Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Hakimler Susmalı

Yanıt
Old 24-02-2005, 00:51   #1
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan Hakimler Susmalı

Ceza yargılamasında hakimlerin susması gerektiğinİ düşünüyorum. Yargılamanın taraflarına karşı tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık için soru sormaması gerekiyor. Soru soranın tarafsız kalması kolay mı?
Orada olaya tepeden bakacağı yerde bakmalı. Tüm detayları ile birlikte aynı zamanda bir bütün olarak görebilmeli olayı. sanık, tanık, mağdur, katılan, avukat, savcı, bilirkişi ne dedi dinlemeli yalnızca. Sadece sorular konusunda -bir itiraz varsa- sorunun sorulup sorulmayacağına karar vermeli ve duruşmayı yönetmeli. ama taraflara soru sormaya başladığı anda son tahlilde kendisinden bağımsız değil ki hakim.
Hakim susmalı. vakarı bilgisi ve donanımı ile dinlemeli sadece. Ve dinledikleri ile vermeli kararını. Kararı ile konuşmalı.
Yeni cmk'da buna izin vermiyor ama doğrunun bu olduğuna inanıyorum.
Old 25-02-2005, 16:13   #2
AV.SERTANn

 
Varsayılan

büyük sorun hakimlerin savcıları da adeta üye hakim gibi görüp onlarla görüş alış verişinde bulunmaları hatta savcılara yargılama devam ederken hükümle ilgili kanaatlerini açıklamaları !!!vesaire vesaire.....
Old 01-03-2005, 17:48   #3
Marmara24

 
Varsayılan

Hakimler pek tabi ki duruşma sırasında tarafsızlıklarını korumalı ama hakimi tamamıyla ya da büyük ölçüde susturarak davayı sonuçlandırmak, en azından usule uygun olarak, pek zor olur kanısındayım bugünkü sistemde. Zira, en son değişiklikle yeni bir düzenleme getirilip getirilmediğini bilmiyorum ama, müdafinin sanığa doğrudan soru sorma imkanı olmadığından hakim ister istemez konuşacaktır. Kaldı ki uyuşmazlığın çözümüne katkıda bulunacağını düşündüğü noktalarla ilgili soru sorması duruşmanın kralı olan hakimin doğal hakkıdır sistem içerisinde.

Bence asıl sorun soruları sorma şeklindedir hakimlerin. Soruları tarafsızlığına şüphe düşürmeyecek şekilde kurgulaması ve yöneltmesi gerekirken bu noktaya pek de (belki de hiç) dikkat etmeden yöneltiyorlar sorularını. Savcı ile olan ilişkileri ise ayrı bir konu tabi.

Bizdeki usul Amerikan usulüne yaklaştığı ölçüde ( çapraz sorgu ve doğrudan sorgunun düzenlenmesi ve avukatlara doğrudan soru sorma hakkının tanınması yolu ile) hakim daha az konuşacaktır kanısındayım, ancak şimdiki sistem içerisinde hakimlerin çok konuşması bir gerekliliktir. Tabi bu sorularını sorarken göstermeleri gereken özeni ve tarafsızlıklarını koruma gereğini göz ardı etmelerini mazur göstermez.

Saygılarımla,
Hoşçakalın,
Old 02-03-2005, 14:23   #4
av.yıldıray

 
Varsayılan

Bu konuda sayın Paulus' a katılmakla birlikte, hakimlerin benim sorularımı değerlendirme ve sanığa/tanığa yöneltip yöneltmemekte takdir yetkisinin olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Zira ben savunmamı veya iddiamı bir temele oturtmuş iken ve bu temelde sorularımı hazırlamışken, hakimin gereksiz olarak görüp soruyu yöneltmemesi benim savunmamı çökertir. Bu sebeple, kanaatimce sorularım tanığa/sanığa doğrudan ve sınırlamasız olmalıdır, bu bizim mesleğimizin en temel noktasıdır.
Old 22-04-2008, 00:40   #5
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan

Sayın Yıldıray;
Hakimin zaten sorularınızı değerlendirme ve sanığa/tanığa sorulup sorulmayacağına karar verme noktasında bir takdir yetkisi yok. Ancak ve ancak savcı veya katılan tarafın soru konusunda itirazı varsa hakimin bu konuda karar verme hakkı vardır. CMK 201. "Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir" demektedir. Madde açıktır ve hakimin kendiliğinden soru hakkında iddia makamının görüşü soruldu diyerek itiraz varmış gibi hareket etmesi doğru değildir.
Old 22-04-2008, 11:36   #6
avhuseyinozbek

 
Varsayılan

Değerli meslekdaşım,
Önemli bir konuya parmak bastınız. Gerçekten,CMK 59.maddesi,sizin söylediğiniz usulün uygulanmasını emrediyor.Tanık,tanıklık ederken sözü kesilmez diyor. Aydınlatma,tamamlama ve değerlendirme için ilaveten sorular sorulabilir.
Keza,uzulün 206.maddesi,delillerin ortaya konulmasına vurgu yapmaktadır.
Delilleri taraflar ortaya koymalıdır.
Tanığa,201.madde doğrultusunda ilave sorular,davanın taraflarınca sorulmalı,en son olarak da hakim,59/2 madde gereği soru sormalıdır.
Yani,haklısınız
Ama varak-ı mihri vefayı kim oku,kim dinler ?
Old 22-04-2008, 12:07   #7
ALTINCABA

