bu ve yukarıda anlatmaya çalıştığım durumla karşı karşıya kalan mükelleflerin haczi uygulayan vergi dairesine bilgi aldıkları tarihten itibaren kanununda belirtilen süre içinde yazılı olarak işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile müracaat etmeleri ve alacakları yazılı yanıt karşısında durumun devamına karar verilmesi halinde ise idare mahkemesine dava açarak yürütmenin durdurulması ile işlenin iptalini istemeleri kendilerine tanınan hukuki bir haktır.Ayrıca 48 md ye göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmaları da yasaca tanınan bir haktır.idare edindiğim bilgilere göre mükellefin bu haklı taleplerini bile reddetmektedir. Hukuk devletinin devlet gücünü hukuka aykırı bir şekilde uygulaması düşünülemez…
Old 02-11-2007, 23:59   #8
myilmazin

 
Varsayılan

VERGİ BORÇLULARININ BANKA HESAPLARINA BLOKE... -ESKİŞEHİR TİCARET ODASI BAŞKANI SARAR: -''UYGULAMAYA BUGÜN İTİBARİYLE SON VERİLDİ''

ESKİŞEHİR (A.A) - Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Cemalettin Sarar, Maliye Bakanlığının takipli vergi borcu bulunan mükelleflerin bankalardaki hesaplarını bloke etmesi yönünde başlattığı uygulamaya bugün itibariyle son verildiğini bildirdi.
Sarar, yazılı açıklamasında, Maliye Bakanlığının bu uygulamasının piyasalarda tedirginlik yarattığını belirterek, söz konusu sıkıntıyı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde girişimlerde bulunarak ilgililere bildirdiklerini kaydetti.
Yoğun görüşmeler sonucu uygulamanın kaldırıldığı bilgisinin bugün itibariyle kendilerine ulaştığını ifade eden Sarar, artık mükelleflerin banka hesaplarına bloke konulmayacağını ifade etti.

a.a.
Old 03-11-2007, 16:45   #9
enginer

 
Varsayılan teşekkür

Alıntı:
Yazan Ararat


MALİYE BAKANLIĞI TARAFINDAN BANKA HESAPLARINA UYGULANAN BLOKE HUKUKA AYKIRI MI ?

