Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Zorunlu Avukatlik Sistemi Için Gerekli Olan Yasal Değişiklikler Ile çözümleri

Yanıt
Old 20-03-2014, 18:55   #1
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan Zorunlu Avukatlik Sistemi Için Gerekli Olan Yasal Değişiklikler Ile çözümleri

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM;

“Zorunlu Avukatlık Sistemi” nin yaşama entegre olması için izlenecek adımların neler olacağı veya olabileceği hususu, yaptığım araştırmalar neticesinde şekillenerek inceleme altına alınmıştır.Şöyle ki;
ÇÖZÜMDE,birinci adımın öncelikle “GENEL HUKUK SİGORTASI” veya “HUKUK SİGORTASI” sistemi ile sağlanabileceğidir.Örneğin Almanya devleti tarafından, kişilerin hukuksal haklarının yargı mercilerinde rahatlıkla arayabilmelerinin teminatı olarak “Hukuk Sigortası” sistemi getirilmiştir. Sağlık sigortası gibi, kişilerin hukuki yaralarının çözümünde hukuk sigortası teminatı sağlanmıştır.Nitekim bu tür uygulamaların neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde yaygın olduğu bilinen bir durumdur.
“Hukuk sigortası” ; kişileri taraf olduğu hak ve yükümlülükleriyle ilgisi olan hukuksal uyuşmazlıkların, sulh yahut ilgili yargılama usulleri çerçevesinde giderilme- sinde hukuksal çıkarlarının korunması için yapılması gereken gider ve diğer edimleri üstlenen sigorta olarak tanımlanmıştır.Poliçe içerik itibariyle sadece avukatlık ücretine dair ödemeleri değil, bununla birlikte dava harç ve giderlerini (avanslarını da) de karşılamaktadır.
Nitekim,uygulamadaki bireysel emeklilik sigortası,DASK sigortası,Sağlık sigortası,Araç Kasko sigortası,Ferdi Kaza Sigortası,Mesleki sorumluluk ve risk sigortaları vb gibi vatandaşlara getirilecek olan hukuk sigortası da, pratikte bireylerin hukuki anlamda hak aramalarını kolaylaştıracak ve teşvik edici olacaktır.Örneğin, bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalan X birey, gider avanslarının yüksek olması nedeniyle hakkını arayamayacağını düşünür iken,böyle bir hukuk sigortası teminatının olması durumunda, hukuk sigortası X bireyin bu gereksinimlerini karşılayacaktır.Tıpkı, kaza yapan aracın ekonomik sıkıntı nedeniyle kazalı bir şekilde olay mahallinde ve başka bir yerde bekletilmesi yerine, kasko sigortasından dolayı ilgili firmanın araç ile ilgili her türlü değişimini ve onarımını yaparak bunu kaskosundan karşılayıp, sigortalısına teslim etmesi gibidir…
Ayrıca, bu tür hukuk sigortası sisteminin yaşama geçmesi demek,maddi anlamda da Devlet’imize gelir olarak büyük bir hacim kazandıracaktır. Vatandaşlarımızca bunun tercih edilebilir olması için de, tüm Baro’ların katkıları ve desteği ile Türkiye Barolar Birliği tarafından kitlesel iletişim araç ve gereçleri ile reklam ve tanıtımı yapılabilecektir.
HMK’nun 114/g maddesi ve uygulama dayanağı olan HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ’nin “Gider avansı” başlıklı 3.maddesinde; “ Davacı, bu Tarifede gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri kapsar.” hükmüyle birlikte, bu giderlerin ne olduğunu belirleyen “Gider avansı” başlıklı 4.maddesinde ; “ (1) Davacı; a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri, ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti, d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL,toplamını avans olarak öder.” hükmüne yer verilmiştir.
Özellikle; avukat vekalet ücreti “YARGILAMA GİDERLERİ” kapsamında olan giderdir.
Gider avansı; her türlü tebliğat ve posta +keşif+bilirkişi+tanık ücretleri gibi
ücretleri ihtiva ederken, 28.12.2013 gün ve 28865 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014 YILI AVUKATLIK ASGARİ UCRET TARİFESİ’ ndeki ücretlerin gider avansı olarak kabul edilmemesindeki mantık anlaşılamamıştır. Avukatın tarifeyle belirlenen ücretinin, bir tebliğat pulu kadar değerli
olamamasındaki yasal dayanak ve çıkarım nedir? Veya avukatın mahkeme neticesine göre belirlenecek vekalet ücretinin davacı veya davalı asilden tahsil edilip-edilmemesi ihtimalinin neden riske edildiğinin cevabı yoktur.Söz konusu tarife Adalet Bakanlığı’nın
talimatıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmektedir.Yani, işi özü yasal ve
zorunludur.O halde, yasal ve zorunluluk olarak betimlenen “AVUKATLIK ASGARİ UCRET TARİFESİ” hükümlerinin, HMK’nun 114/g maddesi ve uygulama dayanağı olan HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ’nin ilgili
3 ve 4.maddelerinde yer almamasının yasal ve haklı gerekçelerinin sorgulanması gerekmektedir. Bilirkişinin ücreti gider avansı olarak 114/g maddesi gereğince dava şartı olarak kabul görürken, avukat vekalet ücretinin HMK’nun 114/g ve ilgili uygulama tarifesinin 3 ve 4.maddelerinin kapsamı dışında adeta bir üvey evlat muamelesi görmesi, demokratik hukuk devleti anlayışında kara bir lekedir.
