Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

4320-Resmi Nikahı Olmayan Kadının Şiddetten Korunmaya Hakkı Yok Mu?

Yanıt
Old 20-01-2007, 13:09   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan 4320-Resmi Nikahı Olmayan Kadının Şiddetten Korunmaya Hakkı Yok Mu?

Merhabalar,

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda değişikik tasarısı kamuoyunda çokça tartışma yarattı.

Tasarı mevcut yasanın uygulamasında oluşan bazı tereddütleri gidermeyi amaçlasa ve bazı iyileştirmelerde bulunsa da şiddete ilişkin olarak kararlı bir hükümet politikasının henüz oluşmadığını gösterir biçimde tartışılmaktadır.

Hükümetin bu tutumunu,muhalefet de başka gerekçeler ile desteklemektedir.

1.Sonuç: Kadına yönelik aile içi şiddetten resmi nikahlı eşler korunacak.Boşanma sonrasında kadınlar korunmayacak.
Tersine yorum:Resmi evlilik içinde olmayan kadınlar şiddetten korunma hakkına sahip değil.

2.Sonuç:Resmi evlilik birliğinin sözkonusu olduğu vakalarda şiddet uygulayan 4320 sayılı yasa gereği yaptırımlarla karşılaşabilir

Tersine yorum:Öyle ise nikahsız birliktelik :şiddet uygulayan erkeklere daha çok avantajlar sağlamaktadır.

Oysa biliyoruz.Değişik sebeplerle resmi nikahı olmadan birlikte yaşayan aileler var.Bu şekilde kurulmuş ve aile olarak kabul edilmiş birliktelikler görmezden gelinmeyecek kadar çok.

Taraflar nikah akti yapmadan bir arada yaşamayı ve bir aile kurmayı tercih etmiş olabilirler veya çok kez erkeğin resmi bir evliliği sürerken diğer başka bir (veya daha fazla)kadınla aile gibi yaşama şekli sözkonusu olabilir.

Çok eşlilik durumunun pek çoğunda , kadın bu ilişkiye çeşitli sebeplerle zorlanmaktadır.

Sözün kısası,yasaca düzenlenmemiş bir fiili durum vardır ve şiddet ,evlilik cüzdanı olan evlere değil,her eve uğrama ihtimali içermektedir.

Amaç kadını aile içi şiddetten korunmak ise,medeni durumlarına bakılmaksızın bütün kadınları şiddetten koruyacak önlemlerin alınması gerekmektedir.
Aksine durum kadınlar arasında da büyük bir ayrımcılık olarak değerlendirilmelidir.

Son söz:Şiddetten korunmak temel bir haktır ve ve kadınlar medeni durumlarına bakılmaksızın bu haktan kararlı biçimde yararlandırılmalıdır.Evli olmayan,boşanmış veya resmi nikahı olmayan kadınlar arasında bir ayrım yapılmamalıdır.

Öncelikle hükümet politikalarının bu amacı benimsemesi ve gereken yasal düzenlemeyi buna uygun yapması gereklidir.

Saygılarımla
Old 20-01-2007, 14:09   #2
ragıp

 
Varsayılan

Nikah, evliliği kabul eden iki tarafın memur önünde evlenme iradelerini açıklamalarıdır. Bu nedenle, tek bir nikah vardır. Bu nikahın resmisi gayrıresmisi; dini, dini olmayanı vs. olmaz.
Öncelikle, hukukçu gibi düşünüp kavramları yerleştirmekte yarar var. Resmi nikahlı olmayan demekle, bu ilişkiye meşruiyet kazandırmak bana ters geliyor.
Old 20-01-2007, 18:19   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Ragıp,

Konumuz 4320 sayılı yasa düzenlemesi ve tasarısı.

Bu düzenlemeye göre kadınlar medeni durumlarına göre ayrımcılığa tabi tutulmakta ve bazı kadınlar şiddetten korunmamaktadır.

Bu konudaki görüşlerinizi rica ediyorum.

