Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Sİgorta Şİrketİ+gÖrevlİ Mahkeme

Yanıt
Old 18-03-2011, 15:30   #1
av.utkan

 
Varsayılan Sİgorta Şİrketİ+gÖrevlİ Mahkeme

Otomobillerin karıştığı ve yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak maddi tazminat davası dolayısıyla Ticaret mahkemeleri mi yoksa değer itibarıyle sulh-asliye hukuk mahkemelir mi görevlidir?... Teşekkürler...
Old 18-03-2011, 17:18   #2
av.kadirpolat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.utkan
Otomobillerin karıştığı ve yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak maddi tazminat davası dolayısıyla Ticaret mahkemeleri mi yoksa değer itibarıyle sulh-asliye hukuk mahkemelir mi görevlidir?... Teşekkürler...

Müddeabihin değerine göre asliye yada sulh hukuk mahkemelerinde açılması gerekiyor.

Ancak buradaki tazminat, can ve mal kaybı ile mi ilgili yoksa, aracın hasarının sebebiyeti ile mi ilgili?

Ayrıca araç maliki tacir mi yok sa gerçek kişi mi?

Araç ticari mi yok sa hususi mi?

Bunlar da sanırım işlemin uğrak yerini belirleyici durumlar.
Old 18-03-2011, 17:49   #3
mahmutmicoz

 
Varsayılan Sayın meslektaşıma katılıyorum.

Sigorta, Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu ise aksine bir hüküm yoksa hangi davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususunu açık düzenlemiştir. Kanun aynen şu şekilde:
II - Ticari örf ve âdet
MADDE 2-(1)Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır.
(2)Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.
(3)Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır.
III - Ticari işler
MADDE 3-(1)Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.(MUTLAKA TİCARET MAHKEMESİNDE GÖRÜLÜR DEMİYOR!!!)

IV - Ticari davalar ve delilleri
1. Genel olarak
MADDE 4-(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlarave ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.

MADDE 5-(1)Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
(2)Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(3)İkinci fıkrada yazılı durumlarda, sadece iki tarafın isteklerine bağlı olmayan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki niteliği nedeniyle mahkemenin iş alanına girip girmediği, taraflarca sadece ilk itiraz şeklinde ileri sürülebilir. İlk itiraz haklı görüldüğü takdirde dosya talep üzerine ilgili mahkemeye gönderilir. Kararın sözlü bildirimi veya tebliği tarihinden itibaren on gün içinde yenilenecek davaya bu mahkeme bakmak zorundadır; ancak, davaya, davanın niteliğine göre uygulanması gerekli olan usul ve kanun hükümlerini uygular. Ticari bir davanın hukuk mahkemesi, ticari olmayan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi hükmün bozulması için yalnız başına yeterli bir sebep oluşturmaz.
(4)Görevsizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi hâlinde yapılacak işlemlere ve bunların tabi oldukları sürelere ilişkin usul hükümleri, iş alanına ait ilk itirazın kabulü hâlinde de uygulanır.

Yukarıdaki hüküm, MUTLAK bir hüküm olmadığı için, davanızı Ticaret Mahkemesinde ya da
HUMK m.1 ve 2 gereği daha genel mahkemeler olan, Sulh ya da Asliye Hukuk Mahkemelerinde açabilirsiniz.

Eğer davanızı Asliye Ticaret Mahkemesinde değil de Sulh ya da Asliye Hukuk Mahkemesinde açar iseniz; karşı taraf
ESASA CEVAP SÜRESİ İÇERİSİNDE İŞ BÖLÜMÜ İTİRAZINDA BULUNABİLİR.

Bu durumda dosya iş bölümü itirazı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilme kararı verilir. Ancak esasa cevap süresi içerisinde iş bölümü itirazında bulunulmaz ise, artık bir daha iş bölümü itirazı değerlendirilmez ve mahkeme o dava için görevli hale gelecektir. Bu arada iş bölümü itirazı bir nihai karar olup, mahkeme iş bölümü itirazıyla o davadan elini çeker. Bu durumda İçtihadı Birleştirme Kararı gereği İş bölümü itirazı ANCAK ESAS HÜKÜMLE BİRLİKTE TEMYİZ EDİLEBİLİR.

Tüm bunlardan kanunun lafzına bakılarak şu sonuç çıkarılabilir:

Ticari bir işletmeyi ilgilendiren konular UZMANLIK GEREKTİREN KONULARDIR. Bu konularda kanun, uzman mahkeme olan TİCARET MAHKEMESİNİN DAHA DOĞRU KARAR VEREBİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEKTEDİR. Burada korunan hukuksal yarar; genel mahkemelerin uzmanlık gerektiren konularda vereceği kararın hatalı olabileceğindendir.
Teşekkürler.