Ülkemizde uzun yıllardan beri uygulaya gelen vergi uygulamalarının keşmekeşliği, keyfi çıkarılan ancak sık sık değiştirilmeye mahkum olan kanun maddeleri ve gücünü yasadan alan bakanlar kulurulunca yükseltilip indirilen vergi oranları daha sayılabilecek bir çok yanlış uygulamalar ve ülkemizdeki vergi yükünün bariz ağırlığı ile tıkanan ekonomi ve tahakkuk eden vergisini ödeyemeyen mükellefin bu gün maruz kalıp feryat dediği çaresizliği ile ticari faaliyetinin durduğu noktada hakkını arayamadığı bir uygulama ile karşı karşıya kalmıştır. Maliye Bakanlığı Eline geçirmiş olduğu sopayı caydırıcı olmaktan öteye adeta teammüden öldürmek için mükellefin kafasında kullanmıştır. Maliye bakanlığı tahsil gücünü kendisine yetki veren 6183 sayılı AATUHK dan almaktadır. Ancak anılan kanunu incelediğimizde, kanunun kendisine vermiş olduğu yetkiyi aşmış olduğunu, devlet olma gücünü amacına kısmen de olsa aykırı olarak kullanmaya başlamıştır. Mükelleflerin uygulamadan gördüğü zararı, ticari faaliyetinin sekteye uğradığı, vadesi gelen çeklerini ödeyemediği, tahsile verdiği çeklerden tahsil edilecek para ile ödeyeceği işçi ücretini ödeyemediği, kira elektrik ve haberleşme giderlerini karşılayamadığı, çalışanlarının ekonomik güçlük içine itildiği, çocuğuna okul harçlığı veremeyeceği bir tarafa ödeyemediği bakkal borcu ile bir daha ekmek bile alamayacağı duruma düşeceğine mı yanacaksınız bilemem, ancak şunu çok iyi biliyorum ki maliye bakanlığının uygulaması devletin tahsil gücünü vatandaşına karşı kısmen de olsa hukuka aykırı kullandığıdır.
Bankalara yazılan emir gereği Mükelleflerin bütün hesap hareketlerinin dondurulmasına sebebiyet verilmesi kanunun hangi maddesi ile açıklanabilir acaba, Kanun Maliye bakanlığına tahsil yetkisini vermiş olduğu kural ve şartları teker teker açıkça açıklamıştır. Kanun ruhuna aykırı hareket etmek hukuk devletinin hukuksuzluk uygulamasına itilmiş olması demektir. Napalım Mükelleflerin tamamı kepenk indirecek, işçi çıkışları meydan gelecek, üretim duracak, hizmet aksayacak daha sayılabilecek kaçınılmazlar ve dolayısıyla hayat bir derecede felç olacak, bütçe açıklarını bu şekil bir uygulama ile bir dafada kapatmaya çalışmak beraberinde getireceği hukuki uyuşmazlıkların maliyetine de katlanmak anlamına gelecektir. Zira astarı yüzünden pahalıya da mal olabilecektir. Hukuka uygunolmayan bu uygulamayı hak arama hakkı kullanmak isteyen btin mükellefkerin maliye idaresi aleyhine açacakları davalar sonucu olası durumların da değerlendirilmesi gerekliliğnden uzak düşünülmüştür kanımca, Burada kanun maddelerini teker teker sayıp yorumlamaktan ziyade kanunun sadece maddelerinin tekrar gözden geçirilerek yanlış uygulamay son verilmesi gerekliliği üzerinde durmak istiyorum….
Sorun kanunun sadece 79 maddesi uygulaması ile ilgili görünmektedir bu gün itibariyle, anılan kanunun 79 maddesini olduğu gibi aşağıda açıklamak gerekirse;
Kanunun 79 Maddesi
………….
Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
Kanun maddesinin bu fıkra hükmü ile ; Mükelleflerin yani amme borçlularının bankalarda bulunan hesaplarında şayet mevcut ise, alacaklarına haciz bildirisi ile haciz işleminin uygulanmasına izin verilmektedir. Haciz bildiriminin uygulandığı anda mevcut bir mevduat ya da alacak varsa şayet, usulüne uygun bir şekilde tutanak altına alınmak suretiyle haciz işlemi uygulanır, bir gün, bir hafta, bir ay ya da süresiz olarak ya da tahakkuk edecek ve miktarı belli olmayan ödeme emri bile gönderilmemiş bir amme alacağı için uygulanamaz, uygulanması istenmesi açıkça hukuka aykırıdır, bu gibi durumlarda sadece Maliye Bakanlığı tek başına değil bankalar da aynı şekilde hukuka aykırı hareket etmiş olacaktır.
