Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kadın Haberleri 2007

Yanıt
Old 29-03-2007, 08:36   #61
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Hanım Avukatlar,

Meslekdaşınız Sn.Vildan Yirmibeşoğlu' nun Hürriyet yayınlarından çıkan "Toprağa Düşen Sevdalar" adlı kitabına ilişkin 29/03/2007 tarihli gazetede iki yazı var. Biri 4 üncü sayfada haber biçiminde, diğeri Doğan Hızlan' ın yazısında. Herhalde ağda da vardır.

Kendisini kutlar, yeni eserler ve başarılar dilerim.
Old 10-04-2007, 10:28   #62
Seyda

 
Varsayılan Kadınlardan töreye maskeli tepki

VAN AA


Van Kadın Derneği (VAKAD) üyeleri, töre cinayetlerini protesto için maske takarak yürüdü. Yüzüncü Yıl İş Merkezi'ndeki VAKAD şubesinde toplanan kadınlar, töre cinayeti nedeniyle öldürülen kadınların fotoğraflarının bulunduğu maskeleri yüzlerine takarak Beşyol mevkiinden Sanat Sokağı'na kadar yürüdü.
Davul eşliğinde basın açıklaması yapan VAKAD üyesi Leyla Ulaşoğlu, sığınma evi açmayan belediye istemediklerini belirterek, "Kadını, 'Kocandır' diye saatlerce karakolda bekleten polis, aşağılayan doktor, ebe, hemşire; 'Sen git, kocan gelsin' diyen kamu personeli ve sömüren medya istemiyoruz" dedi.
Kadınlar, "Ben Güldünya, ağabeylerim beni acımasızca öldürdü", "Ben Nazime, kocam beni yakarak öldürdü", "Ben Nuran, 14 yaşında tecavüze uğradım", "Ben Gülistan, kocam beni saklandığım sandıkta erkek çocuk doğurmadım diye öldürdü" yazılı pankartlar da taşıdı.
Protestocular, "Kadınlar vardır" şarkısını söyledikten sonra dağıldı.

http://www.milliyet.com.tr/2007/04/10/yasam/yas06.html
Old 21-04-2007, 00:44   #63
Av.Görkem TURGUT

 
Rahatsiz "Belediye Meclis Kararıyla İkinci Eşe Maddi Yardım"

Alanya'nın Çıplaklı Belediye Meclisi, beldede yaşayan evli erkeklerin "kuma getirmelerine maddi destek sağlama" kararı aldı.

Antalya'nın Alanya ilçesine 30 kilometre uzaklıktaki Çıplaklı'da, Belediye Meclisi, beldede yaşayan erkeklerin boşanmadan ikinci kez evlenebilmeleri için maddi yardım yapılması yönünde oybirliğiyle karar aldı.6 bin nüfuslu Çıplaklı Beldesi'nin 6'sı AKP'li 3'ü ANAP'lı 9 üyesi bulunan Belediye Meclisi "Eşleri rahatsız olan erkekler" için kumaya destek kararı aldı Kadın örgütlerinin tepkisini çeken çok tartışılacak bu kararın alınmasında 5 çocuk, 7 torun sahibi Anavatan Partili üye Murat Arslan'ın sözleri etkili oldu.Aslan Meclis toplantısında, "Hanımlarımız yaşlanıyor.İsteyen ikinci kez evlenebilsin.Belediye de maddi destek yapsın" önerisinde bulundu.AK Partili Başkan Hasan Uysal da "Bakıma ihtiyacı olan arkadaşlar var.Öneriyi canı gönülden destekliyorum" diye olumlu görüş bildirdi. AK Partili Ali İhsan Topal ise "Yazın yaylaya gidince hanım evde, biz yaylada yalnız kalıyoruz" diye farklı bir açılım getirdi. Yapılan oylamada, 3 Anavatanlı ve 6 AK Partili üyenin oybirliğiyle öneri kabul edildi.
Old 21-04-2007, 00:47   #64
Av.Görkem TURGUT

 
Mutlu "İspanya'da Gerçek Kadın Erkek Eşitliği "

İSPANYA'DA Jose Luis Rodrigues Zapatero liderliğindeki hükümetin hazırladığı 'gerçek kadın-erkek eşitliği yasası' kabul edildi.Zapatero,"Yasayı tüm kadınlara adıyorum" dedi.
Çekimser oy kullanan ana muhalefet partisi Halk Partisi dışında tüm partilerin oylarıyla kabul edilen yasayla,gelecek yerel veya genel seçimlerde,partilerin listelerindeki kadın ve erkek aday sayısına eşitlik getiriliyor.Yasa ayrıca eşlerinin çocuk doğurdukları dönemlerde babalara 15 günlük yasal izin sağlıyor. Bu izin süresinin 6 yıl içinde bir aya çıkarılması planlanıyor.
250 kişiden fazla çalışanı bulunan şirketlere sekiz yıl içinde yönetim kurullarındaki kadın oranını yüzde 40'a çıkarma zorunluluğunu getiriyor.
Kadınların iş dünyasında da erkeklerle rekabetini daha dengeli hale getiren yasa, 250 kişiden fazla çalışanı bulunan şirketlerin 8 yıllık süre zarfında yönetim kurullarındaki kadınların oranını yüzde 40'a çıkarma zorunluluğunu getiriyor.
Old 21-04-2007, 00:52   #65
Av.Görkem TURGUT

 
Karar "Evde Kadının Payı % 31"

Ankara'da bir çiftin sattıkları ev ve otomobilin parasını paylaşmada çıkan sorunla ilgili tespit davasıyla ilgili son kararı Yargıtay verecek.

Yaşamı boyunca "evinin işi" dışında hiç çalışmayan ve miras gibi yöntemlerle doğrudan ekonomik değer katmayan ev kadınının evlilik birliğine katkısı, bilirkişiye evdeki işleri tek tek hesaplatan Ankara 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla yüzde 31 olarak belirlendi. N.A. adlı ev kadını ile eşi M.A., 1979'da Ankara'da evlendi. Evlendiklerinde hiçbir malları yoktu. N.A. da çalışmıyordu ve evliliği boyunca hiç çalışmadı. Çift önce 1994'te dubleks bir ev satın aldı. Üç yıl sonra da Broadway marka bir araba. Ancak M.A.'nın işleri 1990'ların sonlarında bozulmaya, çalıştığı işyerinden düzenli maaş alamamaya başladı. Evlilik de zor zamanlar geçiriyordu.
Sonunda 2001 yılında boşanma davası açtılar. 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada koca, ev ve otonun kendi maaşıyla alındığını, çalışmayan ev kadını eşinin bunlarda hakkı olmadığını öne sürdü. M.A. bu sırada evi sattı. Ardından da arabayı. Boşanma davası devam ediyordu. Kocasının bütün malları elinden çıkaracağını ve boşanma davası bittiğinde paylaşacak bir şeyleri kalmayacağını düşünen N.A., boşanma davasının sonuçlanmasını beklemeden "katkı payının tespiti ve tazmini" davası açtı.
'PARANIN YARISI HAKKIM'
N.A., açtığı bu davada 35 bin YTL'ye satılan evin ve 4 bin YTL'ye satılan arabanın yarı parasını istiyordu. Boşanma davası sonuçlanıp mahkeme çiftin boşanmalarına karar verdi. Ancak katkı payının oranının hesaplanacağı dava, aile mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasında gitti geldi. Sonunda Yargıtay 20'nci Hukuk Dairesi Ankara 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verdi.
N.A. evlendiklerinde hiç malları olmadığını, kendisinin ev kadını olmasına rağmen evde yaptığı işler ve parayı idareli kullanmasıyla malların alındığını ileri sürdü. Bu nedenle de araba ve evin satışından elde edilen gelirin yarısının kendisinin olduğunu savundu. Evliliğe katkı payının tespiti davası, dosya mahkemeler arasında gidip geldikten sonra Ankara 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'ne kaldı. Mahkeme tanıkları dinledi, bilirkişiye incelemeler yaptırdı. Bilirkişiler, kadın çalışmasa bile evde yaptığı işler ve aile içindeki giderlerin kontrolüyle aile bütçesine katkıda bulunduğunu belirtiyordu. Raporlarda teknik hesaplar yapıldı. Kadının evdeki hizmetlerinin aile bütçesine katkısı hesaplandı. Evin ve arabanın satışından elde edilen maddi değer olan 39 bin YTL'nin yüzde 31'inin kadına verilmesi gerektiğine karar verdi. Mahkemeler arasında gidip gelen dosya ikinci kez Yargıtay'a geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, N.A.'nın edinilen mallarda yüzde 31 mi, yoksa yarı yarıya mı hakkı olduğu konusunda son kararı verecek.
Old 24-04-2007, 08:20   #66
Seyda

 
Varsayılan 170 kadın tutuklandı 20 mağaza kapatıldı

İran'da önceki gün yürürlülüğe giren şeriata aykırı giyinen kadınlara yönelik teftiş uygulamasının ilk iki gününde sıkı denetimler yapıldı. Polis 1347 kadına uygunsuz giyimlerinden dolayı ihtar verirken, 170 kadın tutuklanarak karakola götürüldü. Başkent Tahran'ın polis şefi Mehdi Ahmadi'nin tutuklanan 170 kadından 58'inin kurallara uygun giyineceklerine dair teminat imzalamaları karşılığında serbest bırakıldıklarını, diğerlerınin ise daha önce poliste kayıtları bulunduğu için mahkemeye sevk edildiğini söyledi. İslami kurallara uymayan elbise satan 20 giyim mağazası da kapatıldı.

