Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Flört Şiddeti

Yanıt
Old 03-07-2012, 15:35   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Flört Şiddeti

Alıntı:
“Ben Gökçe. Ders bitimiydi. Eşyaları topladım ve binadan dışarı çıktım. Otoparkta aracıma doğru ilerlerken gördüm onları. Oğlan, kızı var gücüyle dövüyordu.

Kan beynime sıçramıştı. Güpegündüz, ODTܒnün ortasında, alenen bir otoparkta! “Nasıl bir cüret!” dedim içimden.

Yanlarına koşarak gittim, kızı kolundan çektim aldım. “Sen arabaya geç” dedim. Elimde telefon, polisin numarasını çevirmeye yeltendim ve oğlana dönerek “Polisi arıyorum, nasıl cesaret edersin kıza el kaldırmaya?” diye bağırdım.

Tam o sırada kız bana dönerek, “Sen karışma, bu bizim aramızda” diye haykırdı korku dolu gözlerle. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Ben onları anlamazken, onlar benim ciddiyetimin farkına varmışlardı. “

***

Kadına yönelik şiddeti tartışırken, en görmezden geldiğimiz konulardan biridir flört şiddeti. Acıdır ama Türkiye’nin en yaygın gerçeklerinden biridir aynı zamanda. İster sokakta olsun, ister ODTÜ gibi bir üniversite kampüsünün ortasında, güçlünün güçsüze zulmü en çok kadınların genç yaşında ve kendini savunacak yeterli gücü olmadığında ortaya çıkar. Bazen iki liseli ya da üniversiteli genç arasında bazen aynı sanayi bölgesinde ya da aynı işyerinde çalışan iki genç arasında…

Aslında “flört şiddeti” nitelemesi, gençler arasındaki yakın ilişkilerde yaşanan şiddeti tanımlamaya yetmez. Her şeyden önce flört, her yaşta insanlar arasında yaşanabildiği için. “Flört” kadınla erkek arasındaki ilişkinin ilk evresinin, söz-nişan öncesi döneminin adı. Öyleyse, birincisi, erken evlendirilen çocuk kadınların yaşadığı şiddete flört şiddeti diyemeyiz. İkincisi, kadın-erkek ilişkisi dediğimiz ilişkiler genellikle ergenlikle birlikte başladığından olsa gerek, flört sanki gençlere özgü bir durummuş gibi algılanıyor. Oysa, insanın yaş itibariyle ikinci baharda yaşandığında da flört flörttür. Özellikle de fiziksel şiddetten çok parasını, ziynetlerini, malını-mülkünü alıp ortadan kaybolma, sosyal çevresiyle ilişkisini keserek yalnızlaştırma ve kendine muhtaçlaştırma, bağımlı kılma gibi şiddet türleri insanların görece daha deneyimli oldukları ikinci baharda da yaşanabilir.

***

Ülkemizde henüz çok az araştırılmış olan flört şiddetinin net bir tanımı yapılmış değildir. Biliyoruz, flört şiddeti kişinin diğerine kötü davranarak kendi güç ve kontrolünü devam ettirmesidir. Aile-içi şiddet gibi, müdahale edil(e)meyen, çoğu zaman gizli kalması tercih edilen bir şiddet… Özellikle de gençlik ilişkilerinde çokça yaşanmakta. Batı’da yapılan araştırmalarda flörtlerin % 20’den fazlasında yaşandığı ortaya çıkarılmış durumda. Cinsel olmayan şiddet türleri üzerinden baktığımızda oranlar daha da yüksek: Örneğin Amerika’da yapılan bir araştırmada lise yıllarında % 22, üniversite yıllarında % 32 gibi bir oranda. [1] Türkiye’de ne oranda flört şiddeti yaşanıyor, bilmiyoruz. Ankara’da yapılan kısmi bir araştırmada flört şiddeti yaşama oranları üniversite birinci sınıf öğrencilerinde % 18, dördüncü sınıf öğrencilerinde % 40 gibi yüksek oranlarda çıkmış bulunuyor. [2]

