Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

asılsız şikayet sebebiyle manevi tazminat

Yanıt
Old 17-09-2019, 11:09   #1
ihtopakgoz

 
Varsayılan asılsız şikayet sebebiyle manevi tazminat

Öncelikle herkese selamlar.

Müvekkile karşı hırsızlık sebebiyle suç duyurusunda bulunuldu.
İddianame düzenlendi ve kamu davası açıldı.
Müvekkil sanık olarak yargılandı.
Bu süreçte başta yakınları olmak üzere toplum tarafından dışlandı, ticari itibarı sarsıldı, maddi olarak epey bir zarara uğradı.
Ancak gerçekten suçsuz olduğu için mahkeme beraatine karar verdi ve bu karar şu an kesinleşti.

Biz uğradığı zararlar sebebiyle müştekiye karşı manevi tazminat davası açmak istiyoruz.
Soruşturma aşamasında kalsaydı bu mümkündü ancak sonuçta savcıda inanmış. kovuşturma yapıldıktan sonra tazminat başvurusu yapılabilir mi?
elbette yapılabilir ancak tazminat istesek mahkemece bu isteğimiz müşteki hak arama özgürlüğünü kullanmıştır mı der?
Fikirleriniz nelerdir.
Buna ilişkin elinizde yüksek mahkeme kararları var mıdır?
Şimdiden teşekkürler.
Old 17-09-2019, 18:17   #2
Av. Suat

 
Varsayılan

Sizin de belirtiğiniz gibi her olay kendi içinde kendine has özellikleri ile birlikte değerlendirilmelidir.
Yıllar önceki bir davamızda ağır cezada beraat eden sanığın müvekkillere karşı açmış olduğu bir tazminat davasında müvekkillerimin anayasada yer alan şikayet hakkını kullanmış olduklarını beyan ederek davanın reddini sağlamıştık.

YHGK 10.3.2010 E.2010/4-127 – K.2010/135
Özet : Suçun unsurları yönünden mahkumiyet için yeterli bulunmamış olması şikayetin haksız olduğu anlamına gelmez.
Yukarıda anlatıldığı üzere şikayet somut bir takım olaylara dayanmaktadır. Ortada şikayeti gerektirecek derecede yeterli emareler bulunmaktadır. Bu delil ve emarelerin mahkumiyet için yeterli sayılmaması davalının şikayetinin haksız olduğu sonucunu doğurmaz.
Şikayet dilekçesinde olayın oluş şekline uygun düşmeyen veya davacının kişiliğine yönelen aşağılayıcı bir ifade de bulunmamaktadır. Diğer taraftan dava dilekçesinde sadece haksız şikayet nedenine dayalı olarak manevi tazminat istenmiş olup bunun dışında infaz işlemi sırasında davalının davacıya karşı aşağılayıcı söz ve tavırları olduğu şeklinde bir iddia veya olaya dayanılmamıştır.
Bir kısım davacı tanıklarının infaz sırasında davalının davacıya karşı aşağılayıcı sözler söylediği şeklindeki, davacının dayandığı iddia ve olayları aşan beyanlarına dayanılarak manevi tazminat verilmesi de doğru değildir.
Bu nedenlerle davalının şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı anlaşıldığından dava tümden reddedilmelidir. Yerel Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davalının tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
DAVA ve KARAR:
Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 6.3.2008 gün ve 2006/478 E. – 2008/102 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.2.2009 gün ve 2008/5452 – 2009/2281 sayılı ilamı;
(…Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, icra müdürlüğünde görevli olan müvekkilinin davalı hakkında yaptığı bir infaz işlemi sonrası görevi kötüye kullanma iddiası ile asılsız yere şikayetçi olması sonucu hakkında ceza davası açıldığını ve beraatla sonuçlandığını bildirerek haksız yere yargılandıkları iddiasıyla manevi tazminat istemiştir.
Davalı vekili ise, yasal şikayet hakkını kullandığını ileri sürerek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının şikayet dilekçesi ile ileri sürülen iddiaların haksız olduğu gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa`nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu`nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve e an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir.
Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile özellikle ceza davasında verilen beraat kararı gerekçesine göre, davalı aleyhindeki bir ilam nedeniyle davacı tarafından uygulanan infaz işlemi sırasında, infaz edilen ilamda yazılı olan miktardan daha fazla duvarın yıkılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının fazla yıkımı teknik bilirkişilerin görüşü doğrultusunda ve çevre güvenliği endişesi ile yaptığı kabul edilerek görevi kötüye kullanma kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Böylece davacının görevli olduğu infaz işlemi sırasında fazla duvar yıkımı yapıldığı ceza mahkemesince de kabul edilerek kesinleşmiş bir olgudur. Bu durumun suçun unsurları yönünden mahkumiyet için yeterli bulunmamış olması şikayetin haksız olduğu anlamına gelmez. Yukarıda anlatıldığı üzere şikayet somut bir takım olaylara dayanmaktadır. Ortada şikayeti gerektirecek derecede yeterli emareler bulunmaktadır. Bu delil ve emarelerin mahkumiyet için yeterli sayılmaması davalının şikayetinin haksız olduğu sonucunu doğurmaz. Şikayet dilekçesinde olayın oluş şekline uygun düşmeyen veya davacının kişiliğine yönelen aşağılayıcı bir ifade de bulunmamaktadır. Diğer taraftan dava dilekçesinde sadece haksız şikayet nedenine dayalı olarak manevi tazminat istenmiş olup bunun dışında infaz işlemi sırasında davalının davacıya karşı aşağılayıcı söz ve tavırları olduğu şeklinde bir iddia veya olaya dayanılmamıştır. Bir kısım davacı tanıklarının infaz sırasında davalının davacıya karşı aşağılayıcı sözler söylediği şeklindeki, davacının dayandığı iddia ve olayları aşan beyanlarına dayanılarak manevi tazminat verilmesi de doğru değildir. Bu nedenlerle davalının şikayet hakkını yasal sınırlar içinde kalarak kullandığı anlaşıldığından dava tümden reddedilmelidir. Yerel Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davalının tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Y.H.G.K. 10.3.2010 E.2010/4-127 – K.2010/135
Old 18-09-2019, 12:44   #3
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Merhabalar.

