Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Azil Halinde Karşı Taraf Vekalet Ücretini Nasıl İşleme Koyabiliriz?

Yanıt
Old 22-08-2004, 20:51   #1
secretmask

 
Rahatsiz Azil Halinde Karşı Taraf Vekalet Ücretini Nasıl İşleme Koyabiliriz?

Sonuçlanmış bir davada karşı tarafa yükletilen avukatlık vekalet ücretini tahsil etmek amacıyla işlemlere başlamadan, müvekkil tarafından azledilmemiz halinde nasıl bir prosedür izleyerek karşı taraftan söz konusu vekalet ücretini tahsil edebiliriz?
Old 23-08-2004, 01:27   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın secretmask,

Avukatlık Yasa'sına göre '' Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. ''

Ancak bu vekalet ücreti alacağı Yargıtay kararlarına göre asile aittir; avukat karşı taraftan kendi adına alacağını isteyemez. Karşı taraftan ancak müvekkiliniz adına isteyebileceğiniz bir alacak olduğundan azil halinde karşı tarafa yönelmeniz mümkün olmayacaktır.

Bu durumda müvekkilinizin hem sözleşmenizde yazan kendi vekalet ücreti borcunu hem de mahkeme kararında yazan karşı tarafa yüklenmiş vekalet ücretinizi ödemesi gerekecektir.

Burda şöyle bir sorun karşımıza çıkabilir: Sizi ''haklı nedenlerle azlettiği'' iddiası ile sözleşmeden kaynaklanan kendi borcunu ödemekten çekinebilir. Aynı iddia ile mahkemenin karşı tarafa yüklediği vekalet ücretini de ödemekten çekineblir mi?

Bu sorunun yanıtını vermeye cesaret edemiyorum.

Saygılarımla

Bir Dost
Old 24-08-2004, 19:24   #3
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Selam,

Sayın Bir Dost'un da belirttiği gibi vekalet ücretinin tahsil edilebilirliğini azil keyfiyetinin haklı olup olmaması belirleyecektir. Eğer azil ve sözleşmenin feshi haksızsa sözleşmeyle belirlenen ve eğer sözleşme yoksa veya geçersizse asgari tarifeden hesaplanacak olan vekalet ücretine hak kazanılacaktır.

Peki karşı tarafın davayı kaybettiği zaman bize ödeyeceği kanundan doğan vekalet ücreti bahsettiğiniz olayda nasıl değerlendirilebilir? Avukatın vekalet aktinden doğan emeğinin karşılığı sözleşmeden doğan ücret ve sözleşmeye göre hesaplanacak olan ve kanundan doğan mahkemenin kaybeden karşı taraf aleyhine hükmedeceği bedel olmak üzere iki kalemdir. Her ne kadar Yargıtay bu ikinci kalemin "asıl" a ait olduğunu belirtse de burada kanun gereği bu borcu avukata ödemekle mükellef olan vekil edendir.Sonuç itibariyle eğer azil haksızsa (ki ilk azil iradesinde sebep belirtilmemişse sonradan bu irade dışında bir sebebe dayanılamaz- tek taraflı fesih beyanı) bu iki kaleme de müstahak olunacaktır düşüncesindeyim.
Old 25-08-2004, 15:00   #4
secretmask

 
Varsayılan

Evet anlıyorum ama...Azil haksız ise neye dayanarak ( hangi vekaletnameye dayanarak ) biz (aslında avukata ait olan ) karşı taraf vekalet ücretini vekil eden adına takibe koyabiliriz?Böyle bir durumda alacağımızı kime yöneltmemiz gerekir?Kararda belirtilen davayı kaybeden karşı tarafa mı yoksa bizi sebepsiz yere azleden ve bu alacaktan yoksun bırakan x-müvekkile mi?Bu konuda somut bir olay bir tek benim başıma gelmemiş olsa gerek ???
Old 25-08-2004, 15:04   #5
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Azil haksız ise size karşı tarafın aleyhine hükmedilen ücreti vekaleti ödemekle yükümlü olan müvekkilinize karşı takip yapmanız gerekecektir.
Old 16-04-2006, 22:54   #6
irfan AYDIN

 
Varsayılan

Sayet vekil edeninizle mahkemenin takdir ettiği ücretin de size ait olduğu yönünde bir sözleşme yapmamışsanız ve de vekiledeninizden tahsil ettiğiniz ücret, mahkemenin takdir ettiğinden fazla ise,1136 sayılı Yasanın 164.maddesi hükmüne rağmen mahkemenin tayin ve takdir ettiği ücreti vekil edeninizden tahsil edemezsiniz diye düşünüyorum. Çünkü 164.maddenin yürürlüğünden sonrada,yerel mahkemelerce verilen kararları Yargıtay ya bozmakta yada mahkemenin takdir ettiği ücretin tarafa ait olduğu şeklinde düzelterek onamaktadır.Saygılarımla .İrfan AYDIN
Old 17-04-2006, 12:21   #7
ebrus