Söz buraya gelince flört şiddetinin neleri içerdiğini de konuşmak zorunlu oluyor. Diğer şiddet vakalarında olduğu gibi flört şiddetinde de psikolojik-sözel-duygusal, fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddet türleri mevcut. Ama şiddetten konuşurken, türlerden çok daha önemli olan eylemleri konuşmak olmalı. Çünkü kişiler şiddet türlerini bilmeyebilirler ama yaşadıkları ya da uyguladıkları eylemleri her zaman sıralayabilirler. Özellikle gençler ve kadınlar bazen deneyimsizlikten, bazen yaygın yanlış bilinenler toplumsal kabullerden dolayı bir eylemin şiddet olduğunu bilmiyorlar. Ya da “evet” demek ağır geliyor. O zaman şiddete uğradınız mı sorusuna, “hayır” cevabını veriyorlar. Oysa eylemleri konuşsak, kişinin şiddete uğradığı ya da şiddet uyguladığını daha doğru bir oranda öğrenebiliriz. Mesela kıskançlık –bizim kültürde- yaygın bir şekilde sevgi belirtisi sayılıyor. Çok kadın daha flört aşamasından başlayarak “erkek seviyorsa kıskanır” yaygın yanlış inancı nedeniyle erkeğin aşırı sahiplenmeci, kadının davranışlarını izne bağlayan, sınıf arkadaşlarına ve hatta akrabaları olan erkeklere selam vermesine bile engel olan, evden dışarıya kendisi olmadan adım atmasına imkan bırakmayan sınırlamalarını şiddet değil aşırı sevgi sanıyor. Nitekim yukarıda belirttiğimiz Ankara’da yapılmış olan araştırmada, öğrencilerin % 37,5’unun kıskanmayı, % 32,5’unun çimdiklemeyi, % 23,7’sinin ihmal etmeyi, % 18,3’ünün takip etmeyi, % 17,1’inin önemli kararlarda fikrini sormamak/ birlikte karar almamayı şiddet saymadığı anlaşılmaktadır. Fikri olmayanlarla birleştirildiğinde bu oranlar sırasıyla % 62,1; % 48,3; % 42,9; % 35; % 34,6’ya yükselmektedir. Buna karşılık araştırmaya katılan gençler tokat, dayak, cinsel ilişkiye zorlamak, cezalandırmak, aile planlaması yöntemi kullanmamaya zorlamak, küfür, tehdit, hakaret gibi eylemleri % 90’dan yüksek bir oranda şiddet olarak tanımlamıştır.

***

Eklemek zorundayız ki, flört şiddeti sadece kadına yönelik olmayabilir. Kadının aşırı kıskanç ve aşırı kontrolcü olduğu durumlarda erkek de şiddete uğrayan taraf olabilir. Elbette bu da flört şiddetidir. Ancak, erkeğin kadını kontrol ettiği sistem esas olmaya devam ettiği sürece, yani erkek egemen sistemde, flört şiddeti de, eşler arası şiddet de, aile içi şiddet de sistemli bir şekilde erkekten kadına yönelen şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin aile içinde şiddete uğrayan kadınların ¾’ü baba, koca ya da ağabey gibi bir erkekten şiddet görmektedir. Nerdeyse hep bir cinsten öbürüne yönelen bir şiddet… Özetle, flört şiddeti cinsiyetçi bir şiddettir.

***

Flört şiddetine uğrayan genç kadınlar, kimimizin kızı, kimimizin kardeşi, kimimizin yakın arkadaşı, bazen de bizleriz. Henüz flört aşamasında olan bir ilişkide resmiyet olmadığı için, erkek tarafı kimseye hesap vermek zorunda olmadığını düşünerek, istediği gibi hırpalayabilir, tehdit edebilir, şantaj yapabilir veya her şeyin ötesine gidip fiziksel şiddete başvurabilir. Genç kadın ise, ailesinden, çevresinden çekinip, yaşadığı zulmü kimseyle paylaşmaz. Şiddeti benimser, kabullenir ve susar.

Bunun en büyük sebepleri, erkek egemen zihniyetli ve insanı merkeze almaktan uzak olan kapitalist sistem ile oluşturulan kamu politikalarının nerdeyse sadece “aile içi şiddete” yönelik olarak geliştirilmesidir. Henüz aile olmayan her türlü ilişkide yer alan kadınlar, zihniyette ve çoğu zaman da kanunlarda “şiddete karşı korunmaya hakları olan bireyler” olarak görülmezler.

