Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

muvazaa nedeniyle tapu iptal davası

Yanıt
Old 26-08-2007, 19:42   #1
muzio

 
Varsayılan muvazaa nedeniyle tapu iptal davası

merhaba meslektaşlarım,
Baba ölmeden önce 1993 senesinde çocuklarından birine taşınmazlarının büyük kısmını satış suretiyle devrediyor. Baba 1997 senesinde taşınmazları devrelan mirasçı 1998'de vefat ediyor. Bu yerde 2006 senesinde kadastro çalışması yapılıyor ve taşınmazlar devrelan mirasçının eşi ve çocukları adına tescil ediliyor. Devredilen taşınmazlar için gizli bağış nedenine dayanarak muvazaa nedeniyle tapu iptal davası açmayı düşünüyorum.

1) Taşınmazlar üzerinden kadastro geçtiği için kadastro öncesi hukuki durumu ileri sürerek muvazaa iddiasında bulunabilir miyim?

2) Muvazaa baba ile oğul arasında. mülkiyet kadastro çalışmaları esnasında oğulun mirasçılarına geçmiş olduğundan taşınmaz kadastro esnasında el değiştirdiğinden son maliklere dava açabilir miyim?
Old 26-08-2007, 20:23   #2
Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesine göre "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." Dolayısıyla on yıl geçmediği için halen açılabilir.

Mirasçılar külli halef olduklarından 3. kişi değildir ve iyi niyet iddiaları dinlenemez ayni hak kazanımı konusunda. Bu nedenle dava açılabilir diye düşünüyorum.
Old 27-08-2007, 08:00   #3
muzio

 
Varsayılan

cevabınız için teşekkür ederim özge hanım.
bir sorum daha var. mirasçılar adına muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açacağım bu dava ile ilgili Yargıtay kararlarında mirasçılar adına muris muvazaasına dayanan dava açıldığında dava külli halef olarak dava açılmışsa ve taşınmazın terekeye geri dönmesi istenilmişse davanın yazılı delille ispatlanacağı, mirasçılar adına üçüncü kişi olarak payları oranında tapu iptali talep edildiğinde her türlü delille ispatlanacağı belirtiliyor. Açacağım davada davayı her türlü yazılı delille ispatlamak için adına dava açtığım mirasçıların payları oranında mı tapu iptal ve tescil talep etmem gerekiyor yoksa doğrudan taşınmazların tüm hissesi için tapu iptali ve tescilini talep edebilir miyim? Paylar oranında tapu iptali talep etmek bana yanlış olur gibi geliyor.
Old 27-08-2007, 14:06   #4
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Olayın anlatımına göre muris muvazaası sebebiyle tapu iptal davası açılabilir. Muvaza,tenkis davasının aksine hiçbir süreye tabi olmadığı gibi,ispatı halinde işlem tamamen iptal edilip mülk terekeye tamamen döneceği için ve ayrıca her türlü delille,özellikle tanıklarla kanıtlanabileceği için muvazaa sebebine dayanmak daha doğru bir tercih olur. Ancak dava açmadan önce,tapu kayıtlarının iyice incelenmesi,tapuda devir sebebi olarak satış gösterilmişse muvazaa,hibe gösterilmiş ise,tenkis davası açılması gerekir. Eğer devir sebebi olarak hibe yazılı ise,muvazaa gerçekleşmemiş oluyor,gerçek niyet tapudaki işleme yansımış oluyor. Satış işlemi yapılmış ise,olayda kanıtlanması kolay,tipik bir muvazaa olduğu için muvazaalı işleme yönelik tapu iptal davası açıldığında ve bu dava kazanıldığında zaten taşınmaz mirasçıların terekesinden çıkmış olacak.Dava açarken taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir talebinde bulunmak faydalı bir yol olur.

ÖRNEK BİR KARAR :

" Davacılar ortak mirasbırakanın M İli 2 ada,1 parsel .. deki nolu bağımsız bölümleri ile Ç daki 4 parsel sayılı taşınmazını mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak ikinci eşi olan davalıya temlik ettiğini ileri sürüp tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuşlardır.Davalı,kesin hüküm itirazı olduğunu,dava konusu taşınmazların bağış yolu ile kendisine temlik edildiklerini ve (bu yönü ile işlemde muvazaa bulunmadığını) belirtip davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece muvazaa olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

... Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden taşınmazların "bağış" yoluyla mirasbırakan tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır. Bağış geçerli akitlerdendir.Resmi akitte belirtilen irade ile mirasbırakanın iradesi arasında uyumsuzluk yoktur.Bu durumda temliki işlemlerde muvazaanın varlığından sözedilemez.Davada tenkis talebi de bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

1 HD 11.7.2006 6180-8178

Yukarıdaki karara göre,tapudaki işlem satış olarak görünse idi,muvazaa kanıtlandığından davanın kabulü doğru olacaktı. Ancak hibe yazılı olduğu için,bu durumda tenkis davası açılması veya :
1- Muvazaa sebebiyle tapudaki işlemin iptaline;
2- Bu talep yerinde görülmediği veya şartları mevcut olmadığı takdirde tenkis talebimizin kabulüne " demek suretiyle terditli talepler ile davayı açmak ;
Veya işlemin hibe olduğu anlaşılınca,davanın tenkis davası olarak ıslah edilmesi gerekirdi. Islah talebi yapılsa idi,dava tenkis davası olarak yine kabul edilecekti.