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım Av. Yasası Md. 164. son fıkrası çok açıktır ve karşı tararfa yüklenen vekalet ücreti size aittir. Anayasa Mahkemesi de son kararlarından biri ile bu ücretin avukatlara ait olduğuna karar verdi ve tartışmalara son noktayı koydu. Bu ücretin size ait olduğunu sözleşme ile kararlaştırmış olmanız gerekmiyor. Bu konmuda sayın İrfan Aydına katılmıyorum. Bunun ancak aksi sözleşmeyle kararlaştırılabilir. Sizin şu anda yapacağınız hem müvekkilinizle aranızda kararlaştırılmış olan vekalet ücretleriniz için hem de karşı tarafa yükletilen vekalet ücretleriniz için dava değerine göre genel mahkemede müvekkilinize karşı dava açmak olacak. Ama öncelikle bir ihtar çekerek temerrüde düşürün ihtarnamede her iki ücretinizide açıkça belirtin ve baroya bildiriminizi yapın. Burda incelenecek olan sadece azlin haklı olup olmadığıdır ancak davalar müvekkil lehine bitmiş ise karşılıklı güven ilişkisinin sarsılmadından dolayı azil olsa bile avukat ücretine hak kazanmaktadır.

Eğer yardımımı isterseniz anayasa mahkemesinin kararını da gönderebilrim. Ayrıca Hakim Murat Aydının Avukatlık Ücreti İsimli eserini alın çok faydalı olacaktır
Old 17-04-2006, 20:03   #8
irfan AYDIN

 
Varsayılan azil halinde mahkemenin karşı tarafa yüklediği ücretin tahsili

Sn Ebrus;yanıtınızı sağlıklı ve yeride buldum. Ancak,size katıldığımı söyleyebilmem için,Anayasa Mahkemesi kararını incelemem gerekmektedir. Saygılarımla.
Old 18-04-2006, 01:08   #9
irfan AYDIN

 
Varsayılan

Sayın Erbus,
Anayasa Mahkemesinin sözünü ettiğiniz kararını buldum. Bu karar 3.03.2004 tarihli ve E:2004/8;K:2004/28 sayılıdır.Karar,26.02.2005 günlü ve 25739 sayılı resmi gazetede yayınlanmıştır.
Kararın gerekçesini oluşturan V.bölümünün 4.paragrafı okunduğunda açıkça görülecektir ki Yüksek Mahkemenin, 1136 sayılı Yasanın 164.maddesi hükmünün,vekil edeninden avukatlık asgari ücret tarafesinde öngörülen kadar ücret alamamış avukatların, ücretlerini güvence altına almak maksadıyla getirildiğini, bunun dışında ortada sözleşme yoksa ücretin tarafa ait olduğunu benimsediği anlaşılmaktadır.Saygılarımla.
Old 18-04-2006, 21:16   #10
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Üyeler

Mahkemece takdir ediilen vekalet ücretlerinin avukata ait olacağına ilişkin Avukatlık Kanunu maddesi eskiden de vardı. Ancak ''aksine sözleşme olmadığı takdirde'' ifadesini içeriyordu. Maddenin şimdiki halini veren değişiklikle ''aksine sözleşme olmadığı takdirde'' ifadesi kaldırıldı.

Bu nedenle, yıllardır uygulamada olduğu gibi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, sözleşme olup olmadığına bakılmaksızın, aksine sözleşme olsa bile mahkemece takdir edilen vekalet ücreti avukata aittir.

Saygılarımla
Old 18-04-2006, 22:14   #11
dbbk

 
Varsayılan

Azilnamenin haksız olması halinde baroya bildirim ardından eski müvekkiliniz hakkında bitmiş olan davanın esas/karar numarası dayanak edilerek ilamsız takip yapılabilir.Kesinleşmesi halinde dava tarafına 89/1 prosedürü uygulanabilir.
Takibe itiraz edilmesi halinde eski müvekkilinizin icra inkar tazminatına mahkum edileceği açık.Tüm bu işlemlerin (meslektaş) vekil aracılığı ile takibi halinde ayrıca vekalet ücreti doğuracak oluşu da davayı sonuçlandıran avukatı azletme lüksünün bedeli olsa gerek!
Old 18-04-2006, 22:40   #12
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın secretmask

Soru vekalet ücretinin MÜVEKKİLDEN DEĞİL;
KARŞI TARAFTAN nasıl tahsil edileceği yolunda olduğu için bir daha yanıt verme ihtiyacı duydum. Özellikle, Müvekkilin ödeme gücü olmayan durumlarda belki işe yarar.

Azil halinde müvekkil adına takip yapılamayacağına göre, bence önce müvekkil aleyhine bir takip açıp, sonra üçüncü kişilerden hak ve alacakların haczi çerçevesinde, karşı taraftan vekalet ücretinin müvekkile değil, açılan icra dosyasına ödenmesi istenebilir.

Tabi, müvekkil karşı taraftan vekalet ücretini bu arada hala almamışsa..

