Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kat mülkiyeti kaynaklı baz istasyonun kaldırılması 2 farklı gsm şirketi ,müd.meni ve ecrimisil -tefrik

Yanıt
Old 17-10-2017, 11:28   #1
denipre

 
Varsayılan Kat mülkiyeti kaynaklı baz istasyonun kaldırılması 2 farklı gsm şirketi ,müd.meni ve ecrimisil -tefrik

Sayın mesletaşlarım ,
Ayrı ayrı Kat maliki olan karı-koca eş kat malikleri kararı olmadan ,kendilerine ait bağımsız bölümlerde(han odası)baz istasyonu kurulmasına dair 2 farklı gsm şirketi (her biri bir gsm şirketi ile )ile uzun süre önce kira sözleşmesi akdediyorlar.Haliyle baz istasyonları eklenti ve antenleri ise ortak mülkiyet alanı olan bina duvarı ve çatıya yerleştiriliyor.
Bu halde baz istasyonlarının kaldırılmasına dair davayı Sulh Hukuk , ecrimisil taleplerimizi ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dermayan edeceğiz.
Ne var ki baz istasyonları kendilerine ait bağımsız bölümde kurulu ,bu halde mahkemece yalnızca çatı ve bina duvarındaki antenlerin kaldırlmasına karar verilip ,ana baz istasyonları hakkındaki davanın reddine karar verilebilir mi ? yoksa çatı ve duvardaki antenler mütemmim cüz niteliğinde sayılarak topluca mı kaldırılmasına karar verilebilir ?
ikinci sorum ise : iş bu davaları sulh hukuk(murazanın meni) ve asliye hukuk(ecri misil ) olmak üzere 2 asil 2 davalı şirket aleyhine tek bir dava ile ikame etmek niyetindeyim .?
usul ekonomisi açsından aksi halde 4 dava açmak zorunda kalacağım A şahsı ile b şirketi arasındaki kira sözleşmesine dayalı baz istasyonu kaldırılması için murazanın meni (sulh hukuk) A şahsı ve B şirketi aleyhine ecrimisil (asliye hukuk )
C şahsı D şirketi ile aynı süreci düşündüğümüzde tavsiyeniz nedir.? Davaların birlikte görülme olasılığı sizce var mıdır ? Teşekkürler
Old 17-11-2017, 15:29   #2
denipre

 
Varsayılan

Öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi'nde el atmanın önlenmesi davası açıp ,toplanacak delillere göre ecrimisil davası açma yolunu tercih edeceğiz anlaşılan .Teşekkürler
Old 19-11-2017, 10:00   #3
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Hernekadar ortak yerlere vaki müdahalenin önlenmesi davası KMK.na göre Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır ise de, ecrimisil davasının Asliye mahkemesinde açılması gerekir. Ayrıca bağımsız bölüme baz istasyonu kurulması eylemi ortak yerlerin dışında olup haksız fiile dayalı çevre sağlığını zararlandırıcı bir eylem olması nedeniyle bu kısma ait dava da Asliye Hukukta görülür.Bu konu ile ilgili davada salt yapının korunması gayesi değil ,kişilerin sağlığının korunması gayesi de vardır.

Ortada bir görev karmaşası bulunmaktadır. HMK. 110 maddesinde düzenlenen davaların yığılması-objektif dava birleştirilmesi kurallarına göre ; birden fazla talebin aynı dava dilekçesi ile bir arada aynı mahkemede ileriye sürülmesi imkanı bulunmaktadır. " Sulh Mahkemesinin görevine giren davalar Asliye Mahkemesinin görevine giren bir dava ile birlikte Asliye Mahkemesinde açılabilir" (Baki Kuru,İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku,2016,sh: 215,)

Bu durumda, tüm taleplerin bir arada Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak dava ile ileriye sürülebileceğini düşünüyorum. Aşağıdaki Yargıtay kararında da kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi olup, yargıtay görev yönünden bozma yoluna gitmemiştir.

