Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Aynı eşya üzerinde birden fazla haciz olması ve öncelik

Yanıt
Old 29-08-2007, 09:56   #1
ares139

 
Varsayılan Aynı eşya üzerinde birden fazla haciz olması ve öncelik

X'in şahsi borcundan dolayı sahibi ve yetkili müdürü bulunduğu işyerinde(Ltd.şti) menkul iş makinaları ihtiyaten haczedildi ve muhafaza altına alındı.X şahsı gerek şirketi gerekse 3.şahıs adına istihkak iddiasında bulunmadı.Daha sonra borçlunun sahibi bulunduğu şirketi icra kefili vermesi üzerine mahcuzlar, X şahsına yediemin değişikliği yapılarak teslim edildi.
Bu aşamada ; X'in sahibi bulunduğu Ltd.Şti'nin borcundan dolayı X şahsına teslim edilen mahcuzlar başka bir alacaklı tarafından ihtiyaten haczedildi muhafaza altına alındı.Borçlu bu dosyada da hiçbir istihkak iddiasında bulunmamış.Bu aşamada muhafaza yapılan icra dosyasına, mahcuzların tarafımıza hacizli olduğu muhtemel bir satışta dikkate alınmasını dosyamızdan haciz tutanağınıda ekleyerek bildirdik.Şifai olarak icra dairesiyle görüşmemizde ise her hangi bir satış durumunda bizim haczimizin ve kesinleşmemizin önce olduğundan dolayı derece kararı yapmak üzere satış parasının bizim dosyamıza göndereceğini söyledi.(Bizim ihtiyati haczimiz ve kesinleşmesi öncedir)
Mahcuzlar şirketin borcundan dolayı muhafazayı yapan icra dairesince satıldı.
Şimdi ise satışı yapan icra dairesi; "Siz benden derece kararı yapmak için satış parasını haczimiz önce diyerekten müzekkere ile isteyin, parayı dosyanıza göndereyim istemezseniz derece kararını ben yaparsam size para vermem.Çünkü alacaklılar farklı." diyor.Bizim icra daireside "Ben derece kararı yapacam diyerek dosya istemem, ancak 100.madde bilgilerini veririm.Re'esen parayı göndersin, ben istemem."diyor.
Aynı mal üzerinde iki farklı alacaktan dolayı haciz ve öncelik.Bununla ilgili tecrübesi, yorumu ve kararı bulunan arkadaşların cevaplarını bekliyorum.
Saygılarımla.
Old 29-08-2007, 19:38   #2
İcra 39

 
Varsayılan

Sayın Ares 139...
İlk sizin dosyadan hacizli olan menkuller daha sonra muhafaza altına alındığında icra dosyasına şifai ve yazılı olarak satıştan evvel bildirdir demişsiniz bunları bildirdiyseniz yazılı olarak icra dairesi satış ilanından mutlaka size ve dosyanıza da haber vermesi gerekir zira satışa sizde iştirak etmek isteyebilirsiniz ayrıca şayet menkullerin satıldığı dosyada sizin dosyadan haciz olduğu belli ise satışı yapan icra dairesi mutlaka bunu değerlendirmek zorundadır ve satıştan elde edilen para miktarının ilk haczi koyduran dosya olarak sizin dosyanıza göndermesi gerekir diye düşünüyorum.Saygılar...
Old 29-08-2007, 20:14   #3
ares139