Özellikle ve önemine binaen,toplumsal yaşamın önemli bir türevi ve gerçeği hukuk ise, bu nev’i bir hayatın yaşam sıvısı ve kanı avukatlardır.Bu yaşam sıvısının, köle olmayan bizlerin iradesi dışında başkalarına akıtılmasına,nakline veya kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. H.M.K.’nun ilgili 114/g maddesi ile uygulama dayanağı olan söz konusu tarifenin 3 ve 4.maddelerinde yer almayan avukatlık ücretinin biz avukatlara verdiği mesajı şudur.O da, yönetenlerin; bir meslek grubu olan avukatları ve bağlı oldukları Baroları ve yasal genel temsilcisi T.B.B. ‘nin mensuplarını bir köle gibi algılamasıdır.Bu temelsiz algıya en güzel cevap ta, ünlü düşünürün öz deyişi gibi “avukatlar efendi olmadılar ancak,köle de olmadılar” karşılığı olacaktır.
Avukatlık ücretinin, “Gider avansı” kapsamında dava şartı olarak H.M.K.’nun ilgili 114/g maddesi ile uygulama dayanağı olan söz konusu tarifenin 3 ve 4.maddelerinde yer almasının çok zor yasal bir çalışma getirmeyeceği açıktır.Bunun için “çalıştay” yapmaya gerek bile yoktur.Yapılacak eylemsel,sözsel,medyasal ve mitingsel,magazinsel ( mesleki dergi ve yayınlar ) çaba ve hareketlerin neticesinde, birilerinin bu konuya sıcak bakacağını özellikle, maliye boyutu itibariyle de kayıt dışılığın önüne geçilmesi noktasında dikkati çekilecek bir yönü bulunmaktadır. Bireylerin hakkının savunulması ne denli kutsi ise, mesleki haklarımızı korumak, kollamak ve bu uğurda mücadele etmek te o denli kutsidir.
ÇÖZÜMDE ikinci adımın; H.M.K.’nun DAVA ŞARTLARI başlıklı 114.maddesinin “g” bendi kapsamında belirtilen “GİDER AVANSI” sına; uygulama alanı olan “ Tarife”nin 3.maddesinin ikinci cümlesine eklenecek örneğin;
“Gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, avukatlık ücreti ile bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri kapsar.” ile birlikte,
Yine H.M.K.’nun DAVA ŞARTLARI başlıklı 114.maddesinin “g” bendi kapsamında belirtilen “GİDER AVANSI” sına; uygulama alanı olan “ Tarife”nin 4.maddesine “ e” bendi eklenerek örneğin;
“-Davayı takip edecek vekile, Avukatlık Ücret Tarifesinde, davanın açıldığı mahkeme için öngörülen avukatlık ücreti, avukatın bağlı bulunduğu baroya yatırıldığına ilişkin belgenin dava açılırken dilekçe ekinde sunulması ” şeklinde açıklama yapılabilmesi ile atılacağıdır.
Avukatlık ücretinin mahkeme veznesine mi, yoksa Baro’larca görevlendirilen personelleri aracılığı oluşturulacak veznelere mi yatıralacağı içsel ve kurumsal bir olgudur.
Ancak, çözümsel olarak; “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nde belirlenen avukatlık ücretinin asgari tutarının avukatın bağlı bulunduğu baroya yatırıldığına ilişkin belgenin dava açılırken dilekçe ekinde sunulmasının dava şartı haline getirilmesi, bu belgenin sunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, Baroya yatırılan asgari ücretler üzerinden %10 tutarında bir kesintinin avukatlar arasında dağıtılmak üzere oluşturulacak bir havuz hesabına aktarılması, kesinti yapıldıktan sonra kalan miktarın en geç 15 gün içerisinde ilgili avukatın hesabına yatırılması, bu havuz hesabının kuruluş ve işleyişi ile ilgili Yönetmelik’in TBB tarafından hazırlanması gerektiği kanaatindeyim.
Yukarıda belirtilen ikinci adıma ilişkin çözümün destekleyici eleman- larından birisi de,izah edildiği üzere birinci adım olan “ hukuk sigortası” sistemidir. Zira,halen avukatlar için örneğin; 50.000,00-TL lık mesleki risk sigortasının sigorta ücreti yaklaşık 500,00-TL olup,9 aylık sürece dağılan aylık ücreti de 56,00-TL gibi prim ücretidir.Oysa “hukuk sigortası” nda müvekkilin riski sadece ödenecek harç+gider avansı olacaktır.Bunun miktarının da ( gerçek kişiler için) en fazla 10.000-TL olduğunu varsayalım, bunun hukuk sigorta ücreti de 100,00-TL olup, 9 aylık sürece dağılan aylık ücreti de 12,00-TL olacaktır.
1136 sayılı Avukatlık Yasası gereğince avukata ödenen ücret, hizmetlerinin karşılığıdır.Bu ilkeden hareketle,keşfe giden yetkili hakim’in verdiği hizmet,bilirkişinin sunmuş olduğu hizmet nasıl ki, H. M.K.nın GİDER AVANSI TARİFESİ’nin 3.maddesi ile “yargılama giderleri” olarak telaki edilerek karşılığı peşin ödenmişse,aynı şekilde avukatlık hizmetini sunan vekile de, yargılama giderleri kapsamında,tarife gereği hizmet bedeli peşin olarak ödenmelidir.
Yukarıda izah edildiği üzere; H.M.K.’nun DAVA ŞARTLARI başlıklı 114.maddesinin “g” bendi kapsamında belirtilen “GİDER AVANSI” sının uygulama alanını gösteren 3. ve 4.maddelerinin tadili halinde, ileriki aşama ve adımlarda zorunlu avukatlık sisteminin yaşama dahil edileceği kanaatindeyim.
Zorunlu avukatlık sisteminin yaşama dahil edilebilmesi için de, H.M.K.’nun DAVA ŞARTLARI başlıklı 114.maddesinin “f” bendinin tadili ile mümkün olabilecektir.Bunun için anılan Yasa’nın 114.maddesinin “ f “ bendinin;
“Tüm davaların vekille takibi zorunlu olup, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması” şeklinde tadiline gidilebilinir.
Mahmut MAVİGÜL
İZMİR BAROSU AVUKATLARINDAN
Old 11-04-2014, 01:03   #2
Alonson