Genelde hem muvazaa,hem tenkisin şartları aynı olayda birleştiği için,davacı,tapudaki işlemin satış olarak göründüğünü düşünerek dava açmış. Oysa muris,hakiki iradesini tapudaki işleme yansıtmış ve bu durumda artık muvazaa sebebi değil,murisin karşılıksız kazandırmaları nedeniyle tenkis talebi sebebi var. Geneldeki,hem muvazaa hem tenkisin aynı olayda birleşmesi hallerinde,muvazaa sebebine dayanmak,hem muvazaa sebebi ile dava açmanın süreye tabi olmaması,hem de tanıklarla ispatının mümkün olması ve ayrıca muvazaa işlemine konu taşınmazın tamamının terekeye geri dönmesini sağlaması açısından daha
faydalı bir yol. Ancak,muvazaa şartları oluşmamış ise,tenkis davasının,işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde(ve her halükarda murisin ölüm tarihinden itibaren 10 yıl içinde) açılması gerekmektedir; tenkis kararı ile,davacı yalnızca mahfuz hissesine kavuşmaktadır.
Old 27-08-2007, 17:49   #5
Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Yapılan tescil zaten taşınmazın tamamı olmayıp belli bir bölümü olduğu için buna ilişkin tescilin iptali istenmelidir diye düşünüyorum. Yargıtay kararında vurgulanmak istenen, kanımca taraflar ile 3. kişilerin hangi delillere başvurabileceği konusunda bir ayrım yapmaktır.
Old 28-08-2007, 09:24   #6
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

1.Miras bırakanın “ mirasçılardan mal kaçırmak “ maksadıyla hareket ettiği iddiasıyla dava açılırsa;
Burada mirasçılar miras bırakanın külli halefi (ardılı) olarak hareket etmemekte kendi haklarını korumaktadırlar. Mirasçılar hep birlikte dava açarak taşınmazın terekeye iadesini isteyebilecekleri gibi, gibi , bazı mirasçıların paylarına hasren dava açmaları imkanı bulunmaktadır.
Mirasçılardan mal kaçırma iddiasına dayalı davada , ister terekeye iade talep edilsin ister pay yönünden dava açılsın , ispat yönünden durumun değişmediği her iki halde davacıların kendi haklarını koruduklarından üçüncü kişi konumunda oldukları ve iddianın her türlü kanıtla ispat edilebileceği kanısındayım.
2.Soru sahibinin sözünü ettiği durum ; davacıların mirasçılardan mal kaçırmak maksadıyla değil, alacaklıdan mal kaçırmak, kiracıyı çıkarmak,şufa hakkını kullanılmasını önlemek maksadıyla muvazaalı temlikte bulunulduğu iddiası ile dava açılması halinde söz konusu olur. Bu takdirde davacılar miras bırakanın külli halefi olarak hareket ettiklerinden , yazılı delil aranır.
Sanırım ki; somut olay birinci durumla ilgilidir.
Old 28-08-2007, 12:49   #7
muzio

 
Varsayılan

Cevap veren tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim.

Olayda baba özellikle çocuklarından biriyle sürtüşmeli oldukları dönemde bu mirasçısından mal kaçırmak amacıyla diğer çocuğuna satış işlemi yapıyor. babanın 6 çocuğu var. devir yapılan çocuk haricinde diğer tüm mirasçıları dava açmak istiyor ama burada her bir mirasçı kendi payını korumak istediği için üçüncü kişi konumunda sayılacak anladığım kadarıyla.

