Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İş kazasıyla ilgili bilirkişi raporu arıyorum. Acil

Yanıt
Old 07-08-2007, 17:21   #1
marquez

 
Acil İş kazasıyla ilgili bilirkişi raporu arıyorum. Acil

Herkese iyi çalışmalar
İş kazası nedeniyle,işçisi sakat kalan müvekkil iş veren aleyhine açılan davada, bilirkişi raporlarının üçünde de müvekkil -gerekli tedbirleri almadığı için - %80 oranında kusurlu bulundu.Söz konusu rapora itiraz etmek istiyorum.Bilirkişi raporunu hazırlayan heyetteki herkes mühendis. THS de yayınlanan - Türk Hukukunda Bilirkişinin Nitelikleri ve Avukatın Bilirkişilik Yapması başlıklı- Yrd. Doç Yahya Deryal'in makalesinde Yargıtay iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davasında, iş verenin kusur oranının tespiti için oluşturulması gereken b.k heyetinde, uzman bir hekim, iş sağlığı ve iş güvenliği konularında bir uzman ile hukukçu bir uzmanın olmasını şart koşmuştur,demektedir . Ancak bu doğrultuda bir karar bulamadım .Yardımcı olursanız sevinirim.
Old 08-08-2007, 11:18   #2
Av.Kadir COŞKUN

 
Varsayılan

Umarım yararlı olur.
Saygılarımla






T.C.
YARGITAY
21. Hukuk Dairesi
Esas : 2006/1882
Karar : 2006/3435
Tarih : 04.04.2006

KARAR METNİ :
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen 41.078.77 YTL maddi ve manevi tazminatın kanuni faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ait hükmün süresi içerisinde temyizen tetkiki davacı ve davalılardan A. Uluslararası Yapım Yayın Reklam San. Tic. Ltd. Şti, vekillerince istenilmesi ve A. Uluslararası Yapım Yayın Reklam San. Tic. Ltd. Şti, vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 4.4.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan A. Uluslararası A.Ş. vekili Av. ÇG geldi. Karşı taraf ile sair davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı tarih Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Dava iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, A. Uluslararası Yapım Yayıncılık ve Reklamcılık AŞ'nin ulaştırma hizmetlerini karşılamayı üstlenen O. İnşaat Oto Kiralama Yapı Malzemeleri Dekorasyon San. Tic Ltd. Şti'de şoför olarak çalıştığı, olay tarihinde işyerinde, davalılardan O. İnşaat'a ilişkin ........ plakalı araçla kendisine verilen film kasetini yerine götürürken işyerinden ayrıldıktan 200 metre kadar sonra bir aracı sollamasını takiben direksiyon hakimiyetini kaybederek sevk ve idaresindeki aracın önce kaldırıma çarpıp takiben takla atması ile meydana gelen trafik iş kazası sonucu D12 Vertebra çökme kırığına bağlı olarak %21,2 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Yasasının 73. maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak düzenlenen 21.12.2004 günlü bilirkişi raporunda işverenliğin kusursuz, kazalının ise %100 oranında kusurlu olduğu, belirtilmiştir. Davacı tarafın itirazı üzerine alınan 20.07.2005 günlü kusur raporunda ise, %20 asıl işveren A. AŞ'ye, %40 taşeron O. İnşaat Ltd. Şti'ye. %40 oranında da kazalıya kusur verilerek kusur dağılımına gidilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay sebebiyle farklı değerlendirmelerin bulunduğu ortadadır. Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 20.07.2005 günlü kusur raporu esas alınarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; trafik ve işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konuyu yukarda açıklandığı şekilde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonucun göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 20.07.2005 günlü kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, davalı A. AŞ. yararına takdir edilen 450.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karsı tarafa yükletilmesine, bozmanın niteliğine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına temyiz harcının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak : Corpus Arşiv
Old 08-08-2007, 12:10   #3
marquez

 
Varsayılan

Sayın Coşkun öncelikle yanıtınız için teşekkür ederim.
Ancak sanırım sorunum hakkında yeterli bilgilendirme yapamadım.Olayda BK raporları arasında hiç bir çelişki yok, hatta aynı. Davalı iş veren vekiliyim. İhtiyacım olan BK heyetinde bir doktor ve/veya bir hukukçu olmasını şart koşan bir yargıtay kararı.
Old 08-08-2007, 13:13   #4
AV.SEREN

 
Varsayılan

Sayın Marquez,
Tam istediğiniz gibi bir karar değil ama bunu bulabldim. Umarım işinize yarar. Bilirkişi raporunda olması gereken unsurlar yer almış, o nedenle belki bu karara dayanabilirsiniz.
Saygılar.

