Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Yargıtay: Alkollü araç kullanmak trafiği tehlikeye düşürmeyebilir

Yanıt
Old 04-09-2007, 11:37   #1
Av.Yüksel Eren

 
Varsayılan Yargıtay: Alkollü araç kullanmak trafiği tehlikeye düşürmeyebilir

Yargıtay'dan şaşırtan karar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, alkollü araç kullanırken yakalanan bir vatandaşa, “trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek” suçundan verilen adli para cezasını yerinde görmedi.

Alkol alan bir kişininin emniyetli şekilde araç kullanamayacak durumda olduğunun her somut olayda saptanmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Genel Kurul, alkol veya uyuşturucu madde kullanılmasına rağmen kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanabildiği hallerde “trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek” suçunun oluşmasına olanak olmadığına işaret etti.

Alkollü araç kullanırken yakalanan Ercan G. adlı vatandaş, trafikten men edilerek, Çorum 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nce, “trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek” suçundan adli para cezasıyla cezalandırıldı.

Adalet Bakanlığının, bu kararın kanun yararına bozulmasını istemesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını bozdu.

Daire, “alkollü olarak araç kullandığı belirlenen sanığın, araç kullandığı sırada alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğuna dair tıbbi bulgular veya sanığın dışa yansıyan davranışlarına bağlı olarak yapılan bir tespit ve delil olmaması karşısında sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşmayacağına” işaret etti.

BAŞSAVCILIK İTİRAZ ETTİ

İtiraz yoluna başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise polis memurları tarafından yapılan ölçümde 1.56 promil düzeyinde alkollü olduğu belirlenen sanığın sevk edildiği hastanede düzenlenen doktor raporuyla ileri derecede alkollü olduğunun tespit edildiğini, promil değerinin alınamadığını vurgulayarak, bu konuların trafik ceza tutanağı içerdiğini belirtti.

Başsavcılığın itirazında, sanığın ilgili yönetmeliğin izin verdiği miktarın 3 katından daha fazla miktarda alkollü durumda olduğuna işaret edilerek, şöyle denildi:

“Bu kadar yüksek promil değeri taşıyan alkollü olma durumunda, kişinin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olduğunun ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluştuğunun kabulü gerekmektedir. Mevcut duruma göre, sanığın alkolün etkisiyle güvenli bir şekilde araç kullanamayacağının tıbben saptanmasına da gerek bulunmamaktadır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşması nedeniyle yerel mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yerindedir.”

Başsavcılık, bu nedenlerle özel daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesini istedi.

KURUL KARARI

Dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin kararını yerinde görerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazını oy çokluğuyla reddetti.

Kurul'un kararında, Türk Ceza Kanunu'nun, alkollü araç kullanımında verilecek cezalara ilişkin 179. maddesinin 3. fıkrasında, “alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılmasının” öngörüldüğü belirtildi.

Bu maddeyle yaptırım altına alınan eylemin, alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması olduğu belirtilerek, bu suçun kasıtla işlenebilecek bir suç olduğu vurgulandı. Kararda, şöyle denildi:

“Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmayıp, kişinin bu halde emniyetli şekilde araç kullanamayacağını bilerek araç kullanması gerekmektedir. Kişinin emniyetli şekilde araç kullanamayacak durumda olduğunun her somut olayda saptanması zorunludur. Bir başka anlatımla, alkol veya uyuşturucu madde kullanılmasına rağmen kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanabildiği hallerde bu suçun oluşması olanaksızdır” denildi.

Kararda, sanığın, olay gecesi saat 00.45'de il merkezinde süratli araç kullanırken polis memurlarınca durdurulduğu, 1.56 promil alkollü oluğunun saptandığı ve para cezası uygulanarak aracının trafikten men edildiği anımsatıldı. Sanık hastaneye götürüldüğünde ise düzenlenen raporda, ileride derecede alkollü olduğu, promil değeri alınamadığı belirtildi.

Sanığın alkollü araç kullandığı sabitse de emniyetli şekilde araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı vurgulanan kararda, olay tutanağında, sanığın süratli araç kullandığının belirtildiği, ancak süratinin ne olduğu konusunda somut bilgi veya belge bulunmadığı belirtildi.

Olay yerine çağrılan trafik görevlilerince sanık hakkında, süratli araç kullanmakla ilgili bir işlem yapılmadığı kaydedilen kararda, “Sanığın, ileri derecede alkollü olduğuna ilişkin rapor düzenlenmiş, ancak emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak halde olduğuna ilişkin olarak uzman hekim tarafından verilmiş bir rapor da bulunmamaktadır. O halde sanığın yalnızca alkollü araç kullanması nedeniyle TCK'nın 179/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına olanak bulunmamaktadır. Yerel mahkemece, suçun unsurlarının oluşmadığı nazara alınmadan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, Özel Dairece bu nedene dayalı olarak hükmün bozulması yasaya uygundur” denildi.

KARŞI OYLAR

Çoğunluk görüşüne katılmayan bazı kurul üyeleri, Adli Tıp Kurumu'ndan son uygulamalara ilişkin getirtikleri rapor örneklerini incelediler.
Karşı oy gerekçesinde, bu raporların kapsamından Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nca 1.00 promil sınırının bu suçlarda ölçüt olarak kabul edildiği ve üzerinde bir değer saptandığında bu kişilerin her halükarda güvenli araç kullanamayacaklarının belirtildiği, bu değerin altında ise bazı tıbbi saptamalar yapılması gerektiğinin ortaya konulduğu belirtildi.