Saygılar
Old 20-01-2007, 18:31   #4
ragıp

 
Varsayılan

Sayın kayar
bu konudaki görüşlerim belli. Kendinde bir güç hisseden hiç bir bireyin,daha güçsüz hissettiği diğer bireyler üzerinde bu gücünü kullanmasını kabul edemem.
Bu erkeğin kadın üzerinde baskısı olur, patronun işçi üzerinde baskısı olur, ebeveynlerin çocuk üzrinde baskısı olur vs.
Şiddet uygulama konusundaki görüşlerim bu. Hukukçu olarak, Ailenin Korunması Kanunu na da karşı olduğu belirtebilirim. Sizin de belirttiğiniz gibi, Türkiyede aile, yalnızca Nikahlı eş ve nesebi düzgün çocuklardan oluşmuyor. Biredne fazla kadınla birlikte yaşayıp nesebi düzgün olmayan çocukların da aynı çatı altında olduğu binlerce aile var. Ya da nikahsız olarak birlikte yaşayan insanlar var. Ne yazık ki, bunlar aile kapsamı dışında tutuluyor.
Taşrada olanlar bilir. Çay bahçelerinin bir bölümünde "aileye mahsustur" diye yazar. Oraya bir baba, oğluyla gitse oturamaz. Bizim yasalarımız da böyledir işte.
karısını döven erkeğin cezalandırılması için kanun çıkarır. Ama nikahsız olarak birlikteyse? Onu gerçekten seviyorsa? Kadın erkek için gerekirse Kendi ailesini terkederek adamla beraberse ve onu canı gibi seviyorsa?
Olma nikah yok o aile kapsamının dışında. ben devlet olarak onu korumuyorum. Böyle bir mantığı savunmanın haklı tarafı var mı?
ceza kanununa birmadde koyarsın. Şiddetin cezası şudur. Eğer bu şiddet aile efradından,birlikte yaşanan ya da himayesi altında bulunduğu kişilere karşı işleni,rse cezası bilmem ne kadar artar. Bu kadar basit
Old 22-01-2007, 00:22   #5
asiyeöngü

 
Varsayılan

Önlem, şiddete karşıdır. Ailenin korunması yasal oluyorda. Kırmızı defterleri yok diye, başka beraberliklerde neden koruma sağlanmıyor. Demek oluyor ki, kırmızı defteriniz yoksa yandınız. Ne mutlu ayrıcalıklı olanlara, 4320 sayılı kanun, insana değer verilerek hazırlanmış olsaydı adı 4320 sayılı insan'a değer veren, nikahlı, nikahsız ayırımı yapmadan kadın, erkek ve çocuk olarak hepsini kapsamına alan ve koruyan kanun olurdu.


Saygılar
Old 22-01-2007, 09:03   #6
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Kayar'ın endişesine katılmamak ( her zamanki gibi ) mümkün değil.

Ailenin Korunmasına dair Kanun'da evlilik birliği dışındaki ilişkilerin tanınmamasının temel gerekçesi devletin dini nikah konusuna ilişkin politikasıdır. Evlilik dışı "aile gibi" birlikler bu yasa kapsamına alınsa idi, dini nikah politikasına tamamen ters düşülecek ve uygulamada bir çelişki doğacaktı. Elbette ki, burada, dini nikah olmadan birarada yaşayanların varlığından söz edilebilir. Ancak, yasada dini nikahlı - dini nikahsız ayrımı yapmak büsbütün hukuki bir garabet olacaktır.

bu durumda :

a) Dini nikah politikası değişecek
b) Evlilik dışı birliklerdeki şiddet ceza yasasında düzenlenecek.

Dini nikah benimsenmediğine göre evlilik dışı birlikteliklerde ceza yasası elimizde kalıyor.

Saygılar.
Old 22-01-2007, 16:08   #7
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Kadını koruyalım derken yanlış yapıyor olmayalım. Bu aile kavramına yönelik getirilen düzenleme. Böylece eskiden darp edildim diyerek karakola gelen evli kadına polis "biz senin evinin içine karışamayız, git barış kocanla, aile meselesi bu" diyemiyor.

Bunun dışında evli olmayanlar için karakola müracaat edildiğinde evlilik koruma kalkanı gibi şiddet gösteren lehine ileri sürülemiyordu ki zaten , düzenlemeye nikah birliği olmayanları da dahil etmek için uğraşalım. TCK koruması dün de vardı, bugün de var.

