Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Son TBB Disiplin Kurul kararları..

Yanıt
Old 05-12-2008, 14:48   #1
av.sally

 
Varsayılan Son TBB Disiplin Kurul kararları..

TBB DISIPLIN KURULU KARARI:
T. 05.09.2008
E. 2008/141
K. 2008/301
KONU: İcra takibi için fahiş faiz talep etmek.
(Avukatlık Kanunu Madde 34, TBB Meslek Kuralları, Madde 3 ve 4'e aykırılık)


Şikâyetli avukatlar hakkında, şikayetçi şirket aleyhinde başlattıkları icra takibinde %70 oranında fahiş faiz talep ettikleri iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmemiş ve şikayetli hakkında "Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

Şikâyetliler savunmalarında, %70 oranındaki faizin, takip tarihinde cari olan faiz oranı olduğunu, ödeme emrindeki hesaplamanın icra memuru tarafından yapıldığından sorumluluklarının söz konusu olamayacağını, faiz oranının icra takibi ve mahkeme aşamalarından geçerek kesinleşmiş olduğunu bildirmişlerdir.

Baro Disiplin Kurulu kararına karşı şikâyetçi şirket tarafından itiraz edilmiştir. Şikâyetçi itirazında, avukatların yasayı bilmediklerini ileri süremeyeceklerini, icra emrinin avukatlar tarafından düzenlendikten sonra icra müdürlüğü tarafından imzalandığını, icra müdürlüğünün avukatların talebi doğrultusunda ödeme emri düzenlemekle mükellef olduğunu bildirmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, şikâyetli avukatların müvekkilleri adına ve şikayetçi aleyhine, Şişli 3. İcra Müdürlüğünün 2000/4611 Esas sayılı dosyası ile önce ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2003/ 233 Esas, 2004/673 Karar sayılı kararla İtirazın İptaline ve takibin devamına karar verildiği, kararın ve takibin kesinleşmesinden sonra borçlu hakkında başlatılan genel haciz yolundan vazgeçilerek, borçlunun iflas yolu ile takibine geçildiği, ödeme emrinde %70 oranında işlemiş ve işleyecek faiz talebinde bulunulduğu ve şikayetçinin, şikayetlilerin talep ettikleri %70 faiz oranı için şikayette bulunduğu anlaşılmıştır.
İlamsız takip yolu ile 2000 yılında başlatılan icra takibi döneminde ve 01.07.2002 tarihine kadar Reeskont Faiz oranı %70 olup, o tarihten sonra faiz oranları kademe kademe düşmüş ve şikâyet konusu ödeme emri tarihi olan 01.06.2005 tarihinde ise % 42 olmuştur. Şikâyetlilerin 01.06.2005 tarihinden önce faiz oranının tüm geçmiş dönem için %70 oranında olmadığını bilmedikleri kabul edilemez. Özellikle şikayetlilerin, ödeme emrini göndermek için icra müdürlüğüne başvuruda bulundukları 01.06.2005 tarihinde reeskont faiz oranının yaklaşık 2 katına yakın oranda tahsili için borçluya ödeme emri göndertmeleri Yasalara ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırıdır.
Şikâyetlilerin eylemleri Avukatlık Yasasının 34. maddesindeki; "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." Hükmü ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesindeki "Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür." ve 4. maddesindeki "Avukat, mesleğinin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır." düzenlemelerine aykırı olmakla, eylemleri disiplin suçunu oluşturmaktadır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulunun "Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararında hukuki isabet görülmemiş, Avukatlık Yasasının 136/1 ve 135/2.maddeleri uyarınca her iki şikâyetli hakkındaki "Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına" ilişkin kararın kaldırılarak, her iki şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, Şikâyetçinin itirazının kabulü ile, İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun her iki şikâyetli avukat hakkındaki "Disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin" kararının KALDIRILMASINA, Şikâyetli Avukatlar A.G ve K.K'un AYRI AYRI KINAMA CEZASI CEZALANDIRILMALARINA oybirliği ile karar verildi.
Old 05-12-2008, 14:57   #2
av.sally

 
Varsayılan

TBB DISIPLIN KURULU KARARI:

T. 05.09.2008
E. 2008/168
K. 2008/305

* Vekil sıfatıyla takip ettiği davanın duruşmalarına girmeyerek müracaata bırakmak.

* Avukatlık Yasası 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3. Maddesine aykırılık



Şikâyetli avukat hakkında, şikâyetçinin vekili olarak takip ettiği davanın duruşmalarına girmeyerek müracaata bıraktığı daha sonrada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebebiyet verdiği iddiası ile başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülerek, disiplin cezası tayin edilmiştir.

Baro Disiplin Kurulu, şikâyetli avukatın eylemini Avukatlık Yasasının 34, 134 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3.maddesine aykırı bularak, şikâyetli hakkında uyarma cezası tayin ve takdir etmiştir.


Baro Disiplin Kurulu kararına karşı şikâyetli tarafından itiraz edilmiştir. Şikâyetli itirazında, şikâyete konu İş Mahkemesindeki davada vekâletinin bulunmadığını, vekâletname yapılmış olsa dahi kendisine verilmemiş ve kendisi tarafından dosyaya ibraz edilmemiş olduğunu, tebligatların asile yapılmış olduğunu, Disiplin Kurulu kararının yasaya uygun olmadığını ve tayin edilen disiplin cezasının kaldırılmasını istemiştir.

Dosyanın incelenmesinden, şikâyet konusu yapılan ve açılmamış sayılmasına karar verilen dava, İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2001/603 Esas sayılı davasıdır. Şikâyetli tarafından dosyaya ibraz edilen 23.11.2006 tarihli dilekçe ekinde bulunan İstanbul 5. İş Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli yazısında " Mahkememizin 2001/ 603 Esas sayılı dosyası incelenmiş olup, davacı vekili olarak görülen Av. B.Ö adına çıkartılmış vekâletname ve azilname bulunmadığı" bildirilmiştir. Her ne kadar; şikâyet eden tarafından İstanbul 12. Noterliğinin 1039 sayı ve 18.01.2002 tarihli vekâletnamesi ile şikâyetlinin vekil tayin edildiğine ilişkin bir


vekâletname örneği dosya içinde bulunmakta ise de, şikâyetlinin vekil tayin edildiği bir vekâletnamenin, şikâyet konusu İş Mahkemesinin dosyası içinde bulunmadığı aşikârdır. Bu durum, şikâyetlinin savunmasının doğruluğunu göstermektedir. Şikâyet eden başka dosya için vekâletname ve vekâlet ücretini vermiş, fakat şikâyet konusu dosya için şikâyetli ile anlaşmamış olduğundan şikâyetli kovuşturmaya konu olan davaya vekâletname ibraz etmemiş ve vekil sıfatını taşımamıştır.


Bu nedenlerle, şikâyetlinin Yasaya ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarına aykırı bir eylemi bulunmadığından, Baro Disiplin Kurulunun uyarma cezası verilmesine ilişkin kararında hukuki isabet görülmemiş, uyarma cezasının kaldırılarak, şikâyetli hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.


Sonuç olarak, Şikâyetlinin itirazının kabulü ile, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nun "Uyarma cezası verilmesine" ilişkin kararının KALDIRILMASINA, yeniden incelemeyi gerektirir husus bulunmadığından Şikâyetli Avukat hakkında "DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" oybirliği ile karar verildi.

http://www.barobirlik.org.tr/calisma...aspx?karar=174









Old 19-12-2008, 10:43   #3
av.sally

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/854
K. 2007/1942
T. 21.2.2007


• AVUKATLIK ÜCRETİ ( Kamu Tüzel Kişiliğinde 399 Sayılı KHK Uyarınca Sözleşmeli Avukatın Kurum Yararına Hükmedilen Avukatlık Ücretlerine Dayalı Alacak Talebi İdari Yargıda Çözümleneceği )
• SÖZLEŞMELİ AVUKAT ( Kamu Tüzel Kişiliğinde 399 Sayılı KHK Uyarınca Kurum Yararına Hükmedilen Avukatlık Ücretlerine Dayalı Alacak Talebi İdari Yargıda Çözümleneceği )
• GÖREV / İDARİ YARGI ( Kamu Tüzel Kişiliğinde 399 Sayılı KHK Uyarınca Sözleşmeli Avukatın Kurum Yararına Hükmedilen Avukatlık Ücretlerine Dayalı Alacak Talebi İdari Yargıda Çözümleneceği )


ÖZET :

Davacılar, davalı kurum yararına hükmedilen avukatlık ücretlerinin limitsiz ödenmesi gerektiği iddiasıyla eksik ödenen ücretlerin tahsilini talep etmişlerdir. Dosya kapsamından davacıların, davalı kamu tüzel kişiliğinde 399 Sayılı KHK hükümlerine tabi sözleşmeli avukat olarak çalıştıkları anlaşılmaktadır. Kamu tüzel kişisinin, davacılara avukatlık ücreti ödenmesine dair işlemi idari bir işlemdir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevlidir.


