Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukukta Dil Yanlışları

Yanıt
Old 27-04-2003, 08:23   #1
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan Hukukta Dil Yanlışları

HUKUKDA DİL YANLIŞLARI ÜZERİNE

Dil yanlışlarının en çok yapıldığı meslek grubu kuşkusuz “hukukçulardır”. Hukukçuların dil yanlışlarını tekrarlamaları anlatımlarını yoğun bir biçimde sözlü ve yazılı yapmalarından kaynaklanmaktadır.

Şimdilerde kırklı yaşların üzerinde olan bir çok hukukçu, öğrenimleri sırasında en çok korktukları hatanın dil yanlışları olduğunu acı acı hatırlarlar. Hukuk Fakültesinde yapılan sınavlarda “Fahiş Hata” olarak nitelenen “Dil Yanlışları” sadece sorulan soruyu puansız bırakmaz, doğru verdiğiniz yanıtları da geçersiz hale getirirdi. Geçen zaman ve yaşananlar, hocaların bu değerlendirmelerinde pek de haksız olmadıklarını göstermektedir.

Sevgili medeni hukuk hocamız Prof. Dr. Turgut Akıntürk, hukuk dilinin zenginliğini ve dilin en küçük bile hatayı kabul etmeyeceğini şu cümle ile anlatmış idi.
“ÂKİTLER, AKİTLERİ AKDEDERLER”

“HMUK” açılımı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunudur. Değerli Hocamız, Hocaların Hocası. Prof. Dr. Baki Kuru, yasanın dayandığı hukuk dalını Medeni Usul Hukuku olarak isimlendirmiştir.

Sn Kuru, Medeni Usul Hukukunu; “Medeni Usul Hukuku (hukuk muhakemeleri usulü hukuku) adliye mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetlerini düzenleyen hukuk dalı” olarak açıklar. Sayın hocamızın anlatımında da belirtildiği gibi en uygun anlatım Medeni Usul Hukukudur.

Ancak günümüzde pek çok meslektaşımızın yazılı ve sözlü anlatımlarında “HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ” ifadesi kullanılmaktadır. Bu anlatım Hukuk Usulünün yargılanması anlamını çıkartmaktadır. Yazılı ve sözlü anlatımda özen gösterilmeden yapılan “Fahiş Hata”dır.

Hukukta başka bir dil yanlışını ağırlıklı basın yayın organlarında izlemekteyiz. CMUK açılımı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunudur. Pek çok ceza usul hocası, yasanın dayandığı hukuk dalını Ceza Usul Hukuku olarak ifade eder. Ceza Usul Hukuku, ceza yargılamasını bir bütün olarak düzenleyen hukuk dalıdır.

Dil Bilimci Ömer Asım Aksoy’un da belirttiği gibi bir çok hukukçu ve basın, yayın kuruluşu anlatımlarında “CEZA MAHKEMELERİ USULÜ” ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade sadece ceza mahkemesinin dar bir anlamda usulünü ve yargılama biçimini anlatır. Yasanın ifadesi ile “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu” ise sadece ceza mahkemelerinin yargılama yöntemini değil, ceza yargılamasının bir bütün olarak anlatımının bir ifadesidir. “Muhakeme” yargılamanın tümünü, “Mahkeme” ise yargılamayı yapan yeri ifade eder.

Her gün onlarcasını yaşadığımız “hukukta dil yanlışlarını” azaltmamız, yapılan yanlışları uyarmamız dileklerimle...

Av. Adil Giray Çelik
Old 07-10-2006, 17:10   #2
Gemici

 
Varsayılan Hukuk Dili ve Mantık

CMKda mağdur ve şikayetçi tanıklık yaparken yemin verdirilmeli mi?

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=7456

Yukarıdaki başlık altında yazılan mesajları okuduktan sonra kanunun yemin konusundaki maddelerine bir göz attım. Kanun maddelerini ve Türk Dil Kurumu'nun yemin hakkındaki açıklamalarını aşağıya alıyorum. Tartışmanın yönünü Türk Dili, Öztürkçe, Osmanlıca, Dilin Arınması türünden genel ve ideolojik tartışmadan, 'Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu'nun asıl konusu olan 'Hukuk dili ve dilin doğru kullanımına yönelik konular'a çevirmede faydası olur belki.