 
Varsayılan

Cevabınız için teşekkürler.Olaya farklı bir açıdan yaklaşmışsınız.Ben aleyhe düzenlenecek derece kararına, sıra cetveline itiraz davası veya İİK 361 'e göre dava açmayı düşünüyordum.
Çünkü tarafımızdan yapılan geçerli keşinleşmiş bir haciz var ve buna rağmen hacizli mallar satılıyor ve bizim haczimiz bildirmemize rağmen nazara alınmıyor.Satışı yapan icra dairesi kısaca "Sizin borçlunuz ile bizim borçlumuz farklı 1.sırada biz olmalıyız" deniliyor ama haczedilen ve satılan mallar aynı mallar.
Şöyle bir örnek vererek yorumda bulunacak arkadaşlara konuyu daha açık hale getirmeye çalışayım;
Müşterek hanede 1.alacaklı koca'nın borcundan dolayı evdeki eşyalara haciz koyuyor ve kocaya yediemin bırakıyor.Haciz kesinleşiyor.Daha sonra kadın'ın 2.alacaklıya borcundan dolayı aynı mallar üzerine haciz ve muhafaza işlemi uygulanıp mallar satılıyor.Satış parası 1.alacaklıya mı, 2.alacaklıya mı ödenmelidir?(Mal aynı mal borçlular farklı)


FAZLA VERİLEN PARANIN GERİ ALINMASI:
Madde 361 - İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.
Old 29-08-2007, 22:38   #4
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan

Haczin zamanı tutanağa yazılır.

Sıralar arasında tekaddüm(öncelik) ve sıra içinde müsavat(denklik) vardır.

Sonuç:
İlk konulan haciz alacaklısının alacağı birinci sırada olup bu alacaklının alacağı tümüyle ödenmedikçe, sonraki sıradaki alacaklılara ödeme yapılmayacaktır.

Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK !!!
Old 31-08-2007, 15:25   #5
İcra 39

 
Varsayılan

Sayın Ares 139..
Konuyu Sayın Av.Ömer Kavili çok iyi ifade etmiş
Şayet bu hususta icra Müdürlüğü sıra cetveli yapıp tebliğ ederse ona itiraz edebilirsiniz ancak öyle bir cetvel yok ve yapılmayacaksa bence memur muamelesini şikayet yoluna gidebilirsiniz.Saygılar......
Old 31-08-2007, 20:16   #6
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan sıra cetveli ve istihkak kuralları

Ekli karar, konunun çözümüne faydalı olabilir.

Saygılarımla.

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi

Esas : 1996/5632
Karar : 1996/10038
Tarih : 14.11.1996

ÖZET : Satışa ve bedeli paylaşıma konu mahcuz malların mülkiyetinin kime ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır. Davalı alacaklının borçlusu farklı olup, davacı alacaklının borçlusunun malların haczinden sonra istihkak iddiasında bulunmaması, davacı alacaklının bu hacze sıra cetveline itiraz prosedürü içinde itiraz etmesine engel değildir. İtiraz üzerine mahkeme, malların kime ait olduğunu istihkak kurallarına göre çözümleyecektir.

(2004 s. İİK. m. 142)

KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan İsmail vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, borçlu Ş....Deri Ltd. Şti.ne ait mahcuzların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, davalı İsmail’e pay ayrıldığını, bu davalının haczinin usulsüz olduğunu mahcuz malların davalının borçlusu Ahmet Kılıç’a ait olmadığından pay ayrılmaması gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı İsmail vekili cevabında, yaptırılan haczin usulüne uygun olduğunu, hacizden sonra istihkak iddiasında bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, satışa ve bedeli paylaşıma konu malların Ş... Deri Ltd. Şti.ne ait olduğu, davalı alacaklının bu malların borçlusu Ahmet’e ait olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalı alacaklı İsmail’in sıra cetvelinden çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.

Satışa ve bedeli paylaşıma konu mahcuz malların mülkiyetinin kime ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık vardır. Davalı alacaklının borçlusu farklı olup davacı alacaklının borçlusunun malların haczinden sonra istihkak iddiasında bulunmaması, davacı alacaklının bu hacze sıra cetveline itiraz prosedürü içinde itiraz etmesine engel değildir. İtiraz üzerine mahkeme, malların kime ait olduğunu istihkak kurallarına göre çözümleyecektir. Satışa konu mallar davacının borçlusu Ş.... Ltd. Şti. tarafından Yapı Kredi Bankasına verilen 30.10.1990 tarihli kapasite raporunda yer almaktadır. Bu nedenle mahcuz malların davacının borçlusu Şebnem Ltd. Şti.ne ait olduğunun kabulü ile borçlusu farklı olan davalıya sıra cetvelinde pay ayrılmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, 14.11.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak : YKD. Mayıs -1997 s: 758
Old 01-09-2007, 09:53   #7
ares139

