Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

ciddiyetten uzak ve alaycı bilirkişi raporu

Yanıt
Old 05-12-2006, 17:24   #1
av.füsun kimiran

 
Varsayılan ciddiyetten uzak ve alaycı bilirkişi raporu

SAYIN MESLEKDAŞLARIM

AŞAĞIDA İNCELEMENİZE SUNACAĞIM RAPOR HENÜZ YENİ KARARA BAĞLANMIŞ BİR UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BİR RAPOR OLUP, MERAKLA VE HAYRETLE OKUYACAĞINIZDAN EMİNİM.







I. Davacı vekillerinin itirazlarına karşı cevaplarımız

1- Davacı vekilleri, itiraza konu raporumuzda, davaya konu “Piyale Kekun Browni+şekil” markasında Kekun’un esaslı unsur olduğunu teyit ettiğimizi belirtmekle beraber (s.3/11 ikinci satır); raporda kullandığımız ifade aynen “iltibas incelemesinde bu markanın bir bütün olarak ve şekliyle birlikte değerlendirilmesi gerektir.” Şeklindedir. Burada sadece “Kekun” ibaresi esaslı unsur olmakla birlikte, markada bu ibarenin ön planda olduğu bunun gibi, karşı-davacının “Kekun-sade”, “Kekun-meyveli” ve “Kekun-tiramisu” markaları ile, aynı ürünün farklı versiyonlarını da piyasaya sunmakta olduğu, bu markalarda diğer unsurlar (yazı,renk ve şekiller) aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzer iken sadece “sade, meyveli, tiramisu ve browni” kelimelerinin değiştiği göz önüne alınmalıdır. Kısaca, ETİ vekilleri itirazı, raporda kullandığımız ifadenin çarpıtılmasından kaynaklanmıştır.

2- Markaların ilişkin olduğu emtialardan “kek” ile “kek unu” aynı değildir. ETİ tarafından üretilip satılan bir browni kekten tadabilmek için yapılması gereken yegane şey, en yakın bakkal market veya büfeden 25-30 ykrş vererek bir adet “Browni” almaktır. Bunu alabilmek ve tüketebilmek için, yer, zaman, mekan, pozisyon (örneğin derste veya yatarken bile yenilebilir) pek önemli değildir. Oysa diğer ürün açısından dorfum hiç de böyle görülmemektedir. Davacı vekilleri, “kek karışımı peşince ne olur, gazoz mu?” diye sormakta ve bu soruyu “kek olur” diye de yine kendileri cevaplamaktadırlar. Oysa, daha önce Eti’nin brownisinden tatmış olup da “ben aynı browniyi Piyalenin karışımından da yaparım” diyen bir kişinin elinde, bakkaldan almış olduğu o karışımın gerçekten bir gazoz (hatta daha beter bir şey) haline gelme ihtimali hiç de göz ardı edilemeyecek kadar güçlüdür. Zira, dosyada yer alan ve Piyale Kekun Browni karşımı paketinin üzerinde yer alan malzeme listesi ve uygulama yönergesine bakıldığında, kek karışımının öyle hemen “pişince kek olacak” cinsten olmadığı görülecektir. Şöyle ki ; paket üzerindeki talimata göre, anılan browni kek karışımının, “nefis bir browni kek”e dönüşmesi için şunlar gerekmektedir :

1. 1 paket karışım (paketten sadece 25 g kakao ile 400g kek karışımı un çıkmaktadır. Aşağıda yazılan diğer malzemeler, süt,yumurta vs., pakette yer almamaktadır).
2. 4 yumurt
3. 150g (bir su bardağı) eritilmiş margarin.
4. 150g (bir su bardağı) pudra şekeri.
5. 200g (1,5 su bardağı) süt.
6. 100g ceviz.

