Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

AraÇ SatiŞlarinda Noterİn SorumluluĞu

Yanıt
Old 17-06-2007, 13:15   #1
avege

 
Varsayılan AraÇ SatiŞlarinda Noterİn SorumluluĞu

Müvekkilim noterden alınmış bir satış vekaletnamesine sahip bir kişiden ikinci el bir araç satın almak alıyor.Aracın bedelini ödüyor.Trafikte aracı üzerine tescil ettirmek için gittiğinde aracın çalıntı olduğunu öğreniyor.Ardından hakkında hırsızlık malını bilerek satın almaktan hukuki süreç başlıyor.Hazırlık safhasında savcılıkta dosyayı incelediğimde araç sahibi görünen kişinin ve satış vekaletnamesine sahip kişinin kimliklerinin de sahte olduğu anlaşılıyor.İlgili nüfus müdürlüklerine müzekkere yazıldığında bu isimde şahıslara kimlik verilmediği hüviyetlerde isim ve imzaları bulunan bu isimlerde memurların çalışmadığı ,kimliklerin sahte olduğu anlaşılıyor.
Satışı gerçekleştiren noter kimlikleri veren ilgili nüfus müdürlüklerini arasa sahtelik anlaşılacak.Ancak noterin bunu araştırma yükümlülüğü bulunmakta mıdır?Noter kendisine ibraz edilen nüfus cüzdanının gerçekliğini araştırmadan işlem yapabilir mi?
Old 17-06-2007, 15:38   #2
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2005/4237
K. 2006/13244
T. 28.6.2006
• NOTER BAŞKATİBİNİN SAHTE NÜFUS CÜZDANIYLA VEKALETNAME DÜZENLEMESİ ( Aldatma Kabiliyetinin Bulunup Bulunmadığının Uzman Bilirkişi Raporuyla Belirlenmesi Sanığın Gereken Dikkat ve Özeni Gösterip Göstermediğinin Belirlenmesi Gereği - Görevi İhmal )
• GÖREVİ İHMAL ( Noter Başkatibinin Sahte Nüfus Cüzdanıyla Vekaletname Düzenlenmesi - Aldatma Kabiliyetinin Bulunup Bulunmadığının Uzman Bilirkişi Raporuyla Belirlenmesi Sanığın Gereken Dikkat ve Özeni Gösterip Göstermediğinin Belirlenmesi Gereği )
5237/m. 257
ÖZET : Sanık noter başkatibine vekaletname düzenlenmesi için sunulan nüfus cüzdanlarının sahte olup olmadıkları ve aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadıkları uzman bilirkişi raporuyla belirlenmesi sonucuna göre vekaletnamelerin düzenlenmesinde sanığın gereken dikkat ve özeni gösterip göstermediği konusu tartışılarak hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Katılan hazinenin zarar iddiası nedeniyle suça konu vekaletnamelerle satış ve intikal yapıldığı açıklanan taşınmazların edinme nedenleri ve tüm tedavül kayıtlarıyla beraber gösterir tapu kayıtları ile vekaletnamelerin düzenlenmesinde kullanılıp sahte oldukları iddia edilen nüfus cüzdanları ve sanık tarafından düzenlenen vekaletnamelerin asılları veya onaylanmış suretlerinin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde dosyaya eklenmesi sahte nüfus cüzdanlarıyla vekaletname düzenledikleri iddia edilen ve nüfus kayıtlarına göre de sağ oldukları belirlenen N. ve N.'nin tanık sıfatıyla dinlenilmeleri, sanık noter başkatibine vekaletname düzenlenmesi için sunulan nüfus cüzdanlarının sahte olup olmadıkları ve aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadıkları uzman bilirkişi raporuyla belirlenmesi sonucuna göre vekaletnamelerin düzenlenmesinde sanığın gereken dikkat ve özeni gösterip göstermediği konusu tartışılarak hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan Hazine vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 17-06-2007, 15:47   #3
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/10740
K. 2002/2575
T. 21.3.2002
• SAHTE VE GEÇERSİZ VEKALETNAME ( Pay Devrinin İptali İstemi - Özel Vekaletnamenin Sahteliği Savının Vekaletnameyi Düzenleyen Noteri de Kapsadığı ve İlgili Noterin Taraf Olmadığı Bir Davada Bu Konunun Çözüme Bağlanmayacağının Gözetileceği )
• PAY DEVRİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Özel Vekaletnamenin Sahteliği Savının Vekaletnameyi Düzenleyen Noteri de Kapsadığı ve İlgili Noterin Taraf Olmadığı Bir Davada Bu Konunun Çözüme Bağlanmayacağının Gözetileceği )
• ÖZEL VEKALETNAMENİN SAHTELİĞİ ( Savının Vekaletnameyi Düzenleyen Noteri de Kapsadığı ve İlgili Noterin Taraf Olmadığı Bir Davada Bu Konunun Çözüme Bağlanmayacağının Gözetileceği - Pay Devrinin Sahteliği )
• NOTERE HUSUMET YÖNELTİLMESİ GEREĞİ ( Pay Devrinin İptali İstemi - Özel Vekaletnamenin Sahteliği Savının Vekaletnameyi Düzenleyen Noteri de Kapsadığı ve İlgili Noterin Taraf Olmadığı Bir Davada Bu Konunun Çözüme Bağlanmayacağının Gözetileceği )
