Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Ev kadını aile servetine yüzde 31 katkı yapıyor

Yanıt
Old 26-03-2007, 20:33   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Ev kadını aile servetine yüzde 31 katkı yapıyor

Ev kadını aile servetine yüzde 31 katkı yapıyor


Satılan ev ve otoyu paylaşamayan çift, mahkemeye gitti. Bilirkişi evdeki işleri tek tek hesapladı Yargı, hayatı boyunca hiç çalışmayan ev kadınının evlilik birliğine katkısını yüzde 31 olarak belirledi

Yargı, hayatı boyunca hiç çalışmayan ve miras gibi yöntemlerle doğrudan ekonomik değer katmayan ev kadınının evlilik birliğine katkısını yüzde 31 olarak belirledi.
Evlilikte edinilen malların da yarı yarıya değil bu oranda paylaştırılması gerektiğine karar verdi. Hesap, bilirkişi incelemesiyle yapıldı. Yargının, ev kadınının evliliğe ne kadar katkıda bulunabileceğinin tespitini yaptığına karar verdiği dava konusu Ankara'da yaşandı.
N.A. adlı ev kadını ile eşi M.A., 1979'da Ankara'da evlendi. Evlendiklerinde hiçbir malları yoktu. N.A. da çalışmıyordu ve evliliği boyunca hiç çalışmadı. N.A., 23 yıllık evlilikleri boyunca başka da doğrudan bir ekonomik katkıda bulunmadı. Çift önce 1994'te dubleks bir ev satın aldı. Üç yıl sonra da Broadway marka bir araba. Ancak M.A.'nın işleri 1990'ların sonlarında bozulmaya, çalıştığı işyerinden düzenli maaş alamamaya başladı. Evlilik de zor zamanlar geçiriyordu. Nitekim 2001 geldiğinde boşanma davası açtılar. M.A. bu sırada evi sattı. Ardından da arabayı. Boşanma davası devam ediyordu. Kocasının bütün malları elinden çıkaracağını ve boşanma davası bittiğinde paylaşacak bir şeyleri kalmayacağını düşünen N.A., boşanma davasının sonuçlanmasını beklemeden "katkı payının tespiti ve tazmini" davası açtı.
N.A., açtığı bu davada 35 bin YTL'ye satılan evin ve 4 bin YTL'ye satılan arabanın yarı parasını istiyordu. Boşanma davası sonuçlanıp mahkeme çiftin boşanmalarına karar verdi. Ancak katkı payının oranının hesaplanacağı dava, aile mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasında gitti geldi. Sonunda Yargıtay 20'nci Hukuk Dairesi Ankara 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verdi.

'PARANIN YARISI HAKKIM'
N.A. evlendiklerinde hiç malları olmadığını, kendisinin ev kadını olmasına rağmen evde yaptığı işler ve parayı idareli kullanmasıyla malların alındığını ileri sürdü. Bu nedenle de araba ve evin satışından elde edilen gelirin yarısının kendisinin olduğunu savundu. Evliliğe katkı payının tespiti davası, dosya mahkemeler arasında gidip geldikten sonra Ankara 27'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'ne kaldı. Mahkeme tanıkları dinledi, bilirkişiye incelemeler yaptırdı. Bilirkişiler, kadın çalışmasa bile evde yaptığı işler ve aile içindeki giderlerin kontrolüyle aile bütçesine katkıda bulunduğunu belirtiyordu. Raporlarda teknik hesaplar yapıldı. Kadının evdeki hizmetlerinin aile bütçesine katkısı hesaplandı. Evin ve arabanın satışından elde edilen maddi değer olan 39 bin YTL'nin yüzde 31'inin kadına verilmesi gerektiğine karar verdi. Mahkemeler arasında gidip gelen dosya ikinci kez Yargıtay'a geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, N.A.'nın edinilen mallarda yüzde 31 mi, yoksa yarı yarıya mı hakkı olduğu konusunda son kararı verecek.

http://cep.sabah.com.tr/haber,40@F14...056E40292.html
Old 27-03-2007, 12:35   #2
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Katılımcılar,

Herhalde benim bilmediğim veya anlayamadığım birşey var ortada. Aksine bir sözleşme düzeni kurulmazsa evlilik süresinde kalıt dışında edinilen mallar eşler arasında eşit paylaşılmıyor mu? Bilirkişilik ne iş var ortada?

Ayrıca; bu bilirkişi ya hayatında hiç hesap yapmamış; ya işçileri açlık sınırında çalıştırma eğilimlisi işveren kuruluşlarından seçmece karpuz üyelerden oluşuyor; ya da hiç dayak yememiş. Gündelikçi ücreti 70 YTL, ayda eder 30 x 70 = 2.100 YTL. Kemiksiz, vergisiz, algısız. Orta dereceli bir ahçının aylığı 1.000 YTL, brütü eder 1.400 YTL. Titizcene bir hizmetçi de yaklaşık aynı fiyatadır; sofra kuracak, kaldıracak, bulaşık yıkayacak, götürüp getirecek, vs. Temiz, hoşunuza giden ve yatağınızı ısıtacak bir arkadaş isterseniz günde 150 YTL den eder 30 x 150 = 4.500 YTL. Toplarsak:

4.500 + 1.000 + 1.000 + 2.100 = 8.600 YTL / ay

yapar. Hadi, bunlardan bazılarını tüm gün tutmadık, onun için toplamı bileşenlere bölelim:

8.600 / 4 = 2.150 YTL / ay

buluruz.