Somut olayda sanığın 1.56 promil alkollü olduğunun saptandığı belirtilen karşı oy gerekçesinde, bu nedenle TCK'nın 179/3. maddesindeki suçun unsurlarının oluştuğu görüşüne yer verildi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/72...d=180&a=212108
Old 04-09-2007, 18:15   #2
mutlakadalet

 
Varsayılan

Öncelikle şu iki hususu birbirinden ayırmakta yarar var: “5237 Sayılı TCK’nin 179.maddesinde düzenlenen Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma suçu ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48.maddesinde düzenlenen alkollü araç kullanma yasağı birbirinden ayrı unsurları olan suçlardır.” Bu yüzden bu haberi okuyan vatandaşlarımız şunu bilmelidirler ki; Yargıtay’ın vermiş olduğu karar neticesinde alkollü araç kullanmak caiz hale gelmemiştir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 48.maddesinin işareti ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97.maddesi çerçevesinde söyleyebiliriz ki; “taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri dışındaki sürücüler 0.50 promilin üzerinde alkol aldıkları halde araç kullanamazlar.” Söz konusu hükmü ihlal eden sürücüler, ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokabilecek durumda olduklarına bakılmaksızın cezalandırılırlar.

5237 Sayılı Ceza Kanunu’nun 179.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçun oluşması için ise öngörülmüş olan bir alkol miktarı söz konusu değildir. Yine bu suçun oluşması için Karayolları Trafik Kanunu’nun 48.maddesi çerçevesinde öngörülen alkol miktarı ile bir kıyaslamaya gitmek de doğru değildir.

TCK m.179/3’te yer alan suçun oluşabilmesi için kişi, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen aracı kullanmalıdır. Buradaki emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olunmasının belirlenmesi, promil bazında değerlendirilmemiştir. Şu halde somut olay bağlamında ilgili kişinin 1.56 promil alkollü olarak araç kullanmasından yola çıkarak, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olduğunu söylememiz doğru değildir.

Maddede öngörülen suçun oluşabilmesi için kimi zaman 0.25 promil dahi elverişli sayılabilecekken kimi zaman 2.00 promil dahi elverişli sayılamayabilecektir. Bu bakımdan 1.56 promil alkollü olarak araç kullanan kişinin, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olduğu tespit edilmedikçe, hakkında TCK m.179/3 çerçevesinde hüküm kurulması isabetli değildir.

Karşı oy gerekçesinde yer alan; “Adli Tıp Kurumu’nun ilgili suça özgü olarak 1.00 promil sınırını belirlemesi ise yasa ile bağdaşabilir değildir.” Zira yasa, bu suçun oluşabilmesi için promil bazında belirleme yapmaktan kaçınmış, kişilerin bünyeleri çerçevesinde somut olayın değerlendirilerek hüküm kurulmasını isabetli görmüştür.

Bu bakımdan 1.00 promilin üzerinde alkollü olmasına rağmen bünyesel özellikleri itibariyle, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edebilecek durumda olanlar (olma ihtimali olanlar) açısından adaletin yerine getirilebilmesi için somut olay bazında değerlendirme yapılması doğru olacaktır.

Saygılarımla.
Old 07-09-2007, 14:01   #3
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Bu kararın hukuki niteliğini anlamakta ben biraz güçlük çekiyorum. Kararı tatilim esnasında gazetelerden öğrendim ve haber öyle bir şekilde ifşa edilmişti ki sanki alkollü araç kullanırken yakalanan kişilere para cezası kesilemeyeceği gibi bir sanı ortaya çıkmış.

Sonuç olarak siz değerli arkadaşlarımda kararı biraz daha açmanızı rica ediyorum. Yani; bundan bir yıl, iki yıl yada daha önce alkollü şekilde araç kullanırken yakalananların ödedikleri 400 küsür liralık para cezası için yapabilecekleri birşeyler var mıdır?
Old 07-09-2007, 17:51   #4
Av.Betül Avcı

 
Varsayılan Tehlİkenİn ÖlÇÜsÜ Ne?

Yargıtay'ın trafikteki tehlikeyi değerlendirirken neyi ölçü olarak aldığını merak ediyorum.Alkol almış sürücülerin gerçekten trafikte kurallara uygun davranıp davranmayacağını nasıl taahhüt edilebilirve her gün yollarda katliam yaşatan alkollü sürücülerin sebep olduğu felaketler nasıl gözardı edilebilir?
Hukuktaki yorumları sadece teknik bir takım kurallara bağlamayıp sosyal ve toplumsal teamüllerin de göz önünde bulundurulması ile de mümkün olacağını öğrendik fakültede.Ama uygulamada önümüze çıkan bu hadiseler teoride öğrendiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiği yönünde düşünceye sevk ediyor.Umarım bu karar gün be gün artan alkol bağımlılığını (hatta ilkokul düzeyine inen )teşvik edici bir unsur haline dönüşmez.
Old 08-09-2007, 01:29   #5
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Sayın Avcı;

Cezayı kesen polisler de alkollü kişinin trafik güvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmediğini, yani kişinin kanındaki alkolden ne kadar etkilendiğini tayin edemez, bunu da hatırlatırım. Ellerindeki cihaz ve kan testi kişinin sadece alkollü olduğunu saptar.
Zaman gelir; 200 promil alkol kişinin davranışlarını etkilemezken; zaman gelir 80 promil kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğini büyük oranda yok eder. Bu ölçüt kişiden kişiye hatta aynı kişinin somut olaydaki psikolojik durumuna göre değişmektedir. O yüzdendir ki ABD'de alkol muayenesi sonucu alkollü olduğu ortaya çıkan kişiler düz bir çizgi üzerinde yürütülmekte ve yürüyebilirlerse trafik güvenliğini tehlikeye düşürmekten para cezası ile cezalandırılmamaktadırlar.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Son olarak ben ilgili kararla ilgili hala anlamadığım bir noktayı sizlere soruyorum.