6762/m.520
ÖZET : Dava, davalılardan Sinan Sakınç'ın davacının davalı şirketteki paylarını vekaleten eşi olan diğer davalıya devrinin sahte ve geçersiz vekaletnameyle gerçekleştirildiği savına dayalı pay devrinin iptali istemine ilişkindir. Özel vekaletnamenin sahteliği savının vekaletnameyi düzenleyen noteri de kapsadığı ve ilgili noterin taraf olmadığı bir davada bu konunun çözüme bağlanmayacağı gözetilerek, davacıya tanınacak uygun sürede notere karşı dava açması sağlanarak açılması halinde eldeki dava ile birleştirildikten sonra sahtelik olgusunun aydınlatılmasında zorunluluk bulunmaktadır.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.06.2001 tarih ve 2001/144-2001/425 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.03.2002 günde davacı avukatı Atay Doğan ile davalı avukatı Fadime Selmanlı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı, müvekkilinin davalı şirketteki 4 payının, şirket müdürü olan davalılardan Sinan Sakınç tarafından müvekkilinin imzasını içermeyen sahte vekaletname ile eşi olan diğer davalıya düşük bedelle satıldığını ileri sürerek, devir işleminin iptalini, şirketin mal varlığının tespiti ile devir tarihindeki alacağın davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, şirket kayıtlarında devir belgesine ve grafolog bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak, devir işlemi dayanağı 03.11.1997 tarihli vekaletnamedeki imzanın davacıya ait olduğu, devir sonrası TTK.nun 520. maddesi uyarınca gereken prosedürün tamamlandığı, davacının talimatı dışında ve düşük bedelle pay devri yapıldığının kanıtlanamadığı gibi, davacının bu nedene dayanarak vekil hakkında dava açabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davalılardan Sinan Sakınç'ın davacının davalı şirketteki paylarını vekaleten eşi olan diğer davalıya devrinin sahte ve geçersiz vekaletnameyle gerçekleştirildiği savına dayalı pay devrinin iptali istemine ilişkin bulunmakla, 03.11.1997 tarihli özel vekaletnamenin sahteliği savının vekaletnameyi düzenleyen noteri de kapsadığı ve ilgili noterin taraf olmadığı bir davada bu konunun çözüme bağlanmayacağı gözetilerek, davacıya tanınacak uygun sürede notere karşı dava açması sağlanarak açılması halinde eldeki dava ile birleştirildikten sonra sahtelik olgusunun aydınlatılmasında zorunluluk görüldüğünden, kararın öncelikle usule ilişen bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, şirket payını devralanın vekil sıfatı ile hareket eden davalının eşi olması ve vekilinin eşinin üçüncü kişi sayılmayacak olması karşısında, devir işleminin vekilin kendisiyle işlem yapma yasağı kuralına aykırı olup olmadığı da irdelenmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak eksik inceleme ile devir işlemine geçerlilik tanınması da doğru bulunmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 17-06-2007, 15:51   #4
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 1998/5399
K. 1998/9821
T. 29.12.1998
• NOTERİN GÖREVE İLİŞKİN KİŞİSEL SORUMLULUĞU ( Kusursuz Sorumluluk Esasına Göre Düzenlendiği - Zarar Görenin veya Üçüncü Kişinin Ağır Kusurunun veya Mücbir Sebep Halleri Gibi İlliyet Bağını Kesin Bir Durumun Varlığının Kanıtlanması Halinde Sorumluluktan Kurtulunabileceği )
• KUSURSUZ SORUMLULUK ( Zarar Görenin veya Üçüncü Kişinin Ağır Kusurunun veya Mücbir Sebep Halleri Gibi İlliyet Bağını Kesin Bir Durumun Varlığının Kanıtlanması Halinde Sorumluluktan Kurtulunabileceği - Noterin Göreve İlişkin Kusursuz Sorumluluğunun Olduğu )
• SORUMLULUKTAN KURTULUŞ ( Noterin Göreve İlişkin Kusursuz Sorumluluğunun Olduğu - Zarar Görenin veya Üçüncü Kişinin Ağır Kusurunun veya Mücbir Sebep Halleri Gibi İlliyet Bağını Kesin Bir Durumun Varlığının Kanıtlanması Halinde Sorumluluktan Kurtulunabileceği )
1512/m.162
818/m.44,98/2
ÖZET :Noterlerin göreve ilişkin kişisel sorumlulukları, kusursuz sorumluluk esasına göre düzenlenmiş bulunmaktadır. Ne varki, doktrinde de değenildiği üzere, kusursuz sorumlulukta da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun veya mücbir sebep halleri gibi illiyet bağını kesin bir durumun varlığının kanıtlanması halinde sorumluluktan kurtulunabilinecektir.

DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı Hatay 2.Asliye hukuk Mahkemesince verilen 23.2.1998 tarih ve 158-72 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 1.12.1998 gününde davacı avukatı Ünsal Şahin ile davalı avukatı Atilla Ceylan gelip ihbar edilen ve vekili gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Hatay İstiklal Şubesi'ne yatırdığı ( 55.000 ) Hollanda Florini mevduat ve faizlerinin Kartal Şubesinden sahte vekaletnameye dayanılarak çekildiğini ileri sürerek, ( 61.798 ) HF.nin veya ( 1.100.000.000 ) liranın ve ( 25.000.000 ) lira manevi tazminatın davalı bankadan ve birleştirilen davanın davalısı olan vekaletnameyi düzenleyen noter ile parayı çeken kişiden tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, ödemenin davacı vekiline yapıldığını, manevi tazminatı istenemeyeceğini, istenen faizin fahiş olduğunu savunmuştur.

Birleştirilen dava davalıları noter Akın Ekmekçi ve vekil sıfatıyla parayı çeken Dursun Özdağlı davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra mübrez delillere, parayı çeken vekilin yargılandığı ceza dava dosyası kapsamına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, notere ibraz edilen davacıya ait nüfus cüzdanının igfal kabiliyeti bulunduğundan davalı notere kusur atfedilemeyeceği, bu vekaletnameyle parayı çeken vekilinin ceza davasında beraat ettiği parayı çekmesinde usulsüzlük olmadığı, bundan dolayı davalı bankanın da sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Davacının, davalı bankanın Antalya-İstiklal Şubesindeki hesabına 55.000 Hollanda Florini yatırdığı ve bu hesaptan paranın dava dışı kimse tarafından vekil marifetiyle sahtecilik işlemleri ile çekildiği taraflar arasında çekişmesiz bulunmaktadır. Bir güven müessesesi olan banka akdi ilişki gereğince mudiinden aldığı parayı güvenli saklamak ve koşulları oluştuğunda yine mudiine iade etmekte yükümlüdür. Meğerki mudiinde bu paranın zayiinde hesap cüzdanını saklamakta veya zayii halinde bankaya geç bildirimde kusurlu bulunsun. Bu takdirde hesap sahibi mudiin de BK.nun 98/2 nci maddesi yollaması ile aynı yasanın 44 nci maddesi hükmü uyarınca zararın oluşumunda birlikte kusurunun değerlendirilmesi gerekir. Ancak, dava konusu olayda davacı hesap sahibine atfı kabil bir kusur olduğu davalı bankaca ileri sürülmemiş ve dosyada da bu konuda bir delil bulunmamaktadır. Nitekim, davalı banka müfettişince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen raporda da bankanın sorumluluğu kabul edilmiştir. O halde, davalı bankanın sorumluluğu dikkate alınarak karar verilmek gerekirken, reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.

