Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

işe iade başvuru süresi ne zaman başlar?

Yanıt
Old 10-01-2017, 16:39   #1
çağrı

 
Varsayılan işe iade başvuru süresi ne zaman başlar?

Arkadaşlar kazanmış olduğumuz işe iade davası temyiz edilmiş ve onanmıştır.

1)Yargıtay onama kararı 20.03.2016 tarihlidir.

2)İşe iade başvurumuz noter yolu ile 28.03.2016 tarihinde gönderilmiştir. Bu başvuru işverene 29.03.2016 tarihinde ulaşmıştır. Daha sonra sözlü olarakda işçi tarafından başvuruda bulunulmuştur.

3)Yargıtay onama ilamı tarafımıza 30.03.2016 tarihinde bizim başvurumuzdan sonra tebliğ edilmiştir.

4)Yargıtay onama ilamı işveren vekiline 04.04.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

5)işçi işveren tarafından işe başlatılmamış ve tarafımıza işe başlatmama tazminatı ve çalışılmayan süre ücreti 06.04.2016 tarihinde yatırılmıştır.


Olayların gelişimi yukarıdaki gibi olup işveren taraf işe başlatmama tazminatını ve çalışılmayan süre ücretini asgari ücret üzerinden hesaplayarak ödeme yapmıştır. Müvekkilimiz ise asgari ücretin çok üzerinde maaş almıştır. Bu sebeple ödemelerin eksik yapıldığından bahisle tarafımızca dava açılmıştır. Dava dilekçesinde işe iade başvurusunun süresi içerisinde sözlü ve noter kanalı ile yazılı olarak yapıldığı izah edilmiştir. Davalı işveren vekili ise vermiş olduğu cevap dilekçesinde başvurunun süresinde yapılmadığı iddiasında bulunmamış ve ''işçinin işe iade başvurusu neticesinde müvekkil işveren işçiyi işe başlatmama kararı alarak tazminatlarını ödemiştir. İşçi asgari ücret almıştır başkaca alacağı yoktur'' şeklinde cevap vermiştir.

Genel itibari ile onama kararlı işe iade taleplerinde hem onama tarihini baz alarak hemde onama ilamı tarafımıza tebliğ olduktan sonra bu tarihi baz alarak iki ayrı başvuruda bulunmamıza rağmen(ki uygulamanın tutarsızlığına binaen çekincelerimizden ötürü bu şekilde davranıyoruz) bu dosyamızda onama ilamı tebliğ olduktan sonra 10 günlük başvuru süremiz bitmeden ödeme yapıldığı için tekrar başvuruda bulunmadık.

Şimdi bu durumda;

1)Yargıtay onama ilamının uyaptan öğrenilerek başvuruda bulunulması durumunda işe iade başvurusu geçerli ve süresinde midir?

2)Dava dilekçemizde süresinde sözlü ve noter kanalı ile yazılı olarak başvuruda bulunduğumuz iddiamıza karşı davalının her hangi bir itirazda bulunmaması karşısında mahkemenin olaya bakış açısı ne şekilde olacaktır? Ve tanıkların dahi dinlenildiği bu aşamadan sonra davalının bu iddiada bulunması ihtimalinde bu iddia savunmanın genişletilmesi yasağına takılacak mıdır? Ve en azından işçinin süresi içerisinde sözlü başvuruda bulunduğunun kabulü gerekir mi? Ayrıca bu iddiada bulunulması durumunda dahi bu iddiaya rağmen ödeme yapılmış olması durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

3)Yargıtay onama ilamı tarafımıza tebliğ olduktan sonra daha henüz başvuru süremiz dolmadan işverenin parayı yatırarak işçiyi işe başlatmama iradesi ne şekilde değerlendirilecektir. Bu iradeye rağmen işçi yinede başvuruda bulunmalı mıdır?
Old 10-01-2017, 18:05   #2
manolimato_06

 
Varsayılan

Merhaba,

Feshin geçersizliği için mahkeme kararının kesinleşmesi ve işçinin kesinleşen işe iade kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlatılmak için işverene başvurması gerekir.

Buradaki 10 günlük süre, işe iade kararının kendisine/vekiline tebliğinden itibaren başlar. Sizin, "karar kesinleştikten sonra" tebliği beklemeden işverene başvurmanızda hiçbir sakınca yoktur.

Cevaplara gelecek olursak,

1- İşe iade başvurusu süresindedir.