Old 18-03-2011, 17:54   #4
karine

 
Varsayılan

sigorta sözleşmeleri TTK'da düzenlendiği için mutlak ticari iş sıfatını haizdir. Bu nedenle asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu düşünüyorum.
Old 21-03-2011, 09:48   #5
av.utkan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.kadirpolat
Müddeabihin değerine göre asliye yada sulh hukuk mahkemelerinde açılması gerekiyor.

Ancak buradaki tazminat, can ve mal kaybı ile mi ilgili yoksa, aracın hasarının sebebiyeti ile mi ilgili?

Ayrıca araç maliki tacir mi yok sa gerçek kişi mi?

Araç ticari mi yok sa hususi mi?

Bunlar da sanırım işlemin uğrak yerini belirleyici durumlar.

*** tazminat talebi kaza sonucu daimi iş gücü kaybına ilişkindir. Her ki iarç maliki de gerçek kişi ve hususi araçtır. Bu durumda sanırım aslaye hukuk mahkemesine dava açacağım. Cevaplarınız için teşekkürler.
Old 21-03-2011, 09:57   #6
av.kadirpolat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.utkan
*** tazminat talebi kaza sonucu daimi iş gücü kaybına ilişkindir. Her ki iarç maliki de gerçek kişi ve hususi araçtır. Bu durumda sanırım aslaye hukuk mahkemesine dava açacağım. Cevaplarınız için teşekkürler.

Maluliyete ilişkin kaza ise, görevli mahkeme için müddeabihin değerine bakmak gerekiyor. Asliye yada Sulh Hukuk..,

Burada kazaya sebebiyet verene ve sigortasına karşı dava açılacak. Tercihe göre sadece bir tarafa da dava yönlendirilebilir.
Old 21-03-2011, 09:58   #7
karine

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 1999/9076

K. 2000/38

T. 17.1.2000

DAVA : Taraflar arasındaki davanın Ankara 11.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 29.9.1999 tarih ve 1998/644-1999/571 sayılı kararın ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ............. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkile ait aracın davalı şirketçe trafik sigortasının yapıldığını, aracın karıştığı kazara iki kişinin öldüğünü, ölen şahısların hak sahiplerine müvekkilce tazminat ödendiğini, davalı şirketçe poliçe limiti olan kişi başına 1.5 milyar liradan 3 milyar liranın müvekkile ödenmediğini ileri sürerek 3 milyar liranın olay tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın ticaret mahkemesinin iş alanına girdiğini, davacının aracının sigorta süresinin 5.8.1997 günü saat 12.00 da dolduğunu, aynı tarihli 2. poliçenin ise kayıp poliçelerden olup geçersiz olduğunu, davacının ölenlerin mirasçılarının ödediği miktardan ancak poliçe limiti 1.5. milyar liradan müvekkilinin sorumlu tutulabileceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, işbölümü itirazının reddi ile, davalının acentası tarafından kaybedilen poliçelerden dolayı davacıya karşı olan yükümlülüklerinin ortadan kalkmayacağı, poliçe ile davalı şiketin sorumluluğunun kişi başına 1.5 milyar lira kaza başına 7.5 milyar lira olarak belirlendiği, davacının kaza nedeniyle ................. mirasçılarına 3.200.000.000 lira demede bulunduğu gibi, .......................... mirasçılarının da destekten yoksunluk tazminatı açısından davacıyı ibra edildiği, kazada iki kişinin ölmüş olması nedeniyle sigorta şirketinin 3 milyar lira teminat ile sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, bu miktarın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacıya ait aracın, 3.şahıslara çarparak ölümlerine neden olması sonucu, davacı tarafça hak sahiplerine yapılan tazminat ödemelerinin, davacının trafik sigortacısı olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükmedilen tazminat miktarına, kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir.