1. Hukuk Dairesi 2012/9216 E. , 2013/3239 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2011
NUMARASI : 2009/238-2011/375

Yanlar arasında görülen yıkım,ecrimisil ve manevi tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 5.3.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E. Ş. T. ile temyiz edilen vekili Avukat O. N. Ö.geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, çaplı taşınmaza yapılan tesisatın yıkımı, ecrimisil ve manevi tazminat isteklerine ilişkin olup, Mahkemece, manevi tazminat isteğinin feragat nedeniyle, yıkım isteğinin sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1986 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki kat mülkiyeti kurulu binada davacının 10 nolu bağımsız bölümün maliki olduğu, binanın zemin katını kiracı sıfatıyla C.E.’un kebapçı dükkanı olarak kullandığı sırada davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş ile 10.06.2009 başlangıç tarihli 1 yıllık kira sözleşmesi yaptıkları, anılan sözleşmeye istinaden davalının ana taşınmazın ortak yeri olan bina duvarına baz istasyonu yerleştirdiği anlaşılmaktadır.

Davacı, kiracı olan C. ile davalı arasında kurulan kira akdinin kendisini bağlamayacağını ve hukuken geçersiz olduğunu, ayrıca yapılan baz istasyonunun sağlık yönünden de tehlike arz ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış ve mahkemece, baz istasyonunun ilgili yönetmelikte öngörülen limit değerlerin altında faaliyet gösterdiği ve bu sebeple zarar doğmayacağı gerekçesiyle yıkım isteğinin reddine ve teknik bilirkişinin bilimsel verilerek uygun olarak belirlediği ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalıya çekişmeli taşınmazı kiralayan kat maliki olmadığı için diğer kat maliklerine davada yer verilmemesi neticeye etkili görülmemiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, davalı ile sözleşme yaparak binanın duvarına baz istasyonu yapılmasını sağlayan C. E. kat maliki olmayıp, zemindeki dükkan niteliğindeki yeri kiracı sıfatıyla kullanan kişidir.

Bilindiği üzere, kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi bir binanın duvarları 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 4. ve 19. maddeleri gereğince ortak yer niteliğinde olup, bu türlü bir yerin kat malikleri kurulunun aldığı bir karar olmadıkça kiralanmasına olanak yoktur. Bu sebeple, kiracı C.’in davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin de hukuken geçerli bulunmadığı ve davacıyı da bağlamayacağı tartışmasızdır.
Öyle ise, davalının baz istasyonu kurmak suretiyle çekişmeli taşınmazı işgal ettiği açıktır. Buna göre, fuzuli şagilin mülkiyet sahibine taşınmazı kullanmasından dolayı ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden davalının sorumlu tutulmasında gayri yasal bir durum bulunmadığı gibi, bilimsel verilere göre belirlenen ecrimisilin hüküm altına alınması da doğrudur.

Öyle ise, davalının tüm, davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, ecrimisil isteğinin yanında yıkım isteği de bulunduğu halde mahkemece, baz istasyonunun faaliyetinin limit değerlerin altında olduğu gerekçesiyle bu istek reddedilmişse de, yukarıda değinilen ilkeler karşısında davalının baz istasyonu tesis etmek suretiyle taşınmazı kullanmasının hukuken haklı ve geçerli bir sebebi bulunmadığından mülkiyet sahibi davacı yönünden de bir hüküm ifade etmeyeceğinden bu isteğinde kabul edilmesi gerekirken reddi doğru değildir.

Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz Edene geri verilmesine, 29.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacı vekili için 990.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(Yargıtay)
Old 20-11-2017, 13:46   #4
denipre

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Hernekadar ortak yerlere vaki müdahalenin önlenmesi davası KMK.na göre Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır ise de, ecrimisil davasının Asliye mahkemesinde açılması gerekir. Ayrıca bağımsız bölüme baz istasyonu kurulması eylemi ortak yerlerin dışında olup haksız fiile dayalı çevre sağlığını zararlandırıcı bir eylem olması nedeniyle bu kısma ait dava da Asliye Hukukta görülür.Bu konu ile ilgili davada salt yapının korunması gayesi değil ,kişilerin sağlığının korunması gayesi de vardır.

Ortada bir görev karmaşası bulunmaktadır. HMK. 110 maddesinde düzenlenen davaların yığılması-objektif dava birleştirilmesi kurallarına göre ; birden fazla talebin aynı dava dilekçesi ile bir arada aynı mahkemede ileriye sürülmesi imkanı bulunmaktadır. " Sulh Mahkemesinin görevine giren davalar Asliye Mahkemesinin görevine giren bir dava ile birlikte Asliye Mahkemesinde açılabilir" (Baki Kuru,İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku,2016,sh: 215,)

Bu durumda, tüm taleplerin bir arada Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak dava ile ileriye sürülebileceğini düşünüyorum. Aşağıdaki Yargıtay kararında da kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi olup, yargıtay görev yönünden bozma yoluna gitmemiştir.

