Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

muvazaalı boşanma yetim aylığı

Yanıt
Old 10-03-2014, 14:52   #61
av.ebru

 
Varsayılan Son Durum:

Ankara İdare Mahkemesi'nin davanın süre yönünden reddi üzerine kararı temyiz etmiştik, Danıştay kararı bozdu, görevli mahkeme İş Mahkemesidir dedi.
Old 10-03-2014, 15:03   #62
adlt-2007

 
Varsayılan

Olması gereken karar budur. Görevli Mahkeme İş Mahkemesidir.
Old 24-03-2014, 15:41   #63
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Davalarımızdan bir tanesi yeni sonuçlandı. Kararda; maaşın kesilmeye başlandığı 24/04/2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine şeklinde bir karar verildi.

Sorum şu ; bu karar yönelik tahsilatyı yani 23 aylık maaşı ve bunun yasal faiziyle tahsilini nasıl yapacağız? Maaş miktarının ne kadar olduğu belli değil. 6 ayda bir maaş artmakta ve ona göre de faiz değişecek. Kafam karıştı açıkcası.

Daha önce bu tip kararların icrasını gerçekleştirmiş bir meslektaşımız varsa yardımcı olabilir mi?
Old 26-03-2014, 11:02   #64
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Musa TAÇYILDIZ
Davalarımızdan bir tanesi yeni sonuçlandı. Kararda; maaşın kesilmeye başlandığı 24/04/2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine şeklinde bir karar verildi.

Sorum şu ; bu karar yönelik tahsilatyı yani 23 aylık maaşı ve bunun yasal faiziyle tahsilini nasıl yapacağız? Maaş miktarının ne kadar olduğu belli değil. 6 ayda bir maaş artmakta ve ona göre de faiz değişecek. Kafam karıştı açıkcası.

Daha önce bu tip kararların icrasını gerçekleştirmiş bir meslektaşımız varsa yardımcı olabilir mi?


Yardımcı olacak meslektaş yok mu ?
Old 26-03-2014, 11:35   #65
adlt-2007

 
Varsayılan

SGK maaş kesildiği dönemden başlamak üzere ,maaşı kendisi hesaplayıp bağlıyor. Ancak faizini vermiyor. Bunun için ayrı bir dava açabilirsiniz İş mahkemesinde. Emsal karar var. Yargıtay onayından geçen mahkeme kararı var bu konuda. SGK maaşı yeniden bağladıktan sonra, bağlanan ve toplu olarak ödenmiş olan maaşların doğru olarak hesaplanıp hesaplanmadığını ayrıyeten araştırabilirsiniz. Dediğim gibi faiz konusunda problem çıkıyor. SGK vermiyor ama mahkeme kararı ile alabiliyorsunuz.
Old 26-03-2014, 13:22   #66
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Öncelikle çok teşekkürler üstad...

Yani sgk doğrudan eski maaşları müvekkilin banka hesabına yatıracak doğrumu anlamışım?
Bir de faizler için doğrudan icra takibi açarız diye düşünüyorum. Bahsetmiş olduğunuz mahkeme kararını gönderebilir misiniz?
Old 26-03-2014, 14:11   #67
adlt-2007

 
Varsayılan

Faiz talebiniz var ise davayı açabilirsiniz. ,Mahkeme kararı ile birlikte SGK ya başvurulacak. SGK dan talepte bulunurken faizi ile birlikte ödenmesini talep edeceksiniz.
Yarg. 21. Hukuk Dairesi 2012/19101 . Bu dava eksik ödenen emekli aylığının düzeltilmesi davasında talebe rağmen SGK tarafından ödenmeyen faiz alacağı ile ilgili.
Old 23-05-2014, 12:25   #68
av.ebru

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.ebru
Ankara İdare Mahkemesi'nin davanın süre yönünden reddi üzerine kararı temyiz etmiştik, Danıştay kararı bozdu, görevli mahkeme İş Mahkemesidir dedi.

Ankara 1. İdare Mahkemesi Danıştay'ın bozma kararına uyarak görevsizlik kararı verdi. Bu arada çok ilginç bir gelişme daha yaşadım bu hafta. SGK yersiz ödendiğini iddia ettiği maaşların tahsili yönünde icra takibi açmıştı ve itirazımız üzerine takip durmuştu.SGK, İş mahkemesinde itirazın iptali davası açmış ve İş mahkemesi İdare Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermişti. (Tanık dinledikten ve bir kısım delilleri topladıktan sonra) SGK bu kararı temyiz etti ve Yargıtay görevli mahkeme İdare değil İş Mahkemesidir diyerek kararı bozdu. Buraya kadar tamam. İş mahkemesi bozmaya uyduğu ilk celse davanın kabulüne karar verdi. Bizim aynı konuda derdest davamız olduğunu, davamızın kabulü halinde birbirine aykırı iki karar ortaya çıkacağını, bizim açtığımız davanın bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki taleplerimiz dinlenilmedi, hatta hakim "İş mahkemesi bir karar vermiş ya zaten" dedikten sonra, bunun davanın esasına yönelik bir karar olmadığı, usule yönelik olarak görev yönünden davanın reddedildiği defalarca izah edildi, cevap klasik "temyiz edin avukat hanım". İtirazın iptaline karar verirken tarafların gösterdiği delillerin tamamını toplama lüzumu bile görülmedi.Kurumun açtığı itirazın iptali davalarında diğer meslektaşlarımın bekletici mesele talepleri olumlu karşılanıyor mu? Merak ettim,paylaşırsanız sevinirim.
Old 23-05-2014, 12:43   #69
davuterkan

 
Varsayılan

SGK'nın açtığı itirazın iptali davsı ile sizin açtığınız davanın birleştirilmesi gerekirdi. Benim dosyamda öyle oldu. Çünkü her iki davada da taraflar, deliller ve araştırılacak husus aynıdır, fiili ve hukuki irtibat ve usul ekonomisi yönünden öyle yapılması gerekirdi.
Dosyanızda deliller eksik toplandıysa bu yönden bozulacağı kanaatindeyim. Zira yargıtay bu davalarda ceza yargılamasına yakın bir maddi gerçek araştırması istiyor.
Old 23-05-2014, 12:55   #70
av.ebru

 
Varsayılan

T.C.
ANKARA 1.İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO:2014/559
KARAR NO:2014/712



DAVACI : ...................
VEKİLİ : AV. EBRU BÜYÜK AKIN
...................