Alkollü halde araç kullanan herkese trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçundan dolayı adli para cezası verilmekte midir?

Eğer öyleyse bu karar; bundan önce alkollü halde araç kullanırken yakalanıp devlete adli para cezası ödemiş kişilerin paralarını alabilecekleri anlamına mı gelmektedir?
Old 08-09-2007, 11:14   #6
mutlakadalet

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Oğuzhan Dayar
Alkollü halde araç kullanan herkese trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçundan dolayı adli para cezası verilmekte midir?


Sayın Dayar, alkollü halde araç kullanan herkese aynı zamanda trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçundan dolayı adli para cezası verilmemektedir; meğerki kişi, alkollü halde araç kullanmakla birlikte trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçunu işlemiş olmasın.

Alkollü olduğu halde araç kullananlara verilen para cezasının dayanağı ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 48.maddesidir:

Yönetmelik ile belirtilen miktarların (Karayolları Trafik Yönetmeliği Madde 97 > taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri dışındaki sürücüler için 0.50 promil) üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında 332 600 000 lira para cezası uygulanır ve bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygun görülenlere, geri alma süresi sonunda sürücü belgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.

Saygılarımla.
Old 08-09-2007, 11:23   #7
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Cevabınız için teşekkürler. Oldukça tatmin edici ve yeterli bir cevap oldu. Ancak saatlerdir karıştırdığım şu Karayolları Trafik Kanunu'nun(KTK) 48. maddesi oldukça kafamı yordu. Avukat olmadığımdan müvekkilim diyemiyorum; bir arkadaşım alkollü halde araç kullanırken yakalandı ve ehliyeti 6 ay alınarak trafikten men edildi. Buraya kadar her şey normal, ancak kesilen idari para cezasının tutarı KTK 48/5 uyarınca 448 Lira. Şimdi KTK 48/5'i karıştırınca fark ettim KTK'da 260 küsür lira cezadan bahsederken nasıl olmuş da 48/5'den ilk alkollü yakalanışta 450 lira ceza kesilmiş?

Bu konuda bilgisi olan bir kimse varsa ve beni de bilgilendirirse sevinirim. Sonraki gün Emniyet Müdürlüğüne gidip bunu sormayı düşünüyorum ancak o güne kadar mantıklı bir cevap bulursam bundan Emniyet'e gitmekle uğraşmam.

Saygılarımla
Old 08-09-2007, 11:48   #8
mutlakadalet

 
Varsayılan

Sayın Dayar, bu konuda net bir bilgim yok; ancak var olan bilgilerim üzerine yapacağım açıklamalar da havada kalacaktır. Zira olayda alkollü halde araç kullanmanın yanında başka bir ceza dayanağı da olabilir. Sanırım en doğru bilgiye emniyetten ulaşacaksınızdır.

Tartıştığımız kararla ilgili olarak, hukukçular ve madde bağımlısı uzmanı tarafından yapılan yorumları da paylaşmak gerekirse:

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Adem Sözüer, bu suçun yeni TCK’yla geldiğini hatırlatarak, Yargıtay’ın kararının “Alkollü araç kullanana ceza yok” şeklinde yorumlanmasının yanlış olacağını vurguladı.

DOÇ. SÖZÜER: BİR ALET ÜFLETMEKLE OLMAZ
Sözüer, şunları söyledi: “Trafik kuralını ihlal, Karayolları Trafik Kanunu’na göre idari para ceza gerektirir, TCK’ya göre suçtur. Kişi alkollüyse, saptanan promil derecesi ne olursa olsun, idari para cezası verilir. Bu kişi güvenli biçimde araç kullanacak durumda mı, değil mi; ikinci sorudur.

İşte suç olan da budur. Bu suçun da 2 yıla kadar hapis cezası söz konusu. Dolayısıyla iki yıl hapis cezasını gerektiren bir suçta kişinin gerçekten güvenli bir biçimde araç kullanıp kullanamayacağının somut bir biçimde tespit edilmesi lazım. Yani Yargıtay bu kararıyla, ‘Efendim, alkol için, çünkü hiç bir cezası yok’ demiyor. Tam aksine, trafik cezasıyla geçiştirilemeyeceğini, hapisle de cezalandırılabilecek bir suç olduğunu söylüyor. Ama, sadece bir alet üflemekle olmaz, bunun bir uzman tarafından tespit edilmesi gerekir, diyor.”

CEZA SABIKA KAYDINA İŞLENİR
“Kişi trafik polisinin kestiği para cezasını ödemezse hapse girmez, sabıkası da olmaz. Halbuki adli para cezasını mahkeme verir, tıpkı hapis cezası gibi bir cezadır ve adli para cezasını ödemeyen kişi hapse girer, sabıkasına işlenir. Bunun için iddianame hazırlanır, kişi yargılanır.”