Sayın Av. Suat'ın cevaplarına ek olarak;

Her olay kendi içerisinde değerlendirilmelidir ancak bu tip dosyalarda genellikle şikayetin hak arama özgürlüğü kapsamında olduğu değerlendirilerek ret kararı veriliyor. Velev ki; şikayet kötüniyetli veya gerekli özen ve dikkat gösterilmeden gerçekleştirilmiş olsun
Old 20-09-2019, 07:51   #4
ihtopakgoz

 
Varsayılan

yanıtlarınız için teşekkürler.

müvekkil suçu işlemediğinin sabit olması sebebiyle değil suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı bir delil olmadığı gerekçesiyle beraat etti ve bu karar kesinleşti.

ancak şikayette bulunan kişi müvekkilin çok eski bir arkadaşı. müvekkil ilk baştan itibaren yapmadım demesine rağmen müvekkilin üzerine gidildi. çevresi vs herkes durumu öğrendi ve müvekkile şimdi hırsızmış gibi davranılıyor.

böyle durumlarda iade-i itibar gibi bir talepte bulunabilir miyiz ek olarak? ne bileyim gazeteden özür ilanı verme şeklinde? ya da iftira sebebiyle suç duyurusunda bulunsak bir şey çıkar mı?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Haksız Şikayet Manevi Tazminat mervee Meslektaşların Soruları 9 12-09-2017 13:09
Haksız Gözaltı Sebebiyle Manevi Tazminat Davası tello Meslektaşların Soruları 0 24-10-2016 14:35
trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat zamanaşımı FIRAT GICIK Meslektaşların Soruları 10 30-03-2014 15:24
gasp sebebiyle manevi tazminat zamanaşımı SINIRSIZ Meslektaşların Soruları 2 14-06-2012 11:47
Temyizden feragat dilekçesini imzaladığı halde avukat hakkında temyiz etmeme sebebiyle tazminat davası açan davacıya karşı manevi tazminat davası furugferruhzad Meslektaşların Soruları 14 20-02-2012 17:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03991389 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.