bir sorum daha olacak. 2006 yılında kadastro tespiti sırasında babaya ait tapusuz iki adet taşınmaz da doğrudan babanın diğer taşınmazlarını devrettiği çocuğunun mirasçıları adına tescil edilmiş, kadastro beyannamelerini inceledim, bu kayıtlar herhangi bir belgeye dayanmıyor sadece mahalli bilirkişilerin beyanına göre zilyetlikten tescil yapılmış. bu taşınmazlar için kadastro öncesi hukuki durum nedeniyle tapu iptal davası açmayı düşünüyorum. muvazaa nedenine dayalı tapu iptal davası ile birlikte aynı dilekçede açabilir miyim?
Old 28-08-2007, 13:02   #8
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Muvazaa iddiasını,hukuki yararı olan üçüncü kişiler ve bu durumda olan mirasçılar kendi menfaatleri haleldar olduğu için,dilerlerse tek başlarına ,dilerlerse birlikte veya birkaçı davaya dönüştürebilirler. Muvazaa iddiası ile tek mirasçı dahi dava açabilir; iddia ispat edilir ve tapu işlemi muvazaa ile illetli görülüp dava sabit olur ise,işlem tamamen iptal edilir. Yani sadece dava açan mirasçı ve payı yönünden değil,işlemin tümü yönünden iptal sözkonusudur. Çünkü,muvazaa,işlemi hukuken geçersiz ve batıl kılan bir nedendir. İşlem iptal edilince dava konusu gayrımenkul veya devir konusu hisse,mülk/ler ne ise terekeye tamamen avdet eder.

Ancak tenkis davasında,her mirasçı kendi payı için dava açabilir. Diğer mirasçılar dava açmaz ise,tenkis davası açanın elde ettiği sonuçtan yararlanamazlar.Yalnızca dava açan mirasçı/lar kendi payları (mahfuz hisseleri)oranında tenkis sağlayabilirler.Sizin olayınızda da,mirasçılardan mal kaçırma amacı(muvazaa) bulunduğuna göre,işlemin tarafı olmayan diğer mirasçılar 3. kişi durumunda olup tanık dahil her türlü delille iddialarını ispat edebilirler.

Muvazaa iddiası ile kadastro işlemine ilişkin iddia aynı davaya konu yapılamaz.
Old 28-08-2007, 16:48   #9
GÜLYÜZ

 
Varsayılan

Merhabalar.. Tam da dava açmak üzereydim. Konu açılmışken sormak isterim. Takıldığım husus şu; 4 hisseden 1 i için tapu iptali ve tescil davası açacağım. Harca esas değeri neye göre talep edebilirim. farazi bir değer belirleyip bu değerin 1/4 ünü mü harca esas değer olarak göstereyim. Şimdiden teşekkürler..
Old 28-08-2007, 17:54   #10
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Muvazaa iddiası ile dava açılacak ise,işlem konusunun tamamı için açmak gerekirse de,dava açılırken hisseye orantılı harç yatırmak ve bilahare yargılama-keşif sırasında ortaya çıkacak toplam değere göre harcı tamamlamak mümkün olabilir. Ancak İİK na göre tasarrufun iptali istenecek ise,alacak(temlik konusu işlemin değeri daha az ise,onun değeri) oranında iptal istemek gerektiği için ve alacak fazlası miktar için tasarruf iptal edilemediği için,bu miktarın harcı da tamamlanmaz.

Tenkis davası açılıyor ise,davacının payı oranında;

muvazaa konusu işlem bir hissenin devrine ilişkin ise,bu hissenin değerine göre harç yatırmak gerekecektir.
Old 17-07-2008, 16:37   #11
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Konu kapsamında daha önceki mesajlarımda belirttiğim,
muris muvazaası sebebiyle tapu iptal davalarının kazanılması halinde,dava açılırken talepte bulunulmuş olması koşuluyla,muvazaa nedeniyle devir işlemi iptal edilen tapulu taşınmazın tümünün terekeye avdet edeceğine dair (tenkis davasında ise,davacı-ların hisseleri oranında tenkis mümkün olmaktadır,koşulları varsa muvazaa nedeniyle tapu iptal davası açmak bu nedenle daha yararlı bir yoldur)

konuyu açıklayan ve bilgiyi doğrulayan bir Yargıtay Kararı :

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 1997/10570
K. 1997/11956
T. 8.10.1997
• MUVAZAA ( Her Zaman İleri Sürülebilmesi ve Hükmün Makabline Şamil Olması )
• HÜKMÜN GEÇMİŞE ETKİLİ OLMASI ( Muvazaa Nedenine Dayalı Dava )
• HER ZAMAN İLERİ SÜRÜLEBİLME ( Muvazaalı İşlem İddiası )
• MURİS MUVAZAASI ( Her Zaman İleri Sürülebilmesi )
818/m.18
ÖZET : Muvazaa nedenine dayanılarak, her zaman dava açılabilir ve bu dava sonunda verilen hüküm yenilik doğurucu değil, açıklayıcı bir karar niteliğindedir. Bu nedenle geçmişe etkili ( makabline şamil ) hüküm ve sonuç doğurur.

DAVA : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali-tescil davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyizi üzerine dosya incelendi, duruşma pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine karar verilmekle gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacıların daha önce 85/512 Esas sayılı dava ile çekişmeli taşınmaz yönünden davalılar aleyhine açtıkları davada, tarafların ortak miras bırakanı Hüseyin'in yaptığı temliki işlemin muvazaalı olduğu kabul edilerek payları oranında iptal ve tescile karar verilmiş, o davanın açıldığı tarihte sağ olan ve dava açmayan anneleri Hayriye'nin payı davalılar üzerinde kalmıştır.

