Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Kadın Haberleri 2012

Yanıt
Old 09-01-2012, 17:34   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Kadın Haberleri 2012

Çocuk gelinler için örnek dava

15 yaşındaki kızlarını zorla evlendirmek isteyen anne babaya “cinsel istismara teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldı. Soruşturmayı yapan savcı, iddianameyi hazırlarken “Çocuklar zorla gelin edilmesin” dedi ve çocuğun rızası alınmadan evlenmeye zorlanmasını “cinsel istismara teşebbüs” suçu olarak değerlendirdi.

Hilal Öztürk
Habertürk
8 Ocak 2012

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir ilde çocuk yaştaki kızlarını zorla evlendirmek isteyen anne babaya “cinsel istismara teşebbüs” suçlamasıyla dava açıldı.

Soruşturma, evliliğe zorlanan kızın evlenmemek için direnmesi ve şikayeti üzerine başladı. Soruşturmayı yapan savcı, iddianameyi hazırlarken “Çocuklar zorla gelin edilmesin” dedi ve çocuğun rızası alınmadan evlenmeye zorlanmasını “cinsel istismara teşebbüs” suçu olarak değerlendirdi. Çocuklarını evlenmeye zorlayan anne baba hakkında “cinsel istismara teşebbüs” ve “hürriyetinden yoksun bırakma” suçlamalarını yöneltti. Kız çocuk, anne ve baba tarafından fiziksel zarar görmediği ve evlenme gerçekleşmediği için “cebir ve şiddetle cinsel istismar” suçunun oluşmayacağı kanaati söz konusu oldu.

Çocuk evliliklerine karşı caydırıcı olması açısından örnek olacak iddianameyle ilgili yargılama sürüyor.

Eğer mahkeme iddianameye göre karar verirse anne ve baba hakkında TCK’nin 103. maddesinde düzenlenen “Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmüne göre mahkumiyet verilecek. Ancak, mahkemenin olayı “eziyet” suçu olarak da kabul edebileceği belirtildi. TCK’nin 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçu “Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” diye düzenleniyor. Suçun çocuğa karşı işlenmesi halinde ise cezanın üst sınırı yine 8 yıl oluyor. (SD)

http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Hbr=451
Old 25-01-2012, 14:42   #2
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

"A.P. Kararı Kadın Mücadelesinin Getirisi"

Yargıtay, A.P. yi öldüren kocasına verilen müebbet hapis cezasını onadı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Çalışkan "olumlu ve diğer davalara da örnek teşkil edecek bu karar, kadına yönelik şiddete karşı verilen mücadelenin bir getirisi" diyor.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, A.P.yi öldüren eski kocası İ.Y. ye "tasarlayarak öldürmek" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını oy birliğiyle onadı.
Sanık avukatlarının tasarlama olmadığı ve haksız tahrik indirimi uygulamanmasına ilişkin temyiz itirazları ise reddedildi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Selin Çalışkan, kadına yönelik şiddetle mücadelenin simgesi haline gelen A.P. davasından çıkan kararın olumlu ve diğer birçok dava için örnek teşkil edecek bir karar olduğunu söyledi.
Çalışkan, "bu tür davalarda, katilin 'ben karımı seviyorum, pişmanım' demesiyle bile cezada indirim uygulanması maalesef çok sık karşılaştığımız birşey. A. P. simgesel bir isim haline geldi. Katile verilen müebbet hapis cezasının oy birliğiyle onanması çok olumlu.
"Özellikle bu davadan böyle bir karar çıkmasını çok önemsiyoruz. Bu karar, kadına yönelik şiddete karşı verilen mücadelenin bir getirisi. Önümüzde birçok başka dava var" diye konuştu.
Ne olmuştu?

Şiddet görmesi nedeniyle boşandıktan sonra, eski kocası ölümle tehdit ettiği için mahkemeden koruma isteyen A.P. , boşandığı gerekçesiyle koruma talebi reddedilmişti. Eski koca İ.Y. , 17 Aralık 2010'da A. P.yi bıçaklayarak öldürmüştü.
(ÇT)
Çiçek TAHAOĞLU cicek@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 24 Ocak 2012, Salı
Old 02-02-2012, 19:58   #3
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

"Şiddet" Yasa Taslağı Ne Getiriyor?

Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı dün Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Şiddete Son Platformu'ndan avukat Çiğdem Hacısoftaoğlu, bianet'e tasarının olumlu ve olumsuz yönlerini anlattı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın aylardır kadın örgütleriyle birlikte üzerinde çalıştığı "Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı" dün Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Bakanlık tasarıyı 8 Mart'a kadar yetiştirmek istiyor.
Bakanlıkla tasarının hazırlanması sürecinde yapılan toplantılara katılan Şiddete Son Platformu'ndan Mor Çatı avukatı Çiğdem Hacısoftaoğlu, tasarıyı bianet'e anlattı:
"Bu, 19 Eylülden beri devam eden bir süreç. O zamandan beri çeşitli taslaklar yayınlandı, biz her seferinde eksikler ve yanlışlar konusunda itirazlarımızı dile getirdik.
" Ama asıl infial yaratan 9 Ocak tarihli Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nin (KSGM) sitesinde yer alan taslaktı. Bu taslakta mülki amirlerin yetkilerinin genişletilmesine, kapsam maddesinde 'yakın ilişkide olanların' çıkarılarak medeni hallere atıflar yapılmasına, sadece evli kadınları koruması üzerine itiraz ettik.
" Bunun üzerine de 12 Ocak'taki toplantı oldu ve oraya katılan tüm platformlar Şiddete Son Platformu'nun itirazlarını destekledi. Böylece Bakanlık'ta iki günlük bir toplantı yaptık. Karar ve önerilerimizi sunduk.
" Asıl istediğimiz bu süreçten sonra taslak hazırlandığında kamuyla paylaşılmadan bizimle tekrar bir toplantı düzenlemesiydi. Çünkü görüş ve önerilerinizi anlatmak başka, bunların taslağa nasıl yansıtılacağı başka. O toplantı olmadı. Biz taslak üzerinde yoğun bir şekilde çalışmaya devam ederken Bakanlar Kurulu'na gönderildi.
"Ama bir takım istek ve taleplerimiz taslağa yansıtıldı."
Hacısoftaoğlu, yapılan görüşmeler ve toplantıların ardından son halini alan "Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı"nı madde madde yorumladı:

