Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Anayasa Ve Kadınlar

Yanıt
Old 13-09-2007, 15:58   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Anayasa Ve Kadınlar

Merhaba

Yeni bir Anayasa hazırlığı yapılırken,kadın bakış açısı ile Anayasa"nasıl olmalı" sorusunu bu sayfalarda tartışmak ve görüşlerimizi oluşturmanın yararlı olacağını düşünüyorum.

Ne dersiniz?

Yeni Anayasadan ne bekliyoruz?

Taslakta kadınlarla ilgili neler var?

Önerilerimiz nedir?

Devam edelim,sorulara ve önerilere..

Sonra bir basın açıklaması yapabilirz ve görüşlerimizi gerekli yerlere bildirebilriz.
Old 14-09-2007, 09:43   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba

Anayasa herhalde Türkiyenin taraf olduğu sözleşmeler gözetilerek hazırlanmalıdır.

O halde kadınların evrensel insan hakları belgesi olan B.M.Kadınlarıa Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve eki Tavsiye kararları Anayasa'da referans olarak değerlendirilmelidir.

Öneriler:

1-En çok da kadın erkek eşitliği ve pozitif ayrımcılık konusu artık Anayasa'da yer almalıdır.Eşitlik fırsat ve uygulama eşitliği fiilen gerçekleşinceye kadar da bu ilke yürürlükte kalmalıdır.

Pozitif ayrımcılık denince ilk akla gelen parlementoda kadın ve erkeğin sayısal olarak eşit temsili akla gelse de ,burada sınırlı tutulmamalıdır.

Bütün karar mekanizmalarda ve kamusal alanda aynı eşitlik sağlanmak üzere düzenleme yapılması gerekmektedir.

2-Ulusal bir irade ve kararlılık olarak kadın konusunda özel bir düzenleme yapılarak "kadınların, medeni
durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer sahalardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayırım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına "geleceği açıkça belirtilmelidir.

3-Kadınlara, kadınlara karşı her türlü ayrımı yasaklanmalı ve , tüm uygun yollardan yararlanarak ve gecikmeksizin kadınlara karşı ayırımı ortadan kaldırıcı bir politika izlenmesi Anayasal bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir.

Herhangi bir kişi, kuruluş veya teşebbüsün kadınlara karşı ayırım yapmasını önlemek için bütün uygun önlemler alınmalıdır

4-Yasa ve tüzük yönetmelik, adet ve uygulamalar ile kadınlara karşı ayırımcılık teşkil eden tüm durumların saptanarak tadil ve feshedilmelidir.

5-Şiddet ve suç soruşturmlarında ve kovuşturmalarında "namus" savunması yasaklanmalıdır.

6-Anneliğin sosyal bir görev olarak anlaşılmasını ve çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunun tanınmasını öngören ve her halükarda çocukların menfaatlerini her şeyden önce gözeten anlayışa dayanan bir aile eğitimi amaçlanmalıdır

7-Kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için gerekli bütün önlemleri alınmalıdır.

8-Üreme sağlığı konusunda ücretsiz hizmet ,gebelik ve doğum sonrasında destekleyici programlar sağlanmalıdır.

9-Okul öncesi eğitim kurumları yaygınlaştırılmalı ücretsiz hale getirilmelidir.

10-İş hayatında eşit seçim kıstası uygulanmalaıdır.

11-Evlilik,Hamilelik ve analık izni sebebiyle veya evliliğe bağlı olarak işten çıkarma ayırımı yasaklanmalı ve cezai sorumluluk düzenlenmelidir.

12-Kadınların hayatını doğrudan etkileyen evlilik konusunda :

Çocukların evlenmeye zorlanması,cinsel istismara maruz bırakılması,evliliğin başlamasında ve sona erkesinde kadının düşüncesinin rızasına uygun uygulama yapılmamamsı anayasal bir suç olarak düzenlenmelidir.

13-Kadınlara karşı aile içi şiddet uygulanmasının yasak olduğu açıklıkla ve kararlılıkla belirtilmelidir.

14-Kadın-Erkek Eşitliği İzleme KOmisyonunun oluşturulması gerekmektedir.

Devam edelim.
Old 28-09-2007, 10:28   #3
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Halihazırdaki taslakta yer alan ilgili madde aşağıdadır :

Eşitlik
Madde 9- (1) Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(2) Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
(3) Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunmayı gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(4) Devlet organları ve idare makamları, bütün eylem ve işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.



Old 02-10-2007, 16:15   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Bıyıksız Anayasa İçin Kadın Platformu Kuruldu

86 kadın örgütünün bir araya gelmesiyle kurulan platform, basın açıklamasında yeni taslakta olması gereken düzenlemeleri anlattı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

02 Ekim 2007, Salı


Gökçe GÜNDÜÇ
Kadın aktivistler bugün Taksim'de düzenledikleri basın toplantısında "Anayasa Kadın Platformu"nu kurduklarını açıkladılar. 86 kadın örgütünün bir araya gelmesiyle oluşan platform adına konuşan kadınlar anayasa taslağının hazırlık sürecinde taraf olmak ve sorumluluğu paylaşmak istediklerini açıkladılar.

Basın toplantısında Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER) Genel Başkanı Hülya Gülbahar, İstanbul Teknik Üniversitesi, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Yrd. Doç. Dr. İpek İlkkaracan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Ayşe Gönüllü, KA-DER Genel Sekreteri Aysun Sayın, Filmmor'dan Melek Özman ve gazeteci yazar İpek Çalışlar 86 kadın örgütünü temsilen konuşma yaptılar.

Kadınlar, Anayasa Taslağının 9. maddesine karşı çıkıp, mevcut Anayasanın 10. maddesindeki "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir; devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür" ifadesinin yeni anayasada da korunmasını istediler ve kadınların taslakta "erkeklerle eşit" yerine "korunmaya muhtaç" gösterilmesini eleştirdiler.

Platform altında birleşen kadın örgütleri anayasanın 10. maddesi yerine öneri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri hatırlatan bir dosya hazırlayacaklarını ifade ettiler.

Gülbahar: "Geçici özel önlemler şart"
Dünyada ve Türkiye'de kadınların uzun yıllar süren mücadeleleriyle elde edilen eşitlik ilkesinin Anayasa'dan çıkarılmasının kadınlar için kabul edilemez olduğunu anlatan Gülbahar, eşitlik ifadesi çıkarılırsa kadın mücadelesinin anayasal temelde bir referansı kalmayacağını vurguladı.

"Devletin binlerce yıldır süren eşitsizliği ortadan kaldırması için geçici özel önlemler alması gerekiyor. Eşitlik kağıt üstünde kalmamalı ve fiilen sağlanmalı."

"Başbakan Türkiye'de yaşadığını göre eşitsizliği görüyor olmalı"
Karacan'sa dünya ülkelerini, kadınların iş gücüne ve siyasete katılımı üzerinden sıralayan tüm istatistiklerde Türkiye'nin en alt sıralarda kaldığının altını çizdi, geçici özel önlemler almadan kadın-erkek arasındaki farkın kapanamayacağını söyledi.

"Özel alanda da aile içi şiddet, zorla evlendirme, 'namus' cinayetleri kadınlara yönelik yaygın hak ihlalleri. Bu ülkede yaşayan herkes bunu görüyor, Sayın Başbakan da bu ülkede yaşadığına göre görüyor olmalı. O zaman Türkiye'de kadın erkek nasıl eşit açıklasın!"

Din, dil, ırk, cinsiyet temelli ayrımcılığın anayasada yasaklanmasının yetersiz olduğunu ifade eden İlkkaracan, "cinsel yönelim ve medeni hal bazındaki ayrımcılığın da, tam eşitlik için yasaklanması gerektiğini belirtti.

Anayasanın Türkçe'deki adına layık olarak kadınlara da söz verilmesini isteyen Çalışlar, "eşitlik maddesini verip korunmaya muhtaç varlıklar maddesini almaya niyetimiz yok" dedi. (GG)

Anayasa Kadın Platformunu oluşturan örgütler

Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu,
Ankara Kadın Platformu,
Denizli Kadın Platformu,
Feminist Diyalog,
İzmir Kadın Kuruluşları Birliği,
Kadın Emeği ve İstihdamı Grubu (KEİG),
Medeni Kanun Kadın Platformu,
Kadınların Medya İzleme Grubu (MEDİZ),
Türk Ceza Kanunu (TCK) Kadın Platformu,
Amargi Kadın Akademisi,
Ankara Anıttepe Soroptomist Klubü,
Ankaralı Feministler,
Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi,
Ankara Üniversitesi Kadın Grubu,
Avcılar Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Kooperatifi,
Ata Kadın Dayanışma Derneği Samsun,
Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evi Diyarbakır,
Buca Evka 1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi,
Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Klubü (BÜKAK),
Çanakkale Girişimci Kadınlar Üretim ve Pazarlama Derneği,
CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu,
Çiğli Evka 2 Kadın Kültür Evi (ÇEKEV),
Çanakkale El Emeğini Değerlendirme ve Kadın Danışma Merkezi,
Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (EL-DER),
Ev Eksenli Çalışma Grubu Samsun,
Ev Hanımları Derneği,
Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkınma Derneği,
Feminist Kadın Çevresi,
Filmmor Kadın Kooperatifi,
Fitne Fücur Kadın Oluşumu,
Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği,
Gökkuşağı Kadın Derneği,
Günyüzü Kadın Dayanışma Kooperatifi,
İRİS Eşitlik Gözlem Grubu,
İzmir Kadın Dayanışma Derneği,
KADAV Yeni Adım Kadın Sitesi,
Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER),
Kadın Dayanışma Vakfı,
Kadın İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği,
Kadın Eğitim ve İstihdam Derneği,
Kadın Emeği ve Sosyal Çalışma Grubu,
Kadın Mühendisler Grubu,
Kadın Sendikacılar Grubu,
Kadınlarla Dayanşma Vakfı (KADAV),
Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER),
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM),
Kadın Merkezleri (KAMER) Derneği,
KAMER Vakfı,
Kaos GL Derneği,
Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi (KAOSİST),
Kadın Yurttaş Ağı Dernepi (KAYA),
KAZETE Bağımsız Kadın Gazetesi,
Kadın Emeği Çalışan Feminist Akademisyenler (KEFA),
Kırkörük Kadın Kooperatifi,
Körfez Aktif Kadınlar Çevre Kalkınma ve Dayanışma İşletme Kooperatifi, Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar Dergisi,
Küçükkuyu Kadın Dayanışma Klubü,
Küçükkuyu Kadın Platformu,
Bireylerin İnsan Haklarını İzleme ve Hukuk Komisyonu (LGBTT),
Marmara Vakfı,
Mavi Kalem Derneği,
Mersin Bağımsız Kadınlar Derneği,
Mor Çatı,
Mor Kağıt Atölyesi,
Morel Eskişehir LGBTT Oluşumu,
Muğla Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Grubu,
Muğla Kent Meclisi Kadın Komisyonu,
Muğla Sekikbaşı Kadın Dayanışma Merkezi, Pazartesi Dergisi,
Pembe Hayat LGBTT Derneği,
Petrol-İş Kadın Dergisi,
Selis Kadın Dayanışma Merkezi,
Sosyal Kalkınma ve Cinsiyet Eşitliği Politikaları Merkezi (SOGEP),
Türk Kadınlar Briliği Adalar Şubesi,
Türk Kadınlar Birliği Genel Merkezi,
Türk Kadınlar Birliği Mersin Şubesi,
Türk Tabibler Birliği Kadın Grubu,
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği,
Uçan Süpürge,
Umut Işığı Kadın Kooperatifi,
V-Fekat Feminist Kadın Topluluğu,
Van Kadın Derneği (VAKAD),
WINPEACE-Türkiye, Türkiye Yunanistan Kadınları Barış Girişimi,
Yaşam Kadın Kooperatifi (YAKA-KOP),
Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği,
Yeşiller Koalisyonu Kadın Grubu

http://www.bianet.org/bianet/kategor...tformu-kuruldu
Old 02-10-2007, 22:10   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Anayasa Kadın Platformu Basın Bülteni 2 Ekim 2007

Anayasa Kadın Platformu Kuruldu

EŞİTLİK VE DEMOKRASİYE İNANAN KADIN ERKEK HERKESE SESLENİYORUZ:

Biz, Türkiye’nin son yıllarda gerçekleştirdiği yasal reform süreçlerinde aktif olarak çalışmış, yeni Türk Medeni Kanunu ve yeni Türk Ceza Kanunu’nun insan haklarını ve eşitliği içeren metinler olarak ortaya çıkmasında yoğun emeği geçmiş kadın örgütleri olarak, mevcut Anayasa’nın 10. Maddesi’nin iptalinin ve Anayasa taslağında bunun yerine önerilen 9. Madde ile yapılan değişikliğin HİÇ BİR ŞEKİLDE kabul edilemez olduğunu; kazanılmış haklarımızın hazırlanan Anayasa taslağı ile elimizden alınmasına izin vermeyeceğimizi, kadın erkek eşitliği konusunda mevcut anayasa ile ulaştığımız noktadan geri adım atmayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Bizler; kadınlara ve erkeklere hak ve fırsat eşitliği sağlayan, insanlar arasında cinsiyet, cinsel yönelim ve medeni hal sebebiyle ayrımcılık yapmayan bir Anayasa talep ediyoruz.