Alıntı:
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Tanıklara yemin verilmesi
MADDE 54. - (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.

Yeminin biçimi
MADDE 55. - (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.

Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini
MADDE 56. - (1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.
(2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.

Tanığın tekrar dinlenmesi
MADDE 57. - (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini hatırlatılmakla yetinilebilir.


yemin: isim Arapça yem³n = Ant.

Atasözü, deyim ve birleşik fiiller: yemin etmek, yemin etsem başım ağrımaz, yemini basmak, yemin içmek,yemin verdirmek, yemin vermek
Birleşik Sözler:yemin billah, yemin kasem, yemin töreni
Kaynak: Türk Dil Kurumu
http://www.tdk.org.tr/TR/SozBul.aspx...9F 75456518CA

Kafama takılan sorular:
Tanıklara yemin verilmesi: Tanıklara nasıl yemin verilir?

Yeminin yerine getirilmesi: Yemin nasıl yerine getirilir?

Yemin ile dinlenen tanığın: Tanık yemin ile nasıl dinlenir? Sabırla veya sabırsızlıkla dinleme türünden birşey mi bu tanık dinleme?

yeniden yemin verilmeyip: Tanığa yeniden yemin vermek...?

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.: savcı tanığa nasıl yemin verir?

Eğer yemin vermekten 'Tanığın eline yemin metni verilir' anlaşılacaksa, bunun belirtilmesi gerekirdi, yok eğer 'VERİR' kavramından 'VERDİRİLİR' anlaşılacaksa,hem Türkçe bakımından hem de mantiki bakımdan bir terslik var belirtilen maddelerde.

Saygılarımla
Old 09-11-2006, 16:26   #3
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan Emre Kongar'dan bir yazı...

MEDYA NOTU

EMRE KONGAR

HUKUK DİLİ DE BOZULDU: "ÖLÜNCEYE DEK MÜEBBET HAPİS"

Şimdiye kadar Türk Dili'nin en güzel metin örnekleri arasında bazı mahkeme kararlarını görmek olanaklıydı.

Kimi zaman tek yargıçlı mahkemelerdeki yargıcın dil bilincini yansıtan kararlar, kimi zaman da toplu karar veren ağır ceza mahkemeleri veya Yargıtay, ya da Danıştay gibi organların kararları, temiz, duru Türkçe'nin eşsiz örnekleri arasında gösterilirdi.

Bundan sonra aynı örneklere ne derece rastlayabiliriz bilmem.

Çünkü artık yasaların da dili bozuldu.

Yeni Türk Ceza Yasası'nda "onur" ve "şeref" gibi aynı anlama gelen sözcüklerin "onur ve şeref" olarak art arda sıralanması bir yana, bozuk ve karmaşık, son derece güç anlaşılan cümleler, yeni çıkarılan yasaların temel özelliği oldu.

Dil zihnin bir türevi, zihin de dilin bir yansıması olduğu için, nasıl kargaşa içinde bir zihin kötü bir dile yol açıyorsa, kötü bir dil de zihin bulanıklığına neden oluyor.

Tabii buna bir de hukukun temel kavramlarını zedeleyen af yasaları, kanun koyucunun kendi adamlarını yasal kovuşturmadan kurtarmak için metinlere zorla sokuşturduğu ve yasaların genel mantığını bozan özel hükümler eklenince ortalık iyice karışıyor.

Hukuk mantığının ve dilinin bozulmasındaki son örnek geçen hafta tüm gazetelerin dille ilgili köşelerinde ve okur mektuplarında vurgulandı:

Eleştirilen ifade, "Ölünceye kadar müebbet hapis" cümlesiydi.

Bilindiği gibi "müebbet" sözcüğü Arapça kökenlidir, sonu olmayan gelecek zaman anlamına gelen "ebed" sözcüğünden türemiştir; kısaca "sonsuz" demektir.