DOÇ. KOCASAKAL: ALKOL TEK BAŞINA SOMUT TEHLİKE DEĞİL
“Yargıtay’ın kararına katılıyorum” diyen Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Ümit Kocasakal’ın yorumu ise şöyle oldu. “Yargıtay’ın kararına katılıyorum. Tehlike suçları, somut ve soyut olarak ikiye ayrılır. Soyut tehlike suçlarında hareketi yaptığınız anda zaten başka bir şey aramadan suç doğrudan doğruya oluşur. Ama somut tehlike suçlarında h
areketin yapılmasıyla birlikte o tehlikenin somut olarak da ortaya çıkması aranır. Burada Yargıtay, alkol kullanmış ama bu tek başına somut olarak trafik güvenliğini tehlikeye soktuğunu göstermez, bunun dışa yansıyan somut sonuçlarının ortaya konması lazım, diyor. Her somut olayda trafik güvenliği tehlikeye düşmüş mü düşmemiş mi onu arıyor.”

DOÇ. ÖGEL: HUKUKİ SONUÇ BEKLEMEMEK GEREKİR
Madde Bağımlısı Uzmanı Doç. Kültekin Ögel ise kararı, yarattığı fiziksel etkiler açısından değerlendirdi. Alkollü araç kullanan kişinin hukuken sonuç doğuracak bir eylem yapmasının beklendiğini söyleyen Ögel, şöyle devam etti:

DİKKAT DAĞILIR, HAREKET REAKSİYONLARI BOZULUR
“Alkol ve uyuşturucunun etkileri kişiden kişiye değişmkle birlikte örneğin, dikkat dağınıklığı oluyor, mesafe kavramı bozuluyor.
Farkındaysanız alkollü kişiler insanın burnunun dibine girerek konuşurlar. Bunlarda reaksiyon zamanı gecikir. Yani bir şeyi görüp, bir başka hareketi yapma noktasındaki reaksiyon zamanı bozulur ve gözün hareket reaksiyonu değişir. Örneğin; siz sabit duran öndeki arabaya bakıyorsunuz, ama yandan bir araba gelirse, dönme hızınız yavaşlıyor. Koordinasyon yani göz ile kol arasındaki iletişim de yavaşlıyor. Sol kol bir tarafa giderken sağ kol başka bir tarafa gidebilir.”

KİŞİ HER TÜRLÜ KAZAYA AÇIK OLABİLİR
“Yargıtay’ın kararına göre bu tür somut sonuçların ortaya çıkmasını beklemek gerekiyor ama ben sadece somut sonuçların beklenmesi değil, bu tür ihtimallerin de göz önüne alınması gerektiğini düşünüyorum.”

Doç. Ögel, hem alkol hem de uyuşturucu kullanmış bir kişinin kaza yapma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, bu durumun da toplum sağlığını tehlikeye attığının altını çizerek şöyle ekledi: “Bu, zehirli bir yemek satıyoruz ama herkesi zehirlemez, demeye benziyor. Belki 99 kişiyi zehirler ama bir kişiyi zehirlemez. Alkol ya da uyuşturucunun etkileri kişiden kişiye göre değişir, ama 100 promilin üstündeki alkolde, kişinin refleksleri ve koordinasyonu kesin bozuluyor ve her türlü kazaya açık olabiliyor. Yani bu karar, hukuken doğru olabilir ama toplum sağlığı açısından tehlikelidir.”


http://www.ntvmsnbc.com/news/419112.asp
Old 11-09-2007, 13:05   #9
av_sibelll

 
Karar

Bu konuda benim de bir sorum olacak. Bildiğim kadarıyla trafik tespit tutanaklarında alkollü kısmına şu kadar promil diye kayıt düşülüyor. Ve bu tespit alkol ölçme cihazı ile yapılıyor. Benim kafamı karıştıran durum trafik tespit tutanağında koklamakla alkollü ibaresi yer alırsa bu durum o kişinin alkollü olduğunu mu gösterir? Savcılık bu konuda promil ölçümünü dikkate almaktadır bildiğim kadarıyla. Şimdiden vereceğiniz bilgiler için teşekkür ederim.
Old 11-09-2007, 16:59   #10
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Sözkonusu yönetmeliğe göre alkollü olduğu zannıyla hakkında alkollüm araç kullanmak suçundan tutanak düzenlenen kişiye kesinlikle aletli promil kontrolü ve bir sağlık kurumunda tahlil yapılmalıdır ve ortaya çıkan promil tutanağa yazılmalıdır. Tutanak üzerinde eğer promil yazmıyorsa sulh ceza mahkemesinde açılacak davada söz konusu tutanak kesinlikle iptal edilecektir.