10. Hukuk Dairesi 2005/1666 E., 2005/4544 K.
İŞ KAZASI SONUCU TAZMİNAT
KAÇINILMAZLIK
RÜCU DAVASI
<li type="circle">5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ] <li type="circle">5663 S. KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
"ÖZET"
506 SAYILI YASANIN 26. MADDESİNE DAYANAN RÜCU DAVALARINDA KUSURUN BELİRLENMESİNDE, ÖNCELİKLE ZARARLAN-DIRICI SİGORTA OLAYININ NE ŞEKİLDE OLUŞTUĞU DOSYA İÇERİĞİNDEKİ TÜM DELİLLER TAKDİR OLUNARAK, VARSA ÇELİŞKİ GİDERİLEREK BELİRLENMELİ SONRA KUSUR ORAN VE AİDİYETİ KONUSUNDA BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE GİDİLMELİDİR. KUSUR SAPTANIRKEN, İŞGÜVENLİĞİ MEVZUATINA GÖRE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN ALINIP ALINMADIĞI ARAŞTIRILMALI VE KAÇINILMAZLIĞIN OLAYIN MEYDANA GELDİĞİ ZAMAN GEÇERLİ BİLİMSEL VE TEKNİK KURALLAR GEREĞİNCE ALINACAK TÜM ÖNLEMLERE RAĞMEN ZARARIN KISMEN YA DA TAMAMEN MEYDANA GELMESİ DURUMU OLDUĞU DA GÖZ ÖNÜNDE TUTULMALIDIR.

"İçtihat Metni"
Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.

Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava; iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine Kurumca yapılan Sosyal Sigorta Yardımlarının 506 sayılı Yasanın 26. maddesine göre davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, kusur yönünden davali işveren ile 3. kişi Ahmet arasında görülüp sonuçlanan Zonguldak Dördüncü İş Mahkemesinin 2002/4 esas sayılı dava dosyasında hükme dayanak kılınan ve işvereni %70 kusurlu Ahmet'i kusursuz sayan kusur raporunu, tazminat yönünden ise, hak sahipliği dosyası ile beiirenen gerçek zarar tavanlarını esas alarak talep gibi ve yazılı şekilde isteği hüküm altına almıştır.