Saygılarımla
Old 18-04-2006, 23:10   #13
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın İrfan Aydın

Aşağıdaki ifade de aynı kararın son paragrafıdır:

''' Avukatla yapılacak sözleşmede ücret kararlaştırılırken, dava sonunda karşı tarafa yüklenecek avukatlık ücretinin gözetilmesi engellenmediğinden, itiraz konusu kuralla hak arama özgürlüğünün kullanılmasının zorlaştırıldığından ya da itiraz konusu kuralın adalet anlayışına aykırı olduğundan söz edilemez. '''

Karardaki bu ifade nedeniyle
'asıl avukatlık ücretinin belirlenmesinde bir sözleşme yapılmış olmasının ve bu ücretin daha yüksek olmasının'
mahkemece takdir edilen ücretin avukata ait olacağı kuralının istisnasını oluşturmayacağı kanısındayım.

Ayrıca kararda avukatlık ücretinin avukata ait olması yolunda bir sözleşme olmasını şart koşan bir hüküm bulunmamaktadır. Bu zaten bir kanun hükmüdür; uygulanması için sözleşme aranmaz kanısındayım.

Saygılarımla
Old 19-04-2006, 14:30   #14
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan

Genel anlamda sayın Dost'a katılıyorum. Aksine sözleşme olması önemli olmaksızın karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücreti avukata aittir. Ancak buradaki sorun bu ücretin tahsili sorunu.

Azil halinde müvekkilimize ihtar çekerek söz konusu ücretin tahsili ile tarafımıza ödenmesini isteyebiliriz. Müvekkilin bunu yapmaması halinde BK. 41 deki koşulların gerçekleşeceği ve haksız fiil hükümleri gereğince uğranan zararın istenebileceği kanısındayım.

Bu arada ücret müvekkil tarafından tahsil edilmişse (ki zor bir olasılıktır) Ücret yasa gereği avukata ait olduğundan bu durumda müvekkilin nedensiz zenginleşme hükümleri gereğince sorumluluğu doğacaktır. Ben böyle düşünüyorum.

Saygılarımla.
Old 19-04-2006, 21:35   #15
irfan AYDIN

 
Dikkat

Sn Dost,
Size katılamıyorum. Ama belirtmek isterim ki, hemen hemen tanıdığım, konuşma fırsat bulduğum tüm avukat dostlarım sizin gibi düşünüyor. Nevar ki,avukatların olaya kendi pencerelerinden baktığını düşünüyorum. Haksız da olabilirim. Ancak,Anayasa Mahkemesinin daha önceki yazımda sözünü ettiğim kararının gerekçesini okursanız.Belki görüşünüzü değiştirirsiniz. Saygılarımla.
Old 15-11-2009, 14:55   #16
LUVİ

 
Varsayılan

1.Azil halinde azlin haklı yada haksız olmasına göre durum değişir.
2.Vekil ile müvekkil arasındaki ilişkiyi ise yazılı iletişim ve tespit tayin eder.
3. Azilname haksız ise ( haklılık yada haksızlık ilk azilnameyle tayin olunur bu azilnameye daha sonra ekleme yada genişletme yapılması mümkün değildir.ne yargılama safhasında nede yeni bir azilnameye ek yada düzeltme suretiyle) her safhada , yani vekaletin dosyaya konulup fotokopi alınması halinde dahi ( sulh ibra ve faragat gibi işlemlerde oran değişmek kaydıyla ) vekil tam ücrete hak kazanır.

4. Bu ücretler nelerdir ? Alacaklı vekilliğinden yola çıkalım; sözleşme yoksa da asgari ücret tarifesindeki miktardır. Vekil edenden istenir.
Azil nedeniyle davalı yada borçlu taraftan isteme olanağınız olmasına rağmen, eğer icra dosyası yada dava dosyası herhangi bir nedenle sonlandırılmışsa ( tahsilat dahi gerekmez ) isterseniz vekil edene ve eğer istersenizde borçluya yönelebilirsiniz.
5.Lüzuma binaen yapılan azillerin hepsi haksız azildir, derhal icra takibi yaparak asilden vekalet ücretlerini isteyebilirsiniz.
6.Anayasa mahkemesi yada yargıtay her 2 vekalet ücretininde avukata ait olacağı yönündeki yasal gerçeği asla değiştirmemiştir. En son irfan aydın ın bahsettiği AYM kararıda doğru okunursa bu gerçeğin değişmediği görülebilir.

Ve hatta durum o kadar iyidir ki yapılan yazılı sözleşmeyle dahi asgari ücret üzerindeki miktarı dahi yasanın belirlediği üst sınıra kadar müvekkilden talep edebiliyorsunuz. Meslektaşların gönlü şimdilik rahat olmalı.

Alacak için icra takibi yapılırken, vergi açısından KDV yide alacak kalemine eklemeniz mümkün dıye düşünüyorum.

Vekil edene karşı İcra takibi yada dava ayrımında icra takibi önderiyorum.