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI / ANKARA

DAVANIN ÖZETİ : Yetim aylığı almakta olan davacının aylığının kesilerek, 03.2008-30.09.2011 dönemi adına 26.638,25-TL borç çıkartılmasına ilişkin davalı idarenin 13.09.2011 tarih ve 1746044 sayılı işleminin iptali ile yoksun kalınan tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce, Mahkememizin 16/01/2013 tarih ve 2012/1716 Esas, 2013/44 sayılı kararının Danıştay 11. Daire Başkanlığınin 30/10/2013 gün ve 2013/2447 Esas, 2013/9173 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:
Dava, eşinden boşanması üzerine, Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı bağlanan davacının boşanmasının muvazaalı olduğunun tespit edildiğinden bahisle aylığının kesilerek, 03.2008-30.09.2011 tarihleri arasında ödenen 26.638,25 TL tutarındaki aylıklarının adına borç çıkartılmasına ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Mülga 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda hangi hallerde aylığın kesileceği ve borç çıkarılacağı düzenlenmiş olup, bu haller arasında eşinden boşandıktan sonra yetim aylığı bağlananların bu boşanmalarının muvazaalı olduğunun tespiti halinde aylığın kesileceği ve ödenmiş aylıkların borç çıkarılacağı yolunda bir düzenleme yer almamaktadır.
Bu konuda ilk Yasal düzenleme 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin son fıkrasında yer alan "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır." kuralı ile getirilmiştir.
Öte yandan anılan Kanunun 101. maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği yolunda düzenlemeye yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, eşinden boşanması üzerine, Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı bağlanan davacının boşanmasının muvazaalı olduğunun tespit edildiğinden bahisle aylığının kesilerek 03.2008-30.09.2011 tarihleri arasında ödenen 26.638,25-TL tutarındaki aylıkların adına borç çıkartıldığı, bu işleme karşı açılan davanın İş Mahkemesince görev yönünden reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar davacının kesilen ve geriye yönelik olarak borç çıkarılan aylığının Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı 5434 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yetim aylığı olduğu görülmekte ise de, dava konusu işlemin 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca tesis edildiğinden ve uyuşmazlığın bu nedenle doğduğu görüldüğünden, söz konusu işlemden kaynaklı uyuşmazlığın anılan Kanunun 101. maddesi hükmü uyarınca adli yargı (İş Mahkemelerinde) görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın görev yönünden reddine, aşağıda dökümü yapılan 325,05-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan
AHMET YAHYA ÖZDEMİR
27712

Üye
TAHSİN TOSUN
94880

Üye
MUSTAFA SARIKAYA
138948
Old 27-05-2014, 12:22   #71
av.ebru

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan davuterkan
SGK'nın açtığı itirazın iptali davsı ile sizin açtığınız davanın birleştirilmesi gerekirdi. Benim dosyamda öyle oldu. Çünkü her iki davada da taraflar, deliller ve araştırılacak husus aynıdır, fiili ve hukuki irtibat ve usul ekonomisi yönünden öyle yapılması gerekirdi.
Dosyanızda deliller eksik toplandıysa bu yönden bozulacağı kanaatindeyim. Zira yargıtay bu davalarda ceza yargılamasına yakın bir maddi gerçek araştırması istiyor.

Birleştirme kararı verilemezdi,benim açtığım dava İdare Mahkemesi'nde derdestti; kurumun açtığı dava İş Mahkemesi'nde görülmekteydi.Ancak bekletici mesele yapılmalıydı.
Old 03-06-2014, 09:34   #72
av.ebru

 
Varsayılan

Arap saçına döndü bu iş maalesef. HMK.m.22/2 benim durumuma uymuyor. İYUK m.43 de benim durumuma uymuyor. Safahati özetlersek 1-İş mahkemesi davaya bakmakla idare mahkemesi görevlidir diyerek görevsizlik kararı verdi,karar temyiz edilmeden kesinleşti.2-Süresinde İdare Mahkemesi'nde dava açıldı,idare mahkemesi dava süresinde değil diyerek davayı reddetti.3-İdare mahkemesi'nin kararını temyiz etmemiz üzerine Danıştay süre yönünden bir inceleme yapmadı, idare mahkemesinin kararını görev yönünden bozdu ve iş mahkemesi görevlidir dedi. Bu kararın kesinleşmesini bekliyorum , temyiz etmeyeceğim,kararı doğru buluyorum, bence de İş Mahkemesi görevli çünkü. Fakat karar kesinleştikten sonra ne olacak? İş mahkemesi tüm delilleri toplamıştı,karar vereceği celse , yeni tarihli bir uyuşmazlık mahkemesi kararı hakimin kafasını karıştırdığı için görevsizlik kararı vermişti. İş mahkemesi'nde yeni bir dava açmak ve bu dosyayı delil olarak göstermek durumundayım. Bir yandan İş ve İdare Mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı söz konusu, bunu Danıştay çözecek desek, Danıştay başka bir nedenle önüne gelen dosyada zaten görev hususunda da karar vermiş oldu.Fikri olan meslektaş var mıdır? Şimdiden teşekkürler...
Old 03-06-2014, 09:51   #73
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan Uyuşmazlık

Sayın Av.Ebru, İdare Mahkemesi süreden reddetti demişsiniz ama forumda idare mahkemesinin görevsizlik kararını görüyorum. Eğer sizin dediğiniz gibiyse, Danıştay'ın verdiği bozma kararı üzerine İdare Mahkemesi dosyayı ele alıp görevsizlik kararı verecek. Bu kararı sakın temyiz etmeyin ve kesinleştirin. Kararın kesinleşmesinden sonra son görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurup dosyanın mercii tayini için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini isteyin. Son görevsizlik kararını veren mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nun 14 ve 15 maddeleri gereği diğer mahkemeden de dosyayı isteyip Uyuşmazlık Mahkemesine gönderecek. Uyuşmazlık Mahkemesi başvuruları harç ve masrafa tabi değildir. Uygulamada kalemler UYAP'a dahil olmadığı için dosyayı nasıl gönderecekleri konusunda tereddüte düşüyorlar. UY.M.K 14' e göre merci tayini deyip bir üst yazı ile her iki mahkeme dosyasını birlikte gönderecekler.
Fakat eğer yetim aylıkları Emekli Sandığı'ndan alınmışsa görevli mahkeme idare Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları bu yönde. Eğer süre ile ilgili bir sıkıntı yaşarsanız, kuruma müvekkilinizin yetim aylığının başlanması için (şartları halen varsa) bir başvuru yapıp yeni dava prosedürü başlatabilirsiniz. İşlemiş yetim aylıklarınızdan biraz kaybınız olur.
Old 03-06-2014, 14:45   #74
av.ebru

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Evran KIRMIZI
Sayın Av.Ebru, İdare Mahkemesi süreden reddetti demişsiniz ama forumda idare mahkemesinin görevsizlik kararını görüyorum. Eğer sizin dediğiniz gibiyse, Danıştay'ın verdiği bozma kararı üzerine İdare Mahkemesi dosyayı ele alıp görevsizlik kararı verecek. Bu kararı sakın temyiz etmeyin ve kesinleştirin. Kararın kesinleşmesinden sonra son görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurup dosyanın mercii tayini için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini isteyin. Son görevsizlik kararını veren mahkeme, Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nun 14 ve 15 maddeleri gereği diğer mahkemeden de dosyayı isteyip Uyuşmazlık Mahkemesine gönderecek. Uyuşmazlık Mahkemesi başvuruları harç ve masrafa tabi değildir. Uygulamada kalemler UYAP'a dahil olmadığı için dosyayı nasıl gönderecekleri konusunda tereddüte düşüyorlar. UY.M.K 14' e göre merci tayini deyip bir üst yazı ile her iki mahkeme dosyasını birlikte gönderecekler.
Fakat eğer yetim aylıkları Emekli Sandığı'ndan alınmışsa görevli mahkeme idare Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları bu yönde. Eğer süre ile ilgili bir sıkıntı yaşarsanız, kuruma müvekkilinizin yetim aylığının başlanması için (şartları halen varsa) bir başvuru yapıp yeni dava prosedürü başlatabilirsiniz. İşlemiş yetim aylıklarınızdan biraz kaybınız olur.