Saygılarımla...
Old 22-01-2007, 17:06   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhaba,

Sorunun başlangıcı yasanın adının Ailenin Korunmasına Dair Kanun olması ile çok yakından ilgili sanırım.

Dünya gelişmesi ile neredeyse eş zamanlı çıkarılmış yasanın amacı kadının şiddetten korunmasını amaçlıyordu.Başkaca ülkelerde benzer yasaların adı Koruma Kararı,Geri Durma Kararı gibi adlandırılmışken bizde Ailenin Korunması adını almıştır.

Saygılar
Old 23-01-2007, 21:01   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Ragıp,

Susarsanız ne düşündüğünüzü anlayamayız.Yazarsanız sevinirim.

Saygılar
Old 23-01-2007, 22:03   #11
A.Turan

 
Varsayılan

Saygıdeğer Kayar, görüşleriniz olması gereken hukuk yöntemi açısından doğru olmakla birlikte biliyorsunuz ki tek eşlilik kuralı bir "Devrim Kanunu" kuralıdır. Devrim kanunlarına aykırı yasa yapılması anayasaya aykırıdır. Bilindiği gibi 1982 anayasası devrim kanunlarıı koruma altına alırken dolaylı olarak bu yoruma ulaşılmaktadır. Bu nedenle resmen evli olmayan evli gibi yaşayan aileleri devletin aile gibi kabul etmesi mümkün değildir. Hatta burda sadece dini nikahla birlikte yaşam değiy nikahsız birlikte yaşamda da durum aynıdır.
O halde ne olacak? Şiddeti nasal engeleyeceğiz?
Benim kanaatimce ailenin korunması hakkındaki kanunda öngörülen yaptırımları içeren bir düzenleme ile kabahatler yasasına ek yapılmalıdır. Bu durumda kadına şiddet uygulayana orada ön görülen aptırımlar birebir uygulanabilir. Bunu yapmak hiç zor değil hatta çok kolay olur ve devrim yasalarına da aykırı olmaz. Saygılarımla.
Old 23-01-2007, 22:25   #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Turan

Kadını şiddetten korumaya niyetli olan irade,kadının nerede şiddet gördüğüni de araştırmalıdır.

Aile üyelerinden gelen şiddete karşı (olası veya gerçekleşmiş) önlem alma ile devrim kanunu arasında bir ilişki yoktur.Olsa olsa insan hakları ile çok yakındn bağlantılıdır.

Burada ne çok eşliliğe bir övgü ne de nikahsız yaşamaya çağrı vardır.Burada şiddet uygulayanlar ve şiddet görenler açısından ayrımcılığa bir eleştiri vardır.

TCK dışında:

Örneğin:şiddet uygulayan eş aleyhine ,resmi nikahlı ise 4320 yaptırımları uygulanabilecek,evli değilse uygulanamayacatır.

Aynı örnek,kadın içinde geçerlidir.Evli ise korunacak,evli değilse korunamayacaktır.

Boşanmış eş şiddet uygularsa aleyhine yaptırım olmayacak,boşanmamış eş aleyhine yaptırım uygulanacaktır.

Örnekleri çoğaltmak mümkün.Bu bir ayrımcılık değil midir?.Koruma kararı adı üzerinde acil korumayı amaçlar.Kesin hüküm değildir.

Koruma kararı taraflar arasında kurulmuş veya kurulmamış hukuki ilişkinin hak ve sonuçlarını değiştirmeyecektir.

Koruma kararını gereksinimi olan bütün kadınlara sunmanın kimseye zararı yoktur.

Yararı ise,insan haklarının gerçekleşmesidir.

Saygılar
Old 24-01-2007, 09:36   #13
ragıp

 
Varsayılan

Susmaktaki amacım, tartışmanın boyutu ile ilgili. Elbette herkesin görüşlerine saygım var. Ancak bazı kavramları birbirinden ayırmak gerekir.
1- Öncelikle nikah konusunda görüşüm belli. Çeşit çeşit nikah kavramını kabul edemiyorrum
2-Aile yalnızca nikah ile oluşan bir kavram değildir.
3- Yalnız kadına değil, aile içersinde diğer bireylere karşı da şiddet uygulanmasını kabu edemem.