 
Varsayılan

Zorunlu Avukatlık sistemi, halihazırda mevcut adliyelerin altından kalkamayacağı bir yük getirecektir. Şu anda bilhassa büyükşehirlerde bir sonraki duruşmanın kaç ay sonraya verildiği malumunuzdur.
Alıntı:
Örneğin, bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalan X birey, gider avanslarının yüksek olması nedeniyle hakkını arayamayacağını düşünür iken, böyle bir hukuk sigortası teminatının olması durumunda, hukuk sigortası X bireyin bu gereksinimlerini karşılayacaktır.

Milletimizin alışkanlıkları ve davranışları göz önünde bulundurulursa, nasıl olsa sigortalıyım diyerek dava üzerine dava açma girişimlerinde bulunulacaktır.
Alıntı:
Ayrıca, bu tür hukuk sigortası sisteminin yaşama geçmesi demek, maddi anlamda da Devlet’imize gelir olarak büyük bir hacim kazandıracaktır.

Herkesin zorunlu olarak sisteme katılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz ? Bunu mecbur tutabileceğiniz dayanaklarınız nedir ? Devlet'in gelirinin arttırılmasını düşünmek hangi meslek grubunun işidir ?
Alıntı:
Vatandaşlarımızca bunun tercih edilebilir olması için de, ...

Demek ki zorunlu değil, tercih edilmesi gerekmekte. Sizce kimler tercih eder ? Ömrü hayatında hiç adliyeye işi düşmemiş, mütedeyyin kişiler neden tercih etsin ? Biz de bir atasözü vardır "Allah mahkemeye düşürmesin" .
Bu durumda tercih etmek isteyenler, sigortacılık açısından yüksek risk grupları olacaktır.
Alıntı:
2014 YILI AVUKATLIK ASGARİ UCRET TARİFESİ’ ndeki ücretlerin gider avansı olarak kabul edilmemesindeki mantık anlaşılamamıştır.