Haciz bildirisi kendisine tebliğ edilen banka şubesi o gün hesabında para bulunan amme borçlusunun borca yetecek kadar parasını amme idaresine usulüne uygun olarak ödemek zorundadır burada eleştirilecek bir durum yoktur. Ancak hesabında parası bulunmuyorsa amme borçlusunun, bankanın durumu 7 gün içerisinde amme idaresine bildirmekle mükellef tutulmuştur, bu mükellefiyetini yerine getirmemekle birlikte, haciz bildirisinin tebliğinden sonraki günlerde de devam etmek suretiyle amme borçlusunun bütün hesaplarını bloke edip çeklerini ödememesi karşılıksız bırakması ya da emre muharrer bonosunu ödemesi halinde hukuka aykırı davranmış olur ve müşterisinin maruz kaldığı zararları tazminle mükellef olur. Bu durumda hem vergi idaresi hem de banka hukuku çiğnemiş olacaktır. Amme idaresi borçlusunun banka hesaplarını süresiz olarak bu tür bir uygulama ile bloke etme yetkisine haiz değildir. Sadece kanunun yukarıda sayılan fıkra hükmü ile haciz işlemi uygular ve bir sonraki işlemi için geçerli olmasını isteyemez açıkça hukuk ihlali yapmış olur. Yine aynı her hangi bir şekil de geçmişte bir şirket ortaklığı,müdürlüğü ya da şahsi mükellefiyeti nedeniyle vergi dairesine vergi borcu yüklenilen bir kişinin mükellefiyeti terk edip ya da şirket ortalığı devam etmekle birlikte ücretli olarak bir başka işverene bağlı olarak çalışıp ücretleri aylık periyotlarla bankalara yatan kişilerin de durumları bu uygulama ile içler acısı…. Bankaya yatan ücretin tamamına bloke konulmuş gerekçesiyle maaşını alamayan kişilerinde hakları açıkça ihlal edilmiş ve hukuk burada gerçekten de hiçe sayılmıştır. Bu gibi durumlarda olan kişilerin de haciz işleminin uygulandığı anda varsa banka hesabında kanunun 71 ‘inci maddesi hükmü gereği haczine kanunca izin verilen miktar ancak haczedilebilir, gerisi kişiye ödenmesi gerekmektedir. Ve borç bitene kadar bu şekilde uygulama devam edebilir. Almış olduğu ücretin tamamına haciz uygulanması hukuka aykırıdır. Bu ve yukarıda anlatmaya çalıştığım durumla karşı karşıya kalan mükelleflerin haczi uygulayan vergi dairesine bilgi aldıkları tarihten itibaren kanununda belirtilen süre içinde yazılı olarak işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile müracaat etmeleri ve alacakları yazılı yanıt karşısında durumun devamına karar verilmesi halinde ise idare mahkemesine dava açarak yürütmenin durdurulması ile işlenin iptalini istemeleri kendilerine tanınan hukuki bir haktır.Ayrıca 48 md ye göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunmaları da yasaca tanınan bir haktır.idare edindiğim bilgilere göre mükellefin bu haklı taleplerini bile reddetmektedir. Hukuk devletinin devlet gücünü hukuka aykırı bir şekilde uygulaması düşünülemez…
yazdığınız açıklamalar,benim bilmeden ,var olduğunu tahmin ettiğim yasa hükümleri.
ancak,gerçekten,bu kadar gayri ciddi uygulamaların,neden yapılageldiğini anlamıyorum.
hukuk herkese lazım.
vergi borcunu ödemeyen/ödeyemeyen herkes,tirilyonlar götüren "hortumcu" değildir.bunu en azından vergi dairesi biliyor olmalıdır.
belki de hukukun,adliyenin,kamu oyundaki güvenilirlik oranının azalması,bir amaçtır.
benim forum a yazmamdaki ilk düşüncem,konuyu iyi bilen,forumdaki hukuk adamlarının,böyle bir olaya müdahale etmesi,ve gereken girişimleri,hızla yapması,hatta suçluların cezalandırılmasını taleb etmesiydi..
açıklayıcı ,kaynak gösteren ,yazılarınız için teşekkür ederim.
Old 05-11-2007, 14:59   #10
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Sayın Engineer;
Sorununuzu çözdüğünüzde sitede bizimle paylaşır mısınız?

