Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Anlaşmalı Boşanma Sonrası "Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası

Yanıt
Old 03-10-2007, 23:20   #1
muhatap

 
Varsayılan Anlaşmalı Boşanma Sonrası "Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası

Müvekkil, davalıyla Nisan 2007 de "anlaşmalı" olarak boşanır. Boşanma davasında duruşma zaptında müvekkilin imzaladığı ifade aynen şöyledir: ".. davalıdan herhangi birmaddi ve manevi tazminat ve nafaka istemiyorum, boşanmamıza karar verilmesini istiyorum" Boşanma kararının kesinleşmesini müteakip, EYLÜL 2007 tarihinde, davalı kocanın, yeni mal rejiminin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Edinilmiş mallarının tasfiyesini talep eden ve katılma alacağını isteyen müvekkil, bu davayı, yukarıdaki boşanma davasında verdiği beyandan sonra kazanması mümkün olabilirmi? Böyle bir talep mümkün olabilirmi? Beni rahatsız eden, bu boşanma anlaşmasındaki vazgeçme beyanının kapsamıdır Sayın hukukçu meslekdaşlarım... Kıymetli fikirlerinizi paylaşmak dileğiyle... Av.Utku MURATOĞLU (İZMİR)
Old 04-10-2007, 02:07   #2
Av.Turan

 
Varsayılan

sayın meslektaşım, mal rejimin tasfiyesiyle maddi ve manevi tazminat farklı şeylerdir. bu nedenlede davayı kazanmanıza engel olmadığı kanaatini taşımaktayım. zira müvekkiliniz maddi, manevi tazminat talebinden vazgeçmiştir. oysa edinilmiş mallara katılma rejminde malların yarısı kanunen müvekkilinize aittr. bu bir tazminat niteliğinde olmayıp kanunu hakkıdır. bu nedenlede davaya kazanabilirsiniz düşüncesindeyim. kolay gelsin.
Old 04-10-2007, 07:52   #3
Av. Nurten Kozan

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım;
Bende Av.Turan beyin görüşlerine katılıyorum. Mal rejiminin tasfiyesi ve tazminatlar birbirinden farklıdır. Mal rejiminden kaynaklanan alacaklar, şahsi alacak haklarıdır. Boşanma gerçekleşmeden (veya diğer tasfiye nedenleriyle) yasa gereği talep edilemeyen yani muaccel olmayan alacaklar. Alacak yönünden ferağat olmadığına göre, zamanaşımı süresi içerisinde istenebilir.
Başarılar..
Old 04-10-2007, 17:26   #4
avbf

 
Varsayılan

Ben de aynı görüşteyim.Boşanmının kesinleşmesinden ititbaren 1 yıl içinde katkı payı veya edinilmiş mallarla ilgili davyı açabilirsiniz.Açık olarak bu davalardan feragat olmadığı sürece açılabilir.
Old 04-10-2007, 19:40   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba

Malrejimi tasfiye alacağı davası ,boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde açılabilir.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=13457

Bir yıllık süre boşanmanın fer'i talepler için geçerlidir.
(Nafaka,tazminat)
Old 04-10-2007, 20:55   #6
Av. Ramazan Çakmakcı

 
Varsayılan

Nafaka ve maddi - manevi tazminat taleplerinde kusur dikkate alınırken mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkına kusurun etkisi yoktur. Kanuni düzenlemeye göreye yapılacak bir hesaplama ile alacak hakkı ortaya çıkmaktadır. Anlaşmalı boşanma davasında bu katılma alacağı hakkından açıkça vazgeçilmemiş ise nafaka ve maddi - manevi tazminattan vazgeçme ile bu haktan da otomatikman vazgeçilmiş olacağını düşünmüyorum.
Talep edilebilme anı, hesaplamaya esas malvarlığının değerleme anı, boşanma davasında ayrı bir dava olarak ele alınarak tefrik edilmesi, boşanmanın feri i niteliğinde olmayıp nispi harca tabi olması gibi farklılıkları nedeniyle de bu alacak hakkının açıkça yazılması gerekmektedir.
Ben pratikte anlaşmalı boşanma metinlerine açıkça edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı hakkımızdan karşılıklı olarak vazgeçiyoruz tarzında ibareler ekliyorum.
Tabiiki bu rejimin ne haklar getirdiğini müvekkilime açıklayarak zira bazen müvekkilimiz bu alacak hakkından vazgeçmek istemeyerek boşanmak istemektedir. Daha sonra da bu hakkını dava edip etmeme hakkını elinde saklı tutmak istemektedir... Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Old 05-10-2007, 08:13   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Çakmakçı

Alıntı:
mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkına kusurun etkisi yoktur.