2004 yılında Türkiye’deki bağımsız kadın hareketinin çabalarıyla Anayasa’nın 10. Maddesine eklenen “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ibaresinin taslak Anayasa’dan çıkartıldığını üzülerek görüyoruz. Mevcut Anayasa’mızda var olan “kadın erkek eşittir” ibaresinin Anayasa’dan çıkartılması, her surette geriye doğru bir adım olacaktır. Kadın-erkek eşitliğini açıkça düzenleyen bir maddenin KAPSAMININ GENİŞLETİLMESİ GEREKİRKEN iptal edilmesi hiçbir şekilde gerekçelendirilemez.

Ayrıca 9. Madde’nin 3. fıkrasında yazıldığı gibi “kadınlar,” “çocuklar, yaşlılar ve engelliler” ile birlikte “özel suretle korunmaya muhtaç bir kesim” değil, ülke nüfusunun yarısını oluşturan ve hayatın her alanında fırsat eşitliğini hak eden BİREYLERDİR, vatandaşlardır. “Özel suretle korunmaya muhtaç kesimler” ifadesinin kadınları da içerecek biçimde kullanımı uzun yıllar önce uluslararası literatürden kaldırılmış, 1993 tarihli Birleşmiş Milletler Viyana Deklarasyonu ile de kadın haklarının insan hakları olduğu evrensel olarak kabul görmüştür.

Anayasa’nın görevi, cinsiyet temelli doğrudan ve dolaylı her türlü ayrımcılığı yasaklamak ve kadınların en temel insan haklarından faydalanabilmeleri için fırsat eşitliği sağlamaktır. Türkiye’de kadın erkek eşitliğinin hem yasalar tarafından garanti altına alınması hem de uygulamada gerçek ve eksiksiz eşitliğin sağlanması için Anayasa’nın “Kanun Önünde Eşitlik” maddesinin SONUÇLARDA EŞİTLİĞİ, FİİLİ EŞİTLİĞİ SAĞLAYACAK ŞEKİLDE düzenlenmesini talep ediyoruz:

Anayasa taslağının 9. maddesi
Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınları “pozitif ayrımcılık yapıyoruz” görüntüsü altında, erkeklerin korumasına muhtaç bir konuma indirgemektedir. Demokrasi ve laiklik için asıl tehlike budur. Bugüne dek verdiği mücadeleler ile kendini Türkiye ve dünya kamuoyuna kanıtlamış olan Türkiye kadın hareketi bu tür bir düzenlemeyi asla ve asla kabul etmeyecektir. Bu tür bir cinsiyetçi hukuk anlayışına, şiddetle itiraz ediyoruz.
Devletin ve anayasaların görevi, yarısı kadın, yarısı erkek olan yurttaşlar arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmaktır. Birini, diğerine Anayasa zoruyla bağımlı kılmaya çalışmak değil.

Kadın örgütleri olarak Anayasa taslağının 9. maddesi konusunda ortak önerimiz aşağıdaki gibidir:
Herkes dil, ırk, renk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlara karşı doğrudan ve dolaylı, her türden cinsiyet ayrımcılığı yasaktır.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, kadın erkek eşitliğinin fiilen hayata geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında fırsat ve uygulama eşitliğine sahip olması hedefine ulaşılana kadar, devlet bu fiili eşitliğin sağlanması için kota dahil hukuksal ve kurumsal geçici ve özel önlemler alır. Bu önlemler bir ayrım olarak mütalaa edilmez.
Bu haliyle mevcut 10. Madde korunacak, ancak tam eşitlik için şart olan ve Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından da ivedilik taşıyan 2 ekleme yapılmak suretiyle tamamlanacaktır. Birinci ekleme ile “cinsel yönelim” ve “medeni hal” temelinde ayrımcılık yasaklanarak tam eşitlikçi bir Anayasa yolunda büyük bir adım atılmış olacaktır. İkinci ekleme ile, Türkiye’nin 1985 yılında onaylamış olduğu Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gereği, kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamaya yönelik “geçici özel önlemler”in yasalarımızda yer almasına yönelik YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ yerine getirilmiş olacaktır.

Türkiye’nin B.M. CEDAW Komitesi tarafından Ocak 2005’de gözden geçirilmesini takiben, BM’nin Türkiye’ye yönelik Sonuç Görüşleri’nin 29. 30. ve 42. paragraflarında da bu konuya yer verilmektedir. Komite, Türkiye’deki geleneksel kalıplar ve ataerkil tutumlardan kaygı duyulduğunu ve Anayasa’nın eşitlik maddesinin hayata geçirilmesi için özel önlemler dahil devletin her türlü uygulamayı yapması gerektiğini vurgulamıştır. Mevcut Anayasa’nın 90. Maddesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerin üstünlüğü ilkesi” uyarınca CEDAW’un ulusal mevzuatın üstünde görülmesi gerekir.

“SİVİL” ANAYASA ÇALIŞMALARI KATILIMCI VE SİVİL OLMALIDIR

ANAYASA KADIN PLATFORMU GİRİŞİMİ olarak Türkiye’nin “sivil” anayasa tartışmaları içinde olmasını önemsiyoruz. Ancak, yürütülen sürecin şeffaflık, katılımcılık ve daha özgürlükçü bir Anayasa hazırlanması üzerine örgütlenmesi, asla ve asla aceleye getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Sivil Anayasa hazırlanmasının öznelerinden biri olarak sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılımını, bütün sürecin de tartışmaya açılmasını talep ediyoruz. Yeni Anayasa Taslağının hazırlanmasına kadınların, eşit oranda ve aktif olarak katılımı sağlanmalı diyoruz.
Özetle: AKP Hükümeti’nin bir grup akademisyene hazırlattığı ve kamuoyuna yansıttığı taslağa dair bizim kadınlar olarak ciddi endişelerimiz var. Hükümet partisi olan AKP’nin kendi görüşlerini de eklediği bir taslak henüz kamuoyuna yansımadı. Yeni Meclis döneminin başladığı bir anda, tarihsel bir noktadayız. Kadınlar olarak AKP’den ve hükümetten, halkın önüne alelacele bir taslak koymaktansa, önce ilgili tüm kesimleri dinleyip, taleplerine kulak verip, bu şekilde oluşturulacak bir taslağı kamuoyu önünde tartışmaya açmasını talep ediyoruz.

Kısaca, TASLAĞI BİRLİKTE OLUŞTURMAYI öneriyoruz.

Saygılarımızla.
ANAYASA KADIN PLATFORMU
Old 03-10-2007, 12:44   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Anayasaya kadın eli değecek

KADER Başkanı Hülya Gülbahar (sağda), Başbakan Tayyip Erdoğan'la arasındaki 'Ruanda' polemiğinin yanlış bilgilendirme yüzünden kaynaklandığını söyledi. FOTOĞRAF: RIZA ÖZER / AA

86 kadın örgütü anayasada taleplerinin yer almasını sağlamak için platform oluşturdu. Kader Başkanı Gülbahar 'Anayasada kadın erkek eşitliğine yer verilmemesi kabul edilemez' diye konuştu

03/10/2007 (519 kişi okudu)

RADİKAL - İSTANBUL - Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KADER) Başkanı Hülya Gülbahar, kadınların örgütlü olarak anayasa hazırlama sürecine katılması amacıyla, 86'dan fazla kadın örgütünün katılımıyla 'Anayasa Kadın Platformu' oluşturulduğunu söyledi. Taksim Hill Hotel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Gülbahar, anayasanın görevinin, 'cinsiyet temelli her türlü ayrımcılığı yasaklamak ve kadınların en temel insan haklarından faydalanabilmeleri için fırsat eşitliğini sağlamak' olduğunu söyledi.
Gülbahar şöyle konuştu: "Türkiye'de kadın ve erkek eşitliğinin hem yasalar tarafından garanti altına alınması, hem de uygulamada gerçek ve eksiksiz eşitliğin sağlanması için Anayasa'nın, 'kanun önünde eşitlik' maddesinin, sonuçlarda eşitliği ve filli eşitliği sağlayacak şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz. Türkiye'nin önümüzdeki 50-100 yılını belirleyecek olan anayasada kadın erkek eşitliği hükmüne yer verilmemiş olması kabul edilemez. 86'dan fazla kadın örgütünün katılımıyla 'anayasa Kadın Platformu' oluşturuldu. Sivil toplum kuruluşlarının anayasa sürecine katılımını ve bütün sürecin de tartışmaya açılmasını talep ediyoruz."


'Kıyafet Anayasa'ya girmesin'
Anayasa'da yapılacak değişikliklerin herkesin hayatını yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Gülbahar, "Birbirimizi sevebiliriz, sevmeyebiliriz, bu ayrı bir konu ama yeni Anayasa'yı birlikte yapmak zorundayız. Diliyoruz ki türban konusundaki tartışmalar, Anayasa süreci içinde netleşerek toplumun bu konuda uzlaştığı bir konu haline gelir. Platformda genel eğilim, kılık ve kıyafet konusunun anayasalarla düzenlenecek bir konu olmaması gerektiği yönünde. Bu konuyla ilgili mevcut yasal düzenlemeler yeterli" diye konuştu.
Yeni yasama yılı resepsiyonunda Başbakan Tayyip Erdoğan'dan kota isteyen ve Ruanda'yı örnek verince "Ruanda mı olmak istiyorsun" diye tepki gören Gülbahar gazetecilerin soruları üzerine tartışma anını da anlattı. Gülbahar, Erdoğan'a, platformdan söz ettiğini ve anayasada kadın erkek eşitliği ilkesine net bir şekilde yer verilmesi, bunu için de kota gibi özel önlemlerin alınması isteklerini ilettiğini söyledi. Başbakan'ın "Senle ben eşitiz" dediğini ve bazı ülkelerde kota uygulamasının olmadığını söylediğini aktaran Gülbahar, şöyle dedi: "Bir bilgilendirme ve bakış açısı farklılığı olduğunu Başbakan net bir şekilde ortaya koydu. Sanıyorum bir bilgilendirme eksikliği var ya da genel bir problemle burada da karşı karşıyayız. Konuyla ilgili bir dosya hazırlayıp Başbakan Erdoğan'a sunacağız."

http://www.radikal.com.tr/haber.php?...rih=03/10/2007
Old 03-10-2007, 12:50   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

KADINLARDAN ERDOĞAN'A 'RUANDA OL' TEPKİSİ
Başbakan'ın üslubu yanlış
"Ruanda'da bile var" diyerek kadın kotası istediği Başbakan'dan "Buyur Ruanda ol" yanıtını alan KADER Başkanı Hülya Gülbahar, "Erdoğan'ın beni birisine benzettiğini düşünüyorum. Yoksa ilk tanıştığı insanla senli benli konuşmaması gerek" dedi


Gülay Fırat - İstanbul

Siyasette kadın sayısının artması isteyerek, "Ruanda'da bile kota var" diyen Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KADER) Başkanı Hülya Gülbahar'a, "Sen Ruanda mı olmak istiyorsun? Buyur Ruanda ol" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a kadın örgütlerinden tepki geldi. Kadın örgütleri temsilcileri, Erdoğan'ın üslubunu çok yanlış bulduklarını belirtirken, Gülbahar da Erdoğan'ın "nezaket konusunda bilgilenme eksiği" olduğunu söyledi.
Kadınların örgütlü olarak anayasa hazırlama sürecine katılması amacıyla, 86'dan fazla kadın örgütünün katılımıyla "Anayasa Kadın Platformu" oluşturuldu. Platformun tanıtımı için Taksim Hill Otel'de dün düzenlenen toplantıda konuşan KADER Başkanı Hülya Gülbahar, Erdoğan'la TBMM resepsiyonunda yaşadığı Ruanda polemiğiyle ilgili olarak açıklamalarda bulundu.


