Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk ve Türkçe İle İlgili Haberler

Yanıt
Old 29-09-2006, 12:17   #1
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan Hukuk ve Türkçe İle İlgili Haberler

Sayın Meslektaşlarım,
Türk Dil Kurumu uzun zamandan sonra, kullanım ve daha pek çok açıdan pratiklik taşımayan, kanımca hantallaşmış internet sayfasını yenileyerek hizmetimize sunmuş bulunmaktadır.Adresi hala aynı; www.tdk.gov.tr
Ben kısıtlı olan vaktimde sitede birazcık gezindim, gerek grafik ve görüntü açısından gerekse kullanım açısından eskisinden çok daha iyi olmuşa benziyor.

Bu arada her gün dağarcığınıza iki yeni sözcük eklemek isterseniz de sol alt köşede duran "dağarcığınıza her gün iki söz" başlığına bir göz atmanızı öneririm.
Başlığı açar açmaz karşıma(bu kelime örnek olarak mı verilmiş yoksa bugünün kelimelerinden mi bilemiyorum)aşağıdaki kelimenin çıkması da hayli ilginçti ;

Alıntı:
avukat isim İtalyanca avvocato 1. Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. 2. mecaz Gerekmediği hâlde başkasının savunmasını üstlenen kimse.

Sevgi ve saygılarımla...
Old 03-10-2006, 16:21   #2
Av. Murat ÇETİNKAYA

 
Varsayılan

Paylaşım için teşekkürler. Bir sorum olacak. Bende şu anda bulunan T.D.K. Yazım Kılavuzu 2000 yılı basımı. Siteyi ziyaret ettiğimde sizin tabirinizle kurcaladım -inceledim-. Ancak bendeki kılavuzda yer alan kurallara aykırı kullanımlarla karşılaştım. Örneğin, bende bullunan kılavuzda doğumevinin, anlam kaybına uğramayan iki sözcükten oluştuğundan ve yani oluşan sözcüğün de yeni bir anlam içermediğinden sözedilerek, bu sözcüğün bitişik değil ayrı yazılması gerektiği örnekleniyor. Fakat sitede bu sözcüğün yazımı bitişik. Kurallar yine değişti mi? Buna ilişkin bir çalışma ya da bir açıklama göremedim. Bilginiz varsa ve paylaşırsanız sevinirim. Saygılarımla.
Old 03-10-2006, 17:46   #3
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Sayın Av. Murat Çetinkaya,
Sorunuzun yanıtını açıkçası ben de tam olarak bilemiyorum fakat TDK internet sayfasının 26.09.2006' da yeniden düzenlenerek kullanıma açıldığı düşünülürse ve sizdeki yazım kılavuzunun 2000 tarihli olduğu da göz önüne alınırsa öyle sanıyorum ki kural 2000 yılından sonra çıkmış. Şayet, böyle bir kural çok öncelerde mevcut olup da şu an 2006 tarihli bir internet sitesinde yer alıyorsa o zaman zaten TDK'ya hiçbir şekilde güvenmememiz gerekir. Böyle bir durum olacağını sanmıyorum, muhtemelen doğru kullanım internetten baktığınız şekildedir. Yine de bu konuyu araştırmaya çalışacağım; açıkçası ben de merak ettim(Bulabilirsem ve böyle bir değişiklik varsa, bitişik kelimelere ilişkin yeni kuralları ileteceğim) Saygılarımla.
Old 03-10-2006, 18:06   #4
Av.Duygu Işık Behrem

 
Mutsuz Birleşik kelimelere ilişkin olarak...

Sayın Meslektaşım Çetinkaya'nın sorusuna cevap ararken,
Türk Dil Kurumunun internet sayfasında yazım kurallarına ilişkin sıkça sorulan sorular kısmında şu kuralları gördüm;

Alıntı:
a) Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynata (kayın+ata), pazartesi (Pazar+ertesi), sütlaç (sütlü+aş) . b) Kelimelerden biri ya da ikisi benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır: hanımeli (bitki), aslanağzı (bitki), kuşburnu (bitki). c)etmek, edilme, olma, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır: alt etmek, arz etmek, el etmek, sağ olmak gibi.