Görüşünüze genel olarak katılmakla birlikte ,özel bazı boşanma sebepleri nedeniyle boşanma durumunda kusur dikkate alınabilecek ve eşin payı azaltılabilecek veya kaldırılabilecektir.


TMK
Alıntı:
MADDE 236/2.- Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir

Eklemek istedim.
Old 05-10-2007, 20:09   #8
Av. Ramazan Çakmakcı

 
Varsayılan

Açıklamaya çalıştığım mal rejiminin kusur esasına dayanmadığır.
Bu nedenledir ki kanun koyucu yalnızca zina ve cana kast gibi filleri sınırlı olarak saymış ve yalnıca bu fiillerde azaltma veya kaldırmaya yönelik bir takdir hakkını hakime tanımıştır.
Bu istisnai düzenleme mal rejiminin temel mantığından ayrılma olarak görülerek eleştirilmektedir.
Ancak kısa olan mesajımızda oluşabilecek bir yanlış anlamayı düzelttiği için Av.Habibe Yılmaz Kayar meslektaşıma teşekkür ederim.
Old 15-09-2009, 15:23   #9
av.yasemin turan

 
Varsayılan

merhabalar ;
benim sormak istediğim anlaşmalı boşanmada duruşma esnasında zapta şöyle bir beyan geçmiş 'karşılıklı olarak herhangi bir mal talebimiz yoktur'diyerek beni düşündüren mal rejimini etkilermi aslında hakimin kastı eşya alacağı fakat zapta bu şekilde geçtiği için ne şekilde yorumlamak gerek yardımcı olursanız çok sevinirim.
Teşekkür ederim.
Saygılar
Old 15-09-2009, 23:40   #10
Av. Ramazan Çakmakcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.yasemin turan
merhabalar ;
benim sormak istediğim anlaşmalı boşanmada duruşma esnasında zapta şöyle bir beyan geçmiş 'karşılıklı olarak herhangi bir mal talebimiz yoktur'diyerek beni düşündüren mal rejimini etkilermi aslında hakimin kastı eşya alacağı fakat zapta bu şekilde geçtiği için ne şekilde yorumlamak gerek yardımcı olursanız çok sevinirim.
Teşekkür ederim.
Saygılar

Sorunuzda yer alan zapttaki "Mal" kavramı bence menkul ve gayrimenkul malları kapsamaktadır. Mal rejiminde yer alam "Mal" kavramı ile karıştırılmaması gerekir evlilik içi mallara ilişkin rejim taraflara karşılıklı bir talep hakkı tanımaktadır. Bu nedenle çağrışım açısından benzerlik içerselerde hukuksal kavram ve anlamları itibariyle birbirlerinden tamamen farklı olduklarından zabıttaki ifadenin mal reji,minden kaynaklanan haklardan feragat anlamına gelecek şekilde yorumlanmaması gerektiğini düşünüyorum
Old 15-09-2009, 23:51   #11
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba

Edinilmiş mallara katılma rejiminin taraflar arasında geçerli olduğunu düşünerek;

Her ne kadar uygulamada mal paylaşımı vb gibi kavramlarla konu anlatılmaya çalışılıyorsa da bu hatalı bir söyleyiştir.Doğrusu "mal rejimi tasfiye alacağı" (katkı payı veya katılma alacağı ) dır.

Bu anlatımın duruşma zaptında farklı anlamlara gelecek biçimde yazıldığına zaman zaman tanık oluyoruz.

Daha da ileri giderek,tevzi bürosunda "mal rejimi alacağı" başlıklı dava türünün olmadığı,ancak "mal paylaşımı" başlığı ile bu davanın açılabildiği görevlilerce belirtilmektedir.

Sonuç olaral,mal rejimi alacağı "MAL Alacağı" veya ayni talep olmadığından"mal talebimiz yoktur"satırını da eşya alacağı olarak yorumlamak gerektiğini düşünüyorum.
Old 16-09-2009, 15:15   #12
av.yasemin turan

 
Varsayılan

Habibe Hanım ve Ramazan bey çok teşekkür ediyorum,gerçekten yoruma açık bir durum ama bende sizler gibi düşünmüştüm davayı açacağız o şekilde.
Saygılar
Old 13-02-2010, 13:10   #13
muhatap

 
Varsayılan anlaşmalı boşanma- ibra- mal rejimi tasfiyesinde son durum..