Amaç ve kapsam

* "Yakın ilişki" ifadesi taslağa girmedi ama medeni hale herhangi bir atıf yapılmayarak, tüm kadınların bu kanun kapsamında korunmasının sağlandığını düşünüyoruz.
* "Kadın-erkek arasındaki fiili eşitliği sağlamak" ifadesinin amaç kapsamına girmesi çok önemliydi ama girmemiş. Kadına yönelik şiddet, kadın-erkek arasındaki fiili eşitsizliğinden doğar. Bu nedenle amacın o fiili eşitsizliği ortadan kaldırmaya yönelik olması gerekirdi.
* Uluslararası sözleşmelere, genel bir ifadeyle de olsa, bir atıf olması olumlu bir gelişme.

Destek Merkezleri

* Şiddet önleme ve izleme merkezleri yasaya girdi. Çünkü yasalar hep olur ama önemli olan uygulamadaki sorunlardan hareketle bir mekanizma oluşturmak. 4320'den uygulanmadığı ve denetimi olmadığı için yakınıyorduk. Şimdi yasanın nasıl uygulanacağının denetlenmesine yönelik bir irade olması olumlu bir gelişme.
* Tüm koruma talepleri, kararlar , zorlama hapsi kararları vs. bu merkezlere bildirilecek ve böylece tek bir yerden bu kararların takibi sağlanabilecek.

Mülki amirlerin yetkileri

* Kişilerin insan hak ve hürriyetlerine ilişkin kararların mülki amirlere verilmesine karşı çıkmıştık. Çünkü biz şiddet uygulayan da olsa, bir kişinin evden uzaklaştırılmasının ancak hakim kararı olması gerektiğini düşünüyoruz.
Bu itirazımız kabul gördü. Artık mülki amirler sadece şiddete maruz kalanlara koruyucu tedbirler verebiliyorlar.
* Kolluk kuvvetlerine verilen yetkiler önemli. Gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda, şiddet uygulayanı/uygulama tehlikesi bulunanı o yerden uzaklaştırma yetkisi verildi.

Tedbir kararları

* Eskiden tedbir kararı ihlallerinde aylarca süren hukuki bir süreç gelişiyordu. Artık Aile Mahkemesine yapılan bir başvuruyla, şiddet uygulayan 3-10 güne kadar zorlama hapsine tabi tutuluyor. İhlalin tekrarında ise 5-30 gün zorlama hapsi uygulanıyor.
* İlk başvuruda tedbir kararı altı aylık veriliyor. Eskiden, şiddet devam ediyorsa kadınların sürekli başvuru yapması gerekiyordu. Artık tehlike olasılığı devam ediyorsa, süresiz tedbir kararları da verilebilecek.
* Artık yetki sorunları nedeniyle kadınlar mahkemeden mahkemeye gitmeyecek. En yakın yer aile mahkemesinden tedbir talep edebilecek. Yetkisizlik nedeniyle herhangi bir red kararıyla karşılaşmayacaklar.
* Sivil kurumların (kadın örgütlerinin) kendilerine başvuranları bildirim yükümlülüğü kaldırıldı.

Eksikler

* Merkezler üzerine biraz daha çalışılıp daha iyi formüle edilmesi sağlanabilirdi.
* Bu merkezler şiddet uygulayana da hizmet verecek. Biz şiddet görenle uygulayanın aynı merkezde servis almasına itiraz ettik. Böylece zorunlu haller dışında bu hizmetlerin farklı merkezlerde sunulacağına dair bir madde eklendi. Ama aslında bu merkezlerin sadece şiddete maruz kalana hizmet verecek yerler olması gerekirdi.
* Hakimlerin, tedbir kararı süresince sağlık giderlerinin Sağlık Bakanlığı'yla yapılacak bir protokol aracılığıyla, bu kanun kapsamında devlet tarafından karşılanmasını istemiştik. Ancak taslakta "kadının sosyal güvencesi olmaması halinde sağlık giderlerinin karşılanması" ifadesi yer alıyor. Bu, kocası aracılığıyla sosyal güvencesi olan kadınlar açısından tehlikeli. Bu uygulama, gizliliğin ihlaline neden olacak. Çünkü örneğin kadın ameliyat edildiğinde fatura kocasına gidebilir, bu kadını bulmasına neden olabilir.
* Uygulayıcılara, kolluk kuvvetlerine eğitim verilecek. Ancak asıl uygulayıcılar yargı makamları, yani bu eğitimin hakim ve savcılara verilmesi gerekiyor. Bu öneri taslağa geçmedi.
* En önemlisi kadın örgütlerinin davaya müdahilliği sorunuydu. Ancak taslağa sadece Aile ve Sosyal Bakanlığı'nın müdahil olabileceği yazıldı. (ÇT)

Çiçek TAHAOĞLU cicek@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 01 Şubat 2012, Çarşamba
Old 02-02-2012, 20:03   #4
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Karakolda Şiddetin Cezası 30 TL

İzmir Karabağlar Karakolu'nda F. C.'ye şiddet uygulayan polisler, idari soruşturma sonucunda ayda 30 lirayla cezalandırıldı. C'nin avukatı Yıldırım, "Gerçekten de ödül gibi bir ceza. İtiraz edeceğiz, gerekirse AİHM sürecini başlatacağız" diyor.