Şimdi tartışmakonusu, Ailenin korunması kanunu. Burada korunması gereken aile miyoksa aile bireylerinin şiddetten korunması mı?
Geleneksel aile, devrim kanunları,imam nikahını engelleme gibi bahanelerle, aile kavramının korunduğu, eğer, aile içersine nikahsız birlikteliklerin de sokulması kanunun genel yapısına aykırı olduğu iddia edilmektedir. Bunun bir geriye dönüş de olduğu iddia edildi mecliste. Bunun bir demagoji olduğunu da ben iddia ediyorum.
Bu kanun çıkarılırken amaç, aile bireylerinin şiddetten korunması değil, geleneksel aile yapısını meşru ve tek seçenek olarak sunmaktır. Nitekim, aile dışı bireylere şiddeti kapsam dışında bırakmakta. Hadi nikahsız eşi bir kenara koyalım. Evllik dışı çocuklarda mı yasal koruma dışında olacak?
Bence, yasa düzenlenirken, esas sorunun şiddet olduğunu ortaya koymak gerekir. Yani maksat üzüm yemek mi bağcı dövmek mi anlaşılsın.Eğer sorunu, şiddetin önlenmesi olarak kabul ettirebilirsek, yasanın adı dahil olmak üzere pek çok şey değişecektir. Bireylerin şiddetten korunması için yapılacak düzenleme, iddia edildiği gibi, nikahsız birliktelikleri teşvik etmeyecektir. Aksine herhangi bir nedenle evlilik dışı yaşıyan insanlar ve özellikle bu ilişkiden doğan çocuklar da korma altına alınacaklardır.
Ancak yasa bu haliyle kalırsa ne yazık ki, Sayın Demirel'in de dediği gibi "Ne yapalım bu kadını değil aileyi korumakla ilgili bir düzenleme" diye pek çok kadın ve çocuk karakol kapısından geri dönecektir.
Old 24-01-2007, 12:30   #14
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Ragıp,
İlginiz için teşekkür ederim.

Görüldüğü gibi kadınlar her durumda şiddet görüyor.
Uygulamada karakollarda :şiddet nedeni ile şikayetçi olduğunda ,aile içine karışmayız,olur böyle şeyler,uzlaştıralım mantığı ile şiddet uygulayan aileye tekrar teslim edilebilmektedir.Kadın şiddet ortamına geri gönderilmektedir.

Ola ki şikayet kayda geçti,evrakların savcılığa gönderilmesi çok uzun zamanları alıyor.
Bir dosyamda bıçaklanan kadın için 6 ay sonra koruma talebi nedeni ile başvuru yapmıştık.Aile hakimi olay yeri karakoluna yazı yazdı.Bu konuda koruma kararı varmı,varsa mükerrer karar olmasın niyeti ile.Karakol evrakları henüz savcılığa göndermemişti.

Yani kadınlar evli diye de korunmuyor.

4320 kapsamının bu şeklide nikahsız birliktelikleri dışlayacak şekilde düzenlenmesi tasarısı sayesinde nikahsız kadınlar da korunmayacak.

Kadınlar şiddetten nasıl korunacak?

Saygılar
Old 24-01-2007, 13:00   #15
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Ancak yasa bu haliyle kalırsa ne yazık ki, Sayın Demirel'in de dediği gibi "Ne yapalım bu kadını değil aileyi korumakla ilgili bir düzenleme" diye pek çok kadın ve çocuk karakol kapısından geri dönecektir.


Sayın ragıp,

Ben alıntıladığınız şekilde bir şey söylemedim.

Şiddetin suç tanımı ve cezai yaptırımının karşılığı TCK da vardır , eskiden de vardı, şimdi de var dedim.


Alıntı:
Uygulamada karakollarda :şiddet nedeni ile şikayetçi olduğunda ,aile içine karışmayız,olur böyle şeyler,uzlaştıralım mantığı ile şiddet uygulayan aileye tekrar teslim edilebilmektedir.Kadın şiddet ortamına geri gönderilmektedir.


Sayın Kayar,

İşte bu yüzden "nikahlı" olanın yasa korumasına ihtiyacı vardı.