Tabii bu sözcük, "müebbet hapis" gibi insan ömrüyle sınırlı bir kavramla birlikte kullanıldığında, "bir insanın ömrünün sonuna kadar" anlamını taşır.

Bu nedenle de "ömür boyu müebbet hapis" cümlesi, "onur ve şeref" gibi, ya da "Bab-ı Ali yüksek kapısı" gibi, aynı anlama gelen ifadelerin art arda kullanılmasından dolayı yanlış.

Tartışma, gazetelerin Metin Kaplan için söz konusu olan "Ömür boyu müebbet hapis" cezasını sayfalarına taşımasından kaynaklanıyor; pek çok okur ve gazete yazarı bu ifadenin yanlış olduğunu belirtiyor.

Ama işin aslı başka.

Bu ifade hukuk uygulamasındaki çok daha başka bir tersliği yansıtıyor:

Çünkü yasalardaki "şartlı salıverilme" hükmü, "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" çarptırılan bir mahkumun normal suçlarda 30 yıl sonra, terör eylemlerinde ise 36 yıl sonra tahliyesini öngörüyor.

Bu nedenle mahkeme, mahkumun "şartlı salıverilme" olanağından yararlanmasını önlemek için "Ölünceye kadar sürmek şartıyla müebbet hapis cezası" diye hüküm veriyor.

Sanki biz kendi başımıza dilimizi yeterince yozlaştıramıyormuşuz gibi bir de kanun koyucu, tüm günlük dil mantığımızı etkileyecek olan hukuk dilini bozmaya başladı.

Mahkemeler de, bu bozuk dil mantığını zorunlu olarak kararlarına yansıtınca, yukarda değindiğim türde sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı.
30.06.2005
Kaynak:http://www.kongar.org/medyanotu/378_Hukuk_dili.php
Old 09-11-2006, 16:31   #4
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Bu yazıda ilgimi oldukça çeken bir teşhis var:
Emre Kongar demiş ki...
Alıntı:
Sanki biz kendi başımıza dilimizi yeterince yozlaştıramıyormuşuz gibi bir de kanun koyucu, tüm günlük dil mantığımızı etkileyecek olan hukuk dilini bozmaya başladı.
Sizce de hukuk dili,Emre Kongar'ın belirttiği gibi tüm günlük dil matığını etkiliyor mu? Etkiliyorsa nasıl? Bu sorulara verilecek yanıtların pek çoğu bir hukukçunun Türkçe'ye neden daha fazla özen göstermesi gerektiğine de yanıt olabilir...
Saygılarımla.
Old 21-11-2006, 19:19   #5
avien

 
Varsayılan

Emre Kongar'ın teşhisi son derece önemlidir. Ve tekrar tekrar üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.Benzer bir durum tıp alanında da söz konusu olmakla birlikte, hukuk alanı hassasiyetin had safhada olması gereken özel bir yerdir.
Bir yasada kullanılan dil, yanlış sözcük bulundurma ya da üzerinde yeterince düşünülmemiş dil ifadeleri ile kurulma lüksüne sahip değildir. Bir fırıncı ekmek yapmak için kullandığı buğdayın ununun adını yanlış telaffuz etse müşterisine, bu üzerinde durulmayabilinecek bir hata olur.Ancak bir yasa maddesi, suç olarak sayacağı eylemi eksiksiz ve en doğru şekliyle belirtmek zorundadır.Çünkü yasalar insan hayatını doğrudan etkilemektedir.Bazen bir sözcüğün eş anlamlısı bile, kendisinin yerini tutmayabilmektedir.
Ayrıca , günlük dil mantığını etkilemek, gerektiğinde düzenlemek, yol göstericisi olmakla yükümlü olan yazarlarımızın bile durumu hukukçularınkinden daha esnektir.Onlar bile hata yaptıklarında bu edebi bir hata olur.Eleştirisi yapılır.Telafisi mümkün kılınabilir.Ama hukuk dilinin yanlışlıkları telafi edilemez sonuçlar doğurabilir.