--------------------------------------------------------------------------


UYUŞTURUCU VE KEYİF VERİCİ MADDELER İLE ALKOLLÜ İÇKİLERİN ETKİSİNDE ARAÇ SÜRME YASAĞI
Madde 97 - Uyuşturucu, uyutucu ve keyif verici gibi özelliklere sahip doğal ve sentetik psikotrop maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Bunlardan uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici gibi doğal veya sentetik psikotrop madde almış olarak araç kullandığı tespit edilenler, almış oldukları maddelerin cins, miktar ve etki derecelerine bakılmaksızın araç kullanmaktan men edilirler ve haklarında
Trafik Kanununun 48 inci maddesine ve ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre işlem yapılır.
Uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içki almak suretiyle araç kullanan sürücülerin tespit veya teşhisinde aşağıdaki esas ve usuller uygulanır.
a) ( Değişik bend : 18/05/2007 - 26526 S.R.G Yön/23.mad ) Uyuşturucu veya keyif verici madde almış olanların tespiti esasları;
1) Herhangi bir uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici ve benzeri özelliklere sahip psikotrop madde almak suretiyle araç kullandığı şüphesi uyanan sürücülerin durumları teknik cihaz kullanılmak suretiyle tespit edilir. Teknik cihaz bulunmaması halinde bu sürücüler, tıbbi yönden incelenmek, kan veya idrar analizleri yapılmak üzere, adli tıp kurumu olan yerlerde bu kuruma, olmayan yerlerde ise Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkânlara sahip olan sağlık kuruluşlarına olay anından itibaren en geç 24 saat içerisinde Cumhuriyet savcılıkları aracılığı ile sevk edilir.
2) Bu sürücülerin kan veya idrar tahlilini yaptırmak üzere yukarıdaki yerlere bizzat sevkinin mümkün olmaması halinde; olay anından itibaren en geç 24 saat içerisinde Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş özel ya da resmi bir sağlık kuruluşuna usulüne uygun olarak aldırılacak kan veya idrar örneği, adli tıp kurumu olan yerlerde bu kuruma, olmayan yerlerde ise Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkânlara sahip olan sağlık kuruluşlarına gönderilerek durum tespit ettirilir.
b) Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı;
1) Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler.
2) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar.
c) ( Değişik bend : 18/05/2007 - 26526 S.R.G Yön/23.mad ) Alkollü içki almış sürücülerin ve kanlarındaki alkol miktarının tespiti esasları;
1) Alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler; alkol tespitine ilişkin tarih, saat ve ölçüm sonucu ile cihaza ait seri numarasını gösterir çıktı verebilen ve kalibrasyon ayarı yapılmış teknik cihazlar kullanılarak trafik zabıtası tarafından kontrol edilir.
2) Trafik kazalarında kazaya karışan sürücülerin alkol durumları, kaza tespit tutanağını tanzim eden görevlilerce, bu bendin (1) numaralı alt bendindeki özelliklere sahip teknik cihazlarla olay yerinde tespit edilerek, kaza tespit tutanağına yazılır.
3) Yaralanmalı ve ölümle sonuçlanan trafik kazalarında; yaralının durumunun aciliyeti gibi sebeplerle teknik cihazla ölçümün mümkün olmaması halinde; bu sürücülerin sevk edildikleri sağlık kuruluşlarınca kan almak suretiyle alkol tespitleri yapılır. Sevk edilen sağlık kuruluşunun kan üzerinden tahlil yapabilecek tıbbi ve teknik imkânlara sahip olmaması halinde; bu kuruluşlarca alınan kan örnekleri adli tıp kurumu olan yerlerde bu kuruma, olmayan yerlerde kan üzerinden tahlil yapabilecek tıbbi ve teknik imkânlara sahip Sağlık Bakanlığına bağlı resmi sağlık kuruluşularına gönderilerek alkol tespiti yaptırılır.
4) Bu bendin (1) numaralı alt bendinde belirtilen teknik özelliklere sahip olmayan cihazlarla yapılan ölçümlere vaki itirazlar ile mütecaviz davranışlarda bulunulması veya cihazla ölçüme mukavemet gösterilmesi gibi durumlarda; sürücüler adli tıp kurumu, adli tabiplik veya Sağlık Bakanlığına bağlı resmi sağlık kuruluşlarına olay anından itibaren en geç iki saat içerisinde sevk edilerek (1) numaralı alt bentte belirtilen teknik özelliklere sahip teknik cihazın özelliklerine eşdeğer özelliklerdeki teknik cihazlarla veya kan aldırmak suretiyle alkol tespitleri yaptırılır. Yapılan tespitin değerlendirilmesinde; tespiti yapan kurum/kuruluş tarafından olay anından tespit yapıldığı ana kadar geçen süre de göz önünde bulundurularak sonuç belirlenir ve çıkan sonuca göre yasal işlem gerçekleştirilir.
5) Kandaki alkol miktarının teknik cihazlarla ve kan alınarak laboratuvarda tespit imkânlarının bulunmadığı hallerde, alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler en yakın resmi sağlık kuruluşuna sevk edilerek, kurum hekimi tarafından alkol muayenesinden geçirilirler.
6) Yapılan tespit sonucunda belirlenen limitlerin üzerinde alkollü içki aldığı belirlenen sürücülerin Karayolları Trafik Kanununun 48 inci maddesine göre, birinci defada 6 ay, ikinci defada da 2 yıl süreyle sürücü belgeleri geçici olarak geri alınır. İkinci defa geri alma süresi sonunda sürücü, sürücü davranışı geliştirme eğitimine tabi tutulur ve başarılı olması halinde belgesi iade edilir. Üçüncü defa ve fazlasında ise, bu sürücüler, 6 aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar ve belgeleri 5 yıl süre ile geri alınarak psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar; bu süre sonunda yapılacak psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi neticesinde belgesinin iadesinde sakınca bulunmayanlara sürücü belgesi iade edilir. Muayene sonucunda sürücü belgesinin iade edilmesinde sakınca bulunanlara ise sürücü belgesi verilmez.
Alkollü olarak ölümlü ya da yaralamalı trafik kazasına neden olunması halinde ağır kusurun varlığı kabul edilir.
Bu madde hükümlerine uymayanlara, Karayolları Trafik Kanununun 48 inci maddesine göre işlem yapılır.




