Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

çocuğun tek ebeveyn tarafından yurtdışına çıkarılması sorunu

Yanıt
Konuyu Değerlendirin Konu İçinde Arama Konu Araçları  
Old 10-06-2016, 23:52   #1
Av.Pendikli_Ahmet

 
Varsayılan çocuğun tek ebeveyn tarafından yurtdışına çıkarılması sorunu

Bir hanım müvekkilimiz var. Boşanalı yıllar oluyor. 11- 12 yaşlarında bir çocuğu var velayeti onda. Eski kocası kendisini rahatsız ettiği için yurtdışına gitmek istiyor.

Ancak ülkemizin imzaladığı uluslararası anlaşmalara göre çocuğuna pasaport alması için eski kocasının noter tastikli izni lazımmış. Bu olacak iş değil. Adam uyuşturucu müptelası ve onun niyeti belli ki eski eşinin sırtından geçinmek ve koparabildiği kadar para koparmak. O adam çocuğunu eşine karşı koz olarak kullanmaya çalışıyor, iftira atarak çocuğun velayetini almak istedi beceremedi. Ama müvekkilimizin yeniden evlenmesini engelledi.

Şimdi bu hanım yurt dışına çıkmak için bu engeli aşmak istiyor. Bir dava açıp eski kocasının çocuğu üzerindeki tüm haklarını (ve pasaport iznini) iptal ettirmek mümkün mü diye sordu. Buna dair bir şey bulamadım. Zaten bence uluslararası anlaşmaların hükümlerini yerel mahkeme kararı ile aşmak mümkün olmaz sanırım.

Sizler ne tavsiye ediyorsunuz. Ne yapalım.?
Old 11-06-2016, 23:14   #2
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Sizin de düşündüğünüz gibi bir dava açıp eski eşinin iznine gerek kalmadan mahkeme kararıyla annenin çocuğu tek başına yurtdışına götürmesinin yolunu açabilirsiniz. Bence mahkeme kararı yeterli olur. İyi çalışmalar.
Old 11-06-2016, 23:29   #3
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Yargıtay’dan boşanan kadına pozitif ayrımcılık


Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruya ilişkin kararında, çocuğuna kendi soyadını vermek isteyen kadın haklı bulanarak, kadının çocuğuna soyadını verememesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştı. Bu kez de Yargıtay, çocuğunun velayetini alan annenin yurtdışına çıkışta boşandığı eşinden izin alma zorunluluğu bulunmadığına karar verdi.

İzmir’de eşinden boşanan kadın, velayetini aldığı çocuğuyla yurtdışı gezisine gitmek istedi. Kadın, babasının izni olmadığından çocuğunu yurtdışına çıkaramadı. Boşandığı eşinin çocuğunu yurtdışına götürmesini engellemek isteyen baba, velayet düzenlemesi davası açarak, velayet kapsamında, “yurtdışı gezilerinde baba izninin aranması”nı istedi. Davayı kabul eden İzmir 6. Aile Mahkemesi, velayet şartları arasına “yurtdışı gezilerinde baba izninin aranması”nın da eklenmesine hükmetti. Kararın anne tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. İstemin reddedilmesi gerektiği vurgulanan kararda, “Velayet hakkı kendisinde bulunan eşin, velayet hakkını kullanmasının doğal sonucu olarak ortak çocuğu yurtdışına çıkarması, boşandığı eşinin muvafakatine bağlı değildir” hükmüne yer verildi.

http://www.milliyet.com.tr/yargitay-dan ... m-2151162/
Old 11-06-2016, 23:38   #4
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2012/2-799

K. 2013/389

T. 20.3.2013



DAVA :



Taraflar arasındaki “velayet ve iştirak nafakası” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Aile Mahkemesi'nce velayete ilişkin asıl davanın reddine ve iştirak nafakasına ilişkin karşı davanın ise kabulüne dair verilen 27.04.2010 gün ve 2009/427 E., 2010/574 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2011 gün ve 2010/16826 E., 2011/11499 K. sayılı ilamı ile;

( … 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı babanın temyiz itirazları yersizdir.

