Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Hukukçu olmayan üyelerimizin hukukla ilgili sorularına ayrılmış iletişim alanı. Lütfen Dikkat : THS bir hukuki danışmanlık sitesi değildir ve bu foruma da "hukuki danışma" niteliği taşıyan sorular yöneltilemez. Alanda soru sormadan önce lütfen Hukuk Soruları Alanı Kural ve İlkelerimizi okuyunuz.

kavga iş kazası sayılır mı?

Yanıt
Old 20-09-2007, 17:43   #1
enginer

 
Varsayılan kavga iş kazası sayılır mı?

iş yerinde kadrolu iki işçi şahsi neden ile kavga edip bıçakla,bir diğerini öldürürse iş kazası olurmu?..kaza tutanağına iş kazası yazılırmı.?
iş yerindeki işçinin zarar gördüğü tüm olaylar iş kazası sayılır .bu da iş kazası sayılırmı?
Old 21-09-2007, 01:16   #2
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
21.Hukuk Dairesi
Esas: 2004/6433
Karar: 2004/6503
Karar Tarihi: 01.07.2004
ÖZET: İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunun 77. maddesinin açık buyruğudur. Bu yönden mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği. konularında ve olayın niteliğine de uygun bilirkişilere dosya tevdii edilerek, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre iş disiplinini temin etmeyen işverenin de olayda kusurlu olduğu gözetilerek, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu hangi önlemleri aldığı hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin ne ölçüde uyduğu gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptamaktır.
(506 s. SSK m.11, 24,) (4857 s. İŞK m. 77)
Davacılar murisinin davalı A. P.'a ait işyerinde çalışırken diğer işçi tarafından öldürülmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar, murisleri Mehmet'in iş kazasında öldüğünü belirterek yazılı maddi ve manevi tazminatların davalılardan tahsilini istemişlerdir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç aşağıdaki belirtilen nedenlerle yerinde değildir.
1) Zararlandırıcı sigorta olayının davacılar murisi ile işyerinde diğer işçi Abdurrahman arasında çıkan kavga sonrasında meydana geldiği, bu yönüyle davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 11-A maddesi olduğu açıktır. Anılan bu maddeye göre iş kazası sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Aynı Yasanın 11/ A-a maddesine göre de sigorta olayının işyerinde meydana gelmesi halinde bu olayın iş kazası sayılması yasal zorunluluktur. Somut olayda olayın iş yerinde oluştuğu tartışmasız olduğundan bu zararlandırıcı olay bir iş kazasıdır. Mahkemenin buna yönelik inceleme yapmadığı ortada ise de dosya kapsamı gereğince olayın iş kazası olduğu kabul edilerek aşağıdaki belirtilen konularda inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.
2) Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin olay gönü işyerinde çalışmakta iken iş kazası sonucu öldüğü açıktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Yargılamalar sırasında alınan 7.12.2003 günlü bilirkişi raporunda murisin % 25, olaya neden olan diğer işçi Abdurrahman'ın % 75 kusurlu oldukları Taşeron C. T. ile asıl işveren D. Tuğla A.Ş.'nin de kusursuz sorumluluklarının bulunduğu, bu yönüyle genel hükümlere göre rapor düzenlendiği anlaşılmış ise de alınan kusur raporunun olayın niteliğine iş ve sosyal güvenlik hukuki uygulamalarına ilişkin olmadığı ortadadır.
Bu yönden mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği. konularında ve olayın niteliğine de uygun bilirkişilere dosya tevdii edilerek, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre iş disiplinini temin etmeyen işverenin de olayda kusurlu olduğu gözetilerek, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu hangi önlemleri aldığı hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin ne ölçüde uyduğu gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptamaktır.
3) Dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ile mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin Kurum'dan sorularak bildirilen miktarın en son zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.Somut olayda olay iş kazası olduğu halde diğer yönlerde işlem yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu yönde yapılacak iş, davacılar anne ve babanın maddi tazminat talepleri yönünden olayın iş kazası olduğu açık olmakla 506 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince işlem yapmaları kısaca Kurum'dan gelir bağlanması için kuruma başvurmaları giderek bu yönde dava açmaları için öne i vermek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar ile davalılardan SSK'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 1.7.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 21-09-2007, 19:34   #3
Av.Nefer

 
Kitap Kanımca...