 
Varsayılan

SAYIN ALİMOĞLU VE SAYIN YILDIRAY İşin yapılışı ve usulü ile ilgili görüşleriniz gerçkten de konuytu aydınlatmaya yeter. Özellikle Alimoğlunun hatırlattığı 201. madde uygulanabilse yerinde olurdu. Sizinde bildiğiniz gibi iş yoğunluğundan kısa kesmeye çalışan hakimler yahut özellikle ceza yargılamasında usulüne uygun olsun olmasın tüm teori eğitim ve görüşleri hiçe sayarak maddi gerçeği arayan hakimler de vardır. Aksaklıklar ve yanlış uygulamalar saymakla bitmez hale gelmiştir. Ben Bazı ahkim arkadaşların taraf vekillerinin hak ve uygulamalarına yeterince riayet etmediklerini düşünüyorum. Genel anlamda benzer örnekler galiba oldukça çok bu konunun barolar tarafından üzerinde durularak hakim seminerlerine etkin biçimde eklenmesi sağlanmalıdır. Ama Bu bir hayalden ibarettir. Bilmem gidişat konusunda kaygımı tarif edebildimmi? Saygılarımla
Old 28-04-2008, 19:40   #8
jurist27

 
Varsayılan

Ceza yargılamasında amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır; bunun için hakimlerin soru sorması bana göre gayet yerindedir; nitekim elde edilen bilgiler müdafiilerin de işine yarayacaktır.
Eğer sorularda veya davanın seyrinde hakimin tarafsızlığından şüphe edilecek bir durum var ise Ceza muhakemeleri kanunumuz zaten "reddi hakim" müessesesini getirmiştir. Bence soru sormalarında bir sakınca yoktur.
Old 28-04-2008, 19:58   #9
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Sayın jurist27,

Maddi gerçeklere çelişme ilkesinin uygulanması ile diğer deyişle iddiaların çarpıştırılması ile ulaşılır. Çapraz sorgu yani karşılıklı doğrudan soru yöneltme hakkı sayesinde iddialar ileri sürülecek, sorular sorulup yanıtlanacak ve zaten savcının hazırlamış olduğu kanıtlarla birlikte hakim hükmünü verecektir.
İdeal ceza yargılaması hakimin mevcut delillere göre hemen hükmünü vermesidir, delil toplama soruşturma evresinde bitmiş olmalıdır.
Hakimin soru sorarak delil toplamaya çalışması tarafsızlığına tek başına zarar vermektedir.
Old 28-04-2008, 21:26   #10
Av.muhittinköylüoğlu

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım
Bu konuyu biraz önce gördüm.daha önce farketmediğime üzüldüm.alimoğlu ve yücel meslektaşlarım meseleyi son derece doğru ve yerinde olarak ortaya koymuşlar.
Arkadaşlar anglo sakson sisteminde taraf muhakemesi sözkonusudur.5271 ile gelen sistemin taraf muhakemesi olduğunu kabul edecek olursak hakimin fonksiyonunun sadece muhakemenin sağlıklı olarak icra edilmesi olduğunu söyleyebiliriz.Ki en azından amerikan dizilerinde görmüşsünüzdür hakim sadece duruşmayı yönetmektedir.yargılamada etkili olan sujeler kamu avukatı olan savcılar ile savunma avukatı olan avukatlardır.Tanık ve deliller tarafların tanık ve delilleridir.hükmü veren de jüri olup delilerin hukuka uygunluğu konusunda karar veren cezayı şahsileştiren hakimdir.
5271 öncesi tasarının gerekçesini konuya ilgi duyanlara tavsiye ederim.
Son olarak yargılama hukukunu geliştirecek olan mekanızmanın avukatlar olduğunu belirtmek isterim.Bizler talepleri ile itirazları ile temyizleri ile ısrarları ile hukukun gelişmesini sağlayacak olan kişileriz.
mantıklı olup imkansızı isteme konumunda olmalıyız.İmkansızı istemekten çok büyük şeyleri talep etmeği kastetmiyorum.Hukukumuzda var olan ancak uygulaması yapılmayan ve adeta kemikleşmiş ya da farkedilmemiş müesseselerin talep edilmesini öneriyorum sadece .Unutmayalım ki avukatlık esasen usuli işlemlerde uzman ve bilgili olmaktır.Avukat tüm dünyada usuli işlemler konusunda yetkin olan kişi olarak kabul edilir.usul olmayan ve usulun gelişmediği yerlerde avukatlık değil başkaca faktörler devrede olacaktır.
Son olarak konuya ilişkin yasal düzenlemelere de bir kez daha dikkat çekmek isterim.

Başkan veya hâkimin görevi

MADDE 192.– (1) Mahkeme başkanı veya hâ*kim, duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar.

(2) Duruşmada ilgili olanlardan biri duruşma*nın yönetimine ilişkin olarak mahkeme başkanı tarafından emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme, bu hususta bir karar verir.
Doğrudan soru yöneltme

Görüleceği üzere yasalarımız hakime soru sorma yetkisini vermektedir.Bu taraf muhakemesi ilkesine çok ta uygun değildir.
MADDE 201.– (1) Cumhuriyet savcısı, mü*dafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruş*maya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracı*lığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip ge*rekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Ge*rektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.

(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirti*len kişilere soru sorabilir.
Bu maddede de açıkça görüldüğü üzere tarafların sorularına karşı taraf itiraz etmediği sürece hakimin müdahale etmemesi gerekir.Ancak bazı şeyleri yasa ile nasıl düzenlerseniz düzenleyin kültürü değiştiremiyorsunuz.Ya da kültür kolay değişmiyor.
Ancak değişmeyeceği anlamınada gelmez bu kültürü bizlerin mücadelesi değiştirecektir.
Avukatlar hak ve özgürlük mücadelesinin nefer ve öncüleridir.Bu mücadeleyi verecek olanlar da bizleriz.Hep birlikte.
Saygılarımla
Old 28-04-2008, 22:48   #11
duyurucu1

 
Varsayılan savcının elinde uzman delil toplayıcı yok

[quote=Özge Yücel] ,

..ve zaten savcının hazırlamış olduğu kanıtlarla birlikte hakim hükmünü verecektir.
İdeal ceza yargılaması hakimin mevcut delillere göre hemen hükmünü vermesidir, delil toplama soruşturma evresinde bitmiş olmalıdır.
QUOTE]
Sevgili Özge Yücel,
Yukarda yaptığım alıntıya maalesef katılamayacağım.
1)Savcı hazırlık evresinde delilleri topluyor mu?Yoksa karakolun yada emniyetin hazırladığı evrağı değerlendirip
a) tutuksuz yargılanmasına karar verip
aa)takipsizlik kararı
bb)Üzerine iddianame yazıp Mahkemeye dava açma

b)Tutuklanması talebi ile sorgu Mahkemesine sevk etme ve devamında da yine iddianame düzenleme işlerini mi yapıyor.?