İyi haberlerinizi bekliyoruz
Old 05-11-2007, 15:36   #11
enginer

 
Varsayılan sorunlarımın çözümü yok.

Alıntı:
Yazan av.semire nergiz toz
Sayın Engineer;
Sorununuzu çözdüğünüzde sitede bizimle paylaşır mısınız?

İyi haberlerinizi bekliyoruz
Çok karmaşık bir şirket deneyimi yaşadım.
Sanırım ancak bir roman yazarak,bu ilişkileri ve yasal boyutunu anlatabilirim.
En basit şöyle anlatabilirim,şirket ortağı olarak durduramadığım usulsüzlüğü vergi dairesine bildirdim.
Vergi dairesi bu olaydan çıkan 600.000ytl cezadan beni de sorumlu tuttu.oysa zamanında müdahale edilse idi,benim suçsuzluğum,çok açık ve net görünecekti,aradan 5 yıl geçti ve müdahale yapıldı..
Şimdi ancak yıllar sürecek bir mahkeme ile suçsuzluğum belgelenecektir.tabii bu arada benim vergi dairesine yaptığım başvurular,zaman aşımı nedeni ile imha edilmezse...
Şirketten de ayrılamıyordum,süregiden pekçok iş kazasının mahkemesi de devam ediyordu....
Ve en önemlisi yeraltından emekliliğime 2 yıl kalmıştı.Bu iki yıl ı ne pahasına olursa olsun tamamlamalıydım...emekli oldum.(en azından maliyenin dokunamadığı bir emekli maaşım var şimdi).
sonuç: ancak iflas etmesi gereken şirketleri ,iflas ettiren bir devlet mekanizması beni kurtarabilir...şimdilik sanayi bakanlığında var olan,sistem çalıştırılmıyor...
(Belki de iyi bir "tez konusu" olabilirim)
Old 05-11-2007, 17:07   #12
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan Yapilabİlecekler ...

Sayın enginer,

Sizin de bildiğiniz üzere, kâr, zararın kardeşidir.

Anlattığınız örnek olayda da, zarar, ortak olduğunuz şirkette, kullanıldığı iddia edilen "naylon fatura" ve bu neden ile ortaya çıkan vergi borcu sonucunda, diğer ortaklara değil de, size ulaşabilmiş olan idarenin takibinden kurtulabilemeniz konusunda yapılabileceklerden bazılarını başlıklar halinde özetlemek isteriz. Ama, ben hiç birşey yapmayayım, "tez konusu" olarak hukukçular yapsın diye düşünür iseniz, bu borç korkarım ki, çocuklarınıza miras kalacaktır. Böyle düşünmeyip, umutsuzluğunuzu da aşarak, üzerinize düşenleri yapmak ister iseniz:

01. Benzeri durumlar yalnızca, sizin başınızda olan olay değildir. Bu durumdan dolayı bırakın yasal takibi, ceza mahkemelerinde yargılanan yaklaşık 100 bin kişi var. 10 binlerce şirket de aynı nedenlerle gayri faaldir.

02. Ortak sorunları olanların ortak çözümler üretebilmesi ancak örgütlü toplumlarda mümkündür. Üyesi olduğunuz meslek örgütü, (bu örnekte Denizli Ticaret Odası ve üst birliği TOBB'dir.) aynı sorunu paylaşanlarla birlikte çözüm üretilmesini yetkililerden talep etmelidirler. Hukukçular ise, ancak talebinize hukuksal destek olabilirler.

03. Somut olarak yapılabileceklerinize gelince;

03.a) Vergi borcu nedeniyle yurtdışı çıkış yasağı önceki hafta Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir, ancak gerekçeli karar henüz yayımlanmamıştır. Bu yönden açılabilecek bir dava olumlu sonuçlanabilecektir.

03.b) Şirketin vergi borcunu vergi dairesinin şirket ortağından isteyebilmesi için, şirket ve şirket müdürü hakkında tüm takip yollarını tüketmek (Acz belgesi ile) zorundadır. Ancak bundan sonra, şirketin borunun, şirket ortağına denk düşen ortaklık payı hakkında takibe geçebilir. Fakat, uygulamada idare ortaklardan hangisini bulur ise, borcun tamamını onun şahsında (hukuka aykırı olarak) takibe almaktadır. Vergilendirme hataları 5 yıllık zaman aşımı süresinde her zaman düzeltilebilir.

03.c) Bankada aylığınıza konulan haciz ise, burada da yazıldığı üzere, ilelebet devam edemez. haczin uygulandığı ANda mevduata uygulanabilir. Gelecek aylıklarınıza uygulanabilmesi için, her ay yeniden haciz konulması gerekir. Pratikteki aksine uygulama, bankaların hatasıdır. Yani, sorunuzu yazdığınızdan bu yana, şu anda, sizin bankadaki paranızın tasarruf yetkiniz hakkında bir sorun olmayabilir.