Ancak gerekenler bunlardan ibaret değildir. Çünkü gerekenlerin de gerektirdiği başka şeyler vardır. Bazıları şunlardır ;

1. Bir ev ortamı (bir öğrencinin teneffüs arasında bunu yapması mümkün değildir. (otobüste veya uçakta canınızın çekmemesi lazım). Piknikte de yapılmaz, ama elektirik, tüp ve diğer gereksinimler ile araç-gereç ve sair levazımatın tedariki halinde bu mümkün olabilir).
2. Mutfak ve bir fırın (fırın elektrikli, turbo veya gazlı olabilir. Fırınlardan bazılarının önceden ısıtılmış, bazılarının ise önceden ısıtılmamış olması gerekiyor. Öyle minik bir mikrodalga ile olmaz. Kısacası browni yiyebilmek için fırınlar konusunda bir miktar tecrübe sahibi olmak da şart).
3. Bir mikser (karışım çatal-kaşıkla çırpılmaz)

4. Çeşitli kaplar, araçlar ve ek gereksinimler :

a) Ölçü için su bardağı. (Su bardağının daha fazla sayıda olması tavsiye edilir. Birisi sütü ölçmek için, diğeri pudra şekerini, üçüncüsü ise daha sonra kullanmak üzere karışımdan bir miktar ayırmak için.
b) Çırpma işlemi için büyükçe bir kase.
c) Karışımı fırına sürmek için uygun bir tepsi. (Tepsinin 26cm çapında olması gerekiyormuş ama fırına uygun olması yeterli olsa gerek)
d) Elinizin yanmaması için bir çift eldiven veya eşdeğer bir şey.
e) Bıçak. (Margarini ve fırından çıkan keki-eğer sağsalim çıkarsa tabi-kesmek için)
f) Ocak. (Çünkü fırın browni pişirmek için, eğer fırın ocaklı değilse bir de ocak gerekiyor. Zira karışıma ilave edilecek olan margarinin eritilmiş olması gerekir).
g) Tüp. (Ocak için)
h) Yönergede, tepsinin dibi yağlanırken kullanılacak yağın evsafı belirtilmemiş, bu browni’nin nefasetini etkileyebilir.
i) Bir çatal. (Fırında çıkan browninin üzerine delmek için)
j) Bir bıçak. (Hem margarini bölmek, hem de sonradan keki dilimlemek için. Her iki iş için farklı bıçaklar daha uygun olabilir).
k) Servis tabağı (Bu özel kekin fırın tepsisinde yenilmesi düşünülemez herhalde)
l) Spatula (kekleri fırından servis tabağına almak için. Bu işlemi çatal veya bıçakla yapınca çeşitli riskler doğabilir, kek en azından şeklen browni olmaktan uzaklaşabilir).
m) Birkaç kişi (paketten 425 gram karışım çıkıyor. Buna yağ, süt, ceviz, pudra şekeri, vs de eklenince ortaya bir kişinin yiyemeyeceği kadar büyük bir kek çıkacaktır. Bunun tek başına tüketilmesi müşkül olabilir. Tek başına tüketilmesi düşünülürse, artan kısımların muhafaza için bir de buzdolabı gerekecek veya kek boşa gidecek. Pakette, bunun kısmen yapılıp yapılmayacağı yazmıyor).
n) Bu işlemlerin neden olacağı bulaşıkları yıkamak için bulaşık makinesi- veya bu konudaki deneyimle birlikte-su, deterjan vs.
o) Başka hesapta olmayan eksiklik ve aksaklıklar.

Asıl dava, YİDK’nın “Piyale Kekun Browni ibareli başvurunun, davacı-karşı davalıya ait 198693674 “ETİ brovni” 2000-03884 “Browni” ve 2003-4365 “Browni Gold” ibareli markalar ile iltibasa yol açabilecek derecede benzer olmadığından tescil işlemlerine devam edilmesi” kararının iptali için açılmıştır.

Markalar arasında iltibasın mevcut olmadığı yönünde raporumuzda yaptığımız markaların karşılaştırılmasına ilişkin açıklamalara ek olarak, yukarıda da açıklandığı üzere, dava konusu markaların ilişkin olduğu emtialar (30.05 kek -30.11 kek karışımı) farklı olduğundan, markalar arasında bir iltibas ihtimali bulunmamakta , bu sebeple dava konusu YİDK kararı yerinde olup davacı iddiaları yersiz bulunmaktadır. Pamukla kumaş, iplikle elbise bir olmadığı halde birincisinden ikincisini üretmek mümkündür. Bu bağlantıdan yola çıkarak farklı alt gruplarda yer alan emtiaları eşdeğer görerek markalar, arasında iltibas olacağını kabul etmek hukuki dayanaktan yoksundur.