'Birine benzetti sanırım'
Türkiye'de kadın erkek eşitliği konusunda senelerdir birçok kadın platformunda çalıştığını anlatan Gülbahar, "Sayın Erdoğan'la daha önce hiç tanışmadım, beni birisine benzettiğini düşünüyorum. Yoksa 'senli benli' konuşmazdı. Çünkü bildiğim kadarıyla nezaket kurallarında, insanların tanışmadığı insanlarla daha 'merhaba' deyip senli benli konuşmaması gerekiyor. Bu konuda da bir bilgilenme açığı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Bir ülkede anayasa değişikliği yapılacaksa bunun herkesi ilgilendirdiğini kaydeden Gülbahar, "Birbirimizi severiz sevmeyiz, ayrı ama biz bu anayasayı birlikte yapmak zorundayız. Sayın Başbakan'la görüşmeye, taleplerimizi sunmaya ve bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi.
Gülbahar, Erdoğan'ın, 'Kâğıt üstünde eşitlik mi, fiili eşitlik mi?' konusunda bir bilgilenme eksikliği olduğunu söyledi.


Başbakan'ın genelgesi var
Başbakan'ın 2006 Temmuz'unda 'kadına yönelik şiddet ve namus cinayetlerinin önlenmesi'yle ilgili olarak son derece kapsamlı bir 'Başbakanlık genelgesi' çıkardığını hatırlatan Gülbahar, şöyle konuştu: "Bu genelgenin altında Sayın Erdoğan'ın imzası var. Açık ve net şekilde 'devlet kadın ve erkek eşitliğinin giderilmesi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için pozitif ayrımcılık uygular' diyor. Genelge çıkalı birkaç ay oldu, Başbakan'ın imzası kurumadı henüz. Demek ki bu konuda Başbakan'ı bilgilendirmemiz gerekiyor. Biz hazırlayacağımız dosyaya bu genelgeyi de koyarız."
Gülbahar'ın "Başbakan'a Ruanda'nın da bir ülke olduğunu belki ayrıca anlatmak gerekiyor" sözleri ise salonda alkış aldı.

Kadın örgütü temsilcileri ne dedi


Umarım kimseyi Ruanda'ya göndermez
Nazan Moroğlu (İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü): Okuyunca şoke oldum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ülkemizin onayladığı uluslararası sözleşmeleri ve çıkarılan genelgeleri yeniden gözden geçirirse, umarım kimseyi Ruanda'ya göndermez. Sanıyorum en doğru yol, partilerin tüzüklerinde cinsiyet kotasına yer vermeleri. Böylece kadınlar, kadın-erkek eşitliğini benimseyen partilere oy verme tercihlerini rahatlıkta kullanabileceklerdir.


Sadece Başbakan böyle düşünmüyor
Melek Özman (Filmmor Kadın Kooperatifi Gönüllüsü): Bir ayrımcılık var ve bunun için kota gerekli dediğimiz noktada, 'kadınlar mal mı ki kota koyalım' diyorlar. Ben sadece Başbakan'ın böyle düşündüğünü sanmıyorum, ama sadece Başbakan fikrini böyle fütursuzca söylüyor.


Kota istemiyorum deme hakları yok
Nebahat Akkoç (Kadın Merkezi Başkanı): Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi CEDAW'ın dördüncü maddesi kadına yönelik kota uygulamasını içeriyor ve Türkiye altına imza attı. Başbakan'ın ya da başka kimsenin 'kota istemiyorum' deme hakkı kalmadı. Kadın-erkek meselesinde ayrımcılığa karşı olanlar, 'Kadınlar kendileri başarsın gelsin' diyor. Kadınların katılımlarını sağlayabilmek için ne kadar çok barikat olduğunu görmek gerek. Ama kotaya örnek vermek için akla gelebilecek en kötü yer bence Ruanda. Bütün Avrupa ülkeleri kotaya başvurmuşlardır, onlar kadının siyasetteki başarısını böyle sağladılar.


Ruanda'yı bu ilerici adımı için alkışlamalıyız
Birten Gökyay (Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı): Ruanda'yı küçümsememesi gerekli. Kadınların arka planda kaldığını fark edip yüzde 50 hak vermeyi başarmışlar. Bu sözleri çok yadırgadık. Kesinlikle eşit bir yerden başlayacaksak, kotayı istiyoruz, yarışa böyle başlamak istiyoruz. Ruanda'yı alkışlamak lazım, geri bir toplum olarak bu kadar ileri bir adım attıkları için.


Görevlerini unutmuş görünüyor
İpek Çalışlar (Gazeteci - Yazar): Bu bizim beklediğimiz cevap değil, kendisinin de vermek istediği bir cevap değil. Herhalde yanlışlıkla ağzından çıkmıştır diye düşünüyorum. Kadın-erkek eşitliğini düzenlemekle bugün devlet görevli. O da bu ülkenin başbakanı yani bu konuda görevlerini unutmuş gözüküyor. Türkiye'de kadın-erkek eşitsizliği artık hepimizin canını acıtıyor.


Başbakan nasıl eşitliktir açıklasın
İpek İlkkaracan (Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Başkanı): Başbakan 'Kadın-erkek Türkiye'de eşittir' diyor. BM istatistiklerine göre, 2006'da 119 ülke arasında Türkiye kadının işgücüne katılım bakımından 109'ncu sırada. Başbakan, 'nasıl bir eşitliktir'i açıklasın istiyoruz.


Başbakan konuşmasa daha iyi ederdi
Necla Arat (CHP İstanbul Milletvekili): Başbakan kotanın ne olduğu konusunda hiç bilgi sahibi değil, o konuda konuşmasa daha iyi ederdi diye düşünüyorum. İsveç'te, Norveç'te kota yıllarca uygulandı ve eşitlik sağlanınca erkekler için kota uygulaması söz konusu oldu. "Ruanda'ya gidin", "Bizim kadın kollarımız bu konuda sizlerden daha samimi" şeklindeki konuşmasını da hiç onaylamıyorum.

Dünyanın en yüksek kadın milletvekili kotası


DIŞ HABERLER
Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) Başkanı Hülya Gülbahar'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a önceki gün, kadın kotası uygulanması konusunda örnek olarak gösterdiği Orta Afrika ülkesi Ruanda'daki yasalara göre, meclisteki milletvekillerinin ve senato üyelerinin en az yüzde 30'u kadınlardan oluşmak zorunda.
İsveç'le birlikte geçen yıl, kadın milletvekili oranının dünyada en yüksek olduğu meclise sahip olan Ruanda'da 80 sandalyeli parlamentonun yüzde 49'u, 26 üyeli Senato'nun ise yüzde 34.6'sı kadınlardan meydana geliyor.


Kültürü hızla değiştirdi
Siyasi uzmanlar, "geleneksel olarak kocalarına ve çocuklarına bakmakla yükümlü olan ve toplumsal hayatta çok fazla görünmeleri ayıp sayılan" Ruandalı kadınlara verilen kotanın, Ruanda toplumunu ve kültürünü hızla değiştirmeye başladığına dikkat çekiyor.
Ruanda'da kadınların Meclis'teki temsil oranlarının artması ile birlikte son yıllarda, kadınları ve çocukları korumaya yönelik çok sayıda yasa çıkarıldığını vurgulayan uzmanlar, kadınların toplumsal hayatta daha fazla rol almasının şiddet olaylarının bile azalmasına neden olduğunu kaydediyorlar.
Okuma-yazma oranları da son yıllarda hızla yükselen Ruandalı kadınların, siyasette ve toplumsal hayatta ön plana çıkmasının büyük ölçüde, 1994'te 800 bin kişinin ölümüne ve erkeklerin toplam nüfustaki oranının yüzde 30'a kadar düşmesine neden olan soykırıma bağlı olduğu belirtiliyor.

http://www.milliyet.com.tr/2007/10/0...t/axsiy02.html
Old 03-10-2007, 12:52   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

STK Başkanı Başbakan’ın şokundan çıkamadı!


Dün sabah “Kadınların Anayasa Platformu”nu açıklamak üzere yapılan basın toplantısının nasıl geçtiğini öğrenmek ve son haberleri almak üzere KADER Başkanı Avukat Hülya Gülbahar’ı aradığımda hâlâ bir gece önceki konuşmanın şokundan çıkabilmiş değildi.

Bu da son derece doğal bir durumdu çünkü bir başbakanın, bir sivil toplum kuruluşu başkanını, onu da bir yana bırakın Türkiye’nin en ünlü kadın hukukçularından birini, hepsini bir yana bırakın bir vatandaşı, bir kadını bu şekilde paylar gibi susturmaya asla hakkı olamazdı.

Besbelli Tayyip Erdoğan’ın sinirleri bozuk... Yine “ananı al da git”, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” günlerine dönmüş. Eh, dönse de hakkıdır, vatandaşlarını adam yerine koymayan, kızdığı zaman hakaret edebilen siyasetçinin oyu bunları yaptıkça artıyorsa döner.

HERKES EŞİT, ERKEKLER EN EŞİT!

Aslında Başbakan Erdoğan’ın bir resepsiyonda yanına yaklaşarak Anayasa’dan, “taslaktan kadın-erkek eşitliğinin çıkarılması”ndan, kadınlara “eşitlik sağlanana kadar devletin özel önlem almasından” yani geçici pozitif ayrımcılığın, örneğin siyasette kadın kotasının gerekliliğinden söz eden KADER Başkanı Gülbahar’a cevabını okuyan herkes şoka girebilirdi. Yani konuşma o kadar inanılmaz bir saygı düzeyi problemi içermekteydi.

Düşünün, bir iktidar sadece kendi seçtiği üç beş hukukçuya SİVİL Anayasa taslağı hazırlatıyor. Bu SİVİL taslak hazırlanış şeklinden yapılan değişikliklerine kadar SİVİL toplumun hemen her kesiminden (AKP’li Meclis Başkanı da dahil) tepki görüyor. “Takım tutan”, daha doğrusu “takım olarak takım tutan ve iktidarın her yaptığını onaylayan” gazeteciler ve gazeteler dışında çok sayıda STK, üniversiteler, yargı, medyanın büyük bir bölümü bu tepkiyi dile getiriyor.

“SEN” Mİ, NASIL YANİ?

Bu duruma önce Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, sanki sivil bir anayasada sivillerin bu kadar büyük bölümünün görüşünün hiçbir önemi yokmuş, tepkilerin şiddetini görmüyormuş gibi “Oligarşik adacıklar, prenslikler var, istiyorlar ki imtiyazları devam etsin” sözleriyle itiraz ediyor.

Cemil Çiçek’in bunları söylerken “İmtiyazlılar halka karşı da sorumluluk duymuyorlar” diyerek olayı saptırması, tepki ve taraftar toplamaya çalışması da çok ama çok şaşırtıcı. Örneğin sivil toplum kuruluşları, hukukçular, biz yazarlar, üniversiteler neden imtiyazlı, neden prenslik oluyor muşuz belli değil.

Neden yeni Anayasa yapılmasına toptan karşıymışız belli değil.

Ve sonra da Başbakan Erdoğan “ilk kez konuştuğu” bir kadın hukukçuya, en önemli kadın örgütünün Başkanı’na “Sen” diye hitap ederek kota konusundaki haksızlığını (yerden göğe kadar haklı aslında!) haykırıyor.

“Niye adil olmuyorsun? Şu anda herkes eşit. Eşit katılım şu anda zaten var. Git kazan al. Sen kendin gidip kazanıp alamıyorsun, erkeklerin ianesine sığınıyorsun. Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur Ruanda ol, bu kadar!”

Herkes eşitmiş, eşit katılım şu anda varmış. Bu eşit katılımı sevsinler doğrusu. 550 erkeğe 50 kadın vekil (yüzde 10 bile etmiyor), 34 erkek bakan arasına tek kadın bakan... Ne eşitlik ama!

“Git kazan al, sen alamıyorsun” kısmı daha da hoş. Alamıyor çünkü Türkiye’de gerçek bir demokrasiden hâlâ siz siyasetçiler yüzünden bahsedilemiyor. Seçim ve Partiler yasalarını hâlâ değiştirmemekte ısrar ediyor, milletvekili listelerini siz ve diğer erkek liderler tek başınıza hazırlıyorsunuz. Köşe başlarını ele geçirince kadınları yaklaştırmıyorsunuz.

“Bütün dünyada kota yok” ne demek, onlarca ülkede var. RUANDA’DA DA!!!