Saygılarımla.
Old 24-01-2007, 13:14   #16
ragıp

 
Varsayılan

Alıntı:
Kadını koruyalım derken yanlış yapıyor olmayalım. Bu aile kavramına yönelik getirilen düzenleme

Sayın Demirel bu sizin yazdığınız cümle
Alıntı:
Şimdi tartışmakonusu, Ailenin korunması kanunu. Burada korunması gereken aile miyoksa aile bireylerinin şiddetten korunması mı?
Bu da benim yazımdan alıntı. Benim vurgulamak istediğim, Bu kanun, aileyi mi yoksa şiddete maruz kalan bireyi mi koruma amacı gütmektedir sorusunun yanıtlarıdır.
İşte bu yüzden nikahlı kadının korunmaya ihtiyacı olduğu kadar, aynı sebepten ve hatta daha fazla sebepten diğer bireylerin de korunmaya ihtiyacı vardır
Old 24-01-2007, 13:53   #17
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Ragıp bey,

Mevzuatımız bireyleri şiddetten korumamakta mıdır?

Tartışma konusu yasa, Ailenin Korunmasına Dair Kanun.

Benim ne dediğimi boşvereceğim şimdi de, yani siz demeye başladınız ki; "Ailenin Korunmasına Dair Kanun" da, yalnızca nikahlı eş korunuyor, diğer bireyler (? bunu lütfen açınız) korunmuyor, oysa korunmaya ihtiyaçları var, öyleyse hane içinde yaşayan diğer bireyler de dahil olsun ve korunsun.

Böyle mi demek istediniz?

Böyle demek istemediyseniz ne demek istiyorsunuz, ben anlamadım.

Zira ilk seçenekte Habibe hanımla, diğer seçenekteyse benimle hemfikir olmanız sözkonusu oluyor.

Her durumda bizim için değişiklik olacaktır...
Old 24-01-2007, 15:40   #18
ragıp

 
Varsayılan

Mevzuatımız bireyleri şiddetten korumakta mıdır?
Old 24-01-2007, 21:49   #19
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın ragıp,

Siz sorularımı yanıtlarsanız, ben de memnuniyetle sizin sorularımı takip eden sorunuzu yanıtlarım.

Saygılarımla.
Old 24-01-2007, 22:32   #20
ragıp

 
Varsayılan

Sayın Demirel
benim iletilerimde ne dediğim çok açık.Böyle mi demek istediniz sorusuna gayet net olarak evet diyorum. Kelime oyunu yapmıyorum. Dikkat ederseniz, öncelikle düşündüklerimi yazarak foruma ileti yazdım. Kimseye de soru sormadım. Türkiyede, bireyin şiddete karşı korunmadığı konusunda inancım devam ediyor.Bu ceza kanunundaki müessir fiillerden tutun da şiddetin yorumunaHer ne kadar sayın kayar'ın uzmanlık alanındaysa da şunu sorayım.
Hiç eşiyle zorla ilişkiye girip de ceza alan insan gördünüz müÜ Böyle bir mahkeme kararı hatırlıyor musunuz?
Old 25-01-2007, 09:37   #21
av.sevdacan

 
Varsayılan

zevkle okudum. tartışmanızdaki düzey için yazan tüm arkadaşları yürekten kutluyorum

yorumlarınızın haklı tarafları var ve kimi yerleri birbirini tamamlıyor gibi algıladım.

konuyla ilgili görüşlerimi dile getirmek istiyorum. şiddetten korunacakların bordo cüzdan almış olanlar dışında kalanları da kapması için kesinlikle "kanun" başlığının değişmesi lazım. ailenin korunması dendiğinde bordo cüzdan taşımayan bir kesime göre çokeşli, bir kesime göre uzatmalı birliktelik diye tanımlansın; sonuçta t.c.'nin mevzuatına göre aile kavramına girmeyen sosyal kavram bunlar.

bu kavramlara meşruiyet kazandırmak istenmiyorsa öngörülen başlığın "kadının korunmasına dair kanun" olarak değiştirilmesi ve buna göre düzenleme yapılması gerekmektedir.

kadının fiili durumuyla ilgili böyle bir ayırımın yapılması uygulamada umut edilen pratik yararı sağlamayacaktır. nedir pratik yarar? "KADIN" ın korunmasıdır bana göre. aileyi korumak için başka düzenlemelere gidilsin ! neden aile ibaresiyle sınırlama getiriliyor. kaos kavram kargaşasından doğuyor.

sevgiler.
Old 25-01-2007, 12:27   #22
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

"KANUN NO: 4320

AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN

Kabul Tarihi: 14 Ocak 1998

Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 17 Ocak 1998 - Sayı: 23233

5.t. Düstur, c.37 - s.