Anneleri Hayriye'nin ölümü üzerine davacılar, eldeki dava ile bu kez annelerinin davalı üzerinde kalan payı hakkında yine muris muvazaası hukuksal sebebine ve mirasçılık hakkına dayanarak payı oranında iptal ve tescil istemişlerdir.

Hemen belirtmek gerekir ki çekişmeli taşınmazın devrine ilişkin miras bırakan ile davalı arasında yapılan işlemin muvazaalı olduğu, daha önce açılıp sonuçlanan davalarla sabittir. Çözümlenmesi gereken husus, daha önce muris muvazaası nedeni ile davalı üzerindeki tapu kaydının iptal edilerek terekeye döndürülmesini isteyeceği yerde pay oranında dava açıp, pay oranında iptal ve, tescil kararı alan payı hakkında, onun ölümünden sonra yine kök murisin muvazaası nedeniyle iptal ve tescil davası açıp açamayacağının tayin ve tesbitinden ibarettir.

Bilindiği üzere, muvazaalı işlem geçersiz olup; hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Ayrıca belirli bir sürenin geçmesiyle veya tarafların olurları ( rızaları ) ile geçerli hale gelemez. Mahkemece kendiliğinden ( resen ) gözönünde tutulur. Bu itibarla muvazaa nedenine dayanılarak, her zaman dava açılabilir. Açılan dava sonunda verilen karar yenilik doğurucu değil, açıklayıcı bir karar olduğundan geçmişe etkili ( makable şamil ) hüküm ve sonuç doğurur.

Değinilen bu ilkelere göre, miras bırakanın muvazaalı temliki sonucu davalıya intikal eden çekişmeli taşınmazdaki annenin payı şeklen davalı adına kayıtlı olmasına karşın; aslında anne Hayriye'nin mal varlığı içerisindedir. Annenin sağlığında dava açmamış olması hakkından feragat anlamına gelmeyeceği gibi, muvazaalı işleme de geçerlilik sağlamaz: Ayrıca davacının önceki davada çekişmeli taşınmazın terekeye döndürülmesini istemeyip, pay oranında dava açması, daha sonra ölen annesinin payı hakkında dava açmasını engellemez. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, Borçlar Kanununun 18. maddesine dayanarak pay oranında iptal ve tescil davası açabilecekleri gibi, taşınmazın terekeye döndürülmesini de isteyebilirler. Bunlardan birinin tercihi ötekine göre kişinin haklarında bir azalma veya çoğalma yaratmaz. Aksinin kabulü yukarıda açıklanan ilkelere ters düşer.

SONUÇ : Mahkemece davanın kabulü yönünde kurulan hüküm doğrudur. Davalının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ( ONANMASINA ) 182.000 lira bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına 8.10.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacıların önceden açtığı dava, 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde incelenmiş ve sabit görülerek kendilerini miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmiştir.

Bu kere açtıkları davada ise, davacılar, önceki dava görülürken sağ olan annesinde sonradan öldüğünü bildirmişler, ondan ( annelerinden ) gelen miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.

Gerçekten, anılan içtihadı birleştirme kararında ( ... saklı pay sahibi olsun yada olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların Borçlar Kanununun 18. maddesine dayanarak muvazaalı temlikten ötürü dava açabileceklerine... ) değinilmiş, yargısal uygulamada da iştirak halindeki mülkiyet durumunun varlığına karşın; bir veya birkaç iştirakçinin ( mirasçının ), kendisine temlik yapılan iştirakçi ya da iştirakçilerin ( mira yada mirasçıların ) aleyhine kendi miras payları oranında iptal davası açabilecekleri kuralı benimsenmiştir.

Değinilen kural benimsenmekle beraber; çoğu işlerde, icra ve talep hakkı, tereke adına kullanılmakta ve MK. nun 581. maddesi hükmü uyarınca işlem yapılarak, temliki tasarrufun tümüyle iptaline ve tapu kaydının yada kayıtlarının eski haline getirilmesine ( muris adına tesciline ) karar verilmektedir.

Somut olayda davacı, müstakbel miras haklarını da düşünerek önceden açtığı davada tereke adına istekte bulunabilecek iken, kendi miras payına hasren iptal istemiş; böylece dava ve talep hakkına miras payı ile sınırlamıştır.

O halde, önceki davadan dolayı kurulan ve hakkı, talebi bağlı kalarak belli bir oranda sağlıyan kesinleşmiş hüküm karşısında, ayni temliki işleme yönelik sonradan yeni bir davanın dinlenemiyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekir.

Yukarıda açıkladığımız nedenlerden ötürü hükmün bozulması kanaatını taşıdığımızdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.