Trafik kazaları, haksız eylem sayılan hallerdendir. Haksız eylemlerde temerrüt, haksız eylem tarihinde oluşur. Anca, zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün haksız eylmem tarihinde oluştuğunun kabulü mümkün değildir.Zira Karayolları Trafik Kanununun sigortacının zarar giderim yükümlülüğünü düzenleyen 98/1 ve 99/1.maddeleri hükümlerinde, sigortacının gerek bedensel, gerese şeye gelen zararları ödeme yükümlülüğü, durumun sigortacıya ihbarından itibaren şekiz iş gününde ödemesi gerektiği hükme bağlanmıştır. O halde mahkemece, davacının, sigortacı davacıya zarar ihbarı yapıp yapmadığının araştırılması, ihbar yapılmış ise yukarıda açıklandığı üzere temerrüt tarihinin saptanması, ihbar yapılmamış ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir iken, yazılı şekilde olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

2-Öte yandan, davalı vekili süresi içinde usulüne uygun olarak iş bölümü itirazında bulunmuş ve davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunmuştur. TTK.nun 3.maddesi gereğince bu kanunda düzenlenen hususlar ticari işlerdendir. Yine TTK.nun 5.maddesinin 2.fıkrası gereğince o yerde ticaret mahkemesi varsa ticari davalara ticaret mahkemelerinde bakılır. Aynı maddenin 3.fıkrası gereğince bu hususun ilk itiraz olarak dermayan edilmesi gerekir. O halde mahkemece, sigorta hukukuna ilişkin bu davada davalının süresinde yaptığı işbölümü ile itirazı yerinde olmakla, mahkemece, itirazın kabulüne ve dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekir iken, yazılı gerekçeyle iş bölümü itirazının reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.1.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 21-03-2011, 10:38   #8
av.kadirpolat

 
Varsayılan

Daha önce THS de bu konuay ilişkin bir tartışma olmuştu zaten. Orada bir meslektaşımızın sunmuş olduğu YHGK kararını sunuyorum.

Burada da görevli mahkemenin müddeabihe göre belirleneceğine değinilmekte. Yeni tarihli olması ve HGK nın kararı olması açısından öncelikli olarak önem verilmeli, diye düşünüyorum.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2009/3-109
K. 2009/178
T. 6.5.2009
• HAKSIZ FİİL DOLAYISIYLA TAZMİNAT ( Dava Edilen Kısım Alacağın Son Kısmı Olmadığından Görev Konusunun Belirlenmesinde Alacağın Tamamının Göz Önünde Bulundurulması Gerektiği )
• GÖREVLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ ( Haksız Fiilden Doğan Tazminat - Dava Edilen Kısım Alacağın Son Kısmı Olmadığından Alacağın Tamamının Göz Önünde Bulundurulması Gerektiği )
• TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT ( Dava Edilen Kısım Alacağın Son Kısmı Olmadığı ve Alacağın Tamamı da Münazaalı Bulunduğu Takdirde Alacağın Tamamı Göz Önünde Tutularak Mahkemenin Görevli Olup Olmadığının Öncelikle Saptanması Gerektiği )
765/m.102, 455
818/m.60
1086/m.4,8
2918/m.109
ÖZET : Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava edilen kısım, alacağın son kısmı olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı bulunduğu takdirde alacağın tamamı göz önünde tutularak mahkemenin görevli olup olmadığının öncelikle saptanması gerekir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.

Somut olayda, dava edilen kısım, alacağın son kısmı olmadığından, usulün anılan hükmü uyarınca görev konusunun belirlenmesinde alacağın tamamının göz önünde bulundurulması gerekir. Bu durumda mahkemece; öncelikle davacıdan saklı tuttuğu tazminat miktarının ne olduğu sorulmalı ve saklı tutulan miktar ile birlikte önceden dava edilen 3.000,00 YTL.nin toplamı HUMK. 8/1 maddesi gereğince 2006 yılı için katsayı artış oranına göre hesaplanan 5.490,00 YTL’ yi geçtiği takdirde davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.02.2007 gün ve 2006/1107 E.- 2007/1169 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 08.11.2007 gün ve 2007/15583 E.-16654 K.sayılı ilamı ile;