-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

c-1 ve c-4 bendlerine önemle dikkat etmenizi öneririm. Aradığınız cevabı bulacaksınız.
Old 11-09-2007, 22:04   #11
mutlakadalet

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av_sibelll
Bu konuda benim de bir sorum olacak. Bildiğim kadarıyla trafik tespit tutanaklarında alkollü kısmına şu kadar promil diye kayıt düşülüyor. Ve bu tespit alkol ölçme cihazı ile yapılıyor. Benim kafamı karıştıran durum trafik tespit tutanağında koklamakla alkollü ibaresi yer alırsa bu durum o kişinin alkollü olduğunu mu gösterir? Savcılık bu konuda promil ölçümünü dikkate almaktadır bildiğim kadarıyla. Şimdiden vereceğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

Sayın av-sibelll,
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97.maddesinin 4.fıkrasında düzenlenen alkollü içki almış sürücülerin ve kanlarındaki alkol miktarının tespiti esasları başlıklı bentte yer alan bilgilerden hareketle şu belirlemeleri yapabiliriz:

Kandaki alkol miktarının tespitinde öncelikle standartları belirlenmiş teknik cihazlar kullanılacaktır. Bahsi geçen teknik cihazların bulunmaması halinde alkollü olarak araç kullandığından şüphe edilen sürücüler en yakın resmi sağlık kuruluşuna sevk edilerek, kurum hekimi tarafından alkol muayenesinden geçirilirler.

Yaralanmalı ve ölümle sonuçlanan trafik kazalarında; yaralının durumunun aciliyeti gibi sebeplerle teknik cihazla ölçümün mümkün olmaması halinde ise yönetmelikte belirtilen sağlık kuruluşlarınca alkol miktarının tespiti yapılacaktır.

Yine standartların dışındaki teknik cihazlarla yapılan ölçüme itiraz edilmesi halinde kandaki alkol miktarının tespiti, kan aldırmak suretiyle yahut standartları sağlayan bir teknik cihaz kullanılarak yapılacaktır.

Nihayetinde şunu belirtmem gerekir ki; Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, koklamak suretiyle alkol tespiti yapılması caiz olmamak gerekir.

Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97.maddesinde, alkollü olarak araç kullanamayacak sürücüler iki gruba ayrılmıştır. Bunlardan birinci grupta yer alan sürücüler (Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler) hiçbir şekilde alkollü içki aldıkları halde araç kullanamazken; ikinci grupta yer alan ve birinci grup dışında kalan sürücüler 0.50 promilin üzerinde alkollü oldukları halde araç kullanamayacaklardır.

Şu halde koklamak suretiyle promil tespiti mümkün olmadığından birinci grup dışında kalan sürücüler bakımından bu yöntemin kullanılması olası değildir. Hatta hiçbir promil sınırlandırması olmaksızın alkollü olarak araç kullanamayacağı belirtilen birinci gruptaki sürücüler üzerinde de koklamak suretiyle alkol tespiti yapılması uygun değildir. Zira alkol kokusunun hissedilmesi alkol alınmadan da mümkündür.
Alıntı:
http://72.14.209.104/search?q=cache:3XlEYk2d4NMJ:www.trafik.gov.tr/icerik/bildiriler/A5-13.doc+koklamakla+alkoll%C3%BC&hl=tr&ct=clnk&cd=1& gl=tr

Alıntı:
Yapılan çalışmalarda bazı ilaçların (bellagastrin, kinoforsin, likör, histogenel, pygasol, gargarin vb.) alımı sonrasında 10-15 dakika ağızda alkol kokusu hissedilebileceği, malt özü içen, fazla meyve yiyen ve şeker hastalığı olan bazı kişilerde de bu durumun görülebileceği belirtilmektedir.


Durum böyle olmakla birlikte alkollü olduğu koklama yolu ile tespit edilmeye çalışılan kişiler, yönetmeliğin öngördüğü hükümler çerçevesinde alkol muayenesinin yapılmasını isteme hakkına sahiptir. Bu istemlerine rağmen alkollü oldukları koklama yolu ile tespit edilip de aleyhlerine idari para cezası verilenler yahut sürücü belgeleri alınanlar için ise şu önerilerde bulunabiliriz:

Koklama yolu ile alkollü olduğu tespit edilip, sürücü belgesi alınan bir sürücü İYUK’un tanıdığı süre içerisinde İdari Yargı’ya başvurup, hakkında yapılan işlemin iptalini istemelidir.

Yine koklama yolu ile alkollü olduğu tespit edilip, hakkında idari para cezası uygulanan bir sürücü, bu para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine başvurabilecektir.

Alıntı:
5326 Sayılı Kabahatler Kanu (http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1460.html)


Madde 27 (1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir

(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

(3) Başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.

(4) Başvuru dilekçesinde, idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.

(5) İdari yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde bu madde hükmü uygulanmaz


Saygılarımla.
Old 02-11-2007, 09:19   #12
Av.Yüksel Eren

 
Varsayılan Alkollü sürücülere itiraz hakkı!

Yargıtay, "sadece promil oranı cezalandırma için yeterli değil" dedi. Peki şimdi ne olacak?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, alkollü bir şekilde yakalanan sürücünün sadece promil oranına bakılarak cezalandırılmasını bozma nedeni saydı. Yargıtay, emsal kararında, “Sanığın 51 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olayda, sanığın aldığı alkolün etkisiyle, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olup olmadığı hususunun sanığın dışa yansıyan davranışları dikkate alınmak suretiyle saptanması gerektiği" belirtildi.