“Adil olmak”tan ise ancak yarışa eşit şartlar altında, aynı noktadan başlanıyorsa söz edebilir. 84 yıl ve 500 kişi geriden başlıyorsa kadınlar, o zaman bu laf ancak komik olur.

Başbakan bu konuşmasından ve tarzından dolayı yalnız Hülya Gülbahar’a değil bütün kadınlara ciddi bir özür borçludur. Ama... Hiç sanmıyorum!


*****

Herkes çizdiğiniz kalıplara uysaydı mesele kalmazdı

Bazı meslektaşlarımız hazırlanan anayasa taslağının içeriğine (ve hazırlanış şekline) karşı çıkanlar için de listeler hazırlıyorlar.

“Şundan yana mısınız, bundan yana mısınız” diye uzayıp giden listeler. Hani kadın dergilerinde sorularla kişiliğinizi belirleme anketleri vardır ya onlar gibi bir şey... Aradaki fark, bunlar sadece “demokratlığınızı” belirliyorlar.

Eğer hiçbir kuralın, yasağın olmadığı bir ülke istiyorsanız demokratsınız, “bazı kurallar olmalı ki tüm vatandaşların hak ve özgürlükleri korunabilsin” diyorsanız değilsiniz.

Hazırladıkları anket (!) sorularında iki önemli boşluk, soru işareti (veya hata) var. Birincisi “demokrasilerde yasakların, sıkı kuralların olmadığını onlara kim söyledi” sorusu.

Bugün hangi Avrupa ülkesine gitseler diğer vatandaşların hakları için sorun oluşturacak, çevreye en ufak bir zarar verecek, şimdi veya gelecekte huzur ve güvenlik tehlikesi yaratacak her adımda (hatta bazı ülkelerde sigara içseler bile) enselerinde polisin bittiğini görürler.

Her ülkede vatandaş haklarının, birey haklarının demokratik sınırları bellidir ve özgürlüğünüz o sınırlar içindedir.

Bir kere öncelikle “yasaksız demokrasi” olmayacağını bilmeleri gerekiyor.

İkincisi, çizdikleri bu “ideal tablolar”a bakarak kendilerini tablodaki şartlar gerçekleşirse hiçbir sorun kalmayacağına, ortalığın güllük gülistanlık olacağına inandırıyorlar.

Ne güzel, keşke o kadar kolay olsaydı. Usta hukukçulara, sosyologlara, tarihçilere, sivil toplum örgütlerinin incelemelerine, tartışmalara filân gerek kalmaz, o listeler, tablolar uygulanır, sorunlar biterdi.

Veya en mutlu ülkenin anayasası bize adapte edilir, çalışmaya gerek kalmazdı.

Oysa, tekrar hatırlatayım anayasaların hazırlanışında en önemli etken “o ülkenin, söz konusu dönemindeki kendi şartları”dır. Ve ideal tabloların gerçekleşebilmesi için tüm vatandaşların da “ideal insan” özelliklerine sahip olması gerekir.

Aksi takdirde sınırsız özgürlüklerin kaosa dönüşmesi, akla hayale gelmedik durumların ortaya çıkması için uzun zamana ihtiyaç yoktur.

İşin inanılmaz yanı, bunları yazan bazı yazarların Türkiye’de ne kadar çok uç görüş, ne kadar çok radikal akım olduğunu bilen bir deneyimden gelmeleri.

Popülizm merakı mı bunu yaptırıyor, yoksa hafızaları mı çok zayıf belli değil!

http://www9.gazetevatan.com/haberdet...goryid=4&wid=4
Old 03-10-2007, 21:38   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Kadınlar anayasa değişikliğine müdahale etti
“Anayasa Platformu” oluşturan kadın örgütleri, 82 Anayasası’nda 2004’te yapılan değişiklikle eşitliği kazandıklarını belirterek, bu maddenin anayasadan çıkmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar.
Anayasa Kadın Platformu basın toplantısıyla görüşlerini açıkladı.

İSTANBUL - 86 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği Anayasa Kadın Platformu, AK Parti tarafından hazırlatılan yeni anayasa taslağının 9’uncu maddesindeki düzenlemeye tepki gösterdi. Anayasa Kadın Platformu, kadınların “çocuklar, yaşlılar ve engelliler” ile birlikte “özel surette korunmaya muhtaç bir kesim” değil, “ülke nüfusunun yarısını oluşturan ve hayatın her alanında fırsat eşitliğini hak eden bireyler olduğunu” vurguladı.
Haberin devamı

Taksim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısında Anayasa Kadın Platformu adına konuşan Ka-der Başkanı Avukat Hülya Gülbahar, Türkiye’de tarihî bir adımı gerçekleştirdiklerini, çalışmalarının “kadınların örgütlü olarak anayasa hazırlama sürecine müdahale girişimi” olduğunu vurguladı.

Gülbahar, yeni anayasa taslağında eşitlikle ilgili 9’uncu maddedeki düzenlemeye karşı olduklarını, “1982 Anayasası’nda 2004 yılında yapılan değişikliğin tartışılmasına ve bu maddenin anayasadan çıkarılmasına izin vermeyeceklerini” söyledi. Gülbahar, yeni anayasa çalışmalarının, mevcut anayasadaki 10. madde gözetilerek, “elde bir var” denilerek yapılmasını istedi, “10’uncu maddenin demokrasi ve laikliğin temel güvencesi olduğunu” savundu.

İÇİNDE KADIN SÖZÜ OLAN TEK YASA
Basın toplantısında konuşmacı olarak yer alan gazeteci İpek Çalışlar ise, “İçinde kadın sözü olan tek yasa olan anayasa, adına yakışır şekilde hazırlanmalıdır. Eşitsizlik hepimizin canını acıtıyor. 10. maddeyi verip, 9. maddeyi almaya hiç niyetimiz yok” dedi.

Ayrı bir anayasa taslağı hazırlığı yapmadıklarını söyleyen Kadının İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İpek İlkkaracan da, anayasanın tümünü gözden geçirip bir dizi öneri getirmeyi düşündüklerini belirtti.

MEVCUT ANAYASANIN 10’UNCU MADDESİ
Kanun önünde eşitlik: Madde 10 - Kanun önünde Eşitlik
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

TASLAKTAKİ 9’UNCU MADDE NE DİYOR?
Eşitlik: Madde 9- (1) Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(2) Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
(3) Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunmayı gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(4) Devlet organları ve idare makamları, bütün eylem ve işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.

KADIN ÖRGÜTLERİNİN 9’UNCU MADDE ÖNERİSİ
“Herkes dil, ırk, renk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlara karşı doğrudan ve dolaylı, her türden cinsiyet ayrımcılığı yasaktır.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, kadın erkek eşitliğinin fiilen hayata geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında fırsat ve uygulama eşitliğine sahip olması hedefine ulaşılana kadar, devlet bu fiili eşitliğin sağlanması için kota dahil hukuksal ve kurumsal geçici ve özel önlemler alır. Bu önlemler bir ayrım olarak mütalaa edilmez.

CİNSEL YÖNELİM VE MEDENİ HAL EKLEMESİ
Kadın örgütlerine göre; bu haliyle mevcut 10’uncu madde korunacak, ancak “tam eşitlik” için şart olan ve Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından da ivedilik taşıyan iki ekleme yapılacak.

Birinci ekleme ile “cinsel yönelim” ve “medeni hal” temelinde ayrımcılık yasaklanarak tam eşitlikçi bir Anayasa yolunda büyük bir adım atılmış olacak.

İkinci ekleme ile, Türkiye’nin 1985 yılında onaylamış olduğu Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gereği, kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamaya yönelik “geçici özel önlemler”in yasalarımızda yer almasına yönelik yükümlülük yerine getirilmiş olacak.

YASEMİN ARPA
NTV-MSNBC
Güncelleme: 01:40 TSİ 03 Ekim 2007 Çarşamba

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/4216...storyContinues
Old 05-10-2007, 11:39   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Nimet Çubukçu'dan kota açıklaması: Kotayı siyasi partiler koysun

Kotaya karşı olmak, eşitliği savunmama, eşitsizlikten yana olma olarak algılanmamalı ve böyle gösterilmeye çalışılmamalıdır

Birkaç gündür bazı basın yayın organlarında yer alan sayın Başbakan ile KA-DER Başkanı Hülya Gülbahar arasında geçen kota tartışması ve son olarak Radikal gazetesinin bugün (04.10.2007) manşetten okuyucularına duyurduğu "Başbakan yanlış biliyor" haberiyle ilgili aşağıdaki açıklama kadın hakları ve kota sisteminin doğru algılanması için yapılmıştır:
Her şeyden önce ülkemizde başta Anayasa olmak üzere tüm temel yasalarda kadın-erkek eşitliği güçlendirilmiştir. Başta Anayasa'nın 10., 90. maddeleri olmak üzere Türk Ceza Kanunu, İş Kanunu ve çeşitli kanunlarda kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik her türlü düzenleme 58. ve 59. hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirilmiştir. Sayın Başbakan da kadın konusunu bir devlet politikası olarak benimsediğini yayımladığı 4 Temmuz 2007 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile tüm dünyaya göstermiş ve hükümet politikalarımızda kadın meselesi her zaman önemli bir noktada bulunmuştur. Ancak bütün yasal düzenlemelere ve uygulamaya dönük çalışmalarımıza rağmen, bugün haksız bir eleştiri ile karşı karşıya bulunmaktayız. Kadın derneklerinden birinin açıklaması olarak gazetede verilen ve sayın Başbakan'ı hedef alan 'Cehalet Diz Boyu' sözleri, hem saygı sınırlarını aşmış hem de yakışıksız, haksız bir benzetme olmuştur. Nitekim, söz konusu haberin kendi içinde çeliştiği de görülmektedir. 'Kotacı Ülkeler' başlığı altında verilen Fransa'nın yüzde 33 AB kritik eşiğinin altında kalan bir temsile sahip olması; sadece yüzde 12.1 ile kadın temsili olması nasıl açıklanabilir? Buna rağmen kota uygulamasına yer vermeyen İsveç'in yüzde 47 gibi yüksek bir temsil oranı ile parlamentosunda kadın vekile yer veriyor olması nasıl izah edilebilir?
Sayın Başbakan'ın verdiği Fransa örneği, bu açıdan önemlidir. Fransa'da kota uygulanmasına rağmen, yüzde 12'lik bir temsil olması kotanın başarılı bir proje olmadığını göstermektedir. Anayasasında kotaya yer vermeyen İsveç ise Avrupa'nın en yüksek kadın parlamenterine sahip ülkesidir. Kısaca, kota sistemi her zaman eşit bir temsile ulaşılmasını sağlamamaktadır.
Türkiye'de kota tartışması ne yazık ki Anayasa zemini üzerinden yapılmaktadır ki, tartışmanın zemini yanlıştır. KA-DER Başkanı Hülya Gülbahar da sayın Başbakan'dan kotanın Anayasa'da yer almasını talep etmektedir. Oysa, dileyen siyasi partiler içtüzüklerinde kota uygulamasına yer verebilmektedirler. Yasal anlamda Türkiye'de bu noktada bir sıkıntı yoktur. Siyasi partiler, kota uygulamasından yanaysalar bu tutumlarını içtüzüklerine yansıtarak gösterebilirler. Kotaya karşı olmak, kadın-erkek eşitliğini savunmama, eşitsizlikten yana olma olarak algılanmamalı ve böyle de gösterilmeye çalışılmamalıdır.
Kota, bir yöntem tartışmasıdır. Bu sistemin uygulanması bir gelişmişlik ya da geri kalmışlık göstergesi olarak algılanmamalıdır. Ekteki bilgi notunun incelenmesinden de görüleceği gibi, sistem farklı şekillerde uygulanmaktadır. Kimi zaman doğrudan devlet kotası (14 ülke), kimi zaman anayasa ve yasalarda yerel seçimleri de içerecek şekilde kadın vekillere kota (30 ülke), kimi zaman siyasi parti listelerinde kota (38 ülke), kimi zaman da seçim adayları için siyasi parti kotaları (73 ülke) uygulanmaktadır. Görüldüğü üzere siyasi partiler tarafından uygulanan kota, çok daha yaygın ve doğru bir sistemdir.
Bir ülkede, kadın-erkek eşitliğinin var olduğuna yönelik tek veri parlamentodaki kadın sayısı değildir. Nitekim Ruanda, Türkiye için bir demokratik toplum örneği hiçbir zaman olamaz.
Sayın Başbakan, kadınların sadece parlamentoda değil, siyasi parti mekanizmalarının her kademelerinde yer almalarını aynı ölçüde önemsemekte ve kotayı erkeğin ianesine bırakan bir yöntem olarak değerlendirmektedir.
Bugün en fazla kadın parlamenterin TBMM'de yer almasına AK Parti adına öncülük eden sayın Başbakan'a yöneltilen tüm bu eleştiriler, tarafımızdan birer politik tutum olarak değerlendirilmektedir.
60. hükümet olarak da siyasette kadın sayısının artması öncelikli amaçlarımızdan olacaktır.
Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Nimet Çubukçu: Devlet Bakanı

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=234855
05/10/2007 (
Old 05-10-2007, 12:38   #11
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Kadın kotası Ruanda’yı çok değiştirdi
Ruanda Yurtseverler Cephesi Milletvekili Juliana Kantengwa, anayasaya konan kota sayesinde söz sahibi olan kadınların sadece 4 yılda ülkeyi nasıl dönüştürüp değiştirdiğini NTVMSNBC’ye anlattı.