C. ÇETİNER
Üye

O. UZGÖREN
Üye
Old 24-07-2008, 00:45   #12
Av.Asuman Güzelcan

 
Varsayılan

Sayın Av.Hatun Olguner
17.07.2008 tarihli mesajınız ve kararınız için teşekkür ederim. Size bahsettiğim bu konuda benim davamın hakimi taşınmazın terekeye döndürülmesini talep ettiğimiz için diğer mirasçıların muvaffakatini sağlamam yahut terekeye temsilci tayin ettirmem için bize süre verdi. Yargıtayın da kabul ettiği yerleşik uygulamanın bu şekilde olduğunu da ayrıca ifade etti. Biz de mahkemenin bu kararını yerine getirmeye çalışıyoruz şimdi.
Bu konu ile yaptığım araştırmalarda Yargıtayın diğer mirasçıların muvaffakatini isteme konusunda çelişik kararlar verdiğini de gördüm. Eklediğiniz yargıtay kararında da tek bir mirasçının terekeye iade isteyip muvazaa nedeniyle tapunun tümden iptalini sağlayabileceği gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu kararı da bir dahaki duruşmada dosyama sunacağım. İlginize teşekkür eder, saygılar sunuyorum.
Old 24-07-2008, 07:39   #13
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Asuman Hanım :

Diğer mirasçıların muvafakatına gerek olmadığı,muvazaanın mutlak butlan sebebi olup mahkemece resen nazara alınacağı bu kararda da açıkça yazıldığı,zikredildiği gibi : BK m 18 yani yasa gereğidir. Bu yönleri mahkemenin dikkatine sunarak tekrar talepte bulunmanız faydalı olacaktır. Karar bu konuyu çok açık ortaya koymuş. Tek bir mirasçı dahi muvazaalı işlemin iptalini istediğinde,işlem makabline şamil : geçmişe değgin sonuçlar yaratacak olduğundan ve işlem yok hükmünde olacağından bunun doğal sonucu olarak taşınmaz kendiliğinden terekeye dönecektir. Hatta benim fikrime göre,mirasçıların hisseleri oranında muvazanın iptalini isteme yolu da muvazaanın niteliğine aykırı bir kısmi dava imkanıdır. Muvazaa varsa ve kanıtlandı ise işlem yasal temelden yoksunluktan ve BK m 18 in emredici hükmüne göre yoklukla sakat olduğundan tamamen ortadan kalkacak,böylece muvazaa ile illetli işlem hukuken yok sayılacağından,dava açmayan mirasçının talebi veya dahli sözkonusu olmasa bile sakatlanan işlem nedeniyle terekeye dönen maldan miras hakkını alabilecektir. Kararın,daha önce dava açmayan mirasçının daha evvel dava açan ve muvazaayı kanıtlayan mirasçının kanıtladığı muvazaa iddiasını kanıtlamasına gerek kalmadan hükümden istifade ederek kendi payı yönünden de dava açabileceğini kabul etmesi muvazaanın bu 'işlemin bütününü yok hale getiren bir hukuki sebep ve sonuç yaratması' nitelğine bağlıdır. Bu kabulün mantıklı sonucu olarak muvazaanın varlığı kanıtlandı ise,bana göre pay oranında iptal talep etme imkanı da sözkonusu olmaksızın tüm işlem çökecek ve taşınmaz mal terekeye kendiliğinden dönecektir.mantıksal ve hukuki gereklilik budur.
Old 26-07-2008, 21:32   #14
Av.Asuman Güzelcan

 
Varsayılan Hatun hanım

Bu konuda ben de aynen sizin gibi düşünüyorum. Muvazaa hukuki işlemi tümüyle geçersiz kılan bir hukuki durum yaratır diye biliyorum. Muvazaa ispat edildiğinde hukuki sözleşme batıl kalacağından bu sözleşme tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkması gerekir. Bu davayı açarken de bu konuyu araştırmış ve bu sonuca varmıştım. Ancak Yargıtay bu konuda ne yazıkki genel olarak bizimle aynı fikirde olmamış.Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal davalarında pay oranında iptal ya da terekeye iade olarak iki ayrı iptal gelişmiş. Buna biraz da yerel mahkemelerdeki uygulamaların farklılığı neden olmuş. Hatta görüştüğüm bir Asliye Hukuk Hakimi bir arakadaşım bu konuda kendisinin pek çok kez tümden tapunun iptali ya da muris adına yeniden tescili şeklinde kararlar verdiğini ve hepsinin de yargıtay dan onandığını söyledi. Ama yargıtayın aksi şekilde de pek çok kararı var.
Ben de eğer davamın talep kısmında "tapunun iptali ve muris adına tescili" deseydim sanıyorum hakim "terekeye iade" demediğim için diğer mirasçıların muvaffakatini aramayacaktı. Komik olan aslında ikisinin de aynı sonucu doğryor oması.
Ben bu konudaki araştırmalarımı sürdüreceğim.
Size sevgiler sunuyor bu zor meslek hayatımızda başarılar diliyorum.
Av.Asuman
Old 27-07-2008, 06:32   #15
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Bu yöndeki tartışmayı ve mirasçılarım muvafakatını aramanın muvzaanın tüm işlemi çökertecek,resen nazara alınabilecek bir butlan sebebi olması karşısında,resen nazara alınacak bir meselede mirasçıların iradesini aramanın çelişki ve hukuki gereksizlik olduğu yönündeki düşünceyi temyiz sebebi yapmak,bu konuya hasren bir temyiz incelemesine ve bu konuya açıklık getirecek bir karar tesisine yardımcı olabilir.
Old 27-07-2008, 10:43   #16
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Davalı tapusunun muris muvazaası nedeniyle iptali ile terekeye iadesi (eski hale getirilmesi , muris adına tescili, mirasçılar adına payları oranında tescili gibi taleplerde bence aynı anlamdadır) davasının kural olarak mirasçıların tümü tarafından açılması gerekir. Biri veya birkaçı tarafından açıldığında dava ret edilemeyip diğer mirasçıların muvafakatinin alınması ,alınamıyorsa terekeye temsilci atanması suretiyle eksiklik giderilebilmektedir.