Yargıtay, motorsikletiyle kaza yapan ve yapılan kontrolde 51 promil alkollü çıkan, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu gerekçesiyle yargılanan ve suçlu bulunan sanık ile ilgili emsal bir karara imza attı.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, alkollü bir şekilde yakalanan sürücünün sadece promil oranına bakılarak cezalandırılmasını bozma nedeni saydığı kararında şöyle dedi:

“Sanığın 51 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olayda, sanığın aldığı alkolün etkisiyle, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olup olmadığı hususunun sanığın dışa yansıyan davranışları dikkate alınmak suretiyle saptanması gerektiği ve sanığın savunmasına göre de olayın taksirle meydana gelmesi nedeniyle suçun oluşmayacağı gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Kula Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkumiyet kararını bozan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokan sanık ile ilgili verdiği kararda şu görüşlere yer verdi: “5237 sayılı TCK nun 179/3. maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunun oluşması için, kişinin alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın, araç kullanması gerekir.”

Böylece, alkollü olduğu belirlenen sürücülerin farklı ülkelerde uygulanan "düz çizgi üzerinde yürüyebilme" gibi kontrollerden de geçirilmesi gündeme gelebilecek.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...Cate goryid=1

Haber: ANKA
Old 02-11-2007, 18:54   #13
OLCAYK

 
Rahatsiz

Hadi bakalım. Kim, hangi standartlarla tespit edecekmiş acaba "5237 sayılı TCK nun 179/3. maddesinde belirtilen trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunun oluşması için, kişinin alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına karşın, araç kullanması gerekir.” kısmını? Bence bırakın elli promili, bir promil alkollüyken bile araç kullanılamamalı.
Old 02-11-2007, 19:17   #14
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan OLCAYK
Bence bırakın elli promili, bir promil alkollüyken bile araç kullanılamamalı.

1.si neden?

2.si yurtdışındaki ülkelerde bunun kıstası ne ise bizde de o uygulanacak. Bunu düzenlemek o kdar zor değil ki.

3.sü önceki gece 2-3 kadeh votka-bira yada başka alkollü birşey içtiysem; gecenin sabahında neden araba kullanmayacakmışım ki?

Yargıtay'ın bu ve daha önceki bunla özdeş kararı bence gayet başarılı ve yerinde kararlar olmuş.

Duygular değil hukuk gözetilerek alınmış bir karar...
Old 02-11-2007, 19:29   #15
OLCAYK

 
Mutsuz

Sadece diğer insanların güvenliği için. O düz çizgide düzgün bir şekilde yürüdükten sonra araba kullanmaya devam ederken, etkilemeyen o iki kadeh voktanın etkileyesi tutar ve bir anlık dalgınlıkla kendinize vereceğiniz zarar ihtiyari sarhoşluğa girerken, üçüncü kişiler için benim gözümde bilinçli taksirden başka bir şey değildir. Sayın Oğuzhan; Cesaretinizi ya da ne denir ise, sadece kendinizi etkileyecek olaylar için sonuna kadar kullanmanızı, işin içinde başka şahıslar varsa bir kere daha düşünmenizi, bu genellemenin hiç iyi sonuçlar vermeyeceğini hatırlatmak isterim. Buna şahit olup ne canlar yandığını gördüğümü, kimsenin böyle bir sebepten zarar görmemesini temenni ettiğimide ayrıca belirtmek isterim. Bence cesaret sağlam bir ruh dışında sağlam bir vücutta ister.
Old 02-11-2007, 20:02   #16
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan OLCAYK
Sadece diğer insanların güvenliği için. O düz çizgide düzgün bir şekilde yürüdükten sonra araba kullanmaya devam ederken, etkilemeyen o iki kadeh voktanın etkileyesi tutar ve bir anlık dalgınlıkla kendinize vereceğiniz zarar ihtiyari sarhoşluğa girerken, üçüncü kişiler için benim gözümde bilinçli taksirden başka bir şey değildir. Sayın Oğuzhan; Cesaretinizi ya da ne denir ise, sadece kendinizi etkileyecek olaylar için sonuna kadar kullanmanızı, işin içinde başka şahıslar varsa bir kere daha düşünmenizi, bu genellemenin hiç iyi sonuçlar vermeyeceğini hatırlatmak isterim. Buna şahit olup ne canlar yandığını gördüğümü, kimsenin böyle bir sebepten zarar görmemesini temenni ettiğimide ayrıca belirtmek isterim. Bence cesaret sağlam bir ruh dışında sağlam bir vücutta ister.
Sayın OLCAYK size tamamen katılıyorum. Zaten alkollü araç kullanma sonucu yapılan trafik kazaları da yerel mahkemeler ve üst dereceli mahkemeler nezdinde de bilinçli taksir olarak kabul görüyor.