DAVA :

Davacı E. ve diğerleri tarafından, davalı DHMİ Genel Müdürlüğü aleyhine 01.10.2003 gününde verilen dilekçe ile vekalet ücreti alacağının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 07.06.2006 günlü kararın Yargıtay' ca incelenmesi davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:


KARAR :

Dava, vekalet ücreti alacağının limitsiz ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem esastan incelenerek reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı DHMİ İşletmeler Genel Müdürlüğü'nde avukat olarak çalıştıklarını belirterek kurum yararına hükmedilen vekalet ücretlerinin Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesi uyarınca avukatlara ait olduğu düzenlemesine yer verildiğinden kendilerine vekalet ücretlerinin limitsiz ödenmesi gerektiği iddiasıyla eksik ödenen kısımların tahsilini istemişlerdir.
Davacılar davalı kurumda 399 Sayılı KHK hükümlerine tabi sözleşmeli avukat olarak çalışmaktadırlar. Davalı kamu tüzel kişisi olup davacılara vekalet ücreti ödenmesine dair işlemi idari işlemdir. O halde uyuşmazlığın çözüm yeri, Hukuk Genel Kurulu'nun 11/10/2006 tarihli ve 2006/4-615 Karar sayılı kararı uyarınca idare mahkemeleridir. Dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine uyuşmazlığın esasının incelenip reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ :

Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan hacın istek halinde geri verilmesine, 21.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi
Old 19-12-2008, 13:54   #4
av.sally

 
Varsayılan

TBB DISIPLIN KURULU KARARI:

Avukatin Avans Almasi - Zorunlu Olmadikca Sahsi Harcamadan Kacinmasi



T. 08.12.2006
E. 2006/369
K. 2006/444 * Avukatın avans alması, zorunlu olmadıkça şahsi harcamadan kaçınması
* Kendisine iş sağlama, meslektaşlar arasında haksız rekabet
(Av. K. m. 39/2, 135/3, 166/1; TBB Meslek K. m. 42)
Şikayetli Avukat hakkında, "açtığı birçok icra takibinde takip masraflarını ve ihtiyati haciz için gerekli teminatı kendisi ödeyerek meslektaşlar arasında haksız rekabete sebebiyet verdiği" iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonucu eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.
Şikayetli Avukat, icra takip ve giderlerinin müvekkilleri tarafından karşılandığını, masraf ve teminatla ilgili olarak aldığı para karşılığı makbuz verdiğini, tahsil makbuzlarında müvekkil imzasının da bulunmasının yasal bir koşul olmadığını, T.E.'nin vadesi gelmeyen bonosunun tahsili için Şikayetçi Avukat F.Y.'ye başvurup talebinin kabul görmemesi üzerine, daha önce henüz vadesi gelmemiş bir bonoya müsteniden ihtiyati haciz kararı almış olduğunu duymuş olmasından ötürü kendisine iş teklif ettiğini, gerekli teminat ve masrafları makbuz karşılığı alarak takip açtığını, Disiplin Kurulu'nda tanık olarak dinlenen T.E, H.B.'nin beyanlarının da savunmasını doğruladığını, teminat mektuplarının müvekkillerine ait hesaplardan verildiğini, şikayetin iş yapma yetisine sahip olmayan Şikayetçinin şahsi çekememezliğinden kaynaklandığını bildirmiş, suçsuz olduğunu savunmuştur.
İncelenen dosya kapsamından;
Şikayetli Avukata T.E. tarafından Mersin 3.Noterliği'nin 02.02.2005 gün ve 02594 yevmiye no.lu vekaletname düzenlendiği, 01.03.2005 vade tarihli 50.000. YTL alacak için Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/16 Esas sayılı ihtiyati haciz kararının %15 teminat karşılığı 07.02.2005 tarihinde verildiği, 10.02.2005 gün ve 262525 sayılı Türkiye Ekonomi Bankasına ait teminat mektubunun dosyaya konularak takiple ilgili işlemlere devam
edildiği, Mersin 4.İcra Müdürlüğü'nün 2005/553 Esasında kayıtlı takipte 263.34 YTL harç alındığı, 02.02.2005 gün ve 002467 no.lu makbuzla 700 YTL, 08.03.2005 gün ve 00636 no.lu makbuzla 600. YTL. masraf ve 10.02.2005 gün ve 002197 No.lu lü makbuzla 7.500 YTL teminat alındığının bildirildiği,
Dosyada mevcut 18 adet teminat mektubundan 4 adedinin Halk Bank, 2 adedin Dışbank, 12 adedinin TEB tarafından tanzim edildiği, Halk Bankası teminatlarının doğrudan Şikayetli, diğerlerinin müvekkil adına vekaleten düzenlendiği,
Türk Ekonomi Bankası'nın 27.03.2006 günlü cevabi yazısında 25. Ocak 2005 tarih ve 2625189.38 sayı ve 68357 seri no.lu teminat mektubu ile 11.03.2005 tarih ve 262.5259.38 sayı ve 68427 seri no.lu teminat mektubunun Şikayetli hesabında bulunan nakit esas alınarak düzenlendiği, T.E. ve H.B.'ye ait hesap olmadığının bildirildiği görülmektedir.
Şikayetli Avukat tarafından masraf avansı ve teminatın nakit olarak alındığı ve karşılığında makbuz düzenlendiği savunulmuş ise de; gerek teminat mektubu içerikleri ve gerekse banka cevabi yazısı ile şahsi hesaptan verildiği bildirildiğinden, samimi ve inandırıcı bulunmamıştır.
Teminat, niteliği gereği ihtiyati haciz kararı isteyen tarafın haksız çıkma olasılığına karşı muhtemel zararların belirli limitler dahilinde garanti edilmesidir. Bu garantiyi vermesi gereken de takip alacaklısıdır.
Avukatın teminat mektubunu şahsi hesabından alması, alacaklı adına muhtemel riskleri üstlenmesi, avukatlık mesleğinin bağımsızlığı ile bağdaşmadığı gibi, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güveni de zedeleyecek davranışlardır.
Avukatlık Yasası 39/2 ve 166/1.maddelerinde, giderlerin ödenmesi hususunda Avukata hapis hakkı tanınmış ise de, tüm giderlerin Avukat tarafından üstlenilmesi kabul edilemez.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 42. maddesi, "Avukat işle ilgili giderleri karşılamak üzere avans isteyebilir. Avansın işin gereğini çok aşmamasına, avanstan yapılan harcamaların müvekkile bildirilmesine ve işin sonunda avanstan kalan paranın müvekkile geri vermesine dikkat edilir." hükmü gereği, avukat masrafları avans olarak almalı, zorunlu olmadıkça şahsi harcamadan kaçınmalıdır.
Avukat kendine iş sağlama ve meslektaşlar arasında haksız rekabet yaratacak her türlü davranıştan özenle kaçınmalıdır.
Bu nedenlerle, eylemin disiplin suçu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulunun sicil durumunu da nazara alarak yapmış olduğu hukuksal değerlendirmede isabetsizlik görülmemiş ise de Avukatlık Yasasının 135/3 maddesinin yürürlüğe girdiği tarih ile eylem tarihi olan 11.02.2005 tarihleri arasında para cezalarının güncelleştirilmesine ilişkin 4421 Sayılı Yasa uyarınca yapılan hesaplama sonucunda Baro Disiplin Kurulunun tayin ettiği 500.00 YTL para cezasının 300.00 YTL para cezasına çevrilmesi suretiyle kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak, Şikayetli Avukat İ.M.'nin itirazının kabulü ile, Mersin Barosu Disiplin Kurulu'nun 500 YTL. Para cezası verilmesine ilişkin kararının (300.00 YTL para cezasına çevrilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Şikayetli Avukat İ.M.'nin 300.00 YTL PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA katılanların oybirliği ile karar verildi.
Old 23-12-2008, 22:09   #5
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Tarih - Esas No - Karar No Konu
T. 05.09.2008
E. 2008/194
K. 2008/323

Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.
(TBB Meslek Kuralları 43.madde)

Yazdırmak için (boşyere) tıklamayınız

Şikayetli avukatın, kiracının tahliyesi, ödenmeyen kira bedellerinin tahsili ve yine kira alacağı sebebiyle verilen bonunun tahsili için görevlendirildiği, açılan dava ve takiplere rağmen kira alacaklarının tahsil edilmesinin mümkün olmadığını beyan ettiği, aradan geçen uzun zamana karşın tahliyenin sağlanmadığı ve kira ödemeyen kiracının oturmasına imkan verdiği, daha sonra kiracıdan 3.500,00.-YTL haricen tahsilat yapıldığını öğrendiği, bu konularda kendisine bilgi verilmediğini ve tahsil edilen miktarın sadece 1.300,00.-YTL. sinin ödendiği bakiyesinin ödenmediği, devam eden kira bedellerinin tahsilinin sağlanmadığı iddiası ile yapılan şikayet üzerine açılan disiplin kovuşturması sonucunda, Baro Disiplin Kurulunca eylem sabit görülmüş ve disiplin cezası tayin edilmiştir.