Bence davacı hanımefendi katkı payı hesaplanmasını değil, serbest piyasada çalışan uzman işçi statülerine göre katkılarının (hizmetlerinin) tam karşılığını talep etmeliydi. O zaman, bu hesapça, adamın donunu bile alabilirdi.

Bunları konuşmak ne kadar ayıp. Ne yazık ki, evliliği bir iş sözleşmesi olarak değerlendirme yanlışına düşünce işler buralara varıyor. Evlilik; kayıtsız, koşulsuz bir ömür boyu birliktelik, maddi ve manevi paylaşım sözüdür. Tarafların bu sözü verirkenki duygulanımları samimi olmak zorundadır, ve eğer bir gün bu sözden dönerlerse, herşeyin yarısına razı gelmeleri beklenir. Olsa olsa, paylaşılacakların değerlerini belirlemek gerekir; paylaşanların yüzdesini değil.

Kendini bu duruma düşüren hemcinsimden utanıyorum; daha ne diyeyim. Yollarını ayırma kararı verdilerse, paylaşımı daha eşi talep etmeden önce düşünüp gereğini yapması gerekirdi. 'Parayı ben getirdim; öyleyse herşey benimdir.' gibi bir ilkelliğe kapılmış olması, ondan hayat boyu hiçbir alanda hayır gelmeyeceğinin kanıtıdır. Belki iş yaşamındaki başarısızlığı bile bu sığ görüşüne dayalı olabilir. Allah ıslah etsin.

Saygılarımla,
Old 27-03-2007, 21:24   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Hekimbaşı

1 Ocak 2002 de yürürlüğe giren 4721 sayılı Medeni Kanun yeni bir düzenleme getirmiş ve evlilik sırasında çalışma karşılığı edinilmiş mallarda diğer eşe alacak hakkı tanınmıştır.Bu düzenlemede eşlerin emekleri,çocuğa bakması ve diğer eşin işind karşılıksız katkı olarak değerlendirilmektedir.

1 Ocak 2002 den önce mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan her mal kimin adına kayıtlıysa hak sahibi odur mantığı ile ,diğer eş sadece katkısı oranında hak talep edebiliyordu.

Habere konu olan olay kanımca 2002 öncesine ilişkin bir ihtilaftır.

Diğer yandan belirtmiş olduğunuz evlenmede ve boşanmada eşit hak ve yükümlülük ilkesi şimdiye kadar yasaca desteklenmediğinden ortaya adaletsiz bir tablo çıkmıştır.
İstatistiklere bakılırsa % 93 gayrımenkul erkekler adına kayıtlıdır.

Yeni düzenlemenin 2002 öncesi dönemde geçerli olan evlilikleri kapsamamasını bir başka alanda tartışma konusu yaptığımızdan yinelemeyeceğim.

Saygılarımla
Old 02-04-2007, 08:02   #4
Av.Ünzile Küçüköner

 
Varsayılan

iyigünler,

karar aslına ulaşabilirsek,daha doğru bir değerlendirme yapabiliriz sanırım.

Av.Ünzile Küçüköner
Old 07-07-2007, 09:12   #5
Av. Selin

 
Varsayılan evlilikte edinilen mallardan katkı payı

"Kadının yemek, temizlik yapması ve çocukların bakımını üstlenmesi, mal edinimine katkı sayılamaz" kararı veren Yargıtay, yerel mahkemenin boşanan kadının "evlilikte edinilen mallardan katkı payı" alması kararını bozdu.

FATMA A. ve Mehmet A. çifti, şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı boşanma davası açtı. Davaya bakan Ankara 5. Aile Mahkemesi, boşanma kararı verdi. Hakim Şerafettin Şanver, evlilik sürecinde edindikleri mallardan katkı payı talebinde bulunan Fatma A’nın bu talebini de uygun buldu. Hakim Şanver, evlilik sürecinde alınan ev ile otomobilden kadına belli bir oranda katkı payı verilmesine karar verdi.

YARGITAY BOZDU

Ancak davalı koca Mehmet A. kararı "katkı payı" yönünden temyize götürdü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi dosyayı inceledikten sonra yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verdi. 2. Hukuk Dairesi’nin, ev kadınlarının ev işleriyle uğraşmalarının mal edimine katkı sağlamayacağı sonucuna vardı. Yargıtay kararında şöyle denildi:"Dinlenen tanıklar, davalı kadının 2000 yılında hediyelik eşya yapıp sattığını, zaman zaman da temizliğe gittiğini ifade etmişlerdir. Davacının davalıya ait evin ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ilişkin bir beyan ya da delil bulunmamaktadır. Kadının ev kadını olarak evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medeni Kanununun 227. maddesi anlamında katkı sayılamaz. O halde isteğin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Sonuç olarak, hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir."