Yanıtınız için teşekkür ederim. Sanırım "4-Danıştay'ın bozması üzerine İdare Mahkemesi de görevsizlik kararı verdi" demeyi unutmuşum Ben de İdare Mahkemesi'nin görevsizlik kararını temyiz etmeyeceğim ve kesinleşmesini bekleyeceğim. Uyuşmazlık Mahkemesi prosedürünü sizden öğrenmiş oldum teşekkür ederim, HMK,İYUK yanlış sularda yüzüyordum.İdare Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvuru süresi nedir? Onu da kendim araştırıp bulayım.Tekrar teşekkür ederim.
Old 03-06-2014, 14:51   #75
av.ebru

 
Varsayılan

T.C.
DANIŞTAY
ON BİRİNCİ DAİRE
Esas No:2013/2447
Karar No:2013/9173

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :.....................
Vekili : Av. Ebru Büyük Akın


Karşı Taraf (Davalı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili : Av. Eyup Yenmez
Ziya Gökalp Cad. No:10 Kızılay /ANKARA

İstemin Özeti : Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 16/01/2013 tarihli ve E:2012/1716; K:2013/44 sayılı kararın; davacı tarafından, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan Yıldırım
Düşüncesi : Dava konusu işlem 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca tesis edilmiş olduğundan ve her ne kadar kesilen aylık mülga 5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bağlanmış ise de, anılan Kanunda muvazaalı boşanma nedeniyle aylık kesilmesi düzenlenmediğinden 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi uyarınca davanın görüm ve çözümünde İş mahkemeleri görevli olup, davanın görev yönünden reddi gerekirken, süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararda usul hukukuna uygunluk bulunmadığı, bu nedenle kararın bozul ması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, eşinden boşanması üzerine, Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı bağlanan davacının boşanmasının muvazaalı olduğunun tespit edildiğinden bahisle aylığının kesilerek, 03.2008-30.09.2011 tarihleri arasında ödenen 26.638,25 TL tutarındaki aylıklarının adına borç çıkartılmasına ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı, Mahkeme kararının, hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Mülga 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda hangi hallerde aylığın kesileceği ve borç çıkarılacağı düzenlenmiş olup, bu haller arasında eşinden boşandıktan sonra yetim aylığı bağlananların bu boşanmalarının muvazaalı olduğunun tespiti halinde aylığın kesileceği ve ödenmiş aylıkların borç çıkarılacağı yolunda bir düzenleme yer almamaktadır.
Bu konuda ilk Yasal düzenleme 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin son fıkrasında yer alan "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır." kuralı ile getirilmiştir.
Öte yandan anılan Kanunun 101. maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği yolunda düzenlemeye yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, eşinden boşanması üzerine, Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı bağlanan davacının boşanmasının muvazaalı olduğunun tespit edildiğinden bahisle aylığının kesilerek 03.2008-30.09.2011 tarihleri arasında ödenen 26.638,25 TL tutarındaki aylıkların adına borç çıkartıldığı, bu işleme karşı açılan davanın İş Mahkemesince görev yönünden reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar davacının kesilen ve geriye yönelik olarak borç çıkarılan aylığının Emekli Sandığından aylık almakta iken vefat eden babasından dolayı 5434 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yetim aylığı olduğu görülmekte ise de, dava konusu işlemin 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca tesis edildiği, anılan Kanunun 101. maddesi uyarınca bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiği açıkça düzenlenmiş olduğundan davanın görev yönünden reddi gerekirken, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA; dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 03-06-2014, 15:10   #76
av.ebru

 
Varsayılan

Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'ndaki "temyiz edilmeden kesinleşme" koşulu benim durumumda şeklen var olsa da, İdare Mahkemesi'nin davamızı süre yönünden reddi üzerine yaptığımız temyizde Danıştay'ın İdare Mahkemesi'ni yukarıda eklediğim kararda belirttiği üzere görevsiz bulması kafa karıştırıcı...
Old 04-06-2014, 11:37   #77
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Bugün elime 10. Hukuk Dairesinin bir kararı geçti. "Emekli Sandığına ilişkin olsa da görev İş Mahkemesi'nindir" diyor. Bu durumda Yargıtay'ın eski içtihatları çöpe gittiği gibi Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da hükümsüz kaldı.
Benim dosyam yeni Uyuşmazlık Mahkemesine gitti. Bakalım ne gelecek.
Nasıl bir ülke, nasıl bir hukuk sistemi. 3 yıl oldu daha görevli mahkeme belli değil.
Old 05-06-2014, 12:02   #78
av.ebru

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Evran KIRMIZI
Bugün elime 10. Hukuk Dairesinin bir kararı geçti. "Emekli Sandığına ilişkin olsa da görev İş Mahkemesi'nindir" diyor. Bu durumda Yargıtay'ın eski içtihatları çöpe gittiği gibi Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da hükümsüz kaldı.
Benim dosyam yeni Uyuşmazlık Mahkemesine gitti. Bakalım ne gelecek.
Nasıl bir ülke, nasıl bir hukuk sistemi. 3 yıl oldu daha görevli mahkeme belli değil.

Kararı paylaşabilir misiniz rica etsem,teşekkürler...
Old 23-06-2014, 11:11   #79
av.ebru

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.ebru
Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'ndaki "temyiz edilmeden kesinleşme" koşulu benim durumumda şeklen var olsa da, İdare Mahkemesi'nin davamızı süre yönünden reddi üzerine yaptığımız temyizde Danıştay'ın İdare Mahkemesi'ni yukarıda eklediğim kararda belirttiği üzere görevsiz bulması kafa karıştırıcı...

Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nda değil HMK'da "temyiz edilmeden kesinleşme" koşulu var,düzeltiyorum. (Evran Bey uyardı
Old 10-12-2014, 10:31   #80
prncps

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Evran KIRMIZI
Bugün elime 10. Hukuk Dairesinin bir kararı geçti. "Emekli Sandığına ilişkin olsa da görev İş Mahkemesi'nindir" diyor. Bu durumda Yargıtay'ın eski içtihatları çöpe gittiği gibi Uyuşmazlık Mahkemesi kararları da hükümsüz kaldı.
Benim dosyam yeni Uyuşmazlık Mahkemesine gitti. Bakalım ne gelecek.
Nasıl bir ülke, nasıl bir hukuk sistemi. 3 yıl oldu daha görevli mahkeme belli değil.