EŞLERE İLGİ AZALIYOR
İran'ın muhafazakâr yayın organları uygulamaya destek verirken en ilginç açıklama İran Parlamentosu Kültür Komitesi üyesi Muhammed Taghi Rahbar'dan geldi: Manken gibi adınları sokakta gören erkekler kendi eşlerine olan ilgilerini kaybediyor...

http://www.sabah.com.tr/haber,289900...2808CA5C8.html
Old 28-04-2007, 01:10   #67
Cest la vie

 
Varsayılan

Ahıra kapattığı eşine keserle işkence yaptı

Yaşar ANTER/BODRUM (Muğla), (DHA)

Ahıra kapattığı eşine keserle işkence yaptıMUĞLA'nın Yatağan İlçesi'nde eşi tarafından işkenceye uğradığı öne sürülen 30 yaşındaki Rukiye Onur, kapatıldığı ahırdan 20 günlük bebeğiyle kaçıp kurtuldu. Keserle kaburgaları, elmacık kemikleri kırılan, saçları yolunan, vücudunda sigara söndürülen Onur, hastaneye kaldırıldı.

‘Görücü usulüyle' tanıştırıldığı çiftçi Hürgez Onur ile aynı yıl evlenen Rukiye Onur'un yaşamı kabusa döndü. Evliliğinin 4'üncü ayında eşinden dayak yemeye başlayan, odun ve keserle dövülen Rukiye Onur'un 2 kez kolu, 1 kez bacağı kırıldı. Onur, 14 kez jandarmaya başvurarak şikayetçi oldu. Her defasında Hürgez Onur'un ifadesi alınıp serbest bırakıldı.

İddiaya göre 34 yaşındaki Hürgez Onur, ilk bebeğini, bir aileye para karşılığı vermek istedi. Karşı çıkan eşini feci dövdü. Akrabaları tarafından Bodrum Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak 20 gün yoğun bakımda tutulan Rukiye Onur'a 2 ay rapor verildi. Rukiye Onur iyileştikten 4 ay sonra eşinin yanına dönmek zorunda kaldı, Hürgez Onur'un, kız bebeğini Kavaklıdere İlçesi'ndeki bir aileye evlatlık verdiğini öğrendi. 20 gün de önce ikinci bebeğini kucağına alan Rukiye Onur, iddiaya göre geçen perşembe günü yine ahıra kapatıldı. İkinci bebeğini evlatlık vermek isteyen Hürgez Onur, iddiaya göre karşı çıkan eşinin el ve ayaklarını bağladı, keserle saatlerce dövdü, kaburga ve elmacık kemiklerini kırdı. Köylülerin Turgut Beldesi jandarma karakoluna haber vermesiyle olay ortaya çıktı. Gözaltına alınan Hürgez Onur, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Jandarma tarafından Yatağan Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Rukiye Onur da aynı gün evine gönderildi./_newsimages/3254894.jpg

Rukiye Onur, jandarmaya verdiği ifadede eşi tarafından yıllardan bu yana dövülerek öldürülmek istendiğini, 1 çocuğunun satıldığını, yeni doğan bebeğinin satılmak istendiğini öne sürerken eve döndüğünde yine işkence gördüğünü söyledi. İddiaya göre Hürgez Onur, aynı gün eşini sopayla dövdü, saçlarını yoldu, vücudunda sigara söndürdü. Perşembe gecesi ahırdan, köylülerin yardımıyla, kucağında 20 günlük erkek bebeği Toprak'la kaçan Rukiye Onur, Bodrum'daki akrabalarından yardım istedi. Yürüyemeyen talihsiz kadın, Mustafa Var tarafından köyden alınıp otomobille Ortakent-Yahşi Beldesi'ne getirildi.

İŞKENCEYLE DOĞUM

Rukiye Onur, 3 yılda yaşadıklarına dayanamadığını söyledi. Onur, ifadesinde şöyle dedi:

“İşkenceyle, zorla belge imzalattırılarak ilk bebeğimi sattı. Eşim beni hergün dövüyor. 3 yıldır, evden sadece hastaneye ya da jandarmaya gitmek için çıktım. Kocam bana ahırda işkence yapıyor, hapis hayatı yaşatıyor. Ahırda dövüp aç bırakıyor. Evimiz köyün dışında olduğu için derdimi kimseye anlatamıyordum. Köyde herkes kocamdan korkuyor. İlk bebeğimi sattılar. Dayak yiye yiye doğum yaptım. Fenalaşınca beni Turgut Sağlık Ocağı'na götürdüler doğumumu burada gerçekleştirdim. Son olarak perşembe günü yine beni yere yatırıp bacaklarıma, sırtıma ve göğsüme keserle vurdu, yalvardıkça daha çok dövdü. Gözü dönmüştü. İkinci bebeğimi de satacaktı. Dayaktan ölmek üzereyken köylüler ipleri keserek beni kurtardı. Bebeğimi alıp evden kaçtım, komşularıma sığındım. Bir daha dönersem bu adam beni öldürecek. Ondan boşanmak istiyorum. Şikayetçiyim.”

Olayı öğrenen Bodrum Devlet Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Oğuz Şahin, Rukiye Onur'un hastaneye yatırılıp tedavi altına alınmasını sağladı. Yeşil kartlı Rukiye Onur'un kaburgalarında 8'den fazla yeni kırık ve daha önceden meydana gelmiş ve kaynamış kırıklar ile el, kolları, dizleri, sırtı ve göğsünde ağır dayak izleri olduğunu belirten Başhekim Şahin, şunları söyledi:

“Genç kadının ölmemesi bir mucize. Çok ağır fiziksel ve psikolojik travma altında. Devlet olarak genç kadına ve bebeğine her türlü maddi ve manevi desteği sağlayacağız. Rukiye'yi hayata döndürmek için ne gerekiyorsa yapılacak. Kaburgalarındaki kırıklarla 4 gündür seyahat etmiş. Kırıklar karaciğer veya akciğere zarar vermiş olabilir. Bu nedenle müşahade altında tutuyoruz. Uzun süre fizyolojik ve psikolojik tedavi görmesi gerekebilir.”

“YİNE DÖVERİM”

Hürgez Onur, banyo yapması için eşinin kendisine su kaynatmadığı ve ‘kadınlık görevini' yapmadığı için dövdüğünü söyledi. İlk çocuğunu Kavaklıdere İlçesi'ndeki bir aileye verdiğini belirten Onur, şöyle konuştu:

“Evde iş yapmıyor, bana hakaret ediyordu. Ben de dövüyordum. Kemiklerini kırmış olabilirim. Bunda ne var ki, herkes karısını dövüyor. Sopayla da vurdum, keserle de. Kırılan kemiklere ekleme yaptırırız, yine döverim, gerekirse öldürürüm. Ben de artık onunla yaşamak istemiyorum. İsterse gebersin. Zaten boşayacağım. Ama eve gelirse yine döverim.”

Eşini hemen hergün dövdüğünü söyleyen Hürgez Onur'un serbest bırakılması, Rukiye Onur'un Konya'dan gelen ağabeyi Mehmet Olcay ve ablası Fatma Olcay'ın tepkisine neden oldu. Mehmet Olcay “Hamile kadını, kucağında bebeği olan bir kadını döven, insan olamaz. Hemen boşanma davası açacağız, ayrıca Yatağan Cumhuriyet Savcılığı'na da suçduyurusunda bulunduk” dedi.





27 Nisan 2007
http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6392145.asp?gid=159
Old 28-04-2007, 09:32   #68
minee.mine

 
Varsayılan

Alıntı:
“Kemiklerini kırmış olabilirim. Bunda ne var ki, herkes karısını dövüyor. Sopayla da vurdum, keserle de. Kırılan kemiklere ekleme yaptırırız, yine döverim, gerekirse öldürürüm.
Adamdaki rahatlığa bakın ama tabi toplum olarak kanıksanmış bir durum var. Herkes karısını döver; kadın polise gitse karı-koca arasında olur böyle şeyler deyip barıştırıp eve geri yollarlar bir kerede bunun için dayak yer kadın
Özellikle köylerde, ne baba evine dönebilir ne kocasına karşı koyabilir kadın, tek çaresi var o da dayak yiyip susmak çünkü insan olarak değeri yoktur.Heleki kendi ailesi de sahip çıkmayınca yapacak bir şey yok; sonra basında okuruz ya adam uyurken kadın adamı öldürür biz onu cani ruhlu kadın olarak görürüz olayın aslını bilmediğimiz için yada adam kadını döve döve sonunda öldürür zavallı kim vurduya gider kötü yola düşmüştü derler olay namus davası olur çıkar yine birileri adama hak verir.
Toplumda kadını koruyan gerçek birimler olmadıkça bu haberlerde devam eder gider. Gerçek şu ki erkekler kadını kendi malları olarak gördüğü dolayısı ile istedikleri gibi davranma dövme hakları olduğuna inandıkları sürecede bu sürer gider. Ne yaşadığımız yüzyılın nede eğitimin bir katkısı olur.Onlardan çıkan çocuk hatta onların elinde büyüyen çocuk nasıl olacak. Ya bu adam, mağarada mı büyüdü de bu hale geldi. O da evinde annesini babasından dayak yer aşşağılanır gördü aynısını yaptı. Sanırım gerçek yaptırımlar gerekli, yapamazsın dövemezsin buna hakkın yok o da senin gibi bir birey, canlı, vurunca canı acıyan bir varlık bunu anlamalarını sağlamak gerekli evindeki karısını masraflarını ona ödetmek koşuluyla elinden alıp bir sığınma evine yerleştirmeli hem evdeki hizmetçisi şamaroğlanından olsun hemde ona bakmak her ay onun için ödeme yapmak zorunda kalsın. Kadın da biraz insan gibi yaşasın mesleklensin insan olduğunu fark etsin çünkü kadınlarda dayak yiye yiye kanıksamaya başlıyorlar.
Bence bu adama verilecek en güzel ceza hayat boyu karısına bakma onun ihtiyaçlarını karşılama olmalı
Saygılar,
Old 03-05-2007, 09:39   #69
Seyda

 
Varsayılan Çocuksuz kadın, liderlik yapamaz!

Avustralya karıştı! İktidardaki muhafazakar partinin bir yetkilisi, kadın muhalefet liderine sert yüklendi....