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

Not:bozma gerekçesinde sözü edilen TMK 227 şöyledir:
Alıntı:
MADDE 227.- Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Old 07-07-2007, 23:02   #6
H.D.Adalet

 
Varsayılan

Merhaba
Türk Medeni Kanunu madde 186' da eşler evlilik birliliği giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlığı ile katılırlar diye belirtilmektedir.Eşlerin evlilik birliğinde mal varlığına maddi katkıda bulunmasına gerek yoktur.Eşin ev işlerini yapması ve çocuklara bakması bir emeğin bulunduğunu gösterir. Bu emeğin karşılığı, mal edinimine katkıda bulunulmamaştır olmamalıdır.
Elde ki bilgilere göre yerel mahkeme kararında direnmeli ve kararın genel kurula gidip orda incelenmesi, doğru kararın verilmesi dileğiyle.
herkese iyi geceler
Old 12-07-2007, 12:23   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Tartışılan konu ile ilgili Yargıtay Kararı aşağıdadır.
Bilginize


T.C.
Y A R G I T A Y
2.HUKUK DAİRESİ
SAYI:ESAS 2007/8774 KARAR 2007/9394 Y A R G I T A Y İL A M I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 5. Aile Mahkemesi
TARiHi : 06.03.2007
NUMARASI : 876- 221
DAVACI- DAVALI : F.A.
DAVALI-DAVACI : M.A.
DAVA TÜRÜ : Boşanma - Katkı Payı
TEMYİZ EDEN : M.A.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar 27.04.1989' da evlenmişler, boşanma davası 18.04.2003 tarihinde açılmış boşanma yönünde oluşan hüküm 06.07.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Keçören'deki ev 11.04.1995' te, otomobil ise 19.08.1997 tarihinde alınmıştır.
Dinlenen tanıklar, davalı kadının 2000 yılında hediyelik eşya yapıp sattığını zaman zaman da temizliğe gittiğini ifade etmişlerdir. Davacının davalıya ait evin ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ilişkin bir beyan ve delil bulunmamaktadır. Kadının, ev kadını olarak, evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medeni Kanununun 227. maddesi anlamında katkı sayılamaz. O halde, isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.06.2007 (Pzt.)
Başkan Üye Üye Üye Üye
Hakkı Dinç Necdet Gürbüztürk A.Vehbi Aksoy Nail Özkılıç Mahmut Kamacı
Old 12-07-2007, 15:27   #8
medenikal

 
Varsayılan

Yargıtayın kararı kanımca doğrudur.

Madde 227' de
''Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa''

Madde düzenlemesi doğrudan katkıyı hedef almıştır.

Kadının evdeki çalışması ile erkeğin dışarda çalışması arasında fark nedir?

Tam tersi de olabilir.Evde erkek ,dışarda kadın da çalışmış olabilir.

Bu çalışmalar ailenin geçimi, yaşaması için her iki bireyin eşit olarak görevli kılınması,aile reisliğinin kaldırılarak ,ailenin bütçesine katılmada eşitlik ilkesinin temel alınmasıyla ilintili olarak değerlendirilmelidir.

Kadın evde çalışıyor.Elbetteki bunun getirdiği bir değer var.Bu değer harcamanın yapılmamasıyla kazanılmış değerdir.Kadın dışarda değil de evde çalışmakla ailenin geçimine katkı sağlıyor.

Kadının bu çalışmasına karşılık olarak aile bütçesine sağladığı gelir 100 birim ise;

Erkeğin çalışmasına karşılık aile bütcesine getirdiği gelir 200 birimse;

Değerler karşılaştırması eşit olarak mı yapılacak; yoksa hiç mi yapılmayacak; aile kavramı sen mi fazla harcadın ben mi karmaşasına mı sokulacak?

Benim kanaatim Kadının içeride ,erkeğin ise dışarıda yaptığı çalışma nedeniyle ,aile bütçesine yaptığı katkı madde 227 içeriğinde değildir.Bunlar dolaylı katkılardır.Madde 227 de ise doğrudan katkıdan bahsedilmektedir.

Doğrudan olan katkı gözetilmelidir.Yoksa ev de kadının ,dışarda erkeğin çalışması ile eve sunduğu katkı dikkate alınmamlıdır.Bu aile kavramını zedeler.Bu kutsal birlikteliği sen mi harcadın ben mi tartışmasına sokar.

Zaten evlilik sonucunda eşit bölüşüm, getirildiğinden ;

Yukarıda verdiğimiz örnekte ;

100 birim karşılığında 200 birim aile bütçesine katkı sağlayan erkeğin ;biriktirdikleri ile araba ,ev alması ve bunların boşanmada eşit olarak paylaşılması durumunda zaten kadının ev emeği de değerlendirilmiş olmaktadır.

Yeni MK Dan önce elde edilmiş mallar açışından , maddi ve manevi tazminat oranları yüksek tutularak hakkaniyetin gerçekleştirilmesi yoluna gidilmelidir.
Old 13-07-2007, 12:09   #9
özge_law

 
Varsayılan Ev kadınları Yüksek Mahkeme’yi gözlüyor

Medeni Kanun değişikliğiyle kadınlara boşanma halinde tanınan mal paylaşımı, 1 Ocak 2002’den önce edinilen malları kapsamıyor. Ev kadınları adına hukuk savaşını sürdüren örgütler ve hukukçular Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları itirazın sonucunu bekliyor
ANKARA - Cumhurbaşkanlığı seçimi, referandum nedeniyle son dönemde herkesin gözü kulağı Anayasa Mahkemesi’ndeydi. Bu konularda tarihî kararlar alan Yüksek Mahkeme üyelerini, şimdi de ev kadınları gözlüyor. Medeni Kanun’da yapılan düzenlemeyle mal paylaşımı hakkı tanınmayan ev kadınları, 3 kez başvurdukları Anayasa Mahkemesi’nden ‘adil bir karar’ bekliyor
Medeni Kanun’da yapılan son değişiklikle çalışmayan kadınlara, boşanmaları halinde eşiyle 1 Ocak 2002’den sonra edinilen malların yarısını alma hakkı tanındı.