 
Varsayılan

Sayın Yavuz göndermiş olduğunuz karar için teşekkürler.Anladığım kadarıyla 1.sırada tarafımıza yer verilmediği takdirde, sıra cetveline itiraz yoluna başvurup diğer davalı alacaklının istihkak kurallarına göre iddiasını ispat etmesini isteyeceğiz.İspat yükü, sonraki haciz olduğu için karşı tarafta olacak.
Old 01-09-2007, 14:06   #8
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan sıra cetveline itiraz davası ve ispat yükü

Aşağıda belirtilen gerekçelerle, ilk veya sonraki haciz tarihinin ispat yükünü etkilemeyeceği kanısındayım. Sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalıdadır. Buna ilişkin bir kararı aşağıya ekliyorum.

Hadisede bu kuraldan ayrılmak için herhangi bir sebebin olmadığını düşünüyorum. Sıra cetvelinde müvekkilinize pay ayrılmayacağı varsayımında, itiraz davasını sizin açmanız gerektiğine göre ispat yükü, genel kural uyarınca karşı taraf davalıya düşecektir.

Tersini düşünecek olursak, yani sıra cetvelinde 1.sıra müvekkilinize verilecek olursa, bu durumda, 2. sıradaki alacaklının açacağı davada ise ispat yükünün davalı sıfatıyla müvekkilinizde olması gerekir.

Ancak, bu ihtimal, yani 1.sırada müvekkilinizin bulunması ihtimali neredeyse yoktur. Aksi takdirde, farklı borçlulara ait olduğunu bilerek mahcuzların satışına devam eden icra dairesi, kendi işlemi ile çelişkiye düşmüş olacaktır.

Kanımca, olaydaki hacizler arasında sıra ve öncelik ilişkisi de yoktur. Zira olayda borçlular farklıdır. Ancak, İcra Dairesi'nin ortaya çıkan probleme çözüm yolunu açması bakımından sıra cetvelini düzenlemesi gerekir. Müşterek veya elbirliği mülkiyeti sözkonusu değilse, bir malın tek bir maliki olacağına göre, daha önce eklediğim içtihatta belirtildiği gibi, konu sıra cetveline itiraz davası içinde, istihkak kuralları tatbik edilerek çözülecektir.

Saygılarımla.

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi

Esas : 2003/3924
Karar : 2003/10379
Tarih : 23.10.2003

ÖZET : Sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Bono başka delillerle doğrulanmadığı sürece, alacağın varlığı için tek başına yeterli delil niteliğinde değildir.

(2004 sayılı İİK. m. 268)

KARAR METNİ :

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, borçluya ilişkin aracın satışından sonra düzenlenen 27.9.2001 günlü sıra cetvelinin kanuna aykırı bulunduğunu, sıra cetvelinde pay ayrılan 2000/859 s. dosyadaki alacağın muvazaalı olduğunu, ihalenin kesinleşmediğini, bu sebeple sıra cetveli düzenlenemeyeceğini, müvekkili şirketin ihtiyati haczinin İİK.nun 268. maddesi uyarınca ilk hacze iştirak ettirilmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, ihalenin feshinin süresinde istenmemesi sebebiyle ihalenin kesinleştiğini, İİK.nun 268. maddesine göre iştirakin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının ihtiyati haczinden önce davalının haciz uygulaması sebebiyle iştirakin mümkün olmadığı, ihalenin kesinleştiği davalının takibinin bonoya dayandığı, takibin ve alacağın muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı sıra cetvelinde pay ayrılan davalının alacağının muvazaalı olduğunu, bu sebeple pay ayrılmaması gerektiğini, davacıya verilen sıranın İİK.nun 268. maddesine uygun olmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir.

Sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklının takip borçlusundan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono başka delillerle doğrulanmadığı sürece alacağın varlığı için tek başına yeterli bir delil niteliğinde değildir. Taraflardan bu yönde delilleri sorulup, toplanan deliller değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemesi isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç : Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün (BOZULMASINA),
peşin harcın istem halinde iadesine 23.10.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak : YKD Mayıs 2004 Sayfa: 745
Old 04-02-2009, 16:41   #9
arbitrator

 
Varsayılan

Sayın Av. Ö. Erol Yavuz,
Konunun tartışılmasından bu yana epey zaman geçmiş olsa da, bir düzeltme yapmak istiyorum.
Sıra cetveline itiraz davası denilen davalar temelde 4 türdür.
Bunlar hacizde sıra cetveline şikayet ve itiraz davası ile iflasta sıra cetveline şikayet ve itiraz (kayıt kabulü ve kayıt terkini) davalarıdır.
Bunların her birinin açılmaları, görevli mahkemeleri, dava ve temyiz süreleri, ispat yükleri farklı farklıdır.
Lütfen gördüğünüz her sıra cetveline itiraz davasına, aynı davadır gözüyle bakmayınız.
Konuyu açan arkadaşımızın sorusu haciz yolu ile takipte düzenlenen sıra cetveline icra mahkemesi nezdinde şikayet yoluyla itiraz edilebilecek bir davaya ilişkindir.
Sizin sunduğunuz karar ise davalı alacağının varlığına ya da miktarına yönelik bir itiraz davasıdır ve bu dava genel mahkemelerin görevi dahilindedir (İİK.m.142).
Burada yeri olmadığını düşündüğümden iflas sıra cetveline hiç girmiyorum.
Somut olay bakımından, sizin sunduğunuz karar uygulanabilirliği olan bir karar değildir; zira itiraz ve dava türleri tamamen farklıdır. Kaldı ki, sizin sunduğunuz karara esas davalarda da, iddia ve savunmanın durumuna göre kimi zamanlarda ispat yükü davacıda olabilmektedir (mesela davacı, davalının hiç alacaklı olmadığını değil, alacaklı olmakla beraber, alacağını tahsil ettiğini ileri sürerse, alacağı tahsil etmediğini ispat yükü davalıya yüklenemez).
Sıra cetveline itiraz davalarının tamamı aynı kurallara tabi değildir, vurgulamak istedim.
Saygılarımla.
Old 04-02-2009, 23:18   #10
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Sayın arbitrator,

Sıra cetveline itiraz yollarını vurguladığınız yanıtınız için teşekkür ederim.

Diğer yandan, belirttiğiniz gibi iflasa ilişkin sıra cetveline itiraz yollarının, forum konusu ile herhangi bir ilgisi yoktur.

“Sıra cetveline itiraz davası” (İİK m.142/1) konusuna gelince, gerçekten bu noktada “sıra cetveline şikayetten” (İİK m.142/3) farklı olarak genel mahkemede görülecek davayı belirtmiştim.

Alıntı:
Yazan arbitrator
Konuyu açan arkadaşımızın sorusu haciz yolu ile takipte düzenlenen sıra cetveline icra mahkemesi nezdinde şikayet yoluyla itiraz edilebilecek bir davaya ilişkindir.

Alıntı:
Yazan arbitrator
Somut olay bakımından, sizin sunduğunuz karar uygulanabilirliği olan bir karar değildir

Somut olay açısından farklı düşündüğümüz anlaşılıyor. Mesajımda, gerekçelerimi de belirtmiştim. Sıra cetveline itiraz yerine, şikayet yoluna gidilmesi gerekliliğine ilişkin gerekçelerinizi de belirteceğinizi umuyorum.

Dikkatinizi çekmiş miydi acaba ? Somut olayda, aynı mahçuz iki farklı borçlunun borcu için haczolunmuş, bir başka bakış açısıyla, satış bedelini alması gereken alacaklıyı belirleyebilmek için, önce mahçuzun maliki borçluyu belirlemek gerekiyor.