1. Hukuk Dairesi 2012/9216 E. , 2013/3239 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2011
NUMARASI : 2009/238-2011/375

Yanlar arasında görülen yıkım,ecrimisil ve manevi tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 5.3.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E. Ş. T. ile temyiz edilen vekili Avukat O. N. Ö.geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, çaplı taşınmaza yapılan tesisatın yıkımı, ecrimisil ve manevi tazminat isteklerine ilişkin olup, Mahkemece, manevi tazminat isteğinin feragat nedeniyle, yıkım isteğinin sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1986 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki kat mülkiyeti kurulu binada davacının 10 nolu bağımsız bölümün maliki olduğu, binanın zemin katını kiracı sıfatıyla C.E.’un kebapçı dükkanı olarak kullandığı sırada davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş ile 10.06.2009 başlangıç tarihli 1 yıllık kira sözleşmesi yaptıkları, anılan sözleşmeye istinaden davalının ana taşınmazın ortak yeri olan bina duvarına baz istasyonu yerleştirdiği anlaşılmaktadır.

Davacı, kiracı olan C. ile davalı arasında kurulan kira akdinin kendisini bağlamayacağını ve hukuken geçersiz olduğunu, ayrıca yapılan baz istasyonunun sağlık yönünden de tehlike arz ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış ve mahkemece, baz istasyonunun ilgili yönetmelikte öngörülen limit değerlerin altında faaliyet gösterdiği ve bu sebeple zarar doğmayacağı gerekçesiyle yıkım isteğinin reddine ve teknik bilirkişinin bilimsel verilerek uygun olarak belirlediği ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalıya çekişmeli taşınmazı kiralayan kat maliki olmadığı için diğer kat maliklerine davada yer verilmemesi neticeye etkili görülmemiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, davalı ile sözleşme yaparak binanın duvarına baz istasyonu yapılmasını sağlayan C. E. kat maliki olmayıp, zemindeki dükkan niteliğindeki yeri kiracı sıfatıyla kullanan kişidir.

Bilindiği üzere, kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi bir binanın duvarları 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 4. ve 19. maddeleri gereğince ortak yer niteliğinde olup, bu türlü bir yerin kat malikleri kurulunun aldığı bir karar olmadıkça kiralanmasına olanak yoktur. Bu sebeple, kiracı C.’in davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin de hukuken geçerli bulunmadığı ve davacıyı da bağlamayacağı tartışmasızdır.
Öyle ise, davalının baz istasyonu kurmak suretiyle çekişmeli taşınmazı işgal ettiği açıktır. Buna göre, fuzuli şagilin mülkiyet sahibine taşınmazı kullanmasından dolayı ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden davalının sorumlu tutulmasında gayri yasal bir durum bulunmadığı gibi, bilimsel verilere göre belirlenen ecrimisilin hüküm altına alınması da doğrudur.

Öyle ise, davalının tüm, davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, ecrimisil isteğinin yanında yıkım isteği de bulunduğu halde mahkemece, baz istasyonunun faaliyetinin limit değerlerin altında olduğu gerekçesiyle bu istek reddedilmişse de, yukarıda değinilen ilkeler karşısında davalının baz istasyonu tesis etmek suretiyle taşınmazı kullanmasının hukuken haklı ve geçerli bir sebebi bulunmadığından mülkiyet sahibi davacı yönünden de bir hüküm ifade etmeyeceğinden bu isteğinde kabul edilmesi gerekirken reddi doğru değildir.

Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz Edene geri verilmesine, 29.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden taraflardan davacı vekili için 990.00.-TL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(Yargıtay)

Sayın Kocabaş ;
Öncelikle değerli vaktinizi ayırıp soruyu cevapladığınız için teşekkür ederim.
Her ne kadar baz istasyonları bağımsız bölümlere tesis edilmişse de ,mütemmim cüz niteliğindeki anten ve eklentiler ortak alan olan çatı ve bina duvarına edilmiştir. GSM şirketlerinin bu gibi hallerde ,benzer uyuşmazlıklarda diğer kat malikleri yada yönetime çatı katkı payı adı altında ödeme yaptıkları da vakidir.
Dolayısıyla ortak alana kurulan anten ve eklentiler için kat maliklerinin oybirliği ile muvafakatı gereklidir.Zira bu noktada ortak bir alanın rıza ve genel kurul kararı olmaksızın kiralanması sözkonusudur.
Öte yandan aşağıda eklenen içtihatta yüksek mahkeme : Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilen ; ortak alana kurulan baz istasyonunun kaldırılması ve ecrimisil talepli davada ,ecrisimisil yönünden davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi yönünde görüş bildirmiştir.
Bu noktada mütemmim cüz niteliğindeki çatı ve bina duvarına kurulan antenlerin kaldırılması ile baz istasyonlarının da kaldırılması kararı tesis edilebilir mi sizce ? Kanatimce bu husus önem arz etmekte ...Saygılar

Yargıtay18. H. D. 2005/666 E., 2005/1889 K.