Şikayetçinin, şikayetli avukat hakkında ceza davası açılması istemi ile de şikayette bulunduğu, Adalet Bakanlığının 08.09.2006 tarihli oluru ile soruşturma açılmasına, 14.11.2006 tarihli oluru ile de kovuşturma açılmasına izin verdiği, Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2007 tarih 2006/107 esas, 2007/37 karar sayılı kararı ile son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın itirazın reddi üzerine kesinleştiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.


Şikayetli avukat savunmasında, tahsil edilen miktarlarla ilgili olarak şikayetçiye ve yetkilendirdiği dünürüne bilgi verdiğini, kendisine 450,00.-YTL. masraf avansı dışında ödeme yapılmadığını, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2005/2414 ve 2006/2416 Esas sayılı takiplerini yaptığını, Ankara 4. İcra Mahkemesinin 2005/531 esas 2005/635 karar sayılı tahliye kararını aldığını, ancak şikayetçinin kiracı ile tekrar anlaştığını, Avukatlık Yasasına göre hapis hakkının kullanıldığının yazılı bildirilmesinin gerekmediğini, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde belirtilen yazılı bilginin de Ankara 41. noterliğinin 20.04.2006 tarih 18120 sayılı cevabi ihtarnamesi ile verildiğini bildirmiştir.


Dosyaya sunulan ve şikayetli avukat tarafından kiracı N.C ve kira bedeli için verilen 1.300,00.-YTL.lik bononun borçlusu Tarkan Coşkundan haricen tahsil edilen miktarları gösteren belgelerden;

2005/2414 Esas sayılı dosya için 26.09.2005 ve 24.11.2005 tarihlerinde toplam 750,00.-YTL

2005/2416 Esas sayılı dosya için 07.11.2005-23.01.2006 tarihleri arasında 8 defada toplam 1.900,00.-YTL.

2003/2555 Esas sayılı dosya için 03.02.2006 tarihinde 700,00.-YTL.tahsil edildiği görülmektedir.


Şikayetli avukat savunmasında, şikayetçiden 05.06.2003 tarihli ve 2003/1468 Esas sayılı dosya, aynı tarihli 2003/2555 Esas sayılı dosya ve yine aynı tarihli 2003/162 Esas sayılı dosya için ibraname aldığını beyan etmektedir.


Yukarıda sayılan tahsilatlardan 700,00.-YTL. lik tahsilat ibraname tarihinden sonra 2003/2555 Esas sayılı dosya için yapılmıştır.


2005/2414 Esas sayılı dosya için yapılan tahsilat da şikayetçinin dünürüne ödendiği ihtilafsız olup, 1.300,00.-YTL. asıl alacağa ait 2005/2416 Esas sayılı dosyadan yapılan tahsilat ile ilgili değildir.


Tahsilat tarihleri ile yapılan ödeme tarihi arasında da normal kabul edilebilecek sürenin çok üzerinde bir sürenin geçtiği görülmektedir.


Avukatlık Kanunun 166. maddesi ; “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir” hükmünü içermektedir.


Ancak, avukat alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için hapis hakkının kullanıldığı hususunun iş sahibine yazılı olarak bildirilmesi, ayrıca iş sahibi adına tahsil ettiği para ve hangi işlerden ötürü ne miktarda alacağı olduğunu gecikmeksizin müvekkiline duyurması gerekmektedir. Bu bildirimin de yazılı olması gerekmektedir.


Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesine göre “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa uygun sürelerde durum yazı ile bildirilir.”


Avukatın, belirtilen bu düzenlemeler karşısında hapis hakkını kullanabilmesi için iş sahibi adına tahsil ettiği parayı geciktirmeksizin ve yazılı olarak bildirmekle birlikte, aynı yazıda hangi işten dolayı ve ne miktar ücret ve masraf alacağı olduğunu da açıklaması gerekir. Kurulumuzun yerleşmiş kararları da bu yöndedir.


Dosya içinde şikayetli avukatın, şikayetçiye hangi işlerden ötürü ve ne miktar alacağı olduğuna ve alacakları için hapis hakkını kullandığına dair bir belgeye rastlanmadığı gibi, şikayetli avukatın savunmasında belirttiği ihtarnamenin, şikayetçinin ihtarnamesinden sonra buna verilen cevap olarak düzenlenmiş bulunması ve açıklanan özellikleri içermemesi karşısında, disiplin suçunu ortadan kaldıran bir delil olarak da kabul edilmemiştir.



Bu sebeple, şikayetli avukatın eyleminin disiplin suçunu oluşturduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulunca yapılan değerlendirmede hukuksal isabetsizlik bulunmadığından kararın onanması gerekmiştir.


Sonuç olarak, itirazın reddi ile, Ankara Barosu Disiplin Kurulunun uyarma cezası verilmesine ilişkin kararının ONANMASINA oybirliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 14:30   #6
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB'NİN 2016/829 E. 2017/145 K. SAYILI 28.01.2017 TARİHLİ DİSİPLİN KURULU KARARI

* … Hukuk Müşaviri olan Şikâyetli avukatın savunmasındaki tevili ikrar, Kurum çalışanları ve avukatların beyanları ve özellikle tüm içeriği yukarıya alınan iç denetim raporu içeriği karşısında Baş Hukuk Müşaviri olarak görev gereklerini yerine getirmediği, meslektaşlarının çalışma koşullarının kolaylaşması hususunda gerekli öneri ve teşebbüste bulunmadığı, özellikle Baro Başkanı ve Avukat Hakları Merkezi tarafından tutulan tutanak üzerine iş yerinde mobbing uyguladığı dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

(Av. Yas. m. 34, 134, TBB Mes. Kur 27/4)


İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

… Barosu Başkanı, Avukat Hakları Merkezi Başkanı, Kamu Avukatları Komisyonu Başkanı tarafından 27.11.2014 tarihli, …’da görevli kamu avukatlarının mekân ve çalışma koşullarındaki olumsuzluklara ilişkin tutanak kapsamı nazara alınarak tutanak kapsamındaki olumsuz koşulların Avukatlık Yasası’nın ve avukatlık mesleğinin onuruna yakışır şekilde ivedi olarak düzeltilmesinin istenmesine Baro Yönetim Kurulunca karar verilmiş, karar uyarınca … ile ilgili kamu avukatlarına yazılar yazılarak gelişmeler ve yapılan düzeltmeler konusunda bilgi verilmesi istenmiş, cevaben Baro Başkanlığına verilen bilgiler nazar alınarak Avukatlık Yasası’nın 141. maddesi uyarınca … Hukuk Müşaviri olarak görev yapan Avukat G.S. hakkında re’sen başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Çalışma ortamı olarak fiziki şartları düzeltebilme konusunda yetkisinin bulunmadığını, odalardaki oturma şeklinin avukatların kendi tercihleri doğrultusunda şekillendiğini, Yönetmelik ve Avukatlık Yasası gereği dava ve icra dosyalarının takibinin avukatların görevleri arasında sayıldığını, Kamu avukatlarını yardımcı eleman sorununun bugünden yarına hemen çözülecek bir sorun olmadığını, mevcut elemanlarla sorunun çözülmeye çalışıldığını, 2014 ve 2015 yılında birime gelen evrak adedinin …, giden evrak adedinin …, avukatlara sevk edilen dava evrak adedinin … olduğunu, geri kalan evraklara idari personel ve kendisi tarafından cevap verildiğini, Avukat …’nın iddialarının doğru olmadığını, Kurumda sözleşmeli çalışan avukatlarda bulunduğundan, Hukuk Müşavirliği resmi idaresi olarak …@hotmail.tr’nin kullanıldığını, tüm bildirimlerin bu adresten yapıldığını, yapılan tüm bildirimlerin kendisi tarafından gerçekleştiğini, işin aciliyetine binaen ve birime gelme tarihi dikkate alınarak Avukatlık Yasası’nı gereği işlerin zamanında yapılmak zorunda olduğunu, bir gün ve daha kısa sürede istenen işlerin her zaman değil, olağan üstü durumda nadiren gerçekleştiğini,

Kurum avukatlarının avukat olmayan personel ve vatandaşların yanında azarlanması hususunun külliyen yalan ve yanlış olduğunu, 15-30 gün önce sevk edilen evrak hakkında ne işlem yapıldığı sorulduğunda gecikme sebebini açıklamalar yerine bağırıp çağırmalar olduğunu, şayet iftira, hakaret ve aşağılama türü eylemler varsa bunun için idari ve cezai mercilerde çözülmesi gerektiğini, çözüm yerinin Baro olmadığını, masraf avanslarını avukatların maaş hesaplarına yatırılması hususunun, idarenin uygulamak zorunda olduğu … hakkındaki Yönetmelik hükmü gereği olduğunu, boşaltılması istenen oda boşaltılmasına karşın avukatların bu odaya aylarca geçmediğini, göreve başlama tarihi 2002 olmasına rağmen neden bu kadar süredir şikâyette bulunulmadığını, şimdi bulunmanın amacının ne olduğunu Kurumun sağladığı idari şartları ihtiva eden yerlerde çalışmama gibi lüksümüzün olmayacağını, kendisinin bizzat odasını boşaltarak Avukat …’ya tahsis ettiğini, kendisinin ise İcra Veznesi denilen yerde kurum elemanları ile birlikte çalıştığını, tutanak düzenlenen binaya Hukuk Müşavirliğinin 2010 yılında taşındığını, daha önceki dönemlerde neden şikâyet yapılmadığını,