Pazarlama açısından bakıldığında, dava konusu emtialar (kek ve kek unları) zorunlu olarak farklı nitelikte ambalajlar içinde piyasaya sürülmekte ve satış mahallerinin farklı bölümlerinde tüketiciye arz edilmektedir. Her iki ürünün alcı ve müşteri çevresi de farklıdır. Bu farklılıklar, ürünleri, tüketicinin bunlar karşısında iltibasa düşmesine imkan vermeyecek ölçüde belirginleştirmektedir.

3. Davacı-karşı davalı vekilleri, davalı-karşı davacının hükümsüzlük davasını ikame ederken iyi niyetli olmadığını ve kendilerini izrar kastı ile hareket ettirdiğini ileri sürerek Sivas Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bir kararını ibraz etmiştir. Eklenen karar incelendiğinde hükmü veren mahkemenin “davacı şirket tarafından davaya konu ürünlerin Pınar markası altında üretilmek istenmesini” 556 S.KHK 43 anlamında “hukuki yarar” kabul ettiği ve davalı markasının iptal ettiği görülmektedir. Oysa olayımızda, hükümsüzlük davasının, marka başvurusu ve tescilini korumak isteyen Gıdasa tarafından açıldığı, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu tartışmasız ortadadır. Örnekte, mahkeme, kararını davacının soyut ve şüpheli bir çıkarı üzerine verdiği halde (zira iptalden sonra markanın davacı tarafından gerçekten kullanılıp kullanılmayacağı bile şüpheli gözükmektedir. Burada davalı-karşı davacının vaki ve somut bir çıkar ve zararı söz konusu olacaktır. Davacı tarafından verilen bu örnek karar bağlamında öne sürülen hususular konusunda değerlendirme ve takdiri Sayın Mahkemeye bırakıyoruz.
4. Davacı vekillerinin, Sayın Mahkeme tarafından daha önce verilen bir karar ile heyetimizin itirazda anılan diğer iki raporuna dönük yorum ve itirazlarına karşı, ilgili davalardaki taraf vekillerinin itirazlarına karşı yine bu raporlar içi takdim etmiş olduğumuz ek raporları arz ederiz.

5. Marka koruması, markasal kullanımlara karşı söz konusundur. Davacının, dosyada yer alan ve bilgisi dahilinde olan, browninin tüm pastaneler tarafından markasal kullanımına uzun zamandır sessiz ve hareketsiz kaldığı, ayrıca, “tescilli markalarının” kitap, gazete dergi ve İnternet sitelerinde vb. bir cins adı olarak kullanımına karşı MarKHK 10 kapsamında her hangi bir talepte bulunmadığı ortadadır. Çünkü, browni kelimesinin bir cins adı olduğu ve herkes tarafından kullanılabileceği bir yana, bu tür kullanımlar MarKHK 12 anlamında “dürüstçe” ve hukukun genel ilkelerine (dürüstlük kuralı,hakkı sırf gayrı ızrar kastıyla kullanma yasağı) uygundur. Bu nedenle heyetimiz ; davacı-karşı dava konusu Browni ve Browni Gold markalarının hükümsüzlüğü talebi Sayın Mahkeme tarafından yerinde görülmese bile, davalı-karşı davacının browni ibaresini kullanmamasının MarKHK 12 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir.

II. Davalı vekillerinin itirazlarına karşı cevaplarımız
Davalı vekilleri, vermiş olduğumuz raporu kabul ile birlikte, davacıya ait “Browni Gold” markasını da hükümsüzlüğünü talep etmiş olduklarından bahisle, raporun bu markayı da kapsaması gerektiğine işaret etmişlerdir. Davalı-karşı davacının, “Browni Gold” markasının da hükümsüzlüğünü talep edebilme bakımından,556 Sayılı KHK 43’de öngörülen zarar görmenfaat şartı bulunmadığından, davalıların bu isteklerinin yerinde olmadığı düşünülmektedir.

Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere arz olunur.





BİLİRKİŞİ HEYETİ
Old 06-12-2006, 12:46   #2
av.füsun kimiran

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Mehmet S. Dikici
Hukuk Usulü Kanunumuza benim de kısmen eleştirdiğim aşağıda yer alan çok sert bir madde eklendi. Eleştirimizin çürütülebilmesi için karşı görüş tarafından ortaya konabilecek kadar net bir örnek karar demek mümkün.