Asilin harici tahsilat olasılığında ise dosyaya sadece beyanda bulunması dahi yeterli olur, alacağı tahsil ettim vb vb hacizleri kaldırıyorum gibi. Bu durum yine tam vekalet ücreti hakkını doğurur. Siz zaten aşamaya değil azildeki hakılılık haksızlığa bakın. Aslında konu daha geniş geçmişteki araştırmalarımdan aklımda kalanlar şimdilik bunlar saygılarımla..
Old 16-05-2011, 21:58   #17
DEMİRCİZADE

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlar,
Ben de şunu sormak istiyorum; burada haksız azil durumunda dava ve takipler bitme aşamasına gelmişse ve hatta bir kısmı bitmişse, müvekkil ile borçlu/davalının sulh olması durumunda müteselsil sorumlulukları olur mu? Her ikisine karşı vekaletnamenin verildiği yerde icra takibi veya dava açılabilir mi? Eğer açılamazsa ve her ikisi de ayrı yerlerde ikamet ediyorlarsa dava ve takipler nerede başlatılır? Değerli düşünceleriniz için şimdiden teşekkkür ediyorum..
Old 05-02-2012, 08:16   #18
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan DEMİRCİZADE
haksız azil durumunda dava ve takipler bitme aşamasına gelmişse ve hatta bir kısmı bitmişse, müvekkil ile borçlu/davalının sulh olması durumunda müteselsil sorumlulukları olur mu?
Daha sonra eklenen önemli not:

Aşağıdaki yanıtım yanlış olduğundan daha sonraki yanıtların da okunması şiddetle önerilir:
Olmaz. Karşı tarafın ödemesi gerekenler de dahil olmak üzere tüm ücretlerde sadece müvekkil sorumludur. (Bakınız: Önceki mesajlar)
Old 05-02-2012, 18:15   #19
ottomann

 
Varsayılan

Ücret dolayısiyle müteselsil sorumluluk:

Madde 165 - ..., sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.
Old 05-02-2012, 18:28   #20
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan DEMİRCİZADE
haksız azil durumunda
Alıntı:
Yazan ottomann
Ücret dolayısiyle müteselsil sorumluluk:

Madde 165 - ..., sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.
Sayın ottoman

Verdiğiniz Kanun maddesi doğru ama AZİL halinde uygulanamaz.

Saygılarımla
Old 05-02-2012, 19:41   #21
ottomann

 
Varsayılan

Sayın Konyalı;
T.C. YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2007/9295
Karar: 2007/15333
Karar Tarihi: 17.12.2007

"... Davacı avukatın azil edilmemesi sonuca etkili olmayıp, Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesi ile 171. maddesi son fıkrası gereğince davacı avukat ücrete hak kazanmıştır..."
Old 05-02-2012, 19:46   #22
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ottomann
Sayın Konyalı;
T.C. YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2007/9295
Karar: 2007/15333
Karar Tarihi: 17.12.2007

"... Davacı avukatın azil edilmemesi sonuca etkili olmayıp, Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesi ile 171. maddesi son fıkrası gereğince davacı avukat ücrete hak kazanmıştır..."
Sayın ottoman

Örnek olarak verdiğiniz karar avukatın azledilmemiş olması hali içindir.

Halbuki azil halinde azledilmiş avukat karşı tarafa müvekkili adına takibe girişemez. (Bakınız yukarıdaki mesajlar)

Saygılarımla
Old 05-02-2012, 21:49   #23
ottomann

 
Varsayılan

Sayın Konyalı;

Yasa maddesinin metninden, azil halini de düzenlediği ortadadır. "her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.". burada sorumluların arasında müvekkil de var. Dolayısıyla işin doğası gereği, avukat, kendi müvekkili aleyhine kişisel alacağı için takip açacak yada dava açacaktır. Ve o iş için vekalet ilişkisi zaten son bulmuştur ve avukat müvekkiline ve karşı tarafa karşı, kendi adına işlm başlatıbilecektir. Elbette, burada azilin haklı olup olmadığı öncelikle araştırılacaktır. (kanaatindeyim)
Old 06-02-2012, 07:42   #24
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ottomann
Yasa maddesinin metninden ...
Yasa maddesinin metnini tartışacaksak maddeyi tam olarak yazmak gerekiyor ki o zaman karşı tarafın hiç sorumluluğu olmadığı ortaya çıkmaktadır:
Madde 165 - İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.

Maddeyi çarpanlarına ayırırsak:
İş sahibi birden çok olması halinde: Müvekkil sayısı birden çok olması ilk koşuldur.
sulh veya her ne suretle olursa olsun takipsiz bırakılan iş: Avukatın işi elinden alınmalı
bunlardan her biri: İş sahiplerinden (müvekkillerden her biri)
her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda: Hem müvekkilin kendi ödeyeceği hem de karşı tarafın ödemesi gereken avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda
müteselsil borçlu sayılırlar.

Kimler müteselsil borçlu sayılır? İş sahiplerinin birden çok olması halinde bunlardan her biri...

Bu maddede karşı tarafın sorumluluğundan söz ediliyor mu? Hayır.

"İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, ...takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar" cümlesinde "her iki taraf" cümlenin öznesi midir? Hayır. Cümlenin öznesi kimdir? "Birden çok müvekkilin her biridir"

Cümlede geçen "her iki taraf" sözcüklerinin görevi nedir? Avukatlık ücretinin hangi avukatlık ücreti olacağını belirlemektir. (Avukatlık ücretlerinin "hepsi; her ikisi de" anlamını taşımaktadır.)

Eğer aksi düşünülecek olursa maddenin ilk beş sözcüğü anlamsız kalacaktır: Eğer karşı taraf sorumlu ise İş sahibinin birden çok olması halinde sözcüklerinin anlamı nedir?

Yukarıdaki açık madde hükmüne karşın, Yargıtay her nasılsa bu maddeye dayanarak karşı tarafı da sorumlu tutmaktadır. Kanun koyucunun iradesinin aksine bu görüş bir gün gelecek değişecektir.

Ama avukatın azli halinde de karşı tarafı sorumlu tutmak artık adaletsizliği göğe çıkarır. Müvekkil avukatını azletmekle avukatının ücret sorumluluğunu kendi üzerine almışken karşı tarafın sorumluluğuna gitmek için hiç bir dayanak bulunmamaktadır diye düşünüyorum.

Maddenin ikinci yarısını okumak için önce birinci yarısını okumak gerekir.

Saygılarımla
Old 06-02-2012, 07:55   #25
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Yasa maddesinin metnini tartışacaksak maddeyi tam olarak yazmak gerekiyor ki o zaman karşı tarafın hiç sorumluluğu olmadığı ortaya çıkmaktadır:
Madde 165 - İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.

Maddeyi çarpanlarına ayırırsak:
İş sahibi birden çok olması halinde: Müvekkil sayısı birden çok olması ilk koşuldur.
sulh veya her ne suretle olursa olsun takipsiz bırakılan iş: Avukatın işi elinden alınmalı
bunlardan her biri: İş sahiplerinden (müvekkillerden her biri)
her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda: Hem müvekkilin kendi ödeyeceği hem de karşı tarafın ödemesi gereken avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda
müteselsil borçlu sayılırlar.

Kimler müteselsil borçlu sayılır? İş sahiplerinin birden çok olması halinde bunlardan her biri...

Bu maddede karşı tarafın sorumluluğundan söz ediliyor mu? Hayır.

"İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, ...takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar" cümlesinde "her iki taraf" cümlenin öznesi midir? Hayır. Cümlenin öznesi kimdir? "Birden çok müvekkilin her biridir"

Cümlede geçen "her iki taraf" sözcüklerinin görevi nedir? Avukatlık ücretinin hangi avukatlık ücreti olacağını belirlemektir. (Avukatlık ücretlerinin "hepsi; her ikisi de" anlamını taşımaktadır.)

Eğer aksi düşünülecek olursa maddenin ilk beş sözcüğü anlamsız kalacaktır: Eğer karşı taraf sorumlu ise İş sahibinin birden çok olması halinde sözcüklerinin anlamı nedir?

Yukarıdaki açık madde hükmüne karşın, Yargıtay her nasılsa bu maddeye dayanarak karşı tarafı da sorumlu tutmaktadır. Kanun koyucunun iradesinin aksine bu görüş bir gün gelecek değişecektir.

Ama avukatın azli halinde de karşı tarafı sorumlu tutmak artık adaletsizliği göğe çıkarır. Müvekkil avukatını azletmekle avukatının ücret sorumluluğunu kendi üzerine almışken karşı tarafın sorumluluğuna gitmek için hiç bir dayanak bulunmamaktadır diye düşünüyorum.

Maddenin ikinci yarısını okumak için önce birinci yarısını okumak gerekir.

Saygılarımla

Sayın Konyalı,
165. madde kötü yazıldığından olsa gerek, maddeyi yanlış yorumladığınızı düşünüyorum.
Madde, iki kısımda avukatlık ücretinden müteselsil sorumluluğu düzenlenmektedir. Yani tümcenin iki ayrı öznesi vardır:
1- İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri
2- Sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf.
Bu maddenin ikinci özne hakkında uygulanmasında, azil olup olmamasının bir önemi yoktur. Bu nedenle sayın ottoman'ın görüşüne katılıyorum.
Old 06-02-2012, 08:12   #26
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Av.Cengiz Aladağ

Bir koyundan iki post çıkmaz. Bu maddeden iki özne çıkmaz.

1336 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesini 2001 yılında değiştiren 4667 sayılı Kanun'un madde gerekçesi şöyledir: "Madde 53. – Avukatlık Kanununun “Ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk” ile ilgili 165 inci maddesine “veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde” de müteselsil sorumluluk esası getirilmek suretiyle maddede buna göre değişiklik yapılmıştır."

Eğer 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesinin 2001 yılındaki değişiklikten önceki halini bulabilirsek ve bu eski haline gerekçede yazan ifadeyi eklersek cümlenin tek öznesi olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Saygılarımla
Old 06-02-2012, 08:27   #27
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sayın Av.Cengiz Aladağ

Bir koyundan iki post çıkmaz. Bu maddeden iki özne çıkmaz.