Bir diğer sebep, bilinçsizlik ve yalnızlık duygusudur. Şiddete uğrayan genç kadın, kendisini çaresiz hissetmekte, kimden yardım alabileceğini bilememekte, alacağı yardımın karşısındaki canavarı durduracağından emin olamamaktadır. Ne yazık ki bizim üniversitelerimizde, dünyanın bazı ülkelerinde kurulmuş olan “şiddete karşı destek birimleri” yoktur.

Ailesinden uzak, bir başka şehirde okuyan genç kadınlar, çoğu zaman kendi ailelerinin korumasından da yararlanamazlar. Deyim yerinde ise, aileden yana da “sahipsiz”dirler. Sorunu çözmek, bazı aileler için genç kadının eğitime son verip, ailesinin yaşadığı yere dönmesidir. “Namus”a zarar geleceğine, genç kadına fiziksel olarak zarar geleceğine, varsın geleceğine zarar gelsin! Bu korku da genç kadınları aileden destek istemekten alıkoymaktadır.

Gençler arasındaki ikili ilişkilerde şiddetin ortaya çıkmasının yaş dönemiyle de bir alakası vardır. Biliyoruz ki adölesan yani ilk ergenlik döneminde erkekler daha saldırgan özellikler taşırlar. Ancak bu bizi, “eh ne yapalım bu da kaçınılmaz bir durummuş” fikrine götürmemeli. Ama riskin yüksekliğini aklımızda tutmalıyız.. Adölesan dönemde erkekler ya da kızlar ikili ilişkide şiddetin ortaya çıkması riskini artıran bazı özellikler taşıyorlar: Mesela kendini koruma becerileri tam gelişmediğinden erken yaşta flört ilişkisi ya da erken cinsellik riski artırıyor. Kırılgan ve deneyimsiz olmak, iletişim becerilerinin henüz yeterince gelişmemiş olması, çocuklukta yaşanmış olan anne-baba arasındaki şiddete dair tanıklıklar veya bizzat yaşanmış şiddetten kalan izler, değersizlik duyguları, sevgi açlığı da öyle.

Flört şiddetinin cinsiyetçi özellikler taşıdığını, yani büyük çoklukla çiftler arasında erkekten kadına yöneldiğini yukarıda da belirtmiştik. O halde sorunun varlığında yerleşik cinsiyetçi rollerin de bir payı var diye düşünmek gerekir. Örneğin, yetişme ortamımızdaki cinsiyetçilik, hepimizi kadın ve erkek olarak sosyal rollerle yetiştiriyor, kalıplara oturtuyor. Mahremiyet anlayışı, utanç gibi duygular, yaşayanların sessiz, saldırganların cezasız, yaşananların da gizli kalmasına yol açıyor. Romantik ilişkilerde şiddetin sevginin bir ifadesi olduğuna dair yanlış bilgiler de şiddetin adını koymayı zorlaştırıyor, engelliyor.

***

Flört şiddetinin etkileri, genel olarak şiddetin yol açtığı etkilerden çok farklı değildir. Uyku, yeme bozukluklarından kilo kontrol sorunlarına, sigaradan, alkolden maddeye çeşitli bağımlılıklara, kendilik değerlerindeki bozuklukla alakalı rastgele cinselliklerden ileri gelen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan daha fazla şiddete uğrama risklerine, fiziksel izlerden kalıcı travmalara, psikosomatik rahatsızlıklara, kendine zarar vermeye, depresyonlara, eğitimde dikkat bozukluklarına, başarısızlıklara, okul terklere, kendi davranışlarında artan şiddet eğilimine birçok etki örnek verilebilir. Kırılgan ve deneyimsiz olan gençlerde etkilerin daha derin izler bırakabildiğini göz ardı etmemekte yarar vardır.

Flört şiddetinin genç kadınlar açısından çok önemli bir diğer etkisi istenmeyen gebeliklerdir. Yaşanan korkular da çabası…

*** .

Peki, ne yapmalı?