2- Bu soruda, neden, ısrarla işverenin böyle bir savunma ileri süreceğini düşündüğünüzü anlamadım ama evet savunmanın genişletilmesi yasağına takılır.

3- İşverenin, işçiyi işe başlatmama iradesi anlattıklarınızdan açık seçik ortaya konmuş durumda.

Sizdeki tek sorun, anladığım kadarı ile, gerçek ücretin tespiti ile ilgili.

Bilindiği üzere, ücret, sözleşmede açıkça belirtilmemişse TBK.m.401’e göre tespit edilir. Buna göre; İşçinin kişisel özellikleri, işçinin kıdemi(işyerindeki veya meslek kıdemi), ünvanı, İşin niteliği, İş sözleşmesinin türü,işyerinin özellikleri, emsal işçiler (o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler), örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.

Ücret miktarını ispat yükü ise işçidedir.

Peki hangi ücret esas alınacak;

İşçinin işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmama tarihindeki emsal ücret esas alınır. Şimdi sizin olayınızda, işveren "eksik" de olsa, işçinin, feshin geçersizliği kararı sonrasında hak ettiği alacakları ödemiş ise bence işe başlatmama iradesini ödeme yaptığı tarihte ortaya koymuştu fakat yine de, başvurunun kendisine ulaştığı tarihten 1 ay içerisinde işe başlatabileceği düşünülerek, 1 aylık sürenin sona erdiği tarihteki emsal ücret esas alınarak hesap yapılmalıdır.

Boşta geçen dört aylık ücret ise, geçersiz sayılan feshi izleyen dört aylık süre esas alınarak giydirilmiş ücretten hesaplanır.

Talepleriniz arasında var ise, ihbar ve kıdem tazminatı da, işe başlatmama (yukarıda açıklamaya çalıştığım) tarihindeki giydirilmiş ücretten hesaplanır.

İşverenin eksik yatırdığı iddianız olduğuna göre, yatırmış olduğu ücretlerin, hak ettiklerinizden mahsubu gerekecektir.

İyi çalışmalar
Old 11-01-2017, 07:10   #3
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,

İşverenin; 'işçinin işe iade başvurusu neticesinde müvekkil işveren işçiyi işe başlatmama kararı alarak tazminatlarını ödemiştir. İşçi asgari ücret almıştır başkaca alacağı yoktur" cevabı ile birlikte zaten artık ihtilaf konusunun sadece işçinin ücretinden ibaret olduğu ortadadır.

İşverenin kendi beyanında "işçinin işe iade başvurusu neticesinde" ifadesi varken 1. ve 2. soruyu düşünmenize bile gerek yok. Bu kapsam dışında sunulacak savunmalar, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olacaktır; böyle bir durum söz konusu olur ise (ki yargılamanın gidişatına baktığımda hiç sanmıyorum) savunmanın genişletilmesine muvafakatınız olmadığını beyan etmeniz yeterlidir.

İhtilaf konunuz ücretin miktarı olduğuna göre şu Yargıtay kararını da bilgi için ekliyorum ;

Yargıtay 9. HD. E. 2014/32584 K. 2016/4622 T. 2.3.2016;

"Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.[b] Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir."

Diğer sorunuz:

Alıntı:
Yargıtay onama ilamı tarafımıza tebliğ olduktan sonra daha henüz başvuru süremiz dolmadan işverenin parayı yatırarak işçiyi işe başlatmama iradesi ne şekilde değerlendirilecektir. Bu iradeye rağmen işçi yinede başvuruda bulunmalı mıdır?

İşçi vekili olarak siz zaten işverene başvuruda bulunmuşsunuz ve işveren de parayı yatırarak işe başlatmama iradesini göstermiş. Başka nasıl bir başvuruda bulunacaksınız ki? Hiç gerek yok. Nereye takıldığınızı gerçekten anlayamadım?

Ücretin hesaplanma biçimi ile ilgili olarak Sayın manolimato_06'nın cevaplarına katılıyorum. Ek bilgi olarak şunu belirteyim ; İşe başlatmama halinde hesaplanacak ücret, işe başlatmama tarihindeki emsal işçinin ücretine göre hesap edilir ve çıplak brüt ücret şeklinde ödenir.

Saygılarımla,
Old 12-01-2017, 09:22   #4
Avukat İlkay Uyar Kaba

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY -

İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.