Çalışan personelin mesaiye uymadığı yönünde idarecilerin sözlü uyarıları üzerine liste yazılıp imzaya açıldığını, akabinde de genelge çıktığını, o dönemde Baro Başkanı ile dönemin … Müdürü arasında tartışma yaşandığını, halende şikâyetçi şahısların ve personelin imza atmadığını, 5 kişiye birden mobbing uygulandığı iddiasının hayrete şayan olduğunu, mobbing uygulandığı yönündeki iddiaların muhatabının Mahkemeler olduğunu, araştırma yerinin Baro Başkanlığı olmadığı, tutanak tutulmasına neden olan şikâyetçinin gösterilmediğini, şikâyetçilerin isimlerinin gizlenmek istediğini, taziye ziyareti adı altında tutanak tanzim edildiğini, hakkında soruşturma açılması için bir sebep bulunmadığını, ihbar ve şikâyette bulunanın kimliği, adresi, imzası bulunmadan işleme konulmayacağını, tutanakta imzası bulunan şahıslardan birisin Avukat Hakları Merkezi Başkanı sıfatı taşıdığını, mevzuatta Avukat Hakları Merkezi Başkanının böyle bir tutanağa imza atma görev ve yetkisinin olmadığını,

16.03.2015 tarihinde … Barosu Sitesi bilgisine göre Kamu Avukatları Komisyon Başkanının … olduğu, senelerce idarenin avukatlığında bulunan bu şahsın “oryantasyon” şikâyetinin ilginç olduğunu, tutanak ekinde denilen resimlerin yazı ekinde bulunmadığını savunmuş ve delilerini bildirmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; Baro Başkanı, Avukat Hakları Merkezi Başkanı, Kamu Avukatları Komisyonu Başkanı imzalı 27.04.2014 tarihli tutanakta ayrıntılı olarak çalışma koşullarının olumsuzluklarının tespit edildiği,

Soruşturma aşamasında raportör üye tarafından kurum ve çalışanları ve avukatlarının tanık olarak ifadelerinin alındığı,

10.07.2014 gün ve 663.05.5 sayılı İç Denetçi … imzalı “İç Denetim” raporunda “Hukuk Müşavirliğinin çalışma ortamında tam olarak iş barışının sağlanamadığı, özellikle Hukuk Müşavirliğinde çalışanların kurumsal aidiyet çerçevesinde iş barışının tesis edildiği bir ortamda faaliyetlerini sürdürmesinin idaremiz hak ve menfaatlerinin korunması açısından da büyük önem arz ettiği, bu kapsamda bilhassa Avukatlık mesleğinin gereklerine uygun olarak avukatlık bilgi ve becerisini gerektirmeyecek iş ve işlemlerin idari personelce yerine getirilmesi durumunda Avukatlardan alınacak verimin artacağı, böylece personelin daha etkin bir şekilde kullanılabileceği, mezkûr dilekçede konu edilen ve iş barışım bozduğu değerlendirilen hususlar da dikkate alınarak iş barışının tesis edilmesi gerektiği anlaşılmış olup, bu ve benzeri şikâyetlerin önlenmesi için;

1-Hukuk Müşaviri ile Avukatlar ve diğer idari personelin ast-üst ilişkisi ile yatay iletişim kapsamında genel ve özel mevzuatla belirlenen hususlara riayet etmesi,

2-19 Mart 2011 tarih ve 27879 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu 2011/2 sayılı Genelgede belirtilen hususların daha iyi anlaşılarak yatay ve dikey ilişkiler kapsamında iş barışım bozacak tutum ve davranışlardan kaçınılması,

3-13-Nisan 2005 tarih ve 25785 saydı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Nezaket ve saygı” başlıklı 11. maddesinde “Kamu görevlileri, üstleri, meslektaşları, astları, diğer personel ile hizmetten yararlananlara karşı nazik ve saygılı davranırlar...” ilkesinin gözden uzak tutulmaması,

4-Yeni Kamu Yönetimi, Yönetişim gibi paradigmalar çerçevesinde işlerliği ve önemi artan tarafsızlık, adillik, saydamlık, katılımcılık gibi temel ilkelerin personel karar ve davranışlarına yansıtılması,

5-Avukatlık mesleğinin gereklerine uygun olarak avukatlık bilgi ve becerisi gerektirmeyecek nitelikteki işlerin görevlendirilecek idari personel tarafından yerine getirilmesi durumunda sınırlı sayıdaki İdaremiz avukatının daha verimli çalışabileceği,

Hususlarının Hukuk Müşavirliği tarafından değerlendirilerek mezkûr yazının imza karşılığı bütün memur personele duyurulması hususunu Olur’larınıza arz ederim.” sözlerinin yazılı olduğu,

Baro Disiplin Kurulu tarafından; “Dosyanın incelemesinde şikâyetli avukata isnat edilen eylemlerin tamamen kurumun iç işleyişi ile ilgili olup Avukatlık Yasası ve TBB Meslek Kuralları arasında sayılan disiplin suçu olabilecek eylemlerden olmadığı gibi ceza davasına konu olabilecek bir eylem de olmadığı görülmüştür. Tanıkların ifadelerinde geçen şahsi hakaret ihtiva eden konularda … Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyet yapılmış olduğu görülmüştür. Ancak bu şikâyetlerin dosyamızdaki şikâyet ve iddia edilen konularla ilgili olmadığı, bu nedenle bu soruşturmanın sonucunun beklenmesine gerek olmadığı şikâyetli tarafından 13.05.2016 tarihli oturumda beyan edilmiş olduğundan soruşturma sonucunun beklenmesinden vazgeçilmiştir. Baro Yönetim Kurulunun dosyanın disiplin kuruluna sevkine dair kararında sevk maddesi olarak belirtilen Avukatlık Yasası 34 ve 134. maddelerine aykırılık da tespit edilememiştir…” gerekçesiyle karar verildiği,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

… Barosu Başkanlığı’nın 15.07.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Şikâyetli avukatın kurumda çalışan avukatlardan imza föyü alma konusunda ısrarcı olduğu, iç denetçi raporuna göre çalışma barışının bozulduğunun tespit edildiğini, avukatların mesleki bilgi ve beceri gerektirmeyen işlerde çalışmaya zorlandığını, meslektaşların azarlandığını, ilçeler arası görevlendirmede ayrım yapıldığını, avukatların icra dosyalarında zor durumda bırakıldığını, rutin süreler sona ermeden baskı altına alıcı yazlar yazıldığını, önemli konularda 1 günlük süre verilerek avukatların baskı altına alındığını, avansların avukatların şahsi hesaplarına yatırıldığını, tüm bunların bilgi, belge ve tanık anlatımları ile sabit olduğu halde, kurumun iç işleyişi gibi soyut ve muğlak bir ifade ile verilen anılan kararın itirazen kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği,

İtiraz dilekçesinin şikâyetli avukata tebliğ edildiği, Şikâyetlinin 25.08.2016 kayıt tarihli savunma dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarla, itiraz dilekçesindeki ifadelerin hiçbirinin kovuşturmaya konu tutanak ile ilgili olmadığını, … Barosu Başkanlığının kendisinin de bir avukat olduğu gerçeğini göz ardı ettiğini belirterek itirazın reddi ile kararın onanmasına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/4. maddesi, “Resmi ya da özel kuruluşlarda bağımlı olarak birlikte çalışan avukatlar, kadro görevleri ne olursa olsun, adalet ve eşitlik ilkelerinden ayrılmamaya ve iş dağıtımı, denetimi ve her türlü iş ilişkilerinde meslek dayanışmasına ve onuruna uymayan davranışlardan kaçınmaya özen göstermekle yükümlüdürler.” hükmünü amirdir.

… Müşaviri olan Şikâyetli avukatın savunmasındaki tevili ikrar, Kurum çalışanları ve avukatların beyanları ve özellikle tüm içeriği yukarıya alınan iç denetim raporu içeriği karşısında Baş Hukuk Müşaviri olarak görev gereklerini yerine getirmediği, meslektaşlarının çalışma koşullarının kolaylaşması hususunda gerekli öneri ve teşebbüste bulunmadığı, özellikle Baro Başkanı ve Avukat Hakları Merkezi tarafından tutulan tutanak üzerine iş yerinde mobbing uyguladığı dosya kapsamı ile tartışmasızdır.

Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.

Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin idarenin iç işleyişi olduğu nedeniyle disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme TBB Meslek Kuralları 27/4. madde bildirilen açık ilke nedeniyle Avukatlık Yasası’nın 34, 134 maddeleri gereği disiplin suçu olduğundan, … Barosu Başkanlığı’nın itirazının kabulü ile disiplin cezası tayini gerekmiştir.

Sonuç olarak … Barosu Başkanlığı’nın itirazının kabulü ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 13.05.2016 gün ve 2015/33 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukatın Uyarma Cezası İle Cezalandırılmasına”,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oy birliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 14:38   #7
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB'NİN 2016/1021 E. 2017/339 K. SAYILI 26.03.2017 TARİHLİ KARARI

* Uzlaşma amaçlı yapılacak görüşmelerde bildirilen hususlar müvekkil yararına da olsa hiçbir şekilde açıklanamaz, kayda alınamaz ve aleyhe kullanılamaz. Bu görüşmelerin kamunun avukata duyduğu güven çerçevesinde yapıldığı asla unutulmamalıdır. Uzlaşma amaçlı görüşmeler asla açıklanamaz delil olarak kullanılamaz.

(Av. Yas. m. 34, 35/A, 134, TBB Mes. Kur. m. 3, 4)


İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat hakkında, “… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1456 esas sayılı dosyasında uzlaşma amaçlı olarak şikâyetçi avukat M.A. bürosunda Avukat E.B. ve E.A.’nın buluştukları, görüşme sırasında konuşmaları kayda aldırdığı ve taraf olunan davaya delil olarak sunduğu, kayıt alınırken yönlendirme amaçlı tuzak sorular sorduğu, belli iddialar üzerine ısrarlı vurgular yaptığı, görüşmeyi planlayan ve organize edenin şikâyetli avukat olduğu” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Şikâyetli avukat önceki savunmalarında özetle; Şikâyete konu görüşmenin 4 kişi huzurunda yapıldığını, gizlilik taşımadığını aleni olduğunu, görüşmenin özel hayata ilişkin olmayıp, mesleki konuya ait olduğunu, ortak hukuki kabule göre eğer kişi kendisinin de içinde bulunduğu bir anı ve faaliyeti kayda alıyorsa muhatap kayıttan habersiz olsa dahi bu delilin hukuka aykırı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, avukat iş sahibinin açık olan talimatına karşı koyamayacağını, şikâyetle ilgili olarak savcılığın görüşmenin aleni olması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, M.A. vekili Avukat A.Z. tarafından müvekkili hakkınca icra takibi yapılarak müvekkilinin tahliye ettiği taşınmaza ait gerçekte borçlu bulunmadığı kira paralarının tahsilinin talep edilmesi sebebiyle konuyu sulhen çözmek üzere şikâyetçi vekilinin ofisine gittiklerini, gerçekte müvekkilinin hiçbir borcu olmamasına rağmen takibi ortadan kaldırmak için 20.000,00 TL ödeyerek sulh olmaya razı olduklarını, görüşmenin hemen sonrasında aynı gün kendilerinden 26.000 TL istendiğini, bunu kabul ettiklerini, konuyu sözleşmeye bağlayacakları gün kendilerinden 36.000,00 TL talep edildiğini, müvekkilinin bu talebi kabul etmediğini, yapılan görüşme sırasından kendisinden habersiz olarak müvekkilinin görüşmeyi ses kayıt cihazıyla kaydettiğini, görüşmede şikâyetçi ve vekilinin gerçekte müvekkilinin kira borcu olmadığını açıkça ifade ettiklerini, müvekkilinin bu ses kayıtlarını … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1456 esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında delil olarak sunmasını istediğini, ses kayıtlarının şikâyetçilerin özel hayatı ve mahremiyeti ile ilgili bulunmadığından ve elde ediliş biçimi yasak kapsamında olmadığından ses kaydını dava dosyasına delil olarak bildirdiğini, avukatın görevinin müvekkili tarafından verilen delilin mahkemeye sunmak olduğunu aksi durumda müvekkilinin savunma hakkının kısıtlamış olacağını beyan etmiştir.

İncelenen dosya kapsamından; M.A.’nın şikâyeti üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 04.12.2014 günlü kararı ile şikâyetli avukat hakkında, disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,



Avukat A.Z.’nin aynı konudaki şikâyetli üzerine Baro Yönetim Kurulu’nun 11.12.2014 günlü kararı ile şikâyetli avukat hakkında, disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Avukat A.Z.’nin şikâyeti üzerine aynı konuda yürütülen 2014/90 esas sayılı kovuşturmanın, Baro Disiplin Kurulu’nun 12.06.2015 gün ve 2015/38 sayılı kararıyla 2014/88 esas sayılı dosyasında birleştirildiği,

Cumhuriyet Başsavcılığının şüpheli E.A. hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suçundan verdiği kovuşturmaya yer olmadığını dair kararın ve Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin 21.06.2011 gün ve 2010/5-187 esas, 2011/131 karar sayılı ilamının dosyamız içerisinde yer aldığı,

Baro Disiplin Kurulu’nun “Şikâyete konu görüşmenin 4 kişi tarafından yapıldığı ve görüşmeye katılan kişi tarafından kayda alındığı açıktır. Görüşmenin konusu itirazın iptali davasına konu alacak olup kişilerin özel hayatına ilişkin değildir. Görüşmeler her ne kadar tarafların bilgisi ve rızası dışında kaydedilmişse de şikâyetli avukatın müvekkili E.A’nın başkaca delil elde etme olanağının bulunmamasından dolayı haklı olduğunu ispatlamak için görüşmeyi ses kayıt cihazına kaydetmesinde hukuka aykırılıktan söz edilemez.

Şikâyetli avukatın müvekkilinin bildirdiği delili dava dosyasına bildirmesi üstlendiği vekillik görevinin bir parçasıdır. Avukatın müvekkili tarafından bildirilen ve lehine olan bir delili müvekkilinin talimatına aykırı olarak mahkemeye sunmaması doğacak zarardan sorumluluğunu gerektirecektir.

Disiplin kurulumuz, şikâyetli avukatın müvekkili tarafından gizlice kaydedilen görüşme ses kayıtlarını delil olarak mahkemeye sunmasının Avukatlık Kanunu ve Meslek kurallarına aykırı bir eylemi olmadığı kanaatine oy çokluğuyla ulaşmıştır.” gerekçesiyle karar verildiği,

Karşı oy yazısının; “Birleştirilen şikâyet dosyalarındaki şikâyetçiler M.A. ve Avukat A.Z’nin şikâyetleri ile şikâyetli Avukat E.B.’nin savunmalarından, şikâyetli avukatın … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1456 esas sayılı dosyasına konu uyuşmazlığın taraflar arasında sulhen çözülmesi amacı ile görüşme talep ettiği, talebin kabul edildiği ve görüşmenin şikâyetçi avukatın bürosunda yapıldığı, toplantıda şikâyetçi ve şikâyetli avukatlar ile müvekkillerinin hazır bulundukları, şikâyetçi avukat ve müvekkilinin uyuşmazlığın sulhen çözülmesi niyeti ile yaptıkları konuşmaların onlardan habersiz biçimde ve gizlenmiş ses kayıt cihazı ile şikâyetli avukat ve müvekkili veya şikâyetli avukatın müvekkili tarafından kaydedildiği, yapılan ses kayıtlarının şikâyetli avukat tarafından uyuşmazlık konusu yargılama dosyasında delil olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Avukatlık Kanununun 34. maddesinde Avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları bildirilmiştir. Avukatlık Kanununun 134.maddesinde de, Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezalarının uygulanacağı belirtilmiştir.



Dava konusu uyuşmazlığın sulh yolu ile çözülmesi için şikâyetli avukat tarafından yapılan teklifin şikâyetçi avukat tarafından kabul edilerek şikâyetçi avukatın bürosunda yapılan toplantıda, meslektaşlar ve onların müvekkilleri arasında sulh müzakeresi sebebiyle sarf edilen sözlerin şikâyetçi avukat ile müvekkilinden habersiz biçimde ve gizlenmiş ses kayıt cihazı ile kaydedilmesinin, ses kaydı kendisi tarafından yapılmış olmasa bile bu ses kayıtlarının şikâyetli avukat tarafından uyuşmazlık konusu yargılama dosyasında delil olarak kullanılmış bulunmasının, avukatların mesleki ilişkilerinde karşılıklı olarak duyulması gereken saygı ve güveni ortadan kaldıracağına, şikâyet konusu eylemin avukatlık görevinin kutsallığına yakışan özenli, doğru ve onurlu bir davranış olmadığına kanaat getirmem sebebiyle ve şikâyetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile Disiplin Kurulumuzda oluşan çoğunluk oyuna katılmıyorum.” şeklinde olduğu,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

Şikâyetçi M.A.’nın 19.10.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Önceki iddialarını tekrarla, izni olmadan alınan ses kaydının Mahkemeye sunulması sebebiyle şikâyetlinin cezalandırılmasına karar verilmesini talep ettiği,

İtiraz dilekçesinin şikâyetliye tebliğ edildiği, şikâyetlinin 15.11.2016 kayıt tarihli savunmasında, önceki savunmalarını yineleyerek, kovuşturma konusu eylemin avukatlık mesleği ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, delilin HMK hükümlerine uygunluğunun Mahkemenin takdirinde olduğunu, haksız itirazı kabul etmediğini belirterek, reddini talep ettiği görülmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 188/3, “Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 189/2, “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliler, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.” hükümlerini amirdir.

Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 10.01.2014 gün ve 2013/587 esas, 2014/7 karar sayılı kararında bildirildiği üzere “…Bilirkişi … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/1041 Esas sayılı dosyasına sunulan 24.03.2011 günlü bilirkişi raporu ve ekinde sunduğu 8 adet fotoğrafta “bu işyeri kamera sistemi ile korunmaktadır” tabelası asılı olduğunun görülmediği, …Şikâyetli avukat tarafından savunma delil olarak dosyaya sunulan 2 adet resimde büyük puntolarla kapı girişi ve odasına “bu işyeri kamera sistemi ile korunmaktadır” tabelası asılı olduğu, görülmektedir. …Avukatlık Yasası Yönetmeliği’nin 16. maddesinde “Uzlaşma Müzakereleri” nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup “Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesine göre avukatlar, dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla müvekkilleriyle karşı tarafa ve karşı taraf vekiline yönelttikleri uzlaşma teklifinin kabulü halinde uzlaşma müzakerelerini yönetirler. Uzlaşma müzakereleri sırasında avukatlar, taraflara hukuki durumları hakkında bilgi verir, çözüm önerilerinde bulunur ve uzlaşmaları konusunda tarafları teşvik ederler. Avukatlar, uzlaşma müzakereleri sırasında, uyuşmazlığın tarafları arasında yansız bir şekilde hareket etmeye ve taraflardan hiçbirinin etkisi altında kalmaksızın tarafları uzlaştırmaya özen gösterirler. Uzlaşma önerisinde bulunan avukat, önerinin kabulü halinde, uzlaşma müzakerelerinin yapılacağı yeri ve zamanı karşı tarafa bildirir. Uzlaştırma müzakereleri, aksi kararlaştırılmadıkça yalnızca uzlaşmazlığın taraflarının ve avukatlarının katılımıyla gerçekleştirilir. Uzlaşma müzakereleri sırasında taraflarca veya avukatlarınca yapılan beyan ve ikrarlar, uzlaşmanın sağlanamaması halinde geçerli olmayıp, uzlaşma konusuyla ilgili olarak açılmış ve daha sonra açılacak davalarda taraflar aleyhine delil olarak kullanılamaz. Uzlaşma müzakereleri esnasında anlaşmazlık konusunda beyan edilen hususlar taraflarca ve avukatlarınca hiçbir şekilde açıklanamaz.” hükmünü amirdir.

Görüldüğü üzere “Uzlaşma amaçlı yapılacak görüşmeler de bildirilen hususlar müvekkil yararına da olsa hiçbir şekilde açıklanamaz, kayda alınamaz ve aleyhe kullanılamaz. Bu görüşmelerin kamunun avukata duyduğu güven çerçevesinde yapıldığı asla unutulmamalıdır.” gerekçesinden de görüldüğü üzere uzlaşı amaçlı görüşmeler asla açıklanamaz delil olarak kullanılamaz.

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”

Avukatlık Yasası’nın 35/A maddesi, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler.”

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, Şikâyetli avukatın eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu oluşturmadığına ilişkin hukuksal değerlendirme isabetsiz olmakla itirazın kabulü ile Avukatlık Yasası’nın 34, 35/A, 134 ve TBB Meslek Kuralları 3, 4. maddeleri gereği disiplin cezası tayini gerekiştir.

Sonuç olarak Şikâyetçinin itirazının kabulü ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 08.04.2016 gün ve 2014/88 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, Şikâyetli avukatın “Kınama Cezası İle Cezalandırılmasına”,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Oybirliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 14:43   #8
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB'NİN 2017/358 E. 2017/729 K. SAYILI 11.08.2017 TARİHLİ DİSİPLİN KURULU KARARI

* Şikâyetli avukatın eylemi, Avukatlık Yasası’nın 38/b maddesinde belirtilen aynı işte menfaati zıt tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş eylemine uymamaktadır. Zira şikâyetli avukat tarafından üstlenilen iş, daha önce şikâyetçi şirkete hukuki yardımda bulunulan bir iş kapsamında değildir. Şikâyet konusu iş davası, hukuki danışmanlık ilişkisi sona erdikten sonra açılmış bir davadır. Ayrıca üstlenilen iş davası, şikâyetli avukatın şikâyetçi şirketin hukuki danışmanlığını yaptığı sırada öğrendiği hususların, sırların kullanılacağı bir dava olmayıp, SGK kayıtları, işyeri kayıtları, resmi kayıtlardan öğrenilebilecek bilgilere göre açılan ve tanık deliliyle dahi ispatlanabilecek bir dava türü olup, şikâyetli avukatın Avukatlık Yasası’nın 36. maddesini ihlal eden bir eylemi de söz konusu olmadığından, şikâyetli avukatın itirazının kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması ve şikâyetli hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

(Av. Yas. m. 34, 36, 38/b, 134, TBB Mes. Kur. m.36 )


İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından dosya incelendi:

Şikâyetli avukat hakkında; … A.Ş. ile imzalanan 12.11.2015 ve 15.11.2012 tarihli hukuki danışmanlık sözleşmelerinin bulunduğu, … İş Mahkemesinin 2013/570 esas sayılı dosyasında ise şikâyetli avukatın davacı vekili sıfatını haiz olduğu ve davalının … A.Ş. olduğunun anlaşıldığı, şikâyetlinin Baro tebligatına rağmen cevap vermediği, bilgi ve belge sunmadığı ve eyleminin Avukatlık Yasası’nın 38/b gereğince aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa ve TBB Meslek Kuralları’nın 36. maddesinde düzenlenen bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat, yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz kuralına aykırı olduğu kanaati ile Avukatlık Yasası’nın 34 ve 134. maddeleri gereğince hakkında başlatılan disiplin kovuşturmasında, eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Usulüne uygun tebligata rağmen, soruşturma aşamasında şikâyetli avukat savunma vermemiştir.

Şikâyetli avukat kovuşturma aşamasındaki savunmalarından özetle; 2001 yılından 2010 senesine kadar eski unvanı … A.Ş yeni unvanı … A.Ş şirketi bünyesinde maaşlı avukat olarak çalıştığını, 2011 senesinde bu şirketten ayrılıp serbest avukatlık yapmaya başladığını, serbest avukatlık yaptığı dönemde 12.11.2012 tarihli 1 yıllık hukuki danışmanlık sözleşmesi akdedildiğini ancak bu sözleşmenin de şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 23.05.2013 tarihinde … Noterliğinin 26030 tarihli fesih ihtarnamesi ile sona erdirildiğini, bu şirketle artık hiçbir ilgi alaka ve vekillik görevinin bulunmadığını, bu tarihten sonra ise sadece Y.B. isimli müvekkilinin kıdem, ihbar ve işçilik alacakları için iş davasında diğer davalı şirketlerle birlikte ilgili şirketleri hasım gösterdiğini, şikâyetçi şirketin organik bağ içerisinde olduğu diğer şirketlerle hiçbir vekillik bağının görevinin olmadığını, bu davaların hiçbir surette arasında bağ olmamasına rağmen … A.Ş ile avukatlık sözleşmesinin feshedildikten aylar sonra açıldığını, şikâyetçi şirketin iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, hakkında açılan disiplin soruşturmasında, disiplin soruşturmasına yer olmadığına veya disiplin soruşturması neticesinde cezai bir karar verilmemesini talep etmiştir.

İncelen dosya kapsamında; Baro Yönetim Kurulu’nun 26.11.2015 günlü toplantısında şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına oybirliğiyle karar verildiği,

Baro Disiplin Kurulu tarafından; “...şikâyetçi şirketle şikâyetli avukat arasında 15.11.2012 tarihli Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi bulunduğunu, buna rağmen TBB Meslek Kuralları’nın 38/b maddesine aykırı olarak … İş Mahkemesinin 2013/570 esas sayılı dosyasında davacı vekili olarak bulunduğu ve önceki müvekkili … A.Ş aleyhine dava ikame ettiği anlaşılmakta olup, Avukatlık Kanunu’nun 135/1 maddesinin ihlal edildiği tespit edildiğinden...” gerekçesiyle karar verildiği,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza olmadığı,

Şikâyetli avukatın 13.02.2017 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; önceki savunmalarını tekrarla … Barosu tarafından geçmişte danışmanlık yaptığı şirkete karşı iş seçebileceğini ve bu seçimin yanlış yapıldığı kanaatine varılarak ceza verildiğini, kararın hiçbir surette yerinde olmadığını, müvekkil organik bağ içerisinde 5 şirkete dava açıldığını, şikâyetlinin bu şirketlerden sadece biri olduğunu, davanın iş ilişkisinden kaynaklanan kıdem, ihbar tazminatına yönelik bir dosya olduğunu, mesleki sır kapsamında olmayan, resmi kayıtlarla sonuca gidilen bir dava olup, şikâyetli ile vekâlet ilişkinin bitmesinden çok sonra açıldığını, bu sebeplerle itirazın kabulü ile verilen disiplin cezasının kaldırılmasını, disiplin soruşturmasına yer olmadığına karar verilmesini veya disiplin soruşturması neticesinde cezai bir karar verilmemesini talep ettiği görülmektedir.