Neden gider avansı olarak kabul edilsin ki ? Avukat müvekkili ile yaptığı sözleşme mucibince işini yapmaktadır.
Alıntı:
Veya avukatın mahkeme neticesine göre belirlenecek vekalet ücretinin davacı veya davalı asilden tahsil edilip-edilmemesi ihtimalinin neden riske edildiğinin cevabı yoktur.

Riske edilen bir şey yok, hayatın yaşamın kendisi bir riskler bütünü. Ali Haydar ÖZKENT'in “Avukatın Kitabı” adlı eserindeki açıklamalarının göz önüne alınması gerekir. Kimse size zorla yaptırmıyor ki.
Alıntı:
adeta bir üvey evlat muamelesi görmesi, demokratik hukuk devleti anlayışında kara bir lekedir.

Çok iddialı ! Ayrıca bahsettiğiniz sistem dünyada hangi ülkelerde uygulanıyor ?
Alıntı:
Bu yaşam sıvısının, köle olmayan bizlerin iradesi dışında başkalarına akıtılmasına,nakline veya kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz.

Bizlere kim köle diyor ki; siz, köle olmayan bizler diyorsunuz ? Kimlere akıtılıyor ? Neye müsaade etmeyeceksiniz ?
Alıntı:
O da, yönetenlerin; bir meslek grubu olan avukatları ve bağlı oldukları Baroları ve yasal genel temsilcisi T.B.B. ‘nin mensuplarını bir köle gibi algılamasıdır.

Köle : (tdk sözlük) a. 1. tar. Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan erkek, kul, esir, abd. 2. Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse. 3. mec. Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse: İçkinin kölesi. Paranın kölesi.

Hangisi ?
Alıntı:
Bunun için “çalıştay” yapmaya gerek bile yoktur.Yapılacak eylemsel,sözsel,medyasal ve mitingsel,magazinsel ( mesleki dergi ve yayınlar ) çaba ve hareketlerin neticesinde, birilerinin bu konuya sıcak bakacağını özellikle, maliye boyutu itibariyle de kayıt dışılığın önüne geçilmesi noktasında dikkati çekilecek bir yönü bulunmaktadır.

Gerekli mi ?
Alıntı:
H. M.K.nın GİDER AVANSI TARİFESİ’nin 3.maddesi ile “yargılama giderleri” olarak telaki edilerek karşılığı peşin ödenmişse,aynı şekilde avukatlık hizmetini sunan vekile de, yargılama giderleri kapsamında,tarife gereği hizmet bedeli peşin olarak ödenmelidir.

Serbest piyasa, asgari ücret tarifesi mevcut. Şahsen iyi bir avukatın asgari ücret tarifesi ile çalışacağını düşünmüyorum. Yeni mezun ve iş bulamayanlar için çözüm gibi gözükmekte ise de amaç nedir ? Doğal seleksiyon. Nasıl ki her mühendis'e iş bulunamıyor ise her Avukat'a da iş bulunacak diye bir kural konulamaz.
Alıntı:
Tüm davaların vekille takibi zorunlu olup,...

Zurnanın zırt dediği yer burası. Neden ? Avukatlar para kazansın diye mi ? Kişinin Avukat tutmaya zorlanması kanunlara uygun mudur ? Kişi hak ve hürriyetleri açısından değerlendiriniz ? Adı üstünde Vekil. Asil ne istiyorsa onu yapabilme hakkına sahiptir. Asil'in iradesinin hilafı söz konusu.

Ord.Prof. Esat ARSEBÜK bir yazısında “Arzu ve iradesi hilafına bir kimsenin menfaatini korumaya kalkışmak da haksız bir muameledir. Zira hukukî bakımdan mühim olan husus hileye muhatap olanın iradesindeki serbestinin ihlâlidir. Yoksa hilenin netice itibarı ile onun hayrını ve zararını mucip olması değil. Hukuken mühim olan husus irade üzerine hariçten vakî müdahale keyfiyetidir.” demiştir.
Old 17-04-2014, 10:50   #3
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan

Sn.Alonson;