1336 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesini 2001 yılında değiştiren 4667 sayılı Kanun'un madde gerekçesi şöyledir: "Madde 53. – Avukatlık Kanununun “Ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk” ile ilgili 165 inci maddesine “veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde” de müteselsil sorumluluk esası getirilmek suretiyle maddede buna göre değişiklik yapılmıştır."

Eğer 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesinin 2001 yılındaki değişiklikten önceki halini bulabilirsek ve bu eski haline gerekçede yazan ifadeyi eklersek cümlenin tek öznesi olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Saygılarımla

Sayın Konyalı,

Meslektaşım sayın Aladağ'ın belirttiği gibi madde metninin kaleme alınışı farklı anlaşılmalara sebep olmaktadır. Ancak Yargıtay'ın verdiği kararlar istikrarlı bir şekilde meslektaşlarımın görüşünü yansıtmaktadır. Zaten bildiğinizi düşündüğüm Yargıtay kararlarından bir tanesini ekliyorum. Ekleme sebebim ise Karşı oy.




T.C.

YARGITAY

4. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/5603

K. 2010/3335

T. 24.3.2010

• VEKALET ÜCRETİ ALACAĞI ( İş Sahibinin Birden Çok Olması Durumunda Bunlardan Her Biri Sulh veya Her Ne Suretle Olursa Olsun Taraflar Arasında Anlaşmayla Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Her İki Taraf Avukatlık Ücretinin Ödenmesi Yönünde Avukata Karşı Müteselsilen Sorumlu Olduğu )

• İŞ SAHİBİNİN BİRDEN ÇOK OLMASI ( Bunlardan Her Biri Sulh veya Her Ne Suretle Olursa Olsun Taraflar Arasında Anlaşmayla Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Her İki Taraf Avukatlık Ücretinin Ödenmesi Yönünde Avukata Karşı Müteselsilen Sorumlu Olduğu )

• MÜTESELSİL SORUMLULUK ( İş Sahibinin Birden Çok Olması Durumunda Bunlardan Her Biri Sulh veya Her Ne Suretle Olursa Olsun Taraflar Arasında Anlaşmayla Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Her İki Taraf Avukatlık Ücretinin Ödenmesi Yönünde Avukata Karşı Müteselsilen Sorumlu Olduğu )

• FERAGAT ( Nedeniyle Sona Eren İcra Takibinde Alacaklı Vekili Olarak Yer Alan Davacının Yasa Gereği Hak Ettiği Vekalet Ücreti Alacağına Hak Kazandığının Saptanması Durumunda Bu Alacağını İcra Takibinin İki Tarafından da Dayanışmalı Olarak İsteyebileceği )

1136/m.164, 165, 174


ÖZET : Dava, Avukatlık Yasası'nın 165. maddesinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir. İş sahibinin birden çok olması durumunda bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi yönünde avukata karşı dayanışmalı olarak ( müteselsilen ) sorumludurlar.

Tarafların kanıtları toplanıp bu çerçeve takip alacaklısı ile takip borçlusunun sulh olup olmadığı tartışılmalı, feragat nedeniyle sona eren icra takibinde alacaklı vekili olarak yer alan davacının yasa gereği hak ettiği vekalet ücreti alacağına hak kazandığının saptanması durumunda, bu alacağını icra takibinin iki tarafından da dayanışmalı olarak isteyebileceği gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

DAVA : Davacı N.B.S. vekili A. S.S.Y. tarafından davalı H.Y. aleyhine 11.02.2008 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 09/04/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisinde ki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava Avukatlık Yasası'nın 165. maddesinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir.

Davacı, dava dışı takip alacaklısı N.O.’nun vekili olarak icra takibi başlattığını, satış aşamasına getirdiği icra takibinin, takip alacaklısı N.O.’nun feragati nedeniyle sona erdiği, feragatin tek taraflı istek açıklaması ( irae beyanı ) olup takip borçlusunun kabulüne bağlı olmadığı, takip alacaklısı ile takip borçlusunun sulh olduklarına ilişkin kanıtın dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Avukatlık Yasası'nın 165. maddesi gereğince; iş sahibinin birden çok olması durumunda bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi yönünde avukata karşı dayanışmalı olarak ( müteselsilen ) sorumludurlar.

Şu durumda, tarafların kanıtları toplanıp bu çerçeve takip alacaklısı ile takip borçlusunun sulh olup olmadığı tartışılmalı, feragat nedeniyle sona eren icra takibinde alacaklı vekili olarak yer alan davacının yasa gereği hak ettiği vekalet ücreti alacağına hak kazandığının saptanması durumunda, bu alacağını icra takibinin iki tarafından da dayanışmalı olarak isteyebileceği gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle istemin ilk oturumda reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2009/5603-2010/3335

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 24.03.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı ( alacaklı ) vekili olarak davada ( icra takibinde ) kendisinden hukuki yardım alman davacı Avukat, açtığı davanın ( yaptığı icra takibinin ) davacı ( alacaklı ) ve davalı ( borçlu ) nın harici anlaşması sonucu takipsiz kaldığını, kendisinin sözleşme gereğince davacı ( alacaklı ) dan alması gereken vekalet ücreti ile dava ( icra takibi ) nedeniyle Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince karşı taraf davalı ( borçlu ) dan alması gereken vekalet ücretlerini almadığını bildirerek Avukatlık Kanunu'nun 165’nci maddesi gereğince alamadığı vekalet ücretlerinin müştereken ve müteselsilen davacı ( alacaklı ) ile davalı ( borçlu ) dan tahsiline karar verilmesi isteği ile bu davayı dava açmıştır.