Karar Tarihi : 08.03.2005)
DAVAava dilekçesinde ortak yerlere kurulan GSM baz istasyonunun kaldırılması ve ecrimisil istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hükmün temyiz incelemesi dahili davalı vekili ile davalı vekili tarafından duruşmalı olarak yapılması ise dahili davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

KARARava anataşınmazın ortak yerine kurulan baz istasyonunun kaldırılması ve ayrıca ecrimisil (haksız işgal tazminatı) istemine ilişkindir.

Mahkemece anataşınmazın yerinde yapılan inceleme sonunda bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre dava konusu edilen baz istasyonunun A blok cephesinde caddeden bakıldığında sol yönde 3. normal kat hizasında köşeye monte edilmiş olup çatıya kadar çıkmakta olduğu anlaşılmaktadır. Buranın ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğu çekişmesizdir.

Kat Mülkiyeti Yasasının 45. maddesi ana taşınmazın bir hakla kayıtlanması veya ortak yerlerin kiralanması gibi önemli yönetim işlerinin ancak bütün kat maliklerinin oybirliğiyle verecekleri karar üzerine yapılabileceğini öngörmektedir. Yargıtay uygulamalarında da ortak yerlerin her ne amaçla olursa olsun kiraya verilmesinde anılan yasa kuralına uyulması koşulu aranmaktadır.
Somut olayda kat mülkiyetli ana taşınmazda A-B-C ve D adı altında dört blok bulunmaktadır. Davaya konu edilen A blokta baz istasyonunun kurulmuş olduğu yer anataşınmazın ortak yeri bulunduğu cihetle baz istasyonu kurulmak üzere buranın kiraya verilmesi için salt o bloktaki kat malikinin değil, anataşınmazda yer alan tüm blok kat maliklerinin buna oybirliğiyle karar vermiş olmaları gerekir. Ortada bu nitelikte bir kat malikleri kurulu kararı bulunmadığına göre mahkemenin davayı kabul etmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.

Öte yandan davacı taraf ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davasını HUMK'nun 185. maddesine göre atiye bırakmış ise de, davalı taraf buna rızasının olmadığını bildirmiş ve davaya devam edilmesini istemiş olduğundan ve bu davaya niteliği gereği genel hükümlere göre değeri itibariyle Asliye Hukuk Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacağından mahkemenin görevsizlik kararı vermiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık yoktur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyadaki yazılara, gerektirici yasal nedenlere göre yerinde bulunmayan itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), onama harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, 8.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 20-11-2017, 17:38   #5
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan denipre
Sayın Kocabaş ;
Öncelikle değerli vaktinizi ayırıp soruyu cevapladığınız için teşekkür ederim.
Her ne kadar baz istasyonları bağımsız bölümlere tesis edilmişse de ,mütemmim cüz niteliğindeki anten ve eklentiler ortak alan olan çatı ve bina duvarına edilmiştir. GSM şirketlerinin bu gibi hallerde ,benzer uyuşmazlıklarda diğer kat malikleri yada yönetime çatı katkı payı adı altında ödeme yaptıkları da vakidir.
Dolayısıyla ortak alana kurulan anten ve eklentiler için kat maliklerinin oybirliği ile muvafakatı gereklidir.Zira bu noktada ortak bir alanın rıza ve genel kurul kararı olmaksızın kiralanması sözkonusudur.
Öte yandan aşağıda eklenen içtihatta yüksek mahkeme : Sulh Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilen ; ortak alana kurulan baz istasyonunun kaldırılması ve ecrimisil talepli davada ,ecrisimisil yönünden davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi yönünde görüş bildirmiştir.
Bu noktada mütemmim cüz niteliğindeki çatı ve bina duvarına kurulan antenlerin kaldırılması ile baz istasyonlarının da kaldırılması kararı tesis edilebilir mi sizce ? Kanatimce bu husus önem arz etmekte ...Saygılar

Asliye Hukuk mahkemesinin görevine giren bağımsız bölümlere kurulan baz istasyonlarının kaldırılması talepli davanın Sulh Hukukta görülecek ortak yerlerdeki anten ve eklentilerin kaldırılması davası ile birlikte Sulh Hukukta açılması imkanı mevcut değildir.

