Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İşverene karşı dava açan işçinin diğer işçinin davasında tanık olması

Yanıt
Old 02-10-2016, 23:16   #1
Av. dozrosa

 
Olumlu İşverene karşı dava açan işçinin diğer işçinin davasında tanık olması

Merhaba, sorum şu;
Elimde birkaç işçinin işçi alacağı için açmış olduğum davalar var. İşçilerin fazla çalışma, hafta tatil alacağı ve resmi tatillerde çalıştığına yönelik tanık dinlettik. Ancak bu tanıklar da yine aynı işverene karşı dava açmış olmaları nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında ' aynı işverene karşı dava açmış olan kişilerin bir birilerine tanık olmaları dolayısıyla beyanlarına itibar edilemez ve devamında da diğer yan delillerle birlikte değerlendirilmeli ' şeklinde . Şimdi bu durumda işçinin tanık dışında elinde başkaca bir delil bulunmadığı halde fazla çalışma, hafta tatil alacağı ile resmi tatildeki çalışma alacağını nasıl ispat edebiliriz? Yani işveren bu konuda avantajlı bir duruma gelmiş olmuyor mu ? Zira işçinin inşaat alanında çalıştığı süreyi ve diğer alacaklarını tanık dışında başkaca bir yöntem ispatlaması imkansızdır.
İşçilerin hak kaybı yaşamaması için nasıl bir yol izleyebilirim. Tanıklar da dinlendi, dosya da hesap bilirkişisine gönderildi.
Old 03-10-2016, 10:33   #2
myilmaz

 
Varsayılan

Merhaba Sayın Meslektaşım,

Yargıtay HGK Esas Numarası: 2012/9-843 , Karar Numarası: 2013/253 sayılı kararında "...Özellikle, fazla çalışma iddialarının konu olduğu uyuşmazlıklarda, fiili çalışma olgusunun ispatı söz konusu olduğundan ve İş Hukukunun hem kamu hukuku, hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri nedeniyle iş yargılamasında hâkimin davayı aydınlatma yükümü daha ağır bastığından, işyerinin kapasitesi, niteliği, işçi sayısı ve davacının yaptığı işler bakımından fazla çalışma yapılması gerekip gerekmediği gibi diğer özel koşullar açıklığa kavuşturulduktan sonra değerlendirme yapılmalıdır.Belirtilmelidir ki, işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak işyeri kapasitesinin belirlenmesi ve fazla çalışma yapılmasını gerektiren bir çalışma düzeninin bulunup bulunmadığının tespiti, öncelikle işyerinde üretilen mal ve hizmet miktarının belirlenmesini gerektirir.Sonuç olarak, tanık anlatımlarının işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığını belirleme konusunda yeterli olamadığı durumlarda, hâkimin kendiliğinden başvurabileceği deliller olan bilirkişi ve keşif delillerine başvurması, işçinin fiilen yaptığı işin niteliği, işyeri kayıtlarının incelenmesi, işyerinde keşif yapılarak işyerinin hacmi ve yoğunluğu gibi hususlar belirlenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir..."

Bu karardan yola çıkmanızı ve keşif/araştırma yapılmasını talep etmenizi tavsiye ederim. Aksi halde mevcut tanık beyanları yeterli görülmeyecek ve başka bir deliliniz de olmadığından alacak talepleriniz reddedilecektir.
Saygılarımla.
Old 03-10-2016, 13:01   #3
Av. dozrosa

 
Varsayılan

Cevabınız için teşekkür ederim. Müvekkillerim Toki'ya ait inşaatta çalışmışlar ve tanık dışında elimizde başkaca bir delil yok ve dosya şuan bilirkişide ne yapmamızı önerirsiniz ? Sonuç itibarıyla işin niteliği gereği inşaat işinde sabah 8 akşam 17 olması mümkün değil, zira bunlar ne devlet memuru ne de belli başlı bir saate tabidirler. Her biri inşaat ustası olup, yapmış oldukları iş ustalık gerektiren bir iştir. Dosyanın bilirkişide olması bizim açımızdan sıkıntı arz etmekte zira bilirkişi hangi ücret üzerinden hesaplama yapacak onu dahi bilmiyoruz.
Old 04-10-2016, 16:54   #4
myilmaz

 
Varsayılan

Benim size tavsiyem, dosya bilirkişiden döndükten sonra (muhtemelen sizin istediğiniz doğrultuda bir rapor gelmeyecek) yukarıda bahsettiğim kararı itirazınıza konu etmeniz ve kararda belirtilen hususlarda bir araştırma yaptırmanız ve hatta aşağıdaki linkte yer alan sendikalardan (inşaat işçileri sendikası vs) seçim yaparak çalışma saatleri konusunda müzekkereler yazdırmanızdır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%B...ikalar_listesi

Saygılarımla,
Old 05-10-2016, 14:47   #5
av__emrah

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım, sorunuzun tam olarak cevabı olmamakla birlikte aşağıdaki Yargıtay kararı biraz da olsa yol göstermektedir. İyi Çalışmalar.