2)Savcı delilleri toplamıyor.Delilleri toplayanlar emniyet güçleridir.Büyük ölçüdede karakol polislerdir.
karakol polisleri delil toplama konusunda uzman mı?
Uzman değil.Uzman olanlar çok az.Karakol polisinin delil toplama işinden başka kırbin çeşit işi var.

Delil toplayan karakol polisinin amiri kim?Kim karakol polisine emir verebilir?Savcı diyeceksiniz değil mi?hayır!Karakol polisinin amiri,sicil amiri emniyet amiridir.Savcının elinde kendisine bağlı,delilleri arzusuna göre kuralına göre toplayan eleman var mı?hayır.Bir tane bile yok.Bu nedenle de savcının kuralına göre toplanmamış olarak delillere dayanılarak hazırlanmış dosyalar üzerine iddianame yazarak açtığı davaların çoğu beraatle sonuçlanmaktadır.Bu nedenle eksiklik olduğu için ceza hakimi delilleri tekrar gözden geçirmek durumundadır.

Peki avukat?Delil toplamada etkin mi?hayır kesinlikle etkin değil.Avukat da polisin topladığı deliller üzerine savunmasını yapar.Ve eğer o zamana kadar yok olmamış bir delil kalmışsa avukat bu delili gidip kendisi alamaz.Mahkemeye sunamaz.Ancak Hakimden delilin toplanmasını isteme hakkı vardır.Hakimin de direkt polisten bir işi yapmasını isteme yetkisi yoktur.Ceza hakimi talebinin yerine getrirlmesini ancak savcı aracılığıyla gerçekleştirir.Oysa bu yanlıştır.Savcı iddianame ile dosyayı mahkemeye gönderince artık dosyadan elini çkemelidir.Bundan sonra dosyadaki eksikleri ya re'sen ya da müdafinin talebi doğrultusunda Ceza Hakimi yerine getirmelidir.Savcı bu aşamada dosyaya delil sunamamalıdır.Çünkü davayı hazırlayan savcıdır.Eğer delillerde bir eksiklik var idiyse o zaman dava açmayıp takipsizlik kararı vermelidir.Yok eğer deliller dava açmaya yeter olarak kanaat getirilmişse davayı açmalı fakat bundan sonra dosyaya delil sunma işini ceza hakimine yada müdafiye bırakmalıdır.Müşteki vekili de bu aşamada dosyaya delil sokamamalı fakat hazırlık aşamasında savcı ile birlikte ve dayanışma içerisinde delilleri de hazırlayıp dosyanın oluşmasını sağlamalıdır.

Bu anlatılanlar tabi ki şu anda olanların eleştirisi üzerine oluşturulan yargılar. Buna benzer daha çok eleştirisel yargı oluşturulabilir.

Ancak sadece savcının hazırladığı delillerle sanıklar yargılanırsa bu sistemde kimse ceza almaz.Hepsi delil yetersizliğinden beraat eder.

Selam ve sevgiyle kalın
Old 28-04-2008, 22:58   #12
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Sayın duyurucu1,

Katkınız için teşekkür ederim. Yaptığınız alıntıya bir bakımdan ben de katılmıyorum. Hangi açıdan? Olması gerektiği halde gerçeklere bakıldığında böyle olmadığından katılmıyorum ama yasanın istediği de olması gereken de alıntıda belirttiğim gibi. Ne yazık ki savcı değil kolluk soruşturuyor, adli polis örgütü yok. Ne yazık ki savcılara neden dava açmadın, bir menfaatin mi vardı diye sorulurken neden dava açtın, yeterli şüphe var mıydı diye sorulmuyor. Ne yazık ki savcılar yeterli soruşturmayı yapmadan dava açıyor ve çoğunlukla beraatle sonuçlanıyor. Demek ki ters giden bir şey var, eğer beraatle sonuçlanacaksa neden dava açıldı ve hatta sanık olan kişiler genelde neden uzunca bir süre tutuklu kaldı?

Sonuçta olması gerekenler değişmiyor ve tüm çarpıklıklar içinde biz de olması gerekeni söylemezsek kim söyleyecek ve yapacak?
Old 28-04-2008, 23:31   #13
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan

Konuya katkı sunan herkese teşekkürler. Şu hususun altını çizmek istiyorum. Soru sorabilenin önyargılarından bağımsız davranamadığını meslek yaşamımın tümünde gördüm. Bu ister hakim olsun, ister avukat. Sorularımız olaya ilişkin öngörümüzü ispat etme amacına dayalı olarak ortaya çıkıyor. Bazen onay istediğimiz sorular, bazen yönlendirdiğimiz sorular soruyoruz. Kısa bir anekdotla yanıtımı bağlamak istiyorum. Mahkeme başkanının sorduğu soruya "tanığı yönlendirdiği gerekçesi ile itiraz ettim. Doğal olarak kaale alınmadı. Sıra bana geldiğinde ben de yönlendirici tarzda soru sordum. Mahkeme başkanının "fahri bey siz DE yönlendiriyorsunuz" şeklindeki sözlerine "ama ben tarafım, siz değilsiniz" demek zorunda kaldım. Hoş değildi ama realite ne yazık ki şu;
Maddi gerçeğe neye mal olursa olsun ulaşma çabası içindeki hakim kural filan tanımıyor. Yine dosyayı okuduğu ilk anda edindiği izlenimin etkisinde kalan ve bu izlenimi inanca dönüşen hakim sonuna kadar bu inancını doğrulayacak beyanlar/deliller arıyor. Ve biz yani yargılamanın artık iyice gereksizleşen elemanları ne yazık ki sadece seyrediyoruz. Bana kalırsa hakimler susmalı.
Olayın başka bir boyutu daha var bence önemli olan. Yargılama içinde sanığa tanığa sorulması gereken herşeyi soran, tam bir tarafsızlık içinde soran, herşeyi olması gerektiği gibi yapan bir hakim düşünelim. Ki böyle hakimlerimiz de var elbette. Ama bunun da doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü bu tür hakimler de işini iyi yapan avukat ile işini savsaklayan avukat arasındaki farkı ortadan kaldırmaktadırlar. Artık iki taraf için de soracak bir şey kalmamış ve dolayısı ile iki tarafın da bu anlamda yapacağı bir şey kalmamıştır.
Hakimlerin susması, hem avukatların, hem de savcıların daha çok çalışmasını zorunlu hale getirecktir.
Saygılarımla
Old 29-04-2008, 00:41   #14
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Fahri ALİMOĞLU
Ceza yargılamasında hakimlerin susması gerektiğinİ düşünüyorum. Yargılamanın taraflarına karşı tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık için soru sormaması gerekiyor. Soru soranın tarafsız kalması kolay mı?