İzmir Karabağlar Karakolu'nda F. C'ye elleri kelepçeliyken şiddet uygulayan polislerle ilgili idari soruşturma tamamlandı.
İdari soruşturma sonucunda söz konusu iki polis memuru için 12 ay kıdem tenzili cezası istenirken, karakol personeli için disiplin cezasına gerek olmadığı yazıyor.
Bu da polislerin ayda 30 lira eksik para alması ve bir yıl geç emekli olması anlamına geliyor.
F. C'nin avukatı Hanife Yıldırım, soruşturma sonucunun kendilerine tebliğ edilmediğini, haberi gazetelerden öğrendiğini söyledi. Bunun idari süreç olduğunu hatırlatırken, hukuki sürecin devam ettiğini belirtti.
Cezanın "ödül gibi" olduğunu belirten Yıldırım, bu cezaya itiraz edeceklerini, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuracaklarını açıkladı:
"Bu olayı, bizim başından beri itiraz ettiğimiz şekilde işkence ve kötü muameleye sokmadan, 'karakola getirilenleri dövmek' üzerinden değerlendirmişler. Gerçekten ödül gibi bir ceza.
"Disiplin soruşturmalarında konu işkence ve kötü muamele çerçevesinde değerlendirildiğinde cezalar işten çıkartmaya kadar gidiyor.
"Disiplin soruşturmalarıyla ilgili şikayet müesseseleri düzenlenmemiş ama biz yine de itiraz edeceğiz. Gerekirse sonrasında diğer avukatlarla da görüşüp AİHM sürecini başlatacağız.
"Çünkü yapılan uygulama ortada, kamera kaydı objektif bir kanıttır.
"Davada bunun basit yaralama değil işkence olduğuna dair itirazımız vardı. 15 Şubat'ta bu itirazımızın sonucu belli olacak."

Ne olmuştu?

F. C. , 16 Temmuz 2011'de İzmir'de bir gece kulübünde eğlenirken kimliği yanında olmadığı için gözaltına alınmış ve götürüldüğü Karabağlar Polis Merkezi'nde polis tarafından şiddet görmüştü.
F. C. olayın ardından sabah savcılığa giderek polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve bunun üzerine polisler de F. C. hakkında "O da bizi tartakladı" diyerek şikâyetçi olmuştu.
9 Aralık 2011 tarihinde olayın görüntüleri medyaya yansıyınca şiddet uygulayan sivil polisler H. Y. ve B. S. ile olayı izleyen Karabağlar Polis Karakolu memuru görevden uzaklaştırıldı.
F. C. hakkında polislere "hakaret ettiği, koluna eliyle vurduğu, tırmaladığı ve ittiği" gerekçesiyle 6.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılırken, polisler hakkında 5 yıl 9 ay hapis cezası isteniyor. (ÇT)


Çiçek TAHAOĞLU cicek@bianet.org
İzmir - BİA Haber Merkezi 02 Şubat 2012, Perşembe
Old 16-07-2012, 21:30   #5
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Mısır'da çocuklara günübirlik evlilik!

Reşit olmayan yüzlerce Mısırlı kız çocuğu Basra Körfezi'nden yaz tatili için ülkeye gelen zengin turistlerle, para karşılığında geçici olarak evlendiriliyor

BBC Türkçe'nin haberi şöyle: İngiliz Independent on Sunday gazetesi, yayınladığı “‘Yaz gelinleri’ skandalı” başlıklı haberde, yaz evlilikleri olarak adlandırılan bu birlikteliklerin, yasal bağlayıcılığı bulunmadığına da yer veriyor. Yani tatili biten yabacı damatlar ülkelerinde döndüklerinde evlilikleri bitiyor.

Gazetenin ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yakın zamanda insan ticareti üzerine yayınladığı bir rapora dayandırılan habere göre evlilikler, bir aracının komisyon karşılığında kız çocuğu olan fakir ailelerle, genellikle Suudi Arabistan’dan gelen zengin adamları bir araya getirmesiyle düzenleniyor.

Independent on Sunday haberde “Yabancı ‘kocalar’ aileye para ve çeyiz niyetine hediyeler veriyor” diyor.

Haberin ayrıntılarında ‘gelin fiyatı’ 320 ile 3200 sterlin (Türk Lirası ile 900 ile 9000) arasında değiştiği söyleniyor.

Raporda, aralarında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’in de olduğu Körfez’den zengin adamların, Mısır ’a 18 yaşın altında kız çocukları dâhil olmak üzere Mısırlı kadınlarla “geçici evlilikler” ya da “yaz evlilikleri” yapmak üzere geldikleri ortaya konuyor.

Gazete “Rapor, geçici olarak evlendirilen kız çocuklarının “kocalarına” hem seks hem de diğer ihtiyaçları konusunda hizmeti etmek zorunda olduğunu gösterdi” diye yazıyor.

Habere göre Mısır , insan ticareti ile mücadele için, aralarında 10 yaştan fazla olan yabancılarla evlenmeyi de yasaklayan bazı kanunlar tasarladı.

Ancak kızların doğum sertifikalarında yaşlarını büyütmek gibi yöntemler kullanılarak kanunun etrafından dolaşılabiliyor. ( BBc Türkçe) 16/07/2012 14:21 Radikal
Old 16-07-2012, 21:34   #6
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

H.Ü. Cezaevinde
14 yaşında kız çocuğuna "cinsel istismar" ve "küçük yaştaki kız çocuğunun ruh sağlığını bozma" suçlamasıyla hakkında verilen 13 yıl bir buçuk aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan H.Ü., cezaevine gönderildi.

14 yaşında kız çocuğuna cinsel istismar suçlamasıyla hakkında verilen 13 yıl bir buçuk ay hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Vakit gazetesi eski yazarı H. Ü. (81) kaldığı huzurevinden alınarak Sincan Cezaevi'ne gönderildi.
H.Ü. hakkında verilen cezanın Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından onanmasının ardından hakkında yakalama kararı çıkartılmış ve yurtdışına çıkış yasağı konmuştu.
36 yaşındaki L.Ç. ile ilişki yaşayan ve L.Ç.'nin 14 yaşındaki kızına pek çok kez cinsel istismarda bulunan H.Ü., yargılanmaya başlandığı 2008'de kendisine komplo kurulduğunu iddia ederek B.Ç. ile evlenmeyi düşündüğünü söylemişti.
Mudanya Sulh Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2008'de H.Ü. ile anne L.Ç.'yi tutuklamış, B.Ç. ise koruma altına alınmıştı. Altı ay tutuklu yargılanan H.Ü., kız çocuğunun yaşananlardan dolayı beden ve ruh sağlığı bozulmadığı yönünde rapor verilince serbest bırakılmıştı.
Adli Tıpı Kurumu'nun yapılan itirazlar sonucunda B.Ç. için "Ruh sağlığı bozulmuştur" yönünde rapor vermesi üstüne, H.Ü. 16 Eylül 2009'da "cinsel istismar" ve "küçük yaştaki kız çocuğunun ruh sağlığını bozma" suçlarından 13 yıl bir ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.
H.Ü., "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçundan ise yeniden yargılanacak. (EKN)

Ankara - BİA Haber Merkezi 16 Temmuz 2012, Pazartesi
Old 11-08-2012, 11:55   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Adalet 'zara' takıldı!