Evet önerim veya önergem çok iddialı ama, ütopik değil…Olması gereken yani,Roma hukuku anlamında de lege ferenda…yani,önerilen,arzu edilen hukuk sistemi…
Önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi,hani suya atlasan 5-6 kulaç çekmez komşu Yunanistan…Orada tüm resmi iş ve işlemler ve davalar avukatlar eliyle yürütülmektedir.Ne tuhaf… önerdiğim sistem; battı diyerekten feveranlar kopartılan komşu Yunanistan’da bir güzel uygulanıyor…Ve yine ne tuhaftır ki,atalarının kölelik düzeniyle ilgili destansı mitleri olan komşu Yunanistan, avukat köleliğini bertaraf etmiş ve de lege ferenda’ sını biz meslektaşlar noktasında halletmiştir…
Bizlere kimse köle demiyor…zaten köleyiz… 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı buruk bir acıyla izliyorum…Çünkü biz kölelerin bayramı değil de ondan.Köle mi arıyorsunuz?!...
Tekelleşmiş ve dahasında da kartelleşmiş hukuk bürolarında şık olmayan ve tatminsiz ücretle kunta kinte misali çalıştırılan meslektaşlarımızı göremiyor mu sunuz?!!! Veya size mi görünemiyorlar?!!!Bilemiyorum…Kendi başına açtığı hukuk bürosunda, sekreterinin + telefonlarının+büro kirasının,elektrik ve su gibi yaşamsal tüm giderlerinin ödenmesinde tamamen kendi başına hareket eden avukatın,zorunlu avukatlık sistemi dışına
itilmesinden kaynaklanan zorluklar malumunuzdur. Ve sizce bizler hala köle değilmiyizdir.. Tamamen dışladığımız onca stajyer meslektaşın çözüme muhtaç sorunları var iken,mahkeme ve icra dairelerinde dosya çıkartma,arşiv düzenletme,memurun kredi kart borçlarını ilgili bankaya yatırma gibi ayak işleri,mahkeme kalemlerinde memuru rahatsız ( ! ) etmeden kendi dava dosyamızı dolaptan kendimizin çıkartması,çay ve yemek servisi,icra kasa hesabını memurla liste üzerinde denkleştirme ve dahası nice angarya iş ve işlemler yapılırken, soruyorum; halen köle değimliyizdir.Mesleğe profesyonelce girişine üç ay kalmış bir meslektaşın icra memuruna yönelik olarak”…Memur bey!...Bana falan nolu dosyayı çıkartırırmısınız,lütfen…” talebine verilen “…Avukat hanım az yiyin de kendinize bir eşek tutun lütfen…” şeklindeki cevabın kölelik için yeterli olduğuna hala inanamıyor mu sunuz?!...Aynı memurun bir hakim veya savcıya aynı cevabı verebilmesi ihtimali,paralel evrendeki dünya benzeri bir gezegeni keşfetmek kadar imkansızdır.Bu yöndeki “neden” sorularınıza bilmem yeterince cevap verebildim mi?...
Avukat vekalet ücretinin peşin yatırılmasının gerekliliği; ekonomik alanda refaha erişmiş bir meslektaşın,işlevsel sosyal alanda daha rahat ve saygın bir şekilde hareket etmek imkanı nedeniyledir.Çünkü avukat,gerek mahkeme ve gerekse icra işlerinin yürütümünü,her ne kadar müvekkili adına yürütüyorsa da, zaten müvekkili adına yürüttüğü bu işler için profesyonel anlamda yaptığı anlaşma neticesi bir ücret almıştır ancak,müvekkil ile avukat arasındaki profesyonel anlamdaki ücret anlaşması ana ile bebek arasındaki plasenta bağı gibi, organik bir bağdır.Yani ücret nitelik itibariyle organiktir.Yaptığı her iş münasebetiyle müvekkiline bilgi ve hesap vermekte,belge toplamakta,tanıkları temin ettirtmekte,bürosunda her türlü ikramı sunmakta,onu dinlemekte,para karşılığı aldığı stresini dağıttırmakta,gereksinimi nedeniyle bulunduğu yerde onu dinlemekte,bir ay içinde kırk kere sorduğu duruşma gününü tekrar tekrar vermekte vs gibi tüm organik ilişkinin gerektirdiği hizmetleri vermektedir.