Peki arkadaşlar bir şey sormak istiyorum, ben mi çok yoruldum da algılayamıyorum yoksa b şıkkında bir gariplik mi var?
Denmiş ki kelimelerden biri ya da ikisi benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır ve örnek olarak hanımeli, aslanağzı verilmiş. Bu kelimelerde benzetme nedeniyle anlam değişikliği söz konusu ancak madem ayrı yazılması gerekiyor niçin örnek "hanım eli" olarak değil "hanımeli" olarak verilmiş... Benim bildiğim kadarıyla da doğru yazım hanımeli şeklinde.Acaba ben çok yoruldum da anlayamıyor muyum? Yoksa kural ya da örnek yazılırken hataya mı düşülmüş?
Saygılarımla.
Old 03-10-2006, 18:25   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Maddi hata var...Birisi varsa diğeri olmamalıdır."ayrı" yazılır denilmesine rağmen örnek kelimeler "bitişik" yazılmış. Yani hala yorulmamışsınız.

Saygılarımla
Old 03-10-2006, 22:18   #6
Av. Murat ÇETİNKAYA

 
Varsayılan

Emeğiniz için çok teşekkür ediyorum sayın meslektaşım. Anlaşılan 6 yıl gibi kısa bir sürede kural değişikliğe uğramış. Zaten bu bitişik yazımlar bizim dil bilgimizin en büyük sorunlarından. Yıllardır bir görüş birliğine varılamadı. Örneğimi yineleyeceğim. Doğumevi; bu sözcük kural gereği ayrı yazılması gereken ve iki sözcükten oluşan bir tamlama, fakat sitedeki kılavuzda bitişik olarak yazılmış. zira kural değerli meslektaşımın da belirttiği üzere, 200 basımı kılavuzda da aynen şu şekilde: "En büyük sıkıntının da birlesik kelimelerde ortaya çıktıgı
görülmüstür. Birlesik kelimelerdeki bitisik yazma egiliminin sınır tanımaz bir sekilde yaygınlasması
karsısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi sart olmustu. Yanlıs egilimi yaygınlastıran düsünce suydu:
Iki veya üç kelimeden olusan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karsılıyorsa bitisik yazılır. Bu
durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, sis kebabı, kus uçusu,
lâvanta mavisi, kefal balıgı, muhalefet partisi, örümcek agı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat
edilmek gibi binlerce kelimenin bitisik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya baslanmıstı bile. Evet
bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karsılayan birlesik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneginde bunları
bitisik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitisik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düsmüyordu; bitisik
yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri degistirilebiliyordu. Kara borsa ve yas çay
kelimelerini bitisik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini
bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle degil, iki kelimeyle karsılayan
bir dildi ve bugüne kadar oldugu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan
komisyonumuz, öncelikle bitisik yazılan birlesik kelime ile ayrı yazılan birlesik kelime kavramlarını
birbirinden ayırdı ve bitisik yazılanlara bitisik kelime denmesini uygun gördü. Ses düsmesi, ses türemesi ve
vurgunun yer degistirmesiyle kaynasmıs hâle gelen bitisikler dısındaki bitisik kelimeler için su kuralı getirdik:
Kelimelerden biri veya ikisi, birlesme sırasında benzetme yoluyla anlam degismesine ugrarsa bu tür birlesik
kelimeler bitisik yazılır. Demek ki bitisik yazılmak için yeni bir kavramı karsılamak yetmeyecekti;
kelimelerden en az birisinin anlam degismesine ugraması sart olacaktı ve bu degisik anlam, kelimenin
yalnızken tasıdıgı anlamlardan biri olmayacaktı; birlesme sırasında ortaya çıkacaktı. (Gülmek mi istesem ağlamak mı? )Söz gelisi kapı kolu,
kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birlesigi olusturan her iki kelime de kendi anlamını
korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadıgı için ilk bakısta anlamca farklılasmıs
görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldıgında da mevcuttur; anlam farklılasması birlesme sırasında
olmamıstır; o hâlde bu birlesik, ayrı yazılmalıdır. Buna karsılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga
ne burun vardır; bu kelimeler birlesme sırasında kendi anlamlarından çıkmıslar ve benzetme yoluyla yeni bir
nesneye ad olmuslardır; o hâlde bu birlesik, bitisik yazılmalıdır. Imlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar
gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmistir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitisik
kelimeler de mümkün oldugu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmistir. Aynı sekilde
ayrı yazılan birlesik kelimeler de sınıflandırılmıs ve madde madde gösterilmistir. Hangi tür birlesik kelimenin
bitisik yazılısının geleneklestigi tabiî yine de tartısılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ
kılavuzlarına basvurarak bitisik yazılısı geleneklesmis olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıstık.
Imlâ kılavuzlarının büyük çogunlugunda bitisik olanları geleneklesmis saydık. Bitisik veya ayrı yazılıslar
çesitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirledigimiz kurala uyduk. Bu arada birçok
imlâ kılavuzunda bitisik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de geleneklesmis
saymadık.
Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre olusturulan yemekhane, dayızade,
beyanname, vatanperver, putperest gibi birlesiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre olusturulan
ehveniser, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, masallah, fisebilillâh gibi birlesiklerin
bitisik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerlesmislerdir ve bu kalıplar yeni
3
kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karsılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki
birlesiklerin, geleneklesmedikleri takdirde bitisik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelisi as evi, dogum evi ayrı
yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek
çok yeni terim yapılmıstır." demem o ki, 6 yıl önceki kural nerelere kayboldu, şimdiki kural ne oldu... T.D.K.'nın ciddi ve bilimsel yönetime ihtiyacı olduğu düşüncesi giderek artıyor içimde. Zira politikacılar gibi Kurul da dün ak dediğine bugün kara diyebiliyor... Saygılarımla.
Old 04-10-2006, 13:54   #7
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Alıntı:
Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki
birlesiklerin, geleneklesmedikleri takdirde bitisik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelisi as evi, dogum evi ayrı
yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek
çok yeni terim yapılmıstır.