04. Bizce asıl önemlisi sorununuzun kaynağının kurutulmasıdır. O da söz konusu naylon fatura" olayının yargı yoluyla çözüme kavuşturulmasıdır.

05. Diğer yandan, Ticaret Siciline yazılı olarak başvurarak, şirketinizin iflası için gerekenlerin yapılmasını talep edebilirsiniz.

06. Şirketinizin iflasının tamamlanması halinde bile, mevcut sorunlarınızın tamamı, mevcut durumunuzu tam bilemiyoruz ama, mevcut bakış açınız ile, çözümlenmeyebilir.




Alıntı:
Yazan enginer
Çok karmaşık bir şirket deneyimi yaşadım.
Sanırım ancak bir roman yazarak,bu ilişkileri ve yasal boyutunu anlatabilirim.
En basit şöyle anlatabilirim,şirket ortağı olarak durduramadığım usulsüzlüğü vergi dairesine bildirdim.
Vergi dairesi bu olaydan çıkan 600.000ytl cezadan beni de sorumlu tuttu.oysa zamanında müdahale edilse idi,benim suçsuzluğum,çok açık ve net görünecekti,aradan 5 yıl geçti ve müdahale yapıldı..
Şimdi ancak yıllar sürecek bir mahkeme ile suçsuzluğum belgelenecektir.tabii bu arada benim vergi dairesine yaptığım başvurular,zaman aşımı nedeni ile imha edilmezse...
Şirketten de ayrılamıyordum,süregiden pekçok iş kazasının mahkemesi de devam ediyordu....
Ve en önemlisi yeraltından emekliliğime 2 yıl kalmıştı.Bu iki yıl ı ne pahasına olursa olsun tamamlamalıydım...emekli oldum.(en azından maliyenin dokunamadığı bir emekli maaşım var şimdi).
sonuç: ancak iflas etmesi gereken şirketleri ,iflas ettiren bir devlet mekanizması beni kurtarabilir...şimdilik sanayi bakanlığında var olan,sistem çalıştırılmıyor...
(Belki de iyi bir "tez konusu" olabilirim)
Old 06-11-2007, 09:47   #13
enginer

 
Varsayılan zombi şirketleri kurtarmak

Verilen cevabi bilgiler için içten teşekkür ederim.
"05. Diğer yandan, Ticaret Siciline yazılı olarak başvurarak, şirketinizin iflası için gerekenlerin yapılmasını talep edebilirsiniz.