Peki o halde,yukarıda sözünü ettiğim yargılama kapsamı dahilindeki tüm işleri bu kez idari ve adli yargının her kademesinde ifa ederken sunduğu hizmetlerinin yargılama süreci nedeniyle bir hizmet karşılığı yok mu dur?!! Avukat bu hizmetleri inorganik şekilde müvekkili dışında sadece yargılama hizmeti olarak,adli ve idari yargıda yapmaktadır. Yargılamanın yükünü hafifletip,rahatlatmıştır.Yeni HMK düzenlemesi karşısında, bu işleri ne arzuhalci yapabilir ve ne de müvekkili yapabilir.Demem odur ki,avukat mesleğini ifa ederken, organik ve inorganik hizmetlerinin bedelini almalıdır. Organik manadaki ücreti bürosunda müvekkil ile sağlamıştır ancak, bunun dışındaki yargılama sürecindeki takipsel,özverisel tüm iş ve işlemler için harcadığı mesai için de inorganik ücretini almak zorundadır.İşte kaybolan hizmet bedeli de maalesef tanımını dilimin döndüğü kadar ifade edebildiğim inorganik hizmetlerdir.Zaten yargılama neticesinde davayı kazanan tarafın vekiline mahkemece takdir edilen “mahkeme vekalet ücreti” de bu nedenle zorunlu görülmüştür.Yani davayı kazanan vekil için,mahkemece “ eee.siz zaten müvekkilinizden ücret aldınız, ne gerekçeyle bizden ücret takdiri istiyorsunuz..” denilmediği gibi…Çünkü bu ücret inorganiktir.Avukatın yargılama adına yaptığı tüm iş ve işlemler için sağladığı takipsel,özverisel hizmetlerinin bedelidir.
İşte burada yasa koyucu tarafından gözden kaçırılan bir nokta da şudur. O da, davayı kazanan vekile karşılık,davayı kaybeden avukatın yukarıda sözünü ettiğim takipsel,özverisel tüm hizmetlerinin yok sayılmasıdır.Taraflar olarak her iki taraf, kendilerini eğer vekille temsil ettiriyorlarsa, davanın kazanım veya yitiminde olsun, vekillerinin ücretini gider avansı kapsamında mahkemeye veya baroların tanzim ettireceği veznelere peşin olarak yatırmaları gerekmektedir.Bu bedel, yukarıda zikrettiğim tüm hizmetlerin bedelidir. Mahkemece, davanın reddine karar verilen taraf için, kaybeden tarafın yatırdığı bilirkişi ücretinin,bilirkişice kaybeden tarafa iade edilmesi gerektiği yönünde bir karar verilemeyeceği gibi, davayı kaybeden vekilin vekalet ücretinin de aynı şekilde davayı kaybeden vekilden iade edilmesi mümkün değildir.Hiçbir meslektaş,aldığı ve yürüttüğü davayı kazanacağım kayıt ve şartıyla almaz.Organik ücretin bedeli,kayıt ve şart ihtiva edemez.Hizmetin bedelidir.Aynı şekilde inorganik ücretin bedeli de, kazanım veya yitirilim üzerine değil,yapılan tüm hizmetlerin bedelidir.Çünkü avukatlık hizmeti,bir doktor gibi akademik anlamda yapılan hizmettir. Bir hasta yakınının doktora yönelik olarak “ eğer hastamı kurtaramazsan,sana ücret veremem..” demesi kadar abes bir durumdur bu.
Yazınızda “Adı üstünde Vekil. Asil ne istiyorsa onu yapabilme hakkına sahiptir. Asil'in iradesinin hilafı söz konusu.” şeklindeki açıklamanız ile zaten köleliği kendinizce kayıtlamış bulunmaktasınız. “Bizlere kim köle diyor ki” sorunuzun cevabını,üsteki beyanınızla zaten vermiş bulunmaktasınız.Ancak 30 yılı aşkın meslek yaşamım boyunca bildiğim bir gerçek de “ avukat kimsenin babasının uşağı değildir” ilkesi olmuştur!...Avukat hürdür, bağımsızdır, tarafsızdır ve ekmek-su kadar hukuksal yaşamın vazgeçilmez kaynağıdır.Yukarıda sözü edilen organik bağ,yapılan hizmetlerin bedelidir.Uşaklığın değil…
Eski yıllarda mesleğe atılmış yeni bir avukat hasbelkader aldığı veraset belgesi davaları ile maişetini idame ettirmekteydi.Ancak, gelin görün ki, bu hak ve yetkinin Noterlere tanınmış olması sizce hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!!.Vergi ihtilaf davalarında çoğu iptal vs gibi davalarının avukatlar eliyle değil,aksine mali müşavirler tarafından hariçten yürütülmüş olması sizce hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!!.
Anlaşmalı Boşanma Protokollerinin Noterler tarafından tanzimi ile ilgili çalışmaların devam ettiği süreç içerisinde oldukça sakin ve sessiz kalan baro ve birliğimizin duyarsızlığı karşısında, sizce hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!!.Hemen adliyelerin yanı başına kurulu arzuhalci masaları ile yeni mesleğe atılmış olan meslektaşlarımızın vekalet ücretleri sizce
hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!! Meslek tekelini kendine kazanç kapısı etmiş bazı meslektaşların, ( reklam yasağı gibi yasakları delmek suretiyle siteleşerek) yaptıkları meslektaşlık dışı tutum ve davranışları karşısında; sizce hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!!. Örnekleri daha da çoğaltabilirim…Belki de benim görmediğimi, sizin gördüğünüz veya görebileceğiniz bazı gerçekler karşısında, sizce hak ettiğimiz ücretlerin başkalarına akıtılması olmuyor mu?!!.
Yazınızda “…Neye müsaade etmeyeceksiniz ?” demişsiniz.Şöyle ki; zorunlu avukatlık sistemi ile yukarıda değinilen hak ve ücret ihlallerinin önüne geçilmesinin sağlanması ile neticesinde buna müsaade edilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
Yazınızda; mesleği “…Kimse size zorla yaptırmıyor ki….” demişsiniz.Bizlerden avukat olarak ruhsata dayalı (kaçak olmaksızın) resmi olarak işimizin yapılması isteniyorsa eğer,haklı olarak bedelini talep etmek, en doğal ve mesleki hakkımızdır.Bizim organik ücret manasında müvekkilimizle bir sorunumuz yoktur Sn.Alonson.Bizim sorunumuz, organik ilişki dışındaki inorganik işlerin angarya olarak görülmesi ve yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmemesidir.Adli ve İdari yargıdaki,yargılama süreci dahilindeki tüm işleri yargılama adına yürüteceksiniz ve neticesinde emek ve hizmetiniz karşılıksız kalacak.Bu mümkün mü dür?!.Böylesi bir hak ve ücret ihlalini hangi meslek grubu kabul edebilir?!
Yasa koyucunun eksik ve yetersiz keza, hak ve hakkaniyete aykırı nitelikteki ; “ ( davayı) kazanan tarafın vekiline yönelik ücret takdiri” yaklaşımının; hiçbir hukuk sisteminde yeri yoktur.Davayı kazanan vekil kadar,kaybeden vekilin de yargılama süreci zarfındaki var olan emek ve hizmeti söz konusudur.Nasıl ki, hiçbir avukat organik manada müvekkili ile yapmış olduğu ücret anlaşmasını, olması gereken ilke nedeniyle; davayı kazanım ve yitirilim şartı üzerine tesis etmiyorsa,aynı şekilde yargılama süreci içerisinde de emek ve hizmetini ihdas eden ( davayı ) kaybeden vekilin ücreti de yasal ve haklı bir ücrettir.O nedenle de, eğer taraflar kendilerini bir savunma ve usul bilen kişisi ( avukat) ile temsil ettiriyorlarsa, taraflar olarak her iki avukatın ücretini peşin olarak, yargılama giderleri mevadından olması nedeniyle peşin yatırmaları gerekmektedir.
Yazınızda “Zurnanın zırt dediği yer burası. Neden ? Avukatlar para kazansın diye mi ? Kişinin Avukat tutmaya zorlanması kanunlara uygun mudur ? Kişi hak ve hürriyetleri açısından değerlendiriniz ?” şeklinde beyanda bulunmuşsunuz.
Konu ile ilgili olarak yukarıdan beridir izahatına çalıştığım üzere, zurnanın zırt dediği yer,adli ve idari yargıdaki,yargılama süreci dahilindeki tüm işleri yargılama adına ( Devlet adına ve yararına olmak üzere) yürütmeniz ancak,neticesinde bu emek ve hizmetinizin karşılıksız kalmasıdır. Avukatlar dışında,başka bir savunma ve usul bilen kişisi var sa,parayı o kazansın Sn.