Bu rapor hakkında ne diyebilirim ki sayın Füsun hanım... Rapor ciddiyetten uzak ve alaycı. Ama unutmamak gerekir ki gerçek bilim adamı asla alay etmez. Bu kadar söylebileceğim.

Benimde içimi acıtan bu raporun bir hukuk fakültesinde halen görev yapan ve işi hukukçu yetiştirmek olan bir doçent tarafından kaleme alınmış olması.
Old 10-12-2006, 11:28   #3
Av.Can

 
Varsayılan

baya bi makaraya sarma durumu var elbette ama hukuki saptama açık biçimde anlaşılıyor.Neden dalga geçmesinki bilim adamı İbrahim Dülger hocamızda müthiş dalga geçerek anlatırdı dersleri ama ceza hukukunu iyice öğretmişti bana.Bence gayet iyi öğrenci yetiştirebilir bu hocamız her kimse dersleri de hayli eğlenceli geçecektir.Hala gülüyorum tutamıyorum kendimi hakim okurken ne yaptı acaba?
Old 10-12-2006, 15:34   #4
Kavaz

 
Varsayılan ???

Gerçek mi bu karar
Gercekten dediğiniz gibi çok sey öğrendim.Tesekkurler
Old 10-12-2006, 17:32   #5
A.Turan

 
Varsayılan

Sayın Pirizcinuri'ye aynen katılıyorum:-)))
Old 10-12-2006, 18:29   #6
nfb

 
Varsayılan

Alıntı:
Davacı vekilleri, “kek karışımı peşince ne olur, gazoz mu?” diye sormakta ve bu soruyu “kek olur” diye de yine kendileri cevaplamaktadırlar.
Galiba rapora itirazda kullanılan bu ifade biraz bilirkişiyi tahrik etmiş sanki.Eeee bilirkişi bir de öğretim üyesiyse eğer böyle latif bir ek raporu haketmişsiniz siz
Old 11-12-2006, 13:07   #7
av.füsun kimiran

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan nfb
Galiba rapora itirazda kullanılan bu ifade biraz bilirkişiyi tahrik etmiş sanki.Eeee bilirkişi bir de öğretim üyesiyse eğer böyle latif bir ek raporu haketmişsiniz siz

Yeni yetişen hukukçuların dava dilekçeleri mizah dergisinde yayınlanabilir nitelikte olacak korkarım
Old 11-12-2006, 14:14   #8
av.füsun kimiran

 
Önemli

Alıntı:
Yazan PİRİZCİNURİ
baya bi makaraya sarma durumu var elbette ama hukuki saptama açık biçimde anlaşılıyor.Neden dalga geçmesinki bilim adamı İbrahim Dülger hocamızda müthiş dalga geçerek anlatırdı dersleri ama ceza hukukunu iyice öğretmişti bana.Bence gayet iyi öğrenci yetiştirebilir bu hocamız her kimse dersleri de hayli eğlenceli geçecektir.Hala gülüyorum tutamıyorum kendimi hakim okurken ne yaptı acaba?

Unutulmamalı ki bu rapor bir ihtisas mahkemesindeki uyuşmazlığa bilimsel ışık tutmak üzere hazırlanmak üzere görevlendirilmiş olan bir doçent tarafından kaleme alınmıştır..Eğer makara sarma ile davalar görülecek ise hakimle avukat al papazı ver kızı deyip davayı görebilirler.ARKADAŞLAR DAVA MAKARA KUKARA İLE ÇÖZÜLEMEZ, MAKARA KUKARA HOCALARDA BİLİMSEL TEZ ÜRETEMEZ.
Old 20-12-2006, 11:44   #9
av.sevdacan

 
Varsayılan

raporun kaleme alınış tarzının alaycı olduğunu kabul etmekle beraber bundan rahatsızlık duymadığımı da eklemek istiyorum. netice önemli ve neticeyi gayet güzel örneklemelerle ortaya koymuş. hukukun sert bir yüzü var . bu yüz, bazen latifelerle biraz yumuşatılmalı.

sevgiler.
Old 21-12-2006, 14:59   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Hukukun yüzünün sert olduğu söylenir. Zaten bundandır: "Yüzü Adliye duvarı gibi..." deyişi yaygınlaşmıştır.