Sayın meslektaşlarım;
İzmir 10.Aile Mahkemesi, taraflar anlaşmalı boşandıkları ve "hiç bir hak ve alacağımız kalmamıştır" beyanını, eşlerin birbirini ibra ettiği yönünde yorumladı ve davayı REDDETTİ. Kararı temyizen inceleyen Yargıtay, açık bir ibra olmadığı, bu anlaşmanın sadece boşanmanın feriilerini kapsadığı, davacı eşin delillerinin toplanıp davanın sonuçlandırılması gerektiğine hükmetti. Arzu eden olursa gönderebilirim. İyi çalışmalar dilerim.
Old 09-03-2010, 18:38   #14
turquality

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan muhatap
Sayın meslektaşlarım;
İzmir 10.Aile Mahkemesi, taraflar anlaşmalı boşandıkları ve "hiç bir hak ve alacağımız kalmamıştır" beyanını, eşlerin birbirini ibra ettiği yönünde yorumladı ve davayı REDDETTİ. Kararı temyizen inceleyen Yargıtay, açık bir ibra olmadığı, bu anlaşmanın sadece boşanmanın feriilerini kapsadığı, davacı eşin delillerinin toplanıp davanın sonuçlandırılması gerektiğine hükmetti. Arzu eden olursa gönderebilirim. İyi çalışmalar dilerim.

Sayın Meslektaşım,
benim de şahsi nitelikte benzer bir sorunum var. Karar örneğini gönderebilir misiniz acaba..

çok tesekkür ederim,
Saygılarımla
Old 02-10-2012, 16:41   #15
av.gokcen

 
Varsayılan

Merhaba,

Benzer başlık açmamak için konu burada tartışılmış olduğundan bu başlık altına yazıyorum.

Eşler anlaşmalı boşanma kapsamında prokolde "ev eşyaları" konusunda anlaşmışlar.

Mahkeme kararında "eşya, maddi ve manevi tazminat....talebimiz yoktur" şeklinde duruşmadaki beyan yazılı.

"...nafaka ve eşta talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş.

Şimdi bu kararı okudum. Eşyadan feragat, taşınır, taşınmaz mal ve katılma alacağını da kapsar, diyor.

Halbuki bu konu benzer başlıklar altında tartışılmış, genellikle kabul edilen eşyadan kastın ev eşyası olduğu ve mal rejimine ilişkin haklardan feragat anlamına gelmeyeceği yönünde.

Bu kararı birde sizler yorumlar mısınız...
YARGITAY

8. HUKUK DAİRESİ

E.2009/4983

K. 2011/2095

T. 12.4.2011

• KATILMA PAYI ALACAĞI DAVASI ( Davacının Boşanma Davasında Tazminat ve Eşya Alacağı Haklarından Feragat Ettiğini Beyan Ettiği - Daha Sonra Dürüstlük Kuralına Aykırı Olarak Katılma Payı Alacağı Talebinde Bulunamayacağı )

• BOŞANMA DAVASINDA EŞİN TAZMİNAT VE ALACAK HAKLARINDAN VAZGEÇMESİ ( Daha Sonra Dürüstlük Kuralına Aykırı Olarak Katılma Payı Alacağı Talebinde Bulunamayacağı )

• DÜRÜSTLÜK KURALI ( Eşin Boşanma Davasında Tazminat ve Eşya Alacağı Haklarından Feragat Ettiğini Beyan Ettiği - Daha Sonra Dürüstlük Kuralına Aykırı Olarak Katılma Payı Alacağı Talebinde Bulunmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

• İKRAR ( Eşin Boşanma Davasında Tazminat ve Eşya Alacağı Haklarından Feragat Ettiğini Beyan Ettiği/Bu Beyanının Mahkeme İçi İkrar Niteliğinde Olduğu - Daha Sonra Katılma Payı Alacağı Talebinde Bulunmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olduğu )

• FERAGAT BEYANI ( Eşin Boşanma Davasında Tazminat ve Eşya Alacağı Haklarından Feragat Ettiğini Beyan Ettiği/Bu Beyanının Mahkeme İçi İkrar Niteliğinde Olduğu - Daha Sonra Katılma Payı Alacağı Talebinde Bulunmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olduğu )