NOT:Hukuk ve koyulan kanunlar varsayımlara dayanmaz.

Selam,
Soru metninden okuduğum kadarıyla; iş yerinde çıkan kavga sonucu işçilerden birinin ölmesi durumunda, bakılması gereken, ölümle sonuçlanmış olan kavganın iş nedeniyle çıkıp çıkmadığı olmalıdır. İş yerinde vücuda gelen her zarar iş kazası başlığı altında değerlendirilemez, iş kazası varsayılamaz.(Bknz.NOT)

Saygılar.
Old 30-09-2007, 02:20   #4
serhatdemirel

 
Varsayılan

kanımca bu iş kazası sayılmayacaktır çünküiş ilgili bir neden olup olmadığı önemlidir..
işyerinde olması çok önemli değildir bunun nedeni ise işle bağlantılı haraket edeilen her yerde iş kazası meydana gelebilir..
Old 16-10-2007, 20:04   #5
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

Kanımca bu durum iş kazası sayılacaktır. İş kazasının kanuni tanımını yapan 506 sayılı kanunun 11/A maddesinde olayın iş yerinde meydana gelmiş olmasını iş kazası olarak değerlendirmektedir. Kaldı ki aşağıda ekleyeceğim kararda da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kalp krizi geçirip ölen işçinin durumunu işkazası olarak değerlendirmiştir. Benim önümde mevcut bir dosyada da durum şu:
" A ve B bir kamu kurumunda işçidir. A kamu kurumunun işçi servisinin şoförü olup servis esnasında B tarafından gasp amacıyla öldürülmüştür." Bu durum işkazası olarak değerlendirilebilir mi?
Old 16-10-2007, 20:06   #6
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2004/21-529
Karar : 2004/527
Tarih : 13.10.2004

ÖZET : Sigortalının, iş yerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen "sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme" haline uygun bir olay olduğu gibi; aynı maddede düzenlenen "işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir.

(506 s. SSK. m. 11)

KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Ankara Altıncı İş Mahkemesi)nce davanın reddine dair verilen 19.11.2003 gün ve 2001/515-2003/1112 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı SSK vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 12.4.2004 gün ve 2004/501-3531 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması gerektiğinin tesbiti istemine ilişkin olup, olayın işyerinde oluştuğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacı murisinin kalp krizi sonucu ölümünün iş kazası sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 11-A maddesidir. Anılan maddeye göre, iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. Başka bir anlatımla yukarıda sözü geçen Yasanın 11-A-a ve b maddelerine göre, zararlandırıcı sigorta olayının sigortalının işyerinde bulunduğu ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla işverenin emrinde meydana gelmesi halinde, iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açıktır. Dava konusu olay davacının elektrikçi olarak görevini yürüttüğü ve işyerinde bulunduğu sırada meydana gelmiştir. Davacı işyerine ait lokalde elektrik arızasını gidermek için görevli olarak bulunduğu sırada kalp krizi neticesi ölmüştür. Bu durumda meydana gelen olayın iş kazası sayılmasında yasal zorunluluk olduğu açık iken, mahkemece; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan rapor gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. ..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davacı vekili ve davalı SSK vekili.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

1- Davalı SSK vekilinin ilk karara yönelik temyiz itirazları Özel Dairece değerlendirilip, temyiz istemi reddedildiğinden direnme kararını temyizde hukuki yararı yoktur. Bu nedenle temyiz dilekçesi reddedilmelidir.

2- Davacı vekilinin temyizine gelince;

Dava, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olarak kabulü gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

Sigortalı işçi Yusuf, 2.10.2000 günü işyerindeki işçi lokalinin elektrik arızalarının giderilmesi çalışması sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş; Kurumca bu olay iş kazası olarak kabul edilmediğinden, ölenin hak sahibi davacı tarafından eldeki dava açılmıştır.

