Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

mirastan ıskat

Yanıt
Old 03-10-2006, 21:52   #1
Av.Barış

 
Karar mirastan ıskat

merhaba arkadaşlar.bugün bir adli yardım dosyası aldım.bana gelen dosyadaki müvekkil çocuklarının kendisine bakmadığını kendisini terkettiğini anlattı ve elinde olan tek evinde onlara miras olarak geçmesini istemiyor.sadece torunuma geçsin diyor.mirastan ıskat işlemi nasıl yapılır bir bileniniz varmıs acaba?
dava yoluylamı istenir yoksa vasiyetname ile de bu işlem yapılabilir mi?
Old 03-10-2006, 22:23   #2
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Av.Barış,

Yalnız başına "aile görevlerinin yerine getirilmemesi" , uygulamada mirastan ıskat sebebi olarak kabul edilmemekte, yasanın lafzında geçen "önemli bir surette" şeklinde nitelendirilebilecek ağırlıkta tutum ve davranışlar aranmaktadır (m.510/2)

Bunun dışında ,aynı maddenin ilk fıkrasında başka bir neden daha bulunmakta, burada ise "ağır bir suç işleme" aranmaktadır. Cana kast bunun en güzel örneği. Ama Yargıtay'ın bir kararında "hakaret" nedneiyle alınmış bir ceza mahkumiyetinin de kabul gördüğüne rastladım.

İlgili madde metinlerini ve iki içtihadı ekliyorum.

Saygılarımla...



Türk Medeni Kanunu:


Alıntı:
Madde 510 - Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.



Alıntı:
Madde 511 - Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.

Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.

Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.




Alıntı:
Madde 512 - Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.

Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.

Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
Old 03-10-2006, 22:24   #3
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

HD 01, E: 2002/004200, K: 2002/004921, Tarih: 17.04.2002
[*]BAĞIŞTAN DÖNME

Basit olayları rücu nedeni kabul etmek, bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın baskısı altında tutmak sonucunu doğurur. Bu nedenle bağıştan rücu istemiyle açılan bir davada, olayların nitelikleri, kapsamı ve özellikle önem dereceleri gözetilerek delillerin değerlendirilmesi gerekir.

(818 s. BK. m. 244/2) (4721 s. MK. m. 510) (743 s. MK. m. 457)

(YHGK. Kararı-14.5.1976 tarih ve 1974/1-772 E., 1976/2065 K. s.)

Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı; oğlu olan davalıya dava konusu 259 ve 2331 parsel sayılı taşınmazlarını bağışladığını, ancak davalının rızası dışında iki adet ineğini sattığını ve parasını da vermediğini, haberi olmaksızın ev eşyalarını alarak evini boşalttığını ve taşındığını, ağır hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, evlatlık vazifelerini yerine getirmediğini belirterek, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava BK.nun 244/2. maddesine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir. BK.nun 244/2. maddesi "bağışlamadan yararlanan kişi, bağışlayana veya ailesine karşı kanunen yükümlü olduğu görevleri ehemmiyetli surette ihlal eder ise, bağışlayan bağıştan rücu edebilir" hükmünü getirmiştir. Yasa koyucu, aile görevlerinin yerine getirilmemesini başlı başına bir rücu nedeni saymamış "ehemmiyetli bir surette" riayetsizliği öngörmüş, böylece mirastan is-kat nedenlerini burada da tekrarlamıştır. (MK.nun 510) O halde, 244 maddenin 2 bendi, Medeni Kanunun 510. maddesinin (eski 457) özü ve kapsamı itibariyle bir tekrardan ibarettir.

Bu görüş ilmi içtihatlarla ile belirtilmiştir. (Alfret Marten, BK. şerhi, 319; Prof. Feyzi N. Feyzioğlu, Borçlar Hukuku, 1962, S.173) O halde, bağıştan dönme nedeniyle mirastan iskat nedenlerinin bir arada incelenmesi zorunluluğu vardır.