Dosya kapsamına göre; hak sahipleri tarafından Zonguldak Dördüncü iş Mahkemesinin 2000/411 esasında açılan tazminat davasının sadece işverene yöneltilip yargılama aşamasında ise davanın 3. kişi ve usta Ahmet'e ihbar edildiği, 4.9.2000 tarihli kusur raporunda işverene % 30, Ahmet'e % 10, ölen sigortalıya % 10 kusur izafe edilip ayrıca % 50 oranında kaçınılmazlık öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Mahkemece; kaçınılmazlık oranının % 60' ı ile istihdam eden sıfatından dolayı 3. kişi Ahmet'in % 10 kusuru işverene yüklenerek işverenin % 70 kusurlu sayıldığı, söz konusu işveren kusurunun 22.6.2001 tarihli hesap raporuyla % 100 kusura göre belirlenen hak sahiplerinin gerçek zarar tavanlarına uygulanarak ve Sosyal Sigortalar Kurumu tahsislerinin mahsubu ile bakiye karşılanmayan maddi zararların tamamıyla ayrıca manevi tazminatın tahsiline hükmedildiği, hükmün Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 6.11.2001 tat ıh 2001/6983-7451 sayılı kararı ile Borçlar Kanunu'nun 43. maddesine göre gerçek zarar tavanlarından %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak düzeltilerek onandığı, bu defa işveren tarafından Zonguldak Dördüncü İş Mahkemesinin 2002/4 esasında 3. kişi Ahmet aleyhine dava açılarak kesinleşen tazminat dosyası nedeniyle yapılan ödemelerin % 10'nun 3. kişiden tahsilinin talep edildiği, hükme esas alınan kusur raporunda işverenin % 70 ölenin % 10 kusurlu sayılıp % 20 oranında da kaçınılmazlık öngörüldüğü, davanın reddine ilişkin hükmün Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 1.12.2003 tarih 2003/8170-19771 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, zararlandırıcı sigorta olayının ise 14.2.2000 tarihinde 3. kişi Ahmet nezaretinde yapılan kazı çalışmaları sırasında "arın patlamasına" bağlı tavan göçüğü nedeniyle meydana geldiği ve ekipte bulunan sigortalının ölümüyle sonuçlandığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde mahkemece, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve bu kabul edilen maddi olgular bilirkişiye bildirilip olaydaki kusur durumunun buna göre çözümlenmesi istenmelidir. Başka ifade ile mahkemece bilirkişi raporuna esas alınacak maddi olgu kusur durumuna etkili tüm deliller toplanıp, çelişki varsa bu da giderilmek suretiyle açık bir şekilde saptanmalı, sonra kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir. Bundan başka, bu tür davalarda; bilirkişi kurulunun kusur durumunu saptarken iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceğini, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının anılan mevzuat hükümleri ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerinde yer almasa dahi işverenin olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunun 73. maddesi kapsamında işyerinde çalışan sigortalıların sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları ve araçları noksansız bulundurmak yükümlülüğü ile kaçınılmazlığın olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen zararın kısmen yada tüm olarak meydana gelmesi durumu olduğu da gözönünde tutularak belirlemelerinde zorunluluk vardır.

Somut olayda, yukarıdaki ilke ve esaslar çerçevesinde irdelendiğinde; Zonguldak Dördüncü İş Mahkemesinin 2000/411 esas sayılı tazminat davasına dayanak kılınan 4.9.2000 tarihli kusur raporu 506 sayılı Yasanın 26. maddesi koşullarına uygun olarak düzenlenmediği, işveren ile 3. kişi arasında aynı mahkemenin 2002/4 esasında görülen alacak davasına dayanak yapılan kusur raporu ise davacı kurumun söz konu davada taraf olmaması nedeniyle temyize konu eldeki davada tarafları bağlamaz.

Mahkemece yapılacak iş; yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile işkolunda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti yönünden yeniden kusur raporu almak, denetlendikten ve varsa çelişkiler giderildikten sonra teselsüle dayanılmadığı ve kaçınılmazlıktan işverenin sorumlu tutulamayacağı olguları da gözetilerek, tespit edilen işveren kusurunu hak sahipliği dosyasında %100 kusura göre belirlenen gerçek zarar tavanlarına uygulamak suretiyle işverenin sorumlu olacağı tavan tazminat tutarlarını belirleyip sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.4.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 08-08-2007, 17:24   #5
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
21.Hukuk Dairesi
Esas: 2005/2228
Karar: 2005/4779
Karar Tarihi: 09.05.2005
ÖZET : Zararlandırıcı olaya maruz kalan davacılar murisi işçi, olay günü işyerinde, çalışırken üzerine cam devrilmesi sonucu iş kazasında ölmüştür. Kusura ilişkin raporlar arasındaki açık çelişki giderilmemiştir. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, davacıyı kimin ne şekilde görevlendirdiği, görevlendirenin sorumluluğu, görevlendirilmeden ne işi yaptığı, ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyeceği biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan. 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
(4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 41, 43)
Dava: Davac
ılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davalılardan A. San. Tic. A.Ş. ile G. Cam San. Tic. A.Ş. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Zararlandırıcı olaya maruz kalan davacılar murisi işçi, olay günü işyerinde, çalışırken üzerine cam devrilmesi sonucu iş kazasında ölmüştür.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
31.01.2003 tarihli iş müfettişi raporunda Kazalının işvereni taşeron A. A.Ş.'nin % 10, asıl işveren ( yüklenici ) A İnşaat A.Ş.'nin % 20, 3. kişi G. Cam AŞ. 'nin % 70 oranında kusurlu oldukları, davacılar murisinin kusursuz olduğu 27.05.2004 günlü bilirkişi raporunda asıl işveren A İnşaat A.Ş.'nin % 10. taşeran A. AŞ.'nin % 40, 3. kişi G. Cam A.Ş.'nin % 50 kusurlu oldukları davacılar murisi işçinin ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Kusura ilişkin raporlar arasındaki açık çelişki giderilmemiştir.
Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, davacıyı kimin ne şekilde görevlendirdiği, görevlendirenin sorumluluğu, görevlendirilmeden ne işi yaptığı, ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyeceği biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan. 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA. temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 9.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Sinerji Mevzuat ve
İçtihat Programları
**************************************
Umarım yararlı olur.
Old 29-01-2010, 15:37   #6
limpid

