Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kadinlarin Nafaka Hakkina Dokunmayin!

Yanıt
Old 12-06-2019, 22:55   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Kadinlarin Nafaka Hakkina Dokunmayin!

BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Aralarında Ümit Boyner, Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadın nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladılar. Sadece nafaka hakkının değil, kadınların boşanma ve miras hakkı dahil olmak üzere tüm kazanılmış haklarının da tehlike altında olduğunun vurgulandığı metin, toplumun tüm kesimlerinden kadınları haklarına sahip çıkmaya çağırıyor. Nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik adımların, kadınları güçsüzleştireceğinin altını çizen imzacılar, tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyorlar.

Aşağıdaki imzalar Nafaka Hakkı Kadın Platformu'nun başlattığı kampanyaya gelen ilk imzalar. Kampanya genişleyerek sürüyor. Platform, tüm kadınları bu metni imzalamaya ve haklarına sahip çıkmaya çağırıyor ve http://bit.ly/2X7NCUe adresindeki form üzerinden, nafakahakkinadokunma@gmail.com mail adresinden ya da @nafakaimza isimli twitter adresinden yeni imzaları bekliyorlar.

KADINLARIN NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN!

Kadına ödenen yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi ve çeşitli kriterlerle sınırlanmasına yönelik taleplerin yükselişini büyük bir kaygıyla takip etmekteyiz.
Nafaka yerine kadının iş bulup çalışması ya da nafakanın devlet tarafından ödenmesi talep edilmektedir. Oysa ki, TÜİK 2018 verilerine göre Türkiye’de kadınların istihdam oranı yalnızca %29’dur ve bu rakam gerçekte çok daha düşüktür. Eğitim ve istihdam konusunda erkeklerle eşitsiz durumda olan kadınlardan asıl olarak ev kadını ve anne olmaları istenmektedir. “Ev kadını” olarak evlilik yaşamı boyunca eş, çocuk, hasta ve yaşlıların bakımı ile uğraşmak durumunda bırakılan bu kadınlardan, boşandıkları anda mucizevi bir şekilde geçinmelerine yetecek ücretlerde işler bulmaları beklenmektedir. Devletin ücretsiz, kaliteli ve güvenilir kreş hizmetleri sağlamadığı koşullarda, çocuklara kimin bakacağından, bakıcının ya da kreşin ücretini kimin ödeyeceğinden kimse söz etmemektedir.

Hacettepe Üniversitesi’nin 2014 tarihli “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması”, boşanmış ya da eşinden ayrı yaşayan kadınların %75’inin fiziksel ya da cinsel şiddete, %80’inin ise duygusal şiddet/istismara maruz kaldığını göstermektedir. Kadınlar açısından tablonun bu kadar vahim olduğu bu koşullarda kazanılmış yasal bir hak olan Nafaka Hakkı’nın geri alınması, değiştirilmesi veya sınırlandırılması kadınları güçlendirecek bir adım olamaz. Aksine, evlilik sırasında ve sonrasında başta ekonomik şiddet olmak üzere, tüm şiddet ve ayrımcılık biçimlerini pekiştirip, kadınları daha da güçsüzleştirecektir.

Biz aşağıda imzası olanlar, nafaka hakkına itiraz edenlerin; ayrıca çocukların velayeti, yasal mal rejimi, kadının boşanma ve miras hakkı, kadını şiddetten koruyan 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yürüttükleri kampanyaları da kaygı ile izliyoruz.
Tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz. Özellikle tek seçenek olarak evlilik sunulduğu için meslek sahibi olamamış veya meslek sahibi olsa dahi çalışmasına izin verilmediği ve/veya evin tüm yükü üzerine bırakıldığı için mesleğini icra edememiş kadınların bir nebze de olsa hayata tutunmasına olanak veren yoksulluk nafakasını şu ya da bu biçimde sınırlama girişimlerinden uzak durmaya çağırıyoruz.