Davalı SSK ve işveren vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; doktorlardan oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapora dayanılarak olay iş kazası olarak kabul edilmemiş; dava reddedilmiştir. Davacı ve davalı SSK vekillerinin temyizi üzerine Özel Daire SSK vekilinin temyiz istemlerinin reddine, davacı vekilinin temyiz istemlerinin ise kabul edilerek olayın iş kazası sayılması gerektiğini ifadeyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Mahkemenin önceki kararda direnmeye ilişkin hükmü davacı ve davalı SSK vekillerince temyiz edilmiştir.

Ölenin sigortalı işçi olduğu ve zararlandırıcı sigorta olayının işyerinde ve işverence verilen işin yapılması sırasında gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işyerinde çalışma sırasında meydana gelen kalp krizi sonucu ölümün iş kazası olarak kabulünün olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Çekişmenin çözümlenmesi için, öncelikle, hangi olayın iş kazası olduğunun saptanmasında başvurulacak yasal dayanakların ve uygulanacak ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır.

Hemen ifade edilmelidir ki, "iş kazası" yasada tanımlanmamış; ancak bir kazanın hangi "hal ve durumlarda" iş kazası sayılacağı "yer ve zaman" koşullarıyla sınırlanarak belirtilmiştir.

Konuya ilişkin yasal düzenleme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "iş Kazası ve Meslek Hastalığının Tarifi" başlıklı 11. maddesinde yer almakta ve bu maddenin iş kazasına ilişkin (A) fıkrasında aynen;

"A) İş kazası aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,

c) Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlar da,

e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında"

Denilmektedir.

Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

Gerek uygulama ve gerek öğretide açıkça kabul edildiği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere bu maddede sayılan haller örnekleme niteliğinde değil, sınırlayıcı niteliktedir. Bu hallerden birine girmeyen sigorta olayı iş kazası sayılamaz. Sayılan bu hallerin birlikte gerçekleşme koşulu bulunmayıp, herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekli ve yeterlidir.

Eş söyleyişle, iş kazası hukuksal nitelikte bir olay olup, bu olayın yukarıda açıklanan yasa maddesinde sınırlandırılan ve belirtilen hallerden herhangi birinin oluşmasıyla ortaya çıkması gerekir.

Yeri gelmişken, iş kazasının unsurları üzerinde de kısaca durulmalıdır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Kazaya uğrayan 506 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılmalı; bu sigortalı bir kazaya uğramalı ve uğranılan kaza 506 sayılı Kanunun yukarıda ayrıntısı açıklanan 11. maddesinin (A) fıkrasında sayılan hal ve durumlardan birinde meydana gelmeli; sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan bir olay biçiminde gerçekleşmeli; bu olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunmalıdır.

Hemen ifade etmek gerekir ki, yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan "uygun illiyet (nedensellik) bağı" olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.

Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir.

Somut olayda da; ölen sigortalı-işçi, bir başka işçi ile birlikte işyeri kapsamındaki işçi lokalinin tesisatını gözden geçirme ve tamir için görevlendirilmiş; burada verilen işi yapmakta iken diğer işçinin malzeme alımı için ayrıldığı bir sırada bayılarak yere düşmüş ve ambulansla hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiştir, işverence iş kazası bildirimi yapılmamış, hastanece doldurulan istatistik formunda sigortalının ölüm nedeni miyokard enfarktüs olarak gösterilmiştir. Davalı Kurum da, ölenin hak sahiplerinin iş kazasına yönelik istemlerini reddetmiştir.

Ne var ki, bir olayın kurum ya da işveren açısından iş kazası olarak kabul edilmemiş olması, harici etkenlerle veya aniden ortaya çıkıp çıkmaması, yasanın açık hükmü karşısında olayın iş kazası sayılmamasını gerektirmeyecektir. Zira; yasada açıkça ifade edildiği üzere, zararlandırıcı sigorta olayının, yasada sayılan hal ve durumlardan herhangi birisinde gerçeklemiş olması, gerekli ve yeterlidir.