 
Varsayılan

Benimde işverenin vekilliğini yaptığım iş veren aleyhine Sulh Ceza Mahkemesinde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmaktan açılmış bir davam var. İşçinin iş makinesine elini kaptırması neticesinde parmağında yaralanma oluyor. Gerekli tedaviler yaptırılıyor hatta davayı açtığı tarihte dahi işverenin işyerinde çalışmaya devam ediyor. Bilirkişi sadece 1 kişi. Unvanı da Kontrol Mühendisi İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı. Hazırlamış olduğu raporda müvekkili 1. dereceden kusurlu buluyor gerekli tedbirleri almadı diye. Rapora itiraz edeceğim. Sorularıma gelince;

1- iş verenin kusur oranının tespiti için oluşturulması gereken b.k heyetinde, uzman bir hekim, iş sağlığı ve iş güvenliği konularında bir uzman ile hukukçu bir uzmanın olması gerektiğine dair bir Yargıtay kararı var mıdır? Ya da sadece 1 kişi böyle bir raporun hazırlanması için yeterli midir?

2- Yönetim Kurulu Başkanının fabrika müdürüne iş güvenöliğiyle ilgili sorumluluğu verebilmesi için anonim şirketlerde nasıl bir yol izlenmelidir? Yani bu yetkilendirme ne şekilde yapılırsa kanuna vs.ye uygun olarak gerçekleştirilmiş sayılır?

Cevaplarınız için çook teşekkürler.
Old 04-11-2010, 10:07   #7
enginer

 
Varsayılan

Arkadaşlar,
Bilirkişilik olayında açık noktalar çok;
Bilirkişi kazaya neden olan kişilerin kaza ile illiyetini bulmak ve değerlendirmek konumunda.
Kusurluların yaptıkları veya yapmadıkları şeyler kazaya neden olmuş ise bunları (mevzuata uygun dayanakları ile beraber) tespit etmek durumundadır.
Bilirkişi raporunu dayanakları ile beraber yazmalıdır.
Bilirkişi raporu sonucu KANAAT hakkı hakimindir.Bilirkişi kanaat yazmamalıdır.Bulgularını ayrıntısı ile yazmalıdır.
4857 Sayılı kanun "...iş veren gerekli tüm önlemleri almalıdır ..." diyor.
Bilirkişiler raporlarını tahminlere dayandırmamalıdır.
İş Güvenliği Uzmanlığı meselesine gelince:İş Güvenliği Uzmanlığı sertifikalardırılması bakanlık tarafından yapılan bir kavramdır.Teknik ve hukuki mevzuatı içeren eğitimler ve sınav sonucu sertifikalar verilir.
İş yerinin "risk gurubu" (=tehlike sınıfı) durumuna göre A,B,C sınıfı uzmanlar yetkilidir.
Maalesef bu konuda bilgiler eksiktir.Pek çok olayda kendini uzman olarak değerlendiren kişiler rapor yazmaktadır.

Çok deneyimli bir mühendisin bilirkişi raporuna 5510 sayılı S.G.K (526-SSK) kanunda açıkça tanımlanmış İş Kazası tanımlarına uymayan bir olay raporuna "Bu bir iş kazasıdır " yazdığını görünce şok! olmuştum.
Sigortalı olmayan kişilerin kazaları iş kazası tanımına girmez!

Bilirkişilik olayına hukuk adamlarının daha fazla ilgi göstermesi uygun olacaktır.