Evran Bey rica etsem kararı paylaşabilir misiniz? SGK(Emekli Sandığının) yaptığı ilamsız takibe süresi içinde itiraz edilmemesinden kaynaklı açmış olduğumuz menfi tespit davası İş Mahkemesi tarafından lehimize bitirildiği halde, Yargıtay görevli Mahkemenin İdari Yargı olduğundan bahisle kararı bozdu. Yargı yolu uyuşmazlığı var dedi.
Old 18-12-2014, 10:47   #81
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2013/10-1660
Karar : 2014/556
Tarih : 30.04.2014



Özet:



Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya İş Mahkemesi'nce davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddine dair verilen 25.09.2012 gün ve 2012/665 E. 2012/963 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 10. Hukuk Dairesi'nin 22.01.2013 gün ve 2012/21903 E. 2013/646 K. sayılı ilamı ile;

"…Hakkında verilen boşanma kararı 1994 yılında kesinleşen davacıya, 1986 yılında yaşamını yitiren 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamındaki iştirakçi babası üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla, anılan Kanun hükümlerine göre bağlanan yetim (ölüm) aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemle 01.11.2008 günü itibarıyla kesilerek, anılan tarihten itibaren yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı niteliğinde olan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" başlığını taşıyan 56 ncı maddesinin ikinci (son) fıkrasında, "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır." düzenlemesine yer verilmiş olup, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 s. Kanunla getirilen bu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas - 2011/70 Karar sayılı kararıyla reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.

Şu durumda; 5510 s. Kanunun "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101 inci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğinin belirtilmiş olması, 5510 s. Kanunun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına koşut/benzer herhangi bir düzenlemenin 5434 s. Kanunda yer almaması, taraflar arasındaki çekişmenin 5510 s. Kanun hükümlerinin uygulanmasından kaynaklandığının belirgin olması karşısında, bu tür davalarda adli yargı ve giderek iş mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. Danıştay da istikrar kazanmış uygulamalarında, aynı gerekçelerle iş mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermektedir( Danıştay 11. Daire, 2011/ 1216-4598, 2011/ 6745 - 3427).

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmak suretiyle, davanın esas yönünden incelemesine geçilerek, ayrıntıları bozma ilamında açıklandığı üzere tüm kanıtlar toplandıktan sonra yapılacak irdelemeyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup BOZMA nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…"

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kurum işleminin iptaliyle kesilen ölüm aylığının devamı ve menfi tespit istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, "5434 sayılı Yasaya tabi olanlar yönünden, 5434 s. kanuna tabi oldukları müddetçe bu yasa hükümleri uygulanacağından, almakta oldukları dul ve yetim aylıklarının ödenmesine devam edileceği, davacıya bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi işlemi 5434 sayılı yasa hükümlerine tabi olduğundan uyuşmazlıkların çözümünde 5510 sayılı yasa hükümleri uygulanamayacağından İş Mahkemesinin görevli olmadığı, davanın idari yargıda açılması gerektiği" gerekçesiyle "davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddine" dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme hükmü, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; yargı yoluna ilişkin olup, eldeki davada adli yargı mercilerinin mi yoksa idari yargı mercilerinin mi görevli olduğu, noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır.

5510 s. Kanun'un "Gelir ve aylık bağlanmayacak haller" başlıklı 56 ncı maddesinde;

"…Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96'ncı madde hükümlerine göre geri alınır…" düzenlemesi yer almaktadır.

01.10.2008 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve sosyal güvenlik mevzuatının temelini teşkil eden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunuyla 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nda yer almayan dava konusu düzenleme ilk kez, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yer almıştır.

Düzenlemeyle ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.

Bilindiği üzere, 5510 s. Kanun'un 56/2 nci maddesinin Anayasası'nın 2, 5, 10, 11, 12, 17, 20, 35, 60 ve 138 inci maddelerine aykırılığı iddiasıyla maddenin iptali talebiyle başvurular yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi bu başvurular üzerine yaptığı değerlendirme sonucunda 28.04.2011 gün 2009/86-70 sayılı kararında, hükmün Anayasa'nın 2, 10, 60 ve 65 inci maddelerine aykırı olmadığı; 5, 11, 12, 17, 20, 35 ve 138 inci maddeleriyle ilgisinin olmadığı belirtilerek, başvuruların reddine karar vermiştir.

Yeri gelmişken, maddenin zaman bakımından uygulanması yönünden 5510 s. Kanun'un Geçici 1 ve 4 üncü maddelerinin değerlendirilmesinde de zorunluluk bulunmaktadır.

5510 s. Kanun'un "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1 inci maddesi;

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunuyla 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.

17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 s. kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 s. Kanunun 1'inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır…

Bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılanlara ve bunların hak sahiplerine bağlanmış olan aylık ve gelirler, 55'inci maddenin ikinci fıkrasına göre artırılır…"

şeklinde düzenleme içermektedir.

5510 s. Kanun'un "5434 s. Kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 4 üncü maddesinde ise:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve 5434 s. Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 s. Kanunun 1'inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 s. Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ila 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34'üncü ve 37'nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 s. Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 s. Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…

Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 s. Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlarla bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 s. Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlarla emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 s. Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 s. Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. (Ek cümle: 16/6/2010-5997/10 md.) Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir..." düzenlemelerine yer verilmiştir.

Anılan geçici maddelerle kanun koyucu tarafından, 5510 s. Kanun'un yürürlüğü öncesinde sosyal güvenlik kanunları uygulanmak suretiyle hak sahiplerine bağlanan gelir veya aylığın, durum değişikliği sebebine bağlı olarak kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, yine anılan hükümlerinin esas alınması gerektiğinin benimsendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kanunlarda, boşanılan eşle fiili olarak birlikte yaşama olgusu, gelirin veya aylığın bağlanması engeli veya kesilmesi nedeni olarak öngörülmediğinden, 56 ncı maddenin zaman bakımından uygulanması hususu da çözüme kavuşturulmalıdır.

Bilindiği üzere, kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, kural olarak her kanun, hukuk güvenliğinin de gereği olarak ancak, yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır, o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz.

Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini de kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar oluşturmaktadır. Beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur (Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; A.Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73) (HGK'nun 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K.; 11.04.2012 gün ve 2012/10-149 E., 2012/241 K. sayılı ilamları).

Bu kapsamda, uyuşmazlığın kaynağı düzenlemenin zaman bakımından uygulanması bakımından yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2 nci maddesinde yer alan ve maddenin düzenleniş amacı olan dürüstlük kuralı çerçevesinde çözüme gidilmelidir.

4721 sayılı TMK'nun anılan 2 nci maddesi uyarınca:

"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."

Anılan madde uyarınca, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağı gibi, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi de birlikte gözetilmek suretiyle, 5510 s. Kanun'un 56 ncı maddesi açısından 01.10.2008 tarihinden önce hakkın kazanıldığı durumlarda, anılan yasal düzenleme öncesinde, ilgililer her ne amaçla boşanmış olursa olsun, fiili birlikteliklerini 5510 s. Kanun'la getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdüklerinin veya sözkonusu düzenlemeden itibaren anılan tür ve nitelikte bir beraberliğe başladıklarının kanıtlanması durumunda, başka bir anlatımla fiili olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, anılan 2 nci madde kapsamında hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek ilgililere gelir veya aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelir veya aylığın kesilmesi gerekmektedir.

Yeri gelmişken, 5510 s. Kanun'un "Uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101 inci maddesi üzerinde de durulmalıdır.

Anılan madde: "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." hükmünü içermekte olup bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevli bulunmaktadır.

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; davacıya, boşanma kararının verildiği 04.05.1994 tarihinden sonra, 01.06.1994 tarihi itibariyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamındaki iştirakçi babasından ölüm aylığı bağlandığı, Kurum yoklama memurlarının davacıya ait adreste yaptıkları tespit üzerine düzenledikleri rapor doğrultusunda, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle 5510 s. Kanun'un 56/son maddesi gereğince bağlanan ölüm aylığının 01.11.2008 tarihi itibariyle kesildiği anlaşılmaktadır.

