Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yoksulluk Nafakası Yargıtay Kararları

Yanıt
Old 11-07-2016, 15:37   #31
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

YARGITAY 2. Hukuk Dairesi
2015/18663 E.
2016/10813 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir (TMK m. 175). Mahkemece, davalı kadının sigortalı bir işte çalışmasının yoksulluk nafakası verilmesine engel olmayacağı gerekçesiyle, davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmolunmuş ise de; toplanan delillerden, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı kadının özel bir şirkette muhasebeci olarak çalıştığı ve asgari ücret seviyesinde düzenli gelirinin bulunduğu, buna karşılık davalı erkeğin de özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı ve asgari ücret aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının davacı kadın yararına gerçekleşmediği, tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğu, düzenli ve sürekli geliri bulunan kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği sabittir. O halde, davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.06.2016 (Çrş.)
Old 23-07-2016, 01:17   #32
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Emekli maaşı alan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.
Yargıtay HGK 2014/2-1250 Esas 2016/435 Karar 30.3.2016 T.
Old 26-07-2016, 11:36   #33
neziha

 
Varsayılan

merhabalar,
Çocuk tarafından açılmış nafaka davasında lehine hükmedilen nafaka miktarını fazla olmasından dolayı temyiz ettim. Fakat henüz karar kesinleşmeden nafaka icraya işlemiş faiz ile birlikte konularak takip başlatıldı.Nafaka davası kesinleşmeden faiz işletilerek takibe konulabilir mi? benim kanaatimce faiz işletilmeden takip yapılabilmesidir. Eğer ki öyleyse şikayet davası açacağım. Yardımcı olursanız sevinirim. Kolay gelsin.
Old 26-07-2016, 12:09   #35
neziha

 
Mutlu

aslında faiz işletmesine hangi tarihten itibaren işlettiğini yazmamış icra takibinde ama miktara bakınca dava tarihi itibariyle olduğu sonucu çıkıyor.Teşekkürler ilgilendiğiniz için habibe hanım. Bu konuda açıklama yaparsanız beni aydınlatırsanız sevinirim. Karar tarihimi ve dava tarihinde mi işletilebileceği konusunda.
Old 26-07-2016, 12:21   #36
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba,

1-Nafakaya ilişkin ilamların icraya konulması için ,kararın kesinleşmesi gerekmez.Bu durum aile hukukunda kesinleşmeden icraya konulabilecek ilamların da istisnasını oluşturur

2-Alacağa faiz işletilebilmesi için,

Borçlunun borçlu olduğunu bilmesi ve muacceliyet tarihinde ödenmemesi gerekir.

Yardım nafakası davası açıldığında davalı;bir nafaka ödeyip ödemeyeceğini,ödeyecek ise ne miktar ödeyeceğini doğal olarak bilemez. Borçlu borçlu olduğunu ancak karar tarihinde öğrenir.
Dolayısı ile faiz de (yargılama sırasında tedbir nafakası kararı verilmemiş ise)ancak karar tarihinden sonra işletilebilir.

Eğer faiz dava tarihinden itibaren işletilmiş ise-(bunu kontrol ederek ve doğrulayarak),Bence faizin başlangıç tarihini şikayet yolu ile İcra Hukuk Mahkemesinde dava edebilirsiniz.

Kolay gelsin
Old 26-07-2016, 12:42   #37
neziha

 
Varsayılan

Aslında dava iştirak nafakasının arttırımı idi. Müvekkil önceki nafaka miktarını düzenli olarak ödemektedir. Fakat arttırım davası sonucunda kesinleşmeden icraya faiz işletilerek konulmuştur.
Sizinle iletişime geçmeden önce yaptığım araştırmada iştirak nafakası ile ilgili kararın kesinleştiği tarihten itibaren faiz işler şeklinde bir bilgiye rast geldiğim için sizden yardım talep ediyorum.
Old 26-07-2016, 13:18   #38
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

İştirak nafakası eğer bir boşanma davası ile kararlaştırılmış ve yargılama sırasında tedbir nafakası belirlenmiş ise,bu durumda nafaka kesinleşinceye kadar tedbir,kesinleşmeden sonra iştirak nafakası olarak talep edilebilecektir.Bu durumda iştirak nafakasına faiz elbette kesinleşme tarihinden itibaren işletilecektir.

İlk yazdığınız mesaj ise bu açıklanandan farklıdır.
İlk kez ve iştirak nafakası olarak açılma hali belirtilmiştir.

Alıntı:
Çocuk tarafından açılmış nafaka davasında lehine hükmedilen nafaka miktarını fazla olmasından dolayı temyiz ettim. Fakat henüz karar kesinleşmeden nafaka icraya işlemiş faiz ile birlikte konularak takip başlatıldı.

Daha önce incelediğiniz kararın özellikleri bilinmediğinden bu aşamada bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.
Old 09-03-2017, 14:00   #39
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Özet:
Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ii diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK.md.141/1). Davalı-karşı davacının ilk defa ön inceleme duruşmasında ileri sürdüğü yoksulluk nafakası isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. açıkça muvafakat ve ıslah da söz konusu olmadığına göre, davalı-karşı davacının yoksulluk nafakası talebi artık incelenemez.