Orada olaya tepeden bakacağı yerde bakmalı. Tüm detayları ile birlikte aynı zamanda bir bütün olarak görebilmeli olayı. sanık, tanık, mağdur, katılan, avukat, savcı, bilirkişi ne dedi dinlemeli yalnızca. Sadece sorular konusunda -bir itiraz varsa- sorunun sorulup sorulmayacağına karar vermeli ve duruşmayı yönetmeli. ama taraflara soru sormaya başladığı anda son tahlilde kendisinden bağımsız değil ki hakim.

Hakim susmalı. vakarı bilgisi ve donanımı ile dinlemeli sadece. Ve dinledikleri ile vermeli kararını. Kararı ile konuşmalı.
Yeni cmk'da buna izin vermiyor ama doğrunun bu olduğuna inanıyorum.


Tarafsızlığına halel geleceği, yahut kendisinden de bağımsız olmayacağı düşüncesiyle değilse de, özellikle ikinci paragraftaki anlatım içeriği nedeniyle, "Hakimler susmalı" önerisine, yürekten katılıyorum.

Bir yandan konuşurken, sorarken, yorumunu farkında olmaksızın yansıtırken, o an dikkatinin hangi noktada olduğu konusunda taraflara farkında olmaksızın ipucu vermekte iken, yargılamanın seyri tarafların yönlendirmesi tehlikesine düçar olmakta.

Konuşurken, aynı anda sanığı, aynı anda yakınanı/katılanı/mağdurları, aynı anda tanıkları (ve hatta salonda oturan izleyicileri) ve tümünün -hiç abartmıyorum- mimiklerini izleme, denetleme, anlamlandırma olasılığı var mı?

Anlam ve amacı maddi gerçeği bulmak olan ceza yargılamasında, hakimin susması kadar , suçlu yan açısından tehlikeli olabilecek bir soru, bir başka seçenek ve duruş olmadığı inancındayım.

Bazen öyle anlar yaşanmakta ki, sözgelimi sanık, taraf vekilinin sorulmasını istediği bir soru karşısında agresif yapısına yenilebilmekte, yahut bir sonra sorulacak soruyla çelişkisi yakalanabilecek ve başlangıç için masum görünen bir soruya kolaylıkla yanıt vererek, değiştiremeyeceği ilk sorunun yanıtından sonra sorulacak gerçek soruda konu aydınlığa kavuşabilecek iken, zaten kurulmaması gereken bağlantı ilk soruda yargıç tarafından da kurulamadığı için "Bu soruya ne gerek var" benzeri bir kararla, yahut aradaki avukat-hakim diyaloğu esnasında durumu kavramakta ve hazırlanmakta. Yani bazen salt susmamak, maddi gerçeği gizlemek için sanığa avantaj dahi sağlamakta.

Üstelik ceza yargılamasında hakimler sustuğunda, avukatlar daha çok çalışmak zorunda kalacaktır. "Eksiklikler tamamlansın", "Bu aşamada bir diyeceğimiz yoktur" vb. söylenmese de olur cümleleri tarihe karışacak, dahası ceza yargılamasında avukatlar ne yapıyor, ne gerek var ki zihniyeti de kırılacaktır.

Gerçekte tüm bu gelişmeler, yargıcı daha da bağımsız ve vakaya hakim kılacaktır. Kürsüde konuya yukarıdan bakmak, ancak bu şekilde sağlanabilir.

Saygılarımla...
Old 30-04-2008, 13:17   #15
Av.Kaan

 
Varsayılan

Bu öneri Amerkan filmlerinde gördüğümüz kadarıyla tanıdığım Amerikan sistemini hatırlattı. En güzel tarafı da hakimin tamamen olaya ve yargılamaya odaklanabilmesini sağlıyor olmasıdır. Hakim ne tutanakla ne kimlik tespitiyle ne şunla bunla uğraşmadan tamamen olaya yönelebilmelidir. Bu hangi tür hukuk sisteminde olursa olsun. Her ne kadar öneride açıkça belirtilmese de bunun olabilmesi için tutanağı tutma görevinin hakimden alınması gerekir. Ve bence de çok isabetli olur. Duruşma esnasında söylenen herşey söylendiği gibi tutanağa geçmelidir. Burası es geçiliyor ancak suçlu olup inkar edenle masum birinin konuşmaları, seçtiği kelimeler, hareketler aynı olmaz. Hakim tanık, sanık müşteki, avukat, savcı vs kimseleri dinlerken sadece karşısındakini dinleyebilmeli.
Old 30-04-2008, 14:01   #16
Av. Ali Özcan

 
Varsayılan Ütopya

Öncelikle tüm meslektaşlarıma yürekten katılıyorum. hepimizin malumudur ki ceza yargılamamızda malesef avukatın davayı yönlendirebilme ve savlarını sunabilme yetkisi çok sınırlıdır.
Daha önceki tartışmalarda da ulaşılan sonuçlar gibi ceza yargılamasında savcı müşteki(ve vekili) ile birlikte karşımızda bulunan masaya otursa, biz de sanık olan müvekkille yanyana masamızda otursak, savcı dahil herkes tüm delillerini duruşma aşamasına geçilmeden dosyaya sunsa, duruşmada tanıklar dinlense ve (Amerikan filimlerindeki gibi ) iki taraf da sorularını sorsa ve olay bu şekilde sıcağı sıcağınayken hakim veya heyet kararını açıklasa ne güzel olurdu di mi ?