Ancak bu tarihten önce edinilen mallarla ilgili aynı hakkın tanınmamasına tepki gösteren kadın örgütleri ve hukukçular, konuyu bugünlerde yeniden gündeme getirdiler.

Medeni Kanun’daki mal paylaşımının 1 Ocak 2002’den önce edinilen malları da kapsaması için 3 defa Anayasa Mahkemesi’ne başvuran ama henüz sonuç alamayan hukukçular siyasilerden de destek bekliyor.

Hukukçular 1 Ocak 2002’den önce evlenen ev kadınlarına da, mal paylaşımı hakkı tanınmasını talep ediyor.

2002’DEN ÖNCEKİ EMEĞİN DEĞERİ YOK MU
AB Kadın Lobisi Yönetim Kurulu üyesi Selma Acuner, 1 Ocak 2002’den önce edinilen mallar için ortada iki ayrı Medeni Kanun bulunduğunu belirterek çelişkiyi şöyle anlattı: “Ondan evvelki emek görünmez emek, hiçbir değeri yok. Biz o zaman yemeğin tuzunu şekerini farklı koyuyor, 1 Ocak 2002’den sonra farklı koyuyor olmalıyız ki, o tarihten sonra evlenenlerin emeği daha görünür hale geliyor. Böyle adalet olabilir mi?”

Türk Kadınlar Birliği Başkanı Avukat Sema Kendirci de, yasadaki sakatlığın ve bazı yargıçların yorumlarındaki farklılığın çelişki yarattığını belirterek “Eğer Anayasa Mahkemesi’nden de çözülmezse siyasi iradenin bir yasa çıkarması gerekiyor” dedi.

KOMİSYONDAN GEÇTİ, GENEL KURUL’DA DEĞİŞTİ
Konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyan Avukat Habibe Kayar ise NTV’ye yaptığı açıklamada, aslında yasanın 2002’den bu yana bu şekilde uygulandığını, ancak bu tarihten sonraki mal davalarının hukuki sonuçlarının yeni görülmeye başlandığını söyledi. Kayar, şöyle devam etti:

“Aslında bu tip kararlar çıkıyordu ve yasa bu yönde uygulanıyordu. Yani 2002’den bu yana zaten mağduriyet vardı. Uygulamada bu sorunlar yaşanıyordu. Kadınlar için eşitsizlik, sürekli karşılarına çıkmaktaydı.

1 Ocak 2002 tarihi, bir milattır. Yasa bu şekilde yürürlüğe girmeden önce İsviçre medeni kanunundan olduğu gibi aktarılmış ve Meclis Komisyonu’nda da aynen ‘eğer eşler aksi bir sözleşme yapmazlarsa evlilik tarihinden itibaren geçerlidir’ şeklinde kabul edilmişti.

Sonra Genel Kurul’da bu değişti. Partiler arasında kötü bir uzlaşma örneği diye tarif edebileceğimiz şekilde değişti. Şimdi bunun ilk haline dönmesini bekliyoruz. Medeni Kanun’un uygulanmasını gösteren kanunun 10’uncu maddesinde çok kurnazca bir düzenleme yapılmış ve denmiştir ki; eğer edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmek istiyorsanız, ey evli çiftler eşinizi ikna edin, notere gidin. Yani sözleşme imzalamanız lazım! Bu çağrıya Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla 1.500 kişi uymuştur. 17 milyon evliliğin içerisinde 1.500 kişi hiçbir zaman adaleti sağlayabilecek bir sayı değildir. Bu durumun ilk haline getirilmesini bekliyoruz.”
http://www.ntvmsnbc.com/news/413850.asp
Old 23-06-2008, 20:31   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Evlilik süresince eşine maddi katkı yaptığı gerekçesiyle Fatma A’ya tazminat ödenmesi kararını bozan Yargıtay’a mahkemeden yanıt geldi: Kadın köle değildir.


Mehmet A. ve Fatma A. çifti Ankara 5. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası açtı. Fatma A, ev hanımı olmasına karşın evliliği boyunca süs eşyaları yapıp sattığını ve evlere temizliğe gittiğini belirterek, eşine maddi kazanç sağladığını anlattı. Fatma A, bu nedenle evlilik süresince alınan ev ve arabadan kendisine pay verilmesini istedi. Mahkeme, yaptırdığı bilirkişi incelemesinin ardından Fatma A.’ya 8 bin 622 YTL tazminat ödenmesine karar verdi. Kararın temyize gitmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Kadının ev kadını olarak evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması katkı sayılmaz” diyerek, kararı bozdu. Yargıtay’ın çok tartışılan bozma kararına rağmen, yerel mahkeme katkı payı kararında direndi.

KOCASININ MAAŞINI BİLMİYOR • Ankara 5. Aile Mahkemesi, ev kadınının katkı payını savunmak için, “Türk erkeği, eşine çocuk bakma, yemek yapma, bulaşık, çamaşır, temizlik, ütü alışveriş gibi evde yapılan hiçbir işi yapmamaktadır. Kadın, kocasının verdiği günlük harçlık ile idare etmekte, ek para istediğinde dayak yemektedir. Çocuklarına kendisi bakmakta, evinin tüm işini kendisi yapmaktadır. Erkek araba, ev, faizde para, borsada hisse, yani yapılan tüm birikimler kendi adına istiflerken kadın sıkıntıya katlanmaktadır. Kadın tüm bu sıkıntılara katlanırken bir gün boşanabileceğini ve herhangi bir kazanım elde edemeyeceğini düşünmemektedir. Evi ve arabayı bizim diye düşünmekte, sıkıntıya onun için katlanmaktadır. Kısacası erkeğin mal sahibi olması birikim yapması eşinin tutumlu olmasına bağlıdır. Özellikle işçinin çiftçinin memurun askerin polisin hakimin ev araç sahibi olması mümkün müdür?”