Hukukun bazen sıkıcı olmaktan çıkarılması için olayların zevkli ve şaşırtıcı, ilgi çekici yansıtılması öğreticilere önerilir. Ama bu hukuk ile eğlenmek manasında değildir.

Ben bu raporu delil niteliğinden yoksun görüyor ve HUMK'un ifadesi ile "Münasebetsiz evrak" kapsamında değerlendiriyorum.

Meslektaşımızın yakınmasına da tamamen katılıyorum. Böyle bir rapor mahkemeye sunulmamalıdır. En azından mesleğe saygılı olunmalıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla...
Old 29-12-2006, 23:34   #11
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Bilirkişinin akademik unvanı ve mezkür raporun artık 3. kez tanzim ediliyor oluşu nazara alındığında; herhalde doçent, taraf vekillerinin iddialarını pek kayda değer görmemiş, fuzuli uğraştırıldığını düşünerek ve bir miktar da asabileşerek; meseleyi kökten halletmek istemiş gibi.

Ancak ağır aksak, kör topal ilerleyen adalet sisteminde, her defasında belki onlarca kez benzeri durumlarla karşılaşıyorken, benzer tepkileri vermekten, bizi alıkoyan her ne ise; aynını, sayın doçentten de bekliyorum kendi adıma.

Akademisyen bir hukukçu, hukukun ifa yeri ve en kutsal mekanı olan mahkemeye, bu tarz uslübu havi bir evrak sunamamalı idi. Kendi içselleştirdiği saygı buna engel olamıyorsa bile, muhatap olacağı müeyyideler cüretini kıracak düzeyde olmalıydı.

Saygılarımla.
Old 19-02-2007, 16:14   #12
Hekimbaşı

 
Varsayılan Bu bir rezalete dönüşmez mi?

Sn.Katılımcılar,

Hukuk mesleğinin etiğini tartışmak elbette bana düşmez. Bu nedenle konuya sadece felsefi açıdan yaklaşacak ve konunun hukuk etiğiyle ilişkisini tartışacağım. Konu epeydir de ellenmemiş, ama olsun, bence gerekli.

Genel olarak bilim, bilim adamlığı (bu arada; adam demek sadece erkekler değil elbette, ademoğlu, ademkızı, ademçocuğu demek oluyor) ile sanat arasındaki benzerlik ve ilişkiye dikkatinizi çekmek isterim.

Sanatçının toplumdaki yeri tarih boyunca üstte yer almıştır, bunun nedeni de herkesin yapamayacağı, düşünemeyeceği, ortaya koyamayacağı şeyleri ortaya koyma becerisi, yeteneği ve cesaretini göstermeleri olmuştur.

Bunun ifade edilerek anlaşılması ve tescil edilmesini sağlayanlar, toplumun entellektüelleri olmuştur. Aksi taktirde sanatçılar engizisyona sevkedilmişlerdir, tıpkı bilimle uğraşan bilimadamları gibi. O 'entellektüel' (veya alışılmadık ama bence Türkçe' si BİLGE) tanımının en yaygın taşıyıcıları hemen daima ve öncelikli olarak bilimadamları ve sanatçılar, sonra meslek sahipleri, sonra da iyi eğitilmişler olmuştur. Bunun nedeni söz konusu kişilerin; 'farklı' yı:
1. algılamak
2. değerlendirmek
3. takdir etmek
4. koruma gereğinin bilincinde olmak
açılarından daima toplumun genelinden daha ileride olmalarıdır. Özellikle (3) ve (4) hemen tamamen bilimadamları ve sanatçılara özgüdür.

Bu nedenle, yerleşik 'bilimadamı' ve 'sanatçı' tanımlarını kabul etmem mümkün değildir. Bana göre; her iki grup da bilineni sorgulamak ve sahip olunanın ötesindeki şeyleri denemek veya araştırmak girişiminde bulunan kişileri ifade etmektedir. Bir diğer deyişle, gerçek bilimadamları aynı zamanda sanatçıdırlar.