Yargıtay ( 3 ) ve ( 13 )’ncü Hukuk Daireleri ile üyesi olduğum 4. Hukuk Dairesi, her iki vekalet ücretinden dolayı da gerek davacı ( alacaklı ) ve gerekse davalı ( borçlu ) nın Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumluluğunu kabul etmekle birlikte ( 3 ) ve ( 13 )’ncü Hukuk Daireleri iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) ile kendi avukatı arasında yapılan Avukatlık ücret sözleşmesinin tarihi ve sözleşmenin yazılı olup olmamasına göre davalı ( borçlu ) nun sorumlu olacağı miktar yönünden değerlendirme yaparken, 4. Hukuk Dairemizin sayın çoğunluğu ise, iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) ile avukatı arasındaki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki miktar ile sorumlu tutmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Üyesi olarak ben ise, davalı ( borçlu ) nın her iki vekalet ücretinden de sorumlu olmadığı, kendisinde davalı olma sıfatı bulunmadığında dolayı dava açılamayacağı, dava açılma halinde pasif husumet yokluğu nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Bu duruma göre, dava ( icra takibi ) nın taraf asillerin harici anlaşmaları sonucu takipsiz kalması halinde her iki taraf vekalet ücretinden de kendisini vekille temsil ettiren davacı tarafından Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi gereğince sorumlu olacağı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, bu şekilde açılan davalarda davalı ( borçlu ) nın vekalet ücretinin birinden veya her ikisinden sorumlu olmadığı, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinin davalı ( borçlu )yı kapsayıp kapsamadığı, diğer bir değişle davalı ( borçlu ) nın kendisini vekille temsil ettirilmiş olan davacı tarafla birlikte her iki vekalet ücretinden dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulup tutulamayacağı konularından kaynaklanmaktadır.

Davalı ( borçlu )nın vekalet ücreti ile sorumlu tutulabilmesi için, Avukatlık Kanunu'nun 164/son ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3’ncü maddesine göre, dava sonunda kararla icra takiplerinde yargı mercilerince avukata ait olmak üzere karşı taraf davalı ( borçlu ) nın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince avukatlık ücretinden sorumlu olduğuna karar verilmiş olması gerekir.

Asil olan tarafların harici anlaşmaları üzerine dava ( icra takibi ) takipsiz kaldığına göre, avukata ait olmak üzere karşı tarafa davalı ( borçlu )ya yüklenecek vekalet ücreti konusunda yargı mercilerince verilmiş karar olmadığından davalı ( borçlu ) nın vekalet ücreti ile sorumlu tutulması mümkün değildir. Yargı mercilerince vekalet ücreti konusunda karar verilmediği hallerde davalı ( borçlanın vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerinin mantığına da uygundur. Zira, davalı ( borçlu ) ancak, kısmen veya dava ve icra takibi sonucu tamamen haksız çıkması halinde vekalet ücreti ile sorumlu tutulabileceğinden, dava veya icra takibinin ne şekilde sonuçlanacağı ancak yargı merciinin kararı ile anlaşılabileceğinden bu kararın sonucuna göre de tarafların sorumlu olacakları vekalet ücretleri karara bağlanabileceğinden ( örnek; davanını veya icra takibinin tamamen reddi halinde davalı ( borçlu ) nın vekalet ücreti ile sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi, vekili varsa davalının lehine vekalet ücretinin takdirine karar verilmesi gerektiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğidir. ) davalı ( borçlu ) sorumlu değildir.

Yargı mercii yargı olmadan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre dahi sorumlu tutulamayan davalı ( borçlu )nın tarafı olmadığı, iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) nın hukuki yardımından istifade etmek için tuttuğu avukatı ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklanan vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasının hiç bir yasal dayanağı olmadığı gibi, sorumlu tutulması Avukatlık Kanunu'nun 164/son 165,174/3 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddelerine aykırılık oluşturur.

Tarafların harici anlaşması nedeniyle fiilen devre dışı kalan avukatın konumu, iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) nın avukatını azletmiş hali gibidir. Bu durumda da Avukatlık Kanunu'nun 174/2. maddesi gereğince avukatlık ücret sözleşmesi gereğince iş sahibi ile avukatı arasında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamından iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) sorumludur. Bunun yanında, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti sorumluluğunun avukatla sözleşme yapan iş sahibine ait olacağını Avukatlık Kanunu'nun 165,174/3 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddeleri de desteklemektedir.