1.HD. si muris muvazaası davaları için bu kurala bir istisna getirerek mirasçıların payı oranında tek başına iptal ve tescil davası açabileceğini kabul etmiştir.

1. HD. sin yıllardan beri uyguladığı kararlılık kazanmış ve yerleşmiş içtihatı bu şekildedir.

1.HD.sinin Onursal Bşk. Eraslan Özkaya "İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları(2003)" 1.HD .sinin Onursal Üyelerinden Ahmet Uğur Turan da "Sözleşme Hukukundan Kaynaklanan Tapu İptal ve Tescil Davaları (2008)" isimli eserlerinde durumu bu şekilde açıklamakta.

Sayın Güzelcan ve Olguner'in görüşlerini değerli bulmakla beraber;

1.HD.si Yargıtayın en istikrarlı dairelerindendir. Eski ve yeni içtihatları arasında açık ve kesin bir sapma mevcut değildir. Kolay kolay görüş değiştireceğini sanmıyorum.

Bu yönden Yargıtayın kişisel görüşlerimize uymasını beklemekten ziyade, Yargıtayın belirlemiş olduğu görüşlerine uymanın görülen dava için daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Tüm mirasçıların olurunu almak belki zor bir işlem olabilir. Ancak terekeye temsilci atanmasının sağlanmasının fazla bir külfetinin olmayacağı kanısındayım. Kaldı ki bunda da başarılı olunamazsa davanın kapsamının daraltılıp davacı payına hasren iptal ve tescil davasına dönüştürülmesin de mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Saygılarımla.
Old 28-07-2008, 15:18   #17
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Konu İle İlgili Bir HGK Kararı Bulabildim :

Ancak kitapta yeraldığı için özetini yazarak aktarıyorum,gerekli olması halinde Asuman Hanım"a faxlayabilirim.

" ... Özel daire ile mahkeme arasındaki görüş ayrılığı tatbikatta muris muvazaası olarak nitelen bu tür davalarda,iptal kararının paya hasren verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

... Davada sadece iki mirasçının dava açtığı dikkate alındığında,işlemin tümden değil,payları oranında iptali istendiği anlaşılmak gerekir.Bu nedenle terekenin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan bahisle tüm paydaşların birlikte dava açmaları ve MK m 581 maddesi gereğince dava dışı kalmış paydaşların davaya muvafakatlarının sağlanması veya terekeye mümessil tayin edilmesi zorunluluğu yoktur.

Bu nedenlerle HGK ca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. " HGK 18.9.1985 984-1-134-693

---------------------------------------------------------

Yukarıdaki HGK kararı muvazaaya dayalı tapu iptal davasını murisin külli halefi sıfatıyla değil,mirasçının kendi mirasçılık hakkına dayalı olarak açtığı kuralının teyidi mahiyetinde olup mirasçının dava açma koşulunu kolaylaştırmaya yönelik bir uygulamaya işaret etmiştir. Ancak,tek mirasçının açtığı muris muvazaasına dayalı iptal davasının,kanıtlanması halinde işlemin tümden ve temelden çökeceği ve malın terekeye avdet etmesi gerektiği yönündeki düşüncemin haklı olduğunu ve bu yönde bir uygulamanın hukuka daha uygun olacağını,bu yönde kararların ve uygulamanın gelişmesinin böyle bir dava kapsamında tartışılarak yolunun açılmasının mümkün olduğunu tekrar etmek isterim.
Umarım Asuman Hanımın bu yönde talep ve temyizi konunun özel olarak bu açıdan irdelenmesine ve bu yönde bir uygulamaya vesile olur.
Old 11-09-2008, 10:13   #18
Av.Ebru Caner