Daha açık ifadeyle; sigortalının, işyerinde çalışmakta iken kalp krizi geçirerek ölümü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 11. maddesinin (A) fıkrasının (a) bendinde gösterilen "Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme" haline uygun bir olay olduğu gibi, aynı maddenin (b) bendinde yer alan "işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme" haline de uygun olup; iş kazası sayılması gerekir. Maddede, başkaca bir şart ya da kısıtlamaya yer verilmemiş olduğundan, yasada olmayan bir kısıtlamanın yorum yoluyla getirilmesine de olanak yoktur.

Mahkemece, yukarıda ve bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak ve olay iş kazası sayılmak gerekirken, aksine düşüncelerle, olayı iş kazası saymayan rapor gerekçe alınarak önceki kararda direnilmesi ve davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç : 1- Davalı SSK vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle reddine, harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2). bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : YKD Şubat-2005 Sf : 165
Old 24-08-2012, 10:47   #7
Av.Cem Karaca

 
Varsayılan

iş kazasının işverenin işyerinde yürütülen iş ile ilgili olması kanaatindeyim iki işçinin şahsi anlaşmazlık sebebıyle bırbırlerıne verdıklerı zarardan sırf işyeri olması sebebıyle işveren sorumlu tutulmamalıdır
Old 24-08-2012, 15:08   #8
Ezgi E.

 
Varsayılan

kazanın işyerinde vuku bulmuş olması yeterli olup;sözkonusu işçilerden birinin yaralanması iş kazasıdır.
Old 24-08-2012, 15:44   #9
suskun_juliette

 
Varsayılan

İki işçinin iş yerinde kavga etmeleri haklı nedenle fesih sebebi sayılmaktayken, halihazırda feshe konu edilebilecek kusurlu davranış neticesinde meydana gelen ölüm, yaralanma gibi durumların iş kazası sayılamayacağını düşünüyorum. Kanunun özüne aykırıdır, yasanın kendi içinde çelişmesi anlamına gelir.

Saygılarımla
Old 24-08-2012, 16:45   #10
gülten

 
Varsayılan

İş Kazası olarak nitelendirilmeyeceği çok açık. Zira iş yerinde gerçekleşmiş olan fiil,işin yürütülmesi neticesinde ya da işle bağlantılı bir olay sonucu vuku bulmamıştır.Burada açık bir şekilde kasten adam öldürme var.Husule gelen olayın iş kazası olarak değerlendirilmesi, ne idiğü belirsiz hukuki bir garabet olur ki bu da hukukla bağdaşmayacaktır.
Old 24-08-2012, 17:25   #11
inci_hukuk

 
Varsayılan

Açık havada kalp krizi geçirirsen Ecel,
İş yerinde geçirirsen iş kazası der geçer...
İş arkadaşını iş yerinde öldürürsen kaza,
Dışarda öldürürsen Müebbete merhaba...

***Kalp krizi geçirme rizki olan işçilere ve husumetli olan aynı yerde çalışan iş arkadaşlarına önemle(!)duyrulur...

İnce bir sitem....
Old 23-07-2013, 16:29   #12
volkankul

 
Varsayılan

İş kazasının kapsamı yasada belirtilmiştir iş kazası olmadığı yönündeki meslektaş görüşlerine katılıyorum.Burada değerlendirmeye esas teşkil eden husus yürütülen iş ile bağlantılı olup olmadığıdır.
Old 28-07-2013, 13:15   #13
fountain

 
Varsayılan iş kazasıdır.

Meslektaşlarım; olay iş kazasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir. İşverenin de iş yerinde gerekli önlem ve güvenliği almamasından kaynaklı kusur sorumluluğu vardır.
Old 29-07-2013, 10:36   #14
olgu

 
Varsayılan

İş kazalarında işverenin kusursuz sorumluluğu bulunmaktadır. İş yerinde işin yürütülmesi esnasında meydana gelen kazalar illiyet bağını kesen bir husus yoksa iş kazası sayılıyor. İş yeri güvenliğini sağlamak da işverenin yükümlülüğü olup, hayatın olağan akışı çerçevesinde beklenmeyecek haller hariç iş kazası sayılan olay sayısı epey yüksektir.