İSTANBUL - Başbakan Tayyip Erdoğan, parlamentoda kadın kotasının anayasaya konmasını isteyen Ka-Der Başkanı’na “Ruanda mı olsak istiyorsun! Buyur ol!” diye tepki gösterince, Ruanda’yı mercek altına aldık. Soykırımdan sonra 2000 yılında yaptığı anayasaya kadın kotası koyan ve 2003 yılında yapılan seçimle parlamentosundaki kadın milletvekillerinin sayısı açısından dünyada birinci sıraya yerleşen Ruanda’da, kadınların neleri değiştirdiğini, Ruanda Yurtseverler Cephesi milletvekili Dr. Juliana Kantengwa’ya sorduk. Kantengwa 4 yıl öncesine kadar kadınlar için hayatın anlamının “evlilik” olduğunu, okuma ve çalışma hakkı olmadığını söyledi; soykırımda ölen kocası ya da babasının mirasını alma hakkı bile olmayan kadınların, bugün eğitimden adalet sistemine kadar ülkede pekçok şeyi değiştirdiği anlattı ve “Kadınların sesi için kota gerekli” dedi.
Haberin devamı


KADIN MUTFAKTAN ÇIKTI, SESİNİ DUYURUYOR
Soykırımdan önce kadınların yeri evleri, kocalarının yanı ve mutfaktı. Kadınlar için hayatın anlamı evlilikti. Kızların okuma ve çalışma izinleri yoktu. Soykırımdan sonra, dul kalan kadınlar babalarının ve kocalarının miraslarını alamadılar. Miras hakkı sadece erkekler için geçerliydi.

TOPLUM KADINI SEÇMEYE HAZIR DEĞİLDİ, KOTA KOYDUK
Biz kadınların eşit haklara sahip olmalarını sağladık ve seslerini duyurmalarını istedik. Ama toplum o gün kadın milletvekili seçmeye hazır değildi. Bu yüzden kota koyduk. Hem parlementoda, hem de her siyasi partide kadın temsil oranının en az yüzde 30 olması şartı getirdik. Bugün artık Ruanda’da kadınların seslerini duyurmaları toplumda genel bir anlayış.

KADIN-ERKEK BÜTÜN OLMAZSA MUTLU OLAMAYIZ
Kadın milletvekili oranının yüzde 48,8 olmasının sebebi ülkemizde kadınların sayısının erkeklerden daha fazla olmasından değil. Kadınların değerini bilmek önemli. Kadın ve erkek bir bütün olamazsa, insanlarımızı mutlu edemeyiz. Biz bir toplumuz, bu toplum içerisinde birbirimizi tamamlıyoruz. Erkek bakışı ve kadın bakışı farklıdır. Erkek erkekten, kadın kadından anlar.

ARTIK KADINLAR ‘KADIN’ OLMAKTAN GURUR DUYUYOR
Kadınların parlamentoda sayıları yükseldiğinden beri çok fazla değişiklikler oldu. En önemli değişimi eğitimde sağladık. Eğitim olmazsa toplum bilinçlenemez ve iyi pozisyonlara gelemez. Eskiden kadınlar kadın olmaktan utanıyorlardı ve erkek olmak istiyorlardı. Artık gurur duyuyorlar ve aileler kız çocuk istiyor.

YASALARI BİZ KADINLAR DEĞİŞTİRDİK
Şimdi hem erkekler, hem kızlar okuyabiliyorlar. Her ikisi de eşit haklara sahip. Toplumun içinde kadının yeri yoktu, şimdi erkek ve kadın eşit anlamda değerli. Kadınlar, kocaların veya babalarının miraslarına sahip olabiliyor. Bu yasaları biz kadınlar değiştirdik.

ARTIK ERKEKLER EŞLERİNİ DÖVEMEZ
Şimdi cinsiyet sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Aile içi şiddet suç olarak kabul edilmiyordu ve bu hafta parlementoya sunuldu. Yakında yasal olarak ceza sayılacak. Erkeklerin eşlerini dövmeleri normal bir davranış olarak karşılanıyordu; biz bunu değiştirdik. İşte bunun için kadınlar önemli, Türkiye’de de kadınlar sesini duyurmalı ve kota olmalı. Kadınlar her zaman toplum içerisinde farklı ülkelerde sorun yaşadılar ve yaşıyorlar. İlk çözüm eğitim. Biz kızlarımızı eğitiyoruz ve artık daha iyi meslekler edinebiliyorlar. Okuyup bilinçleniyorlar ve ‘kadın’ olmaktan gurur duyuyorlar.

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/421807.asp
Old 06-10-2007, 20:26   #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Kadınlar: “Ruanda değil, eşit olmak istiyoruz ”İSTANBUL (06.10.2007)- Anayasa Kadın Platformu üyesi kadınlar, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Anayasal eşitlik taleplerine verdiği “Ruanda mı olmak istiyorsun, git ol o zaman” cevabını protesto etmek için bugün Galatasaray Postanesi önünde basın açıklaması yaptı.

İnsan hakları ve demokrasiye dayalı bir ülke için kadın erkek eşitliğinin ön koşul olduğunu savunan kadınlar, “Olsam olsam ne olsam ah bir Ruanda olsam”, “Eşitlik istiyoruz, Ruanda'ya iltica mı edelim”, “Ruanda değil eşit olmak istiyoruz”, “Boş laf dövme havanda, sende ol bir Ruanda” yazılı dövizleri yapıştırdıkları bavullarla Postane önünde toplandı.

Kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Efsan Kuraner, “Bizler Anayasa'nın, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip bireyler olduğunu teslim etmesini istiyoruz” dedi.

Eğitimin her seviyesinde, istihdamın her alanında ve kademesinde, siyasi partiler ve meclis dahil siyasetin her alanında daha fazla kadının olması gerektiğini belirten Kuraner, “Bu doğrultuda kota uygulamaları dahil geçici ve özel önlemlerin alınmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Ruanda'ya göç yolları göründü

Açıklamanın ardından kadınlar, Ruanda Göçmen Bürosu Başkanlığı'na faks gönderdi. Gönderilen faksta, Türkiye'de de benzer yasal değişiklikler gerçekleştirilmesi taleplerinin reddedilmesi halinde, Ruanda'ya göç etmek ve eşit bireyler olarak orada yaşamak için gerekli yasal işlemler konusunda bilgi almak istedikleri vurgulandı.

http://www.atilim.org/haberler/2007/...iyoruz_.htm l
Old 06-10-2007, 23:41   #13
Av.Turan

 
Varsayılan

hani kadın erkek eşitti??? neden kadınlar gözüyle yada erkek gözüyle bakılıyor o zaman? tarafsız insan gözüyle bakılması gerek
Old 07-10-2007, 07:39   #14
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Av.Turan

Türkiye Cumhuriyeti ,Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine imza atmış ve sözleşmenin iç hukuk normu haline gelmesini kabul etmiştir.

Kadınların uluslararası hak bildirgesi olan bu sözleşme herkesin ,kadın erkek eşitliğinden ne anlaması gerektiğini ve taraf ülkelerin sorumlululuklarının ne olduğunu da açıklıkla belirtmiştir.Kadınlar sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini talep ediyor.

Bir kısım yurttaşların hala sözleşmeden ve özellikle 4.maddeden haberdar olmadığını düşünüp yeniden yayınlıyorum.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi
Madde 4
Kadın ve erkek eşitliğini fiilen sağlamak için Taraf Devletlerce alınacak geçici ve özel önlemler, işbu Sözleşmede belirtilen türden bir ayrım olarak düşünülmeyecek ve hiçbir şekilde eşitsizlik veya farklı standartların korunması sonucunu doğurmayacaktır.
Fırsat ve uygulama eşitliği hedeflerine ulaşıldığı zaman bu önlemlere son verilecektir.


Madde 1
İşbu Sözleşme’ye göre Kadınlara karşı ayrım deyimi kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsivete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelecektir.

Madde 2
Taraf Devletler, kadınlara karşı her türlü ayrımı kınar, tüm uygun yollardan yararlanarak ve gecikmeksizin kadınlara karşı ayrımı ortadan kaldırıcı bir politika izlemeyi kabul eder ve bu amaçla aşağıdaki hususları taahhüt ederler:

Kadın ile erkek eşitliği ilkesini kendi anayasalarına ve diğer ilgili yasalara henüz girmemişse dahil etmeyi ve yasalar ile ve diğer uygun yollarla bu ilkenin uygulanmasını sağlamayı;

Kadınlara karşı her türlü ayrımı yasaklayan ve gerekli yerlerde yaptırımları da içeren yasal ve diğer uygun önlemleri kabul etmeyi;

Kadın haklarının erkeklerle eşit temelde himayesini, yetkili ulusal mahkemeler ve diğer kuruluşlarla kadının her tür ayrımcılığa karşı etkin bir şekilde korunmasını sağlamayı;

Kadınlara karşı herhangi bir ayrımcı hareket yapılmasından veya uygulanmasından kaçınmayı ve kamu yetkilileri ile kuruluşlarının bu yükümlülüğe uyumlu olarak hareket etmelerini sağlamayı;

Herhangi bir kişi veya kuruluşun kadınlara karşı ayrım yapma girişimini önlemek için bütün uygun önlemleri almayı;

Kadınlara karşı ayrımcılık oluşturulan mevcut yasa, yönetmelik, adet ve uygulamalan. değiştirmek veya feshetmek için yasal düzenlemeler de dahil gerekli bütün uygun önlemleri almayı;

Kadınlara karşı ayrımcılık oluşturan bütün ulusal cezai hükümleri yürürlükten kaldırmayı.

Madde 3
Taraf Devletler kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için,özellikle politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere bütün alanlarda, erkeklerle eşit olarak insan hakları ve temel özgürlüklerinden yararlanmalarını ve bu haklan kullanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dahil bütün uygun önlemleri alacaklardır.
Old 07-10-2007, 10:23   #15
Av.Turan

 
Varsayılan

ben türkiyede bu konuda bir ayrımcılık yapıldığını sanmıyorum.hatta kadınların toplumumuzda erkeklerden daha üstün tutulduğunu düşünüyorum. gerçek kadın bir elmas kadar değerli ve zariftir. herkesten üstündür. o nedenlede baş üstünde tutulması gerek.kendisini erkekle eşit seviyeye düşürmemesi gerek. erkek yaratılış olarak zorluğu, kadınsa güzellik ve zerafeti temsil eder. neden kendisini toprak gibi olan erkeğin seviyesine indirsin o zerafet???
Old 07-10-2007, 18:01   #16
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Av.Turan

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi
Madde 4
Kadın ve erkek eşitliğini fiilen sağlamak için Taraf Devletlerce alınacak geçici ve özel önlemler, işbu Sözleşmede belirtilen türden bir ayrım olarak düşünülmeyecek ve hiçbir şekilde eşitsizlik veya farklı standartların korunması sonucunu doğurmayacaktır.
Fırsat ve uygulama eşitliği hedeflerine ulaşıldığı zaman bu önlemlere son verilecektir.


Yazışmayı yukarıdaki sözleşmeye bağlı olarak sürdürmekten yanayım.

Alıntı:
hatta kadınların toplumumuzda erkeklerden daha üstün tutulduğunu düşünüyorum

Bir de tartışmanın göstergeler belirtilerek devam etmesinden yanayım.