Gerçi ben bile yazdıklarımı okuyunca hayal gibi geldi ama hayal etmek de güzeldir...

Tüm HUKUKÇULARA saygılarımı sunuyorum...
Old 01-05-2008, 13:04   #17
duyurucu1

 
Varsayılan Tutanak kalksın.CD olsun

Alıntı:
Yazan Av.Kaan
Hakim ne tutanakla ne kimlik tespitiyle ne şunla bunla uğraşmadan tamamen olaya yönelebilmelidir. Bu hangi tür hukuk sisteminde olursa olsun. Her ne kadar öneride açıkça belirtilmese de bunun olabilmesi için tutanağı tutma görevinin hakimden alınması gerekir. Ve bence de çok isabetli olur. Duruşma esnasında söylenen herşey söylendiği gibi tutanağa geçmelidir. Burası es geçiliyor ancak suçlu olup inkar edenle masum birinin konuşmaları, seçtiği kelimeler, hareketler aynı olmaz. Hakim tanık, sanık müşteki, avukat, savcı vs kimseleri dinlerken sadece karşısındakini dinleyebilmeli.

Sevgili Avukat Kaan,

Görüşlerine katılıyorum.Ek olarak;

Ben geçen gün küçük bir çocuğun karakoldaki sorgusuna katıldım.

Sorgu kamera ile kayıt altına alındı.Çocuğun ağzından çıkan her kelime görüntülü ve sesli olarak CD'ye kaydedildi.Daha sonra bu CD dosyaya eklendi.

Aynı şey mahkemelerde olamaz mı?Teknik gelişti.Bu mümkün.Duruşma başladığında mübaşir düğmeye basar ve kayıt da başlar.Duruşma bitince düğmeye basar.kayıt da biter.bir ay sonra ikinci duruşma yine aynı CD'ye kayıt edilir.Kaldıki artık flaş bellek var.Daha neler var neler.Bu kadar tekniğin ileri bir aşamaya ulaştığı zamanımızda biz hala tutanakla uğraşıyoruz.

Selam ve sevgiyle kal

Old 01-05-2008, 17:33   #18
Av.Kaan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan duyurucu1
Aynı şey mahkemelerde olamaz mı?Teknik gelişti.Bu mümkün.Duruşma başladığında mübaşir düğmeye basar ve kayıt da başlar.Duruşma bitince düğmeye basar.kayıt da biter.bir ay sonra ikinci duruşma yine aynı CD'ye kayıt edilir.Kaldıki artık flaş bellek var.Daha neler var neler.Bu kadar tekniğin ileri bir aşamaya ulaştığı zamanımızda biz hala tutanakla uğraşıyoruz.

Cevap çok basit : OLAMAZ. Niye mi?
Olduğunu düşünelim sizin bütün yazıları at çöpe gitsin, mesele Asliye Ceza iki hakimli mi?
E şimdi olur mu kamera, sonra biz sizin yazılarınızdan mahrum kalırız.

Şaka bir yana, gazeteden okuduğum kadarıyla Hrant Dink cinayeti davasında tutanakla uğraşılmamış ve sesli-görüntülü kayıt yapılmış, tüm söylenenler tutanağa dökülmüş. O zaman cevabımı OLABİLİYORMUŞ diye düzeltiyorum. Ve bence OLACAK DA... Zamanla.

Ama olunca siz yine yazacak şeyler bulursunuz her halde. "Vay kamera beni niye profilden çekiyor da savcıyı karşıdan alıyor ? Vay benim mikrofonum şöyleydi de savcının ki böyleydi"...
Old 11-05-2008, 14:29   #19
üye14540

 
Varsayılan

Değerli meslektaşım öneriniz yerinde olabilir, ancak şu anki sistemde bu mümkün değildir, yargılama hemen hemen yargıç üzerine kurulmuştur( 3 sacayağı ideali ne yazık ki pratikte pek işlememekte), hazırlık soruşturmaları; iş yoğunluğu, teknik olanaklar eksikliği, personel eksikliği gibi nedenlerle eksik olmaktadır, hakim önüne gelen davayı en adil biçimde sonuçlandırmak zorundadır, bazen tarafların ve delillerin yetersiz olmalarından eksik olan hususları ve soruları sormak zorunluluğunu hissetmektedir, vicdani kanının oluşması kolay değildir. Yargılama yönteminin tamamen değiştirilmesi ve buna uygun alt yapının hazırlanması durumunda öneriniz gerçekleşebilir. Hakimler de zaten soru sormak için yanıp tutuşmuyorlar. Ancak gerek C.savcısı, gerek savunma avukatı( müdafi) ya da katılan vekili dosyaya yeterince hazırlanmamışlarsa(çoğunlukla da böyledir ne yazık ki), ifadelerin alınması sırasında dosyanın aydınlığa ulaşması için gerekli soruları sormamaktadırlar, bu bakımdan hakimin soru sormaması durumunda dosyada eksiklikler ortaya çıkabilecektir. Tanıkların sözleri kesilmeksizin dinlenmesi gerekir diye bir meslektaşımız CMK hükmünü anımsatmış, tabi ki bu doğru, ama ifade sırasında çoğu tanık soru sorulmadan konuşmamakta, çoğu zaman gereksiz şeyleri anlatmaktadır, gerek baskı gerekse başka nedenlerle işin özüne bir türlü gelmemektedirler, bu nedenle hakim tanığa soru sormak zorunda kalmaktadır, ne yazık ki pratikte delillerin tartışılmasını büyük oranda duruşma sırasında hakimler yapmaktadırlar, olması gereken ise, yargıç sadece duruşmayı yönetmeli, tutanak yazdırma olayının kaldırılması, stenograf ya da başka kayıt sistemlerinin devreye girmesi ve duruşmada olan bütün konuşulanların ve ifadelerin kayda girmesi, bunun sonradan dosyaya eklenmesi, uzmanlaşmış, bağımsız bir kalem teşkilatının oluşturulması, hakimlerin idari görevlerinin kaldırılması, hakimlerin gerçek faaliyetleri olan yargılama faaliyetine görevlendirmeleri, yani hakim duruşma yönetip, duruşmayı izlemeli ve karar verip bunun gerekçesini yazmalı, gerisini ise uzmanlaşmış kalem personelinin ve savcılığın yapması sağlanmalıdır. Hakimlerin hakimlik görevi dışında bir çok idari görevleri vardır, bazen bu idari görevler yargıçların gerçek yargısal faaliyetlerini bile yapamaz hale getirmektedir. Sonuç olarak sizin belirttiğiniz yöntemi çoğu yargıç da istemekte, ancak bunun için CMK'da büyük değişikliklerin yapılması gerekir. Ne yazık ki uzun süre hakimleri duruşmalarda konuşurken göreceksiniz)))))))
Old 20-05-2008, 22:26   #20
Kamaz