Alonson…Hiçbir kimsenin avukat tutmak gibi bir zorunluluğu yoktur.Ancak bir kimse,kendisini savunma ve usul bilen kişisi ile temsil ettirmek istiyorsa eğer,tabidir ki bunun inorganik müvekkilinin de ücretini ödemek zorundadır.Yani,yargılama süreci içerisinde,davanın yapısı itibariyle de vekilinin, yıllar süren süreç zarfındaki emek ve hizmetinin bedelini tediye etmek zorundadır.Mahkeme hakimi aylık sabit ücret almasına rağmen, cüzdan-vicdan ikilemi nedeniyle de haklı olarak keşif yolluk ücretini almaktadır.Aynı sistem olay mahalli incelemesi ve otopsi keşfi ile ilgili olarak savcılara da yolluk ödenmektedir.Yani,yargılama süreci zarfındaki emek ve hizmetinin karşılığını,HMK’nun eski ve yeni düzenlemeleriyle çok rahat alabilmektedir.Hakim veya savcının Devlet’ten aldığı sabit maaş, onunun Devlet’le olan organi manadaki bağı ve karşılığı oldan organik ücrettir.Ancak, keşif ve yolluk gideri gibi ödemeler ise,onun Devlet’le olan inorganik bağı yani karşılığı inorganik ücrettir. Peki ya avukatlar…Nasıl ki,müvekkilin hak ve hürriyetleri söz konusu ise, bu cihet avukatın hak ve özgürlükleri içinde söz konusudur.Bir tarafın hak ve hürriyetlerinin tesisi için mücadele veren avukatın,kendi hak ve hürriyetlerinin tesisi yönündeki mücadelesini ve talep hakkını, asıl siz kişi hak ve hürriyetleri açısından değerlendiriniz.
Bu ülkede yaşıyorsam ve mesleğimi burada icra ediyor ve gereksinimlerimi bu ülkede karşılıyorsam eğer, tabidir ki, Devlet’in devamlılığı ve varlığı için ekonomik ve sosyal manada gelirlerinin artmasını arzu ederim ve bir meslek gurubunun üyesi olarak da vatandaşlık görevimdir.Zorunlu avukatlık sistemi; Devlet’in kayıt dışı yitirimlerini pek ala engelleyecektir.Hukuk sigortası sistemi ile her türlü ücret ve gider kayıt altına alınacak, müvekkilinin sızlantı ve şikayetlerinden uzak bir şekilde avukat; sadece müvekkilinin sorunlarını dinleyecek ve çözüm arayışı içerisine girecektir.Hukuk sigortası sistemi ile sadece organik ücretin bedeli değil,bununla birlikte ( gider avansı içinde olacak) inorganik ücretin de bedeli karşılanacaktır.
Rahmetli Kemal SUNAL’ın “DAVACI” filmini izleyenlerin, kişi olarak hangi karakter ve ruh hali içerisinde olurlarsa olsunlar sırf yeşillik olsun diye, elde hukuk sigorta poliçesi var diyerek dava açmak isteyeceklerini hiç sanmıyorum.Hem atasözünü ekliyorsunuz, hem de bu yöndeki çekincelerinizi sunuyorsunuz.
Dünya’mıza emsal olmuş kişilik ve özellikleri ile yeni bir çağa atlamamıza ön ayak olmuş ünlü bir felsefe,düşün ve eylem adamı olan Atatürk; dediğiniz gibi milletimizin alışkanlıklarını ve davranışlarını göz önünde bulundurup çözüm arayışı içerisine girip bekleseydi eğer, bugün geri kalmış orta asya ülkelerinden biri olmamız işten bile değildi. O değerli zat, söz konusu eylem ve devrimlerini, içinde bulunduğu zaman dilimi henüz 19.yüzyıldan çıkmış,20.yüzyıla göz kırpan zaman dilimi içinde gerçekleştirmiştir.Ancak bizim zaman ve dönemimiz, değerli güldürü duayeni Cem YILMAZ’ın espirileri gibi, yapmaya gerek yok yapılmışı var,uygulamaya gerek yok,uygulanmışı var demesi gibi bir dönemdir.Atlayın suya varın komşu Yunanistan’a yapılmışı da ,uygulanmışı da var…Halen açıklamalar yeterli gelmediyse eğer,diğer Avrupa ülkelerinin de lege ferenda’larını tahkik edebilirsiniz.
Atalarımızın özlü ve sözlü “ Ağacın kurdu içindedir” özdeyişindeki kurdu çıkarıp atmak,kendimize dönmek,hak ve özgürlüklerimizin peşinde mücadele etmek,kumdan başımızı çıkarıp etrafımızı gözlemlemek zorundayız. Değindiğim gibi, bireylerin hakkının savunulması ne denli kutsi ise, mesleki haklarımızı korumak, kollamak ve bu uğurda mücadele etmek te o denli kutsidir.

Sevgi ve saygılarımla…
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
vekaletname olan dosyadaki kararın fotokopisini almak için yazılı talep gerekli midir? Av. Muhammed BAYSAL Meslektaşların Soruları 3 21-12-2012 15:33
yasal olarak evlat edinilmediğim için öz ailemden olan mirası nasıl elde edebilirim? manolya elif Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 4 13-12-2009 10:16


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03385091 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.