Down sendromlu 18 yaşındaki Ö.Ö. hamile kaldı, Adli Tıp 'bebek babasından' dedi. Genç kız da yaşadıklarını anlattı. Mahkeme babayı tecavüzden suçlu buldu, üst sınırdan 15 yıl verdi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi ise 'bekaretin bozulmadığı' yönündeki rapor nedeniyle 'basit cinsel istismar var' deyip kararı bozdu, indirim istedi

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=358420
Old 13-09-2012, 18:34   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Rahatsiz

Kadın başkan: Kadınlardan kaymakam ve vali olmasın

Erzurum Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı Zekiye Çomaklı, 'Çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi' konulu konferansta "Kadın vali, kaymakam olmamalı. Yumruğunu vurduğu zaman ses getirmeli" dedi.



Nursima ÖZONUR - Kerim BURUCU

ERZURUM - Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ETSO) düzenlenen ’Çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi’ konulu konferansa Erzurum, Erzincan ve Bayburt’tan kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinde görevli kadınlar katıldı. Kadın İstihdamının Desteklenmesi Operasyonu Hibe Programı kapsamında düzenlenen konferansta Doç Dr. Abdulrezak Altun, toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Altun, erkeklerin fiziksel olarak kadınlardan daha güçlü olduklarını ancak bilimsel olarak kadınların daha zeki olduğunun kanıtlandığını söyledi.

Doç. Dr. Abdulrezak Altun, "Erkek ve kız bebekleri olan anneler, çocuklarının dilsel gelişimini takip etsinler. Erkekler kızlara göre daha geç konuşuyor. Bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir durum. Kadınların mental kapasitesi erkeklerin mental kapasitesinden daha yüksek. Ayrıca meslek hayatında kadınların yaşadıkları çok sayıda zorluk var. Şu anda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan Fatma Şahin ile birlikte çalışırken bir anısını anlatmıştı bana. 1980’li yılların ortalarında üniversiteyi bitirdikten sonra Antep’te kumaş boyahanesinde kimya mühendisi olarak işe başlamış. Çaycı erkek mühendislere çay veriyormuş ama Fatma Hanım’a vermiyormuş. Çaycıya göre, kadından mühendis olmazmış" dedi.

’KADINLAR İNİSİYATİF KULLANAMIYOR’
İzleyiciler arasında bulunan Erzurum Girişimci Kadınlar Derneği Başkanı Zekiye Çomaklı da konferansta söz aldı. Zekiye Çomaklı, kadınların belli makamlara oturtulmaması gerektiğini, çünkü yetersiz kaldıklarını ileri sürdü. Çomaklı, "Belli makamlara kadının oturması hatadır. İnisiyatifini kullanamıyor, eksik kalıyor. Beni taşlayıp, yerebilirsiniz ama böyle eksik gördüğüm kadınlar var. Üniversitede profesör olmuş, güzel bir yere gelmiş. Hiçbir işe yaramıyor. Sadece o masanın kadını. Bu tür kadınların da ayıklanması lazım. Böyle dayı-yeğen işi yapılmamalı. Kadın vali olmamalı, kaymakam da olmamalı. Gecenin bir saatinde bir ot yangını olduğu zaman atına binip gidebilmeli. Kadın naziktir, narindir, duygusaldır. Emir verebilmeli. Yumruğunu vurduğu zaman ses getirmeli. Herkes Zekiye değil. O makamlardaki kişi yumruğunu vuran kadın olmalı. Onun için Milli Eğitim Müdürü, İş-Kur Müdürü kadın olmamalı" diye konuştu.
Çomaklı, bu sözleri üzerine kendisine tepki gösteren kadınlara dönerek, "Anam, yakışması önemli değil, becermesi önemli. Bir kadın inşaat işçisi olamaz. Yakışmaz buna. Bazı makamlara kadın olmuyor" dedi.

Konuşması sırasında ve sonrasında kadınlar Zekiye Çomaklı’ya tepki göstererek ona katılmadıklarını söyledi. Kadınlar, "Vali, kaymakam gibi makamlarda kadın olursa daha tarafsız yaklaşırlar. Kadınlar annedir. Bu yüzden onların olduğu yerde barış, sevecenlik, edep, saygı ve güven vardır" ifadelerini kullandı. (dha) 13/09/2012 12:17


http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77
Old 14-11-2012, 22:42   #9
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Yargı H.Ü'i bir kez daha üzdü!

H. Ü'e hürriyeti tahdit suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.H. Ü'e daha öncede cinsel taciz suçundan 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verilmiş ve Yargıtay bu cezayı onaylamıştı
BURSA- Bursa’da 2008 yılı nisan ayında 14 yaşındaki B.Ç. adlı kız çocuğuna cinsel istismarda bulunma suçundan çarptırıldığı 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası Yargıtay tarafından onanan 80 yaşındaki Hüseyin Üzmez, bu kez de B.Ç.’ye ’hürriyeti tahdit’ suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Aynı davada yargılanan B.Ç.’nin annesi Livaze Ç. ise daha önce beraat ettiği ’kızını fuhuşa teşvik etmek’ ve ’Hürriyeti tahdit’ suçlarından toplam 16 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası aldı. Mahkemeye tutuksuz olarak gelen Livaze Ç. tutuklandı.

İlk hapis cezası Yargıtay’da bozulan H. ܒin Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ’nde ikinci kez yargılaması 9 Mart 2011 tarihinde tamamlandı. Kararını veren mahkeme heyeti H. ܒe, ’mağdurenin ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel istismar’ suçundan yine 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verirken, ’hürriyeti tahdit’ suçundan ise oy çokluğu ile beraatine karar verdi.