T.C YARGITAY
9.Hukuk Dairesi
Esas: 2011 / 52633
Karar: 2014 / 1799
Karar Tarihi: 27.01.2014


ÖZET: Somut olayda, hesaba esas alınan davacı tanıklarından biri işyeri çalışanı olmayıp diğer davacı tanığı ise davacı ile aynı dönem çatışan değildir. Bu durumda davalı tanık beyanlarına göre ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ara dinlenme süreleri düşüldükten sonra varsa fazla çalışma alacaklarının hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 41, 46, 63, 68)

Dava: Davacı, kıdem tazminatı, izin ücreti, ücret alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Z. N. K. Peltek tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; davacının 2003 yılı Mayıs ayında davalı işyerinde çalışmaya başladığını, işçilik alacaklarının ödenmemiş olması nedeniyle 08/12/2009 tarihinde iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davacının 15/12/2009 tarihinde işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığım, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, işçilik alacaklarının şartlarının oluşmadığım savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir, Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtlan, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir, işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fasla okluğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda, belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazı kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye İşveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planlan ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin, geçerli olduğunu kabul etmektedir.

Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.

Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur, Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sının aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K).

Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya. Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir, Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.

Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).

Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.

İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.

Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (onbir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda İse en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.

Fazla çalışma iddiasında bulunan işçi bunu kanıtlamakla yükümlü olup, somut olayda, hesaba esas alınan davacı tanıklarından biri işyeri çalışanı olmayıp diğer davacı tanığı ise davacı ile aynı dönem çatışan değildir. Bu durumda davalı tanık beyanlarına göre ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ara dinlenme süreleri düşüldükten sonra varsa fazla çalışma alacaklarının hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç;

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 27.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 05-10-2016, 22:21   #6
Av. dozrosa

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım cevabınız için teşekkür ederim.
Bu karar da olmak üzere epey karar okudum ancak yine tatmin olamadım. Zira tam olarak benim sorumun cevabını karşılayamamaktadır. Benim en büyük sorunum davacıların birbirine tanık olarak gösterilmesi mevzusudur. Hukuk Genel Kurulunun bu durum karşısında katı bir duruşu var. Özellikle bu tip durumlarda tanığın beyanında itibar edilmemeli diyor akabinde de tanık anlatımları diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli denmektedir. Kafamı epey karıştırdı. Zira ne davalı ne de biz başkaca bir delil sunamıyoruz.
Old 13-01-2018, 10:01   #7
Fazladanödemeyeçözüm

 
Varsayılan

Davacısı olduğumuz iş davasında iki tanığımızdan birinin aynı sebeple açılmış bir başka iş davası var ve davacı ile aynı yıllarda çalışmış diğer tanığımızın davası yok ancak davacı ile birlikte çalışma süresi sadece 1 yıl;bu durumda bilirkişi de sadece 1 yıllık fazla çalışma alacağı hesaplamış; bunun katı bir sonuç doğurduğu kanaatindeyim olması gereken bakımından salt davası olan tanık beyanlarına itibar edilemez olmalıdır; her iki tanığın da davası olsa idi salt bu tanık beyanlarına itibar edilemez denilebilirdi, ancak birbiri ile uyumlu olan biri husumetli biri husumeti olmayan iki tanık beyanları arasında çelişki yok ise fazla çalışma hesabında husumetli tanığın günlük çalışma sürelerine ilişkin beyanları da dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum,kaldı ki müvekkil 7 yıl çalışmış şimdi 7 yıl çalışmış olup da dava açmadan işçilik alacaklarını işverene hibe eden bir tanık arayışına girişmemiz de hayatın olağan akışı karşısında işçi lehine yorum ilkesinin egemen olduğu bir hukuk disiplininde yanlış olacağı kanısındayız bu yönde bir yargıtay kararı arayışımız var;teşekkürler.
Old 19-01-2018, 08:55   #8
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Yargıtay'ın, davası olan işçilerin birbirine tanıklık yapmalarına ilişkin klasik görüşünden bir nebze olsun farklılık gösteren 2017 tarihli bir kararını aşağıda paylaşmak isterim.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 07.03.2017 Tarihli, 2017/11755 Esas, 2017/3320 Karar sayılı kararı.
"He ne kadar bu dosya ve emsal dosyada dinlenen davacı tanıklarının benzer davasının olduğu görülmüş ise de; tanıklarca her bir davacı işçi için kıdemleri ile tutarlı farklı ücret miktarlarının ve çalışma koşullarının beyan edildiği, beyanlarının dosya içerikleri ile tutarlı ve samimi olduğu ve bu konudaki işverenin yalan tanıklık(iftira) hakkındaki suç duyurularında dahi şüphelilerin beyanının diğer tanık beyanları ile uyumlu olması karşısında haklarında kovuşturulmasına yer olmadığına dair kararların verildiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davacı tanık beyanlarına değer verilmelidir."
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İşverene ihbar öneli vermeden işten ayrılan işçinin ücretinden ihbar tazminatı kesilmesi karabekir Meslektaşların Soruları 1 18-08-2011 10:44
İşverene ait aracı kullanan işçinin karayolunda geçirdiği trafik kazası mslmklvz Meslektaşların Soruları 29 01-09-2006 16:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,12864900 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.