Metni imzalamak isteyeceklerin imzalarını http://bit.ly/2X7NCUe adresindeki form üzerinden, nafakahakkinadokunma@gmail.com mail adresinden ya da @nafakaimza isimli twitter adresinden bekliyoruz.
İmzacılar:
1. Arzum Onan, Oyuncu
2. Aslı Tohumcu, Yazar
3. Ayça Damgacı, Oyuncu
4. Aylin Aslım, Müzisyen/Besteci
5. Aylin Nazlıaka, İş İnsanı/Eski Milletvekili
6. Arzu Çerkezoğlu/ DİSK Genel Başkanı
7. Aysel Çelikel, Hukukçu/Eski Adalet Bakanı
8. Ayşe Sözeri Cemal, İş İnsanı
9. Ayşe Sucu, Gazeteci/Yazar
10. Ayşegül Tözeren, Edebiyat Eleştirmeni
11. Ayşenur Arslan, Gazeteci
12. Bahar Çuhadar, Gazeteci/Yazar
13. Banu Güven, Gazeteci
14. Banu Yelkovan, Gazeteci/Spor Yorumcusu
15. Birhan Keskin, Şair
16. Binnaz Toprak, Akademisyen/Eski Milletvekili
17. Buket Uzuner, Yazar
18. Burcu Karakaş, Gazeteci/Yazar
19. Büşra Sanay, Gazeteci/Haber Spikeri
20. Candan Yıldız/ Gazeteci
21. Ceren Moray, Oyuncu
22. Deniz Durukan, Şair/Yazar
23. Deniz Türkali, Oyuncu/Müzisyen
24. Ece Temelkuran, Gazeteci/Yazar
25. Elif Ilgaz, Gazeteci
26. Fatma Akdokur, Akademisyen
27. Fatma Bostan Ünsal, Akademisyen/Aktivist
28. Feride Acar, Akademisyen/GREVIO Eski Başkanı, CEDAW Komitesi Eski Başkanı
29. Feyhan Güver, Karikatürist
30. Figen Şakacı, Gazeteci/Yazar
31. Füsun Demirel, Oyuncu/Yönetmen
32. Gaye Boralıoğlu, Yazar
33. Gaye Erbatur, Akademisyen/Eski Milletvekili
34. Gencay Gürün, Eski Milletvekili/Tiyatro Yazarı
35. Gila Benmayor, Gazeteci
36. Gül Abus Semerci, Senarist/Yazar/Oyuncu
37. Gülay Batur, Karikatürist
38. Hatice Meryem, Yazar
39. Hazal Kaya, Oyuncu
40. Hidayet Şefkatli Tuksal, Yazar/Akademisyen
41. Işılay Saygın, Eski Milletvekili/Eski Devlet Bakanı
42. Işıl Özgentürk, Senarist/Yazar
43. İlkay Akkaya, Müzisyen
44. İlke Kodal, Balerin
45. Jale Özgentürk, Gazeteci/Yazar
46. Kezban Hatemi, Hukukçu/ Akil İnsanlar Heyeti Üyesi
47. Lale Orta, Hakem
48. Latife Tekin, Yazar
49. Leman Sam, Müzisyen
50. Leyla Selen Uçer, Oyuncu