YARGITAY ‘HÜRRİYETİ TAHDİT’TEN DE CEZA İSTEDİ


Dosya, B.Ç.’nin avukatları tarafından cezanın az olduğu, sanık avukatları tarafından da fazla olduğu iddiasıyla temyiz edildi. H. Ü. hakkında dosya Yargıtay 14’ncü Ceza Dairesi tarafından incelendi. Yargıtay, Ü.’in ’küçük yaştaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak’ suçundan 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasını onadı. Mahkeme, H.Ü. hakkında oy çokluğu ile verilen ’Hürriyeti tahdit’ suçlamasıyla ilgili beraat kararını ise bozarak, bu suçtan da cezalandırılmasını istedi. Yargıtay, beraat eden mağdure B.Ç.’nin annesi L. Ç.’nin de ’Kızını fuhşa teşvik etmek’ ve ’Hürriyeti tahdit’ suçlarından yeniden yargılanmasını istedi.
Geçen eylül ayında 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar yargılanmasına başlanan ve 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi istenen H. Ü., tebligatın tutuklu bulunduğu Ankara Sincan Cezaevi’ne ulaşmaması nedeniyle duruşmaya katılmadı.

H. Ü. dün gece Ankara’dan Bursa E Tipi Cezaevi’ne, bu sabah da geniş güvenlik önlemleri altında Bursa Adliye Sarayı’na getirildi. Saat 10.00’da başlayan duruşmaya bakımsız haliyle dikkat çeken H. Ü. ile tutuksuz sanık L. Ç., avukatları ve B.Ç.’nin savunmasını üstlenen avukatlar katıldı.

Duruşmada kulakları duymayan ve cümle kurmakta zorlanan H. Ü., kendisini yanına çağıran mahkeme heyetine, yerel mahkemenin verdiği bu suçtan beraat kararına direnilmesini istedi.
Mahkemede son sözünü söyleyen L. Ç. ise suçsuz olduğunu hakkında verilen beraat kararında yerel mahkemenin ısrarcı olmasını talep etti.

Cumhuriyet Savcısı’nın sanıkların cezalandırılıp, L. Ç.’nin ise tutuklanmasını istediği mütalaadan sonra söz alan H. Ü. mahkeme heyetine, "Sizden bu kadar yaşlı olmama rağmen gelip elinizi öpmek isterim" dedi.


L. Ç.’YE HEM TUTUKLAMA HEM CEZA


Yargılamaya kısa ara veren mahkeme heyeti, H. Ü."i B.Ç.’yi "Hürriyeti tahdit" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme heyeti daha önce oy çokluğu beraatine karar verdiği L. Ç.’ye ise ’Küçük yaşta kız çocuğunu fuhuşa teşvik’ suçundan 13 yıl 5 ay 7 gün, ’Hürriyeti tahdit’ suçundan ise 3 yıl 1 ay 15 gün olmak üzere toplam 16 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca L. Ç.’nin tutuklanmasına da karar verdi. Kararın okunmasından sonra söz alan L. Ç.’nin kocası B. Ç., "Benim üç tane çocuğum var. Suçu işlemediğimiz halde bu hale geldik" diyerek karara tepki gösterdi.

Duruşmanın ardından gözaltına alınan L. Ç., Bursa E Tipi Kapılı Cezaevi’ne teslim edilecek. (dha, Selahattin BUDAKOĞLU- Serhat TEZCAN)
Radikal 14/11/2012 12:30
Old 22-11-2012, 14:41   #10
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Kadın polise amirinden tecavüz

Motorize Şahin ekiplerinde görevli kadın polis E.C., aynı ekipte görevli evli ekip şefi B.K.'nın tehdit ve baskıyla kendisini ilişkiye zorladığı, çıplak fotoğrafları ile şantaj yaptığı gerekçesiyle şikayetçi oldu.

Kadına yönelik şiddet ve tecavüz suçlarının önüne geçmek için birçok çalışma yapılırken, “şiddetin son noktası” dedirtecek bir olay İstanbul ’da yaşandı.

Vatan gazetesinden Elif Altın ’ın haberine göre İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın düzenlediği iddianamede olay şu şekilde gelişti:

Kadın polis memuru E.C.’nin hayatını değiştiren olay, 2010 yılında Trafik Denetleme Şubesi’ne bağlı motorize ekiplerde göreve başlamasıyla değişti. “Şahinler” olarak bilinen motorize ekiplerde görev yapan E.C.’ye, aynı ekipte görev yapan şefi B.K. ilgi duymaya başladı. İddiaya göre genç kızla ilişki kurmak isteyen B.K., meslektaşları ile birlikte düzenledikleri bir kutlama gecesinin ardından genç kızı evine bırakmayı teklif etti.

TECAVÜZ VE DAYAK!
B.K.’nın otomobiline binen E.C’nin telefonuna yolda erkek arkadaşından mesaj geldi. E.C.’nin elinden telefonu alan mesajı okuyan B.K. ise genç kızı tartaklamaya başladı. Genç kızı sevdiğini söyleyen ve erkek arkadaşından ayrılarak kendisi ile birlikte olmasını isteyen B.K. isimli polis, zaman içerisinde baskısını da arttırdı. Bir gün yine E.C.’yi otomobiline alan B.K., tehdit yoluyla genç kızı iç çamaşırlarına kadar soydu ve fotoğraflarını çekti. Genç kızı tehdit eden polis memuru, görüntülerle şantaj yaparak genç kıza tecavüz etmeye başladı. Korkudan boyun eğen E.C., zaman zaman yediği dayaklar nedeniyle yüzünde oluşan yaraları soran arkadaşlarına “motosikletten düştüm” diyerek yanıt vermek zorunda kaldı.