Madde 1 - Türk Kanunu Medenisinde öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, (Değişik ibare: 4787 - 9.1.2003 / m.9) "Aile Mahkemesi Hakimi" re’sen meselenin mahiyetini gözönünde bulundurarak aşağıda sayılan tedbirlerden, bir ya da bir kaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başkaca tedbirlere de hükmedebilir."

Bu maddeden de anlaşılacağı üzere yasanın başlığının değiştirilmesi ( kadının korunmasına dair kanun) teklifi, yasa metninde de uyarlama gerektirecek ve çocukları ve diğer eşi dışarda bırakma riski taşıyacaktır.

Ruh ve beden bütünlüğünü korumak tüm insanlar için vazgeçilemez bir haktır. Bu akkın korunmasına ilişkin düzenlemeler "aile kurumu" çerçevesinde bu yasada yapılmak istenmiştir. ( Becerilebildi mi , bu ayrıca konuşulmalı elbette.) Bu yasaya evilik dışı ilişkilerin de dahil olması daha önce de belirttiğim gibi bir politik tercihtir. Dolayısıyla, yasanın değişmesi için önce bu tercihin değişmesi gereklidir.

Yasa koyucunun bu tercihinin yakın zamanda değişmeyeceğini düşünüyorum. Bunun sebepleri de hepimizce malumdur, sanırım. Bu durumda, daha pragmatik davranılmalı belki de. Kadınların şiddeti görme biçimlerinin tam ve doğru analizi tüm dünyada yapılmıştır, bu yeni bir bilgi değil. Bu bilgiler ışığında gerekiyorsa ceza yasasında ek düzenlemeler yapılmalı ya da ayrıca kadının korunmasına dair bir yasa önerisi üzerinde durulmalıdır.

Bunlar, kadına kaşı şiddetle ilgili pansumanlar olarak düşünülmeli, bence. Zamanımız ve toplumumuz için daha radikal olan ve salt bu nedenle daha uzun süre isteyen "aile"nin yeniden tanımlanması çabaları elbette sürdürülmelidir.

Saygılar.
Old 25-01-2007, 14:47   #23
A.Turan

 
Varsayılan

Sayın IŞıl Yılmaz'ın görüşlerine katılıyorum.
Old 25-01-2007, 18:11   #24
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Uluslararası sözleşmelere imza atan hükümetler, tercihleri konusunda bir güvence vermiş bulunmaktadırlar.En azından bu sözleşmelere aykırı davranmamak yükümlülüğündedirler.

Kadına yönelik ayrımcılık ve en büyük ayrımcılık olan şiddet konusunda taraf olduğumuz bu sözleşmeler göstermelik değil ise, gereğini beklemek bir hak,gereğini yapmak da bir zorunlu görev olmaldır.

Anayasa md.90 :Sözleşmelerin iç hukuk normu haline geldiğini ve iç hukukla sözleşmelerin çatıştığında sözleşmelerin uygulanacağını belirtiyor.

En önemli dayanak budur.

Nasıl ki Çocuk Hakları Sözleşmesi sadece nüfusa kayıtlı çocukların sözleşmesi değilse

CEDAW(Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi) da sadece evli kadınların sözleşmesi değildir.


Saygılar
Old 25-01-2007, 18:59   #25
A.Turan

 
Varsayılan

Sayın Kayar'ın bütün haykırışlarına içtenlikle katılıyorum.
Kanaatimce ailenin korunması dışında kadınlara şönelik ayrımın ve şiddetin ortadan kaldırılmasına dair kanun çıkartılmalıdır.
Old 08-06-2007, 12:41   #26
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Olumlu

Ankara 5. Aile Mahkemesi, sevgilisinden ayrılmak istediği için tacize uğrayan kadını korumaya aldı.