Saygılarımla.
Old 05-02-2009, 19:22   #11
arbitrator

 
Varsayılan

Konuyu açan arkadaşımın yazdıklarını okudum elbette.

Demişsiniz ki, "Somut olayda, aynı mahçuz iki farklı borçlunun borcu için haczolunmuş, bir başka bakış açısıyla, satış bedelini alması gereken alacaklıyı belirleyebilmek için, önce mahçuzun maliki borçluyu belirlemek gerekiyor".

Bu doğru, fakat ne kadar gerekli?
Pekala bir mal, bir başkasının borcu için haczedilip satılabilir. İstihkak (İİK.m.96-99) sistemi de bu husus düşünülerek konulmuştur. Üstelik istihkak yoluna gidilmezse "o mal, o takip bakımından borçlunun addolunur".

Sıra cetveline itiraz "davası" ise davalı alacaklının alacağının hiç ya da belirtildiği miktarda olmadığını, ezcümle doğmadığını, geçersiz olduğunu, ifa edildiğini, muvazaaya dayalı olduğunu vs. ileri sürdüğümüz davalardır. Nitekim sizin sunduğunuz kararda iddianın açıkça "muvazaaya" dayalı olduğu yazılmıştır.

Somut olayda davalının "alacaklı olmadığı" ileri sürülmemektedir. Malın davalının alacaklısına ait olmadığı ileri sürülmektedir. Bu itibarla somut olay bakımından "şikayet" yoluna gidilmek ve davayı İcra Mahkemesi'ne açmak gerekir. Uygulamada karşılaşılan sorunların başında bu iki davanın birbirine karıştırılması gelmektedir. Zira İİK 142/son'da "itiraz yalnız sıraya ilişkinse" şikayet yolu ile icra mahkemesine gidileceği yazılıdır. Bu yorum tarzı, itirazın her halükarda sıralamaya ilişkin olduğu fikrini doğurmaktadır. Oysa icra müdürünün hukuka ve takip prosedürüne uygun olmadan yaptığı işlemler hakkında şikayet yoluna gidilebilir.

Şöylece tekrarlayayım:
Bir sıra cetveli düzenlenmeden önce, mal üzerinde sizden önceki tarihli haczi bulunan kimsenin takip dosyasında bir usulsüzlük tesbit ettiniz. Diyelim ki, yasal süre içinde satış istenmediğinden (İİK 106) bu şahsın haczi düşmüş (m.110). Siz bunu şikayet konusu yapamazsınız, zira dosyada taraf değilsiniz. Bu itirazı ancak sıra cetveli düzenlendiğinde, hukuki durumunuz etkilendiği halde yapabilirsiniz. Bu nedenle sıra cetvelindeki diğer alacaklıların takip dosyalarındaki bütün hukuka aykırılıklar, sizin (tıpkı borçlu gibi) itiraz etmenize açık hale gelir.

Peki bu tür iddialar sıraya mı ilişkindir?
Evet...
Zira siz mesela davalı alacaklının ihtiyati haczinin kesinleşmediğini, haczinin düştüğünü, taşınmaz üzerine usulüne uygun biçimde haciz konulmadığını vs. ileri sürmekle aslında "davalıyı sıra cetvelinden çıkartın, yerine beni yerleştirin" demektesiniz.
O nedenledir ki, sıra cetvelinde kendisine para düşmeyen alacaklıya dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Somut olaya dönersek, davacı, borçlunun (veya üçüncü kişinin) yerine geçerek istihkak iddia etmiş gibi, uyuşmazlık çözümlenmelidir. Buna ilişkin kararı da zaten siz sunmuşsunuz. Benim işaret etmek istediğim husus, muvazaaya dayalı (alacağın esasına ilişkin) sıra cetveline itiraz davalarındaki ispat kurallarının, şikayet yolunda uygulanamayacağı idi.