Buna göre; uyuşmazlık konusu ölüm aylığının iptali işlemi 5510 s. Kanun'un yürürlük tarihinden sonra gerçekleşmiş olduğundan, anılan Kanun'un Geçici 1 ve 4 üncü maddelerinin yukarıda belirtilen nedenlerle somut uyuşmazlıkta uygulanması gerektiğini kabul etmek mümkün değildir.

Öte yandan, iptali istenen işlem, 5510 s. Kanun'un 56/son maddesi gereğince yapılmış olduğundan aynı Kanun'un 101 inci maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemeleri görevli bulunmaktadır.

Nitekim aynı ilke Hukuk Genel Kurulu'nun 12.03.2014 gün ve 2013/10-775 E. 2014/271 K ile 24.04.2013 gün ve 2012/21-1404 E., 2013/578 K. sayılı ilamlarında da aynı şekilde kabul edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan görüşmeler sırasında; "5510 s. Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce memur olarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 s. Kanun hükümlerine tabi olacakları, bu durumda; 5510 s. Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileriyle emekli sıfatıyla 5434 s. Kanun'a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin "idari işlem" ve "idari eylem" niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, bu idari işlemler hakkında hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davalarının; somut uyuşmazlıkta 5754 s. Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte emekli kamu personeli iken vefat eden babasından dolayı kendisine yetim aylığı bağlanan ve boşandığı eşiyle beraber yaşadığının tespit edildiğinden bahisle yetim aylığının kesilmesine ve ödenen aylığın iadesine ilişkin davalı idare işleminin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın, idari yargı yerinde görülmesi gerektiği" dile getirilmiş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.

Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek, birlikte yaşama olgusu yöntemince araştırılmak suretiyle, Kurum işleminin, 5510 s. Kanunun 56/son maddesine uygun olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

O halde, yerel mahkemece aynı yönlere işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak, işin esasına girilmek gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 s. Kanun'un 30. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, Emekli Sandığı iştirakçisi iken vefat eden babasından dolayı yetim aylığı alan davacının, boşandığı eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğinden bahisle 5510 sayılı yasanın 56/son maddesi uyarınca yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaliyle kesilen yetim aylığının devamı ve borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, uyuşmazlığın çözümlenmesinin idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle Yargı Yolu Yönünden davanın reddine karar verilmiş,

Kararın davacı vekilince temyizi üzerine Yüksek Özel Dairenin "Uyuşmazlığın 5510 Sayılı Yasanın 56/ son maddesinden kaynaklandığı, 5510 Sayılı Yasanın 101 inci maddesi uyarınca İş Mahkemesinin görevli olduğu" gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuş,

YEREL MAHKEMECE yazılı gerekçeyle direnme kararı verilmesi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda, özel dairenin bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle direnme kararı bozulmuştur. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.

Uyuşmazlığın yasal dayanağı 5510 sayılı yasanın 56/ son maddesi, 31.05.2066 gün ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda ilk kez düzenlenmiş olup, 5510 Sayılı Yasa, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı yasalar kapsamındaki kişileri, geçici maddelerle korunan haklar dışında Sosyal Güvenlik ve Sağlık Hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi kılmış, 5 farklı rejimi tek bir Sosyal Güvenlik sistemi altında toplamıştır.

5510 Sayılı Yasanın iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi 15.12.2006 gün ve 2006/111 - 112 sayılı kararıyla kanunun birçok maddesiyle birlikte, bu kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 s. kanuna tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sistemi tabi kılan hükümlerin iptaline karar vermiştir.

Daha sonra kabul edilen 17.04.2008 gün ve 5754 s. kanunla 5510 sayılı yasada yeni düzenlemeler yapılmış olup, 5434 Sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri başlıklı geçici 4/5 inci maddesinde " bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlarla emeklilik ikramiyeleri hakkında bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerde dahil 5434 s. kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı" düzenlenmiştir.

5510 sayılı yasanın geçici 4/5 inci maddesine göre, 5754 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı yasa hükümlerine tabi olacaklar, bunların emeklileri bakımından da aynı kanun hükümleri uygulanmaya devam edecektir.
5754 s. kanunun yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile, emekli sıfatıyla 5434 s. kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlarla diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tesis edeceği işlemler idari işlem niteliğini korumaya devam edecek, çıkan uyuşmazlıklarda da idari yargı görevli olacaktır.

İş Mahkemelerinin 5521 sayılı yasayla kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler oluşu, uyuşmazlığın yasal dayanağı olan 56/ son maddenin yer aldığı 31.05.2006 günlü 5510 sayılı yasanın birçok maddeleriyle birlikte 5434 sayılı yasaya tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi tutan hükümlerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı yasayla 5510 sayılı yasaya eklenen geçici 4 üncü maddeyle yasanın yürürlüğünden önce 5534 sayılı yasaya tabi olanlar yönünden aynı kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğinin düzenlenmesi karşısında uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.

Sayın çoğunluğu, uyuşmazlığın yasal dayanağı 56/son maddenin 5510 sayılı yasada düzenlenmesi nedeniyle adli yargıyı görevli kabul eden görüşüne, 56/son maddesindeki hususların düzenlendiği 5510 sayılı yasa dışında başka bir Sosyal Güvenlik mevzuatının bulunmaması, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı yasalarla oluşturulan Sosyal Güvenlik Kurumlarının ilga edilmiş olması karşısında, katılmak mümkün değildir.

Diğer taraftan 5510 sayılı yasanın geçici 4 üncü maddesine göre 5434 sayılı yasadan kaynaklanan aylıktan kesilmesi nedenlerine karşı açılacak davalarda idari yargıyı görevli kabul ederken, 5510 sayılı yasanın 56/son maddesinden kaynaklanan davalarda ise adli yargıyı görevli kabul etmek, aynı hukuki statüde ve emeklilik rejimine tabi bulunan kişileri, idari işlem gerekçesine göre farklı yargı kollarında yargılamak gibi kabul edilemez bir sonuç ortaya çıkmaktadır.

Açıklanan nedenlerle 31.05.2006 gün 5510 sayılı yasanın 56/son maddesinin yürürlüğünden sonra yürürlüğe giren 17.04.2008 gün 5754 sayılı yasayla 5510 sayılı yasaya eklenen geçici 4 üncü madde hükümleri uyarınca uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanına girdiğinden Direnme kararının Onanması yerine yazılı şekilde Bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Old 20-01-2015, 12:22   #82
Av. Levent Emre ÇİÇEK

 
Varsayılan

Görev yönünden Uyuşmazlık Mahkemesi kararı;

Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893


Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
IDARI ISLEMIN IPTALI ISTEMI - ISTIRAKÇININ ANNESINDEN DOLAYI
YETIM AYLIGI BAGLANMASI VE IPTAL EDILEN AYLIK BAGLANMA
ISLEMININ YASA UYARINCA TESIS EDILMESI HUSUSLARININ DA
GÖZETILMESI - DAVANIN IDARI YARGI YERINDE GÖRÜLECEGI
ÖZET: Davacı tarafından açılan davanın görüm ve çözümünün; gerek 5510 sayılı Yasanın ilgili
maddesinin, yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Yasanın ilgili maddesinin genisletilmis hali olması,
Yasanın dava konusu olaya iliskin ilgili maddesinin son fıkrasının 01.10.2008 tarihinde yürürlüge
girmesi; buna karsılık davacıya bu Yasanın yürürlük tarihinden önce, 5434 sayılı Yasa hükümlerine
göre, istirakçi annesinden dolayı yetim aylıgı baglanması ve iptal edilen aylık baglanma isleminin 5434
sayılı Yasa uyarınca tesis edilmesi hususları da gözetildiginde, idari yargı yerinde görülecegi
sonucuna varılmıstır.
(5510 S. K. m. 56) (5434 S. K. m. 75)
OLAY: Davacının babasının, T.C. Emekli Sandıgına tabi olarak emekli aylıgı almakta iken 25.12.2006
tarihinde vefat etmesi üzerine davacıya babasından dolayı 1.1.2007 tarihinden itibaren yetim aylıgı
baglanmıs, ancak 4.4.2011 tarih ve 6455367 sayılı islem ile, davacının muvazaalı bosandıgının tespit
edildiginden bahisle söz konusu aylıgı kesilerek, ödenen maasları faizi ile birlikte geri istenilmistir.
Davacı vekili, Müvekkilimin almakta oldugu dul ve yetim maasının usulsüz bir sekilde kesilmesinden
dolayı usulsüz islemin iptali ile fazlaya dair hakların baki kalması kaydı ile dava tarihine kadar
ödenmemis olan maaslarının kesildikleri tarihlerden itibaren ay ay yasal faiz uygulanarak davalı
kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesine, dava süresince isleyecek maas alacaklarının aynı
sekilde ödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıstır.
IZMIR 5.IS MAHKEMESI: 12.4.2012 gün ve E: 2011/592, K:2012/199 sayı ile, tüm dosya muhteviyatı
N.a alındıgında; her ne kadar davacı vekilinin Mahkemelerine sundugu dava dilekçesi ile davalı
idarenin hukuka aykırı islemin iptali ile müvekkiline ödenmeyen maasların yasal faiziyle hesaplanarak
davalı Kurumdan tahsiline ve dava süresince isleyecek maasların da yasal faizi ile müvekkiline
ödenmesine karar verilmesini talep etmis ise de; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandıgı
Kanununun; Geçici maddesi olan md.121 uyarınca, <Çesitli kanunlarla baglanmıs veya bu kanunun
yürürlüge girmesinden sonra baglanacak. Hazinece ödenmesi gerekli emekli, adi malullük, vazife
malullügü, harb malullügü, dul ve yetim aylıkları (Vatani hizmet aylıkları dahil) ile toptan ödemelerin ve
bunlara iliskin çesitli hakların baglama ve ödeme islemleri 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C.
Emekli Sandıgınca yapılır...> ile aynı yasanın geçici 141.maddesinde <Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandıgınca baglanmıs ve bu kanunun yürürlüge girdigi tarihten sonra baglanacak aylıklar ile
07/02/1969 tarihli ve 1101 sayılı Kanunla Hazineden Sandıga devredilmis olan (Emekli, adi malullük,
vazife malullügü, harb malullügü, er vazife ve harb malullügü, dul ve yetim aylıkları ile özel kanunlarla
vatani hizmet tertibinden baglanmıs) aylıklardan ve bunlarla iliskin ödemelerden yalnız
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 1 / 6
Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893
Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
vatani hizmet aylıkları, faturası karsılıgında Hazinece Sandıga ödenir. Bu kanunun yürürlügünden
önceki devre için ödenmemis paralar hakkında da bu madde hükmü uygulanır. 5434 sayılı Kanunun
89 uncu maddesindeki emekli ikramiyesi ile 7184 sayılı Kanunda yazılı ölüm yardımı ve 1301 sayılı
Kanun uyarınca ödenen kadrosuzluk tazminatının ödendikçe kuramlara fatura edilecegi hakkındaki
hükümleri saklıdır.> düzenlemeleri dogrultusunda, 5510 sayılı yasanın yürürlük tarihinden evvelki
5434 sayılı Emekli Sandıgı yasasının uygulanması gereken ihtilafların 2577 sayılı IYUK'nin 2./1-a
fıkrası geregince Idari Yargı'da görülmesinin gerektigi; somut olayda davacıya babası L.Ö.'dan dolayı
Emekli Sandıgınca 01/01/2007 tarihinde yetim aylıgı baglandıgı ve davalı Kuramca yetim aylıgının
04/04/2011 tarihinde yersiz ödendiginden bahisle kesildiginin anlasıldıgı; davacı tarafın yetim aylıgının
kesilmesi yönündeki davalı Kurumun isleminin iptali ile dava tarihine kadar ödenmeyen maasların ve
dava süresince ödenmesi gereken maasların faizi ile birlikte tahsili yönündeki talepleri için yukarıda
belirlenen yasal düzenlemeler dogrultusunda ve yetim aylıgı baglandıgı tarih itibariyle ancak Idare
Mahkemesi'ne davanın açılabilecegi, Uyusmazlık Mahkemesinin yerlesik içtihatlarının da bu yönde
oldugu gerekçesiyle; yargı yolu hatasından dolayı görev yönünden dava dilekçesinin reddine ve idari
yargının görevli oldugunun tespitine karar vermis; bu karar temyiz edilmeksizin kesinlesmistir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıstır.
ANKARA 10.IDARE MAHKEMESI: 27.12.2012 gün ve E:2012/1171 sayı ile, 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Saglık Sigortası Kanununun <Uyusmazlıkların Çözüm Yeri> baslıklı 101.
maddesinde; <Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin
uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyusmazlıklar is mahkemelerinde görülür,> kuralına yer verildigi;
bakılmakta olan davada uyusmazlıgın, vefat eden babasından dolayı yetim aylıgı baglanan davacı
tarafından, bosandıgı esiyle fiilen yasamaya devam ettiginden bahisle 5510 sayılı Kanunun 56. ve 96.
maddeleri uyarınca yetim aylıgının kesilmesine iliskin islemden kaynaklandıgının anlasıldıgı; 5510
sayılı Kanunun 96. maddesi ve bu madde uyarınca çıkarılan Yönetmelik kurallarının
uygulanmasından kaynaklanan uyusmazlıkla ilgili Danıstay Onbirinci Dairesinin E:2010/743 esasına
kayıtlı benzer bir dosyanın temyizen incelenmesi sırasında Danıstay Onbirinci Dairesince verilen
24.02.2010 tarihli kararla, 5510 sayılı Kanunun <Uyusmazlıkların Çözüm Yeri> baslıklı 101.
maddesinde yer alan <bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyusmazlıklar is
mahkemelerinde görülür> tümcesinin Anayasa'mızın 2., 37. 125, ve 155. maddelerine aykırı oldugu
kanısına ulasılması nedeniyle tümcenin iptali ve yürürlügünün durdurulması istemiyle Anayasa
Mahkemesine basvurulmasına karar verilmis, Anayasa Mahkemesinin 25.1.2012 gün ve 28164 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan 22.12.2011 günlü ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararıyla; <...5510
sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmıs, özel hukuk niteligi agır basan sosyal
güvenlik hukuku alanı olusmustur, itiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanundaki is
ve islemler hakkında genel bir düzenleme yapılmıs ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, Kanun
kapsamındaki uyusmazlıkların çözüm yeri olarak is mahkemeleri gösterilmistir. Is Mahkemeleri, is
hukuku alanındaki uyusmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslasmıs adlı yargı mahkemeleridir, Yasa
koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki is ve islemleri, prim esasına dayalı yeni sistemin niteligine
baglı olarak is
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 2 / 6
Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893
Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya
iliskin tüm uyusmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan is mahkemelerinde görülmesinin,
hak arama özgürlügünü kolaylastırıcı nitelikle oldugu, bu suretle daha kısa sürede sonuç alınmasını
olanaklı kıldıgı da açıktır./ Bu bakımdan; 5510 sayılı Kanun'un yürürlügünden sonra, prim esasına
dayalı yeni sistemin içerigi ve Kanun kapsamındaki is ve islemlerin niteligi göz önünde
bulunduruldugunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlügü ve uzman mahkeme olması
nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyusmazlıkların çözümünde is
mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemistir.> gerekçesiyle, 5510 sayılı
Kanun'un 101. maddesinde yer alan <bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan
uyusmazlıklar is mahkemelerinde görülür> tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadıgına ve itirazın
reddine karar verilmis oldugu; dava konusu olayda, uyusmazlıgın, 5510 sayılı Kanun'un 56.
maddesinin son fıkrasında yer alan <Esinden bosandıgı halde, bosandıgı esiyle fiilen birlikte yasadıgı
belirlenen es ve çocukların, baglanmıs olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kisilere ödenmis olan tutarlar,
96. madde hükümlerine göre alınır.> kuralının uygulanmasına iliskin oldugu, bu kuralın 5510 sayılı
Yasa ile yürürlüge konmus olan yeni bir kural oldugu; bu durumda, Anayasa Mahkemesi kararının
gerekçesi de dikkate alındıgında, yürürlükteki 5510 sayılı Kanun ile getirilen kuralın uygulanmasından
kaynaklandıgı tartısmasız olan uyusmazlıgın görüm ve çözüm yerinin, aynı Kanunun 101. maddesi
uyarınca is mahkemeleri oldugu gerekçesiyle, 2247 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca dava
konusu uyusmazlıkta görevli yargı merciinin belirlenmesi için Uyusmazlık Mahkemesi'ne