 
Önemli

Alıntı:
Yazan Av. Hatun Olguner
Muvazaa iddiası ile dava açılacak ise,işlem konusunun tamamı için açmak gerekirse de,dava açılırken hisseye orantılı harç yatırmak ve bilahare yargılama-keşif sırasında ortaya çıkacak toplam değere göre harcı tamamlamak mümkün olabilir. Ancak İİK na göre tasarrufun iptali istenecek ise,alacak(temlik konusu işlemin değeri daha az ise,onun değeri) oranında iptal istemek gerektiği için ve alacak fazlası miktar için tasarruf iptal edilemediği için,bu miktarın harcı da tamamlanmaz.

Tenkis davası açılıyor ise,davacının payı oranında;

muvazaa konusu işlem bir hissenin devrine ilişkin ise,bu hissenin değerine göre harç yatırmak gerekecektir.

benim de bu konuda bir sıkıntım var, şimdi bana dava dilekçesi yazılmış, ilk celsesi görülmüş muvazaaa sebebiyle tapu iptali ve tescil davası geldi. davayı mirasçılardan sadece biri açmış, dava dilekçesini incelediğimde dava değerinin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadan yazıldığı gördüm ve belirtilen değer çok düşük. Bu durumda sonuç nolucak, karar bu değer üzerinde mi çıkacak?davanın kurtarılma yolu var mı? şimdiden teşekküler
Old 22-10-2008, 09:01   #19
Av.S.S

 
Varsayılan

Sn:Av.Hatun Olguner gerçekten çok güzel anlatmış teşekkür etmeden geçemeyeceğim.
Old 06-01-2009, 23:56   #20
tuğbaatalay

 
Varsayılan

benimde bir sorum olacak. Muvazaa nedeniyle tapu iptali davasında taraf olarak sadece tapuda kayıtlı kişi mi yoksa muvazaa işlemiyle satış yapmış tüm kişiler mi taraf olarak gösterilmektedir. Çünkü elimdeki olayda 3 kez üst üste mal kaçırmak amaçlı muvazaalı satış yapılmıştır. Şİmdiden teşekkürler
Old 21-01-2009, 10:37   #22
av.f_tugman

 
Varsayılan

merhaba;
bu konuda benim de bir sorum olacak; muvazaa nedeni ile tapu iptali davalarında,satışın gerçek olduğu ve alacağa mahsuben yapıldığı savunması dinlenebilir mi,
Old 04-03-2009, 17:16   #23
Av.Asuman Güzelcan

 
Varsayılan

Sayın Olguner bu konudaki ilginize çok teşekkür ederim. Benim dosyam henüz sonuçlanmadı.Mirasçılardan çoğunluğun muvaffakatini alabildim. Ama bir mirasçı davalı olan kişi lehine bir görüş bildirecek sanıyorum. Bu durumda muvaffakat vermeyen mirasçının hissesi davalı da kalacak gibi görünüyor.Bahsettiğiniz HGK kararını mail edebiriseniz sevinirim. Temyiz aşamasında bu hususları özellikle dile getirmeye çalışacağım.
Old 28-09-2009, 19:00   #24
caner87

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ebru Caner
benim de bu konuda bir sıkıntım var, şimdi bana dava dilekçesi yazılmış, ilk celsesi görülmüş muvazaaa sebebiyle tapu iptali ve tescil davası geldi. davayı mirasçılardan sadece biri açmış, dava dilekçesini incelediğimde dava değerinin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadan yazıldığı gördüm ve belirtilen değer çok düşük. Bu durumda sonuç nolucak, karar bu değer üzerinde mi çıkacak?davanın kurtarılma yolu var mı? şimdiden teşekküler
sayın caner, bu konu ile gelişmeyi nasıl aştınız? dava düşük gösterilen değer üzerinden mi devam etti?
Old 14-05-2010, 17:38   #25
caner87

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Kayıt maliki aleyhine açılmalı.

Kayıt maliki derken tam olarak ne demek istediniz?
Benim bir dosyamda da muris sağlığında taşınmazı bir kişiye satış yapmış, daha sonra bu kişi bir başkasına satış yapmış, en son da murisin asıl bırakmak istediği çocuğu aynı yeri satın almış görünüyor.

bu durumda muvazaa sebebi ile tapu iptali ve mirasçılar adına tesciline mi talep etmem gerekir,
yoksa
davayı kademeli olarak mı açmalıyım tapu iptali ve tescil aksi halde tenkis ve iade mi:?