Dolayısıyla; yargıç, savcı ve avukat için geçerli olan kuralların, örneğin 'mahkemeye, yargıya saygı' nın, 'bilirkişi' için geçerli olacağını savunmak bana göre yanlıştır. Yargıç, savcı ve avukat kuralları belli olan bir uygulamanın parçasıdırlar, bilirkişi ise değildir; bilirkişi, o kuralların dışında kalan şeyler hakkında yorum yapma ve olayı mevcut kurallar çerçevesine oturtma durumundaki kişidir. Nasıl oturtmayı uygun görmüşse, o biçimde bir rapor verecektir.

Burada denebilecek şey olsa olsa şu olabilirdi: bilirkişi aşırı ve gereksiz yorumlarda bulunmuştur; bu nedenle konuya tarafsız yaklaşmadığı anlaşılmıştır; konunun yeni bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinde yarar OLABİLİR.

Yoksa, mahkemenin bilirkişi raporuna söyleyeceği başka birşey olamaz. Aksi taktirde, bilirkişi atanmasındaki kendi kusurunu belgelemiş olur. Bilmiyorum ama; eğer kendisi atamıyorsa; öylesi durumda da atayanları sorgulamış, ve 'böyle bilirkişiler atamayın' demiş olacaktır. Her iki durumda da, bence bu durum en kibar ifadesiyle 'rezalet' olur.

Saygılarımla,
Old 19-02-2007, 17:09   #13
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Nasıl oturtmayı uygun görmüşse, o biçimde bir rapor verecektir.

Ama Sayın Hekimbaşı, oturtma var oturtma var. Kafasına göre de oturtamaz ki.
Old 19-02-2007, 17:43   #14
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Dikici,

Haklısınız; ama bilimsel çerçeveden çıkmaksızın, sanatsal açıdan zengin bir biçimde çok da iyi oturtmuş, ben beğendim ...


Saygılarımla,
Old 20-02-2007, 02:52   #15
Cest la vie

 
Varsayılan

Bilirkisi docenti tebrik ediyor ve saygilarimi sunuyorum. Aslinda hukuk fakultesinden tayin edilen butun bilirkisiler bu sekilde 'alayci' bir rapor sunmali. Keske herkeste cesaret olsa, herkes sunabilse.

Alıntı:
HUMK Madde 275 – (Değişik: 16/7/1981 - 2494/18 md.)

Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.

Burda hakimlik mesleginin gerektirdigi genel ve hukuki bilgiyi asmakta olan bir durum soz konusuysa, yine bir hukukcu olan hukuk fakultesi docenti neden bilirkisi tayin ediliyor?
Eger sen yine bir hukukcuyu 'genel ve hukuki bilgi ile cozumlenmesi mumkun olmayan bir konuda' bu sekilde tayin edersen, birak o da kek tarifi vererek dalgasini gecsin! Hakime gereken 'teknik bilgiyi' vermis iste, daha ne yapsin!
Bravo!
Old 28-05-2007, 15:03   #16
av.füsun kimiran

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Ahu
Bilirkisi docenti tebrik ediyor ve saygilarimi sunuyorum. Aslinda hukuk fakultesinden tayin edilen butun bilirkisiler bu sekilde 'alayci' bir rapor sunmali. Keske herkeste cesaret olsa, herkes sunabilse.



Burda hakimlik mesleginin gerektirdigi genel ve hukuki bilgiyi asmakta olan bir durum soz konusuysa, yine bir hukukcu olan hukuk fakultesi docenti neden bilirkisi tayin ediliyor?
Eger sen yine bir hukukcuyu 'genel ve hukuki bilgi ile cozumlenmesi mumkun olmayan bir konuda' bu sekilde tayin edersen, birak o da kek tarifi vererek dalgasini gecsin! Hakime gereken 'teknik bilgiyi' vermis iste, daha ne yapsin!
Bravo!
Doğru hakim bu olayı kendi hukuki bilgisi ile çözümleyebilir.Ancak Yargıtay bilirkişi incelemesi yapılmadan verilen FSM kararlarını bozduğu için hakim mecburen dosyayı bilirkişiye gönderiyor.
Old 28-05-2007, 20:40   #17
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Burda hakimlik mesleginin gerektirdigi genel ve hukuki bilgiyi asmakta olan bir durum soz konusuysa, yine bir hukukcu olan hukuk fakultesi docenti neden bilirkisi tayin ediliyor?