03.05.2007 04:53 Seçim yılında Avustralya karıştı! İktidardaki muhafazakar partinin bir yetkilisi, kadın muhalefet liderine sert yüklendi. Başbakan John Howarnd'ın siyasi danışmanı olan Bill Heffernan, İşçi Partisi Başkan Yardımcısı Julia Gillard (45) için "Halkı anlayamaz çünkü çocuğu yok" dedi, bu yüzden liderlik yapamayacağını savundu. "Bulletin" adlı dergiye verdiği röportajda "Bir tohlumdaki en önemli anlayış anneler, babalar ve bebek bezleri, aileyle ilgilidir" diye konuştu.

Bu sözler ülkedeki birçok kadını olduğu gibi siyasileri, Başbakan'ı da kızdırdı. Desteği giderek düşen Howard, danışmanına yüklenerek "Kişilerin çocuk sahibi olup olmadıkları, evlenip evlenmedikleri tamamen özel meseleleridir. Kamuya açık eleştiri konusu olamaz" dedi. Senatör Heffernan da bunun üzerine yeni açıklama yapıp "Julia Gillard ve sözlerimden rencide olmuş herkesten özür dilerim" dedi.

SAÇI BİLE ELEŞTİRİLDİ

Avustralya'daki krizin ortasında kalan Gillard daha önce de saç stili, aksanı ve hatta evinde çok az mobilya olması nedeniyle bile eleştirilere maruz kalmıştı.

(SABAH)

http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2007/05/03
Old 13-05-2007, 10:21   #70
Seyda

 
Varsayılan Anneler Günü'nde eş dayağına karşı!

Kadınların aile içi şiddete karşı başlattığı mücadelenin 20. yılı için bugün, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ile kadın örgütleri İstanbul'da buluşuyor

GÜLAY FIRAT İstanbul


Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ile kadın örgütleri, Anneler Günü'yle aynı güne denk gelen "Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası"nın 20. yılını şenliklerle kutlayacak. Bugün İstanbul'da Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda basın açıklaması yapmak için buluşacak olan kadınlar, 20 Mayıs'ta da Maçka Parkı'nda şarkıcıların da katılalacağı bir şenlikte bir araya gelecek.
Bugün bir araya gelecek olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Başkanı Canan Arın ile 50 civarındaki kadın örgütü temsilcileri, bir basın açıklaması yapacak, ardından ilçe sokaklarında el ilanları dağıtarak hemcinslerini "20 Mayıs Kadın Şenliği"ne davet edecek. 20 Mayıs'taki kutlamada ise Aylin Aslim, Zeynep Casalini, Ayben, Fulya Özlem, Sevgi Vural, Ayşe Tütüncü, Dalepenena, Leyla Doğan, Helin gibi birçok kadın şarkıcı sahneye çıkacak.
Canan Arın, "1987'de başlattığımız mücadeleyle Mor Çatı kuruldu, kadın örgütleri yaygınlaştı. Şiddet olayları duyulur, görülür oldu. Kadınlar birbirine destek oldu. Medeni Kanun'u ve Ceza Kanunu'nu değiştirdik, ama daha çok yolumuz var. İşte, 20 yıl sonra ilk kez bir araya geliyoruz, dayanışmamızı kutlayacak, belki biraz da iç muhasebe yapacağız" dedi.
http://www.milliyet.com.tr/2007/05/1...m/axyas02.html
Old 01-06-2007, 10:50   #71
Seyda

 
Varsayılan Yargı 'töre'ye teslim!

'Töre kurbanı' Neşe Özel'i cinayetten önce bıçaklayan kardeşi E.Ö., 820 YTL para cezasıyla kurtuldu. E.Ö. için tüm indirim maddelerini uygulayan mahkeme, cezayı da 6 eşit taksite böldü

ÖZGÜR CEBE Diyarbakır DHA


Diyarbakır'da ailesinin zoruyla nişanlandığı kişiden ayrılınca "aile namusuna leke getirdiği" gerekçesiyle Neşe Özel'in öldürülmesinin ardından açılan davadan "ilginç" bir karar çıktı.
Ablasını cinayetten hemen önce bıçaklayarak yaralayan E.Ö. 820 YTL para cezasına çarptırıldı. Kızını öldürdükten sonra kayıplara karışan baba Faruk Özel ise bulunamadı.
Diyarbakır'da geçen yıl babası tarafından istemediği biriyle nişanlanan, ardından nişanı bozduğu için önce kardeşi E. (17) tarafından bıçaklanan Kız Meslek Lisesi mezunu Neşe Özel, daha sonra yaralı haldeyken babası Faruk Özel tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Cinayetle ilgili davanın görüldüğü Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün yapılan duruşmaya, 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuksuz sanık E.Ö. katılmadı.

Tüm indirimler uygulandı

Savcı, toplanan delillere göre sanığın bıçakla ablasını yaraladığını, yaralar ve bıçaklama sayısı dikkate alındığında suçun adam öldürmeye teşebbüs olmadığını, kasten yaralama niteliğinde kaldığını belirterek, sanığın 1 yıl hapsini istedi. Sanık avukatı da olayın aile dramı olduğunu, müvekkilinin öldürme kastı bulunmadığını söyledi.
Mahkeme, olay tarihinde 15 - 18 yaş grubunda olan sanığı, ablasını kasten yaralamaktan ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü göz önüne alınarak, 6 eşit taksitte ödenmek üzere 820 YTL para cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığın olumsuz davranışlarda bulunmaması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkeme heyetinde kanaat oluşması nedeniyle, lehine olan bütün hükümlerin uygulanmasına da oybirliğiyle karar verdi.



Soyadını mezar taşına yazmadılar

Neşe Özel, nişanlısı askerden dönünce ayrılma kararı verdi. Baba Faruk Özel de A.'nın ailesiyle yeniden nişan için yaptığı görüşmeden olumsuz yanıt aldı. Özel bunun üzerine, kızları Neşe ile Şerife'yi kent dışında bir yere çağırdı. Oğlu E. ile randevu yerine giden baba Özel, burada kızının nişanlısının ağabeyi S.A. ile karşılaştı.
Baba Özel, A.'nın "Yapabileceğim bir şey yok" demesi üzerine çılgına döndü. Babasının talimatı üzerine E.Ö., ablasını defalarca bıçakladı. Baba da araya giren A.'yı "Bu bizim davamız, karışırsan vururum" diyerek tehdit etti. Yaralı halde S.A.'ya ait otomobile binen Özel, otomobile ateş eden babasının kurşunlarına hedef oldu.
A.'nın bir hastane önüne bıraktığı Neşe Özel kurtarılamadı. Genç kızın mezar taşına da yine "aile namusuna leke getirdiği" gerekçesiyle sadece adı yazıldı.

http://www.milliyet.com.tr/2007/06/01/yasam/ayas.html
Old 01-06-2007, 12:14   #72
Y£LİZ

 
Varsayılan Eşine tokat atan kocaya 500 YTL ceza

ERZURUM’da, tartıştığı 6 yıllık eşi Pınar Sucuoğlu’na (35) tokat atan Selçuk Sucuoğlu (38), ‘eşe karşı müessir fiil’ suçundan yargılandığı Erzurum 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde 500 YTL idari para cezasına çarptırıldı. Eşinden tokat yiyen Pınar Sucuoğlu mahkemede, “Hakim bey, şikayetçi olduktan sonra biraz akıllandı” dedi.

Palandöken semtinde oturan 2 çocuklu çift, Pınar Sucuoğlu'nun annesinin evine yakın bir yere taşınmalarını istemesi üzerine tartıştı. Bu isteği geri çeviren Selçuk Sucuoğlu, tartışma sırasında eşine bir tokat attı. Bunun üzerine, Pınar Sucuoğlu, Polis Merkezi’ne gidip, eşinden şikayetçi oldu.

Pınar Suçuoğlu'nun şikayeti üzerine, Erzurum 1’inci Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, ‘eşe karşı müessir fiil’ suçundan bir yıl hapis istemiyle tutuksuz yargılanan Selçuk Sucuoğlu, duruşmada pişman olduğunu söyledi.

Duruşmaya katılan Pınar Sucuoğlu’nun, “Hakim bey, şikayetçi olduktan sonra biraz akıllandı, şikayetimden vazgeçiyorum” demesine karşın, hakim Selçuk Sucuoğlu'nu 500 YTL idari para cezasına mahkum ederek, cezasını 10 eşit taksit halinde ödemesine karar verdi.


http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6621022.asp?gid=159
Old 01-06-2007, 12:17   #73
Y£LİZ

 
Varsayılan Eşi boşanma davası açtı kayınvalidesini kurşunladı

BAĞCILAR’da kamyon şoförü Ümit Tuğ, evi terk eden eşi Nesrin Tuğ’la konuşmak için dün saat 01.00’de kayınpederinin Mahmutbey’deki evine gitti.