Teşekkür eder, saygılar sunarım.
Old 06-02-2009, 20:50   #12
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan arbitrator
Somut olay bakımından, sizin sunduğunuz karar uygulanabilirliği olan bir karar değildir

Alıntı:
Yazan arbitrator
Somut olaya dönersek, davacı, borçlunun (veya üçüncü kişinin) yerine geçerek istihkak iddia etmiş gibi, uyuşmazlık çözümlenmelidir. Buna ilişkin kararı da zaten siz sunmuşsunuz.

Sayın arbitrator, görüşlerinizi yanıtlayacağım, ancak önce şu hususu netleştirelim.

Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 1996/5632 e. 1996/10038 k. sayılı ve 14.11.1996 tarihli kararı olaya uygulanır, ilk görüşümden vazgeçtim mi diyorsunuz ? Bir başka ihtimal de; bu karar uygulanır, ancak karar sıra cetveline itiraz davasına ait değildir, sıra cetveline şikayete ilişkindir mi demek istiyorsunuz ?

Saygılarımla
Old 06-02-2009, 20:58   #13
arbitrator

 
Varsayılan

ikisini de siz sunduğunuzdan, belirginleştirmeliydim, haklısınız.
uyuşmazlığın istihkak prosedürü içinde çözümleneceğine ilişkin karar, somut olaya uymaktadır.
Esas : 1996/5632
Karar : 1996/10038
Tarih : 14.11.1996



fakat ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin karar, bu dava türüne ait değildir.
Esas : 2003/3924
Karar : 2003/10379
Tarih : 23.10.2003
Elbette karşılıklı deliller değerlendirilecek, davalı da malın kendi borçlusuna ait olduğunu ispatlamaya çalışacak ve en önemlisi istihkak davalarında olduğu üzere, hakim delilleri serbestçe takdir edecek.

Fırsat verdiğiniz için teşekkür ederim.
Old 08-02-2009, 23:54   #14
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Somut olayı hatırlamak gerekirse, muhafaza ve satış işlemini yapan icra dairesi “derece kararını ben yaparsam, size para vermem. Çünkü alacaklılar farklı”, diğer icra dairesi ise “ben derece kararını yapacağım diyerek para istemem” diyordu. Bu noktadan sonra, olayın nasıl geliştiğini bilmiyoruz. Soru sahibi, belki gelişim konusunda katkıda bulunmak ister. Belki de, olay sayın arbitrator'un belirttiği gibi sıra cetveline şikayet tarzında gelişmiştir. Ancak, yine de sıra cetveline şikayet yerine, itiraz davası olması gerektiğine ilişkin görüşümü biraz daha açıklayayım.

Cevabımda, hacizler arasında sıra ve öncelik ilişkisi olmadığını belirterek, olaya uygulanabileceğini düşündüğüm emsal kararı eklemiştim.

Soruya bakılırsa, icra dairesi zaten son derece doğru biçimde problemi görmüş ve çözüm yolunu da açmıştı, en önemlisi sıra cetveli yapılmasını kabul etmişti, tersi de olabilirdi. O takdirde, sayın İcra39 un belirttiği gibi sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için memur muamelesini şikayet etmek gerekecekti. ( İİK m.16-22 )

O noktadan itibaren, icra dairesinin sıra cetvelini yaptığını ve önceden belirttiği gibi diğer haciz sahibine pay ayırmadığını varsayalım. ( Kaldı ki, pay ayırsa zaten açık bir çelişki oluşturacaktı. ) Bu durumda, icra müdürünün işleminde takip hukuku hükümlerine aykırı olan nedir ? Çözümü gereken problem, icra dairesinin herhangi bir işleminden değil, borçlu temsilcisinin ya da borçlunun hatalı davranışından kaynaklanmaktadır. Alacaklılardan en az birisinin takibine karşı, istihkak iddiasında bulunulması gerekirken, bulunulmamış olması nedeniyle icra dairesinin bir kusuru olmaması gerekir.