9.Hukuk Dairesi Esas: 2016/34498 Karar: 2016/20601 Karar Tarihi: 22.11.2016

İŞE İADE DAVASI - DAVACININ DAVALILAR ARASINDA MUVAZAA İDDİASINDA BULUNARAK ASIL İŞVEREN BELEDİYE İŞYERİNE İŞE İADESİNE KARAR VERİLMESİNİ TALEP ETTİĞİ - MUVAZAA İDDİASI İLE İLGİLİ ARAŞTIRMA YAPILMASI İÇİN KARARIN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Davacı, davalılar arasında muvazaa iddiasında bulunarak asıl işveren Belediye işyerine işe iadesine karar verilmesini talep ettiğinden, davacının bu iddiası üzerinde durularak delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekir. Muvazaa iddiası ile ilgili araştırma yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.


(4857 S. K. m. 17, 18, 19, 20, 109)

Dava ve Karar: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın usülden reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalı Belediye Başkanlığı işyerinde uzun yıllardır çalıştığını, sigortasının diğer davalı işveren tarafından yatırıldığını, davacının .... Belediyesi işçisi olarak çalıştığını, davacının emir ve talimatları .... Belediyesi'nden aldığını, davalı iki işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek, feshin geçersizliğine, davacının işine iadesini, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatına hükmedilmesini, her iki davalının alacaklardan birlikte sorumlu olması gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı Tomurcuk İnşaat vekili davacının işe iade davasını süresinde açmadığını, esasa ilişkin nedenler incelenmeksizin davanın usulden reddi gerektiğini savunmuş, davalı ... Belediye vekili ise; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, husumet itirazında bulunduklarını beyan etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iş akdi feshinin davacıya 03.03.2016 tarihinde yazılı olarak bildirildiği, dava açma süresinin işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başladığı, 07.04.2016 tarihinde dava açıldığı, bir aylık hak düşürücü sürenin geçtiği; davacı işçinin iş güvencesi hükümlerinden faydalanmasına ilişkin dava şartlarının bulunmadığı, davanın süresi içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.

İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Bunun yanında feshe ilişkin belgenin düzenleme tarihi kural olarak fesih bildiriminin yapıldığı tarih olarak kabul edilemez. Önemli olan düzenleme tarihi değil, belgenin işçiye tebliğ edildiği tarihtir. İşçinin kayıtlardaki fesih bildirim tarihi ile gerçek fesih bildirim tarihinin farklı olduğunu, davanın süresinde açıldığını iddia etmesi durumunda, bu iddiası ile ilgili delilleri toplanmalı, gerçek fesih bildirim tarihi araştırılmalı, özellikle hak düşürücü sürenin bertaraf edilip edilmediğine dikkat edilmelidir. İşçiyi yanıltıcı nitelikte değişik tarihler içeren fesih bildiriminin tebliğ tarihinin hak arama yolunu açacak şekilde işçinin lehine yorumlanması İş Hukukunun işçiyi koruma özelliğinin gereğidir.

İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 109. Maddesine göre ise “Bu Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Bildirim yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir. Ancak, 7201 sayılı Kanun kapsamına giren tebligat anılan Kanun hükümlerine göre yapılır”. Bu hükme göre tebliğin imza karşılığı ve tebligat hükümleri nedeni ile tebliğ edildiği tarihinde düzenleme tarihide olsa ayrıca açıkça yazılması gerekir.

Dosya içeriğine göre davacının iş sözleşmesi 03.03.2016 düzenleme tarihli fesih bildirimi ile “4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 ve 18. Maddelerine göre (asıl işverenin talebi sebebiyle) ihbar öneli sonunda feshedileceği, 2 saat iş arama izni kullanılarak feshedileceği" belirtilmiştir. Tebellüğ eden kısmında davacı adı ve imzası kalemle yazılı ise de tebellüğ tarihi yer almamıştır. Fesih bildirim içeriğinde önel süresi ve iş sözleşmesinin sona ereceği tarih belirtilmemiş, işten ayrılma bildirgesinde de (04) kodu ile önelsiz işveren feshi bildirilmiştir. Davacıya iş arama izni de verilmemiştir. Davacının iş sözleşmesinin 31.03.2016 tarihinde feshedildiği, daha önce usulüne uygun bir bildirim yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş sözleşmesi 31.03.2016 tarihinde feshedildiğine ve bu tarihte bildirildiğine göre dava süresinde açılmıştır. Fesih bildiriminde fesih sebebi de bildirilmemiştir. Fesih için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19/1 maddesindeki fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmesi kuralına uyulmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı, davalılar arasında muvazaa iddiasında bulunarak asıl işveren Belediye işyerine işe iadesine karar verilmesini talep ettiğinden, davacının bu iddiası üzerinde durularak delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekir. Muvazaa iddiası ile ilgili araştırma yapılması için kararın bozulması gerekmiştir. Eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalıdır.