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/28
K. 2004/2048
T. 18.3.2004
• İŞ KAZASI ( Tanımı Ve Şartları - Sigortalının Kavgayı Ayırmaya Çalışırken Bıçaklanarak Öldürülmesi )
• İŞYERİNDE ÇIKAN KAVGA ( İş Kazası - Sigortalının Kavgayı Ayırmaya Çalışırken Bıçaklanarak Öldürülmesi )
• İŞYERİ ( İşin Niteliği Gereği İşyerine Bağlı Bulunan Yemek Uyku Ve Dinlenme Yeri Olan Karavanın da İşyerinden Sayılacağı )
• SİGORTALININ ÖLÜMÜ ( İş Kazası - Şantiyede Çıkan Kavgayı Ayırmaya Çalışırken )
506/m. 5,11,26
1475/m. 73

ÖZET :Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence ve ruhca arızaya uğratan olay iş kazasıdır.İşin niteliği gereği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yemek-uyku ve dinlenme yeri olan karavan da işyerinden sayılır.

DAVA : Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davalı işverene ait şantiyeye kuş uçuşu 10 metre mesafede bulunan Köy Hizmetlerine ait 17. Bölge Müdürlüğüne ait karavan önünde, şantiyede çalışan işçiler arasında çıkan kavgayı ayırmak için ekipbaşı muteveffa sigortalı Kazım Güler'in müdahale ettiği, işçilerden Şerafettin Zeytin'in şantiye mutfağından aldığı bıçakla Kazım Güler'i öldürdüğü anlaşılmıştır.

İş kazasının tanımını yapan 506 sayılı Kanunun 11. maddesine göre, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve sigortalıyı bedence ve ruhca arızaya uğratan olay iş kazasıdır. 506 sayılı Kanunun 5. maddesi, işyerinin tanımını sigortalının işini yaptığı yer olarak ifade ettiğine göre, dosyada mevcut müfettiş raporunda da açıklandığı üzere sigortalı ile davalı işverenin işçilerinden Şerafettin Zeytin'in bulunduğu yer, işin niteliği gereği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yemek-uyku ve dinlenme yeri olan karavan da işyerinden sayılır. Bu durumda olayın iş kazası olarak kabul edilmesi ve işveren sıfatıyla davalı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ve olayın faili Şerafettin Zeytin'in olaydaki kusurlarının buna göre tespit edilmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Kusur incelemesinde, işyerinde gerekli iş düzeninin ve güvenlik tedbirlerini almayan işverenin kusur durumu, 506 sayılı Kanunun 26 maddesi ile 1475 sayılı Kanunun 73. maddesi tartışılarak belirlenmelidir. İşveren yönünden 10. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği de ayrıca tartışılmalıdır.

Kaldı ki, Bursa 1. İş Mahkemesinin 1999/1927 ve 2001/747 Esas sayılı dava dosyalarında Kurumun olayın faili Şerafettin Zeytin aleyhine 506 sayılı Kanunun 26 maddesine göre açtığı rücu davalarının kabul edilerek sonuçlanması karşısında, Kurumla Şerafettin Zeytin arasındaki olayın iş kazası olduğu çözümlenmiştir.

Mahkemenin yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda yargılama yaparak bir karar vermesi gerekirken, eksik ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar vermesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.03.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Alıntı:
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2008/21-556
K. 2008/532
T. 17.9.2008
• ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI ( Otelde Görevli İşçinin Kavgayı Ayırmaya Çalışırken Vurulduğu/Sanık İle Davacılar Arasında Noterde İbraname İmzalandığı - Ödemenin Yapıldığı Tarihteki Veriler Esas Alınarak Zararın Belirleneceği/Zarar İle Ödenen Bedel Arasında Oransızlık Bulunup Bulunmadığının Tespit Edileceği )
• ZARARLANDIRICI SİGORTA OLAYI ( Ölümlü İş Kazası/Davacılar İle Sanık Arasında Ödemeden Kaynaklanan İbraname İmzalandığı - Ödemenin Yapıldığı Tarihteki Veriler Esas Alınarak Zararın Belirleneceği/Zarar İle Ödenen Bedel Arasında Oransızlık Bulunup Bulunmadığının Tespiti Gereği )
• MADDİ TAZMİNAT ( Ölümlü İş Kazası/Davacılar İle Sanık Arasında Ödemeden Kaynaklanan İbraname İmzalandığı - Ödemenin Ne Kadarının Maddi ve Ne Kadarının Manevi Tazminata Karşılık Yapıldığının Belirlenmesi Gereği )
• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Ölümlü İş Kazası - İşçi Sağlığı İş Güvenliği Konularında Uzman Bilirkişilerden Rapor Alınacağı )
4857/m.77