İNTİHAR ETMEK İSTEDİ
Şefinden kurtulmak için “C Bölgesi”ne tayinini isteyen E.C., B.K.’nın baskı ve tecavüzlerinin devam etmesi üzerine beylik silahını başına dayayarak intihar etmek istedi ancak yanında bulunan B.K. elinden silahı alarak kendisini engelledi. Kendisini sürekli “Ben her türlü faturayı ödemeye hazırım. Bu olaydan en çok zararı sen göreceksin. Görüntülerini internete koyarak seni herkese rezil edeceğim” şeklinde mesajlar atarak tehdit eden şefi B.K.’nın yaptıklarına dayanamayan E.C., sonunda polise şikayette bulunmaya karar verdi. B.K. ile yaptığı tehdit dolu telefon görüşmelerini ve hakaret içerikli telefon mesajlarını delil olarak toplayan genç kız, Kağıthane Asayiş Büro Amirliği’ne müracaat ederek şikayetçi oldu. İfadesinde rızasıyla başladığı ilişkinin daha sonra dayak ve tehditler nedeniyle korkuya dönüştüğünü, ailesinin fotoğraflarını görmesi korkusuyla zorla ilişkiye devam etmek zorunda kaldığını söyleyen E.C., şüpheli B.K.’nın kendisine çektiği tehdit mesajlarını da delil olarak sundu.

24 Yıl Hapsi İstendi
Soruşturmayı tamamlayan savcılık B.K. hakkında “nitelikli cinsel saldırı, basit yaralama, hakaret, şantaj, tehdit” suçlarından 10 yıl 9 aydan 24 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istemiyle dava açtı.

POLİSLER İKİ AY ÖNCE AÇIĞA ALINMIŞ!
İstanbul Motorize Şahin ekiplerinde görevli kadın polis E.C., aynı ekipte görevli evli ekip şefi B.K.’nın tehditle ve şantajla cinsel ilişkiye girdiği gerekçesiyle şikayetçi olması üzerine 2 polis memurunun yaklaşık iki ay önce açığa alındığı öğrenildi.

22/11/2012 8:27 Radikal
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77
Old 23-11-2012, 17:57   #11
ersintoker

 
Varsayılan Bir Dünya Kadın




23 kasım tarihli Birgün gazetesinden...





Rüzgarı hissetti, Facebook sansürledi

23 KAS 2012


[IMG]file:///C:\DOCUME~1\EMO\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_ima ge003.gif[/IMG]A [IMG]file:///C:\DOCUME~1\EMO\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_ima ge005.gif[/IMG]
Baskıya isyan etti, saçlarını açtı, fotoğrafını facebookta yayımladı, facebook ise fotoğrafı silerek onu sansürledi

“Ben adalet istiyorum çünkü özgürlüğüme zaten sahibim ve şimdi hiçbir şeyden korkmuyorum, şimdi doğru olduğuna inandığım her şeyi yapabilirim.”

Bu sözler “Arap Dünyasında Kadınların İsyanı” adlı facebook grubunda yayınladığı fotoğraf, Facebook tarafından sansürlenen Suriyeli Dana Bakdounis’e ait

Ortadoğu’da kadın haklarını destekleyen ve kadına yönelik ayrımcılığa karşı ses çıkarmak için Facebook üzerinden örgütlenen grup, üyelerinden Arap dünyasında kadınların isyanını neden desteklediklerini açıklayan fotoğraflar yollamalarını istedi. Suudi Arabistan’da büyüyen ve Ağustos 2011’de türbanını çıkaran Suriyeli Dana, Arap ülkelerinde ezilen kadınlar için kendisi de bir şey yapmak istedi ve 21 Ekim 2012’de sayfaya bir fotoğrafını yolladı. Fotoğrafta açık saçıyla poz veren Dana, elinde türbanlı fotoğrafının olduğu pasaportunu tutuyordu ve altında yazan notta “Arap dünyasında kadınların isyanını destekliyorum çünkü 20 yıl boyunca rüzgarı saçımda ve vücudumda hissetmeme izin verilmedi” yazıyordu.

Fotoğraf oldukça ilgi çekti; kısa zamanda 1600 kişi beğendi, yaklaşık 600 kişi paylaştı ve 250 yorum aldı. Dana’nın pek çok arkadaşı onu Facebook arkadaş listesinden çıkarırken, daha fazla insan ona arkadaşlık isteği gönderdi ancak fotoğraf bir süre sonra Facebook tarafından silindi.

Grup 7 Kasım 2012’de bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada Facebook’un bilinçli olarak sansür yoluyla grubu hedef aldığı belirtildi. Grup üyeleri, sosyal ağ devinin Dana’nın fotoğrafını sansürlediğini ve fotoğrafı yayınlayan grup yöneticisinin hesabının 24 saat dondurulduğunu ifade etti.

Grubun yöneticilerinden Diala Haider bir röportajında Dana’nın fotoğrafı Facebook tarafından kaldırıldıktan sonra, grup destekçilerinin fotoğrafı kendi sayfalarında ve Twitter’da paylaştığını söyledi. Grup yöneticilerinden Yalda Younes grubun ana sayfasına fotoğrafı tekrar yükledi. Facebook fotoğrafı tekrar kaldırdı ve Yalda’nın hesabını 7 gün dondurdu. Grup Facebook’un icraatının konuşma hakkı ihlali olduğunu belirten bir geri bildirim formu doldurdu ve bunun üzerine 31 Ekim’de Dana’nın fotoğrafının sansürü kaldırıldı. Bir hafta sonra, grup destekçilerinden Twitter’da grubu takip etmesini ve dayanışma için #DanaWind (DanaRüzgar) etiketini kullanmalarını istedi. Haider, bunun üzerine Facebook’un beş yöneticinin tamamının hesaplarını dondurduğunu ve Facebook’un onlara “eğer Facebook topluluk kurallarını tekrar ihlal ederlerse, hesaplarının silinebileceğini” bildiren resmi bir uyarı gönderdiğini söyledi.

Tepkiler üzerine, Facebook daha sonra olayın basitçe bir hata olduğunu açıkladı ve “Bir hata yaptık… Açıklayıcı olması açısından, kadınların fotoğrafları kurallarımızın bir ihlali değildir…Bu durumu daha da kötü yapan, günlerce pek çok hata yaptık ve bu yanlış adımları düzeltmek zaman aldı” beyanında bulundu.