Hakim kek tarifini ne bilsin kardeşim!
İşin kek kısmını bir yana bırakırsak, hiç bir hukukçu (Ahu hanım siz de buna dahilsiniz!) bravo diyemez. İşin cılkı çıkmış. Aynen: "Hakim, kek tarifini ne bilsin kardeşim..." cümlesindeki gibi...

Bilirkişinin tavrı kesinlikle mahkemeye saygısızlıktır. Bizler; gerçek hocalar, gerçek (hakiki) akademisyenler görmek istiyoruz.
Old 28-05-2007, 23:12   #18
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Epeydir süren derdest bir dosyamda, dosyadan alınan 2. ve yeni bilirkişi heyet raporunda, hukukçu bilirkişi, daha önce rapor sunduğu dosyanın hakiminin dosyada başka mahkemenin talebi olduğu halde birleştirilmesine gerek olmadığına dair dosyada mevcut kararına rağmen, yine karşı yan vekilinin davaya yanıtları arasında da yer almamasına rağmen, rapor sonucu sunmayarak, "biz gördük ki birleştirilmeyen diğer dosyada da cezai şart dava konusu edilmiş, bizce bu iki dava dosyası birden fazla cezai şart istenebilir mi noktasında araştırılmaya muhtaç olup, bizce birleştirilmelidir, birleştirmeden sonra incelemelerimizi yaparak raporumuzu sunacağız" şeklinde "hukuki görüşlerini" bildirerek Mahkemeye birleştirme istekli bir rapor sundular.

Davalı yanın savunması içinde yer almayan, Mahkemenin evvelki görüşünün doğru olmadığını "sorulmadığı" halde rapora derc eden ve yetki ve sorumluluklarına tevdi edilmiş olmayan başka ilçedeki dosya hakkında da uzaklardan görüş ihsas edebilme hakkını da kendinde gören bilirkişi heyetinin sunduğu rapora yalnızca "bu heyetten yeniden rapor aldırılmasına onayımız yoktur, bizce gerek de yoktur, başka bir heyet oluşturulsun" şeklinde kibarca yanıt verdik.


Mahkeme taleplerimiz yönünden dosyayı incelemeye aldı.

Sizce bu rapor nasıl?

Saygılarımla...
Old 29-05-2007, 00:13   #19
Cest la vie

 
Varsayılan

Alıntı:
İşin cılkı çıkmış.
Bilirkisilik kurumunun cilki cikmisken hic bir hukukcu da (Saim Bey, buna siz de dahilsiniz!) cikip sadece bu bilirkisi raporunun isin cilkini cikarttigini soyleyemez.

Gercek akademisyenler bu sekilde, yukarida vermis oldugum maddeye aykiri bilirkisi raporlari yazmaya ayirdiklari vakitleri(ki biliyorsunuz cok gecerli bir sebep olmadikca red de edemiyorlar) kendi calismalarina ayirsalar, yani herkes kendi isini yapsa aslinda hersey cok daha guzel olacak, her hukukcu 'gercek' olacak...
Old 29-05-2007, 11:32   #20
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Davacı vekilleri, “kek karışımı peşince ne olur, gazoz mu?” diye sormakta ve bu soruyu “kek olur” diye de yine kendileri cevaplamaktadırlar.

Rapora itiraz dilekçesinde bu alaycılık normal kabul edilebiliyorsa, bilirkişi raporunda yazılanlar neden hayret verici olsun?

Keşke meslektaşımız rapora itiraz dilekçesini de buraya kopyalasaydı...
Old 29-05-2007, 22:23   #21
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Rapora itiraz dilekçesinde bu alaycılık normal kabul edilebiliyorsa, bilirkişi raporunda yazılanlar neden hayret verici olsun?

Bunu normal karşılayan kim? Mahkemenin huzurunda olan herkes saygılı olmak zorundadır. Bilirkişi, avukat veya taraf farketmez...
Old 30-05-2007, 11:56   #22
AdaletTR

 
Varsayılan Her mesleğin bir onuru saygınlığı vardır

Bilirkişi raporunu biraz ciddiyetsiz buldum.

Bilirkişi adliyenin bir parçası değilmiş görünse ve bağımsız bir durus sergileyebilse de, yazılı olmayan hukuk kuralları ve gelenekleri de dikkate almak durumunda.