51. Mehveş Evin, Gazeteci
52. Melda Onur, Gazeteci/ Eski Milletvekili
53. Melis Alphan, Gazeteci
54. Meral Tamer, Gazeteci/Yazar
55. Mualla Kavuncu, Akademisyen
56. Müjde Ar, Oyuncu
57. Nalan Kuruçim, Oyuncu
58. Nazan Kesal, Oyuncu
59. Necla Arat, Felsefeci/Kadın Çalışmaları
60. Necla Zarakol, İş İnsanı
61. Neslihan Akbulut Arıkan, Antropolog/Akademisyen
62. Nesrin Nas, Eski Milletvekili/Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı
63. Nevşin Mengü, Gazeteci
64. Nilay Yılmaz, Spor Yazarı
65. Nilhan Antitoros, Hukukçu/ İş İnsanı
66. Nilüfer Açıkalın, Oyuncu/Yazar
67. Nur Ger, İş İnsanı/ TÜRKONFED YK Üyesi/ Yanındayız YK Başkanı
68. Nurcan Akad, Gazeteci
69. Oya Baydar, Sosyolog/Yazar
70. Önay Alpago, Hukukçu/Eski Devlet Bakanı
71. Özge Özpirinçci, Oyuncu
72. Özlem Yüzak, Gazeteci
73. Pelin Esmer, Yönetmen
74. Pınar Öğünç, Gazeteci/Yazar
75. Ruhat Mengi, Gazeteci/Yazar
76. Rümeysa Çamdereli, Müzisyen/Aktivist
77. Selin Şekerci, Oyuncu
78. Sema Kaygusuz, Yazar
79. Sena Kaleli, İş İnsanı/Eski Milletvekili
80. Seray Şahiner, Yazar
81. Serfiraz Ergun, Gazeteci
82. Sıla Türköne, Sosyolog
83. Şebnem Sönmez, Oyuncu
84. Şenal Sarıhan, Hukukçu/Eski Milletvekili
85. Şengül Hablemitoğlu, Akademisyen/Yazar
86. Şirin Payzın, Gazeteci
87. Tilbe Saran, Oyuncu
88. Türkan Miçooğulları, Kimyager/ Eski Milletvekili
89. Ufuk Tarhan, Fütürist/Ekonomist
90. Ümit Boyner, İş İnsanı/ TUSIAD Eski Başkanı
91. Yakın Ertürk, Sosyolog/ BM Kadına Yönelik Şiddet Eski Özel Raportörü
92. Yasemin Göksu, Müzisyen
93. Yaşar Seyman, Yazar/BASİSEN Ankara ve İç Anadolu Eski Bölge Başkanı
94. Yazgülü Aldoğan, Gazeteci/Yazar
95. Yıldız Ramazanoğlu, Yazar
96. Zeynep Altıok Akatlı, Yazar/Eski Milletvekili
97. Zeynep Göğüş, Gazeteci/Yazar
98. Zeynep Oral, Gazeteci/Yazar
99. Zeynep Tanbay, Dansçı/Koreograf
100. Zuhal Olcay, Oyuncu
Old 13-06-2019, 21:51   #2
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Kadınların haklarına dokunmayın..