 
Varsayılan

Ceza yargılamasında failin filli yargılanır;yoksa yargılanan failin kişiliği değildir,bu nedenle sabıkaya bakılarak ceza verilemez,kişinin suç işlediği tespit edilemez,diyordu fakültedeki ceza hukuku öğretim görevlisi hocamız.Girdiğim bir davada ceza davası konusunun farklı olmasına rağmen hakim sanıkın sabıka kaydına baktı ve kendisini savunacak olan,heyecanlı sanıka ADAM ÖLDÜRMÜŞSÜN dedi.Sanık anlayamadığından taksirli adam öldürmüşsün;yani trafik kazasında adam öldürmüşsün,dedi.Sanık heyecanla savunmasını yaptıktan sonra söz aldım ve görüşlerimi belirttim.Ancak hakim bu sefer bana kancayı taktı.Daha sırada bekleyen bir sürü kişi var,iş yoğunluğumuz çok fazla,bu kadar yetmiyor mu deyince ben de şaşırdım.Şimdi size sormak istiyorum.Acaba bizler kürsüden nasıl görüküyoruz?
Old 25-05-2008, 23:41   #21
Akheront

 
Varsayılan ceza davası

Arkadaşlar hepiniz haklısınız ama bir konuya açıklık getirmenizi rica edeceğim. Malumunuz Hakim kararını verirken her türlü şüpheden arınmış,kesin ve netleşmiş durumları ancak gözönüne alabilecektir. Hal böyle iken örneğin olası bir mahkumiyet kararı verecek olan hakimin kafasındaki soru işaretlerini ne şekilde yok edebileceğini merak ediyorum. Günümüzde adliyelerdeki iş yoğunluğu da göz önüne alındığında hakimin taraflardan birinin veya savcının soracaklarını sabırlı bir şekilde uzun bir süre bekleyerek "acaba istediğim soruyu soracak mı" diye düşünmesi ne kadar mümkündür. Mesainin 08.00-12.00,13.30-17.30 arası olduğunu varsayarsak basit bir hesapla:
Günde 480 dakikamızın olduğunu, enaz günde 50 (çok iyimer bir rakam) dosyanın olması halinde her dosya için hakimin 10 dakikasının bile olmadığını anlarız. Ki bu sürelerin içinde tarafların salona giriş ve çıkışları esnasında boşa geçen zaman ve UYAP problemlerinin kaybettirdiği zaman hesaba katılmamıştır. Hepinizin takdir ve hoşgörüsüne sunuyorum. Saygılar.
Old 02-06-2008, 23:43   #22
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan Kamera ve kayıt sistemi

Kullanılamaz.
Çünkü kullanılması hakimin egemenlik alanına müdahale anlamına gelir. Bir düşünsenize; her şey kayıt altında. Sanık öksürse bile kayda geçecek.
Nasıl kızıp bağırıp çağıracak sanığa hakim. Kendisinden 10 yaş büyük sanığa "oğlum, yavrum" diyebilecek mi?
Sorulara aldığı cevaplar arasından kafasında hazır olan kararda kullanacağı cümleleri seçerek geçebilecek mi kayıtlara?
İş yoğunluğu, iş yoğunluğu diye tutturduk. İş dediğimiz hikayenin %75'i duruşma içinde konuşulanları hakimin algıladığı biçimde yazdırmasından ibaret.
Kayıt sistemi yoğunluğu bir anda %75 düşürecek ortada şikayet edilmesi gereken devasa boyutta bir iş yoğunluğu da kalmayacak ama dediğim gibi kullanılamaz çünkü yargının, hakim egemenliğindeki kutsal topraklarında minimum düzeyde kural ile at koşturabilme hakkından kim vazgeçmek ister ki?..
Old 03-06-2008, 18:30   #23
üye14540

 
Varsayılan

Sayın Alimoğlu, inanın hakimler kameradan rahatsız olmazlar, ama bazı avukatların bürolarına kamera koysak sanırım avukatlar çok daha fazla rahatsız olurlar(müvekkilleri ile dava hakkında yaptıkları pazarlık nedeniyle).Saygılarımla
Old 03-06-2008, 19:00   #24
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Sayın Şenoğlu,