Öncelikle gençlerin daha çok akranlar üzerinden bilgilendiklerini unutmayalım. Bu saptama gençlerin bilgilendirilmelerine özel bir önem vermemiz gerektiğini gösteriyor. Hedefe ulaşmak için araçlar, ücretsiz telefon hatları, gençlik web sayfalarında kolayca erişilebilir bilgilere ver verilmesi, gençlik kulüplerinde yapılması gereken kısa bilgilendirmeler, kamu spotları, gençlik merkezlerinin yaygınlaşması ve bu merkezlerde destek birimlerinin oluşturulması ve daha sayılması gereken bir çok imkan, yol, kanal, mecra olabilir.

Gizliliği, saklamayı, sessizliği aşmak gerek. Çünkü kültürel olarak bir saklama eğilimi mevcut. Bu açıdan da akran eğitimleri, akranlar arası dayanışma sistemlerinin oluşturulması önem taşıyor.

“Ben Nazik. Birkaç gün önce kızımın yakın arkadaşlarından birinden bir telefon aldım. Arkadaşlarından biri erkek arkadaşından şiddet görmüş. Ne yapabilirim diye sordu, bilgi istedi. İstanbul’da olduklarından ‘Mor Çatı’yla bir telefonlaşsın, haklarını tam olarak öğrensin. Yapmak istediklerine öyle karar versin. Psikolojik destek için de Mor Çatı onu yönlendirir’, dediğimde, ‘Nazik teyze bizim gibilerin oraya başvurması asla olmaz. Çok alçaltıcı. Bir psikolog ve bir de hukukçu ismi versen olmaz mı?’ cevabı aldım. Çok şaşırdım. Yaygın yanlış kanaatler buraya kadar yayılmış demek ki, diye düşündüm. Genç kadına ‘gizlilik ilkesi’nden söz ettim, yakın ilişkide şiddet herkesin başına gelebilir, sizin de, dedi. Bilmem ikna edici oldum mu?”

Özel olarak önem verilmesi gereken bir alan cinsel yolla bulaşan hastalıklar, istenmeyen gebelikler gibi sağlık sorunlarıdır. Bu alanda genel bilgilendirmeye ilaveten, erişilebilir hizmetler artırılmalı, uzmanlar da hem sayıca artırılmalı hem de yetkinleştirilmeli.

***

Toplumdaki sorunların çözümünün ilk yolu, onları görünür kılmaktan geçer. Bizim bu yazıyı kaleme almamızın yegane sebebi budur. Mevzu bahis flört şiddeti olunca, konunun görünürlüğü sadece bir genç kız doğranıp bir gitar kutusunda çöpe atıldığında sağlanıyor.

Bu noktaya kadar beklemeli miyiz?

Öldüğünüzde bir kez ölürsünüz ama şiddete uğruyorsanız her gün.

Hangi siyasi düşünceye sahip olursanız olun ya da hangi sınıftan, hangi kesimden hangi eğitim durumundan olursanız olun, flört şiddeti herkesin yaşayabileceği bir insan hakları sorunudur. Alınacak önlemlerle, kurulacak birimlerle, eğitimle ve bilinçlendirmeyle önüne geçebileceğimiz bir sorun. Hayatların sona ermesini ya da hayata kırık testiden su sızdırarak devam etmeyi engellemek elimizde.

Devletin sorumluluğunu yerine getirmesini talep ederek ve bilinçli müdahaleler yapan bir gençliği ayağa dikerek başlasak?

S.Nazik Işık & Gökçe Pişkin

Nüve ve Sol Akademi

http://nuve.biz/munevvere-ne-oldu/



--------------------------------------------------------------------------------

[1] National Youth Violence Prevention Resource Centre (2001), www.safeyouth.org/scripts/facts/intimate.pdf

[2] Doç.Dr. Dilek Aslan ve arkadaşları, Ankara’da İki Hemşirelik Yüksekokulunun Birinci ve Dördüncü Sınıflarında Okuyan Öğrencilerin Flört Şiddetine Maruz Kalma, Flört İlişkilerinde Şiddet Uygulama Durumlarının ve Bu Konudaki Görüşlerinin Saptanması Araştırması (Teknik Rapor), Ankara, 2008.








.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Şiddeti kanıtlamak gülnur Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 2 05-01-2011 22:03
Şiddeti Reddeden Erkekler: Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 4 05-11-2006 11:53
Kadın Şiddeti Hakeder Mi? Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 7 15-07-2003 10:22


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07714105 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.