Kimse kendi cebinden sadaka verdiğini zannetmesin.

NAFAKA İLE GEÇİNMEK ZORUNDA KALAN ÇOCUĞUNA BAKAN KAÇ KADINLA GÖRÜŞÜLDÜ ÇOK MERAK EDİYORUM.

Hukuki ve ciddi bir yaklaşımı toplumumuz fazlasıyla hak ediyor.

Kadına istihdam yaratmadan ekmeğini elinden almak, asla kabul edilemez. Kendi gereçeğini bilmeyen, geleceğinden medet ummasın.

Saygılarımla,
Old 07-08-2019, 16:00   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

TÜBAKKOM NAFAKA ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
30.07.2019
NAFAKA HAKKINA MÜDAHALE AYRIMCIDIR, TÜRKİYE ŞARTLARINDA CEDAW VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE AYKIRIDIR

Nafaka yükümlülüğü sosyal devlet ilkesine değil yalnızca önceki evlilik birliği sebebiyle var olan dayanışma yükümlülüğüne dayanır. Bu nedenle fonlar kurulması veya sosyal yardımlar yapılması nafakanın alternatifi değildir.
Ayrımcı toplumsal roller, ücretli işe alımda görünen ve görünmeyen engeller sebebiyle kadınlar aleyhine iş yaşamında cinsiyet ayrımcılığının hüküm sürdüğü bilinen bir gerçektir. Kadınlar aleyhine cinsiyet ayrımcılığı sebebiyle yoksulluk nafakasından en çok kadınların yararlanması ve daha doğrusu yararlanmak zorunda kalması nedeniyle nafaka hakkına yapılacak müdahaleler ağırlıklı biçimde kadınları olumsuz etkileyeceği için kadınlar aleyhine DOLAYLI AYRIMCILIK oluşturur ve CEDAW hükümlerine aykırı düşer. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ev içi şiddetin orantısız biçimde kadınları etkilemesi sebebiyle ev içi şiddetle mücadelede genel pasifliğin ayrımcı nitelik taşıdığını belirtmiştir. Nafaka konusunda da cinsiyet açısından nötr görünen bir düzenleme değişikliği orantısız biçimde kadınlar aleyhine sonuçlar doğuracağı için ayrımcıdır.
Şiddet döngüsünden kurtulamayan kadınlar üzerinde yoksulluk nafakası üzerinden mali anlamda baskı ve tehdit yaratmak, şiddetle mücadeleyi etkisiz hale getirmek, dahası şiddetle mücadeledeki pozitif yükümlülükleri ihlal etmek anlamına gelir ve bu nedenle taraf olduğumuz İstanbul Sözleşmesine aykırı düşer. Zira şiddetle mücadelede taraf devletlere Sözleşmeyle yüklenen dört temel yükümlülük vardır: önleme, koruma, kovuşturma ve bütüncül politikalar. Önleme yükümlülüğü kapsamında taraf devletlerin fiili eşitliği hayata geçirmesi, eşitsiz konumdaki bireyleri güçlendirecek politikalar izlemesi, haklarını kullanmasının önündeki görünen ve görünmeyen engelleri kaldırması zorunludur.
Yoksulluğa rağmen, nafakaya hükmedilip hükmedilmeyeceği ve yoksulluğun bitip bitmeyeceği bilinmeden, önceden nafakanın süresinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisi tanımak kadınlar aleyhine dolaylı ayrımcı bir tutumdur, görünmez ve ücretlendirilmemiş emeğin yol açtığı yoksullaşmanın ve işgücü kaybının görmezden gelinmesi anlamına gelir. Yoksulluk bir insan hakları sorunudur ve medeni hukuk içindeki kazanımlardan yararlanıp yararlanamayacağı konusunda takdir yetkisini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
Nafakaya ve yoksulluk nafakasına ilişkin yasal ve fiili duruma ilişkin ayrıntılar aşağıda maddeler halinde şöyle raporlanmıştır:

A - Türk Medeni Kanunu Düzenlemeleri Tutarlıdır

1. Genel olarak nafaka borcu, bakma veya dayanışma yükümlülüğüne dayanır, bir yaptırım değildir

Nafaka yükümlülüğünün dört farklı temeli vardır: mevcut evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü (birlikte veya ayrı yaşarken), soy bağının doğrudan sonucu olarak çocuğa bakma yükümlülüğü, önceki evlilik birliğine dayanan dayanışma yükümlülüğü ve hısımlar arasında dayanışma yükümlülüğü.
Anayasa Mahkemesi de önüne itiraz yoluyla gelmiş olan başvuruya ilişkin 17.05.2012 tarihli kararında aynı gerekçeyle aynı sonuca varmıştır: “Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, ahlâki değerler ve sosyal dayanışma düşüncesi yer almaktadır. Yoksulluk nafakasının amacı nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür.”
Nafaka yükümlülüğü, hangi ilişkiden kaynaklanırsa kaynaklansın kusurdan bağımsızdır. Zira nafakanın temelinde hukuka aykırı fiil değil; bakma veya dayanışma yükümlülüğü vardır. Kusur değerlendirmesi sadece yoksulluk nafakasında nafaka alacaklısının daha ağır kusurlu olup olmadığını inceleyebilmek için yapılabilir.
2. Yoksulluk nafakası çocuğa ve evlilikte eşe ödenen nafakanın aksine şarta bağlıdır