Parlementoda
Kadınlar % 9 erkekler %91

Belediye başkanlıklarında

Kadınlar %0,56, erkekler %99,44

Yüksekögretimde

Kadınlar %42 erkekler %58

Çalışma yaşamında

Kadınlar %24 erkekler %76

Üst yönetim kademelerinde

Kadınlar %6 erkekler %94

Mülkiyette

Kadınlar %10 erkekler %90


Bu durumda kadınların "el üstünde tutulmaya" değil fiilen gerçekleşen eşitliğe ihtiyaçları bulunmaktadır.
Old 17-10-2007, 23:02   #17
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Türkiyenin Süper Kadınlarına Kota

Türkiye’nin ‘süper kadınları’na kota gerek


Yasalar çerçevesinde ‘yurttaş kadın’ olabilirsiniz ama anne, eş ve gönüllü sosyal hizmetler görevlerinizi de yerine getirmek koşuluyla. ‘Özel önlem’ veya ‘kota’ya gerek yok, serbest rekabet var, sen ikinci sınıf vatandaş mısın ki kota istiyorsun? Yurttaş kadınlarımız annelik ve eş vazifelerini yaparak aynı zamanda ev temizliği ve yemek işlerini de ihmal etmeden ve tabii genç kalmayı ve bakımlı olmayı da başarmak suretiyle çalışıp yükselebilirler. Bu arada milletvekili de olabilirler elbette.


SELMA ACUNER*



ANAYASA üzerinden gelişen tartışmalar kaçınılmaz olarak eşitlik ve kota kavramlarını gündeme getirdi. Bu iki kavram kapsamlı, karmaşık ve tarihi bir içeriğe sahip. Kota üzerinden süregelen ‘atışmalar’ ise esas sorunun eşitlik kavramı üzerinde olduğunu ve bu konuda ‘ortak bir dil’ geliştirmenin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Görünüşte çok çekici ama içerik olarak son derece sınırlı olabilen eşitlik ilkesi, ön açıcı olabileceği kadar dışlayıcı bir karaktere de sahip. Kısacası ‘herkes eşittir’ demekle mesele çözülmüş olmuyor. Genel olarak, yasalar önünde eşitliğin, sonuçta herkes için eşitliği sağlayacağı düşünülür. Aslında durum hiç de öyle değildir. Ne var ki eşit haklar kavramı modern ve demokratik olduğu varsayılan toplumlarda ‘bütün insanlar eşit yaratılmıştır’ ilkesi ile aşılmaya çalışılmaktadır. Bu anlayış siyasal yapılanmaların da sıkı sıkıya tutunduğu bir hedef olmuştur. Sorun da tam burada başlamaktadır. Çünkü farklılıkları yok sayarak herkesi ‘aynılaştıran’ böylesi bir eşitlik tanımlaması, eşitsizliği yaratan koşulları kolaylıkla göz ardı eder.

Başınızın çaresine bakın!

Modern toplumlar, ‘farklılık’ biçimlerini kabul ediyor görünmekle birlikte, toplumsal eşitlik meselesinin siyasal boyutunu irdelemekten kaçınarak, fırsat önceliği/özel önlem politikalarından veya bunun çok bilinen bir aracı olan ‘kota’ gibi uygulamalardan olabildiğince uzak durmayı yeğler ve kadınları bir yerde kaderleriyle baş başa bırakır. Nasıl mı?

Kadınlara ailenin/hanenin temel direği tanımı çerçevesinde anne, eş rolü biçilir. Yetmedi, ücretsiz emek karşılığı çocuk, yaşlı, hasta bakan dolayısıyla da kamunun görevi olan sosyal hizmetlerden sorumlu kişi rolü de verilir. Diğer taraftan, yurttaşlık statüleri çerçevesinde kamusal alanda yer alabilecekleri ve önlerinde hiçbir engel olmadığı söylenir ama en temel gereksinimleri olan çocuk bakım hizmetleri gibi destek politikalar sağlanmaz.

Çalış senin de olur

Dolayısıyla kadınlardan, bu çok pahalı hizmetleri kendi başlarına halledecekleri varsayılarak eşit rekabete girmeleri beklenir. Kısacası kadınlara, anayasa/yasalar çerçevesinde ‘yurttaş kadın’ olabilirsin ama anne, eş ve gönüllü sosyal hizmetler uzmanı görevlerini de yerine getirmek koşuluyla deniliyor. Bu durumda kadınlar için eşit haklar ve yurttaş olma kefesi aşağı doğru kaymaya başlıyor.

‘Özel önlem’ veya ‘kota’ talep ettiği zaman da ‘anayasal bir engel yok, serbest rekabet var, sen ikinci sınıf vatandaş mısın ki kota istiyorsun? deniyor. Amaaa çocuklara, yaşlılara da sen bak, yemeği de pişir, evi de temizle, annelik de yap, ayrıca bir eş olarak görevlerini de yerine getir, hatta bakımlı filan da ol.

Bu arada istersen kamusal alanda da çalış, yüksel ve hatta milletvekili de ol. Peki kadınların bütün bunlardan sorumlu görülmeyen erkeklerle eşit rekabete girmelerini beklemek adaletli mi? Ya da kadınlar ‘süper varlıklar mı?’ Acaba hiçbir destek politika almadan dağları devirmesi beklenen kadınlara ‘süper kadın yurttaşlar’ diye ayrı bir başlık mı açsak, ne yapsak?

Bu süper kadınların yüklerini ve hayatlarını normalleştirmek için fırsat eşitliği lazım, kota lazım.

Aileye/özel alana delege edilen kadınlar, temsil, yurttaşlık hakları ve kaynakların bölüşümünden pay almakta zorlanacağı açıktır. Kutsallaştırılmış ve soyutlaştırılmış bir eşitlik kavramı kadın yoksulluğu gibi en temel eşitsizliği de dikkate almaz, tersine varlık nedeni bu eşitsizliği maskelemeye dönüşebilir. Bu durum, eşitsizliği gidermede bir çözüm olarak kadınlara destek politikalar oluşturmanın zeminini meşrulaştırmaktadır. Ancak kaynakların yeniden dağılımını da içinde barındıran bu uygulamaların sağ veya sol hükümetler farketmeksizin hepsi tarafından dirençle karşılanacağını da akılda tutmak gerek.

Bu tür uygulamaları bir yükümlülük haline getiren en önemli uluslararası yasal doküman olan CEDAW Sözleşmesi’ni Türkiye 1985’te onaylamıştır. Sözleşmenin 4. maddesi eşit toplumsal sonuçlar veya fiili eşitliği sağlama açısından büyük önem arzeder. Yeni anayasa tasarısı tartışılırken hem bu yükümlülüğümüz ve hem de adaylık süreci nedeniyle yine yükümlü olduğumuz AB eşitlik müktesebatını da önemle göz önünde bulundurmalıyız.

Özel önlem politikaları; bir cinsiyet grubu tarafından yaşanmak zorunda kalınan dezavantajlardan yola çıkıp koşulları çeşitlendirerek sonuçlarda eşitliği sağlamayı amaçlar. Türkiye’de kadınların hem yerel yönetimlerde hem de (son seçimlerde 50 kadın milletvekili ile durum biraz düzelmiş olsa da) parlamentoda ‘temsil krizi’ vardır. Bu nedenle yeni anayasa taslağında kadınlar için ‘kota’ uygulamalarına temel sağlayacak 10. madde (taslaktaki 9. madde) kadınların talepleri doğrultusunda düzenlenmelidir.

‘Özel önlem’ şarttır

Bu tür uygulamaları yapmış olan Arjantin, İspanya, liste kotası ve tercihli oy uygulaması ile çifte kota uygulayan Belçika gibi ülkelerde kadın temsilinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Arjantin’de kotanın yasallaşması sonucunda ilk seçimlerde kadın temsil oranı yüzde 4’ten yüzde 27’ye fırlamıştır.

İspanya’da Zapatero hükümetinin kadınların eşit temsili konusundaki inançlılığının sonucu da olarak 16 kişilik kabinenin 8’i kadın olarak belirlenmiştir. Finlandiya’da ise yüzde 40 kota uygulamasının da somut sonucu olarak 2007 Mart ayında yapılan genel seçimler sonrasında ve yeni hükümetin siyasi kararlılığı sonucunda 20 bakanlı kabinede 12 kadın yer almıştır.

Şurası açık ki, herhangi bir sistemde kadın hakları konusunda reformlar gerçekleştirebilmek siyasi bir meseledir ve politika oluşturma süreçlerinin sivil hareketlerin talepleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını gerektirir. Zorlu bir süreçtir, sabrın ve aklın yanısıra, siyasi ve toplumsal kararlılık gerektirir.

Cinsiyetlerarası eşitlik politikalarının başarılı olabilmesi için çeşitli koşullardan söz edilebilir ama en önemlisi siyasal iktidarların kararlılığıdır. Anayasa tartışmaları bu siyasi kararlılık açısından önemli bir test olacaktır. Katılımcı demokrasiyi ve kadın hakları konusunu sözde değil özde içselleştirmiş bir hükümet ve Türkiye’den bahsetmek için önümüzde önemli bir fırsat vardır. Dileğim bu tarihi fırsatın kesinlikle kaçırılmamasıdır.
SELMA ACUNER*

14.10.2007

http://www.stargazete.com/gazetearsi...ay=10&yil=2007
Old 29-10-2007, 12:50   #18
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Eşitlik anayasaya dönüyor


AKP’nin anayasa taslağından çıkartılan kadın-erkek eşitliği yeniden taslağa giriyor.

TESEV’in düzenlediği bir toplantıda anayasa taslağı ile ilgili soruları yanıtlayan Prof. Ergun Özbudun, gelen tepkiler üzerine AKP’nin, Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki "Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yasama geçmesiyle yükümlüdür" ifadesinin korunmasına karar verdiğini açıkladı.

"Zaten taslakta kadın erkek eşitliği var. Ayrıca pozifit ayrımcılığın temelini inşa ettik ama duygusal tepkilerle karşılaştık" diyen Prof. Özbudun, "kadınların 9. maddeden ayrıldığını" söyledi.

Taslakta 9. maddede kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler ile birlikte toplumun özel surette korunmaya muhtaç kesimi olarak niteleniyor ve onlar için devletin sağlayacağı ek önlemlerin eşitlik ilkesini bozmayacağı değerlendirmesi yapılıyordu.

Anayasayı hazırlayan ekip, bu şekilde kadın hareketinin pozitif ayrımcılık talebine de kapının aralandığını iddia ediyordu.

Ama 10. maddenin olduğu gibi korunması, kadın hareketinin önerilerinin ciddiye alındığı anlamını taşımıyor.

Bu, "İşte size dokunmuyoruz. 10. maddede kalın ama diğerlerine dolaylı biçimde tanınan pozitif ayrımcılıktan da vazgeçin" anlamına gelmiyor mu?

Kadın hareketi, taslağa karşı çıkarken 10 madde olduğu gibi kalsın hiçbir değişiklik yapılmasın demedi, aksine kendi önerisini de ortaya koydu.

Anayasa Kadın Platformu, kadın erkek eşitliği toplumda fiilen sağlanana kadar devletin kota dahil hukuksal ve kurumsal geçici ve özel önlemler almasını öngören bir düzenlemenin yapılmasını istiyor.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=55084
Old 05-12-2007, 21:23   #19
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Kadınlar anayasal eşitlik istiyor

Anayasa Kadın Platformu'na 200'den fazla kadın örgütü destek veriyor.

Birçok kanunun değişmesinde rol alan kadınlar şimdi anayasa değişikliği için sahnede. Kadınlar kâğıt üzerindeki eşitliğin yetersiz olduğunu, uygulamada eşitlik için adım atılması gerektiğini söylüyor



İSTANBUL - Bugün kadınların seçme ve seçilme yasal hakkına kavuşmasının 73. yıldönümü. Ancak 73 yıl sonra kadınlar TBMM'de yüzde 9.1, yerel meclislerde yüzde 0.5 oranında temsil ediliyor. 2006-2007 yılı BM Kalkınma Programı Dünya İnsani Gelişme Raporu'na göreyse Türkiye fiili toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gösteren endekste 111. sırada. Bu kara tabloya karşı mücadele eden kadın hareketinin hazırlanan yeni anayasa taslağında eşitliği sağlamak için önerileri var. 200'den fazla kadın örgütü bir araya geldi ve taslağın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını istedi. Şimdiye kadar bir çok yasa değişikliğinde etkili olmayı başaran kadınlar, yeni anayasanın eşitlik maddesinde devletin, kadın ve erkeklerin
eşit haklara sahip olmasını fiili olarak gerçekleştirmekle yükümlü olduğunun belirtilmesini istiyor. Kadınlar, fiili eşitliği sağlamayan bir anayasanın kazanım getirmeyeceği görüşünde.