T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/24972
Karar No:2015/10869
K. Tarihi: 27.5.2015



Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı tarafından, diğer tarafın kabul edilen boşanma davası, fer'ileri, kusur belirlemesi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden; davalı-karşı davacı tarafından ise, davacı-karşı davalının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacının tüm, davacı-karşı davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Karşılıklı açılan boşanma davaları Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ikame edilmiştir. Davalı-karşı davacı, cevap ve karşı dava dilekçesinde yoksulluk nafakası isteğinde bulunmamış, 26.03.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında yoksulluk nafakası talep etmiş ve aynı oturumda hazır bulunan davacı-karşı davalı bu isteğe muvafakati olmadığını beyan etmiştir. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun onayı aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ii değer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK.md.141/1). Davalı-karşı davacının ilk defa ön inceleme duruşmasında ileri sürdüğü yoksulluk nafakası isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. açıkça muvafakat ve ıslah da söz konusu olmadığına göre, davalı-karşı davacının yoksulluk nafakası talebi artık incelenemez. Bu husus nazara alınmadan, yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, bu isteğin esasına ilişkin hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Sunduz'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mehmet'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere yoksulluk nafakasıyla ilgili bozmada oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.27.05.2015 (Çrş.)

KARŞI OY YAZISI
Boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat (TMK. m. 174) ve yoksulluk nafakası (TMK.. m. 175), boşanmanın fer'idir. Boşanma olmaksızın tek başlarına bir davanın konusunu oluşturmazlar. Başka bir ifade ile, maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası boşanma kararının varlığını gerektirir. Dolayısıyla, asıl talebin kabulüne bağlı, fer’i niteliğindeki bu taleplerin, dava dilekçesinde, cevaba cevap dilekçesinde ve davalı bakımından da cevap dilekçesi ile ikinci cevap dilekçesinde yer alması zorunlu değildir. Boşanma davası içinde “iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi” yasağına tabi ve diğer tarafın muvafakatine bağlı olmaksızın, davanın yerel mahkemedeki tahkikatı sona erinceye kadar istenmesi mümkündür. Bu bakımdan sayın çoğunluğun davalının yoksulluk nafakası talebini “savunmanın genişletilmesi” kapsamında gören ve buna ilişkin yasak başladıktan (HMK.md.141) sonra ileri sürüldüğü için dikkate alınamayacağını kabul eden görüşüne iştirak etmiyorum. Yoksulluk nafakasının esası incelenmelidir.
Old 06-05-2017, 17:54   #40
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/10721
K. 2017/223
T. 18.1.2017

• NAFAKANIN ARTIRILMASI İSTEMİ
( Davacının İhtiyaçları ile Davalının Gelir Durumunda Nafakanın Takdir Edildiği Tarihe Göre Olağanüstü Bir Değişiklik Olmadığı Takdirde Yoksulluk Nafakasının Belirtilen Oranda Artırılması ve Taraflar Arasında Önceki Nafaka Takdirinde Sağlanan Dengenin Korunması Gerektiği - Yoksulluk Nafakasının Niteliği ve Takdir Edildiği Tarih Gözetilerek Nafakanın Belirtilen Oranda Artırılması Suretiyle Dengenin Yeniden Sağlanacağı )

• HAKKANİYETİN ARTIRIMI GEREKTİRMESİ ( Davacının İhtiyaçları ile Davalının Gelir Durumunda Nafakanın Takdir Edildiği Tarihe Göre Olağanüstü Bir Değişiklik Olmadığı Takdirde Yoksulluk Nafakasının Belirtilen Oranda Artırılması ve Taraflar Arasında Önceki Nafaka Takdirinde Sağlanan Dengenin Korunması Gerektiği - Yoksulluk Nafakasının Niteliği ve Takdir Edildiği Tarih Gözetilerek Nafakanın Belirtilen Oranda Artırılması Suretiyle Dengenin Yeniden Sağlanacağı )

• YOKSULLUK NAFAKASININ TAKDİRİ ( Davacının İhtiyaçları ile Davalının Gelir Durumunda Nafakanın Takdir Edildiği Tarihe Göre Yoksulluk Nafakasının Belirtilen Oranda Artırılması ve Taraflar Arasında Önceki Nafaka Takdirinde Sağlanan Dengenin Korunması Gerektiği - Yoksulluk Nafakasının Niteliği ve Takdir Edildiği Tarih Gözetilerek Nafakanın Belirtilen Oranda Artırılması Suretiyle Dengenin Yeniden Sağlanacağı )

4721/m.175, 176

ÖZET : İradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası belirtilen oranda artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın belirtilen oranda artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının 24/05/2011 tarihinde boşandıklarını, aradan geçen sürede davalının ekonomik koşullarında ciddi değişiklik olduğunu, bağlanan nafaka ile müvekkilinin geçinmesinin mümkün olmadığını belirterek, aylık 350 TL nafakanın aylık 2.000 TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ekonomik durumunda değişiklik olduğunu doğru olduğunu, fakat bu değişikliğin artış yönünde değil azalma yönünde değişiklik olduğunu, davalının yurt dışında ikamet ettiğini, aldıkları duyuma göre davacının şirket kurduğunu duyduklarını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, aylık 350.00 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 400.00 TL artırılarak tahsilde tekerrür olmamak üzere toplam 750.00 TL nafakanın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, yoksulluk nafakasının artırımı istemine ilişkindir.