Alacaklısının bizzat çocuk olduğu iştirak veya bakım nafakası ve evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğüne dayanan tedbir nafakası koşulsuz şartsız talep edilebilmektedir. Tedbir nafakasını kimin ödeyeceği eşlerin hangi edimlerle (ev işi, çocuk bakımı, para) evlilik birliğinin giderlerine katıldığına göre belirlenir.
Yoksulluk nafakası ve hısımlar arasında ödenen yardım nafakası ise şarta bağlıdır. Her ikisi de dayanışma yükümlülüğüne dayanır ve yoksulluğa düşecek olma koşuluna bağlıdır. Üstelik yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olma koşuluna ve ayrıca daha ağır kusurlu olmama koşuluna bağlıdır.
3. İleri sürülenin aksine sadece yoksulluk nafakası değil, yardım nafakası da süresizdir

Koşulsuz istenebilen ve ödenen tedbir nafakası ile iştirak/bakım nafakası süreyle kısıtlıdır, zira evlilik sona erdiğinde ya da çocuk erginleştiğinde veya eğitimi sona erdiğinde son bulur. Koşula bağlı istenebilen ve ödenen yoksulluk nafakası ile yardım nafakası ise süresizdir. Sadece yoksulluk nafakası değil hısımlara ödenen yardım nafakası da süresizdir.
TMK madde 176 yoksulluk nafakasının sona erme veya kaldırılma sebeplerini tutarlı biçimde nafakanın ödenme koşullarının ortadan kalkmasına bağlamıştır. Evlenme halinde yoksulluğun ortadan kalkacağı varsayılmış, haysiyetsiz yaşam sürme halinde daha ağır kusurlu olmama şartının kalktığı kabul edilmiş, fiilen evli gibi yaşama halinde kanuna karşı hile söz konusu olduğu varsayılmıştır. Ödeme gücünün ölçüsü nafaka tutarı için belirleyici ölçüt olduğundan ödeme gücünde sonradan gerçekleşen düşme tüm sürekli borç ilişkileri için geçerli biçimde uyarlama ve tutarı azaltma sebebidir. Şarta bağlı yardım nafakasında da durum farklı değildir.
4. Sadece yoksulluk nafakası zamanaşımı süresine tabidir, diğerleri her zaman istenebilir

Yoksulluk nafakası dışındaki nafaka türlerinde nafakanın her zaman yani zamanaşımına tabi olmadan istenmesi mümkündür, bu nedenle mali anlamda bir güçsüzlük durumunda nafakanın kaldırılması hak kaybına yol açmamaktadır. Buna karşılık yoksulluk nafakası bir yıllık zamanaşımına tabi olduğu için nafaka yükümlüsünün görece geçici bir süre için ödemeden güçsüzlüğe düşmesi halinde nafakanın kaldırılması nafakanın bir daha istenememesine, bağlanmamasına yol açacaktır. Bu nedenle hâkime iradı sadece azaltma ya da artırma yetkisi tanınması yoksulluk nafakasının amacı ve bağlı olduğu düzenlemeler dikkate alındığında tutarlıdır.

5. Şartsız destek olma borcu yükleyen mevcut evlilik birliği veya çocuklar için geniş takdir yetkisi tanınmıştır, şarta bağlı dayanışma yükümlülüğü yönünden sınırlı takdir yetkisi tanınmıştır