KADIN MODERN KÖLE DEĞİL • “Bir insan ve kadın hakları sorunu olarak gerçeğe baktığımızda Türk Medeni Yasasını çalışmayan kadın için kadın aleyhine yorumlamak, kadını evin işlerini yapan çocuklarına bakan erkeğin cinsel ihtiyaçlarını karşılayan boşanıncaya kadar boğaz tokluğuna yaşayan modern bir köle olarak düşünebilir miyiz? 20-30 yıllık evlilikten sonra hiçbir mal varlığı olmaksızın kapı önüne koyan bir yorum tarzı ne kadar hukukidir?” diyerek Yargıtay kararına direndi.


( Taraf/SİBEL HÜRTAŞ/ANKARA ) - 21.06.2008
Old 23-06-2008, 22:11   #11
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Habibe YILMAZ KAYAR


KOCASININ MAAŞINI BİLMİYOR • Ankara 5. Aile Mahkemesi, ev kadınının katkı payını savunmak için, “Türk erkeği, eşine çocuk bakma, yemek yapma, bulaşık, çamaşır, temizlik, ütü alışveriş gibi evde yapılan hiçbir işi yapmamaktadır. Kadın, kocasının verdiği günlük harçlık ile idare etmekte, ek para istediğinde dayak yemektedir. Çocuklarına kendisi bakmakta, evinin tüm işini kendisi yapmaktadır. Erkek araba, ev, faizde para, borsada hisse, yani yapılan tüm birikimler kendi adına istiflerken kadın sıkıntıya katlanmaktadır. Kadın tüm bu sıkıntılara katlanırken bir gün boşanabileceğini ve herhangi bir kazanım elde edemeyeceğini düşünmemektedir. Evi ve arabayı bizim diye düşünmekte, sıkıntıya onun için katlanmaktadır. Kısacası erkeğin mal sahibi olması birikim yapması eşinin tutumlu olmasına bağlıdır. Özellikle işçinin çiftçinin memurun askerin polisin hakimin ev araç sahibi olması mümkün müdür?”

Ankara 5. AİLE Mahkemesi yargıcını kutlamak gerek. Emsal kararı, diğer, bağımsız ve samimi bir pencerede, eminim şöyle bir anket sorusunun yanıtları dahi desteklerdi:

-Böylesi sıkıntılı bir evliliğe katlanmayı, boşanmanız halinde akşam yemeği, sabah kahvaltısı (çok tutumlularda öğle yemeği) , kirli çamaşırlarınızın yıkanması, ütülenmesi, yaşadığınız ortak evin temizliği, ortak çocuklarınızın bakım ve iaşesi ve sair gereksinimlerinizin, her birinin, boşanmanız halinde bir bedeli/katkısı/karşılığı olduğu ve bu seçeneğin daha pahalıya ve üstüne üstlük gereksiz sancıya neden olacağı inancıyla mı sürdürüyorsunuz?

Böylesi samimi bir anket sorusuna, "Tabii ki hayır, bunlar zaten karımın görevi " yahut; "Ne münasebet, ortak yaşam, ortak iradenin özgür tezahürüdür, bunlar O'nun görevi değildir, tümünü ben de yapabilirim" şeklinde verilebilecek (verilmesi mümkünse) bağımsız anket yanıtları, Yüksek mahkemenin görüşünü de zorlayacak ve gerçek katkının boyutlarını çerçeveleyecektir inancındayım.

Saygılarımla...
Old 24-06-2008, 10:27   #12
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Önemli olan bundan sonra "ne" olacağıdır. 5.Aile Mahkemesi kararından dönmüyor(dönmesin zaten), izlenecek yasal yol nedir? Vatandaş olarak bizler ne yapabiliriz destek için?

"10. Madde"nin değişmesi için emek verenlerdenim. Binlece imzayı Meclis'e teslim ettik. 15 gün içinde yanıt verilmesi gerektiği (imzalar, adresli olarak verilmişti) söyleniyordu. Altı yıl geçti aradan, dilekçesine yanıt alan tek bir kadın görmedim.

Meclis yoluyla değiştiremediğimiz bir sonucu silkeleyen bir yargıç için yine bir şeyler yapmak gerek diye düşünüyorum. ne dersiniz?
Old 24-06-2008, 12:39   #13
naile

 
Varsayılan

Ankara Aile (5) Mahkemesi kararı yasalarda kadın yararına olan değişikliklerin ısrarla uygunlanmaması ortamında içimizi rahatlatan bir karar. Kadın bakış açısının hukuki bir olayın nitelendirilmesinde etkin olması ya da olmaması bu kararda bariz bir şekilde karşımızda durmaktadır.

Kadının mağduriyetinin giderilmesini sağlar nitelikte olan yerel mahkeme kararı adalet duygusunu ve beklentisini karşılar niteliktedir. Mevcut uygulama anlayışından hakkaniyet gerekleri içerisinde ayrılan örnek bir karardır. Yargıtay kararı ise bilindik var olan anlayışın devamı niteliğindeki sisteme uygun bir karardır.