Her iki vekalet ücretinden de davalının iş sahibi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağına dair, Yargıtay ( 3 ) ve ( 13 ). Hukuk Daireleri ile 4. Hukuk Dairemizin sayın çoğunluğu karar vermekte ve bu kararlarının Avukatlık Kanunu'nun 165’nci maddesine dayandırmakta iseler de, kanaatimce bu uygulama söz konusu maddenin yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.

Zira, Avukatlık Kanunu'nun 165’nci maddesi dikkatlice incelendiğinde her iki vekalet ücretinden de müştereken ve müteselsilen sorumlu olan aleyhine dava açılan veya takip yapılan davalı ( borçlu ) değil, avukatla avukatlık sözleşmesi yapan, yani iş sahibi olan davacı ( alacaklı ) birden fazla kişi ise, avukata vekaletname veren bunların her birinin harici anlaşma sonucu dava veya icra takibinin sonuçsuz kalması halinde her iki vekalet ücretinden de kendi avukatlarına karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarına dairdir. Maddede yer alan "her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda" ki ifade davacı ve davalıyı yani tarafları kast etmeyip, taraflardan alınacak vekalet ücretini kast etmekte olup, anlaşma nedeniyle işin takipsiz kalması sonucu davacı tarafın ( iş sahibinin ) avukatının gerek kendi müvekkillerinden aralarındaki sözleşme gereğince alacağı vekalet ücretinden ve gerekse dava ve takip sonucu yargı merciince karar altına alınmayan karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinden birden çok olan davacıların ( alacaklıların ) her birinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarına dairdir.

Sonuç olarak; tarafların anlaşması nedeniyle dava ve icra takibinin takipsiz kalması halinde, Avukatlık Kanunu'nun 165’nci maddesindeki iş sahibi ile avukatı arasındaki sözleşmeden kaynaklanan vekalet ücreti ile ilgili müteselsil sorumluluk davalıya ait olmayıp, avukatla sözleşme yapan birden çok iş sahibinin her birine ait olduğundan, takipsiz kalan işle ilgili vekalet ücreti konusunda yargı mercilerince vekalet ücreti konusunda davalı ( borçlu ) yi sorumlu tutan her hangi bir karar da verilmemiş olduğundan, işin takipsiz bırakılması nedeniyle davacı ( alacaklı ) avukatı tarafından vekalet ücreti ile ilgili açılacak davalarda davalı ( borçlu ) ya husumet düşmeyeceğinden onun yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çokluğun aksi yöndeki düşünce ve kararlarına katılmıyorum.
Old 06-02-2012, 08:34   #28
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sayın Av.Cengiz Aladağ

Bir koyundan iki post çıkmaz. Bu maddeden iki özne çıkmaz.

1336 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesini 2001 yılında değiştiren 4667 sayılı Kanun'un madde gerekçesi şöyledir: "Madde 53. – Avukatlık Kanununun “Ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk” ile ilgili 165 inci maddesine “veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde” de müteselsil sorumluluk esası getirilmek suretiyle maddede buna göre değişiklik yapılmıştır."

Eğer 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesinin 2001 yılındaki değişiklikten önceki halini bulabilirsek ve bu eski haline gerekçede yazan ifadeyi eklersek cümlenin tek öznesi olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Saygılarımla

Üstadım,
Burada iki post ya da iki vekalet ücreti sözkonusu değil. Madde, müteselsil sorumluluğun iki ayrı durumda gerçekleşeceğini öngörmüş. Değişiklik öncesi "İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh ile sonuçlanan işlerde ise her iki taraf, avukat ücretlerinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar." şeklinde olan madde, ikinci durumda sadece sulh değil, "her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işleri" de kapsayacak şekilde değiştirilmiştir.
Old 06-02-2012, 08:37   #29
ottomann

 
Varsayılan

"sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar."

Sayın Konyalı, bu maddede karşı tarafın sorumluluğunun kastedilmediği sonucunu nasıl çıkardınız merak ediyorum.

"sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işler"

Bir davada sulh kiminle yapılır, anlaşma kiminle yapılır?

Sulh yapılan bir davanın tarafları kimlerdir?

Sulh ya da anlaşma medeniyle bir davanın sonuçlanması veya takipsiz bırakılması kavramları açık değil midir?
Old 06-02-2012, 08:45   #30
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

1136 sayılı Kanun'un 2001'den önceki halini buldum:

Ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk:
Madde 165 - İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh ile sonuçlanan işlerde ise her iki taraf, avukat ücretlerinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar.

Bu maddeden anlaşılmakta ki ben yanılmışım.

Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Davayı Kazanan Ödediği vekalet ücretini karşı taraftan alabilmelidir. irfan AYDIN Hukuk Sohbetleri 26 11-12-2016 14:35
Vekalet ücreti hacze karşı nasıl korunur? Brusk Meslektaşların Soruları 28 12-07-2016 12:11
azil halinde icra vekalet ücreti tahsilatı nasıl olacak? meryem kalay Meslektaşların Soruları 12 14-05-2007 18:27


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07707000 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.