4721/m. 2,166/3, 174, 175, 236/1


ÖZET : Katılma payı alacağı davasında mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davacı boşanma davası sırasında "...boşanma nedeniyle eşimden herhangi bir nafaka, maddi ve manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti istemiyorum. Karşı taraftan herhangi bir eşya ve başkaca alacağa ilişkin haklarımdan feragat ediyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Aralarındaki anlaşmaya göre boşanmaya karar verilmesini istediğine ve davalı kadının da bu anlaşmadaki düzenlemeye güvenerek boşanmayı kabul ettiğine göre; bundan sonra davacının bu beyanını yok sayarak görülmekte olan bu davayı açıp, talepte bulunması "Dürüst Davranma" kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. Boşanma dava dosyasındaki bu beyan mahkeme içi ikrar niteliğinde olup; görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak tamamen aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü gerekir.
Ayrıca davacının beyanında geçen "eşya" kavramının taşınmaz ve taşınır mallar ile boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan "değer artış payı ve katılma alacağı" taleplerini de kapsadığında duraksamamak gerekir. Mahkemece verilen karar yerindedir.
DAVA : Mehmet ile Funda aralarındaki katılma payı alacağı davasının reddine dair ( Kahramanmaraş İkinci Aile Mahkemesi )'nden verilen 10.05.2010 gün ve 10/384 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı Mehmet vekili tarafından davalı Funda aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamı ve davacı vekilinin verdiği dilekçeleri dikkate alındığında davanın evlilik birliği içinde alınan ve davalı adına tapuya tescil edilen 3935 ada 3 parsel üzerindeki binanın 7. kat 42 numaralı dairesi üzerinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı, dava konusu taşınmazın evlilik birliği içinde alındığını ancak, davacının boşanma davası sırasında haklarından feragat ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında görülen ve kesinleşen boşanma davasının yargılaması sırasında 04.03.2008 tarihli yargılama oturumunda davacı Mehmet'in "...boşanma nedeniyle eşimden herhangi bir nafaka, maddi ve manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti istemiyorum. Karşı taraftan herhangi bir eşya ve başkaca alacağa ilişkin haklarımdan feragat ediyorum..." şeklindeki beyanının kendisini bağlayacağı ve karar kesinleştikten sonra alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar 17.02.1992 tarihinde evlenmiş, 19.10.2007 tarihinde açılan boşanma davasının anlaşmalı şekilde TMK'nın 166/3. maddesine göre kabulüne ilişkin hükmün 07.04.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı ( 743 sayılı TMK'nın 170. m. ), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ( 4721 sayılı TMK'nın 225/2. m. ) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ( 4721 sayılı TMK'nın 202. m. ).
Dava konusu 3935 ada 3 parsel üzerindeki binanın 7. kat 42 nolu bağımsız bölümü, 16.09.2005 tarihinde satış yoluyla davalı Funda adına tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın alım tarihi itibarıyla taraflar arasında "edinilmiş mallara katılma rejimi" geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nın 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı 19.10.2007 tarihi itibariyle sona ermiştir. Dava dilekçesi, dosya kapsamına göre davacının, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan taşınmazla ilgili tapu iptali ve tescil, yerinde görülmediği takdirde değer artış payı ve katılma alacağı isteğinde bulunduğunun kabulü gerekir ( TMK m. 227, 231 ).
Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ( TMK m. 227 ). Eşlerden birine ait edinilmiş mallar üzerinde, diğer eşin mülkiyet veya diğer bir ayni hak talebi söz konusu değildir ( TMK m. 231/1, 236/1 ). Yani katılma rejiminde; eşlere tanınan hak, ayni bir hak olmayıp, şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde, eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde karşılıklı alacak hakkı vardır ( TMK m. 236 ). Açıklandığı gibi davacı Mehmet'in evlilik birliğinde edinilen taşınmazla ilgili davalı Funda'dan ayın isteme hakkı bulunmayıp, değer artış payı veya katılma alacağı istemesi mümkündür. Bu açıklamalar karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında tapu iptali ve tescil isteği bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Terditli olarak istenen değer artış payı ve katılma alacağı isteğine gelince; az yukarıda da açıklandığı gibi mal rejiminin tasfiyesi sonunda davacının davalıdan değer artış payı ve katılma alacağı istemesi mümkündür. Ancak taraflar arasında görülen ve 07.04.2008 tarihinde kesinleşen Kahramanmaraş Aile Mahkemesi'nin 2007/1314 Esas 2008/252 Karar sayılı dava dosyasında 04.03.2008 tarihli yargılama oturumunda davacı Mehmet ve davalı Funda'nın karşılıklı olarak birbirlerinden boşanma nedeni ile nafaka, maddi ve manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti istemediklerini ayrıca herhangi bir eşya ve başkaca alacakla ilgili haklarından feragat ettiklerini ifade ettikleri ve bu hususun mahkeme kararı gerekçesi ile hüküm kısmında yer aldığı görülmektedir.