Boşanma davasında hâkime tanınan takdir yetkisinin amacı çocuğu koruyucu önlemlerin aksine kamu menfaatini korumak değil, tarafların özgür iradesini olumsuz etkileyecek şartları dikkate alarak tarafların menfaatlerini korumaktır. Yoksulluk nafakasında da çocuğa ödenen iştirak nafakasındaki durumun aksine korunacak bir kamusal menfaat yoktur, dolayısıyla geniş bir takdir yetkisi gerektiren olgu da yoktur.
Tarafların mali durumları nafakanın yalnızca tutarının belirlenmesinde takdir yetkisini gerektiren bir değişkendir. Üstelik nafaka miktarları ve artırım tutarları çok düşük belirlenmekte ve günlük ihtiyaçları karşılamamaktadır, takdir yetkisi kadınlar aleyhine kullanılmaktadır. Nafakanın artırımı için açılan davalar iki yıl veya daha uzun sürmektedir, hak arama özgürlüğü ihlal edilmektedir.
Hâkime tanınan takdir yetkisi kapsamında nafakanın biçimini irat yerine toptan ödeme şeklinde belirlemek mümkündür, buna çok kısa süren evliliklerde başvurulabilir.
TMK madde 169’a göre “boşanma ve ayrılık davası açıldığında hakim … geçici önlemleri re’sen alır”. Bu hükümle hâkime tanınan geniş takdir yetkisinin nedeni evlilik birliğinin halen sürmesi ve kadının boşanma hakkını kullanmaktan caydırılmamasıdır.
B - Uygulamaya İlişkin Sorunların Çözümü Yine Kanunda Vardır

Hakkın kötüye kullanılmasını TMK madde 2 yasaklar ve hukuk düzeninin bunu korumayacağını emreder. TMK 2 tüm özel hukuk ilişkilerinde yedek olarak uygulanabilen bir düzenlemedir, ispatı halinde hâkim buna dayanarak nafakayı kaldırma yetkisine sahiptir.
Nafakanın hâkim kararıyla kaldırılma sebeplerinden olan haysiyetsiz yaşam sürme Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından cinsiyetçi ahlak kalıplarında yorumlanabilmekte ve aslında haysiyetin gerçekten ne anlama geldiği sorgulanmamaktadır.
Türkiye’de esasen nafaka alacaklılarının nafakayı tahsil edememe sorunları vardır. Nafaka alacaklısı çocuk da olsa eski eş de olsa nafaka yükümlülerinin ciddi bir kısmının kasıtlı olarak nafaka ödemekten kaçındığı, nafaka ödeme konusunda direnç gösterdikleri sabit olduğu için bu nitelikte özel olarak ve 3 ayı geçmeyen disiplin niteliğinde tazyik (zorlama) hapsinin öngörüldüğü belirtilebilir.
3 ayı geçmeyen ve niteliği yükümlülükleri yerine getirmeye zorlamadan ibaret tazyik hapsinden başka hiçbir şekilde borçlular aleyhine özgürlüğü kısıtlayıcı önlem bulunmamaktadır. Borç sebebiyle yıllarca hapiste kalmak tümüyle gerçek dışı bir iddiadır.
İcra ve İflas Kanunu’na göre hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Dolayısıyla amaç bağcıyı dövmek değil, yalnızca üzüm yemektir.
Şiddete karşı koruyucu/önleyici tedbir kararlarına karşı direnç göstermek ile nafaka kararına karşı direnç göstermek arasında zihniyet açısından bir fark yoktur.
C - Kadın Yoksulluğunun Yapısal Sebepleri Vardır

1. Kadın yoksulluğunun yasal ve yargısal sebepleri vardır

TMK madde 192’de belirtilen eşlerin meslek seçiminde “evliliğin huzur ve yararı göz önünde tutulur” hükmü kadınlar aleyhine yorumlanarak uygulanmaktadır.
2016 yılında 55.757 kadın lehine 6284 sayılı yasaya göre tedbir kararı verilmiş olmakla birlikte bunlardan sadece 6’sı kreş yardımından, 10’u ise geçici maddi yardımdan yararlanabilmiştir.
Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’e göre emziren kadının işyerinde kreş açma yükümlülüğü vardır. Ancak 2008’de 497 olan kreş sayısı 2016’da yarıya düşmüştür. Yönetmeliğe göre sadece annenin işyerinin kreş açması gerekiyor, babanın işyeri için böyle bir yükümlülük yüklenmemektedir. Dolayısıyla Yönetmelik çocuk bakımını anneye bırakılarak kadınların yoksulluğuna yapısal ayrımcılıkla sebebiyet verilmektedir.
2. Kadın yoksulluğunun politik ve ekonomik sebepleri vardır