ÖZET : Dava; zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen işçinin hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir. İşçinin, olay günü davalı işverene ait termal otel işyerinde, otelin düğün salonunda yapılmakta olan düğünde, düğün davetlileriyle otelin lokantasına dışardan gelen üçüncü kişiler arasında çıkan tartışmayı yatıştırmak isterken vurularak öldürüldüğü ve olayın iş kazası kabul edilerek hak sahiplerine SSK Başkanlığı tarafından gelir bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacıların öldürme olayının sanığı üçüncü kişiden noterlikce onaylanan ibranameyi düzenledikleri uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ibraname konusu ödemenin ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi tazminata karşılık yapıldığı ve maddi tazminatla ilgili olarak kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusunda toplanmaktadır. Mahkemece İşçi sağlığı iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden rapor alınması, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptanması, böylece belirlenecek gerçek zarardan, ibraname tarihi itibarıyla hak sahiplerinin zararlarının karşılanması oranında indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise hak sahiplerinin maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bolu İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.12.2006 gün ve 1 E-346 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 22.05.2007 gün ve 2007/5394-8409 sayılı ilamı ile;

( ... 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle 20.01.2004 tarihli ibranamepppplllnin içeriğine göre öldürme olayı sanığı 3. kişilerin davacılara ödedikleri paranın bir bölümünün manevi zarara karşılık ödendiğinin anlaşılmasına ve manevi tazminatın bölünemezliği ilkesine göre davacıların manevi tazminata ilişkin mahkemece verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Dava; 02.06.2003 tarihinde zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen işçinin hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.

Mahkemece ölüm olayında davalı işverene atfı kabil kusurun bulunmadığı, davacının olay yerinde kendi isteği ile bulunduğu gibi, davacıların noterde düzenlenen ibraname ile öldürme olayının sanığı ile ilgili olarak maddi ve manevi tazminat dava haklarından feragat ettiklerini, halefiyet ilkesi gereği feragatin davalı şirkete de sirayet edeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü davalı işverene ait termal otel işyerinde, otelin düğün salonunda yapılmakta olan düğünde, düğün davetlileriyle otelin lokantasına dışardan gelen üçüncü kişiler arasında çıkan tartışmayı yatıştırmak isterken vurularak öldürüldüğü ve olayın iş kazası kabul edilerek hak sahiplerine SSK Başkanlığı tarafından gelir bağlandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.

İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır. Oysa, mahkeme hâkimlik mesleğinin gerektirdiği, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişiye gitmeden bilirkişi yerine geçerek sorunu çözümlediği açık-seçiktir.

Öte yandan davacıların öldürme olayının sanığı üçüncü kişiden 48.050,00 YTL alarak Bolu 4.Noterliği tarafından onaylanan 20.01.2004 tarihli ibranameyi düzenledikleri uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ibraname konusu ödemenin ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi tazminata karşılık yapıldığı ve maddi tazminatla ilgili olarak kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusunda toplanmaktadır. Kural olarak hak sahiplerine yapılan ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak hak sahiplerinin gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılması gereken; İşçi sağlığı iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanununun 77. ve Tüzük hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmak, 28.01.2004 tarihli ibraname ile hak sahiplerinden her birine maddi ve manevi tazminat olarak ne kadar ödeme yapıldığını belirlemek, hak sahiplerinden her birine maddi tazminata karşılık yapılan ödemeye göre ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alman meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul edilerek yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararın hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan, ibraname tarihi itibarıyla hak sahiplerinin zararlarının karşılanması oranında indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise hak sahiplerinin maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemece kurulan ilk kararda hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddedilmesi nedeniyle bu yöne ilişkin mahkeme kararının kesinleşmiş bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.