TMK'nun 175.maddesi "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir."

TMK'nun 176/4. maddesine göre de; "Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir."

Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası . oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.

Dosya kapsamından; tarafların 20/10/2011 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine 350 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği, bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık üç yıllık süre geçtiği, davacının ev hanımı olup geliri bulunmadığı, davalının ise yurtdışında çalıştığı, tercümeli evraktan aylık 1836 Euro gelirinin olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir.

O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın . oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 03-11-2017, 11:38   #41
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/16747

K. 2016/174

T. 18.1.2016

* NAFAKA ALACAKLISININ NAFAKA TAKDİR EDİLDİĞİ TARİHTEN SONRA ÇALIŞMAYA BAŞLAMASI (Davacının Ekonomik ve Sosyal Durumu Ayrıntılı Olarak Araştırıldıktan Sonra Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Gözetilip Nafaka Takdir Edilirken Taraflar Arasında Mevcut Olan Denge Durumu da Dikkate Alınarak Davalının Yoksulluğunun Ortadan Kalkmadığı Kabul Edilerek Nafakanın Uygun Bir Miktarda İndirilmesine Karar Verileceği)

* YOKSULLUK NAFAKASININ KALDIRILMASI (Nafaka Alacaklısı Kadının Aldığı Asgari Ücretin Zorunlu ve Gerekli Görülen Harcamaları Karşılamayacağı/Davalının Asgari Ücret İle Çalışıyor Olmasının Nafakanın Kaldırılmasına Değil Azaltılmasına Etki Edecek Olgulardan Olduğu - Yoksulluk Nafakasının Tümden Kaldırılmasına Karar Verilmiş Olması Doğru Görülmediği)

* YOKSULLUK NAFAKASININ AZALTILMASI (Nafaka Alacaklısı Kadının Aldığı Asgari Ücretin Zorunlu ve Gerekli Görülen Harcamaları Karşılamayacağı/Davalının Eline Geçen Toplam Gelir Miktarı Onu Yoksulluktan Kurtaracak Mahiyette Olmayıp Davalının Asgari Ücret İle Çalışıyor Olmasının Nafakanın Kaldırılmasına Değil Azaltılmasına Etki Edeceği - Yoksulluk Nafakasının Tümden Kaldırılmasına Karar Verilmiş Olmasının İsabetsiz Olacağı)

4721/m.4,176/3

DAVA : Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Ankara 1.Aile Mahkemesinin, 2013/1152 Esas ve 2014/821 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, mahkemece davalı lehine aylık 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini,nafakanın takdir edildiği tarihte davalının çalışmadığını ancak aradan geçen sürede davalının çalışmaya başladığını belirterek, var olan yoksulluk nafakasının hakkaniyet ölçüleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak kaldırılması ile 2014 yılının ağustos ve eylül aylarına ait nafaların toplamı olan 400 TL' nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; tarafların boşanmasından sonra davalının gelir getiren bir işte çalışmaya başlaması gerekçe gösterilerek davanın kabulüyle Ankara 1.Aile Mahkemesi'nin 2013/1152 Esas 2014/821 Karar sayılı ilamı ile davalı için takdir edilen 200 TL yoksulluk nafakasının davalının işe başladığı tarihten itibaren kaldırılmasına karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

TMK'nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmasızın fiilen evliymiş gibi yaşaması yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz yaşam sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 Sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması" yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 Sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 Sayılı kararları). Bu durumda ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.

Somut olayda; davacının serbest meslek sahibi olup,gelirinin tespit edilemediği, davalının ise matbaada asgari ücretle çalıştığı tespit edilmiştir.

Nafaka alacaklısı kadının aldığı asgari ücretin; yukarda belirtilen zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir.

Davalının asgari ücret ile çalışıyor olması nafakanın kaldırılmasına değil, azaltılmasına etki edecek olgulardandır.

O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının ekonomik ve sosyal durumu ayrıntılı olarak araştırıldıktan sonra tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, nafakanın(çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereğince) TMK'nın 4. maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.

Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İştirak Nafakası Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 28 11-09-2017 14:11
Tedbir Nafakası Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 32 10-03-2014 14:45
Yargıtay Kararları adıge Hukuk Sohbetleri 5 28-07-2007 16:24
Yoksulluk Nafakası A. B. KILIÇCAN Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 17:43
Yargıtay Kararları onur Hukuk Soruları Arşivi 6 27-02-2002 03:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11038589 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.