Kapıyı açan Zeynep Kırmızıtaş (50), damadına kızının kendisiyle konuşmak istemediğini söyleyerek kapıyı kapatmak istedi. İçeri girmek için kayınvalidesini iten Tuğ, belinden çıkardığı tabancayla 3 el ateş etti. Başından vurulan kadın ölürken, Tuğ kaçtığı akrabasının evinde yakalandı. Bir yakını, "Ümit, karısına ’Kız arkadaşını bana ayarla’ diye teklifte bulununca Zeynep boşanma davası açtı. Ümit’in ailesi de töre diyerek bu cinayeti işletti" iddiasında bulundu.

http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6625806.asp?rdr=1
Old 01-06-2007, 12:19   #74
Y£LİZ

 
Varsayılan Aşiretten, çağdışı gelenekleri sona erdirme kararı

ŞANLIURFA'nın Siverek İlçesi ve 57 köyün mezralarında yaşayan 35 bin nüfuslu Türkan Aşireti'nin ileri gelenleri, çağdışı uygulama olan kan davası, başlık parası ve berdel evliliklerini sona erdirmek için dernekleşme kararı aldı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Bursa'dan Siverek'e göç edip Karacadağ eteklerine yerleşen Türkan Aşireti mensupları bir araya geldi. İlçeye 50 kilometre uzaklıktaki Söylemez Köyü'ne bağlı Çıkrık Mezrası'nda kurulan kıl çadırda toplanan aşiretin ileri gelenlerinden yaklaşık 2 bin kişi, çağ dışı geleneklerinden vazgeçip, çağdaş ve eğitimli insanlar olmak için dernekleşme kararı aldı. Aşiretin ileri gelenlerinin yaptığı toplantı sonunda ‘Türkan Aşireti Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ adı altında dernek kurulması kararı alınırken, bu karar, Türkçe bilmeyen aşiretin ihtiyar heyetinin en kıdemli üyesi olan 75 yaşındaki Abdülkerim İrim tarafından Kürtçe açıklandı. İrim, “Dağınık ve kırsal alanda yaşayan aşiret üyelerinin birbirlerini daha iyi tanıması ve daha sağlıklı kararlar almasını sağlamak için Siverek'te, ‘Türkan Aşireti Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ çatısı altında toplanmaya karar verdik. Bu kararla birlikte belirleyeceğimiz tarihte aşiretimiz yılda bir gün bir araya gelerek ‘Türkan Aşireti Şenliği’ yapacak” dedi.

LİSE ÖĞRENCİSİNDEN AÇIKLAMA

Daha sonra lise öğrencisi 17 yaşındaki Abdülkadir Işık, alınan kararı Türkçe olarak okudu. Karar şöyle:
‘Kırsal alanda zor şartlarda yaşayan aşiretimizde okumuşluk oranı oldukça azdır. Birçok kadınımız okuma yazma bilmiyor. Burada bir araya gelerek mevcut sorunlarımızı dile getirecek ve çözümlerle ilgili bir yol haritası çizmeyi hedefliyoruz. Karacadağ'da yaşayan halk olarak, daha çağdaş bir yaşam kalitesini elde etmek ve çağdışı bazı gelenekleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bölgede halen devam eden başlık parası, kan davası ve berdel gibi gelenekleri tamamen ortadan kaldırmak için çalışacağız. Bu duygu ve düşüncelerle bütün aşireti birlik ve beraberliğe davet ediyoruz.’

Türkan Aşireti'nin ileri gelenlerinin oy birliği ile dernek kurma çalışmasını yürütmekle görevlendirilen Hacettepe Üniversitesi mezunu Nusret Kaya ise eğitime büyük önem veren bir anlayış içerisinde olacaklarını ifade etti. Alınan dernekleşme kararının ardından toplantıya katılan yaklaşık 2 bin aşiret mensubu, birlikte yemek yedi.

http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6598637.asp
Old 30-06-2007, 21:17   #75
Av.Ateş

 
Varsayılan Mısır’da bir kız sünnet edilirken öldü

KAHİRE - Badür Şakir adlı kız çocuğunun bu ay başında ruhsatsız bir klinikte yapılan sünnet sırasında yaşamını yitirmesi gazetelerce yakından takip edilirken, halk arasında kızgınlık yaratması üzerine harekete geçen Sağlık Bakanlığı yetkilileri, kadın sünnetine ilişkin bir kararname çıkardı.

Kararnameyle, yasanın kadın sünnetinin sağlık gerekçesiyle yapılmasına izin veren hükmü iptal edildi. Kadın sünnetini tamamen yasaklayan kararname, sünnetin doktorlar ve hemşireler dahil hiçkimse tarafından, devlet hastanelerinde bile yapılamayacağını belirtiyor.

Ölümle ilgili yapılan incelemede, kızın anestezi uygulamasındaki hata yüzünden öldüğü saptanmıştı.

Kızın annesi Zeynep Abdülgani, doktorun şikayetini geri çekmesi için kendisine 3 bin dolar rüşvet teklif ettiğini açıkladı.

BM Çocuk Fonu UNICEF tarafından 2003’te yayınlanan raporda, Mısır’da evli kadınların yüzde 97’sinin sünnetli olduğu belirtilmişti.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/412155.asp
Old 06-07-2007, 17:48   #76
özge_law

 
Varsayılan Kızını ‘töre böyle’ diye öldüren baba tutuklandı

Şanlıurfa’da ailesinin izni olmadan evlenen, daha sonra eşini terk edip geri dönen genç kız, “töre böyle” diye babası tarafından öldürüldü. “Kız gelinliğiyle gitti yerden, ancak kefeniyle çıkar” diyen baba tutuklandı.
ŞANLIURFA - Yasemin K., 19 yaşında töreye karşı çıktığı için babası tarafından öldürüldü. Şanlıurfa’da ailesi izin vermeyince, evden kaçarak sevdiği kişiyle evlenen, daha sonra eşini terk edip ailesinin yanına geri dönen Yasemin’i töre yüzünden öldürdüğünü itiraf eden baba İbrahim Halil Ç. tutuklandı
Baba Ç. kızının boş bir arazide öldürülmüş olarak bulunmasından sonra verdiği ilk ifadede “Kızım intihar etti” iddiasında bulunmuştu. Ancak Yasemin K.’nın töre cinayetine kurban gitmiş olabileceği ihtimali üzerine gözaltına alınan babanın daha sonra şu ifadeyi verdiği belirtildi:

“Töremiz gereği bir eve gelinliği ile giden kız, kefeniyle çıkar. Ben de şerefimi kurtarmak için bu kararı aldım ve kız kardeşimin evinden aldığım Yasemin’i boş araziye götürerek öldürdüm. Yasemin’i öldürüp şerefimi kurtardım, pişman değilim.”

Otopside bir buçuk aylık hamile olduğu anlaşılan genç kızın ailesinin sahip çıkmadığı cenaze ise kadın örgütleri tarafından toprağa verildi.

Baba Ç., dün sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili gözaltına alınan diğer 6 yakını ise savcılıkça serbest bırakıldı.
http://www.sanalhukukburosu.com/modu...e=gazetebaslik
Old 06-07-2007, 17:52   #77
özge_law

 
Varsayılan Gülistan’ın suçu cep telefonu taşımak

Gülistan Gümüş’ü çeyiz sandığında öldürenlere rekor ceza veren mahkeme, töre cinayetlerinin tüyler ürpertici gerekçelerini kayda geçirdi. Gülistan’ın cep telefonu taşıması, şehre taşınma isteği yörede “meşru töre cinayeti sebebi” sayılıyor
DİYARBAKIR - Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde töreden kaçan Gülistan Gümüş’ü, saklandığı çeyiz sandığında, uzun namlulu silahla tarayarak öldürenleri toplam 2 müebbet ve 116 yıl hapisle cezalandıran mahkeme, kararının gerekçesini 31 sayfada topladı ve bölgede yıllardır işlenen töre cinayetlerini, bölge insanın tavrını tüm detaylarıyla kayıtlara geçirdi
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararında öncelikle, öldürülen Gülistan Gümüş’ün açıkça tahrik oluşturacak ya da bir başkasıyla olduğu, uygunsuz davranışlarda bulunduğu gibi bir eyleminin olmadığını vurguladı.

ERKEĞE CEZA YOK, KADINA ÖLÜM
Bölgede insan davranışlarının, “töreye uygun olan ve olmayan” olarak sınıflandırıldığını belirten mahkeme, şu tesbiti yaptı:
“Şahısların cinsiyetlerinin esas alınması nedeniyle kadınla erkeğin benzer davranışlarına farklı anlamlar verilmekte, erkek yönünden hiçbir yaptırım öngörülmezken, kadın yönünden ölümle sonuçlanabilecek nitelik ve ağırlıkta cezaları söz konusu olabilmektedir.”

“BU KADIN ÖLSÜN, BİR ÖMÜR YATAYIM”
Bir çocuk annesi Gülistan Gümüş’ün çeyiz sandığında uzun namlulu silahla taranarak öldürülmesi olayında ise maktulün açıkça tahrik oluşturacak bir eyleminin söz konusu olmadığını, buna rağmen sanıkların “yörenin toplumsal kurallarına uygun davranmadığı” gerekçesiyle Gümüş’ü öldürdüğünü belirten mahkeme, şöyle dedi:

“Gülistan Gümüş’ün bir başkasıyla olduğu veya uygunsuz davranışları tespit edilemediği halde yalnızca içinde bulunduğu koşullara uygun olmayacak şekilde eşiyle ilgili bir kısım sorunlarının olması, eşiyle birlikte eşinin istememesine rağmen, başka bir şehre taşınma isteği, okuma yazma bilmediği halde cep telefonu taşıması ve kullanması, yine eşinin rızası dışında Diyarbakır’a ailesinin ve yakınlarının yanına gidip geliyor olmasının, yörenin toplumsal ahlak kuralları içerisinde olumlu değerlendirilmediği görülmüştür.

Uzmanlar: Bu dava töreyi bitirecek

Bunun sonucu olarak da tanık anlatımları ile tutanaklara yansıdığı şekilde, sanık İzzettin Taş’ın, maktulün kız kardeşi Songül Gümüş’e, ‘Bu kadın ölsün, ben bir ömür yatmaya razıyım’ diyebilecek ölçüde cezalandırılması gerektiği düşünüldüğü, bunun sonucu olarak da Gülistan Gümüş’ün öldürüldüğü hususu dikkate alındığında eylemin töre saikine dayalı olduğunun kabulünün kaçınılmaz olduğu, heyetimizce de eylemin bu şekilde değerlendirilerek ‘töre saikiyle insan öldürme’ olarak kabul edilmiştir.”

EĞİTİM DÜZEYİ DÜŞÜK, TÖRE KÜLTÜRÜ YÜKSEK
Gerekçeli kararda, cezaya karşı oy kullanan üyenin gerekçesine de yer verildi. Karşı oy kullanan üye, sanıklardan Gülistan Gümüş’ün imam nikahıyla birlikte yaşadığı Ömer Taş’ın, olayın başında maktulün yaralanmasından sonraki eylemlerde yer aldığına dair delil bulunmadığından, eyleminin töre saikiyle kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğunu, diğer sanıkların ise her birinin fail statüsünde olduğunu ve bu nedenle töre saikiyle kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğini belirtti.