Kadın hakları alanında yapılan çalışmaların uzantısı olarak yasalarda yapılan değişikliklerin uygulanmadığı bir ortamda mahkeme hakiminin bu kararda direnmesi önemlidir. Mahkeme karar Hukuk Genel Kurulunda görüşülerek karar bağlanacaktır. Hakimin desteklenmesi yalnız olmadığının kendisine hissettirilmesi önemli. Ayrıca bu bağlamda yapılacak destek çalışmalarının basına yansıtılması ve bu konuda kamu oyu duyarlılığının artırılması sağlanmalıdır bence. Hukuk Genel Kurulunun yerel mahkeme kararını onaması kadın hakları açısından hukuk alanında devrim niteliğinde bir karar olur.

Kararın bu doğrultuda çıkmasını diliyorum ve bu yöndeki çabalarımızın anlamlı ve önemli olduğunu düşünüyorum.

Av. Naile Uzun
Old 24-06-2008, 14:36   #14
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba

Kararın kendisini inceleme olanağımız yok.Biraz teknik bir merak olacak ama davanın konusu;

1-Kadının ev işlerini yürütmesi nedeniyle katkı/katılım alacağı mı?

2-Kadının temizlik ve süs eşyası yapımı nedeniyle elde ettiği gelirin katkı/katılım alacağı mı?

3-Boşanmanın eki niteliğinde olan maddi tazminat mı?

Eğer bunun yanıtı kadının temizlik ve süs eşyası yaparak gelir elde etmesi ve eşinin mal edinmesine katkı sağlaması ise,2002 öncesi için bu zaten yasal olarak talep edilebilir bir haktı.Bu yeni bir durum değil.(İspat konusu ayrıca tartışılmalıdır)

Fakat konu kadın dışarda çalışmamış dahi olsa,edinilen mallarda ev işleri,çocuk bakımı vb.sebebine dayanıyorsa yaklaşım oldukça yenidir.

Yine tazminat olarak talep edilmişse dayanak açısından yeni ve olumlu bir yaklaşımdır.

Öncelikle bu konu açıklamaya kavuşmalıdır.

Ayrıca gazete haberinin bir hukukçu yaklaşımı ile yazılmadığını düşünüyorum.

Mal rejimi alacağı gibi aktarılan haberde "tazminat "denmiş,ayrıca boşanma davasının içinde davanın kesinleşip kesinleşmediği belirtilmeden mal rejimi alacağına karar verilmiş gibi bir açıklama yapılmıştır.
Old 24-06-2008, 17:28   #15
naile

 
Varsayılan

Ankara'da avukatlık yapan bir arkdaşımız tarafından mahkemece verilen ilk karar, yargıtaya kararı ve direnme kararı suretleri alınsa ve buraya geçilse, yapacağımız değerlendirme ve çalışma daha yararlı ve yerinde olur.

Hakimin kararında dayanak aldığı hukuki gerekçe ile yargıtayın hukuki gerekçelerinin teknik olarak değerlendirilmesi çok daha iyi olacaktır.

Bu dediğimiz yapılabilirse mahkeme hakiminin desteklenmesi için yazılacak teşekkür metni çalışması ve olayın bu metin üzerinden basına yansıtılması hukuki boyutta olacaktır.

Naile Uzun
Old 23-03-2009, 12:04   #16
Av.Ünzile Küçüköner

 
Varsayılan Hukuk Genel Kurulu Karari

"1.1.2002 gününden önce, eşler arasında kanuni mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, kadın veya kocanın diğerinden katkı payı karşılığı bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka, parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle bir katkısının olması gerekir. Kadının, ev kadını olarak, evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medeni Yasasının 227. maddesi anlamında katkı sayılamaz."
T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2008/2-432
Karar: 2008/444
Tarih: 18.06.2008

KARAR METNİ:
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki "boşanma ve katılma alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5.Aile Mahkemesince boşanma davasının kabulüne, tazminat talebinin reddine dair verilen 5.10.2004 tarih 2003/253 E., 2004/1356 K. s. karar Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 25.5.2005 tarih 5977-8233 K. s. ilamı ile boşanma yönünden onanmış tazminat yönünden bozulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair verilen 6.3.2007 tarih ve 2005/876 E., 2007/221 K. s. kararın tetkiki Davalı-K.Davacı Mehmet Ataş tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 4.6.2007 tarih ve 8774-9394 s. ilamı ile; (...Taraflar 27.04.1989'da evlenmişler, boşanma davası 18.04.2003 gününde açılmış boşanma yönünde oluşan hüküm 06.07.2005 gününde kesinleşmiştir. Keçiören'deki ev 11.04.1995'te, otomobil ise 19.08.1997 gününde alınmıştır.