05/12/2007
UMAY AKTAŞ SALMAN
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=240707
Old 06-12-2007, 12:58   #20
Güldal

 
Varsayılan Kadin Plaformunun Anayasa Taleplerİ

200 örgüt, Anayasa için el ele verdi
DEMOKRATİK, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE EŞİTLİKÇİ BİR ANAYASA İÇİN; ANAYASA KADIN PLATFORMU'NUN TALEPLERİ


Anayasa, sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi değil, Avrupa Sosyal Şartı, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve eki tavsiye kararları gibi Türkiye'nin taraf olduğu tüm ilgili sözleşme, direktif ve sözleşmeler referans alınarak hazırlanmalıdır.


AKP tarafından Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki bir grup akademisyene hazırlatılan ve 13 Eylül 2007 tarihinde kamuoyuna açıklanan taslak üzerinden taleplerimiz:


Madde NoAnayasa TaslağıAnayasa Kadın Platformu Değişiklik TalebiBaşlangıç MaddesiHerkesin insan haysiyetinden kaynaklanan evrensel hak ve hürriyetlere sahip olduğu inancıyla hareket eden, her türlü ayrımcılığı reddeden, farklılıklarımızı kültürel zenginliğimizin kaynağı olarak gören bir eşitlik anlayışına sahip biz Türk Milleti; insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyetin kurum ve kurallarını düzenleyen bu Anayasayı, egemen irademizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemâl Atatürk'ün çağdaş uygarlık hedefi ile ebedî barış idealine olan bağlılığımızın ifadesi olarak kabul ve teyid ederiz.Anayasanın gerekçesinde ve başlangıç maddesinde, "her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı, sorunların şiddet yoluyla çözümünü reddeden; toplumsal barış ve uzlaşmayı amaçlayan; farklılıklarımızı kültürel zenginliğimizin kaynağı olarak gören bir eşitlik anlayışına sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları" olarak insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı, eşitlikçi, çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü bir demokrasi ve sosyal adalet ilkelerine bağlı, çevreye ve hayvan haklarına duyarlı, demokratik ve lâik Cumhuriyetin kurum ve kurallarını düzenleyen bir anayasal düzen içinde yaşama kararlılığı net bir biçimde belirtilmelidir.Madde 4: Devletin Temel Amaç ve GörevleriDevletin temel amaç ve görevi, insan haysiyetini korumak, kişilerin hak ve hürriyetlerini kullanmalarının önündeki bütün engelleri kaldırmak ve halkın huzur, güvenlik ve refahını sağlamak suretiyle insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır.Devletin temel amaç ve görevi, demokrasiyi, insan onurunu korumak; kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamak; kişilerin hak ve özgürlüklerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkelerine aykırı olarak sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırmak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak suretiyle insanların maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır.Madde 9: Eşitlik(1) Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.(2) Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.(3) Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunmayı gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.(4) Devlet organları ve idare makamları, bütün eylem ve işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.(1) Herkes dil, ırk, etnik köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep, medeni hal, yaş, engellilik ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmek-sizin yasa önünde eşittir.(2) Doğrudan, dolaylı veya sonuçlardaki her türlü ayrımcılık yasaktır. (4) Devlet, kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olmasının fiili olarak gerçekleştirilmesi, kadın-ların önündeki mevcut engellerin kaldırılması, hayatın tüm alanlarında gerçek bir fırsat ve uygulama eşitliği yaratılması ve atamayla ve seçimle oluşan tüm karar organlarında kadınların eşit temsil ve katılımını sağlamak dahil hukuksal ve kurumsal tüm geçici özel önlemleri almakla yükümlüdür. Bu özel önlemler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz. (5) Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak engelliler, çocuklar ve yaşlılar lehine alınacak özel önlemler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.Maddeler: 19, 21, 22, 24, 26, 29, 31, 32Madde 19: Özel Hayatın ve Aile Hayatının Gizliliği ve KorunmasıMadde 21: Konut Dokunulmazlığı HürriyetiMadde 22: Haberleşme HürriyetiMadde 24: Din ve İnanç HürriyetiMadde 26: İfade HürriyetiMadde 29: Çalışma, Teşebbüs ve Sözleşme HürriyetiMadde 31: Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Düzenleme HürriyetiMadde 32: Hak Arama Hürriyeti ve Adil Yargılanma HakkıTemel hak ve özgürlükler "genel ahlak", "milli güvenlik", "kamu düzeni" ve "genel sağlık" gibi soyut ve keyfi, içeriği kişiden kişiye, zamandan zamana değişen gerekçelerle sınırlandırılmamalıdır. Dolayısıyla, taslağın bu maddelerindeki bu ifadeler çıkarılmalıdır.Madde 12: Dernek Kurma Hürriyeti(1) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ve üyelikten ayrılma hürriyetine sahiptir.(2) Dernek kurma hürriyeti millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.(3) Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, gecikmesinde sakınca varsa millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde, kanunla yetkili kılınan merci, derneği faaliyetten men edebilir. Bu merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.(4) Birinci fıkra hükmü, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve genel kolluk mensuplarına, hâkim ve savcılar ile bu meslekten sayılanlara ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde diğer kamu hizmeti görevlilerine sınırlamalar getirilmesine engel değildir.(5) Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.(1) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ve üyelikten ayrılma özgürlüğüne sahiptir.(2) Devlet, vatandaşların her düzeyde alınan kararlara ve uygulamanın denetimine demokratik katılımını sağlamak amacıyla sivil toplum örgütlenmesini ve örgütlerini destekler. (3) Dernek kurma özgürlüğü başkalarının temel hak ve özgürlüklerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.(3) Dernekler, yasanın öngördüğü hallerde yargıç kararıyla kapatılabilir ya da faaliyetten alıkonulabilir.Madde 36: Seçme ve Seçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma(2) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı organının yönetim ve denetimi altında yapılır. Yurt dışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmelerini sağlayacak esaslar kanunla belirlenir.(2) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, cinsiyetler arası eşit temsil ve katılımı fiilen sağlayacak şekilde özel önlemler alınarak yargı organının yönetim ve denetimi altında yapılır. Yurt dışında bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmelerini sağlayacak esaslar yasayla belirlenir.Madde 37: Siyasi Parti Kurma Hürriyeti(5) Devlet, siyasî partilere, yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, partilerin alacakları üye aidatının ve bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.(5) Devlet, siyasî partilere, cinsiyetler arası fırsat eşitliğini sağlamayı da gözeterek kullanılmak üzere yeterli düzeyde ve hakça malî yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, partilerin alacakları üye aidatının ve bağışların tâbi olduğu esaslar yasayla düzenlenir.Madde 38: Siyasî partilerin uyacakları esaslar(1) Siyasî partilerin tüzük ve, programları ile fiilleri, insan haklarına, Devletin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne, demokrasiye, cumhuriyete ve lâikliğe aykırı olamaz.(1) Siyasî partilerin tüzük ve programları ile fiilleri, insan haklarına, Devletin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne, demokrasiye, cumhuriyete ve lâikliğe aykırı olamaz. Siyasi parti teşkilatlarının tüm karar organları cinsiyetler arası eşit temsil ve katılımı fiilen sağlayacak esaslara göre oluşur.Madde 39: Kamu Hizmetlerine Girme Hakkı(1) Her vatandaş, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.(2) Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.(3) Yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere, kamu hizmetinde görev alanların mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerin tekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir.(3) Göreve alınmada görevin gerektirdiği nitelikler saklı kalmak kaydıyla cinsiyetler arası eşitliği sağlamak esastır ve bunun için devlet özel destekler dahil olmak üzere gereken her türlü önlemi alır.Madde 40: Vatan HizmetiVatan hizmeti, her vatandaşın hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Türk Silâhlı Kuvvetlerinde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.Ekonomik ve sosyal yaşamda yüzyıllardır süren negatif ayrımcılık nedeniyle eğitim, iş ve benzeri alanlarda her türlü yarışa dezavantajlı olarak başlayan kadınların bir de zorunlu vatan hizmeti uygulamasıyla yükümlü tutulması ihtimalini içermesinden dolayı, günümüz koşullarında kadınlar açısından ek sorunlar doğuracağı için bu maddenin değiştirilmesini talep ediyoruz.Madde 42: Bilgi edinme, dilekçe ve başvuru hakları(1) Herkes bilgi edinme, dilekçe ve başvuru haklarına sahiptir. Yabancılar için bilgi edinme hakkı karşılıklılık esasına düzenlenir.(2) Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama başvurma hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.(1) Herkes, TBMM dahil her türlü kamu makamına bilgi edinme ve şikayet amaçlı, dilekçe vermek, yasa teklifi yapmak dahil başvuru ve yazılı yanıt alma haklarına sahiptir. Yabancılar için bilgi edinme hakkı karşılıklılık esasına düzenlenir.(2) Vatandaşların anayasa mahkemesine bireysel ve topluca başvurma hakkı vardır.Madde 43: Ailenin korunmasıAile, toplumun temelidir; eşler arasında eşitliğe dayanır ve her türlü hukukî, ekonomik ve sosyal korunmadan yararlanır.(1) Aile, eşler arasında eşitliğe, ev işleri, çocukların bakım ve yetiştirilmesinde ve diğer tüm bakım işlerinde eşit sorumluluğa dayanır ve her türlü hukukî, ekonomik ve sosyal korunmadan yararlanır.(2) Devlet, aile içi şiddet ve namus cinayetlerinin insanlık suçları olduğunu kabul eder ve önlenmesi için her türlü önlemi almakla yükümlüdür.Madde 45: Eğitim ve öğrenim hakkı(1) Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.(2) Eğitim ve öğretim, demokratik, lâik, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.(3) Temel eğitim, bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.(4) Özel ilk ve ortaöğretim okullarının bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları için öngörülenler dikkate alınarak kanunla düzenlenir.(5) Eğitim ve öğretim dili Türkçedir. Türkçeden başka dillerde eğitim ve öğretim yapılması ile ilgili esaslar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kanunla düzenlenir.Alternatif 1(6) Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.Alternatif 2 (6) Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.(7) Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.(1) Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet eğitim ve öğrenimden kadınların her düzeyde eşitçe yararlanması için gerekli özel önlemleri almakla yükümlüdür. (3) Devlet, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmakla yükümlüdür. Parasız okul öncesi eğitim kurumlarının yaygınlaşması için Devlet, yerel yönetimler ve özel kurumları da içerecek şekilde politikalar üretmek ve desteklemekten sorumludur.(5) Eğitim ve öğretim dili Türkçedir. Türkçeden başka dillerde eğitim ve öğretim yapılmasıile ilgili esaslar, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak yasayla düzenlenir.Madde 46: Çalışma ile ilgili esaslar(1) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışanları ve işsizleri korumak, istihdamı artırmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.(2) Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.(3) Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar, çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Kadınlar ve erkekler arasında işe alınma, çalışma şartları ve ücretler bakımından ayrımcılık yapılamaz.(4) Çalışanlar dinlenme, ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık izin haklarına sahiptir.(5) Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alır.(6) Asgarî ücretin tespitinde, çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu göz önünde bulundurulur.Anayasa Kadın Platformu bu Maddenin isminin "Çalışma ve Dinlenme Hakkı" olarak değiştirilmesini önermektedir.(Yeni fıkra: 1) Her T.C. vatandaşı eşitlik ilkesiyle uyumlu bir biçimde gelir karşılığı çalışma hakkına sahiptir.(2) Devlet, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışanları, işsizleri ve iş gücü dışında kalanları korumak, istihdamı artırmak ve aile ve iş yaşamının uyumlaştırılmasını sağlamakla yükümlüdür ve bunun için gerekli tüm önlemleri alır.(3) Kimse, yaşına ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.(4) Küçükler ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar, çalışma koşulları bakımından özel olarak korunurlar. Kadınlar hamilelik ya da yeni doğum yapma gibi doğurganlık hakları açısından korunurlar. Kadınlar ve erkekler arasında işe alınma, çalışma şartları ve ücretler bakımından ayrımcılık yapılamaz. Evlilik, hamilelik ve doğum nedeniyle işten çıkarma yapılamaz.(5) Çalışanlar dinlenme, ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık izin haklarına sahiptir.Yeni fıkra: (6) Kamu ve özel sektör işe alımlarında kadın-erkek eşitliği ilkesi esastır ve devlet bu ilkenin uygulanması için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. (7) Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli önlemleri alır.Yeni fıkra: (8) Kamu ve özel sektör ayrımı gözetilmeksizin işverenler çocuk bakım hizmetleri sağlamakla yükümlüdür.Madde 47: Sendika Kurma Hakkı(2) Sendikaların ve üst kuruluşlarının kuruluş, yönetim ve işleyişleri demokratik esaslara aykırı olamaz.(2) Sendikaların ve üst kuruluşlarının kuruluş, yönetim ve işleyişleri demokratik esaslara aykırı olamaz ve cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine uygun olarak belirlenir.Madde 49: Sağlık ve sosyal güvenlik hakları ile sosyal yardım ve hizmet(1) Herkes, sağlık ve sosyal güvenlik haklarına sahiptir.(2) Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimlerini, malûl ve gazileri, engellileri, yaşlıları ve korunmaya muhtaç çocuklar gibi kesimleri özel olarak korur.(3) Devlet, bu hakları sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar.(1) Herkes, sağlık ve sosyal güvenlik haklarına sahiptir.(2) Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimlerini, malûl ve gazileri, engellileri, yaşlıları ve korunmaya muhtaç çocuklar gibi kesimleri özel olarak korur. Yeni fıkra (3) Devlet, ev kadınları da dahil olmak üzere tüm kadınların sağlık ve sosyal güvenlik haklarına sahip olmaları için özel önlemler alır. Yeni fıkra (4) Devlet kadınların üreme sağlığı ve doğurganlık hakları konularında ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetleri sağlamak, gebelik ve sonrasında destekleyici politikaları hayata geçirmekle yükümlüdür. (5) Devlet, bu hakları sağlayacak gerekli önlemleri alır ve teşkilatı kurarMadde 50: Devletin sosyal ve ekonomik ödevlerinin sınırlarıDevlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen ödevlerini, bu ödevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Bu maddenin tamamen çıkarılmasını talep ediyoruz.Madde 51: TBMM'nin Kuruluşu(1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur.(2) Milletvekillerinden dörtyüzellisi kanundaki esaslara göre belirlenen seçim çevrelerinden seçilir. Yüz milletvekili ise siyasî partilerin ülke seçim çevresi için düzenleyeceği listelerden nispî temsil esasına göre seçilir.(1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım esaslarına uygun olarak belirlenen seçim çevrelerinden, genel oyla ve nispi temsil esasına göre seçilen .... milletvekilinden oluşur.Madde 55: Seçimlerin Genel Yönetimi ve Denetimi(3) Yüksek Seçim Kurulu, yedi asıl, dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile dört yıllığına seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilir. Üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.(3) Yüksek Seçim Kurulu, seçim sonucunda her bir cinsiyetin artı/eksi 5 tolerans payıyla en az yüzde 50 temsil ve katılımını sağlama ilkesine uymayan aday listelerini reddetme ve listelerini bu ilkeye uygun olarak düzeltmeyenlerin seçim dışı bırakılmasına karar vermek yetkisine sahiptir.Madde 71: Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Düzeni ve Çalışma Esasları(2) Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının milletvekili sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Meclis Başkanlığı için aday gösteremezler.(5) Başkanvekillerinin, kâtip üyelerin ve idare amirlerinin sayısı ve seçim usulleri Meclis İçtüzüğünde belirlenir.(2) Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının milletvekili sayısı oranında katılmalarını ve cinsiyetler arası eşit temsili sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Meclis Başkanlığı için aday gösteremezler.(5) Başkanvekillerinin, kâtip üyelerin ve idare amirlerinin sayısı ve seçim usulleri Meclis İçtüzüğünde cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi gözetilecek şekilde belirlenir.Madde 72: İçtüzük ve Siyasi Parti Grupları:(1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür.(2) İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine milletvekili sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir.(2) İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine milletvekili sayısı oranında ve cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi çerçevesinde katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir.Madde 84: Bakanlar Kurulu Kuruluş(3) Bakanlar, milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaş-kanınca görevlerine son verilir.(3) Bakanlar, milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından, cinsiyetler arası eşit temsil esasına uygun olarak Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşka-nınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.Yeni fıkra (.) Başbakan, Başbakan yardımcıları ve Bakanların seçim ve atamalarında cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi gözetilir.Madde 95: Merkezi İdare(1) Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayırılır.(2) İllerin idaresi, yetki genişliği esasına dayanır.(3) Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilâtı kurulabilir. Bu teşkilâtın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.Yeni fıkra (4) Merkezi idare teşkilatının oluşturulmasında cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesi uygulanır ve teşkilatın her düzeyinde bu eşitliği sağlamakla yükümlü özel kurullar oluşturulur.Madde 96: Mahalli idareler(1) Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının müşterek mahallî ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirlenen, karar organları seçimle oluşan kamu tüzelkişileridir.(3) Mahallî idarelerin seçimleri, 36 ncı maddedeki esaslara göre dört yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler genel veya ara seçimleri, milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.(3) Mahallî idarelerin seçimleri, 36 ncı maddedeki esaslara ve cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine uygun olarak dört yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahallî idareler genel veya ara seçimleri, milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.Yeni fıkra (8) Mahalli idarelerin tüzel kişilikleri cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine uygun olarak oluşturulur, bu amaçla cinsiyetler arası eşitliği sağlamakla görevli kurullar oluşturmak başta olmak üzere gerekli tüm düzenlemeler yapılır ve önlemler alınır.Madde 101: Yükseköğretim Kurulu(2) Yükseköğretim Kurulu onbir üyeden oluşur. En az dördü farklı üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından olmak üzere, üyelerden altısı Bakanlar Kurulu tarafından seçilir. Üyelerden beşi ise farklı üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörler arasından kanun tarafından belirlenen usullere göre üniversitelerce seçilir.(2) Yükseköğretim Kurulu, üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörlerin kendi aralarından seçeceği onbir üyeden oluşur. Üyeler, cinsiyetler arası eşit temsil ilkesine uygun olarak seçilir.Madde 102: Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları(1) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.Yeni fıkra: (.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetimleri cinsiyetler arası eşit temsil ve katılım ilkesine uygun olarak belirlenir.Ek Madde ÖnerisiAnayasada, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın bir aracı olarak, ulusal eylem planları hazırlayacak ve uygulanmasını denetleyecek, kendine ait bir bütçesi olan, bağımsız bir Kadın-Erkek Eşitliği Ulusal Mekanizmasına yer verilmelidir.
RADİKAL
Old 06-12-2007, 22:35   #23
Atahun