Şikâyetli avukat itiraz dilekçesinde, şikâyetçi şirketin maaşlı avukatı olarak çalışırken 2011 yılında şirketten ayrıldığını, serbest avukatlık yapmaya başladığını, serbest avukatlığa başladıktan sonra 12.11.2012 ve tarihli hukuki danışmanlık sözleşmesini imzaladığını, ancak bu sözleşmenin de şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 23.05.2013 tarihinde … 2. Noterliğinin Fesih İhtarnamesi ile sona erdirildiğini, bu sözleşmenin feshedilmesinden aylar sonra, yine bu şirketin çalışanlarından olan bir arkadaşı Y.B. isimli müvekkilin kıdem, ihbar ve işçilik alacakları için iş davasında diğer davalı şirketlerle birlikte ilgili şirketin de hasım gösterildiğini belirtmiştir. Açılan dava iş ilişkisinden kaynaklanan kıdem, ihbar vs. işçilik alacaklarına ilişkin bir davadır. Davanın konusu, mesleki sır vs. kapsamında olmayan, resmi kayıtlarla sonuca gidilen bir davadır. Dava şikâyetçi şirketle vekâlet ilişkisi bitmesinden sonra açılmıştır.

Şikâyetli avukatın eylemi, Avukatlık Yasası’nın 38/b maddesinde belirtilen aynı işte menfaati zıt tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş eylemine uymamaktadır. Zira şikâyetli avukat tarafından üstlenilen iş, daha önce şikâyetçi şirkete hukuki yardımda bulunulan bir iş kapsamında değildir. Şikâyet konusu iş davası, hukuki danışmanlık ilişkisi sona erdikten sonra açılmış bir davadır.

Ayrıca üstlenilen iş davası, şikâyetli avukatın şikâyetçi şirketin hukuki danışmanlığını yaptığı sırada öğrendiği hususların, sırların kullanılacağı bir dava olmayıp, SGK kayıtları, işyeri kayıtları, resmi kayıtlardan öğrenilebilecek bilgilere göre açılan ve tanık deliliyle dahi ispatlanabilecek bir dava türü olup, şikâyetli avukatın Avukatlık Yasası’nın 36. maddesini ihlal eden bir eylemi de söz konusu olmadığından, şikâyetli avukatın itirazının kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması ve şikâyetli hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne, …Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 12.12.2016 gün, 2015/717 Esas, 2016/703 Karar sayılı kararının KALDIRILARAK, şikâyetli avukat hakkında DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Kararın, Avukatlık Yasası’nın 157/7. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oy birliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 14:48   #9
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB'NİN 2017/379 E. 2017/811 K. SAYILI 29.09.2017 TARİHLİ DİSİPLİN KURULU KARARI

* Disiplin kovuşturması Yönetim Kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Baro Disiplin Kurullarının re’sen kovuşturma yapma yetkisi bulunmamaktadır.

(Av. Yas. m. 141)


Şikâyetli avukat hakkında, “Aynı ilama dayalı iki ayrı takip başlattığı ve tahsili cihetine gittiği” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturmasında, TBB Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesine aykırı davranışı nedeniyle ceza tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat 13.12.2016 kayıt tarihli itirazında özetle; şikâyetçinin avukat olduğunu bilmediğini, kaldı ki, TBB Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesinin iptal edildiğini, dolayısıyla Baro Disiplin Kurulu kararının yasadışı olduğunu belirterek hakkında tesis edilen uyarma cezasının kaldırılmasını talep etmiştir.

İncelenen dosya kapsamında, dosyanın önceden Kurulumuza intikal ettiği, Kurulumuzun 12.03.2017 günlü kararı ile; Baro Disiplin Kurulu kararlarının Avukatlık Yasası’nın 152. maddesi uyarınca taraflara tebliği zorunlu olduğundan, Baro Disiplin Kurulu kararının şikâyetçi A.E.’ın (…) TC Kimlik numarasından MERNİS adresi araştırılmak suretiyle, Tebligat Yasası’nın 21. maddesinden de yararlanarak usulüne uygun tebliğ edildikten ve yasal itiraz süresi geçtikten sonra Kurulumuza gönderilmesi için dosyanın Barosuna iadesinekarar verildiği, Baro Disiplin Kurulu’nca eksikliğin ikmal edildiği, şikâyetçinin Baro Disiplin Kurulu kararına itirazının olmadığı,

Soruşturma aşamasında muhakkik tarafından hazırlanan raporda; ilamın bir bütün olmasına rağmen şikâyetlinin iki ayrı takip yapmasının Meslek İlke ve Kurallarına aykırı olduğu, şikâyetli avukatın disiplin kuruluna sevkine karar verilmesinin talep olunduğu,

Baro Yönetim Kurulu’nun 21.01.2016 günlü toplantısında; muhakkik avukatın raporu doğrultusunda, şikâyetli avukat hakkında disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Baro Disiplin Kurulu tarafından disiplin kovuşturmasına konu eylem nedeniyle; “Dosyadaki bilgi ve belgelerden şikâyetli avukatın vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden mahkeme ilamının ayrı ayrı takip konusu yapıldığı tartışmasızdır. Disiplin kovuşturmasının şikâyetli avukatın mahkeme ilamına konu vekâlet ücreti ile yargılama giderini iki ayrı icra takibi yaparak tahsil etmesinde hukuka aykırılık olup olmadığı değil, takiple amaçlanan sonuca ve bu hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığına da bakmak gerekir.

Şikâyetli avukatın … İcra Müdürlüğünün 2014/1756 esas sayılı dosyasında toplam alacak miktarının 1.328,15 TL olmasına rağmen 1.000,00 TL tahsilat yaptıktan sonra icra takibinden vazgeçmesi ve herhangi bir vekâlet ücreti almamış olması haksız kazanç sağlama amacıyla icra takibi başlatmadığını göstermektedir. Bu hususta şikâyetli avukat hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, işbu karara karşı yapılan herhangi bir itiraz bulunmadığı,

Diğer taraftan; Baro Disiplin Kurulu’nca; şikâyetçinin … Barosuna kayıtlı Avukat olması ve dava ve icra aşamasında ilgili baroya herhangi bir bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle, şikâyetli avukat, bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşıldığından disiplin cezası verilmesi yoluna gidildiği görülmektedir.

Avukatlık Yasası’nın 141. maddesi hükmüne göre, disiplin kovuşturması Yönetim Kurulu tarafından verilen bir kararla açılır. Baro Disiplin Kurullarının re’sen kovuşturma yapma yetkisi bulunmamaktadır.

İnceleme konusu dosyamız içerisinde TBB Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesi uyarınca değerlendirme yapılmak üzere şikâyetli avukat hakkında usulüne uygun açılmış herhangi bir disiplin kovuşturmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının kaldırılması, usulüne uygun açılmış bir disiplin kovuşturması bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

1-Şikâyetli avukatın itirazının kabulüne; … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 09.11.2016 gün ve 2016/1 esas, 2016/7 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, şikâyetli avukat hakkında TBB Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesi uyarınca usulüne uygun açılmış bir kovuşturma bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Kararın, Avukatlık Yasası’nın 157/7.maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

3-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların, oy birliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 14:52   #10
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB'NİN 2017/879 E. 2017/1023 K. SAYILI 25.11.2017 TARİHLİ DİSİPLİN KURULU KARARI

* Baro Disiplin Kurulunca, … Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmanın sonucunun beklenmesi, soruşturma sonucuna ilişkin İdare Mahkemesinde iptal davası açılıp açılmadığının araştırılması, Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izinlerinin verilerek kamu davası açılması ve yapılacak yargılama sonunda mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde mahkemece verilecek kesin karar ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, iş bu disiplin kovuşturmasının karara bağlanmasından sonra şikâyetli avukatlar hakkında kamu davası açılması halinde yeniden disiplin kovuşturması açılması Avukatlık Yasası’nın 159/3 ve 143. maddeleri uyarınca mümkün olmadığı, aksinin kabulünün ise mükerrerlik sonucu doğuracağı açıktır.

(Av. Yas. m. 140/2, 143, 159/3)


İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından dosya incelendi:

Şikâyetli avukat hakkında, “A.֒nün … İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dosyalarını belli bir ücret karşılığında istediği şekilde sonuçlandırabileceğini ve zira Mahkeme Hâkimi ile yakın ilişki içerisinde olduğunu söylediği” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda eylem sabit görülmediğinden ceza tayin edilmemiştir.