Saygılarımla...
Old 26-01-2007, 17:06   #6
mehmetseyrek

 
Varsayılan Hukkta Dİl YanliŞlari

Sayın Adil Giray Çelik,
Başlığınız Hukukda Dil Yanlışları.Eğer bu yanlışlık başlıkta değil de yazının içinde bir yerlerde olsaydı dikkatsizliktir deyip geçecektim.Ancak böyle iddialı bir başlık atarken daha dikkatli olmak gerekmez mi?Zaten yapılan hatayı aşağıda düzeltiyorsunuz.Orada hukukta demişsiniz.Doğrusu bu elbette.Kural şöyle:süreksiz bir ünsüzle biten sözcüğe, c,d,g ünsüzleri ile başlayan bir ek getirilince, ekin başırdaki ünsüzler sertleşir.
Örnek:
atdan=>attan
ekmekci=> ekmekçi
hukukda=>hukukta
Esenlikler dileğiyle
MEHMET SEYREK

Evet terzi kendi söküğünü dikemez örneği ben de "u" harfini yazmayı unutmuşum.Üstelik düzeltmeyi de beceremedim.Sahi, başlıklar düzeltilemiyor mu?
Old 27-01-2007, 11:22   #7
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşlarım;

Sn. Seyrek, yazının içeriğinden çok, şahsımı hedefleyerek yukarıdaki yazısını kaleme almıştır.

Öncelikle daha dikkatli olma konusunda üzerime düşen dersi almışımdır.

Ancak;
İrdelenen yazım 30 satırdır. 30 satırda 3 büyük imla hatası vardır.
Sn Seyrek 4 satırlık yazı yazmıştır. Yazıyı 2 veya 3 kez değiştirmiştir. Sevgili bir okurumuz, Sn Seyrek'in 4 satırlık yazısında da, 6 adet yazım kuralı hatası olduğunu bildirmiştir.

Sn Seyrek, yazıyı yazdıktan hemen sonra, (bir değişiklik yapmadan) elektronik posta adresime ilk ileti gelmiştir. Gelen iletiyi elektronik posta adresimden alarak aynen aktarıyorum.

Alıntı:
Sayın Arif Çelik Giray,
Başlığınız Hukukda Dil Yanlışları.Eğer ...
Old 27-01-2007, 14:41   #8
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım,
Kişiliğinizi hedef aldığım konusunda bir izlenim edinmenize neden olduğum için çok üzgünüm.Sizden beni bağışlamanızı diliyorum.Amacım bu değildi.Ben rastgele yazıları okurum ve orada dil yanlışları varsa onları ortaya koymaya çalışırım.Elbette bu arada kuralın ne olduğunu da belirtmeye çabalarım.Kimsenin kişiliğiyle uğraşmam.Hem bunu neden yapayım ki?Üstelik sizi tanımıyorum.
Kimi zaman da kendi yazdığım bir yazıda kural hatası olup olmadığını tartışmaya çalışırım.Nitekim ".... ne..... ne... "konusundaki tartışma böyleydi..Bu nedenle benim yazımda ne kadar yazım yanlışı olduğu önemli değil.Bu yanlışların saptanıp doğrusunun ortaya konması önemli.Benim yazılarımdaki yanlışları bulup bunları belirten ve bundan böyle de belirtecek olan arkadaşlarıma şimdiden teşekkürlerimi sunarım.Sizden de tekrar tekrar özür dilerim."ÂKİTLER,AKİTLERİ AKDEDERLER" konusunda yazmayı tasarladığım yazıyı artık sanırım yazmaya değer bulmayacağım.Daha az alıngan meslektaşlarımın yazılarındaki dil yanlışlarını tartışmaya açacağım.Yine de onlar arasında da "hassas" olanlar çıkabilir.Saygı duyarım.Hemen ondan da vaz geçerim.
Belki de bu işlerden elimi eteğimi çekmek daha iyi. Bilemiyorum.
Sayın meslektaşım Adil Giray Çelik, amacım sizi üzmek değildi; kişiliğinizi hedef almak ise hiç değildi.Bir kez daha bağışlanmam dileğiyle sağlık ve esenlikler dilerim.
Av. MEHMET SEYREK
Old 27-01-2007, 16:34   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Adil Giray Çelik,