(Bilirkişiliğin ücretlendirmesi mutlaka banka üzerinden olmak zorunda olmamalıdır.Ben banka kullanmadığım için artık rapor yazamıyorum.)
Saygılar.
Old 05-11-2010, 10:36   #8
chveneburi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan enginer
Arkadaşlar,

Sigortalı olmayan kişilerin kazaları iş kazası tanımına girmez!
Bilirkişilik olayına hukuk adamlarının daha fazla ilgi göstermesi uygun olacaktır.
Saygılar.

Sayın Enginer,
Bilirkişi raporlarının içeriğinin nasıl olması gerektiği hususundaki görüşlerinize katılmakla birlikte iş kazasının tanımı konusunda "Sigortalı olmayan kişilerin kazaları iş kazası tanımına girmez!" tespitinize katılamıyorum. Zira bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için öncelikle kazaya uğrayanın her şeyden önce SSK md. 2 anlamında sigortalı olması gerekir. Ancak bir olayın iş kazası sayılması için sigortalı olma şartı, kuruma bildirilmeyen işçinin iş kazasına uğramayacağı anlamına gelmez.
SSK'nın 10.maddesi " Sigortalı çalıştırılmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır." hükmünü içermektedir. Buna göre sigortasız çalıştırılan işçilerin geçirmiş olduğu kazalar da kurumca tespit olunması halinde iş kazası olarak değerlendirilir.
Saygılarımla,
Old 05-11-2010, 12:18   #9
enginer

 
Varsayılan iş kazası

Ben eksik tam açık yazmadım.Haklısınız.
Olay imece şeklindeki bir çalışma sırasında,parasal bir olay olmayan yardımlaşma sırasında olmuştu.
Sözlü veya yazılı bir iş akdi durumu yoktu.

Bu neden ile SGK 5510 taki iş kazası tanımına girmiyordu.

Yeni görüşlerinizi aktarırsanız açıklayıcı olacaktır.
Selamlar
Teşekkürler.
Old 05-11-2010, 12:44   #10
chveneburi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan enginer
Ben eksik tam açık yazmadım.Haklısınız.
Olay imece şeklindeki bir çalışma sırasında,parasal bir olay olmayan yardımlaşma sırasında olmuştu.
Sözlü veya yazılı bir iş akdi durumu yoktu.

Bu neden ile SGK 5510 taki iş kazası tanımına girmiyordu.

Yeni görüşlerinizi aktarırsanız açıklayıcı olacaktır.
Selamlar
Teşekkürler.

Sayın Erginer,

Öncelikle taraflar arasında bir hizmet-iş ilişkisi yok ise, kanımca somut olayda iş kazasından söz edilemez. Zira SSK 2.maddede sigortalı sayılanları açıklarken "bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar.." demektedir.

Ek olarak İş Kazası için; Hayatın olağan akışına göre meydana gelen kaza, sigortalının gördüğü işin bir sonucu olmalıdır. Hukukumuzda, kanun koyucu işle kaza arasındaki nedenselliği bulmak için karineler saptamıştır (SSK md. 11/A’daki haller). Bu illiyet bağı en güçlü biçimde kazanın işçinin çalıştığı işyerinde meydana gelmesi halinde ortaya çıkar. İşyerinin malikinin işveren olması şart değildir. Kazanın iş kazası olup olmadığı noktasında, işverenin otoritesi altında olunup olunmadığının araştırılması gerekir.

Saygılarımla,
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
ciddiyetten uzak ve alaycı bilirkişi raporu av.füsun kimiran Fikri Haklar ve Bilişim Hukuku Çalışma Grubu 24 11-08-2008 13:35
kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporu... emelakd Meslektaşların Soruları 3 13-07-2007 14:48
bilirkişi raporu gogolos Meslektaşların Soruları 8 13-04-2007 22:34
Bankanın içi boşaltılıyor, bilirkişi 'Dolandırıcılık yok!' raporu veriyor canan ufuk Hukuk Haberleri 0 07-12-2006 10:15
ilamlı icrada bilirkişi raporu alirizadizdar Meslektaşların Soruları 1 03-05-2006 18:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14100409 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.