husumeti de doğal olarak son malik olan mirasçıyı göstermem gerekir değil mi?
Old 16-05-2010, 20:37   #26
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Sayın Muzio,
Meslektaşlarımız tapulu taşınmazın danışıklı olarak oğula temlik edilmesi şeklinde bakmışlar olaya. Oysa tapusuz taşınmaz oğula satış sözleşmesi ile devrediliyor, önce baba sonra da oğul öldükten sonra 2006yılında kadastro görevlileri tarafından taşınmaz oğulun mirasçıları adına tespit ediliyor.
Bana göre bu olayda 1974 yılında çıkan 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uygulanmaz. Yani muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescili davası açılamaz. Şartları varsa tenkis davası açılabilir. Çünkü, 1/2 sayılı İ.B.K. tersinden yorumlanırsa, tarafların gerçek iradesi satış değil bağış olsa da, tapusuz taşınmazların bağışlanması özel şekle tabi olmadığından, sözleşme bağışlama sözleşmesi olarak geçerlidir ve ancak tenkis davasına konu olabilir.
İyi çalışmalar.
Old 16-05-2010, 23:22   #27
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Caner87 sorusuyla ilgili ;
"Kayıt maiki aleyhine açılmalı" derken taşınmaz son olarak kimin adına geçmişse yani dava tarihinde kimin adına tapuda kayıtlı ise onun aleyhine açılmalı demek istedim.
Muvazaa nedeniyle iptal davalarını saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm mirasçılar, tenkis davasını ise saklı pay sahibi mirasçılar açabilir.
Davacıların tümü saklı pay sahibi ise muris muvazaası nedeniyle iptal ve tescil olmadığı takdirde tenkis şeklinde dava açılmasını yararlı olabilir.
Old 17-05-2010, 21:14   #28
Av.Hasan Uğur

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım ;
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası , murisin tapulu taşınmazını muvazaalı bir şekilde, mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile başkasına temlik etmesi durumunda olur. Olayda ise muris oğluna taşınmazı sattığı zaman taşınmaz tapulu değil. Kadastro, murisin ölümünden yıllar sonra geçmiş.
Tapusuz taşınmazın muvazaalı temliki halinde muris muvazaası nedeniyle satış sözleşmesinin iptal iptal edildiğine dair Yargıtay kararı eklerseniz çok sevinirim.
Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescile ilişkin 1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı dikkatli incelenirse, satış işlemi tarafların gerçek iradelerine uymadığı için, bağışlama işlemi ise bağışlama için öngörülen resmi şekle ( tapulu taşınmazlarda ) uymadığı için temlik işlemi iptal edilmektedir.
Olayımızda babanın oğula satış tarihinde taşınmaz tapusuz olduğundan, yapılan işlem satış olarak geçerli olmasa da tapusuz taşınmazların bağışlanması resmi şekil gerektirmediğinden bağışlama olarak geçerlidir.
Burada açılması gereken dava, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali değil, şartları varsa tenkis veya iade davası olabilir.
Saygılar.
Old 02-06-2010, 11:56   #29
caner87

 
Varsayılan

Muris sağlığında oğullarından birine taşınmazını satış yapmış ise ve oğulun vefatı sonrası eşi ve çocukları bu taşınmazı satmış ise bu durumda yapılacak birşey var mıdır biliyorum çok acil yazmamak lazım ama gerçekten çok acil, şimdiden teşekkür ederim.
Old 08-08-2011, 17:33   #30
alisay

 
Varsayılan

Benimde bir sorum olacak muris muvazası nedeniye açtığımız davada mahkeme diğer mirsçıların davaya muvafakatının sağlanması veya miras şirketine temsilci atanması hususuna karar verdi.

1. sorum; miras şirkerine temsilci kimler olabilir, mirasçılar haricinde 3. bir kişi olabailirmi olabilirse şartları ne? ve deftarlıktan veya mal müdürlüklerinden bir resmi memur temsilci olarak mahkeme tarafından tayin edilebilir mi?

2. sorum; Miras şirketine temsilci atanması yoluna gitmeyip diğer mirasçıların muvafakatını sağlama yoluna gitsek ve hiç biri muvafakat etmese bu durumda karar sadece hissemiz oranında mı verilir yoksa davamız reddelir mi?

cevaplarınız için şimdiden teşekür ederim...
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
muvaza nedeniyle tapu iptali tescili davası tapunun devredilmesinden sonra zamanaşımı Av.mdogan Meslektaşların Soruları 28 10-04-2013 12:43
takibin zamanaşımı nedeniyle iptal edilmiş olması ve menfi tespit davası Av.Zuhat Kaya Meslektaşların Soruları 8 09-12-2010 20:33
Hile Nedeniyle Tapu İptali Davası muratozsa Meslektaşların Soruları 14 02-11-2010 03:10
Muvazaa Nedeniyle Tapu İptali Davası Av.Seda Meslektaşların Soruları 4 03-12-2007 17:20
Muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali Av.Ender Meslektaşların Soruları 10 15-02-2007 10:43


THS Sunucusu bu sayfayı 0,17682290 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.