Sizin THS'ye katkılarınız bir çok üye tarafından bilinmektedir. O kadar güzel yazılarınız var ki, benim gibi sizi tanıyan bir çok üye bir daha yazsın diye dört gözle beklemektedir. Ancak Sayın mehmetseyrek THS'ye çok sık giren üyelerden değildir. Sizi tanımadığına eminim. Yukarıdaki mesajda gerekli açıklamayı yapmış zaten. Ama ben de sizin kişiliğinizi hedef almadığına kefil olabilirim.

Sayın mehmetseyrek de sizin ve benim gibi Türkçe'ye gönül verenlerdendir. Sağolsun bir yazısında beni de eleştirmişti...Siz de kendisinin Türkçe konusunda açtığı forumları ve mesajlarını okumuş olsaydınız, niyetinin kötü olmadığını anlardınız. Hatta ben ona "dil savcımız" demeyi bile düşünmüşümdür.

Kaldı ki sizin bu güzel forumunuzdan yine onun mesajı sayesinde haberdar olduk.

Sayın mehmetseyrek,

Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu'na yaptığınız katkılardan dolayı size tekrar teşekkür ediyorum.
Alıntı:
Sizden de tekrar tekrar özür dilerim."ÂKİTLER,AKİTLERİ AKDEDERLER" konusunda yazmayı tasarladığım yazıyı artık sanırım yazmaya değer bulmayacağım.Daha az alıngan meslektaşlarımın yazılarındaki dil yanlışlarını tartışmaya açacağım.Yine de onlar arasında da "hassas" olanlar çıkabilir
Çalışmalarınıza devam etmenizi şahsen isterim. Hepimiz gibi sizin de yanlış yapabileceğinizi biliyorum. Önemli olan uyarıları dikkate almak...Hiçbirimiz Türkçe konusunda yetkin değiliz.Öğrenerek, öğreterek, öğreniyoruz.

Sayın Çelik ve Sayın Seyrek dilerseniz son mesajları(Benimki de dahil olmak üzere)silebilirim.

Saygılarımla
Old 27-01-2007, 22:40   #10
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan Sn Ergin ve Sn Seyrek e

Değerli Meslektaşlarım Seyrek ve Ergin'e;

Sn Seyrek in iletisinden meslektaşlarım vasıtası ile haberdar oldum. Ve yanıt yazmayıp 1 gün bekledim.

Alıntı:
Ancak böyle iddialı bir başlık atarken daha dikkatli olmak gerekmez mi?

Yukarıdaki ifade kendisini tanımadığım bir kişiden sert bir yaklaşım olarak geldi. Bana aktaran arkadaş da benzer kuşkuyu iletti. Acaba tanışmıyız diye de derin derin düşündüm.

Ancak Sn Seyrek in 15.41 itibariyle yazısı bir iletişim kazası yaşadığımızı göteriyor.

Kazanın diğer tarafı olarak bende Sn Seyrek in beni bağışlamasını istemekteyim. Kendisini Pazartesi sabah bizzat arayacak, sevgilerimi sunacak, en yakın zamanda bir çayını içmeye bürosuna uğrayacağım.
Old 27-01-2007, 23:05   #11
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Sn Ergin'e

Alıntı:
Sayın Çelik ve Sayın Seyrek dilerseniz son mesajları(Benimki de dahil olmak üzere)silebilirim.

Lütfen iletiyi silmeyin.