Alıntı:
T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/6433
K. 2004/6503
T. 1.7.2004
• ZARARLANDIRICI SİGORTA OLAYI ( Maddi ve Manevi Tazminat Davası - Ölümle Sonuçlanan Kavganın İşyerinde Meydana Gelmesi Nedeniyle Olayın İş Kazası Sayılacağı )
• ÖLÜMLE SONUÇLANAN KAVGA ( Maddi ve Manevi Tazminat Davası - İşyerinde Meydana Gelmesi Nedeniyle Olayın İş Kazası Sayılacağı )
• İŞYERİNDE ÖLÜMLÜ KAVGA ( Maddi ve Manevi Tazminat Davası - Zararlandırıcı Sigorta Olayının İşyerinde Meydana Gelmesi Nedeniyle Olayın İş Kazası Sayılacağı )
• İŞ KAZASI ( İşyerinde Ölümle Sonuçlanan Kavga - İşyerinde Meydana Gelmesi Nedeniyle Olayın İş Kazası Sayılacağı/Maddi ve Manevi Tazminat Davası )
• MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Ölümle Sonuçlanan Kavganın İşyerinde Meydana Gelmesi - Olayın İş Kazası Sayılacağı )
506/m. 11/A, 24
4857/m. 77

ÖZET : Zararlandırıcı sigorta olayının davacılar murisi ile işyerinde diğer işçi Abdurrahman arasında çıkan kavga sonrasında meydana geldiği, bu yönüyle davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 11-A maddesi olduğu açıktır. Aynı Yasanın 11/A-a maddesine göre de sigorta olayının işyerinde meydana gelmesi halinde bu olayın iş kazası sayılması yasal zorunluluktur. Somut olayda olayın iş yerinde oluştuğu tartışmasız olduğundan bu zararlandırıcı olay bir iş kazasıdır. Mahkemenin buna yönelik inceleme yapmadığı ortada ise de dosya kapsamı gereğince olayın iş kazası olduğu kabul edilerek inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.

DAVA : Davacılar murisinin davalı A. P.'a ait işyerinde çalışırken diğer işçi tarafından öldürülmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar, murisleri Mehmet'in iş kazasında öldüğünü belirterek yazılı maddi ve manevi tazminatların davalılardan tahsilini istemişlerdir.

Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç aşağıdaki belirtilen nedenlerle yerinde değildir.

1 ) Zararlandırıcı sigorta olayının davacılar murisi ile işyerinde diğer işçi Abdurrahman arasında çıkan kavga sonrasında meydana geldiği, bu yönüyle davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 11-A maddesi olduğu açıktır. Anılan bu maddeye göre iş kazası sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhca arızaya uğratan olaydır. Aynı Yasanın 11/A-a maddesine göre de sigorta olayının işyerinde meydana gelmesi halinde bu olayın iş kazası sayılması yasal zorunluluktur. Somut olayda olayın iş yerinde oluştuğu tartışmasız olduğundan bu zararlandırıcı olay bir iş kazasıdır. Mahkemenin buna yönelik inceleme yapmadığı ortada ise de dosya kapsamı gereğince olayın iş kazası olduğu kabul edilerek aşağıdaki belirtilen konularda inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir.

2 ) Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin olay gönü işyerinde çalışmakta iken iş kazası sonucu öldüğü açıktır.

İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.

Yargılamalar sırasında alınan 7.12.2003 günlü bilirkişi raporunda murisin % 25, olaya neden olan diğer işçi Abdurrahman'ın % 75 kusurlu oldukları Taşeron C. T. ile asıl işveren D. Tuğla A.Ş.'nin de kusursuz sorumluluklarının bulunduğu, bu yönüyle genel hükümlere göre rapor düzenlendiği anlaşılmış ise de alınan kusur raporunun olayın niteliğine iş ve sosyal güvenlik hukuki uygulamalarına ilişkin olmadığı ortadadır.