Fotoğrafı Facebook tarafından sansürlenen Dana türban giyen pek çok kadından destek mesajı aldığını söyledi ve mesajlarda “yaptığına saygı duyuyoruz, sen cesur bir kadınsın, aynısını yapmak istiyoruz fakat cesaretimiz yok” ifadelerinin olduğunu belirtti. Dana “Türban bana uygun değildi fakat ailem ve toplum yüzünden giymek zorundaydım… Saçım neden kapalıydı anlamadım. Dünyanın güzelliklerini hissetmek istedim… Güneşi ve havayı hissetmek istedim” dedi.
(sendika.org)
Old 30-11-2012, 23:53   #12
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Mahkeme İş Kazası Olduğuna Kanaat Getirdi

Cam silerken düşerek ölen ev işçisi F. A. davasına sanık işveren yine katılmadı. İş müfettişlerinin "Yaşanan iş kazasıdır" raporu üzerine, alınacak kusur raporunun da iş müfettişleri heyeti tarafından hazırlanması talebi kabul edildi.

F. A.'ın geçirdiği iş kazası sonrasında açılan kamu davasının beşinci duruşmasında, sanık işveren yine yoktu.
A.'ın kocası ve avukatı, bir önceki duruşmada açık adres verilmesine rağmen sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin hala infaz edilmemesine tepki gösterdi.
Avukat S. E., sanığı yakalamak ile görevlendirilen memurların isimlerinin sorulmasını ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasını mahkemeden talep etti.
Avukat S.E., F. A.'ın geçirdiği iş kazası sonrası İmece Kadın Sendikası'nın girimleriyle alınan iş müfettişi raporunu mahkemeye sundu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi raporunda, "Her ne kadar evlerde yapılan işler İş Kanunu'nda istisna kapsamında belirtilmiş olsa bile, meydana gelen olay 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunu'nun 13. maddesine göre iş kazasıdır; kazalı için SGK'ya prim yatırılmamış olsa dahi, 5510 sayılı yasa gereği kazalıyı sigortalı olarak kabul etmek gereklidir" deniyor.
Avukat; raporda yaşanan olayın bir iş kazası olmasının tespit edilmesi sebebiyle dosyada alınacak kusur raporunun da, yine iş müfettişleri heyetinden alınmasını talep etti.
Ayrıca sanığın yakalanması için havaalanlarından yurtdışı giriş çıkış kayıtlarının sorulması ve mernis adreslerinden de yakalama emriyle araştırılmasını talep etti.
bianet'e konuşan Avukat, mahkemenin olayın iş kazası olduğuna kanaat getirmesinin "bilinçli taksir"i doğurarak sanığın en üst sınırdan ceza almasını sağlayabilceğini belirtti.
Tüm talepler kabul edildi. Bir sonraki duruşma 27 Şubat'ta görülecek.
Ne olmuştu?

F. A., gündelikçi olarak çalıştığı dördüncü kattaki evde, işvereninin talebiyle camları silerken düşerek öldü. İmece Kadın Sendikası'nın takipçisi olduğu dava Şubat 2012'de görülmeye başlandı.
Sendika, ev işçiliğinin İş Yasası'nda olmadığına dikkat çekerek, bunun bir iş kazası olarak görülmesini talep etti.
Duruşmalar sırasında aynı işverenin evinde daha önce de iş kazası yaşandığını, aynı pencereden başka bir ev işçisinin düşerek yaralandığı belirtildi.
28 Mart'ta görülen ikinci duruşmada, sanık işveren S.Ö. hakkında yakalama kararı çıktı ancak adresi belli olmasına rağmen yakalama emri hala infaz edilmedi. (ÇT)

İstanbul - BİA Haber Merkezi 29 Kasım 2012, Perşembe
http://www.bianet.org/bianet/insan-h...kanaat-getirdi
Old 05-12-2012, 11:20   #13
üye7160

 
Varsayılan

İzmit’te bir şahıs, resmi nikahlı eşine tecavüz ettiği gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı.






İzmit’te işçi olarak çalışan H.B. isimli şahıs, eşine tecavüz ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Beş senedir H.B. (30) ile resmi nikahlı olarak evli olan S.B. (22), eşinin kendisine tecavüz ettiğini belirterek polise şikayette bulundu. Şikayet üzerine H.B., İzmit İlçe Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı. İşlemleri tamamlanan H.B. adliyeye sevk edildi.
Old 05-12-2012, 11:21   #14
üye7160

 
Varsayılan

Eşinden dayak yiyen milletvekiline Koruma! Peki diğer kadınlar ne olacak?

Şahin: Eşinden şiddet gören Milletvekiline koruma tahsis edildi




Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, eşinden şiddet gördüğü iddia edilen Milletvekili Fatma Kotan için koruma tahsis edildiğini açıkladı.
Old 05-12-2012, 11:28   #15
üye7160

 
Varsayılan

KOCAN SENİ DÖVÜYORSA! VUR ONU? OLAY NEREYE GİDİYOR?

Koca dayağına karşı şoke eden eğitim Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, 25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde şiddet gören kadınlara meşru müdafaa haklarını kullanabilmeleri için silah kullanma eğitimine vermeye başladıklarını söyledi.






Şefkat-Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, kadın cinayetlerinin bir türlü önlenememesi üzerine şiddet gören kadınlara meşru müdafaa haklarını kullanabilmeleri için silah kullanma eğitimine başladıklarını anlattı. Proje kapsamında ilk silah eğitimini vermek üzere derneğe sığınan şiddet mağduru kadınlarla silah poligonunda basın açıklaması yapan Bulan, Kadına Şiddete Karşı Kadın Kalkanı Projesi'ni hayata geçirdiklerini ve kadınların kendilerini koruma tekniklerini öğrenebilecekleri ilk kursu başlattıklarını söyledi.

Kadınlara silah eğitimi verme konusunda ‘Biz bu konuda yüzde 100 haklıyız.’ diyen Bulan “Burada kadınlara ‘Gidin size daha önce zarar veren kişileri bulup öldürün’ demiyoruz. Potansiyel katil evine geldiğinde bu kadın silah kullanmayı öğrenirse kendisini savunabilir, en azından zaman kazanabilir. Bunu dememiz Türkiye için bir devrimdir.” dedi.