Üye, sanıkların eğitim seviyeleri, töre kültürünün güçlü olduğu ailelere mensup birbiriyle akraba olan kişiler olmaları sebebiyle aile meclisi olarak, maktulün törelerine uygun olmayan davranışta bulunduğuna inanarak, töre gereği öldürmeyi kararlaştırdıklarını kaydetti.

TÖRE CİNAYETLERİNİN MEŞRU SEBEBİ
Karşı oy kullanan üye ayrıca, kadının, ailesi veya aşiretinin istemediği birisiyle evlenmesi, eşinden boşanma isteği, “berdel” veya “beşik kertmesi”ne karşı gelmesi ve erkeklerle konuşup flört etmesinin töreye karşı geliş veya ahlak dışı bir davranış olarak kabul edildiğini ve töre cinayetlerinin meşru sebepleri olarak görüldüğünü kaydetti.

Kararda, üyenin gerekçesi şu şekilde yer aldı:
“Maktul, berdel usulüyle kendisinden yaşça büyük ve istemediği birisiyle gayri resmi olarak evlendirilmiştir. Maktul ve sanıkların yaşadığı yörede, maktulün, gayri resmi kocasından ayrılma ve ayrı bir şehirde yaşama isteği, töreye uygun olmayan yanlış bir davranış olarak görülmektedir. Bu da kadın erkek eşitsizliğinin, namus cinayetlerinde kadının kurban olduğunu veya kadının berdel olarak verilip kullanıldığını, mutlak erkek egemenliği ile güçlü feodal ve aşiret yapısının olduğunu göstermektedir.

Bu tür davranışların, töre zannedilen ve ilkel bir namus koruma anlayışı gereği cezalandırıldığına, yaşadıkları yörenin sosyal yapısı ve aşiret kültürünün bunu zorunlu kıldığına, meşru gördüğüne ve desteklediğine inanılmaktadır.”

GÜLİSTAN GÜMÜŞ 22 YAŞINDAYDI
Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde “berdel” usulüyle evlendirilen Gülistan Gümüş’ün, bu evlilikten bir kız çocuğu olmuş, ancak “erkek çocuk doğuramadığı’ gerekçesiyle eşinin ailesi tarafından gördüğü baskılara dayanamayıp İstanbul’a kaçmıştı. Daha sonra “berdel bozulur” düşüncesiyle köyüne geri dönen Gülistan Gümüş, annesinin evinde saklandığı çeyiz sandığında, imam nikahlı eşi ve akrabaları tarafından uzun namlulu silahla tarayarak öldürmüştü. Gülistan Gümüş, 22 yaşındaydı
http://www.sanalhukukburosu.com/modu...e=gazetebaslik
Old 09-07-2007, 00:30   #78
özge_law

 
Varsayılan Türk kadını şiddet mağduru

Şiddete maruz kalan kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Polis kayıtlarına göre geçtiğimiz yıl şiddet gören kadın sayısı bir önceki yıla göre yüzde 76 arttı
ANKARA - Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2006 yılı raporuna göre 72643 kadın şiddet içerikli suçlardan mağdur oldu. Bu kadınlardan 842’si cinayete kurban gitti, 9317 kadın ise yaralandı. Emniyet verilerinde 1113 kadının tecavüze uğradığı, 466 kadının intihar ettiği, 5852 kadının ise intihar teşebbüsünde bulunduğu da yer aldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nın hazırladığı “2006 Yılı Faaliyet Raporu”na göre, geçen yıl 72 bin 643 kadın şiddet içerikli suçlardan mağdur oldu. Bu kadınlardan 842’si cinayete kurban gitti, yaralanan kadın sayısı 9 bin 317 oldu.

Geçen yıl darp edilen kadın sayısı polis kayıtlarına 22 bin 884 olarak yansıdı. 5 bin 972 kadın kaçırılırken, tehdide maruz kalan kadın sayısı 9 bin 675’e ulaştı. Aile içi şiddete maruz kalan kadın sayısı 14 bin 989 olarak Emniyet kayıtlarına geçti.

Emniyet verilerine göre, cinsel suça maruz kalan kadınların sayısında da artış oldu. Buna göre, 1113 kadın tecavüze uğradı, “ırzına tasaddi” edilen kadın sayısı 872’ye oldu.

Evlenme vaadiyle kızlığını kaybedenlerin sayısı ise kayıtlarda 281 olarak yer aldı. Fuhşa teşvik edilen ve kadın ticaretine maruz kalan kadınların sayısı 380 olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl 466 kadın intihar etti, intihar girişiminde bulunan kadınların sayısı ise 5 bin 852 oldu.

Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerine göre 2005 yılında 41 bin 81 kadın şiddete maruz kalmıştı. Bu kadınlardan 824’i cinayete kurban gitmiş, 5 bin 257’si yaralanmış ve 13 bin 188’i de darp edildi. Aynı yıl 4 bin 111 kadın kaçırılırken, 3 bin 511 kadın tehdit edilmişti.

Cinsel istismara maruz kalan kadınlardan 934’üne tecavüz edilmiş, 635’inin ırzına tasaddide bulunulurken, 288 kişinin de evlenme vaadiyle kızlığı bozulmuştu. Polis kayıtlarına göre aynı dönemde 455 kadın intihar ederken, 2 bin 921 kadın ise intihara teşebbüs etti.

Emniyet verilerine göre, 2006 yılında şiddete maruz kalan kadınlardan 11 bin 2’sinin 18 ve altındaki yaş grubunda, 2005 yılında ise şiddete maruz kalan kadınların 7 bin 231’i, 18 ve altı yaş grubunda yer alıyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/413466.asp
Old 18-07-2007, 17:19   #79
özge_law

 
Varsayılan Hamile eşini öldüren kocaya 16 yıl ceza

Diyarbakır'da, ilişki sırasında isteksiz davranan 3 aylık hamile eşini boğarak öldürdükten sonra cesedini önce evin kömürlüğünde gizleyen, ardından Dicle Nehri'ne atan şahıs, 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır'da Şirin Demir (24), 3 aylık hamile eşi Altun Demir'i (24) cinsel ilişki sırasında isteksiz davranması üzerine kendisini aldattığı şüphesiyle 8 ay önce boğarak öldürdü. 3 çocuk annesi eşinin cesedini önce evinin kömürlüğünde gizleyen, ardından Dicle Nehri üzerinde bulunan 10 Gözlü Köprü yakınlarında nehre atan Şirin Demir, 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Şirin Demir verdiği ifadede, eşinin cesedini kardeşi Sertip Demir'e ait sepetli motosikletle ve onun yardımıyla nehre götürüp attığını söyledi. Ağabeyinin verdiği ifade üzerine tutuklanan ve hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Sertip Demir, 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmasına çıktı.
İddianameyi okuyan Mahkeme Başkanı, Şirin Demir'in eşi Altun Demir'i evin banyosunda boğazını sıkıp boğduktan sonra cesedini evin kömürlüğüne gizlediğini, sabah ezan okunduktan sonra evin yakınlarındaki bir ekmek fırınına giderek buradan 2 un çuvalı alıp eve döndüğünü, eşinin cesedini un çuvalına koyduktan sonra kardeşi Sertip Demir'i telefonla arayarak çağırdığını belirtti. Mahkeme başkanı, sanık Sertip Demir'in ağabeyinin evine giderek olayı öğrendikten sonra seyyar satıcılıkta kullandığı kendisine ait sepetli motosiklete yengesinin cesedini ağabeyi ile birlikte yükleyip, sabah erken saatlerde Dicle Nehri kıyısındaki 10 Gözlü Köprü civarında boş bir araziye attıklarını açıkladı.

"MOTOSİKLETİM YOK, AĞABEYİM HAYAL GÖRMÜŞ"

Sanık Sertip Demir, olay tarihinde kendisinin Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde çobanlık yaptığını, ayrıca kendisine ait sepetli motosiklet bulunmadığını belirterek, "Ağabeyimin eşini öldürdüğü doğrudur. Ancak benim bu olayla uzaktan yakından ilgim yok. Ağabeyim kullandığı uyuşturucunun etkisiyle hayal görmüş olabilir. Ben suç işlemedim. Mağdurum" dedi.

Mahkeme, mevcut delil durumu, sabit ikametgah sahibi olması ve suç vasfının değişme ihtimali sebebiyle sanığın tahliyesine, ağabeyi Mehmet Şirin Demir'in mahkum olduğu dava dosyasının ilgili mahkemeden istenerek incelenmesine karar verip duruşmayı erteledi.

HAMİLE EŞİNİ ÖLDÜREN SANIK, TAHRİK İNDİRİMİNDEN YARARLANDI

Sertip Demir'in ağabeyi Mehmet Şirin Demir, 7 yıllık eşi Altun Demir'i öldürdükten sonra çocukları Gülbahar, Bozan ve Barzan SHÇEK'e teslim edildi. Davulculuk yaparak evin geçimini sağlayan Şirin Demir, dava dosyasına göre eşi Altun Demir'le cinsel ilişkiye girmek istemiş, ancak hamile eşinin ilişkiye soğuk bakması üzerine aldatıldığını düşünerek eşi Altun'u evin banyosunda silahla tehdit ederek, 'Beni aldattın mı?' diye sormuştu. Öldürülmekten korkan eşinden 'evet' yanıtını alan Şirin Demir, 20 dakika boyunca boğazını sıktığı eşini nefessiz bırakıp boğmuştu.