06. Şirketinizin iflasının tamamlanması halinde bile, mevcut sorunlarınızın tamamı, mevcut durumunuzu tam bilemiyoruz ama, mevcut bakış açınız ile, çözümlenmeyebilir.".
..............
.................
05. numaralı maddede yazdığınız ,bilgiyi açabilirmisiniz,benim edindiğim bilgiler ve uygulama şirket iflasının ancak,tasfiye masrafları sunularak mahkeme yolu ile yapılabildiği.
Ancak bir hukuk eğitimi almadığım için,bilgim yeterli değil.
.......
"Limited şirketlerde tüm ortaklar ,aksi karar verilmedi ise,müdür konumundadır "şeklinde bir hüküm var....(Aksi karar verilmedi ise tanımı ilk şirket genel kurulu toplantısı kasdediliyor herhalde).
.......
06.numaralı maddede yazdığınız gibi;Danıştığım avukatlar (anlatamadığım,nedenler ile),iflas davasının çok karmaşık ve masraflı olacağını,sizin de vurguladığınız gibi,ceza davası ile hüküm giymeler olacağını,mahkeme sürecinin çok uzun olacağı v.b nedenlerle,"şimdilik" beklemede kalmamı önerdiler.
Gene belirttiğiniz gibi mevcut durumda vereselerimin ancak "mirasımı inkar ederek",borçlarımın takibinden kurtulacağını biliyorum.
Yazılarınızdan çok yararlandım.sağolun.
....
1994 Bir limited şirkete ortak olduğumda aşağıdaki yanlış bilgilerim vardı;
1-Limited şirketlerde ortakların sermayeye katkısı oranında borçtan sorumlu olacağını sanıyordum...
2-Şirketlerin yıllık genel kurullarının sanayi bakanlığı görevlisi önünde,ve gerçekten hesaplar,kontrol edilerek tesbit edileceğini sanıyordum.(5 yıl süresince hiç "gerçek "genel kurul yapılmadı.
3-Şirketimizin 6 ıncı yıl a kadar hiç vergi borcu yoktu.(kar etmiyordu).İş yerini devrettiğimiz şirket ,taahhüt ettiği vergi borcumuzu ödeme şartını yerine getirmedi.(belgelerimizi vergi dairesine ibraz ettik)...
......
.....
.....
Sonuç:Benim asıl yapmak istediğim,kişisel konumum nedeni ile öğrendiğim,"Başıboş mayın" gibi dolaşan,binlerce "zombi" şirket ticari hayatın içindedir.
Bunların bir şekilde temizlenmesi en azından karantinaya alınması lazım.
Bu konuda,ilgili bakanlıklara ve meclis başkanlığı hukuk komisyonuna da yazdım...
Eğer içine girmeseydim pekçok kişi gibi ben de ticari hayatta yasaların yeterli olduğunu düşünecektim.
(bir şekilde "turkhukuksitesi" forumunda faydalı tartışmaların ve girişimlerin içinde olmayı,ve aktive etmeyi umuyorum.)
Old 06-11-2007, 21:42   #14
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan Tİcaret Sİcİlİn GÖrevİ

TİCARET SİCİLİ TÜZÜĞÜ
Madde 41. son fıkrası

(Değişik : 29/7/1998 - 98/11548 K.) İşini veya işyerini terkettiği yapılan araştırma sonucunda saptanan gerçek kişilerin Maliye Bakanlığı ve ilgili defterdarlıktan kaydının olmadığı veya faaliyette bulunmadığı hususunun belgelendirilmesi halinde sicil kayıtları re'sen silinir.
Old 08-01-2008, 16:15   #15
enginer

 
Varsayılan yurt dışı yasağı vergi borcu

Anayasa Mahkemesi'nin 2007/4-18 sayılı ve 18.10.2007 günlü kararı ile vergi borcu nedeniyle yurtdışı yasağı konulmasına neden olan yasa maddelerinin iptali kararında; Anayasa’nın, “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde, herkesin yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmekte ve vatandaşın yurtdışına çıkma özgürlüğünün, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabileceğine değinilmektedir. Özel olarak gösterilen sınırlandırma nedenlerine göre; vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü ancak vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilecektir.
Kişilerin vergi borcu nedeniyle yurt dışına çıkışlarının yasaklanması “seyahat özgürlüğünün” Anayasanın 23 üncü maddesinde gösterilen bir sınırlandırmadır. Vergi borcu, Anayasa’nın 73. maddesine göre vatandaşlık ödevidir. Bu anayasal yükümlülük, aynı zamanda seyahat özgürlüğünü düzenleyen 23. maddede sınırlama nedeni olarak öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi getirilen bu yasaklamayı, yurtdışına çıkmak isteyen kişilerin vergi borçlarını ödemeye zorlayıcı nitelikte olduğunu belirtmektedir. Anayasa Mahkemesi iptal kararında; bu sınırlamanın, demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olup olmadığı veya güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmekle birlikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığını incelemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararı

Yasalarla getirilen vergi yükümlülüğünü kabullenmek bir vatandaşlık görevidir. Yasalara göre vergi borcunun ödenmesi gerekir. Diğer bir deyişle vergi alacağının tahsili konusunda yasal kurallar vardır. Anayasa Mahkemesinin kararına göre;
"Yurt dışı çıkış yasağında, vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünü sınırlamanın amacı, vergi borcunun tahsilinin sağlanması, araç ise yurt dışına çıkışın yasaklanmasıdır. Amaç ile araç arasında makul bir ilişkinin bulunduğunun söylenebilmesi için yurt dışına çıkış ile vergi alacağının tahsilinin zorluğu veya olanaksızlığı arasında bağın varlığının aranması gereği açıktır. Yasak, hiçbir koşul öngörmeksizin, hatta vergi borcunun tutarı dahi belirtilmeden, vergi borcunun ödenmemesine bağlı olarak kendiliğinden uygulandığı zaman amaç ile araç arasındaki makul ilişki ve denge ortadan kalkar.
"Anayasa’nın 23. maddesinde öngörülen sınırlama nedenleri ve bunlar arasında yer alan 'vatandaşlık ödevi' genel nitelikte, soyut bir kavramdır. Yasa koyucunun getireceği her sınırlayıcı düzenlemede bu nedenleri somutlaştırması gerekir. Keyfiliğe varabilecek uygulamaları önleyebilmek bakımından gerekli olan açıklık ve somutluk, sınırlamanın yasayla yapılmış olarak kabul edilmesi için zorunludur. Aksi halde hukuk devletinin gerektirdiği belirginlik karşılanmamış olur ve amaç-araç ilişkisini denetlemek güçleşir. İtiraz konusu kural, amaç ve araçları açık, belirgin ve somut bir şekilde öngörmemiş, amaç ve araç arasında makul ve uygun bir ilişki kurmayarak ölçülülük ilkesinin gereklerini yerine getirmemiştir."
Pasaport Kanunu

5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun, 28.5.1988 günlü, 3463 sayılı Kanun ile değiştirilen 22. maddesinin iptali istenilen sözcükleri de içeren birinci fıkrası şöyledir:
“Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere, vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zarurî hallerde İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir.”
Bu maddenin birinci fıkrasında yazılı olan; “…vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere…” bölümünü Anayasa Mahkemesi, öncelikle Anayasanın 2. maddesine, yani toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma ilkesine aykırı bulunmuştur.
İkinci olarak Anayasa Mahkemesine göre bu bölüm; Anayasanın 13. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı kuralına da aykırıdır.
Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinin 1. fıkrasındaki bu bölüm ayrıca Anayasanın 23. maddesinde yer alan yerleşme ve seyahat hürriyetine de aykırı görüldüğünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi; Bankalar Kanunu’nun 15. Maddesinin 4672 Sayılı Yasa ile Değiştirilen (3) Numaralı Fıkrasının “5682 sayılı Pasaport Kanununun 22 nci maddesi hükümleri, Fonun talebi üzerine Fona borçlu olanlar ile tüzelkişi borçluların kanuni temsilcileri hakkında da uygulanır” cümlesi ile Bankalar Kanunu’nun, 5020 Sayılı Yasa’nın 27. Maddesiyle Eklenen Ek 5. Maddesinde Yer Alan “tedbir” Sözcüğünün, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 13. Maddesinin “… tüzel kişilerin kanunî temsilcileri ile borçlu veya borçla diğer ilgililerin yurt dışına çıkmasını yasaklama …” bölümünün de Anayasanın 13 ve 23. maddelerine aykırı görerek iptal etmiştir. (Fİ/TK)
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Bankaya Gönderilen Haciz Müzekkeresi - Hesap Üzerine Bloke Konulması Mustafa USTA Meslektaşların Soruları 27 09-12-2013 14:34
Arama Karari Hukuka Uygun Mudur çiçero fadi Meslektaşların Soruları 3 09-10-2007 11:37
''Banka Munzam Sandıklarının SSK'ya Devri Hukuka Uygun Mu'' Av.Görkem TURGUT Hukuk Soruları Arşivi 0 17-02-2007 21:03
Kollukta Hukuka Uygun İfade Almak Nasıl Olur? Av.Özgür ODABAŞ Meslektaşların Soruları 4 23-06-2006 12:56
Hakimin Yaptığı Hukuka Uygun mu? değilse Ne Yapabiliriz. Emin GÜNEŞ Meslektaşların Soruları 0 27-03-2004 23:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14972997 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.