Aksine ilk cevabımda değindiğim HMK.madde 110'daki "davaların yığılması" kuralına göre Sulh Hukukun görevine giren dava Asliye Hukukun görevine giren dava ile birlikte Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilir. Nitekim yayıladığım Yargıtay 1.HD.kararında " ortak yerlere kurulu baz istasyonun kaldırılması talebini" kabul eden Asliye Hukuk Mahkemesi kararını görev yönünden bozmayarak ecrimisil davasına bakan Asliye Mahkemesinin Sulh Hukukun görevine giren davaya da bakabileceğini kabul etmiştir.

Bu durumda ; " bağımsız bölümlere kurulu baz istasyonu ile ,ortak yerlere kurulu anten ve eklentilerinin kal'i (kaldırılması) sureti ile davalıların şu parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalelerin önlenmesine ve şu kadar ecrimisilin tahsiline " şeklindeki talepli olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılıp tüm taleplerin bu şekilde karşılanabileceğini düşünüyorum.
Old 20-11-2017, 17:52   #6
denipre

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Asliye Hukuk mahkemesinin görevine giren bağımsız bölümlere kurulan baz istasyonlarının kaldırılması talepli davanın Sulh Hukukta görülecek ortak yerlerdeki anten ve eklentilerin kaldırılması davası ile birlikte Sulh Hukukta açılması imkanı mevcut değildir.

Aksine ilk cevabımda değindiğim HMK.madde 110'daki "davaların yığılması" kuralına göre Sulh Hukukun görevine giren dava Asliye Hukukun görevine giren dava ile birlikte Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilir. Nitekim yayıladığım Yargıtay 1.HD.kararında " ortak yerlere kurulu baz istasyonun kaldırılması talebini" kabul eden Asliye Hukuk Mahkemesi kararını görev yönünden bozmayarak ecrimisil davasına bakan Asliye Mahkemesinin Sulh Hukukun görevine giren davaya da bakabileceğini kabul etmiştir.

Bu durumda ; " bağımsız bölümlere kurulu baz istasyonu ile ,ortak yerlere kurulu anten ve eklentilerinin kal'i (kaldırılması) sureti ile davalıların şu parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalelerin önlenmesine ve şu kadar ecrimisilin tahsiline " şeklindeki talepli olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılıp tüm taleplerin bu şekilde karşılanabileceğini düşünüyorum.
Cevabınız için teşekkürler .
Usul ekonomisi açısından da olması gereken davaların asliye hukuk Mahkemesi'nde görülmesi .Bu durumda ortak alana kurulu anten ve eklentiler için kat mülkiyeti yasası hükümleri ,bağımsız bölümler için ecrimisil hükümleri tatbik edilerek dava nihayete erdirilebilir.
Ancak davayı öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açmak istememim sebebi esasen kat mülkiyeti'den doğan uyuşmazlıklarda hakimin resen araştırma yetkisi dahilinde taraflar arasındaki kira sözleşmelerine vakıf olup ona göre ecrimisil belirlemekti.Bu halde Asliye Hakimi'nin de bir kısmının kat mülkiyeti kaynaklı olduğu uyuşmazlıkta resen araştırma yoluna gidip gitmeyeceğini merak ediyorum .Saygılar
Old 20-11-2017, 18:04   #7
denipre

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan denipre
Cevabınız için teşekkürler .
Usul ekonomisi açısından da olması gereken davaların asliye hukuk Mahkemesi'nde görülmesi .Bu durumda ortak alana kurulu anten ve eklentiler için kat mülkiyeti yasası hükümleri ,bağımsız bölümler için ecrimisil hükümleri tatbik edilerek dava nihayete erdirilebilir.
Ancak davayı öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açmak istememim sebebi esasen kat mülkiyeti'den doğan uyuşmazlıklarda hakimin resen araştırma yetkisi dahilinde taraflar arasındaki kira sözleşmelerine vakıf olup ona göre ecrimisil belirlemekti.Bu halde Asliye Hakimi'nin de bir kısmının kat mülkiyeti kaynaklı olduğu uyuşmazlıkta resen araştırma yoluna gidip gitmeyeceğini merak ediyorum .Saygılar
Öte yandan iki farklı GSM şirketi ,iki farklı kiralayan mevcut .Sizce her 2 GSM şirketini aynı dava içinde davalı olarak göstermek ne kadar doğru olur? Hukuki sebep aynı olsa da kira sözleşmesinin tarafları ayrı ayrı her 2 eş.Ecrimisil hesabı yönünden de farklı bir hesaplama söz konusu olabileceğinden her GSM şirketi ve kiralayanı olan eş e ayrı dava açmak suretiyle 2 ayrı davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikamesi daha sağlıklı görünüyor.Saygılar
Old 20-11-2017, 18:30   #8
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