Bilirkişi o konunun uzmanı olarak mesleki bilgisini halk ağzıyla "konuşturmalıdır".

yoksa yukarıdaki gibi bir raporu raporda bahsedilen bakkal sahibi de yazabilir.

Ciddiyetsiz lakayitsiz yazılan bir rapor raporu yazanın yaptığı işi ve mesleğini önemsemediğini gösterir bence...

Bakalım sayın hoca kendi derslerinde lakayitliğe ne tavır gösterebiliyor....
Old 04-06-2007, 13:51   #23
uSaRe01

 
Varsayılan

Arkadaşlar rapora ve itiraza ne demeli bilmem ama ben olsam şöyle Fuzuli,Baki,Nedim vs tarzında bir bir hicviye döktürürdüm.Daha dokunaklı ve sanat içerikli olurdu böylece . Zira hukukun düştüğü -hem de mahkeme huzurunda- bu durumu izah etmeye kelime bulamıyorum.

Bu arada bir soru : Siz hakim olsaydınız bu rapor ve itiraz karşısında tavrınız ne olurdu ?
Old 09-10-2007, 13:53   #24
Toygar Yavuzcan

 
Varsayılan

Yargılama disiplini ve adabı gibi kavramlar ve kısıtlamalar sanırım mübaşirden hakime, taraf vekilinden bilirkişiye yargılamanın tüm unsurları açısından geçerlidir.
Yargı unsurlarından birinde, yargı didiplinine ve adabına aykırılığı tartışacaksak bence olayı tüm yönleri ile incelememiz resme bir bütün olarak bakmamız gerekir.
Sanırım bunun içinde ilk koşul Cengiz Aladağ meslekdaşımızın da dediği bu bilirkişi raporunun yazılmasına mesnet olan meslekdaşımızın itiraz dilekçesini görmektir.
Saygılarımla
Old 11-08-2008, 14:35   #25
Uğur Tan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan uSaRe01

Bu arada bir soru : Siz hakim olsaydınız bu rapor ve itiraz karşısında tavrınız ne olurdu ?

Ben bu raporu hakimin yernide olsam havale etmez, düzeltip tekrar sunması için iade ederdim.

Mahkemeler, kimsenin egosunun ve şahsi kırgınlıklarının giderim yeri değildir. İtiraza alınganlık göstermeye de gerek yoktur. Tarafların vekilleri elbette müvekkillerinin hak ve hukukunu savunmak için hatalı olduğunu düşündükleri raporlara itiraz etmek durumundadırlar. Bu onların hem de görevidir. Aksi halde görevlerini ihmal etmiş olurlar. Bu durumda bilirkişiye düşen iş, benim raporuma itiraz etmek ne haddine senin anlayışı yerine, itirazda haklı noktalar varsa onları düzeltmek, aksi kanaatte ise itiraza uğrayan kısımlarla ilgili olarak gerekçelerini daha detaylı ve ikna edici olarak açıklamaktır.

Forum konusu rapor ise, kanaatimçe mahkeme dosyasına kabul edilmemesi gereken bir rapor olup, yargılama disiplinini bozucu ve yargılama kurallarına aykırılık nedeniyle kabul edilmeyerek sahibine iade edilmesi gereklidir. Rapor yazan bilirkişiler ısrarı halinde ise haklarında mahkemeye saygısızlıktan yasal işlemin yanında bağlı oldukları odalara disiplin işlemi yapılması için mahkemece başvurulması gerektiğini düşünüyorum.
Saygılarımla.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hakim Mi? bilirkişi Mi? nfb Hukuk Sohbetleri 29 25-08-2013 00:36
Bankanın içi boşaltılıyor, bilirkişi 'Dolandırıcılık yok!' raporu veriyor canan ufuk Hukuk Haberleri 0 07-12-2006 11:15
bilirkişi müessesesi av.füsun kimiran Hukuk Sohbetleri 0 05-12-2006 10:03
Kadınlara Uzak Duran Kadından Sorumlu Bakan Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 6 16-06-2006 12:02
ilamlı icrada bilirkişi raporu alirizadizdar Meslektaşların Soruları 1 03-05-2006 19:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,21772289 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.