2- Davalı-davacı kadının temyiz isteminin incelenmesine gelince;



Velayeti davalı-davacı annede bulunan 7.12.2005 doğumlu M. ile davacı-davalı baba arasında her hafta sonu Cumartesi günü saat 09.00'dan Pazar günü saat 18.00'e kadar kişisel ilişki kurulması küçüğün yaşı itibarıyla eğitimini, bedeni ve fikri gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği gibi çocuğun yurtdışına çıkarılmasının yasaklanması davalı-davacı annenin velayet görevini yerine getirmesine engel oluşturur. Açıklanan yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır… ),

Gerekçesiyle hüküm velayet yönüyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; velayet yönünden mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:



KARAR :



Asıl dava, velayet; karşı dava ise, iştirak nafakası isteğine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı ( baba ) vekili, müvekkili ile davalının evlilik dışı ilişkilerinden dünyaya gelen M.'i, davacı babanın tanıyarak kendi soyadını verdiğini, M.'in anne yanında olması nedeniyle küçüğün ahlaki ve diğer birçok yönden iyi yetişmeyeceğini, müvekkilinin yaşam şartlarının çok iyi olduğunu belirterek, küçük M.'in velayetinin müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı ( anne ) vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, asıl davanın reddi ile müşterek çocuk için 500,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini karşı dava ile talep etmiştir.

Dosya kapsamından; tarafların evlilik dışı ilişkilerinden 07.12.2005 doğumlu M. adında bir kız çocuğu sahibi oldukları, davacı babanın çocuğu 09.06.2006 tarihinde tanıyarak nüfusuna kaydettirdiği, davacı babanın daha sonra 2007 yılında bir başka bayanla evlendiği ve bu evliliğinden henüz çocuğunun bulunmadığı, davalı annenin yabancı ülke vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.

Ayrıca, yargılama aşamasında mahkemece ara kararı ile küçük çocuk M. ile davacı babası arasında kişisel ilişki kurulmasına ve küçük çocuğun yurtdışına çıkışının yasaklanmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin, anne yanında olmasının çocuğun yararına olacağı yönünde uzman raporu da dikkate alınarak asıl davada müşterek çocuğun velayetinin davacı babaya verilmesine yönelik istemin reddine, kişisel ilişki konusunda istemin kabulü ile; müşterek çocuk 07.12.2005 doğumlu M. T. ile davacı baba arasında, her hafta Cumartesi sabah 09:00 Pazar akşam 18:00, dini bayramların ikinci günü sabah 09:00, üçüncü gün akşam 18:00, küçük M. 6 yaşını doldurana kadar her yıl 1 Temmuz sabah 09:00, 20 Temmuz akşam 18:00, 6 yaşını doldurduktan sonra 1 Temmuz sabah 09:00 – 31 Temmuz akşam 18:00, resmi bayramların öğlen 12:00 akşam 18.00 saatleri arasında kişisel ilişki kurulmasına; davalı-karşı davacı ( annenin ) talepleri yönünden ise; küçük çocuk için belirlenen 500,00 TL iştirak nafakasının, karar kesinleştikten sonra da aynı miktarda davacı babadan alınarak velayeten davalı-karşı davacı anneye ödenmesine, müşterek çocuk M. T.'in yurt dışına çıkış yasağının karar kesinleştikten sonra da devamına dair verdiği kararın, taraf vekillerinin temyizleri üzerine, Özel Daire'ce iştirak nafakasına ilişkin kısmı onanmış; ancak kişisel ilişki yönünden yukarıda belirtilen nedenlerle hüküm bozulmuştur.

Mahkemece; “her hafta çocukla kişisel ilişkinin çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceğinin söylenemeyeceği, uzmanların Türk Hukuku'nda düzenlenmeyen 'birlikte velayet taraftarı olduğu, sık ilişkinin buna hizmet edeceği, annenin yabancı olup çocuğu yurt dışına çıkarıp bir daha getirmeyebileceği” gerekçeleriyle kişisel ilişki yönünden önceki kararda direnilmiştir.