Dinlenen tanıklar, davalı kadının 2000 yılında hediyelik eşya yapıp sattığını zaman zaman da temizliğe gittiğini ifade etmişlerdir. Davacının davalıya ilişkin evin ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ait bir beyan ve delil bulunmamaktadır. Kadının, ev kadını olarak, evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medeni Yasasının 227. maddesi anlamında katkı sayılamaz. O halde, isteğin reddi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDENavalı-K.Davacı Mehmet Ataş

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Birleşen davalar, boşanma ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Davacı-K.Davalı Fatma Ataş vekili, tarafların boşanmalarına, nafakaya, manevi tazminata, ev ve arabanın alımına yapılan katkı sebebiyle maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-K.Davacı Mehmet Ataş, tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkeme, tarafların boşanmalarına, çocukların velayetinin babalarına verilmesine, Fatma Ataş'ın bütün taleplerinin reddine karar vermiş, Fatma Ataş'ın temyizi üzerine Özel Daire boşanma, nafaka ve manevi tazminata ait hükümü onamış ancak tazminat istemi araç ve eve katkıya ait olup bu iştek boşanmanın eki olmadığından nisbi harç tamamlanmadan yargılamaya devam olunamayacağı sebebiyle hükümü bozmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucu mahkemece katkı alacağına ait davanın kabulüne karar verilmiş, Davalı-K.Davacı Mehmet Ataş'ın temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıdaki gerekçe ile bozulmuş, Yerel Mahkeme kararında direnmiştir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık kadının ev kadını olarak, evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olmasının Türk Medeni Yasasının 227. maddesi anlamında katkı sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.

4721 s. Türk Medeni Yasası 1.1.2002 gününde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce 743 s. Türk Yasası Medenisi yürürlükte iken, taraflar; evlenme mukavelesiyle kanunda muayyen sair usullerden birini, kabul etmediklerine göre, aralarında kanuni rejim olan mal ayrılığı geçerlidir. (TKM. m.170) Taşınmaz ve araç, taraflar arasında bu rejim geçerli iken edinilmiştir.

Mal ayrılığında; eşlerden her biri, kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir. (TKM. m.186/1) Eşlerden her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları yine kendilerine aittir. (TKM. m.189)

743 s. Türk Yasası Medenisi'nin 152 nci maddesi gereğince evin intihabı, karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi kocaya aittir. 153 üncü madde gereğince de eve kadın bakar. Başka bir ifade ile, 743 s. Türk Yasası Medenisine göre; kadının eve bakması ve ev işlerini yapması kanuni ödevidir. 743 s. yasada, eşlerden birinin edindiği mala, sair eş katkı yapmış ise, sağladığı bu katkı karşılığını isteyebileceğine ait bir hüküm bulunmadığından, Yargıtay kararları ile; katkıyı sağlayan eşin, diğerinden katkısı karşılığı genel hükümlere göre bir tazminat talep edebileceği kabul edilmiştir. Şayet, eşlerden birinin edindiği mala, sair eşin doğrudan maddi bir katkısı yoksa, bu talep kabul edilemez. Başka bir ifade ile kadının, ev işlerini yapması ve çocuklara bakmış olması, sair eşin edindiği mala katkı sayılamaz. Sonuç olarak; 1.1.2002 gününden önce, eşler arasında kanuni mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, kadın veya kocanın diğerinden katkı payı karşılığı bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka, parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle bir katkısının olması gerekir.

4721 s. Türk Medeni Kanunu, 227. maddesinde getirdiği düzenleme ile, bundan önceki yasadaki boşluğu doldurmuştur. Evvelce Yargıtay kararlarıyla doldurulan boşluk, açık hüküm konularak kanuni hale getirilmiştir. 4721 s. Türk Medeni Yasasının 227'nci maddesi gereğince; "eşlerden biri, diğerine ilişkin malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç yada uygun karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında, bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak, o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, sair eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler yazılı bir anlaşma ile değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler." Kuşkusuz, sözü edilen hüküm gereği değer artışı sebebiyle alacak talep edebilmek için de, talepte bulunan eşin, sair eşe ilişkin malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkı sağlamış olması gerekir. Çalışmayan ve herhangi bir kazancı ve geliri bulunmayan kadının, ev işlerinde harcadığı emeği, bu maddeye göre yine katkı sayılmaz ve kadın bu emeğine dayanarak yine değer artışı için alacak talep edemez.

4721 s. Türk Medeni Kanunu, evi dışında çalışmayan ve herhangi bir geliri ve kazancı bulunmayan kadının, ev işlerinde sarfettiği emeğini, kanuni rejim olan "edinilmiş mallara katılma rejiminde" sair eşin bu mal rejiminin devamı süresince edinilen malları üzerinde, "katılma alacağı" hakkı (TMK. m.236 ve 239) tanımak suretiyle kanuni karşılığa bağlamıştır. Kanunun 236'ncı maddesinde yer alan hüküm gereği; "her eş veya mirasçıları, sair eşe ilişkin artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar." 231 inci madde "artık değerin" ne olduğunu ve nasıl bulunacağını göstermiştir. "Artık değer, eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ait borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmesi göz önüne alınmaz." (m.231) Katılma alacağının hesabında "eklenecek değerler" kanunun 229'ncu maddesinde, denkleştirmeden elde edilen miktarlar da Kanunun 230'ncu maddesinde gösterilmiştir.

Somut olayda; taşınmaz ve araç, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiştir. Bu mallar, yeni rejime (edinilmiş mallara katılma) kocanın "kişisel malı" olarak girmiştir. (TMK. m.220/2) Edinilmiş mal değildir. Çalışmayan, herhangi bir geliri ve kazancı bulunmayan davacı kadının bu malların edinilmesine herhangi bir katkısı kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, davacı; katkı payı karşılığı veya değer artış payı sebebiyle davalıdan alacak talebinde bulunamaz. Taraflar arasındaki 1.1.2002 gününden itibaren başlamış olan edinilmiş mallara katılma rejimi, boşanma davasının açıldığı 18.4.2003 gününde sona ermiştir. (TMK. 225/2) Kocanın kişisel mallarının, yeni rejim döneminde geliri varsa (kişisel malların geliri edinilmiş maldır) kadın ancak, bu edinilmiş mal üzerindeki varsa "katılma alacağını" (TMK. m. 236 ve 239) isteyebilecektir. Davacının edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye edilerek katılma alacağının tahsiline ait bir davası ise bulunmamaktadır.