 
Varsayılan

Habibe hanım ; Yeni Anayasa taslağında kadın hakları arzuladığınız şekilde kendine yer bulurmu bilmiyorum. Bunu zaman gösterecek. Ben, bir erkek olarak ve hayatın yükünü birlikte omuzladığımız kadınlarımızın, gücünü Anayasa' mızdan almaları gerektiği kanaatindeyim. Bunu, daha sağlıklı bir aile ve daha sağlıklı bir toplum açısından önemli buluyorum. Umarım siyasilerimiz de aynı anlayış içinde olur ve taleplerinize mümkün olduğunca yer verirler.

Herşeyin gönlünüzce olması dileklerimle...
Old 23-01-2008, 21:38   #24
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

BASIN AÇIKLAMASI


KAYGILIYIZ!

“Genel Ahlak”, “Adet”, “Adab”, “Örf” gibi muğlak ve göreli kavramların anayasada yeri yoktur ve temel hakların tanımlanmasında ölçüt oluşturmamaları gerekir. Anayasa’da kılık kıyafet konusunda bu tip kavramlarla ahlak ölçütü getirilmeye çalışılıyor olmasını Anayasa Kadın Platformu üyesi 200 kadın örgütü olarak kabul etmiyoruz!

Geçtiğimiz günlerde, Anayasa’nın “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” başlıklı 42.maddesine kimi gazetelerde “ceza hukuku ve genel ahlaka aykırı olmamak kaydı ile hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz”, kimisindeyse “ceza hukuku ile genel ahlaka, örf ve adetlere aykırı olmamak şartıyla….” cümlesinin ekleneceğine dair çıkan haberler bizi kaygılandırıyor.

Hükümet tarafından bir grup akademisyene hazırlatılan Anayasa Taslağı, dernek kurma, ifade, toplantı, gösteri ve yürüyüş düzenleme, konut dokunulmazlığı başta olmak üzere, temel hakların tamamına yakınını “genel ahlak” gerekçesiyle sınırlandıran maddeler içermekteydi. Anayasa Kadın Platformu olarak bu taslağa ilişkin yapmış olduğumuz çalışma sonucunda “genel ahlak” kriteri çerçevesinde sınırlandırılma içeren dokuz maddeye ilişkin olarak aşağıdaki talebi kamuoyuna ve Hükümete iletmiştik, tekrar hatırlatıyoruz:

“Temel hak ve özgürlükler “genel ahlak”, “milli güvenlik”, “kamu düzeni” gibi soyut ve keyfi, içeriği kişiden kişiye, zamandan zamana değişen gerekçelerle sınırlandırılmamalıdır. Dolayısıyla, taslağın bu maddelerindeki bu ifadeler çıkarılmalıdır.”

“Genel Ahlak”, “adet”, “edep”, “örf” gibi muğlak ve göreli kavramlar, temel hakların kısıtlanması için ölçüt olamazlar. Tarih, yasa uygulayıcıların bu kavramları özellikle kadınları mağdur edecek şekilde nasıl yorumladığına dair birçok önemli örnekle doludur. Kadınlara uygulanan şiddet ve haksızlıklar birçok zaman “ahlak, edep veya namus” üzerinden meşrulaştırılmıştır. Son yıllarda alabildiğine artan kadın cinayetlerinde, “dar kot pantalon, beyaz tayt giydi, göbeğine piercing taktı, vb. gerekçelerle yargı sisteminin, kadınları öldüren erkeklere, kadınların kıyafetleri üzerinden “haksız tahrik” indirimleri yapması, kadınları bekleyen tehlikenin ne denli somut ve yakıcı olduğunun kanıtıdır. En yakın örnek, Yargıtay’ın iki yıl birlikte yaşadıktan sonra ayrılan erkeğin kadına aldığı evi geri istemek üzere açtığı davada “Gayri ahlaki bir amacı sağlamak için verilen şeylerin geri alınması mümkün değildir” kararıyla, belli bir süre evlenmeden beraber yaşayan insanları “ahlaksız” yerine koymasıyla somutlaşmıştır. “Genel Ahlak” gibi içeriği son derece belirsiz kavramlar, daima kadınları, onların bedenlerini ve hayatlarını denetim ve baskı altında tutmak için kullanılmaktadır.




Anayasa’ya böyle bir düzenlemenin girmesiyle, iktidarların, kamu daireleri, üniversiteler ve benzeri birçok kurumu da kapsayacak şekilde, kadınların bluzlarının kol uzunluğundan, etek boyuna ve çorap rengine, hemşire önlüklerinin düğme aralıklarına kadar, kadınların kılık kıyafetine dair her şeyi düzenleyen yasa ve yönetmelikler çıkarılmasının önü açılmış olacaktır.

Bir sorunu çözmeye çalışırken, Anayasa’ya yepyeni sorunlara yol açacak, muğlak ve göreli kriterler içeren hükümler koymak yanlıştır. Aksi takdirde herhangi bir sorun çözülmeyeceği gibi, keyfi yorumlara açık olan “genel ahlak” gibi kriterlerle yeni sorunlar yaratılacak ve kadın-erkek herkesin özgürlükleri tehlikeye girecektir. Kılık kıyafet düzenlemeleri yönetmeliklerle düzenlenen konulardır ve çözüm zemini Anayasa değildir.

Türkiye’nin 50’den fazla ilinde örgütlü 200’den fazla kadın kuruluşunun üye olduğu, dolayısıyla milyonlarca kadını temsil eden ve kadın bedeni üzerinden siyaset yapılmasını reddeden Anayasa Kadın Platformu olarak Ekim ayından beri dile getirdiğimiz bu taleplerimizin dikkate alınmasını beklerken, kılık kıyafete de bir ahlak ölçütü getirilmeye çalışılıyor olmasını kabul etmemiz mümkün değildir.


Anayasa Kadın Platformu
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yeni Anayasa Av.Oğuzhan Dayar Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 76 01-09-2010 17:34
Yeni Anayasa Taslağı İle Getirilen Yenilikler – Önleme Amaçlı Yakalama mutlakadalet Ceza Hukuku Çalışma Grubu 1 10-11-2007 12:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,27571511 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.