Hukuk Genel Kurulu'nun 14.5.1976 gün, 1974/1-772 esas, 1976/2065 sayılı kararı da aynı doğrultudadır. Gerçekten basit olaylar rücu nedeni kabul etmek bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın baskısı altında tutmak sonucunu doğurur. Aksine bir düşünce, yasa koyucunun BK.nun 244 ve MK.nun 510. maddeleri ile takip ettiği amaca aykırı düşer. Bununla da kalmaz, hak duygularını zedeler ve irade serbestisini de büyük ölçüde kısıtlamış olur. Onun için olayların nitelikleri, kapsamı ve özellikle önem dereceleri gözetilerek delillerin değerlendirilmesi gerekir.

Dosya içeriği ve toplanan deliller, yukarıda değinilen ilke ve olgulara göre değerlendirildiğinde: BK.nun 244/2. maddesindeki rücu koşullarının gerçekleştiğinden sözedebilme olanağı yoktur. Davalı oğulun davacı annesine karşı olan görevlerini önemli ölçüde yerine getirmediği kanıtlanmış değildir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle kabul edilmesi isabetsizdir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.4.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Kaynak=YKD Haziran 2003 Sayfa 867
Old 03-10-2006, 22:24   #4
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

HD 01, E: 2004/001670, K: 2004/002671, Tarih: 11.03.2004
[*]TAPU İPTALİ VE TESCİL[*]BAĞIŞTAN DÖNME

Bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davalı oğulun babası olan davacıya hakaret suçundan Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile mahkum olduğu gibi, davalının çeşitli zamanlarda babasına hakaret içeren sözler sarf ettiği, aralarında birçok dava ve çekişme bulunduğu tanık anlatımları ve dosya kapsamından anlaşıldığına göre; davacı bakımından MK.nun 510. maddesine atfen BK.nun 244. maddesi hükmü gereğince bağıştan rücu koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.

(4721 s. MK. m. 510) (743 s. MK. m. 457) (818 s. BK. m. 244)

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki bulunduğu 60 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını davalı oğluna bağışladığını, davalının kendisine hakaret ve tehditte bulunduğunu Borçlar Kanununun 244. maddesinde öngörülen bağıştan dönme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek; tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı, dava konusu taşınmazın alımında kendisinde katkısı bulunduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Borçlar Kanunun 244. maddesinde öngörülen bağıştan rucü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR

Dava, bağıştan rucü nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden toplanan delillerden; çekişmeli 60 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının davacı tarafından 01.11.1996 tarih 7327 yevmiye nolu akitle davalıya bağış yoluyla temlik edildiği görülmektedir.

Dosyada mevcut Ödemiş Sulh Ceza Mahkemesinin 2000/884 esas 2001/141 karar sayılı ilamıyla davalının babası olan davacıya hakareti nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği sabittir. Öte yandan davalının, yine davacı olan babasına çeşitli zamanlarda hakaret ve tehdit içeren sözler sarfettiği, aralarında bir çok dava ve çekişmenin bulunduğu, tanık anlatımları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Ceza mahkumiyeti ıskat yoluyla ortadan kalksa dahi mahkumiyet olgusu davalının, babası olan davacıya karşı tutum ve davranışını ortaya koyması bakımından önemsenecek bir vakıadır.

Belirlenen bu olgular toplanan delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacı bakımından Medeni Kanunun 510 (eski 457) maddesine atfen Borçlar Kanununun 244. maddesi hükmü gereğince bağıştan ruca koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.3.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Kaynak=Corpus Arşiv & YKD Ocak-2005 Sf : 17
Old 03-10-2006, 22:47   #5
Av.Barış

 
Varsayılan

sayın av. sehper hanım mesajınız için teşekkür ederim.işime yarayacak ama olayın anlattığımdan biraz daha ayrıntılı ondan dolayı olayın derinliğine fazla inerek sizi rahatsız etmek istemiyorum.burada mk 510/2 maddesinde belirtilen aile hukukundan doğan yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması olgusunu kullanmayı düşünüyorum.burada benim asıl sorum şu;
acaba bu işlemi dava yoluylamı yoksa ölüme bağlı bir tasarruflamı yapmalıyım.ben burda biraz takıldım açıkçası.
cevap verirseniz çok memnun olurum.
teşekkürler
Old 03-10-2006, 22:59   #6
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Yasada bu konuda bir açıklamaya rastlamadım. Ama uygulamadan, ölüme bağlı tasarruflarla veya vasiyetname ile ıskat açıklamasının yapılabileceği anlaşılıyor.