MEB verilerine göre erken evlilik nedeniyle okulu terk eden çocukların % 94’ü kız çocuklardır.
112.000 kadın yaşlı bakımı yüzünden eve dönmüştür. 260.000 kadın kreşler pahalı olduğu için, 900.000 kadın çocuğuma ben bakmalıyım diye düşündüğü için işten ayrılmıştır.
Kadınlar işten çıkarmada ilk gözden çıkarılanlar arasında olmaktadır, işe alımda evli olması ve çocuk bakması engel oluşturmaktadır.
Norveç ve Finlandiya’da kadınların % 100’ünün kendi adına banka hesabı varken Türkiye’de ise kadınların sadece % 69’unun kendi adına hesabı vardır
Kadınların ev içi emekle yarattığı ürün ve hizmet üretimi sebebiyle erkekler hem manevi anlamda hem de maddi anlamda tasarrufta bulunmaktadır ve kadın tasarruflarıyla elde edilen mülkler erkekler adına kaydedilmektedir. Ücretsiz ev içi emeğin maliyeti çok büyüktür, tek bir şirket bu işleri yapsaydı yıllık cirosunun 10 trilyon dolar olacağı tahmin edilmektedir.
Çocuk, engelli ve yaşlı bakımı konusunda devlet tarafından pasif kalınarak politika geliştirilmeyerek dolaylı biçimde kadınlara yüklenilmektedir.
Tüm bu tespitlerimize göre;

- Yoksulluk nafakası düzenlemesinde cinsiyet ayırımı yapılmamıştır. Kadın veya erkek eş boşanmakla yoksulluğa düşecekse ve kusuru diğer taraftan daha fazla olmamak şartıyla diğer eşten yoksulluk nafakası isteyebilir (Madde 175).

- Yoksulluk nafakasının daha çok kadınlara veriliyor olmasının nedeni kadınların ekonomik olarak güçsüz bırakılmaları, bağımlı kılınmaları ve boşanmakla yoksulluğa düşecek olmalarıdır.

- Yoksulluk nafakası ömür boyu değildir. Türk Medeni Kanunu’nda yoksulluk nafakasının sona ermesi, kaldırılması ve indirilmesi şartları belirlenmiştir (Madde 176).

- Anayasa Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatlarıyla yoksulluk nafakasının ölüm veya evlilik ile kendiliğinden sona erinceye ya da mahkeme kararıyla kaldırılıncaya kadar süresiz olması gerektiği karara bağlanmıştır.

- Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde kadını güçlendirmeyi, korumayı, şiddeti önlemeyi ve her türlü ayrımcılığa son vermeyi taahhüt etmiştir. Anayasanın 90. maddesi uyarınca bu sözleşmeler kanun hükmündedir.

- Nafakanın süreli hale getirilmesi kadının mağduriyetini artıracak ve onu şiddet gördüğü ve mutsuz olduğu bir evliliğe katlanmak zorunda bırakacaktır.

“YOKSULLUK NAFAKASI KONUSUNDA YENİ BİR YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ YOKTUR, KADININ NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN” diyoruz.



TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN HUKUKU KOMİSYONU (TÜBAKKOM)


https://www.barobirlik.org.tr/Haberl...ldirgesi-80777
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadinlarin Nafaka Hakkina Dokunmayin ! Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 2 16-10-2018 12:04
Almanyada ki kadinlarin haklari Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 09-01-2017 16:39
Marka Hakkina Tecavüz AV.AYŞE GÜL Meslektaşların Soruları 2 22-04-2013 17:51
Marka Hakkina TecavÜz Nil Şeker Meslektaşların Soruları 1 08-01-2009 19:11
Kadinlarin Almasi Gereken Semİnerler avien Site Lokali 0 18-01-2007 01:26


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04062796 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.