Sn Seyrek in ifadesi, yanlış anlaşılan bir hukukçunun kendisini ifade etmekteki ASALETİNE ve İNCELİĞİNE çok nadir bir örnek olarak THS arşivinde yerini alacaktır.
Old 28-01-2007, 16:22   #12
Zeki SERİNKAN

 
Varsayılan

Sayın Adil Giray Çelik ,kendisini şahsen tanıdığım, hukuk alanındaki değerli çalışmalarına uzun bir zamandır tanık olduğum ve saygıyla takip ettiğim bir hukukçu büyüğümüzdür. Kendisinin bu forumdaki uyarılarına tamamen katılmakla birlikte dil yanlışlarıyla ilgili vermiş olduğu bir örneğin düzeltilmesi gerektiğini haddim olmayarak düşünüyorum. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ ifadesinde bir yazım hatası yoktur. Hatırlarsak Hukuk Usul Yasamızın adı HUMK 'tur. Açılımı da Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 'dur. İfadede yer alan "Usulü Muhakeme" Osmanlıca bir isim tamlaması olup yargılama yöntemi anlamına gelmektedir. Yani Hukuk Yargılamaları Yöntemi Yasası. Eski tarihli kanunlarımızda bu türden bir çok isim tamlaması vardır. Örnek olarak saymak gerekirse;
-Kanunu medeni (Medeni Kanun)
-Teşkilatı Esasiye (Esas teşkilat)
-Haczi ihtiyati (ihtiyati haciz)
-Müddei umumi (umum adına iddia eden, savcı)
-Katibi adl (adil katip, noter)
-izalei şüyu (ortaklığın giderilmesi) gibi.
1927 tarihli Hukuk Usul Yasamızın adı böyle Osmanlıca bir tamlama ile belirtilmiş iken 1929 tarihli Ceza Usul Yasası daha Türkçe bir ifade ile "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu" olmuştur. Onun adı da CMUK' tur. HUMK ile CMUK arasında dilde sadeleşme farkı varkı vardır.

Sayın Adil Giray Çelik'in uyarılarındaki sağlıklı içeriğe herhangi bir halel getirmeden yukarıdaki düzeltmeyi yapabilmiş olmayı temenni ederek herkese selam ve saygılarımı sunarım.
Old 30-01-2007, 14:05   #13
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Hukukta yazım kurallarına uymak her şeyden önce doğru anlatabilmek için gereklidir. Bunu kabul etmek zorundayız. Ancak bir dil bilimci gibi mükemmel olmamız da şart değildir. Benim de bir çok yazımda pek çok dil ve imla hatası mevcuttur. Hatta bu ifadelerimde de hata vardır. Bununla övünmüyorum.

Saygıdeğer bir meslektaşımızı tanıyorum, çok iyi hukuk bilgisine sahiptir. Halen de faal olarak çalşmaktadır. Kendisi Türkçe'yi ilkokulda öğrenmişti. Doğal olarak dili ve yazıları kusursuz değildir. Benim anadilim olmasına rağmen ben de ifadelerimin eksik ve yetersiz olduğunu kabul ediyorum.

Konu mükemmeli aramak, en azından dikkatli olmak ya da kendimize saygılı olmak adına açılmıştır. Ben kendi adıma gerekli dersleri çıkardığımı söyleyebilirim. Bu manada sayın Av. Giray Çelik Bey'e teşekkür ediyorum.

Saygılarımla.
Old 30-01-2007, 14:42   #14
av.sevdacan

 
Varsayılan

bu bölüm için sn. adil bey'e teşkkür ederim.

ayrıca konuyu hallediş tarzınızı takdir ediyorum. bir çok platforma örnek alınması gereken bir tarz.

not: mehmet bey ben bilerek tüm harflerimi küçük kullanıyorum. caps lock yaparken çok zaman harcıyorum. tüm harflerin falso demeyin diye açıklamak istedim

bu bölümün takipçisiyim.

sevgiler.
Old 30-01-2007, 15:01   #15
aeyesilkaya

 
Varsayılan

Sayın avsevdacan,

Bilerek küçük harf kullanmanız hiç doğru değil. Gerektiği yerde büyük harf kullanmanmak zorundasınız. Hele dil üzerine yazılıp çiziliyorsa...