Bu yönden mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında ve olayın niteliğine de uygun bilirkişilere dosya tevdii edilerek, İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre iş disiplinini temin etmeyen işverenin de olayda kusurlu olduğu gözetilerek, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu hangi önlemleri aldığı hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin ne ölçüde uyduğu gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptamaktır.

3 ) Dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığının tesbiti ile mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin Kurum'dan sorularak bildirilen miktarın en son zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda olay iş kazası olduğu halde diğer yönlerde işlem yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Bu yönde yapılacak iş, davacılar anne ve babanın maddi tazminat talepleri yönünden olayın iş kazası olduğu açık olmakla 506 sayılı Yasanın 24. maddesi gereğince işlem yapmaları kısaca Kurum'dan gelir bağlanması için kuruma başvurmaları giderek bu yönde dava açmaları için önel vermek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacılar ile davalılardan SSK'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 1.7.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Old 01-08-2013, 14:44   #15
Batu Han

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan enginer
iş yerinde kadrolu iki işçi şahsi neden ile kavga edip bıçakla,bir diğerini öldürürse iş kazası olurmu?..kaza tutanağına iş kazası yazılırmı.?
iş yerindeki işçinin zarar gördüğü tüm olaylar iş kazası sayılır .bu da iş kazası sayılırmı?

Ortada bir kaza bulunmadığından söz konusu davranışlardan işverenin sorumlu tutulabileceğini sanmıyorum. İşveren işyeri içerisinde gerekli disiplin tedbirlerini aldıysa, iş yerinin niteliğine göre gerekli tıbbi imkanları da bulunduruyorsa olayla ilişkilendirilmemelidir. İş kanunu işverene kolluk gibi adli olayları önleyici tedbirler alma yetkisini vermez. Misal işveren işçinin üzerini arama yetkisine sahip değildir. Kendi aralarındaki kişisel husumet nedeniyle birbirini bıçaklayan işçilerin davranışının iş kazası olarak nitelendirilmemesi gerekir kanımca.
Old 15-08-2013, 19:23   #16
avsb

 
Varsayılan

Bizim İş Hukuku hocamızın söylediğini hiç unutmuyorum.İşyeri dahilinde işçinin başına ne gelir ise iş kazası kapsamındadır demişti.
Old 16-08-2013, 09:48   #17
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Hukuki kavramlar sözcüklerden oluşur ama sözcüklerin sözlük anlamından daha kapsamlı anlam taşır. Öte yandan, kavramı oluşturan sözcükler yanıltıcı olacak kadar yetersizse sözcükleri değiştirmek gerekir.

Şimdi kullanılan ve yetersizliği gözle görülen "iş kazası" kavramını, uygulamadaki kabule göre "işyerinde yaralanma ve ölüm" diye değiştirmek ve değiştirilene kadar böyle anlamak doğru olacaktır diye düşünüyorum.

Saygılarımla
Old 03-09-2013, 20:08   #18
Arif Baltacı

 
Varsayılan

iş ile bağlantılı olup olmadığına bakılarak iş kazası değerlendirmesi yapılabilir. Kavganın çıkış sebebi iş ile alakalı ise iş kazası olarak değerlendirilebilir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İş Kazası MİNA Meslektaşların Soruları 25 07-01-2010 13:00
Trafik kazası davasımı iş kazası davasımı? Yusuf ayık Meslektaşların Soruları 12 20-11-2008 17:41
Altındaki imza ikrar edilen sözleşme İİK 68.maddede belirtilen belgelerden sayılırmı? Ayşe BİLGİÇ TAHTACI Meslektaşların Soruları 5 05-05-2007 20:59
İş Kazası jurista Meslektaşların Soruları 2 23-04-2007 14:31
Adliye'de büyük kavga ; 13 yaralı PINAR YILMAZ Hukuk Haberleri 9 21-01-2007 10:02


THS Sunucusu bu sayfayı 0,15615511 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.