En önemli unsur, ıskat nedeninin açıkça gösterilmiş olması. (Ki ıskat edilen ıskatın iptalini dava edebilsin) . Hangi sebebe dayanılarak ıskat hakkının kullanıldığının açık biçimde bildirilmesi, ıskat için aranan geçerlilik koşulu.

Bunun dışında ıskat edilene noter kanalıyla yapılacak bir bildirimle de bu hak kullanılabilir mi? Yanlış yönlendirmek istemiyorum ama, mümkün olmalı diye düşünüyorum.
Old 03-10-2006, 23:01   #7
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Bu arada, sadece murisin " telefonlarına çıkmamak, aramamak, geldiğinde kapıyı açmamak " şeklindeki bir davranış nedeniyle ıskatın geçerli kabul edildiğine dair bir karara da (karşı oylu) rastladım. Bilginize
Old 04-10-2006, 13:45   #8
Neslihan

 
Varsayılan

Sayın Av.Barış...
Sehper hanımın görüşlerine katılıyorum.kanunun da lafzından anlaşılan ıskatın ölüme bağlı bir tasarruf yoluyla gerçekleştirilebileceğidir.Yani en kolay çözüm vasiyetnameyle ıskat yoluna gitmek gibi görünüyor.Şu aşamada davalık bir husus yok.Vasiyetle ıskat yapılabilir.Yalnız ıskat nedenini mutlaka belirtmek durumundasınız.Ayrıca ıskat edilen, bu karara itiraz ederse ıskat sebebinin varlığını, çıkarmadan yararlanan kişinin ispat etmesi gerekmektedir.Saygılarımla....
Old 04-10-2006, 21:43   #9
nephilis

 
Olumlu

Alıntı:
Yazan Av.SEHPER
Yasada bu konuda bir açıklamaya rastlamadım. Ama uygulamadan, ölüme bağlı tasarruflarla veya vasiyetname ile ıskat açıklamasının yapılabileceği anlaşılıyor.

Mirasçılıktan çıkarma, bir ölüme bağlı tasarrufla yapılır.Buradaki tasarruf sözcüğünden kasıt hukuki işlemdir.Ölüme bağlı tasarrufların nasıl yapılacağı ise kanunda sınırlı sayma yoluyla açıkça belirtilmiştir.Bunlar vasiyetname veya miras sözleşmesidir.Mirasçılıktan çıkarma işlemi tek taraflı, karşı tarafın kabulünü gerektirmeyen, bozucu yenilik doğuran bir işlem olduğundan miras sözleşmesiyle değil, sadece vasiyetname yoluyla yapılabilen ölüme bağlı tasarruflardandır.Vasiyetname tanziminin şekil şartları ve unsurları TMK madde 532-544 arasında düzenleşmiştir.En kolay ve sağlam yolu Resmi vasiyetname şeklinde noter huzurunda yapılmasıdır.

Alıntı:
Yazan Av.SEHPER
En önemli unsur, ıskat nedeninin açıkça gösterilmiş olması. (Ki ıskat edilen ıskatın iptalini dava edebilsin) . Hangi sebebe dayanılarak ıskat hakkının kullanıldığının açık biçimde bildirilmesi, ıskat için aranan geçerlilik koşulu.

Evet en önemli maddi unsuru ıskat nedeninin açıkça gösterilmiş olmasıdır.Fakat bu sebebin gösterilmemiş olması ölüme bağlı tasarrufu tamamen ve kendiliğinden geçersiz kılmaz. Ölüme bağlı tasarruf hakim hükmüyle iptal edilene kadar, geçerli bir ölüme bağlı tasarrufun hüküm ve sonuçlarını doğurur.Kaldı ki dava yoluyla iptal edilse bile, iptale tabi olacak kısım iskat edilen davacının saklı payıyla sınırlıdır.Bunun dışında kalan kısım geçerliliğini korur.Yani burada getirilmiş olan koruma saklı payla sınırlıdır.Bu husus TMK madde 512 F.3 c.1 de belirtilmiştir.
TMK m.512'' ...çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.''