Ancak benim demek istediğim şudur ki; alkol muayenesi sonucunda bünyenizde 51 promil alkol bulunduysa bu alkolün bünyenizde yaratacağı etkiler çeşitlilik gösterebilir. Daha önce incelediğim birçok dava dosyasında bunun örneklerini gördüm. Bir bayan 68 promil alkol ile tabiri caizse ayakta duramıyorken alkol muayenesinde 74 promil alkollü yakalanan bir beyefendi hiçbir tehlike yatmadan trafikte araç kullanabiliyor. İşte bahsettiğim konu bu. Trafik güvenliğini tehlikeye atma suçu kişiden kişiye değişebilen ve objektif unsurlar göz önünde bulundurulduğunda sağlıklı bir sonuca ulaşmaya engel teşkil eden bir suçtur. Yani bir şahsın bu suçtan ceza alması yada en azından hakkında Ceza Mahkemelerinde bir işlem yapılabilmesi için belli kıstaslar aranmalıdır. Düz bir çizgide yürümek gibi. Bahsettiğim sadece bir örnek. Bu konu detaylıca araştırıldığında kim bilir daha ne gibi metotlar bulunacaktır.

50 promil alkolün üzerinde araç kullanan her kişiyi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sorumlu tutarsak bu Ceza Hukukunda ilk öğrendiğimiz şeylerden biri olan “Şüphe Sanık Lehine Değerlendirilir” ilkesine ters düşecek ve gayet hukuksuz bir eylem olacaktır. Takdir edersiniz ki ne çok yuvalar yıkıldı diye trafik güvenliğini tehlikeye sokmayan 51 promil alkollü birini Ceza Mahkemesinde yargılamak da kurunun yanında yaşı yakmak demektir.

SAYGILARIMLA
Old 02-11-2007, 20:18   #17
OLCAYK

 
Varsayılan

Sayın Oğuzhan, alkolün etkilerinin kişiden kişiye değiştiğine bende fazlasıyla katılıyorum, ancak bunun sonu yok. Ayrıca alkolün etkilerinin bırakın kişiden kişiye değişmesini, aynı kişide aynı miktardaki alkolün farklı zamanlarda farklı etkiler yaratabileceğinide düşünüyorum. İçerek araç kullanmayı "bana iki kadeh birşey yapmaz düşüncesiyle " alışkanlık haline getirmek, sırf bu sebeple kendine güvenmek fazlasıyla açık kapı bırakır. Ancak açık kapı bırakmak, hiçbir suçu olmayan insanların zarar görmesine ihtimal vereceğinden bence en iyi çözüm alkollü olarak araç kullanılmamasıdır. Ayrıca, şüphe sanık lehine değerlendirilir ilkesinin, bu tip olaylardaki uygulamasını ben anlayamadım. Bilinçli taksir kısmı sadece verdiğiniz örnekteki bir iki kadeh vokta içindi, ötesini düşünmek bile istemiyorum.
Old 02-12-2007, 22:07   #18
hakkiergun9

 
Varsayılan

Alkollü olarak araç kullanılması, pek çok sayıda kazanın nedenini oluşturmaktadır. Çünkü, alkol miktarı arttıkça, kandaki oksijen azalır. Bunun sonucunda yeterince oksijen alamayan beyin, fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Bu durumda sürücü üzerinde çeşitli fiziksel ve psikolojik bozukluklara yol açar.
Alkol insan vücudunu etkilemeye ve ele geçirmeye sinsice başlar. Alkol alan sürücüler kendilerinde bir rahatlama ve gevşeme hissederler. Bunun paralelinde kendilerinde sahte bir güven duygusu oluşur. İnsanların çoğu daha fazla içerek bu duyguyu güçlendirmek ister ve bunun sonucunda da alkol limitleri aşılır
Eğer kişiler, böylesi durumlarda iken araç kullanmakta ısrar ederlerse son günlerde çok aşina olduğumuz kaza sahnelerini daha çok kez görmemiz söz konusu olacaktır. Hatırlarsanız parçalanmış araçlar ve etrafa yayılmış içki şişeleri son günlerde karşımıza çıkan kaza sahnelerinin baş aktörlerini oluşturmaktadır.
Alkolün trafik kazalarına neden olmasının yansıda da görmekte olduğunuz gibi iki temel nedeni vardır. Bunlar alkolün sürücü üzerinde yaptığı “Uyarıcı” ve “Uyuşturucu” etkilerdir.
alkolün etkisi ile arac sürücüsünün psikomotor yeteğinde büyük bir zayıflama olacağaı harkes tarafından bilinmektedir. 50-100 promil arasaı yarı sahoşluk 100-200 tam sarhoşluk olduğu bilimsel olarak bilinmektedir. 1 bira alan iki kişilerde promiller farklı çıkmaktadır. bu nedenni kişinin cinsşiyeti vücut yapısı ve şahış çok kan veren birisi ise.Bu nedenlele Trafik polisleri alkollü bir şahıs yakaladığında veya maddi hasarlı trafik kazasınwa karışmış alkollü sürücü hakkında öncelikle bu sürücü araçı kullanıp kullanamayacak durumda bir tutanak yazarsa bu konuda mahkemece şahsa3.5 ytl ceza yazılır.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Alkollü araç kullanmak ve sürücü belgesinin geri alınması.. dark Ceza Hukuku Çalışma Grubu 7 25-04-2013 11:51
alkollü araç kullanmak-kandaki promil oranının tespiti-yapılan işlemlere itiraz Av. Arzu Erkol Meslektaşların Soruları 11 16-06-2011 16:35
alkollü içecek şirketinin sponsorluğu Av. Banu Akyıl Meslektaşların Soruları 2 10-07-2007 16:10
Tekerlekli sandalyenin alkollü sürücüsüne ceza Seyda Hukuk Haberleri 4 10-06-2007 00:28
'Alkollü kaza' için yeni kriter Av.Yüksel Eren Hukuk Haberleri 0 05-04-2007 07:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,20516706 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.