2- Dairemizin bozma kararına uyulmasından sonra hakkında aynı mahkemede açılan ve bu dava ile birleştirilen davadaki davalı Ali Özdağlı'nın durumuna gelince, bu davalı avukat olup dava dışı kimsenin sahte oluşturduğu vekaletname ile davacı adına bankadan parayı hesaptan çeken kişidir.

Gerek bu dava dosyası içindeki bilgi ve belgelerden gerekse dosyaya ekli ceza dava dosyasına ilişkin dosyaya ibraz edilen evrak kapsamından bu davalının, dava dışı ve asıl sorumlu olması gereken kişi olan ve kendisini davacının adı olan Celile olarak tanıtan kişi ile bir yolculuk sebebiyle tanıttığını, ev edinmek amacı ile bu davalıya vekaletname vererek parasını bankadan çekmesini istediğini, kendisinin de bu vekaletname gereğince parayı hesaptan provizyon yolu ile çektiğini ve bir süre sonra bu şahsa ibraname karşılığı teslim ettiğini açıklamakta ancak bu kişinin adresini bilmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, bu kişinin aynı olay sebebiyle ağır ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasına ve bilirkişi raporuna dayanarak hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki Kartal 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.9.1996 gün ve 1996/202-266 sayılı kararında bu davalı hakkında mahkumiyetini gerektirir yeterli delil elde edilmediği gerekçesiyle beraat karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle bu şekilde verilen beraat kararları, BK.nun 53 ncü maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimini bağlamayacağı gibi, haksız fiile yönelik kusurun mevcudiyeti bakımından da ceza hukukunun sorumluluğuna ilişkin hükümleriyle de hukuk hakimi bağlı bulunmamaktadır.

Öte yandan, mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda ceza davası sebebiyle alınan grafoloji bilirkişi raporuna dayanarak vekaletname ve ibranamedeki imzaların davacıya ait olduğu kanısı ile davalı D.Ali Özdağlı'nın sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna varmış ise de dava dosyasında bir örneği bulunan bu raporda bilirkişice vekaletname ve ibranamedeki imzalar bakımından mukayese ve inceleme yapılmış ve her iki imzanın ve yazının birbirine uyumlu oldukları açıklanmıştır. Bu sonuç doğaldır. Zira, her iki belgedeki imza da dava dışı kadına ilişkindir. Davacının imzası bu raporda inceleme konusu yapılmamıştır. O halde, bilirkişi kurullarının bu rapora yanlış anlam vererek bu imzaların davacıya ait olduğu sonucuna varmaları maddi yanılgıya dayalı olup bu sebeple mahkemece hükme esas alınması mümkün değildir.

Avukatlık Kanunu'nun l, 2 ve 34 ncü maddeleri hükümlerine göre, avukatlık serbest bir meslek olmakla birlikte kamu hizmeti amaçlı olup, bu mesleğin amacı hukuki ilişkilerin düzenlenmesine, her türlü hukuki sorunların çözümlenmesinde ve genellikle hukuk kurallarının tam olarak uygulanması konusunda yargı ile resmi ve özel kuruluşlara yardımcı olmak, bu amaçla hukuki bilgi ve deneyimlerini yargı ve kişilerin yararlanmasına tahsistir. Keza avukatlar bu sebeble yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen ve doğruluk içinde yerine getirmekle de yükümlü tutulmuşlardır. Görüldüğü gibi Avukatlık Kanunu bu mesleği ifa edenlere normal bir görevi ifa dışında önemli bir özen yükümlülüğü getirmiş bulunmaktadır.

Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda belirtilen nedenlerle ceza mahkemesi karar ve maddi yanılgıya dayalı bilirkişi kurulu raporu dikkate alınmayarak sahtekarlığa aracı olan durumuna düşen bu davalının davranış ve eylemlerinin, mesleğe özgü özen yükümlülüğü kapsamında kalıp kalmadığı, Borçlar Kanunu'nun sorumluluğa ilişkin hükümleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.