Alıntı:
Yazan Av.SEHPER
Bunun dışında ıskat edilene noter kanalıyla yapılacak bir bildirimle de bu hak kullanılabilir mi? Yanlış yönlendirmek istemiyorum ama, mümkün olmalı diye düşünüyorum.

Noterlik Kanunu madde 69'a göre''Noterler açık veya kapalı olarak verilen vasiyetnameleri saklarlar ve buna dair bir tutanak düzenlerler. Gerek bu suretle saklanan vasiyetnameleri, gerek noterler tarafından düzenlenen sair ölüme bağlı tasarrufları yapanların ölümü halinde bilgi verilmesi için, durumu bunların kayıtlı oldukları nüfus dairelerine yazı ile bildirirler.
Noterler, nüfus idaresi tarafından ölümün ihbarı veya resmi bir belge ile ispatı halinde, yetkili sulh hakimine verilmek üzere, dairelerinde saklı bulunan vasiyetnamelerin ve noterlikçe düzenlenmiş ölüme bağlı tasarruf senetlerinin onaylı örneklerini Cumhuriyet Savcılığına tevdi ederler.''
Vasiyetnameyi alan sulh hukuk hakiminin yapacağı işlemler ise TMK'nın Velayet, Vesayet Ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzükte gösterilmiştir. Bu tüzüğün 36.maddesine göre '' ...Vasiyetnamenin açılma gününü sulh hakimi tespit eder. Adresi bilinen mirasçılar, mahkemece uygun görülecek usul ile vasiyetnamenin açılacağı gün ve saat belirtilerek davet olunur.
Sulh hakimi, davet edilen günde gelen mirasçılar huzurunda vasiyetnameyi açar. Davete rağmen hiçbir mirasçı gelmemiş olsa dahi vasiyetname açılır.
Açılan vasiyetname okunur ve bu durumu tespit eden bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak hakim, zabıt katibi ve hazır bulunan ilgililerce imzalanır.''

Umarım yeterince açıklayıcı olmuş ve kafalardaki soru işaretlerini silebilmişimdir.
Saygılar...

Old 02-12-2009, 10:58   #10
av. hamza nuh özer

 
Varsayılan mirastan çıkarma davası konulu bir soru

Mahfuz hisseli mirasçıyı ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarmak mümkün. Ancak bu durumda mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirasçının ölümü ile durumdan haberdar olmaktadır. Bu durumu bertaraf etmek için açılan davada ise tasarrufta bulunan mirasçının iradesini doğrudan doğruya denetlemek mümkün değildir. Miras bırakanın hayattayken mirasçılıktan çıkaracağı kişiye karşı açabileceği bir dava var mı? Çünkü böyle bir davada taraflar hayattayken yapılacak yargılama ile değerlendirmeler daha sağlıklı olacaktır.
Old 05-10-2010, 08:37   #11
SOFTWARE

 
Varsayılan

Sn. av. hamza nuh özer
''Miras bırakanın hayattayken mirasçılıktan çıkaracağı kişiye karşı açabileceği bir dava var mı?'' sorunuza cevap verilmemiş olmasına üzüldüm. Şu an ben de aynı soruyu cevaplamaya çalışıyorum. TMK 512. madde yorumlandığında ölüme bağlı tasarrufla yapılacakmış gibi anlaşılıyor, ya da ben öyle anlıyorum. Bu konuda fikri ve içtihat olan üyemiz varsa paylaşmalarını diliyorum...
Old 14-10-2010, 19:36   #12
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av. hamza nuh özer
Mahfuz hisseli mirasçıyı ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarmak mümkün. Ancak bu durumda mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirasçının ölümü ile durumdan haberdar olmaktadır. Bu durumu bertaraf etmek için açılan davada ise tasarrufta bulunan mirasçının iradesini doğrudan doğruya denetlemek mümkün değildir. Miras bırakanın hayattayken mirasçılıktan çıkaracağı kişiye karşı açabileceği bir dava var mı? Çünkü böyle bir davada taraflar hayattayken yapılacak yargılama ile değerlendirmeler daha sağlıklı olacaktır.