Bir kamu kurumunda çalışan 1 çocuk annesi Hatice S. eşinden boşandıktan sonra kendisine ait evde işadamı Fehmi E. ile nikahsız yaşamaya başladı. Bir süre sonra çiftin arasında anlaşmazlık çıktı. Hatice S, sevgilisi Fehmi E’ye ayrılmak istediğini söyledi. Ancak Fehmi E. bunu reddetti. Kadının evine ve işyerine giderek taciz eden Fehmi E. işyeri çıkışında Hatice E’ye tokat attı. Hatice S. Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe vererek şikayette bulundu, ancak bir sonuç alamadı. Bunun üzerine "Ailenin Korunması Kanunu"ndan faydalanmak için aile mahkemesine başvuran Hatice S’yi hákim haklı buldu.



Şikayeti değerlendiren 5. Aile Mahkemesi Hákimi Şerafettin Şanver, Fehmi E’nin, Hatice S’nin evine ve işyerine 100 metreden fazla yaklaşmasını, iletişim araçlarıyla aramasını yasakladı. ilk kez nikahsız çift hakkında da uygulanmış oldu. Tedbire yönelik olduğu için temyiz aşaması olmayan bu karar, örnek niteliği taşıyacak. Tacizci sevgili yasağa uymazsa tutuklanacak ve 3 aydan 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanacak.

http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6669758.asp?gid=159
Old 09-06-2007, 02:45   #27
ragıp

 
Varsayılan

Bizim okulda anayasa hukuku nun beylik sorusu
"kanunilik ile hukukilik rasındaki farkları yazın" idi. Bu sorudan bıkmadınız mı? Her sınavda aynı soruyu soruyorsunuz dediğimizde:
" Bunu bilmeyen kişi ağzıyla kuş tutsa hukukçu olamaz" yanıtını almıştık.
Sayın kayar'ın eklediği kararı okuyunca aklıma geldi. Bu kararın kanuna uygun olup olmadığını günlerce tartışabiliriz. Bence de bu haliyle düzenlenmiş kanuna aykırı. Ama hukuki bir karar. hakimi kutlarım. Hukukçu tavrını koymuş.
Old 09-06-2007, 11:42   #28
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Ragıp

Bu karar hem kanuna hem hukuka uygundur.

Ama önce kanun kavramını doğru anlamak gerekmektedir.

Anayasa md.90 usulüne uygun olarak kabul edilen ve yayınlanan uluslararası sözleşmelerin iç hukuk normu halini aldığını ve hatta var olan ulusal yasa ile çatışma halinde sözleşmelerin doğrudan uygulanacağını emrediyor.

Bu haliyle uluslararası sözleşmeler iç hukuk düzenlemesidir ve doğrudan uygulanabilme ve talep edilebilme özelliği taşımaktadır.

En basit hali ile özgürlük ve güvenlik hakkı,aile hayatının korunması hakkı, yargılamanın her aşamasında gözetilmek zorundadır.

Belirttiğim gerekçeler ile temel insan haklarının bu karar ile korunmuş olduğunu düşünüyor,uygulamanın yaygınlaşması gerektiğini öneriyor ve hem hukuka,hem de kanuna uygun olarak oluşturulmuş kararı veren hakimi kutluyorum.


Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadının Hakkı Var Mı? Gemici Kadın Hakları Çalışma Grubu 1 17-01-2010 17:28
Yargıtay, imam nikâhı yapmış bir çifti evli sayan mahkeme kararını bozdu Y£LİZ Hukuk Haberleri 8 02-11-2009 18:22
Tapuya Kayıtlı olmayan taşınmaz satışı sonrası Şufa Hakkı Burak Demirci Meslektaşların Soruları 2 19-01-2007 16:26
Onlar Kadını Şiddetten Nasıl Koruyorlar? Dünyadan Örnekler: Merhaba Kadın Hakları Çalışma Grubu 4 19-12-2006 11:07
Korunmaya daha muhtaç olduğu halde Kadınların çığlıklarına Neden Toplum Kulak Kapatır hükümsüz1621 Kadın Hakları Çalışma Grubu 13 28-11-2006 16:37


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06247902 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.