Mahkeme, hamile olduğunu bildiği resmi nikahlı eşini kasten öldürmek suçundan Şirin Demir'i önce müebbet hapis cezasına, ardından 'cinayeti haksız tahrik etkisinde' kalarak işlediği için cezayı 16 yıl 8 aya indirdi. Altun Demir'den ve karnında taşıdığı 3 aylık bebekten alınan kan örneklerinde bebeğin Şirin Demir'den olduğu, kadının cinsel organından alınan sıvı doku örneklerinde ise olaydan önce başka bir erkekle cinsel ilişki kurduğuna dair bulguya rastlanmadığı DNA raporuyla belirlenmişti.
http://www.hukukturk.com/fractal/hukukTurk/pages/detail.jsp?pTabId=&pViewId=509&pObjectId=416&pInst anceId=662645
Old 21-07-2007, 23:55   #80
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Siyasette kadın farkı

Siyasette kadın farkı
Görevi Portekiz'e devretmesinin üstünden üç hafta geçmesine rağmen Avrupa basını hâlâ Almanya Başbakanı Angela Merkel'in AB dönem başkanlığındaki başarısını öve öve bitiremiyor.

Gerçekten de Merkel yıl başında hem anayasa, hem de halkların güven krizi nedeniyle mekanizmaları felç olmuş bir AB aldı, 6 ay sonra kurumsal reform süreci yeniden canlanmış, uluslararası platformda etkinliği artmış, küresel ısınmayla mücadele, enerji güvenliği, kaçak göçe karşı ortak politikalar gibi konularda uzlaşmayı sağlamış bir AB bıraktı.

En iyimser beklentilerin bile üstünde olan bu parlak bilanço, tüm yorumlarda Merkel'in güçlü kişiliğine bağlanıyor, "Gelmiş geçmiş dönem başkanlarının hiçbiri -ki tümü de erkekti- onun performansının yarısını bile gösteremedi" deniyor ve ekleniyor: "Siyasette kadının farkı denilen bu olsa gerek."


Kadın başkanlar kulübü

O farkı Atlantik'in öte yakasında iki büyük devlet daha denemeye hazırlanıyor: ABD ve Arjantin.
ABD'de son kamuoyu yoklamalarına göre, halkın yüzde 63'ü gelecek yıl yapılacak seçimlerde Hillary Clinton'un ülkenin ilk kadın başkanı olmasını bekliyor. Bu tahminler sandıkta doğrulanırsa, Temsilciler Meclisi'ne 70, Senato'ya da 16 temsilci göndererek ABD tarihinde en yüksek oranı yakalayan Amerikalı kadınlar, Beyaz Saray'a da bayrağı dikmiş olacaklar. Aynı araştırmada, Amerikalılar'ın yüzde 75'i Hillary Clinton'un güçlü bir liderlik sergileyeceğine, yüzde 68'i dış politikada doğru kararlar alacağına, yüzde 58'i silahlı kuvvetlere iyi bir başkomutan olacağına inanıyor.

Arjantin'de ise Christina Kirchner, ülkenin seçilmiş ilk kadın cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor. Arjantin daha önce kadın cumhurbaşkanı deneyi yaşadı; Başkan Juan Peron'un üçüncü eşi Isabella Peron 1974'te kocasının ölümünden sonra koltuğa oturdu ama bu bir atamaydı: Başkan yardımcısı olarak, boşalan başkanlık görevini devralmıştı. Christina Kirchner de bayrağı Arjantin'i ekonomik krizden çıkaran ve bu dönem aday olmamaya karar veren eşi Cumhurbaşkanı Nestor Kirchner'den alacak. Kamuoyu araştırmalarına göre, bayan aday oyların yüzde 48'ini elde edecek. İki rakibinin oy oranları yüzde 12 ve yüzde 13. Bu da Christina Kircher'in ilk turda seçilmesini sağlayacak. Çünkü yasaya göre ilk turda oyların yüzde 45'ini alan veya en yakın rakibine yüzde 10 fark atması koşuluyla yüzde 40'a ulaşan aday, ikinci tura gerek kalmadan seçilmiş sayılıyor.

ABD ve Arjantin'deki bu gelişmeler, aralarında Michele Bachelet (Şili), Angela Merkel (Almanya), Helen Clark (Yeni Zelanda), Tarja Halonen (Finlandiya), Gloria Arroyo (Filipinler), Mary McAleese (İrlanda), Vaira Vike-Freiberga'nın (Letonya) bulunduğu toplam 11 üyeli kadın başkanlar ve başbakanlar kulübüne iki seçkin ismin daha katılması anlamına geliyor.

72 yıldır kırılmayan rekor
Türkiye ise yarın yapılacak seçimde Meclis'e kaç kadın milletvekili girebileceğini merak ediyor. Daha doğrusu, geçen yasama döneminde yüzde 4.4 olan parlamentodaki kadın milletvekili oranıyla ancak 163'üncü sırada yer alabildiği 192 ülkelik listede bu kez biraz olsun yukarıya çıkıp çıkamayacağını.

AK Parti 62, CHP 52, DP 103, MHP 43, GP 132 kadın aday gösterdi ama çok azı listelerin seçilebilir sırası olan ilk üçünde yer aldı. O nedenle taş çatlasa 40-45 kadın adayın Meclis'e girebileceği tahmin ediliyor. Yani yüzde 10 barajını bile aşamayacaklar!

Bununla birlikte biz bardağın dolu tarafını görmeyi, Meclis'te kadın milletvekili sayısının yüzde 8 dolaylarına çıkmasıyla 1935 parlamentosundan bu yana kırılamayan rekorun (o Meclis'in yüzde 4.6'sı kadın üyeydi) nihayet aşılmasından mutluluk duymayı tercih ediyoruz.

Daha da önemlisi, bir önceki döneme göre yüzde 100'e yakın artış anlamına gelecek bu yeni oranı, "Parlamentolarda en az yüzde 40 kadın temsilci yer almasını" öngören AB hedefine ulaşma yolunda önemli bir viraj olarak görüyoruz.

Kadın cumhurbaşkanı mı? Kim bilir, belki de o kadar uzak bir olasılık değil...

21 Temmuz 2007ERDAL ŞAFAK
http://www.sabah.com.tr/safak.html
Old 28-07-2007, 13:57   #81
Av.Ateş

 
Varsayılan Urfalı kadınlar 'Töre son bulsun' dedi

DHA - ŞANLIURFA - Suruç İlçesi'nde üç gün önce belediyeye ait çöplükte başından av tüfeğiyle vurularak öldürülüp, cesedi yakılan 21 yaşındaki Halise Taşkın'ın 'töre cinayeti' kurbanı olduğu iddia edildi.
Halise'nin cenazesi, Suruç'ta babası Muhittin Taşkın'la birlikte 10 kişi tarafından İlçe Mezarlığı'nda toprağa verildi. Baba Taşkın kızının 22 Temmuz'da oy vermek için evden çıktığını ve bir daha kendisinden haber alamadıklarını söyledi. Ancak cenazeye, babası dışında aileden ve yakınlarından kimsenin katılmaması, başsağlığı dileklerini kabul için bölgedeki geleneğe göre taziye çadırı kurulmaması dikkat çekti.
İntihar ve töre cinayeti kurbanları için taziye çadırı kurulmadığını bilen jandarma, Halise Taşkın'ın yaklaşık bir ay birlikte yaşadıktan sonra ayrıldığı nikâhsız eşi 24 yaşındaki Salih Binici'yi gözaltına aldı.
Güvenlik güçlerinin olayı aydınlatmak için çalışmaları sürerken Yaşamevi Kadın Derneği, DTP Kadın Kolları, İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der üyesi yaklaşık 30 kadın ise töre cinayetine kurban gittiğini iddia ettikleri genç kadının mezarını ziyaret etti. Kadınlar, beraberlerinde getirdikleri kırmızı gülleri Taşkın'ın mezarına bırakıp, alkışlarla töre cinayetlerini protesto etti.
Kadınlar, mezarlıktan sonra Taşkın ailesinin, Dikili Mahallesi'ndeki evine gitti. Kapıyı açan bir gence görüşme isteğinde bulunan kadınlar, bu sırada gelen bir başka kişinin kapıyı kapatması üzerine içeri giremedi. Kadınlar, alkışlar eşliğinde Türkçe ve Kürtçe sloganlar atarak Şanlıurfa'ya döndü.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=228239
Old 09-08-2007, 13:28   #82
Av.Ateş