Medeni Kanun'un "Mirasçılıktan çıkarma" başlığı altında düzenlenen 510. maddesi çok açık: 510-I. Sebepleri "Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse."

Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını ancak ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarabilmektedir, sağlığında açacağı bir dava yoluyla mirasçısını mirasçılıktan çıkaramaz. Saygılarımla..
Old 16-11-2011, 11:34   #13
snmztkn

 
Acil

bizim durumumuz biraz daha karışık, acil yardım bekliyorum tüm meslektaşlarımdan.
müvekkilimizin alacaklı olduğu dosyanın yüksek miktarda borçlusu olan şahsın kendisine ait hiç bir şeyi bulunmadığından, müteveffa babasından intikal eden hisselerine haciz konmuştur. ancak babası bir vasiyetname bırakmış ve oğlunu mirastan ıskat etmiştir.(her yere borcu vardı, alacaklıları beni tehdit ediyordu, 2ay kanser tedavisi gördüm hiç ilgilenmedi gibi gerekçelerle)
vasiyet açıldı ve yeni hale göre alınan veraset ilamına göre (bizim borçlumuzun mirasçı olarak anılmadığı) gidip tapuda diğer mirasçıların işlem yapmaları durumu söz konusu. bizim bu aşamada acilen yapabileceğimiz bir şey var mıdır? (borçluya ait aciz vesikası yok)
Old 30-11-2011, 16:30   #14
Av.Şenol Saltık

 
Varsayılan

İntikal edecek hissenin haczi, borçlunun miras hukuku bakımından hak sahibi olması halinde geçerlilik kazanır. Medeni Kanunun 458. maddesi gereğince, ıskat edilen mirasçı müteveffadan önce ölmüş gibi kabul edilir ve onun hissesi ıskat edilen kişinin alt fürularına geçer. Sizin olayınızda ıskatın muvazaalı olma ihtimali yüksektir. Uygulamada bu tür işlemlerin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı görülmektedir.

Kanaatimce burada yapılması gereken ıskat işleminin iptali için dava açmak ve borçluya intikal eden hisselere tedbir koydurmaktır. Iskat işleminin iptali için açacağınız davada İcra Tetkik Merciinden bu konuda yetki almanız gerekecektir.

Tabii ki aciz vesikasına da ihtiyaç duyacaksınız. Ama, haciz tutanağında hacze yeter mal yoktur şeklindeki ifade de aciz vesikası sayılmaktadır. Bunu da haturlatırım.

Başarılar
Old 15-07-2012, 20:07   #15
av.sebahattin

 
Varsayılan

Yani Sorunuza karşılık verilmemiş fakat, neden hayattayken böyle bir dava açıp ispat yükünü üzerinize almak isteyesiniz ki?
Old 21-03-2013, 14:54   #16
iksir

 
Varsayılan

Ben TMK madde 510/2 ye dayanarak noter huzurunda mirastan ıskat sözleşmesi yaptım. Bunu yapma görevi noterlere verilmiş. Mahkemelerde mirastan ıskat diye bir dava türü yok.
İyi çalışmalar.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mirastan Feragat Sözleşmesi Nasıl Yapılır? avhchngr Meslektaşların Soruları 2 16-11-2006 15:57
Mirastan kalan senet borcu Dolphin Hukuk Soruları Arşivi 5 31-08-2006 11:15
Evlilik Öncesi (nişanlıyken) Mirastan Feragat Sözleşmesi Akdi Admin Meslektaşların Soruları 8 20-06-2006 23:09
Mirastan Faydalanabilirmiyim? ÇİĞDEM Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 18:38
Kalan Mirastan Bihaber Olarak Yapmam Gerekenler Bihaber Hukuk Soruları Arşivi 1 21-02-2002 21:15


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05564904 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.