F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
Old 12-01-2017, 14:27   #5
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Sayın Kaba,

Meslektaşımız iş sözleşmesinin feshini ve işe iade davasının süresini değil; işe iade davası açılıp karar verildikten sonraki sürece ilişkin hususları soruyor. Eklediğiniz Yargıtay kararının bağlantısını açıkçası ben anlayamadım.
Old 13-01-2017, 13:46   #6
feel-in-law

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Duygu Işık Behrem
Sayın meslektaşım,

İşverenin; 'işçinin işe iade başvurusu neticesinde müvekkil işveren işçiyi işe başlatmama kararı alarak tazminatlarını ödemiştir. İşçi asgari ücret almıştır başkaca alacağı yoktur" cevabı ile birlikte zaten artık ihtilaf konusunun sadece işçinin ücretinden ibaret olduğu ortadadır.

İşverenin kendi beyanında "işçinin işe iade başvurusu neticesinde" ifadesi varken 1. ve 2. soruyu düşünmenize bile gerek yok. Bu kapsam dışında sunulacak savunmalar, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olacaktır; böyle bir durum söz konusu olur ise (ki yargılamanın gidişatına baktığımda hiç sanmıyorum) savunmanın genişletilmesine muvafakatınız olmadığını beyan etmeniz yeterlidir.

İhtilaf konunuz ücretin miktarı olduğuna göre şu Yargıtay kararını da bilgi için ekliyorum ;

Yargıtay 9. HD. E. 2014/32584 K. 2016/4622 T. 2.3.2016;

"Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.[b] Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir."

Diğer sorunuz:



İşçi vekili olarak siz zaten işverene başvuruda bulunmuşsunuz ve işveren de parayı yatırarak işe başlatmama iradesini göstermiş. Başka nasıl bir başvuruda bulunacaksınız ki? Hiç gerek yok. Nereye takıldığınızı gerçekten anlayamadım?

Ücretin hesaplanma biçimi ile ilgili olarak Sayın manolimato_06'nın cevaplarına katılıyorum. Ek bilgi olarak şunu belirteyim ; İşe başlatmama halinde hesaplanacak ücret, işe başlatmama tarihindeki emsal işçinin ücretine göre hesap edilir ve çıplak brüt ücret şeklinde ödenir.

Saygılarımla,

Meslektaşımın açıklayıcı cevaplarına ek olarak şunu ifade etmekte de fayda var. İşverenin asgari ücret üzerinden hesaplama yapıp bu ücreti yatırması sizi tedirgin etmesin.

Biz işe iade davasından sonra ödenmeyen ücretlerin tahsili için evvela ilamsız icra takibi yapıyoruz ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutuyoruz takip talebimizde. Zira olası itiraz halinde itirazın iptali davasında bilirkişi tarafından daha yüksek bir meblağ hesaplanırsa takip talebimizdeki alacak miktarını artırıp yeni bir ödeme emrini(icra emri) işverene tebliğ ediyoruz. Sizin durumunuz da benzerlik taşıyor. Tanıklar dinlendikten sonra bilirkişi vasıtasıyla 'işe başlatılmama' tarihindeki emsal ücret(muhtemel zam da dahil) baz alınarak yeni bir hesaplama yapılacak ve ödenmeyen kısım üzerinden yeni bir hüküm tesis edilecek. Söz konusu yeni mahkeme kararını icraya koyarak rahatlıkla alacağınızı tahsil edebilirsiniz.

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İşe iade başvurusu için 10 günlük süre ne zaman başlar? akrd61 Meslektaşların Soruları 5 12-01-2016 15:28
Şikayet süresi ne zaman başlar? Av. Yavuz Şahin Meslektaşların Soruları 4 25-08-2013 00:57
aihm başvuru süreci ne zaman başlar hüsnü gökulu Meslektaşların Soruları 3 25-07-2011 21:54
Dava yenilemesi süresi ne zaman başlar av.araf Meslektaşların Soruları 12 16-10-2009 15:39
Sigortalılık süresi ne zaman başlar? Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 1 23-01-2008 12:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10572004 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.