Olayda kendisine pay ayrılmayan alacaklı, pay ayrılan alacaklı ve alacağa itiraz edecektir. Çünkü pay ayrılan alacaklı ve alacağının, satılan mahçuzun maliki borçludan olmayıp, bir başka borçludan olduğu iddiasındadır. Yasal tanımla, “esasa taalluk eden” bu iddia, sıra cetveline şikayetin değil, itiraz davasının konusunu oluşturması gerekir.

Dikkat edilecek olursa, somut olay açısından uygulanabileceğini belirttiğiniz kararda dahi olay bu doğrultuda çözümlenmiştir. Karar metninde belirtildiği gibi dava “şikayet” olmayıp, “sıra cetveline itiraz davasıdır.”

Kaldı ki, şikayeti dava olarak nitelemek doğru da olmayacaktır. Zira, şikayet teknik olarak bir dava değildir.

Öte yandan, 1996 yılında İcra Tetkik Merciileri henüz İcra Mahkemesi olmamıştı. Bu itibarla, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin Tetkik Mercii'nin bakacağı şikayeti, mahkemenin bakacağı sıra cetveline itiraz davası olarak nitelendirmeyeceği de dikkate alınmalıdır.

Son olarak, itiraz yolu “şikayet” olmayıp, “sıra cetveline itiraz davası” olunca, ispat yükü davalıdadır.

Saygılarımla.

Not : ekli kararda "şikayet" ve "sıra cetveline itiraz davası" konuları birlikte değerlendirilmektedir.

T.C. YARGITAY
19.Hukuk Dairesi

Esas: 2008/1385
Karar: 2008/3452
Karar Tarihi: 04.04.2008

ÖZET: Somut olayda şikâyet eden, şikayet edilenlerin hem sırasına, hem de borcun sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiği iddiası ile alacağının esasına itiraz ettiğinden, genel mahkemenin görevli olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

(2004 S. K. m. 142) (1086 S. K. m. 7, 27)

Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Karar: Şikayet eden vekili, 3. sırada olan müvekkili ile 2. sırada alacaklı olan davalının takiplerinin aynı gün kesinleşmesi nedeniyle alacağın garamaten paylaştırılması gerektiğini, borçlunun gayrimenkulün satış tarihinden önce ölmesi nedeniyle borcun sigorta şirketi tarafından karşılanmasının zorunluluk olduğunu, banka alacağının karz ipoteği olmasına rağmen bu bedelin dışına çıkıldığını, bankanın yaptığı takibin kesinleşmediğini belirterek sıra cetvelinin iptalini istemiştir.

Mahkemece, sıra cetvelinin doğru olduğu belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.

Şikayet eden vekili kararı temyiz etmiştir.

İcra ve iflas Kanunu'nun 142. maddesinin 1. fıkrasına göre, <Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir.> Bu hükümle, sıra cetvelinde yer alan bir alacaklının diğer alacaklıların alacağının esas ve miktarına itiraz etmeleri düzenlenmiştir. Aynı maddenin 3'üncü fıkrasında ise, alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp, sadece sıraya dair itirazlarda şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurulacağı belirtilmektedir.

Somut olayda şikâyet eden, şikâyet edilenlerin hem sırasına, hem de borcun sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiği iddiası ile alacağının esasına itiraz ettiğinden, genel mahkemenin görevli olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aynı dilekçe ile birden fazla suç hakkında şikayet yapılabilirmi? Av.Hakan Var Meslektaşların Soruları 9 25-05-2013 18:35
Bonoda çift keşideci, tanzim yerinin birden fazla olması... Av.Mehmet Saim Dikici Meslektaşların Soruları 48 09-05-2013 15:11
Bir Katın Birden Fazla İşyeri Merkezi Olması ad-hoc Meslektaşların Soruları 1 01-07-2007 12:53
Aynı Anda Birden Fazla İşyerinde Sigortalı Olmak Av.H.Sancar KARACA Meslektaşların Soruları 2 16-12-2006 16:03
Birden Fazla Avukatın Aynı Yazıhanede Çalışması. tuncaytur Meslektaşların Soruları 0 19-07-2002 12:08


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13112402 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.