 
Varsayılan Karısını 'cilveli konuşuyor' diye 12 yerinden bıçakladı

İZMİR - 31 yaşındaki F.A, yedi yıllık eşi 24 yaşındaki S.A'yı İzmir İnciraltı'ndaki Özdilek Alışveriş Merkezi'nin otoparkında iki çocuğunun gözü önünde 12 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Kıskanç kocaya göre eşinin suçu çevredeki insanlarla 'cilveli' konuşmasıydı.
Elektrik teknisyeni F.A., eşi S., çocukları altı yaşındaki M. ve beş yaşındaki C. ile birlikte önceki akşam Özdilek Alışveriş Merkezi'ne gitti. İddiaya göre S.A. bir görevliden kendisine yardım etmesini istedi. Eşinin bir erkekle konuştuğu görünce sinirlenen F.A., "Çevrendekilerle cilveli konuşuyorsun" diyerek S.A. ile tartışmaya başladı. Diğer müşterilerin gözleri önünde hakaret ettiği eşini ve çocuklarını alan F.A., ailesiyle otoparka gitti.
Burada hakaretlere devam eden F.A. üzerindeki bıçağı çıkararak, görgü tanıklarının ifadelerine göre suçsuz olduğunu ve sadece soru sorduğunu söyleyen eşi S.A'yı iki çocuğunun ve onlarca müşterinin gözleri önünde 12 yerinden bıçakladı. Aldığı bıçak derbeleriyle kanlar içinde yere yığılan kadın kurtarılamadı. Cinayetten dolayı eşini suçlayan F.A'nın "Çevresindekilerle cilveli konuşuyordu. Kendisini uyardığımda 'Bana yakışmıyorsun' diyerek, benden ayrı yürümeye başladı. Ben de sinirlendim, sonrasında da bu olay gerçekleşti" dediği öğrenildi.
S.A'nın yakınları, F.A'nın, geçen yıl aynı alışveriş merkezinde eşini onlarca kişinin gözleri önünde dövdüğünü söyledi. Yakınlarının iddiasına göre çift sürekli kavga ediyordu. Sık sık kıskançlık krizlerine girerek eşini döven F.A., evlerinin perdelerini bile açtırmıyordu.
Cinayetlerin gerekçeleri
Meclis Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu'nun geçen yıl hazırladığı rapora göre Doğu ve Güneydoğu'da yüz kişiden yedisi karısının bir erkekle konuşmasını namussuzluk olarak görüyor. Bunun sadece Doğu'nun değil Türkiye'nin sorunu olduğu İzmir'de işlenen cinayetle görüldü.
'Cilveli' konuştu diye katledilen S.A. gibi son bir yılda birçok kadın sık banyo yapmak, kahvaltıyı geç hazırlamak, boşanmak istemek gibi nedenlerle öldürüldü. Bunlardan bazıları şöyle:
22 Ağustos 2006: Denizli'de 29 yaşındaki beş aylık hamile Fatma
Ö. üvey oğluna bakmayı reddettiği için eşi tarafından boğuldu.
12 Ekim 2006: Afyonkarahisar'da İsmail K. 'Neden çok sık banyo yapıyorsun? Yoksa beni aldatıyor musun?' diye eşi Ümmü K.'yı öldürdüi.
24 Aralık 2006: Diyarbakır'da Ahmet A. erkek arkadaşıyla cep telefonuyla konuşan 18 yaşındaki kardeşi Esra A.'yı tabancayla vurdu.
26 Aralık 2006: Adana'da oto elektrikçiliği yapan 43 yaşındaki Hakkı Uluca, 'Karımı benden ayırıyorsunuz' diyerek bir hafta önce ölümle tehdit ettiği baldızı 50 yaşındaki Ayşe Tapsız'ı ve kızı 16 yaşındaki Gamze Yaşkeçeli'yi bıçaklayarak öldürdü.
28 Aralık 2006: Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde, Bülent Karaca, sabah kahvaltısını geç hazırladığı için tartıştığı üç yıllık eşi Leyla Karaca'yı, iki yaşındaki çocukları Koray'ın gözleri önünde bezle boğarak öldürdü.
23 Mayıs 2005: Sakarya'da Bülent Özdemir, aşkına karşılık vermeyen Zehra Yetişkeni Sakarya Üniversitesi'nde vurarak öldürdü. Özdemir'in, Zehra'yı eski aşkına benzeterek saplantı haline getirdiği ortaya çıktı.
6 Haziran 2005: İzmir Karşıyaka'da sıcak nedeniyle balkonda uyuyan 68 yaşındaki Fermani Yılmaz, 34 yaşındaki eşi Sultan Yılmaz'ı öldürdü. Eşini bir erkekle sevişirken gördüğünü iddia eden Yılmaz, "Adam balkondan atlayıp kaçtı" dedi. (Radikal, dha)
Old 28-08-2007, 22:50   #83
Av.Görkem TURGUT

 
Varsayılan "Her 2 Kadından 1'i Sığınma Evi İstiyor"

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'ndan yapılan açıklamada, bu yılın son altı ayında aile içinde yaşadığı şiddet nedeniyle Mor Çatı'ya 664 kadının başvurduğu, bu kadınlardan yaklaşık yarısının (306 kadın) yaşamları tehdit altında olduğu için hemen bir sığınağa yerleşmek istediklerini söyledikleri bildirildi.

İstanbul'daki sığınakların toplam 200 yatak kapasiteli olduğu, Türkiye'de halen 2 milyon kişiye bir sığınak düştüğü kaydedilen açıklamada, şu görüşlere ye verildi:

"Yetkililer tüm Türkiye’de sığınak sayısının 35 olduğunu belirtiyorlar. Bu rakam uluslararası standartların çok altında. AB standartlarına göre 17 bin kişinin yaşadığı her merkezde kadın ve çocuklar için en az bir sığınak bulunmalı.

Mor Çatı’ya 2007 yılının ilk 6 ayında toplam 706 kadın başvuruda bulundu. Bunlardan 42’si evsizdi.Evsiz kadınların İstanbul’da destek alabilecekleri, ihtiyaçlarına uygun hiçbir merkez bulunmuyor. Kalabilecekleri, psikolojik, sosyal destek alabilecekleri merkezler oluşturmak yerine, sorun gündelik çözümlerle geçiştirilmeye çalışılıyor.

Kadınların Mor Çatı’ya başvurduklarında en çok dillendirdikleri sorun fiziksel şiddet. Fiziksel şiddet kimi zaman işkence boyutlarına varmakta. Kadınların maruz kaldıkları şiddet, can almanın yanı sıra kalıcı sakatlanmalara da neden oluyor.4 kadın çocuklarının maruz kaldığı ensest, 2 kadın kendisinin maruz kaldığı ensest nedeniyle destek istedi. Ayrıca 31 kadın cinsel şiddet ve tecavüz görmüştü(6 aylık rakamlar)"

MOR ÇATI ise gereken önlemleri alabilmesi için bütçesinin yeterli olmadığını belirtiyor.

__________________________________________________ _____________________
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
1990 yılında kurulan Mor Çatı, Ailede kadına yönelik şiddete ve şiddeti doğuran erkek egemenliğine karşı mücadele ediyor, bu amaçla kadın dayanışması oluşturuyor. Dayağa Karşı Kadın Dayanışması kamyanyasının ardından kurulan Dayanışma Merkezi Türkiye’de ilk kez ve aralıksız biçimde ailede şiddet gören kadınlara hukuki, sosyal, psikolojik destek sağladı. 1995-1998 yılları arasında bağımsız bir sığınak açan Mor Çatı, 2005 Eylül ayından bu yana da Beyoğlu Kaymakamlığı’nın giderlerini karşıladığı bir sığınak faaliyeti yürütüyor.

Bilgi için: 0212 292 52 31-32

morcati@ttnet.net.t
Old 06-09-2007, 18:08   #84
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Kadınlara özel hedefler ve tehditler!
06/09/2007

AA - ANKARA - Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM), öncelikli hedefini kadın-erkek eşitliği için bilinç düzeyini yükseltmek olarak belirlerken, karşılaşacağı 'tehdit'leri de sıraladı.
KSGM '2008-2012 Stratejik Planı'nı hazırladı. Planda, kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılım oranlarının artması ve kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bilinç düzeyinin artırılması hedeflendi. KSGM'nin hedeflerine ulaşmasında karşılaşacağı 'tehditler' ise şöyle sıralandı: "Medyada cinsiyetçi söylemlerin olması, kadının karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesi, istihdam ve eğitimin istenilen düzeyde olmaması, KSGM'nin bütçesinin yetersizliği, toplumda yerleşik kalıp yargıların olması, toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yetersizliği, kadın yoksulluğu, kadına yönelik şiddet, töre/namus cinayetleri ve intiharlar." Toplumsal bilinç düzeyinin yükseltilmesi için şu alanlarda çalışılacak:


Kadının ekonomik hayata katılımının artırılması,

Kadınların ve kızların her düzeyde eğitimden yararlanması,

Kadınların sağlık hizmetlerine erişmesi,

Siyasete ve karar alma mekanizmalarına kadınların katılımının artırılması,

Kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği,

Medyanın cinsiyetçi söylemine karşı vatandaşların özellikle de gençlerin medya mesajları karşısında daha mesafeli ve donanımlı olmaları,

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin kamu plan ve programlarına yansıtılması
http://www.radikal.com.tr/haber.php?...rih=06/09/2007
Old 15-10-2007, 17:21   #85
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

İzmir Ağır Ceza Savcısı’ndan modern mütalaa
Karısını “başörtüsüz ve dar pantolonla alışverişe çıkıp, yabancı bir erkeğe cilveyle saati sorduğu” için 14 kez bıçaklayarak öldüren kocanın savunmasına Savcı itiraz etti: “Kıskançlık ve farklı hayat tarzları cinayet değil, boşanma nedeni olabilir.”



İZMİR - İzmir’de, eşi Sevim Ağuş’u (24) “başka erkeklere saat sorduğu gerekçesiyle” 8 ve 4 yaşlarındaki iki çocuğunun önünde 14 defa bıçaklayarak öldüren Fatih Ağuş’un yargılanmasına başlandı.
Haberin devamı

İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Sevim Ağuş’un annesi Mürşide Kırcalı, babası Ahmet Kırcalı, tutuklu sanık Fatih Ağuş (32) ve avukatı katıldı. Fatih Ağuş, eşinin erkeklik onuruna dokunan sözler sarf ettiğini savunarak, şunları söyledi:

CİLVELİ ŞEKİLDE SAATİ SORUNCA KENDİMİ KAYBETTİM“Geçen ağustos ayında eşimi ve iki çocuğumu alarak İnciraltı’ndaki alışveriş merkezine gittim. Alışveriş merkezine gitmeden önce ve yolda bana sık sık ‘sen bana layık değilsin, senin erkekliğin dışarıda, evde bana sökmez’ gibi şeyler söyledi. Araba hareket halindeyken kendini yola atmaya çalıştı. Suratıma tükürdü. Ben kendisini sakinleştirmek istedim, ama alışveriş merkezinin otoparkında yabancı bir erkeğe cilveli şekilde saati sorunca kendimi kaybettim. Sonrasını hatırlamıyorum.”

Fatih Ağuş, “eşinin her zaman başını örttüğünü, olay günü ise başörtüsüz şekilde ve en dar pantolonunu giyerek alışveriş merkezine gittiğini, bunların da kendisini sinirlendirdiğini” savundu.

Olaydan büyük pişmanlık duyduğunu belirten Fatih Ağuş, eşini sevdiğini, ancak olay günü aşağılayıcı hareketlerine dayanamadığını belirtti.

8 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU ANLATIYOR
Duruşmada, tanık olarak dinlenen çiftin 8 yaşındaki kızı M. Ağuş, annesinin babası ile sık sık tartıştığını ve boşanmak istediğini söyledi.