Avukatın bürosuna kamera konulmasının gerekçesi ne olacaktır peki? Her şeyi karşılaştırma yoluyla değerlendirmek her zaman sağlıklı sonuç vermeyecektir. Müvekkilinin sırrını saklamakla yükümlü olan avukatın bu yükümlülüğünü ihlaline yol açacak bir eylemin yasaya uygunluğu için özel bir neden gerekir. Halbuki mahkemelerde duruşmalar kamuya açıktır ve kapalı yapılsa bile bu durum taraflar için değil diğer kişiler için söz konusudur. Duruşma salonu hakimin özel odası değil kamu alanıdır.
Old 03-06-2008, 19:09   #25
üye14540

 
Varsayılan

Sayın Yücel, ben böyle bir itirazın geleceğini biliyordum, tabi ki pozitif hukuk bakımından böyle bir şeyin belirli koşulları var, benim söylemek istediğim etik bakımından, ayrıca avukatların bürosuna kamera konmasını da doğru görmüyorum, ama sayın Alimoğlu, nedense yukarıdaki yanıtında bana göre hakimlere karşı önyargılı bir yaklaşım içinde, ben bu bakımdan böyle bir yorum yaptım, hakimler kesinlikle kamera işinden rahatsız olmazlar(tabi ki her meslekte olduğu gibi istisnalar olabilir), hatta çok hakim böyle bir uygulamayı ister, hakimler duruşmayı yönetmek ve söylenenleri yazıya dökmekten duruşmayı izleyemez durumdalar, biz de tabi ki kamera uygulamasını isteriz, işimiz de çok kolaylaşır ve vicdani kanı oluşturma bakımından duruşmayı daha rahat izleriz, bence bireyler üzerinden ya da meslekler bağlamında yargı sorunlarını tartışmayalım, sistem üzerinden tartışalım. Saygılarımla
Old 03-06-2008, 20:02   #26
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Dr. Fuat ŞENOĞLU
... hatta çok hakim böyle bir uygulamayı ister, hakimler duruşmayı yönetmek ve söylenenleri yazıya dökmekten duruşmayı izleyemez durumdalar


Sayın Şenoğlu,

Allıntıladığım cümlenize birebir katılıyorum, "Hakimler Susmalı" forum başlığına egemen olduğuna inandığım anlayış ve temel vurgu, tam tamına dile getirdiğiniz özeleştiri.


Alıntı:

ama bazı avukatların bürolarına kamera koysak sanırım avukatlar çok daha fazla rahatsız olurlar


Bu cümlenizdeki öznenin yanlış olduğuna inanıyorum, burada rahatsız olacak öncelikli kişi "MÜVEKKİL" olmalıydı.

Tümüyle demokratik hukuk düzenine dayalı bir düzen içerisinde, kamuya değil, vekil-müvekkilin gizliliğine yasal teminat gereği hasredilmiş bir diyalog olması nedeniyledir ki müvekkillerimiz, emniyet birimlerinin ve bilumum avukat-müvekkil görüşmesine hasredilmiş alanlarda, "Acaba gizli kamera nerededir" biçiminde yakışıksız bir paranoya yaşamamaktalar...

Elbette şeffaflık doğruyu bulmak anlamında tüm peçeleri kaldıracaktır, ancak o vakit de bizzat yargılama makamı işlevsiz kalırdı, ne dersiniz?




Alıntı:


Nasıl kızıp bağırıp çağıracak sanığa hakim. Kendisinden 10 yaş büyük sanığa "oğlum, yavrum" diyebilecek mi?
Sorulara aldığı cevaplar arasından kafasında hazır olan kararda kullanacağı cümleleri seçerek geçebilecek mi kayıtlara?



Sayın Alimoğlu; sakıncalı olabileceğine inandığınız durumları aktarmışsınız. Düşünce bazında hazır olan kararı, anlatımlar arasındaki cümleler arasından seçerek karar oluşturmanın yanlışlığına vurgu yapmışsınız. Anladığım kadarıyla, siz, hiç, karar duruşmasında son savunmanızı henüz yaparak tamamladığınız anda, rivayet olunduğu biçimde, ceket cebinden çıkarılarak bilgisayara takılan flash disk/ usb bellek benzeri karar duruşmalarına rastlamadınız Ha, umarım hiç birimiz de karşılaşmayız...


Saygılarımla...
Old 03-06-2008, 23:49   #27
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Biz hukukçular, Hakimlere, Savcılara ve Avukatlara önyargılı olmaya devam ettiğimiz sürece, Türkiye'de Hukuk'un hakim kılınması asla mümkün olamayacaktır!
Old 04-06-2008, 22:42   #28
Akheront

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarımdan bazılarının çok sert yaklaşımlarının olduğunu görüyorum. Avukatlık,hakimlik ve savcılık mesleklerini biraz içeriden bilen biri olarak her üç mesleğe de haksızlık yapıldığını düşnüyorum. Avukatların bürolarına kamera konulması fikri (her ne kadar bir reaksiyon gibi dursa da) işin tabiatına aykırı olduğu gibi İŞ YOĞUNLUĞU HİKAYESİ de kabul edilebilecek bir yaklaşım değildir. Meslekler arasında bir rekabetin olması gerektiğini fakat bu rekabetin hizmete yönelik olması gerektiğini düşünüyorum. Bu mesleklerin herbiri adli vakalara ayrı bir perspektiften bakmakta olup ayrı kulvarlardaki her meslektaşın kendisini haklı görmesi işini önemseyip özümsediğinin bir göstergesidir. Biribirimizi eleştirmek ancak bizi geliştirir fakat bu eleştiri sınırlarının bir hukukçuya yaraşır seviyede belirlenip aklı selim ile hareket edilmesi gerekir. Aksi halde önce biribirimize karşı saygımızı yitiririz ki bu da zamanla halkın bize karşı saygısını yitirmesine neden olur. Bakınız dün çok çarpıcı bir anketle karşılaştım. Halktan rastgele bir gurup vatandaşa en çok güvendikleri devlet kurumları sorulmuş ve Adalet mekanizmasına olan güven ancak orta sıralarda yer almıştır. Halkın bize karşı güvenini yitirmesinin tek nedeni ne hakimler,ne savcılar ve ne de avukatlardır. Bunların hepsi zincirin ayrı ayrı halkaları pozisyonunda olup zincirin mukavemetini belirlemektedirler. Şimdi halkalardan birinin diğerini suçlaması neyi değiştirir bilmiyorum. Nihayetinde meşhur olduğu üzere zincirin gücü en zayıf halkanın gücüyle eşdeğerdir. Bir takım ortak paydaya sahip olan meslektaşların biraraya geldiği bu forumda dahi asla tasvip edemeyeceğim üslupların kullanılması beni üzmüş ve belki de birbirimizi ısrarla anlamamaya çalıştığımızı birkez daha gözler önüne sermiştir.
Yarınların daha güzel olması temennisiyle hepinize saygılar.
Old 04-06-2008, 22:56   #29
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan

Alıntı:
Av.Şehper Ferda DEMİREL Anladığım kadarıyla, siz, hiç, karar duruşmasında son savunmanızı henüz yaparak tamamladığınız anda, rivayet olunduğu biçimde, ceket cebinden çıkarılarak bilgisayara takılan flash disk/ usb bellek benzeri karar duruşmalarına rastlamadınız Ha, umarım hiç birimiz de karşılaşmayız...
Mümkün mü Sayın DEMİREL. Ülkemizde bunu yaşamamış bir avukat bulabilmek mümkün mü?
Kamera ile kayıt sistemi buna da engel diyeceğim ama mentaliteleri de kamera ile kontrol edemeyiz ya:-))
Alıntı:
dR.Fuat ŞENOĞLU hakimler duruşmayı yönetmek ve söylenenleri yazıya dökmekten duruşmayı izleyemez durumdalar
Sayın ŞENOĞLU
Ben de tam olarak bunu söylüyorum.
Saygılarımla
Old 05-06-2008, 14:00   #30
duyurucu1

 
Varsayılan Laptop'lu hakim

.. icra dairesi yıl başından beri kamera taktırdı.Kapıya da bir yazı astı "Bu icra dairesi sürekli kamera tarafından izlenmektedir"diye.

Müdüre,"Kamera takmaya ve kendini izlemeye aldırtmaya neden gerek duydun?"diye sordum.

"Sayın duyurucu1,birileri beni Başsavcılığa şikayet etmişler.Güya bu icra dairesinde kanunsuz işler dönüyormuş.Ben de töhmet altında kalmamak için.2 tane İzlenme kamerası taktırdım.Dairemdeki işler sürekli kamera kayıtları altında."

..İcra Dairesinde İşler aksamadı.Tam tersi çok daha hızlandı.Herkes görevini ciddiyet ve resmiyet içerisinde yapıyor."

Bu bir örnek.Ben de Mahkemelere kamera kayıt sistemi, getirilirse işlerin aksamayacağını.Tam tersi zaman açısından daha da hız kazanılacağı kanaatindeyim.Duruşmada konuşulanları tutanağa yazmaya gerek yok.Duruşma zaptında olanların ve konuşulanların Olduğu gibi kayıt altına alınma olanağı var.Teknik gelişme bu imkanı sağlamış.

Duruşma başlamadan önce Davalı ve Davacı veya müdafi ve Müşteki ve iddia makamı flaş belleklerini bigisayarın ilgili yerlerine yerleştirirler.Mübaşir kamerayı çalıştırır.Kayıt başlar.Bu arada Mahkemenin kapısı dışındaki büyük boy ekrandan da vatandaş duruşmada olan biteni aleniyet kuralı gereği izlemektedir.Duruşma biter.Mübaşir.Kaydı kapatır.taraflar flaş belleklerini bilgisayardan çekip alırlar.Ne kağıt ne tutanak.Hatta isterlerse Ankaradaki bir yetkili,teftişe yetkili bir müfettiş İnternet ortamından yerel Mahkemenin salonunda neler olup bittiğini anında görebilir.Teknik bu olanağı sağlıyor.

Ben şu anda büromda masamın başında otururken,bilgisayardan Türkiyedeki değişik illerde bulunan davalarımın dosyalarına girebiliyor muyum?Evet.Onlardan kopya alabiliyor muyum? Evet.Dosyalara evrak gönderebiliyor muyum?Evet

Hakim çeşitli kurumların sitelerine girip bir şahsın sabıka kaydına bakabiliyor mu?Evet istenirse nüfus ve tapu kayıtlarına da bakmak olanaklı mı?Evet.Hatta çhat yoluyla duruşma salonu dahi olmasa Mahkeme salonu olmadan da duruşma yapmak olanaklı mı?Evet.

Hal böyleyken ve teknik bu kadar gelişmişken hala "duruşma tutanağı" sisteminin mahkemelerde uygulanmasında ısrar edilmesini anlamakta zorlanıyorum.

Ben ilk defa..Ceza Mahkemesi Hakiminin duruşma masasında laptop bilgisayarı gördüğümde "Aferin bu genç Hakime.Tekniği kullanıyor" demiştim.Sonra Bilgisayar tüm Mahkemelerde yaygınlaştı.Şimdi ise artık olacak olan;tutanak sisiteminin de, tarihin antika müzesinde bulunan tarihi baltanın ,ok ve yayın ve hatta daktilonun yanına atılması. Yerine "Mahkemelerde kamera kayıt sisteminin " getirilmesi.Bu hızlı gelişimin önünde hakimler bile duramaz.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hakimler, adaleti Ege’de dağıtmak istiyor ahmetsacit Hukuk Haberleri 3 09-06-2008 13:33
Hakimler Neden Fişlendiklerini Öğrenebilecekler Av.Suat Ergin Hukuk Haberleri 0 04-12-2006 19:56
Boşanmada Hakimler... esv Hukuk Soruları Arşivi 5 08-01-2004 19:20
Hakimler Ve Savcılar d k Hukuk Soruları Arşivi 0 06-10-2002 08:47


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07663703 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.