Saygılar...
Old 30-01-2007, 16:03   #16
av.sevdacan

 
Varsayılan

sayın aeyesilkaya,

gerekçemi espirili bir şekilde yazdım.

düşüncenize saygı duyuyorum.

sevgiler...
Old 31-01-2007, 09:54   #17
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşım Sevdacan,
Şu sıkıntılarla dolu avukatlık yaşantımızda sabah sabah tebessüm etmemi sağladığın için teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Birden kendimi (Sayın Av.Suat Ergin'in yakıştırdığı gibi)'Dil Savcısı'gibi gördüm.Kürsüye kurulmuşum parmağımı sallayarak sizleri "itham" ediyorum.Hımmm yanlış yapanın gözünün yaşına bakmam, der gibi.
İşin aslı hiç te öyle değil biliyor musunuz.Biliyorsunuz.Yoksa öyle yazmazdınız.Bana takılmak istediğiniz izlenimi edindim.Çok hoşuma gitti.Bilmem yanılıyor muyum?
Yine de kendi durumumla ilgili bir açıklama yapma gereğini duyuyorum.Şöyle:Ben her yanlışın üzerine atılma yanlısı değilim.Belirgin ortak yanlışları herhangi birimizin yazısından yola çıkarak ortaya koymak;bu konuda doğrusunun yani kuralın ne olduğunu anımsatmak amacındayım.
Siz elbette nereye nokta konulacağını hepimiz kadar iyi bilirsiniz.Bilerek bunu ihmal ettiğinize göre söylenecek bir şey yok.Bu sizin kendi takdirinizdir.
Bir kez daha kendi konumumu anlatabilme olanağı sağladığınız için size "müteşekkirim".(Buraya müteşekkirim yerine ne koysan gitmezdi.Çok karşı olduğum halde kimi zaman yabancıların sözlerini kullanmak zorunda kalıyorum.Aslında bu tartışma hiç bitmez.Ayrı diller olduğu sürece bu dillerin birbirini etkilemesi ve bundan doğan tartışmalar dün olduğu gibi bugün de var ve yarınlarda da sürüp gidecektir).
Esenlikler dileğiyle
MEHMET SEYREK
Old 31-01-2007, 12:39   #18
av.sevdacan

 
Varsayılan

sayın mehmet seyrek,

ne mutlu bana! biraz tebessüm ettirebilmişsem

mesajımı yazarken cümle başlagıcındaki ve özel isimlerin baş harflerini -bilerek- küçük yazdığım için aslında kendime bir taş attım. size de espiriyle takıldım

müteşekkir yerine minnettarım deseniz çok mu abartılı dururr (bu da espiri ,bir şey demenize gerek yok , mutlu paylaşımlar dilerim)

konunun bu şekilde dağılmasına neden olduğum için sn. adil giray çelik'in affına sığınıyorum.

ayrıca; lütfen bu konudaki görüş ve bilgilerinizi bizlerden esirgemeyin. bu bölümü ilgiyle takip edeceğim.

saygı ve sevgilerimle.
Old 24-10-2009, 08:26   #19
artemisia86

 
Varsayılan

Yanlış olarak kullanılan kelimelerin başında "haiz" geliyor gördüğüm kadarıyla. Doğru kullanım "...ı haiz" iken birçokları "...a haiz" şeklinde kullanıyor. Örnek olarak: "bu hakka haiz" şeklinde kullanılan kalıbın doğrusu "bu hakkı haiz" olmalıdır. İnsanlar bu kelimenin anlamını "sahip" olarak biliyor olabilir, ancak doğru meal "kapsamak"tır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
THS'de Yapılan Dil Yanlışları(Somut Örneklerle) mehmetseyrek Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 59 19-03-2007 13:54
Hukukta doktora mehmet1802 Yüksek Hukuk Eğitimi 9 15-12-2006 20:06
Hukukta Kalite - Yorumsuz- Av. Hulusi Metin Meslektaşların Soruları 1 11-02-2006 02:18
Hukukta Staj Rotasyonu - 5 - metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 0 26-03-2002 13:08


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05417991 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.