3- Davalılardan sahte vekaletnameyi düzenleyen Noter Akın Ekmekçi'nin durumuna gelince; mahkemece bu davalı hakkında sahte nüfus kaydına dayalı olarak gerçekleştirilen vekaletnamenin düzenlenmesinde bir kusurunun bulunmadığının kabulü gerekçe yapılarak bu davalı hakkındaki dava reddolunmuş bulunmaktadır.

Oysa 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162 nci maddesindeki düzenlemeye göre, noterlerin bu göreve ilişkin kişisel sorumlulukları, kusursuz sorumluluk esasına göre düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece davalı noterin kusurunun mevcut olmadığına ilişkin gerekçesinde bir isabet bulunmamaktadır.

Ne varki, doktrinde de değenildiği üzere, kusursuz sorumlulukta da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun veya mücbir sebep halleri gibi illiyet bağını kesin bir durumun varlığının kanıtlanması halinde sorumluluktan kurtulunabilinecektir ( Bkz.R.Özüarı, Açıklamalı Noterlik Kanunu, 3 Bas., Ank.1987 sh.148 vd. Dr. Bilal Kartal, Noterlerin Hukuki Sorumluluğu ve Kusursuz Sorumluluk, Yargıtay Dergisi, Cilt 24 say. 3 sh.340 vd.Tekinay, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler Cilt.l, 1985 İst.sh 764 vd. )

Dava konusu olayda da noterlikçe vekaletname düzenlenmesinde işlemlerin yasa ile genelgelere uygun gerçekleştirildiği ve dava konusu vekaletnamenin gerçeğe aykırılığı belirlenemeyen ve üçüncü kişice gerçekleştirilen sahte nüfus cüzdanına dayanılarak gerçekleştirildiği anlaşılmakla olayda noterin sorumluluğunu gerektiren uygun illiyet bağı kesilmiş bulunmaktadır.

O halde, noter hakkındaki davanın reddolunmuş olması bu gerekçe ile yerinde bulunmakla davacı vekilinin bu davalıya yönelik temyiz itirazların reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( l ) ve ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalılar banka ile D.Ali Özdağlı hakkındaki davanın reddine, ilişkin mahkeme kararının BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan noter Akın Ekmekçi hakkındaki kararın ONANMASINA, 30.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.12.1998 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 17-06-2007, 15:53   #5
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2003/8441
K. 2004/11257
T. 22.11.2004
• GÖREVİ SAVSAMA ( Gerekli Özeni Göstermediği İçin Bildirilen Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenleyen Noterin Hukusal Yanılgısının Görevi Savsama Suçunu Ortadan Kaldırmayacağı - Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kastın Aranmadığı )
• GENEL KASIT ( Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kasıt Gerekmediği - Bildirilen Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenleyen Noterin Eyleminin Hukusal Yanılgıya Dayanması Suçu Ortadan Kaldırmayacağı )
• NOTERİN GÖREVİ SAVSAMASI ( Noterin Gerekli Özeni Göstermediğinden Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenlemesi Şeklindeki Eyleminin Hukusal Yanılgıyla Oluşmasının Suçu Ortadan Kaldırmayacağı - Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kasıt Gerekmediği )
765/m.230
ÖZET : Noter olan sanığın, aracın satış işleminin yapıldığı sırada, iş sahipleri tarafından başlangıçta sunulan eski tarihli olması nedeniyle kabul edilmeyen motorlu taşıtların Satış ve Devrine ait ilişik kesme belgesi ile sonradan sunulan sahte ilişik kesme belgelerinin seri ve sıra numaralarının aynı olduğu gözetilmeyerek, bu hususta gerekli özen gösterilmeden sahte belge uyarınca araç satış sözleşmesi düzenleme biçimindeki eyleminde, sanığın hukuksal yanılgısının suçu ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Noter olan sanığın, 53 xx 000 plaka nolu aracın satış işleminin yapıldığı sırada, iş sahipleri tarafından başlangıçta sunulan eski tarihli olması nedeniyle kabul edilmeyen 28.9.1999 tarihli motorlu taşıtların Satış ve Devrine ait ilişik kesme belgesi ile sonradan sunulan 30.6.2000 tarihli sahte ilişik kesme belgelerinin seri ve sıra numaralarının aynı olduğu gözetilmeyerek, bu hususta gerekli özen gösterilmeden sahte belge uyarınca araç satış sözleşmesi düzenleme biçimindeki eyleminde, sanığın hukuksal yanılgısının suçu ortadan kaldırmayacağı genel kasıtla işlenen görevi savsama suçunda özel kasta ağırlık verilerek yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan idare vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 18-06-2007, 13:46   #6
av.adnan