basvurulmasına, davanın incelenmesinin Uyusmazlık Mahkemesinin verecegi karara kadar
ertelenmesine karar vermistir.
INCELEME VE GEREKÇE: Uyusmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün
Baskanlıgında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Bahri AYDOGAN, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan
AKARSU ve Metin ULUKANLIGIL'in katılımlarıyla yapılan 4.6.2013 günlü toplantısında:
I-ILK INCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye
göre; Idare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesine göre basvuruda bulunulmus oldugu,
idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyusmazlık Mahkemesi'ne
gönderildigi ve usule iliskin herhangi bir noksanlık bulunmadıgı anlasıldıgından görev uyusmazlıgının
esasının incelenmesine oy birligi ile karar verildi.
II-ESASIN INCELENMESI: Raportör-Hakim Taskın ÇELIK'in, davanın çözümünde idari yargının
görevli oldugu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Bassavcılarca görevlendirilen
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıstay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜS'ün davada
idari yargının görevli oldugu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREGI
GÖRÜSÜLÜP DÜSÜNÜLDÜ:
Dava, Emekli Sandıgı istirakçisi iken vefat eden babasından dolayı yetim aylıgı alan davacının,
anlasmalı bosanma yaptıgı gerekçesiyle aylıgının kesilmesine iliskin davalı idare isleminin iptali,
kesilen maaslarının ödenmesi istemiyle açılmıstır.
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 3 / 6
Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893
Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Saglık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925,
2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalısanlar (Sosyal
Sigortalılar), kendi hesabına çalısanlar (Bag-Kur'lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalısanlar
(Tarım Bag-Kur'luları), tarım islerinde ücretle çalısanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diger
kamu görevlilerini (Emekli Sandıgı Istirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dısında, sosyal
güvenlik ve saglık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmus, bes farklı emeklilik rejimini
aktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıstır.
5510 sayılı Kanunun iptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E:
2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun
yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandıgı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev
yapmakta olan memurlar ve diger kamu görevlilerini diger sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (basta
4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermis; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve
5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmıs ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1
nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüge girdigi 1 Ekim 2008 tarihinden önce
5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile
diger kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan
hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre islem yapılacagı hüküm altına alınmıstır. 5754
sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nin 30.3.2011 tarih
ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmistir.
5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan <...bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili
ortaya çıkan uyusmazlıklar Is Mahkemelerinde görülür.> bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz
basvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG.
25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz
önündeki uyusmazlıga ısık tutacak sekilde su gerekçeye dayandırmıstır: <...5754 sayılı Kanunun
yürürlüge girmesinden önce memur ve diger kamu görevlisi olarak çalısmakta olanlar, evvelce oldugu
gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun
hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun'un yürürlüge girmesinden sonra
memur ve diger kamu görevlileri olarak çalısmaya baslayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi
uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun degil, 5510
sayılı Kanun'un öngördügü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli
bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlügüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet
gösteren ve yaptıgı, tesis ettigi islem ve muameleler idari islem sayılamayacak bir sosyal güvenlik
kurumunun varlıgından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun'un yürürlüge girmesinden
önce istirakçisi sıfatıyla çalısmakta olan memurlar ve diger kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434
sayılı Kanun'a göre emekli, dul ve yetim aylıgı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diger kamu
görevlilerinden ileride emeklilige hak kazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tesis
edecegi islem ve yapacagı muameleler idari islem niteligini korumaya devam edecek, bunlara iliskin
ihtilaflarda da evvelce oldugu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir... Bu bakımdan 5510
sayılı Kanunun yürürlügünden sonra, prim
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 4 / 6
Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893
Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
esasına dayalı yani sistemin içerigi ve Kanun kapsamındaki is ve islemlerin niteligi göz önünde
bulunduruldugunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlügü ve uzman mahkeme olması
nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyusmazlıkların çözümünde is
mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa'ya aykırılık görülmemistir. Ancak, yukarıda açıklandıgı
üzere 5754 sayılı Kanun'un yürürlüge girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diger kamu
görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından dogan idari islem ve idari eylem
niteligindeki uyusmazlıklarda idari yargının görevinin devam edecegi açıktır...>
Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte
degerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüge girmesinden önce memur ve diger kamu
görevlisi olarak çalısmakta olanlar, daha önce oldugu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi
olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam
edilecegi; ancak, bu Kanunun yürürlüge girmesinden sonra memur ve diger kamu görevlisi olarak
çalısmaya baslayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi
sigortalı sayılacagı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun degil 5510 sayılı Kanunun öngördügü kural ve
esasların uygulanacagı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümlenecegi açıktır.
Kaldı ki; T.C. Anayasası'nın 158.maddesindeki <...diger mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi
arasındaki görev uyusmazlıklarında Anayasa Mahkemesi'nin kararı esas alınır < hükmü uyarınca
Anayasa Mahkemesi kararının bu uyusmazlıgın çözümünde esas alınacagı tartısmasızdır.
Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüge girmesinden önce istirakçi sıfatıyla çalısmakta olan
memurlar ve diger kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim
aylıgı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diger kamu görevlilerinden ileride emeklilige hak
kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen islem ve yapacagı muamelelerin
<idari islem> ve <idari eylem> niteligini korumaya devam edecegi, dolayısıyla, 2577 sayılı Idari
Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari islemler hakkında yetki, sekil, sebep,
konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal
edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüge girdigi
tarihten önce emekli kamu personeli olan babasından dolayı kendisine yetim aylıgı baglanan ve
bosandıgı esiyle beraber yasadıgının tespit edildiginden bahisle yetim aylıgının kesilmesine iliskin
davalı idare isleminin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davanın görüm ve çözümünün; gerek
5510 sayılı Yasanın 56.maddesinin, yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Yasanın 75.maddesinin
genisletilmis hali olması, Yasanın dava konusu olaya iliskin 56.maddesinin son fıkrasının 01.10.2008
tarihinde yürürlüge girmesi; buna karsılık davacıya bu Yasanın yürürlük tarihinden önce, 5434 sayılı
Yasa hükümlerine göre, istirakçi annesinden dolayı yetim aylıgı baglanması ve iptal edilen aylık
baglanma isleminin 5434 sayılı Yasa uyarınca tesis edilmesi hususları da gözetildiginde, idari yargı
yerinde görülecegi sonucuna varılmıstır.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 10.Idare Mahkemesinin basvurusunun reddi gerekmistir.
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 5 / 6
Esas No:
Karar No:
UYUSMAZLIK MAHKEMESI
Hukuk Bölümü
2013/466
2013/893
Karar Tarihi: 04.06.2013
T.C.
SONUÇ: Davanın çözümünde IDARI YARGININ görevli olduguna, bu nedenle Ankara 10. Idare
Mahkemesi'nin 27.12.2012 gün ve E:2012/1171 sayılı BASVURUSUNUN REDDINE, 04.06.2013
gününde OYBIRLIGI ILE KESIN OLARAK karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve Içtihat Programı Sayfa 6 / 6
Old 01-02-2016, 17:04   #83
sinanben