Taraflar arasında karşı davadaki iştirak nafakasına ilişkin hüküm kesinleşmiş olup, uyuşmazlık dışıdır.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık;

1- Velayeti annede bulunan 7.12.2005 doğumlu M. ile babası arasında her hafta sonu Cumartesi günü saat 09.00'dan Pazar günü saat 18.00'e kadar kişisel ilişki kurulmasının küçüğün yaşı itibarıyla eğitimini, bedeni ve fikri gelişimini olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği;

2- Çocuğun yurtdışına çıkarılmasının yasaklanması kararının, annenin velayet görevini yerine getirmesine engel oluşturup oluşturmayacağı;

Burada varılacak sonuca göre, yerel mahkemece, kişisel ilişkinin düzenlenmesine ilişkin hükmün yerinde olup olmadığı, noktalarında toplanmaktadır.

Bu noktada, yerel mahkemenin direnme gerekçelerinin ayrı ayrı değerlendirilmesinde yarar vardır.

a ) Yurt dışına çıkış yasağı yönünden yapılan değerlendirmede;

Müşterek çocuğun anne tarafından yurt dışına kaçırılabileceği endişesiyle yurt dışına küçüğün çıkışının yasaklanması, anneye ait olan velayet görevini aksatması yanında sürekliliği itibariyle de 1982 Anayasası'nda düzenlenen ve temel hak niteliğinde olan seyahat özgürlüğüne aykırıdır ( m.23 ).

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla belirli bir süre ile sınırlanabilir ( m.13 ).

Anayasa'nın 23. maddesine göre, ilke olarak seyahat özgürlüğünün sürekli olarak sınırlandırılması mümkün değildir. Bu özgürlük ancak, çocuğun korunması amacıyla tedbiren geçici bir süre sınırlandırılabilir.

Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ( İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'ye ) Ek 4 No'lu Protokol'ün ( 1968 ) “bir devletin ülkesi içinde seyahat özgürlüğü ve ülkesinden ayrılma özgürlüğü” başlığını taşıyan 2. maddesinin ikinci fıkrasında; “Herkes kendi ülkesi dahil herhangi bir ülkeden ayrılmakta özgürdür.>

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik veya kamu güvenliği yararına, kamu düzeninin korunması, suçun önlenmesi, sağlığın ya da ahlakın korunması için veya başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, demokratik bir toplumda gerekli ve yasaya uygun kısıtlamalardan başka hiçbir kısıtlama getirilemez.” ( Harrıs/O'boyle/Warbrıck: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Çevirenler: Mehveş Bingöllü Kılcı-Ulaş Karan, Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi, Avrupa Konseyi-Ankara 2013, Sahife:762 ) denilmek suretiyle seyahat özgürlüğü, garanti altına alınmıştır.

Somut olayda, annesi yabancı ülke uyruklu ancak kendisi Türk Vatandaşı olan küçük çocuğun yurt dışına çıkışını ve dolayısıyla seyahat özgürlüğünü yasaklamayı gerektirecek yasal koşulların bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır.

b ) Her hafta sonu kişisel ilişki kurulması yönünden yapılan değerlendirmede ise;

Kişisel ilişki kurma hakkı, anne/baba ile çocuğa belirli gün ya da saatlerde görüşme, birbirlerinden haberdar olma, birbirlerinin yaşamında olma, karşılıklı etkilenme yetkisi veren bir haktır. Bu hak, anne/baba için olduğu kadar çocuk için de bir haktır ( 2003 tarihli Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m.4/1 ). İlişkide anne/babalık duygularının tatmini yanında çocuğun bedensel, fikri, ruhsal, eğitsel, kültürel gelişimine yönelik yararı da gözetilir. Anne/baba yararı ile çocuk yararı çatışırsa, çocuğun yararına üstünlük tanınır ( 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.182/II, 325 ve 324 ).

Ziyaret günleri olarak, ebeveyn ve çocuk için güçlük ve sorun çıkarmayacak gün ve dönemler tercih edilir. Bu dönemler genellikle hafta sonları ve tatil günleridir. Çocuğun bütün hafta sonlarını velayet kendisine verilmeyen ebeveynle geçirmesi; gerek velayete sahip taraf, gerekse çocuk için sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Zira, tatil günleri ve hafta sonlarında kişi kendini psikolojik bakımdan daha rahat ve serbest hisseder. Çocuğun bu ayrıcalıklı günleri sadece bir tarafta geçirmesi; sıkıntılı günleri ise, velayeti üstlenenle geçirmesi, velayeti üstlenenden uzaklaşmasına, soğumasına, karşı tarafa bağlanmasına yol açabilir.