1.) Dava yada davalar Asliyede açıldığında taleplerden ortak yerlere vaki müdahalenin önlenmesi talebi hakkında KMK. hükümleri uygulanacağından ,ayrıca davanın toplum sağlığının korunması yönünden kamu düzeni ağırlığı da bulunduğundan şahsi görüş olarak Asliye Hakiminin de resen araştırma ilkesini uygulaması gerektiğini düşünüyorum. Fakat ben bu konuda şimdiye kadar herhangi bir düşünceye sahip değildim. Şu anda düşündüğüm şahsi görüş olarak söylüyorum.

2.) Sözünü ettiğim davaların yığılması talepli dava aynı davalı/davalılar aleyhine açılır. Olayda davalılar farklı olacağından bildirdiğiniz gibi iki dava halinde açılması bence de uygun düşer.
Old 20-11-2017, 18:46   #9
denipre

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
1.) Dava yada davalar Asliyede açıldığında taleplerden ortak yerlere vaki müdahalenin önlenmesi talebi hakkında KMK. hükümleri uygulanacağından ,ayrıca davanın toplum sağlığının korunması yönünden kamu düzeni ağırlığı da bulunduğundan şahsi görüş olarak Asliye Hakiminin de resen araştırma ilkesini uygulaması gerektiğini düşünüyorum. Fakat ben bu konuda şimdiye kadar herhangi bir düşünceye sahip değildim. Şu anda düşündüğüm şahsi görüş olarak söylüyorum.

2.) Sözünü ettiğim davaların yığılması talepli dava aynı davalı/davalılar aleyhine açılır. Olayda davalılar farklı olacağından bildirdiğiniz gibi iki dava halinde açılması bence de uygun düşer.

Sayın üstadım sizle aynı görüşteyim.Ancak son halde bir kaç kat maliki daha davacı olarak davada yer almak istiyor.Son olarak bu hususta birden fazla davacının aynı dava da davacı taraf gösterilmesinin sizce bir mahsuru olur mu ? Kanatimce davalılar ve dava konusu aynı olmakla sadece ecrimisil hesabında ayrı bir hesap(arsa payı nispetinde) söz konusu olacağından sıkıntı olmayacağı kanaatindeyim .Saygılar
Old 20-11-2017, 20:31   #10
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan denipre
Sayın üstadım sizle aynı görüşteyim.Ancak son halde bir kaç kat maliki daha davacı olarak davada yer almak istiyor.Son olarak bu hususta birden fazla davacının aynı dava da davacı taraf gösterilmesinin sizce bir mahsuru olur mu ? Kanatimce davalılar ve dava konusu aynı olmakla sadece ecrimisil hesabında ayrı bir hesap(arsa payı nispetinde) söz konusu olacağından sıkıntı olmayacağı kanaatindeyim .Saygılar
Kat malikleri arasında "dava konusu olan hakta ortak olmaları" ve "Davanın temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması" şartları ve ilişkisinden dolayı HMK.m.57 gereği ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan birlikte dava açabilirler. Görüşünüze katılıyorum.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Trafik kazası kaynaklı tazminat edalı ilamda farklı sorumluluğu olan borçlular andrius Meslektaşların Soruları 3 24-01-2012 16:06
Kat Mülkiyeti ve Meni Müdahale Arif Aydın Meslektaşların Soruları 8 16-05-2011 23:54
Müdahalenin meni ve ecrimisil av.yağmur deniz Meslektaşların Soruları 3 02-05-2011 12:54
müdahalenin meni ecrimisil av.gülistan Meslektaşların Soruları 3 20-01-2009 13:45
Yargıtay'dan baz istasyonun Kaldırılması kararı HÜLYA ÖZDEMİR Hukuk Haberleri 2 07-04-2008 13:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13984895 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.