 
Varsayılan

Noterin, vekaletnamede satış yetkisi olmadığı halde araç satışından dolayı aracın bedelini satıcıdan alamayan asil adına açtığım alacak davasında, Mahkemece satıcı ve noterin müteselsilen sorumluluğuna ve satış bedelinin satış tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verildi. Karar Yargıtay tarafından onaylandı.
Old 19-06-2007, 14:20   #7
avege

 
Soru

Alıntı:
Yazan HÜLYA ÖZDEMİR
T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2003/8441
K. 2004/11257
T. 22.11.2004
• GÖREVİ SAVSAMA ( Gerekli Özeni Göstermediği İçin Bildirilen Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenleyen Noterin Hukusal Yanılgısının Görevi Savsama Suçunu Ortadan Kaldırmayacağı - Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kastın Aranmadığı )
• GENEL KASIT ( Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kasıt Gerekmediği - Bildirilen Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenleyen Noterin Eyleminin Hukusal Yanılgıya Dayanması Suçu Ortadan Kaldırmayacağı )
• NOTERİN GÖREVİ SAVSAMASI ( Noterin Gerekli Özeni Göstermediğinden Sahte Belge Uyarınca Araç Satış Sözleşmesi Düzenlemesi Şeklindeki Eyleminin Hukusal Yanılgıyla Oluşmasının Suçu Ortadan Kaldırmayacağı - Görevi Savsama Suçunun Genel Kasıtla İşlendiği Özel Kasıt Gerekmediği )
765/m.230
ÖZET : Noter olan sanığın, aracın satış işleminin yapıldığı sırada, iş sahipleri tarafından başlangıçta sunulan eski tarihli olması nedeniyle kabul edilmeyen motorlu taşıtların Satış ve Devrine ait ilişik kesme belgesi ile sonradan sunulan sahte ilişik kesme belgelerinin seri ve sıra numaralarının aynı olduğu gözetilmeyerek, bu hususta gerekli özen gösterilmeden sahte belge uyarınca araç satış sözleşmesi düzenleme biçimindeki eyleminde, sanığın hukuksal yanılgısının suçu ortadan kaldırmayacağı gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Noter olan sanığın, 53 xx 000 plaka nolu aracın satış işleminin yapıldığı sırada, iş sahipleri tarafından başlangıçta sunulan eski tarihli olması nedeniyle kabul edilmeyen 28.9.1999 tarihli motorlu taşıtların Satış ve Devrine ait ilişik kesme belgesi ile sonradan sunulan 30.6.2000 tarihli sahte ilişik kesme belgelerinin seri ve sıra numaralarının aynı olduğu gözetilmeyerek, bu hususta gerekli özen gösterilmeden sahte belge uyarınca araç satış sözleşmesi düzenleme biçimindeki eyleminde, sanığın hukuksal yanılgısının suçu ortadan kaldırmayacağı genel kasıtla işlenen görevi savsama suçunda özel kasta ağırlık verilerek yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan idare vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Kararlar için teşekkür ederim.Ancak hala kafamda soru işaretleri var.Kimliklerde gözle görülür şekilde anlaşılır bir sahtelik yok.Ancak noter ibraz edilen kimliği,kimliği tanzim eden nüfus müdürlüğünü arayarak teyit etmeli midir?
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
araç devri Av.Zeynep Meslektaşların Soruları 16 11-05-2010 17:08
Tüketici Kredisi ile Alınan Araç - Kredi Verenin Sorumluluğu Av.SELÇUK AYAZ Meslektaşların Soruları 6 29-04-2007 17:32
AraÇ Devrİ... ayanlar07 Meslektaşların Soruları 2 05-04-2007 10:17
Trafik Kazasında Araç İşletenin Sorumluluğu nedir. özspartaküs Meslektaşların Soruları 9 06-12-2006 16:57
kaçak araç şerh Meslektaşların Soruları 2 02-12-2006 13:16


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10191488 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.