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Musa TAÇYILDIZ
Davalarımızdan bir tanesi yeni sonuçlandı. Kararda; maaşın kesilmeye başlandığı 24/04/2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine şeklinde bir karar verildi.

Sorum şu ; bu karar yönelik tahsilatyı yani 23 aylık maaşı ve bunun yasal faiziyle tahsilini nasıl yapacağız? Maaş miktarının ne kadar olduğu belli değil. 6 ayda bir maaş artmakta ve ona göre de faiz değişecek. Kafam karıştı açıkcası.

Daha önce bu tip kararların icrasını gerçekleştirmiş bir meslektaşımız varsa yardımcı olabilir mi?
Sayın meslektaşım dava dilekçesini mail atmanız mümkün müdür?
Old 01-02-2016, 19:35   #84
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

mailinizi iletirseniz gönderirim meslektaşım
Old 16-02-2016, 13:24   #85
av.ebru

 
Varsayılan

Uyuşmazlık Mahkemesi görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğuna kesin olarak karar verdi ve böylece Danıştay'ın İş Mahkemesi'nin görevli olduğu yönündeki kararı da işime yaramadı
Old 22-02-2016, 11:50   #86
Av.09

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım, Davadan önce SGK'ya başvurmak şart mı?
Old 27-04-2016, 14:56   #87
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Uyuşmazlık Mahkemesi kararları sizi yanıltmasın. Dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gidebilmesi için önce hem adli hem de idari yargıdan kesinleşmiş görevsizlik kararları gerekmektedir. Oysa yukarıda paylaştığım karar gereğince artık İş Mahkemeleri'nin görevli olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Bu durum sadece Emekli Sandığı mensuplarının yetim kızları ile ilgiliydi. Diğerleri zaten İş Mahkemesiydi.
Sayın Av.Taçyıldız, zorunlu idari başvuru yok demiş ama 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanun’un 7.maddesi 6552 Sayılı Kanunun 64. maddesi ile değiştirilmiş ve hizmet tespit davaları dışında SGK aleyhine açılacak davalarda zorunlu başvuru şartı getirilmiştir. Aksi halde davanız dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Old 29-04-2016, 10:06   #88
gorkembora

 
Mesaj

Alıntı:
Yazan Av.Evran KIRMIZI
Uyuşmazlık Mahkemesi kararları sizi yanıltmasın. Dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gidebilmesi için önce hem adli hem de idari yargıdan kesinleşmiş görevsizlik kararları gerekmektedir. Oysa yukarıda paylaştığım karar gereğince artık İş Mahkemeleri'nin görevli olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmiştir. Bu durum sadece Emekli Sandığı mensuplarının yetim kızları ile ilgiliydi. Diğerleri zaten İş Mahkemesiydi.
Sayın Av.Taçyıldız, zorunlu idari başvuru yok demiş ama 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanun’un 7.maddesi 6552 Sayılı Kanunun 64. maddesi ile değiştirilmiş ve hizmet tespit davaları dışında SGK aleyhine açılacak davalarda zorunlu başvuru şartı getirilmiştir. Aksi halde davanız dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Meslektaşıma katılıyorum. +1
Old 02-04-2017, 17:57   #89
Aslı Aydın

 
Varsayılan

Borç bildirim belgesine itiraz edildiğinde ne tür bir cevap alınıyor acaba? İtiraz etmeden doğrudan dava açmak bir hak kaybına neden olur mu bu açıdan?
Old 17-05-2018, 14:04   #90
av.ebru

 
Varsayılan

İdare mahkemesi , davalı kurumun aylık kesme işleminin, gerekli araştırma tam yapılmadan aylığın kesildiği gerekçesiyle, hukuka uygun bulmayarak iptaline karar verdi. Ancak benim açtığım dava hem işlemin iptali hem kesilen aylığın yeniden bağlanması, hem de tahakkuk ettirilen borç yönünden borçlu olmadığımızın tespiti istemliydi. İptal+tam yargı davası yani. İdare mahkemesi ise kararında, işlemi hukuka aykırılık nedeniyle iptal ederken, kesilen aylığın yeniden bağlanması talebimle ilgili ise (davalı kurumun yeniden araştırma yapması gerektiği gerekçesiyle) karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiş. Borçlu bulunmadığımızın tespiti talebimizle ilgili ise hiçbir karar vermeden es geçmiş. Danıştay ne diyecek bakalım. Sonucu paylaşacağım.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hem Emekli aylığı hem de yetim aylığı almak mümkün müdür? av.gzm Meslektaşların Soruları 2 17-03-2016 18:03
SSK'dan dul aylığı alırken Bağ-Kur'dan da aynı anda yetim aylığı alınabilir mi? Av.Nur Hayat BURAN Meslektaşların Soruları 12 19-02-2015 09:05
Boşanma/ yetim aylığı/ mal rejimi tasfiyesi Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 30-09-2009 20:05
yetim aylığı avukat44 Meslektaşların Soruları 1 25-05-2009 14:06
yetim aylığı advocat63 Meslektaşların Soruları 0 21-08-2008 17:17


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06738400 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.