"BÖYLE BİR ÇALIŞMA YAPMAYA MECBUR KALDIK"

Bulan, kadına şiddetin önüne geçmek için yeni kanun çıkmasına rağmen hala Cumhuriyet savcılıklarına ve polise kadınların ‘ben tehdit ediliyorum, öldürüleceğim’ diye başvurular geldiğini dile getiriyor. Buna rağmen kadınların katledilmesinin bir türlü önüne geçilemediğini söyleyen Hayrettin Bulan, “Şefkat-Der olarak son yasanın beklentimizi karşılamaması üzerine maalesef böyle bir çalışma yapmaya mecbur kaldık. Türk Ceza Kanunu’nun 26, 27, 28, 29. maddelerinde nefsi müdafaa ile ilgili meşru savunma hakkı olarak açıklamalar var. Bir kişi, eğer başka birinin hayatına kastediyorsa, hayatına kastedilen kişi kendi canını korumak için meşru savunma hakkına sahiptir. Biz, Şefkat-Der olarak 20 yıldır bu alanda çalışma yapıyoruz ve maalesef beklentilerimizin hukuki olarak karşılanamaması üzerine bu aşamaya geldik.” dedi.

Kanuna rağmen halen devam eden kadın cinayetleri üzerine harekete geçtiklerini anlatan Şefkat-Der Genel Başkanı Bulan, “Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde silah eğitiminin de olduğu kurslarımızı başlatacağımızı duyurmuştuk. Bu projede kapsamında yalnızca silah kullanmayı değil, savunma ve dövüş sporlarını, biber gazı kullanmayı da kadınlara açacağımız kurslarda öğreteceğiz. Oluşturduğumuz sınıflara da şiddet şehitleri Bergen, Ayşe Paşalı’nın isimlerini kod ismi olarak vereceğiz.” açıklamasında bulundu.

"BÜTÜN KADINLAR KURSLARA KATILABİLİR"

Şiddet gören, risk altında olan kadınlara verilecek kurslara bütün kadınların katılabileceğini ve kursların ücretsiz olacağını duyuran Dernek Başkanı, “Şiddet kalkanı projesi içerisinde hukuku, adli hak arama yolları, bunun yanında öfke kontrolü, biber gazı kullanımı, panik butonu kullanımı, potansiyel katil veya şiddet uygulayıcılarının tuzaklarına karşı nasıl önlemler alınabileceği hakkında derslerle birlikte atış poligonunda silah eğitimi dersi var. Bu anlamlı gün münasebetiyle poligona geldik.” şeklinde konuştu.

"BURADA ASLINDA ÇOK DRAMATİK BİR SAHNE VAR"

Atış yapacak kadınların çoğunun ilk kez silah eline alacağını aktaran Hayrettin Bulan, çoğunun ellerine daha oyuncak silah bile almadığına dikkat çekti. Bulan, “Burada aynı zamanda çok dramatik bir sahne var. Eline oyuncak silah almamış bir kadın ne oldu da silah kullanmayı öğrenme aşamasına geldi? Ne oldu da atış poligonlarında silah kullanmayı öğrenip yasanın bana tanımış olduğu ruhsatlı silahımı alayım deme aşamasına geldi?” diyerek yetkililere seslendi.

Eğitimdeki amaçlarını anlatan Bulan, “İlk amacımız devlet yetkililerinin çıkardığı ilgili yasaların en iyi şekilde uygulanması ve cezalardaki caydırıcılığın artırılması. Şiddet uygulayanların ve tehdit edenlerin tutuklu yargılanmasını istiyoruz. Cezaevine girmiş şiddet uygulayanların cezaevinden çıktıktan sonra da kadının yaşadığı şehrin dışında adeta sürgün hayatı diyebileceğimiz bir hayat yaşaması. İkincisi, mahkemelerin tahrik indirimlerini kaldırmaları talebinde bulunuyoruz. Hakimlerimiz, bu insanlara ‘Anlaşamıyorsanız boşanın’ demeli. Üçüncü mesajımız da potansiyel katil ve şiddet uygulayanlara bu huylarından vazgeçmeleri çağrısında bulunuyoruz. ‘Benim sonum ne olacak’ diyen kadınlara bir umut olması, hayatta kalması için kendisini meşru savunma hakkı kapsamında kendini koruyabileceklerini öğretmek istiyoruz.” dedi
Old 07-12-2012, 14:47   #16
Av.Ferahfeza

 
Varsayılan

Kadınlardan, adli tıp kurumu hakkında suç duyurusu

Adana'da bir grup kadın, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz olaylarında eksik ve yanlış yöntemler uyguladığı iddiasıyla Adli Tıp Kurumu hakkında suç duyurusunda bulundu

ADANA - Adana Adliyesi önünde toplanan Adana Kadın Platformu’na üye yaklaşık 20 kadın, ’Yargı- Adli Tıp işbirliğiyle tecavüzcüleri aklamayın’ yazılı pankart açtı. ’Yaşasın kadın dayanışması’, ’Kadına yönelik şiddete hayır’ ve ’Erkek adalet değil, gerçek adalet’ diye slogan atan kadınlar adına konuşan Adana Kadın Platformu Sözcüsü Öznur Horoz şöyle dedi:

"Yıllardır Türkiye’de tacize, tecavüze ve istismara maruz kalan kadınlar için gerçek adaletin değil, erkek egemen adaletin devreye girmesine yol açan mekanizmalardan biri Adli Tıp Kurumu oldu. Bu sürüyor. Mücadele sonucu kadınlar lehine çıkarılan yasaların da, uygulama esnasında bir enkaza dönüşmesinde Adli Tıp Kurumu’nun da önemli payı var."

Yapılan açıklamanın ardından kadınlar avukatları aracılığıyla, eksik ve yanlış yöntemler uyguladığı gerekçesiyle Adli Tıp Kurumu hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Dha - Yusuf Baştuğ 07/12/2012 14:29
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadın Haberleri 2011 Av.Ferahfeza Kadın Hakları Çalışma Grubu 31 03-10-2011 02:17
Kadın Haberleri 2008 Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 74 25-12-2008 17:53
Kadın Haberleri 2006 Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 45 26-12-2006 12:07
Kadın Haberleri 2004 Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 108 21-12-2006 20:50
Kadın Haberleri 2003 Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 61 29-12-2003 22:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,16542506 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.