( ... Davacı vekili dilekçesinde, davalıların murisinin kullandığı araçta yolcu olarak seyir halinde iken kaza yapması sonucunda davacının sağ omzunda hareket kısıtlılığı olacak şekilde yaralandığı ( murisin ise kaza nedeniyle hayatını kaybettiği ) ve malül kaldığını belirterek 1.000-YTL. maluliyet, 2000-YTL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; trafik kazasının 2.5.2000 tarihinde meydana geldiğini, davacının aynı davalılar aleyhine aynı tazminat istemine ilişkin olarak Kütahya İş Mahkemesine 26.11.2001 tarihinde dava açtıkları ve mahkemece verilen görevsizlik kararından sonra dosyanın takip edilmediğini, bu davanın ise 18.4.2006 tarihinde açıldığını; 2918 sayılı Yasanın 109/2-b, B.K.nun 60.md. öngörülen zarar ve faili öğrenme tarihinden itibaren öngörülen iki yıllık ve bir yıllık zamanaşımı sürelerinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçe gösterilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Oysa, Borçlar Kanununun 60.maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, tazminat davası ceza kanunları gereğince süresi daha uzun zamanaşımı süresine tabi cezayı gerektiren bir eylemden doğmuş olursa o zamanaşımı uygulanır. B.K.mad.60/2 uyarınca, ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için, ceza davasında tazminat istenmesi gerekmediği gibi, eylemi işleyen hakkında ceza davasının açılmış ya da mahkumiyet kararı verilmiş bulunması da gerekli değildir. Yalnızca haksız eylemin suç niteliğini taşıması yeterlidir. O halde, zararlandırıcı eylemin suç niteliği varsa, o suç için Ceza Yasasının öngördüğü dava zamanaşımı süresi uygulanır.

Bu nedenle; mahkemece, uzamış zamanaşımı süresi dikkate alınmak suretiyle işin esası incelenmek ve sonucu dairesinde hüküm kurmak gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru görülmediği... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı A... T... vekili 18.04.2006 harç tarihli dava dilekçesinde; Dava dışı M... T...’ün kullandığı minibüsün içerisinde davacı A... T... ve arkadaşları olduğu halde, 02.05.2000 tarihinde seyir halinde iken, davalıların murisi A... K... ’nın kullandığı aracın, minibüse çarpması sonucunda meydana gelen kazada, A... K... ve aynı aracın içinde bulunan A... K...’nun öldüğü, minibüsün içinde bulunan davacının ise sağ omzunda hareket kısıtlılığı olacak şekilde yaralandığını ve malül kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik;1.000-YTL. maddi, 2000-YTL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar N... K..., N... B... ( K... ), O... K... vekili 11.05.2006 tarihli cevap dilekçesinde; davanın, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.

Yerel Mahkemece, 2918 sayılı Yasanın 109/2-b ve B.K.nın 60.maddelerinde öngörülen zarar ve faili öğrenme tarihinden itibaren iki yıllık ve bir yıllık zamanaşımı sürelerinin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Özel Dairece, yukarıda belirtilen gerekçe ile karar bozulmuş, mahkemece; olayda ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, ancak TCK.455/2-son, 102. maddelerinin öngördüğü 5 yıllık zamanaşımı süresinin dahi dolduğu gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiştir.

Davacı, dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin dava hakkını saklı tutarak maddi tazminatın bir kısmını ( 1000,00 YTL. ) dava etmiş, toplam maddi tazminat talebinin ne kadar olduğunu yargılama aşamasında açıklamadığı gibi, mahkemece de davacıya açıklattırılmamış, bu hususta bilirkişiden rapor da alınmamıştır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinin ikinci fıkrasına göre, dava edilen kısım, alacağın son kısmı olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı bulunduğu takdirde alacağın tamamı göz önünde tutularak mahkemenin görevli olup olmadığının öncelikle saptanması gerekir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.

Somut olayda, dava edilen kısım, alacağın son kısmı olmadığından, usulün anılan hükmü uyarınca görev konusunun belirlenmesinde alacağın tamamının göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu durumda mahkemece; öncelikle davacıdan saklı tuttuğu tazminat miktarının ne olduğu sorulmalı ve saklı tutulan miktar ile birlikte önceden dava edilen 3.000,00 YTL.nin toplamı HUMK. 8/1 maddesi gereğince 2006 yılı için katsayı artış oranına göre hesaplanan 5.490,00 YTL’ yi geçtiği takdirde davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı HUMK.’un 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Trafİk Kazasi-sİgorta Şİrketİ av.utkan Meslektaşların Soruları 4 16-03-2011 17:58
GÖrevlİ Mahkeme soylu Meslektaşların Soruları 3 09-11-2009 16:20
Sİgorta Şİrketİ İbra soylu Meslektaşların Soruları 4 12-09-2009 11:36
İŞ GÜcÜ Kaybi-sİgorta Şİrketİ-trafİk Kazasi Mehmet Taşcı Meslektaşların Soruları 1 01-02-2008 08:28
Sİgorta Şİrketİ Neden Ödemİyor? TRINITY Meslektaşların Soruları 3 25-01-2008 08:19


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04158592 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.