… Cumhuriyet Başsavcılığı 24.08.2017 kayıt tarihli itirazında özetle; disiplin kovuşturmasına konu eylem nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bakanlık muhabere üzerinden yürütülen soruşturmanın sonucu beklenmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek dosyanın Kurulumuzca incelenerek kararın kaldırılması kamu adına talep olunmuştur.

İtiraz dilekçesi şikâyetliye tebliğ edilmiş, şikâyetli avukat savunma vermemiştir.

İncelenen dosya kapsamından … Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/11998 soruşturma, 2012/11357 karar sayısı ile bakanlık muhabere üzerinden soruşturma yapılmak üzere takipsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Avukatlık Yasası’nın 140/2. maddesine göre, disiplin işlem ve kararına konu teşkil edecek bir eylemde bulunmuş olan avukat hakkında aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış ise avukat hakkındaki disiplin kovuşturması ceza davasının sonuna kadar bekletilir. Bu husus re’sen göz önünde tutulması gereken bir husustur. Bu düzenlemenin, aynı eylem sebebiyle maddî olayın Ceza Mahkemesindeki tespiti ile Disiplin Kurulundaki tespiti arasında çelişkili bir durumun ortaya çıkmaması amacına yönelik olduğunu kabul etmek gerekir.

Baro Disiplin Kurulunca, … Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmanın sonucunun beklenmesi, soruşturma sonucuna ilişkin İdare Mahkemesinde iptal davası açılıp açılmadığının araştırılması, Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izinlerinin verilerek kamu davası açılması ve yapılacak yargılama sonunda mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde mahkemece verilecek kesin karar ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, iş bu disiplin kovuşturmasının karara bağlanmasından sonra şikâyetli avukatlar hakkında kamu davası açılması halinde yeniden disiplin kovuşturması açılması Avukatlık Yasası’nın 159/3 ve 143. maddeleri uyarınca mümkün olmadığı, aksinin kabulünün ise mükerrerlik sonucu doğuracağı açıktır.

Kovuşturmanın derinleştirilmesi zorunlu olduğundan, Avukatlık Yasası’nın 140/2. maddesinin emredici hükmü gözetilmeden karar verilmesi isabetli bulunmamış ve itirazın kabulü ile Baro Disiplin Kurulu kararının bozulması gerekmiştir.

Gereği düşünüldü:

… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulü ile; … Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada şikâyetli avukat hakkında soruşturma ve kovuşturma izinlerinin verilip verilmediği, soruşturma sonucunda Bakanlık tarafından soruşturma ve/veya kovuşturma izni verilmemesi halinde İdare Mahkemesinde açılmış herhangi bir iptal davası olup olmadığının, aksi halde ceza davası açılıp açılmadığının Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne de yazı yazılarak araştırılması, ceza davası açılmış ise kesin sonucunun beklenmesi, sonuçlanmış ise kesinleşme şerhi ile birlikte mahkeme kararının dosyamız içine konularak oluşacak duruma göre bir karar verilmesi için … Barosu Disiplin Kurulu’nun “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” ilişkin 10.04.2017 günlü ve 2013/22 Esas, 2017/23 karar sayılı kararının BOZULMASINA, katılanların oy birliği ile karar verildi.
Old 30-08-2018, 15:01   #11
Av. Tolga Ersoy

 
Varsayılan

TBB’NİN 2018/720 E. 2018/768 K. SAYILI 9.08.2018 TARİHLİ DİSİPLİN KURULU KARARI

“Şikâyetlinin eylemlerinin seçim ve ön seçim tarihlerine yakınlığı itibariyle milletvekilliği seçimine yönelik olduğunda kuşku bulunmadığı, avukatın eylemlerinin iş sağlama amacına yönelik olduğu ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açtığı hususu açık bir şekilde ortaya konulmadığından dava konusu Türkiye Barolar Birliği işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.”

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12.İdari Dava Dairesi’nin 11.06.2018 günlü kararının Kurulumuza intikali üzerine dava dosyası yeniden incelendi:

Kurulumuzun, Baro Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin kararının kaldırılarak Şikâyetli hakkında “Disiplin Cezası Verilmesine Yer Olmadığına” dair 17.07.2016 gün ve 2016/530 esas, 2016/498 karar sayılı ısrar kararının iptali istemiyle açılan davada; Ankara 17. İdare Mahkemesinin 07.12.2017 günlü kararı ile davanın kabulüne karar veriliği,

Bu karar üzerine Kurulumuzun 16.03.2018 gün ve 2018/245 esas,2018/314 karar sayılı kararı ile; 17.07.2016 gün ve 2016/530 esas, 2016/498 karar sayılı ısrar kararımızın kaldırılmasına, Baro Disiplin Kurulu kararının onanmasına karar verildiği,

Mezkûr karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12.İdari Dava Dairesi’nin 11.06.2018 günlü ilamı ile; “İdare mahkemesince, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 8/f. maddesi ve Avukatlık Meslek Kuralları’nın 7. ve 8. maddeleri ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde, Avukat N.O.’nun 07.06.2015 milletvekilliği seçimi için … ilinde milletvekili aday adayı olduğu, 07.06.2015 tarihli milletvekilliği seçiminden 2 ay önceki tarih olan 07.04.2015 tarihinden önce aday adaylığı döneminde bastırdığı 03.03.2015 ve 04.03.2015 tarihli afişlerde ve broşürlerde, ... ili ve ilçelerinde açtığı seçim irtibat bürolarında, sosyal medya ortamında ve diğer tüm tanıtım araçlarında avukatlık unvanını kullandığı, oysa Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 8/f. maddesinde avukatların genel ve yerel seçim adaylıklarına ilişkin reklam yapma süreleri seçim tarihinden azami 2 ay öncesi ile sınırlı tutulduğundan ve bu çerçevenin aday adayı olunan siyasi partinin ön seçimleri nedeniyle genişletilmesi mevzuat karşısında olanaksız olduğundan, aksi takdirde anılan Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin 8/f. maddesindeki düzenlenen ve düzenlemede öngörülen 2 aylık sürenin uygulanamaz hale geleceği öte yandan anılan Yönetmelik kuralına karşı Danıştay’da açılmış bir iptal davasının ve bu kuralın hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirleyen bir yargı kararı bulunmadığı ve söz konusu düzenlemenin halen yürürlükte olduğu dikkate alındığında, şikâyetli avukat hakkında verilen disiplin cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin dava konusu Türkiye Barolar Birliği işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Avukat N.O.’nun 07.06.2015 milletvekilliği seçimi için … ilinde milletvekili aday adayı olduğu, hakkında disiplin cezası verilmesi istemine konu eylemlerinin (07.06.2015 tarihli milletvekilliği seçiminden 2 ay önceki tarih olan) 07.04.2015 tarihinden 1 ay kadar önce aday adaylığı döneminde bastırdığı 03.03.2015 ve 04.03.2015 tarihlerinde gerçekleştirildiği, tarihlerin seçim ve ön seçim tarihlerine yakınlığı itibariyle milletvekilliği seçimine yönelik olduğunda kuşku bulunmadığı, avukatın eylemlerinin iş sağlama amacına yönelik olduğu ve meslektaşlarıyla haksız rekabete yol açtığı hususu açık bir şekilde ortaya konulmadığından dava konusu Türkiye Barolar Birliği işleminde hukuka aykırılık, idare mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle Ankara 17. İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, “dava konusu işlemin iptaline” karar verildiği anlaşılmakla;

Gereği düşünüldü:



1-Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12.İdari Dava Dairesi’nin 11.06.2018 günlü kararına UYULMASINA,

2-Kurulumuzun, 16.03.2018 gün ve 2018/245 esas, 2018/314 karar sayılı kararının tesis edildiği tarihten itibaren KALDIRILMASINA,

3-… Barosu Disiplin Kurulu’nun Şikâyetlinin “Uyarma Cezası ile Cezalandırılmasına” ilişkin 30.11.2015 gün ve 2015/29 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Şikâyetli avukat hakkında DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

4-Kararın Avukatlık Kanunu’nun 157/7.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine,

5-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemesinde dava yolu açık olmak üzere,

Katılanların oy birliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kat Malikleri Kurul Kararının İptali Av.Duygu Işık Behrem Meslektaşların Soruları 15 05-07-2017 17:21
odaların disiplin cezası kararları iik 68 deki belgelerden sayılırmı hediye Meslektaşların Soruları 4 13-03-2008 21:23
Kat malikleri kurul toplantisi akejur2003 Meslektaşların Soruları 1 07-02-2007 12:38
olağanüstü genel kurul isteyebilir mi? yaşar Meslektaşların Soruları 1 19-06-2006 10:59
Genel Kurul okuyucu Hukuk Soruları Arşivi 0 11-07-2005 21:37


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05201888 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.