Kural olarak tarafların boşanma davasındaki nafaka, maddi ve manevi tazminat ( TMK'nın m. 174, 175, 182 ) bakımından anlaşmaları boşanmanın eki niteliğindeki taleplerle ilgili olup, boşanma davasının eki niteliğinde olma- yan-mal rejiminden kaynaklanan alacak davasını kapsamaz. Ancak eldeki davada çözülmesi gereken sorun, boşanma davası sırasında davacı Mehmet'in "Karşı taraftan herhangi bir eşya ve başkaca alacağa ilişkin haklarımdan feragat ediyorum" şeklinde beyanının açılan mal rejiminin tasfiyesi davası bakımından Mehmet'i bağlayıp bağlamayacağı, mal rejimi tasfiyesi ile ilgili açılan davada değer ifade edip etmeyeceğidir.
TMK'nın 166/3. maddesindeki boşanmanın mali sonuçları üzerinde anlaşma şartı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk ve 182. maddesinde düzenlenen iştirak nafakası talep haklarına ilişkindir. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse tarafların aralarındaki akdi ilişkiyi tasfiye ettikleri kabul edilemez. Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istemleri içermez. Ne var ki, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin isteklerin boşanma davasına ait anlaşma protokolü kapsamına alınmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Diğer yandan bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045 ve HUMK'nın 236/1. m. ). Açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; davacı Mehmet'in boşanma davasında 04.03.2008 tarihli duruşmadaki beyanı HUMK'nın 236/1. maddesinde öngörülen mahkeme içi ikrar niteliğinde olup; görülmekte olan davada davacı aleyhine kesin delil teşkil ettiği ve 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülen yazılı belge mahiyetinde bulunduğu, her türlü kuşku ve duraksamadan uzaktır.
Davacı Mehmet boşanma davası sırasında 04.03.2008 tarihli duruşmada aralarındaki anlaşmaya göre boşanmaya karar verilmesini istediğine ve davalı kadının da bu anlaşmadaki düzenlemeye güvenerek boşanmayı kabul ettiğine göre; bundan sonra davacının bu beyanını yok sayarak görülmekte olan bu davayı açıp, talepte bulunması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen "Dürüst Davranma" kuralına da aykırılık teşkil etmekte; eş söyleyişle hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmektedir. Yukarıda yapılan açıklamaların sonucu olarak; mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın fer'ilerinden olmadığından ayrıca dava konusu edilebilirler. Somut olayda, davacının boşanma dosyasındaki 04.03.2008 tarihli duruşmadaki beyanı, boşanma kararının gerekçe ve hüküm kısmında bu beyandan bahsedilmiş oluşu dikkate alındığında, boşanma dava dosyasındaki bu beyan mahkeme içi ikrar niteliğinde olup; böylece, görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak tamamen aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı Mehmet'in beyanında geçen "eşya" kavramının taşınmaz ve taşınır mallar ile boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan "değer artış payı ve katılma alacağı" taleplerini de kapsadığında duraksamamak gerekir.
Diğer yandan davacının doğmamış haktan feragat edemeyeceği ileri sürülebilirse de; boşanma nedeniyle eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının dava tarihi itibarıyla sona ermekte olup ( TMK'nın 225/2. m. ), mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı boşanma dava tarihi itibarıyla doğar ancak bu hakkın dava yolu ile kullanılabilmesi, tasfiyeye karar verilebilmesi için boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi gerekir. Bu durumda davacı Mehmet'in beyanının boşanma davasının yargılaması devam ederken yapıldığı anlaşıldığına göre doğmamış haktan söz etmek de mümkün değildir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), 12.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. yarx
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mal rejimi tasfiyesi-Anlaşmalı boşanma Av.Hülya Sapmaz Özkan Meslektaşların Soruları 7 11-12-2011 17:57
anlaşmalı boşanma onur lengerli Meslektaşların Soruları 6 22-04-2011 03:39
anlaşmalı boşanma ibar Meslektaşların Soruları 6 04-08-2007 15:23
Anlaşmalı Boşanma Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 12 03-04-2007 18:40
Mirastan Iskat ve mirasın tasfiyesi - Edinilmiş Mala Katılım rejiminin tasfiyesi Av.Mehmet Saim Dikici Aile Hukuku Çalışma Grubu 8 17-08-2006 20:53


THS Sunucusu bu sayfayı 0,15025711 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.