Böyle bir durumda, velayeti üstlenen, çocuğuna fazla zaman ayıramayabilir, eğitim ve terbiye ile yetiştirme görevini layıkıyla yerine getirmesi de güçleşebilir. Ayrıca, boşanma durumunda çocuk, anne ve babasının boşandığını algılamakta güçlük çekebilir.

Öyleyse, kişilerin zaman bakımından daha uygun olan ve kendilerini daha rahat hissettikleri hafta sonları ve tatil günlerinde çocuklarıyla bir arada olabilmesi, bu güzelliği ve rahatlığı paylaşabilmeleri en doğal haklarıdır.

Diğer yandan, her hafta sonu velayet kendisinde olmayan ebeveynle kalan çocuğu nedeniyle velayet kendisinde olan çocuğu teslim ve geri alma durumu nedeniyle hafta sonlarını planlayamaz duruma düşecektir.

Öyleyse, kişisel ilişkide hafta sonları ve tatil günlerinin, çocuğun yaşı da gözetilerek, ebeveynler tarafından paylaşılması makul ve adildir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Yerel mahkemece, velayeti davalı-karşı davacı annede bulunan 7.12.2005 doğumlu M. ile davacı-karşı davalı baba arasında her hafta sonu Cumartesi günü saat 09.00'dan Pazar günü saat 18.00'e kadar kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş olması, küçüğün yaşı, eğitimini, bedeni ve fikri gelişimini olumsuz yönde etkileyeceğinden doğru değildir.

Öte yandan, yukarıda belirtildiği üzere, çocuğun yurtdışına çıkarılmasının yasaklanması; yabancı uyruklu olduğu anlaşılan davalı-karşı davacı annenin velayet görevini yerine getirmesine engel oluşturacağı gibi, çocuğun seyahat özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracağı da aşikârdır.

Tüm bu açıklamalar karşısında, yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulu'nca da yukarıdaki ilave gerekçelerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.



SONUÇ :

Davalı-karşı davacı ( anne ) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen ilave gerekçe ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440/1. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 15-06-2016, 17:25   #5
Av.Pendikli_Ahmet

 
Varsayılan

çok teşekkür ederim avukat hanım. sanırım bu örnek dava işimizi görecektir.
demek ki olabiliyormuş.


başka örnek bilen üyelerde bunları paylaşabilirler.
Old 27-12-2016, 15:07   #6
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

T.C.
ADANA
6. AİLE MAHKEMESİ
ARA KARAR

ESAS NO : 2016/353

DAVA : Boşanma (Fiili Ayrılık Nedenine Dayalı Boşanma)
DAVA TARİHİ : 04/05/2016
ARA KARAR TARİHİ : 26/12/2016

Davalı vekillleri .... tarafından verilen 26.12.2016 tarihli dilekçe ile Tarafların müşterek çocukları (T.C.no ...) ... ..'ın .... Kaymakamlığı ... Lisesi Müdürlüğü tarafından verilen belge ile 26.03.2017 tarihinde İtalyaya gitmeye hak kazandığını bildirir belge ile, öğrenci belgesi incelenmiş olup, çocuğun Yurt dışına gitmesi için ana ve babanın muvafakatı istendiğini ancak davacı babanın çocuğun Yurt dışına çıkmasına muvafakat vermediğini dilekçesinde belirtmiş olup, dosya, dilekçe ve ekleri incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin talebinin kabulü ile,
Tarafların Müşterek çocuğu (T.C.no ...) 21.06.2000 D.lu, ......'ın 26.03.2017 tarihinde bir defaya Mahsus İtalyaya gitmek üzere Davacı Babanın Mavafakatının aranmamasına,
Kararın taraflara tebliğine,
İtiraz yolu açık karar verildi.26.12.2016

¸
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Rehinli aracın yurtdışına çıkarılması Ebru Demirci Meslektaşların Soruları 0 12-02-2013 13:38
Çocuğun Yurtdışına Çıkarılması Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 07-12-2012 12:20
velayetsiz çocuğun yurtdışına çıkarılması sura_sura Meslektaşların Soruları 2 21-02-2012 01:10
Çocuk için yurtdışına çıkış tedbir kararın çıkarılması Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 28-01-2010 22:11


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06090999 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.