Alışveriş merkezinde gezdikten sonra otoparkta annesinin bir yabancıya “Saatiniz kaç?” diye sorduğunu söyleyen M. Ağuş, “Babam da çok sinirlendi ve cebinden çakısını çıkarak anneme sapladı” dedi.

Sevim Ağuş’un annesi Mürşide Kırcalı, kızının kayınpederi ve kayınbiraderleri ile aynı binada oturduğunu, sık sık dövüldüğünü, tehdit edildiğini iddia etti.

Mürşide Kırcalı, “Gecenin ikisinde dövülmüş halde kızımızı kapımızın önüne bırakıyorlardı. Kızım sorunlarını bize iletmezdi, ancak son geldiğinde boşanmak istediğini söylemişti” dedi.

Baba Ahmet Kırcalı da damadı ve ailesini kızına iyi davranmaları konusunda daha önce uyardığını söyledi.

SAVCI: CİNAYET DEĞİL, BOŞANMA NEDENİSavcılık makamı, “modern toplumlarda bu tür olayların ancak aile mahkemelerinde çözülebileceğini, kıskançlık ve farklı hayat tarzlarının cinayet değil, boşanma nedeni olabileceğini” belirterek, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Savunma avukatının mahkeme heyetine ilettiği dosyaların incelenmesi için duruşma ertelendi.

17:21 TSİ 15 Ekim 2007 Pazartesi
http://www.ntv.com.tr/news/423043.asp#storyContinues
Old 17-11-2007, 19:02   #86
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Okul Müdüründen Kadın Öğretmenler Ve Kız Öğrencilere Tartışma Yaratan Sözler

'Bacaklarınızı açmayın'

Bir lise müdürünün, kadın öğretmenler ve kız öğrencilere yaptığı bu uyarı şok yarattı!

BALIKESİR'in Burhaniye İlçesi'nde, bir lise müdürünün kadın öğretmenler ve kız öğrencilerle yaptığı toplantı sırasında söylediği “Bacaklarınızı açmayın” sözleri, yerel gazete de haber olunca tartışma yarattı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Yakup Sağban, konu hakkında inceleme başlatacaklarını kaydetti.

İlçede yayınanan yerel Körfez Demokrat Gazetesi'nin ‘Sapıklık kimde?’ başlığı ile duyurduğu, kız öğrencilerin bulunduğu arşiv bir fotoğrafla desteklediği haber ilçenin gündemine oturdu. Gazetenin, okul ve okul müdürünün adını belirtmeden verdiği haberde “Burhaniye'nin en başarılı liselerinden birinde, dün saat 11.30'da düzenlenen toplantıya sadece bayan öğretmenler ve kız öğrenciler katıldı. Toplantıda okul müdürünün ‘Bacaklarınızı pergel gibi açmayın. Erkek öğrencilerinizin ve erkek arkadaşlarınızın cinsel dürtülerini uyarıyorsunuz. Hiçbir erkek öğretmeniniz hadım değil. Burası teşhir yeri değil’ gibi sözler söyledi. Bazı öğrenciler ve öğretmenler toplantı salonunu terk ederken bazı öğrencilerin tepkilerini orada göstermesi üzerine, ‘Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Siz bu seviyesizlikle bu okula ayak uyduramazsınız. Diğer okullara gidin’ dediği de öne sürülen okul müdürünün, kılık kıyafet konusunda yaptığı uyarılarda ‘Türkiye müslüman bir ülke’ ifadesini kullandığı belirtildi. Gazete, haberde velilerin tepkilerine şu şekilde yer verdi:

“Bazı öğrencilerin sözleri velilere anlatmasıyla infial yaşandı. Bazı veliler ‘bu sapık bir düşünce, olmaz böyle birşey. Kızımı sadece eğitim görmesi için gönderdiğim bu gözde okulda, kızım bu sözleri hak edecek ne yaptı? Böyle bir şey varsa, bunu bizlere söylememek o yöneticinin suçu. çocuklara cinsellikle ilgili bu kadar söylemi gerektirecek ne yaşandı. Velilerin bilmediği bir şey mi var? Burada bir yerlere mesaj mı veriliyor? Bunu olmamış saymak mümkün değil.”

Haber eğitim camiasında şok etkisi yaptı, öğretmen ve öğrenci velileri olayın geçtiği okulun ve müdürün belirlenip, hakkında soruşturma açılması gerektiğini kaydetti. Burhaniye İlçe Milli Eğitim Müdürü Yakup Şağban, ilçe dışında olması nedeniyle haberi akşam saatlerinde, müdür yardımcılarından öğrendiğini belirtti, şöyle konuştu:

“Haberde, okul adı ya da okul müdürünün ismi belirtilmiyor. Burhaniye'de 8 tane lise var. Hangisinde olmuş henüz belirleyemedik. Ama bu 8 lise ve lise müdürü zan altında kaldı. Öğrenci velilerimizden müdürlüğümüze henüz yazılı ve ya sözlü bir şikayet gelmedi. Ama biz okul müdürlerimizin zan altında kalmamaları için konuyu pazartesi günü İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildireceğiz. Oradan gelecek talimat doğrultusunda hareket edeceğiz. Büyük bir ihtimalle soruşturma açacağız. Okulun ve okul müdürünün belirlenmesi için haberin yayımlandığı gazeteden, haberi yazan muhabir arkadaşımızdan konu ile bilgi isteyeceğiz.”

Yerel gazetedeki haberi yazan muhabir Kazım Öğün ise kurumların yıpranmaması ve öğrencilerin zan altında kalıp kötü bir imaj kazanmamaları için haberde okul ve okul müdürünün adını yazmadığını, soruşturma açılması halinde okul ve müdürün adını müfettişlere verebileceğini söyledi.


http://w9.gazetevatan.com/haberdetay...Cate goryid=7

Haber: DHA
Old 19-11-2007, 11:00   #87
üye8180

 
Varsayılan

Okuldaki kız öğrenciler için ek ders konulabilir mesela. Dersimiz: Okuldaki erkek öğretmen ve öğrencileri nasıl tahrik etmeden oturulur, kalkılır, giyinilir, konuşulur, şakalaşılr vs. vs. dersi.
Old 06-12-2007, 12:08   #88
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Bütçe, anayasa ve kadın hakları


Bütçe ve anayasa tartışmaları içinde kamuda kadın ağırlığının azalmasına dikkat eden yok



...
bütün bunlar olup biterken, dikkati çeken bir tablo vardı. Kürsünün kendisine göre sol yanındaki hükümet sıralarında, her zaman olduğu gibi tek hanım vardı: Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, hanım hanımcık oturuyordu. Kürsünün sağ yanındaki uzmanlar sıralarında ise (Maliye Bakanı Unakıtan'ın yanı sıra) 24 Maliye Bakanlığı çalışanı vardı. Bu 24 bürokrattan 2'si hanımdı. İlerleyen saatlerde biri yerini bir erkek meslektaşına bırakınca bir hanım kaldı.
Bugün 5 Aralık. Atatürk döneminde Türk kadınına 1934'te seçme ve seçilme hakkı verilmesinin yıldönümü ve dün Meclis'teki tablo buydu.
Bu tablo bana Narınç Ataman yönetimindeki İRİS Eşitlik Gözlem Grubu'nun geçtiğimiz aylarda açıkladığı bir araştırma sonuçlarını anımsattı.

İRİS'in araştırmasına göre,

25 bakanlık müsteşarının tamamı erkek.

85 müsteşar yardımcısından yalnızca 2'si kadın.

Kamudaki 139 genel müdürden 8'i;

363 genel müdür yardımcısından 36'sı kadın.


1211 erkek daire başkanına karşın 192 kadın daire başkanı;

6618 erkek şube müdürüne karşın 1232 kadın şube müdürü var.


Ataman, son birkaç yılda kamudaki hanım yönetici sayısının hızla azalmakta olduğunu, zaten bozuk olan dengenin daha da bozulduğunu öne sürüyor. ....

Murat Yetkin 05/12/2007 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=240774
Old 20-12-2007, 13:08   #89
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Bayramlık Haber

Koca dayak hizmetinde

Eşini döven M.C. beş ay boyunca bir okulda çay dağıtıp temizlik yapma cezasına mahkûm edildi.


AA - HATAY - Eşini dövdüğü için beş ay kamuda çalışma cezası verilenT.C. okulda çay dağıtıp temizlik yapıyor.
Hataylı T.C., iddiasına göre 23 yıllık eşi M.C'yi, 'bir tartışma sırasında kendisini tutamayarak' dövdü. Kocaya, 'Denetimli Serbestlik Uygulaması' kapsamında kamuya yararlı bir işte beş ay çalıştırılma cezası verildi. Bu kapsamda bir ilköğretim okulunda çay servisi ve temizlik işleri yaptığını ifade eden T.C, "Okulda günde dört saat çalışıyorum. Kalan zamanda kendi işim olan hamallığı sürdürüyorum. Eşimi dövdüğüm için pişmanım, cezaevine konulmadığım için de şanslıyım" dedi.

20/12/2007

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=242168
Old 20-12-2007, 19:04   #90
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Bu şahsiyet"dövmeye" devam eder.Yaptırdıları iş kendi işinden daha kolay bir yükümlülük.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kadın erkek eşit mi ?yoksa kadın erkek kanun önünde eşit mi?hangisi? iustinianus Kadın Hakları Çalışma Grubu 30 24-04-2008 14:28
avukat mı yetiştiriyorlar yoksa hukukçu mu? hatice selci Konumuz : Hukukçular 46 07-11-2006 18:30
Şikayet yoksa sapığa ceza yok PINAR YILMAZ Hukuk Haberleri 11 21-09-2006 14:02
Mahkeme Çeşitliği Branşlaşma Mı Yoksa Karmaşa Mı Av.Kadir Hukuk Sohbetleri 2 30-11-2005 15:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,21725607 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.