Bu itibarla, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. O durumda usul ve kanuna uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı-K.Davacı Mehmet Ataş'ın temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istem halinde temyiz peşin harcının temyiz edene iadesine, 18.06.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Kaynak: Corpus Arşiv

Old 23-03-2009, 23:10   #17
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Çok üzücü bir karar. Yani 2002 öncesi dönemde, çalışan kocası adına alınmış maddi değerler üzerinde kadının hiç bir hakkı yok; çünkü hane ve hanede yaşayanların temizlik-beslenme hatta hala soba ile ısınmakta iseler ısıtma vb. külfetlerinin tamamı ev hanımı eşe ait ve eş, diğer aile bireylerinin kişisel bakımlarıyla, bir yasal ödev çerçevesinde ilgilenmek zorunda. Çalışan kocaya düşen ödev ne? Çalışmak, para kazanmak. Kazancıyla hane halkının beslenme, barınma, ısınma giderlerini karşılamak, yani parasını ödemek. Artan olursa da kişisel değer kaydetmek.

Hasıl-ı kelam; kadına -boşandığı takdirde-, evli kaldığın süreç içinde, yasal ödevlerini yerine getirmen karşılığı, kocan da seni giydirdi, yedirdi, soğukta kalmadın ve kocanın mülkü olan hanede bir tür ücretsiz otel mantığıyla konakladın, daha ne istiyorsun, deniyor.

Acaba bilabedel çalışmak -Ki buna çalışmamak/ev hanımlığı deniyor- kadının avantajı yahut seçimi miydi, yoksa seçeneksizliği mi...
Old 03-12-2009, 08:23   #18
Suç ve Ceza

 
Varsayılan

Arkadaşlar bu karardan çıkan sonuç nedir? Yani ev kadınının 2002 sonrası edinilen mallar üzerinde katkı sağlayıp sağlamadığına bakılacak mı bakılmayacak mı ? Ben yeni TMK nun ev kadınına çok şeyler getirdiğini düşünmüyorum. Benim anladığım kadarıyla ev kadını 2002 sonrası edinilen mallara da 227. anlamında maddi katkısı olduğunu ispatlamadıkça birşey alamayacak yanlış mı düşünüyorum.? cevap alırsam sevinirim . Aynı mahiyette bir dava açmaya hazırlanıyorum. Kadın ev kadını fakakat edinilen malların hepsi 2002 sonrası edinilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesi davası açacağım fakat anlayamadığım eşit paylaşım mı isteyeceğim yoksa kadının parasal katkısını mı ispatlayacağım? çünkü kadının parasal katkısı yok...
Old 04-12-2009, 21:56   #19
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Meslektaşım,

Katkı payı kavramı 743 sayılı TMK da hem de 4721 sayılı ve halen yürürlükte olan TMK da da var olan bir kavram.

Örneğin kadın takılarını( ya da aileden kalan miras payını nakte çevirerek )diğer eşin mal edinmesine "katkı" sağlamış ise tarihi 2002 öncesi veya sonrası farketmez,bunu katkı payı/değer artış oranı olarak mal rejimi tasfiyesinde talep edebilir.Buna diğer eşin işinde karşıksız çalışma veya benzer katkılar da dahil edilebilir.

2002 öncesinde evin geçimi erkeğe yüklenmiş olduğundan kadının çalışma karşılığı elde ettiği gelir(maaş vs) de kadının kişisel malı sayıldığından bu dönemdeki kazançlar da katkı payı olarak mal rejimi tasfiyesinde ileri sürülebilir.

Kısacası katkı payıı kavramında 2002 öncesi ve sonrasında nitelik olarak bir değişiklik bulunmamaktadır.

Katılım alacağı:4721 sayılı TMK ile talep edilebilir bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yeni TMK da haklar ve yükümlülükler genel olarak eşitlenmiştir.Kadının çalışması artık kişisel bir gelir değildir.Edinilmiş mallar kavramına dahildir.

2002 den sonra eşlerin karşılığını vererek edindikleri malların değerlerinın yarısı tasfiye sırasında diğer eş tarafından talep edilebilir bir alacak hakkıdır.

SONUÇ:2002 den sonra edinilen mallarda,malların ödemelerinin kaynağına bakılmalıdır.Katkı payı/değer artışı veya katılım alacağı olarak nitelendirilebiliyorsa uygun talep ile alacak istenebilir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yargıtay Ne Yapıyor? Gamze Dülger Hukuk Sohbetleri 14 05-08-2007 22:10
Antalyadaki Hukukçular Ne Yapıyor, Günleri Nasıl Geçiyor? masal Konumuz : Hukukçular 10 12-01-2007 23:27
Onlar Kadını Şiddetten Nasıl Koruyorlar? Dünyadan Örnekler: Merhaba Kadın Hakları Çalışma Grubu 4 19-12-2006 11:07
Ve tanrı kadını yarattı obaykan Site Lokali 5 06-09-2006 13:33
Anayasa Mahkemesi Sanki İlk Defa Yapıyor Av.Armağan Konyalı Hukuk Sohbetleri 0 27-01-2003 22:59


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06654191 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.