Sayın Meslektaşım,
Öyle sanıyorum "doğumevi" kelimesi açısından 6 yıl içerisinde gelenekselleşme söz konusu olmuş ve bitişik yazılır hale gelmiş. Bunun başka bir açıklaması şimdilik yok. Ben de TDK'nın özellikle yazım kuralları hususunda biraz daha ayrıntılı ve özenli çalışması gerektiğini düşünmekteyim. Bir de keşke internet sayfalarına yazım kurallarına ilişkin bir başlık ve ayrıntılı bilgiler koysalarmış.
Saygılarımla.
Old 07-10-2006, 23:32   #8
Av. Murat ÇETİNKAYA

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşım,
Anlaşılıyorki, dilimiz de günümüzde politikanın oyuncağı olmuş. İktidara gelenlerin, dile karşı sergiledikleri bu tutum en başta bizlere zarar veriyor. Benim öğrendiğim dil ve Türkçe kızkardeşimin şu anda öğrendiğinden biçim ve kural açısından hiç örtüşmüyor. Diğer yandan bizlerin de konuya duyarlı olmaması, konuyu sahiplenmemesi, sadece forumlarda dile getirmekle giderilmiyor. Bu nedenle bağlı bulunduğumuz meslek örgütlerimizden, dil ve hukuk üzerine yapılan çalışmalar hakkında burada paylaşımda bulunursak; bu uğurda yapılan çalışmalara katkılarımızı sağlamak da kolaylaşacaktır.

Saygılarımla...
Old 30-10-2006, 10:06   #9
hukukçu42

 
Varsayılan İnternette Türkçe Devrimi

Alıntı:
İnternette Türkçe çeviri arayüzü projesinin temelleri atıldı.İnternette Türkçe içeriği artırmak için, arama motoru Google ve benzeri şirketlere 'Türkçe çeviri arayüzü' projesi teklifi yapılacak.
Türkiye'de İngilizce bilenlerin sayısının düşük olması, internetteki yabancı dil içeriklerinin Türkçeye çevrilmesini gündeme getirdi. Yapılacak anlaşmalarla internette www (World Wide Web) üzerinden yayımlanan bilgilerin İngilizceden Türkçeye çevrilmesi sağlanacak. Milli Eğitim ve Ulaştırma bakanlıkları ile TRT, TÜBİTAK, Türk Dil Kurumu (TDK) ve üniversitelerin ortaklaşa yürüteceği "Türkçe Çeviri Arayüzü" projesi gelecek yıl hayata geçirilecek.
PROJE kapsamında kurulması hedeflenen Türkçe Kültür Portalı'nda, İngilizce internet sitelerini Türkçeye çevirecek bir arayüz hizmeti verilecek. TDK ve TUBİTAK konsorsiyumu ile ya da Google gibi şirketlerle anlaşma yapılarak İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye çeviri hizmeti verilebilecek. Böylece özellikle akademik çevreler başta olmak üzere bütün kesimler ihtiyaç duyabilecekleri tüm konularda Türkçe içeriğe erişim imkânı bulabilecek.
Old 18-11-2006, 17:16   #10
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Turkçe Oylon Turkçe Şüylöş

Turkçe oylon Turkçe şüylöş


Antalya’daki Türk dili konuşan ülkeler zirvesi, Türkiye’nin Orta Asya’daki hüsranını ortaya çıkardı. Türkmenistan sadece büyükelçi gönderdi, Özbekistan ise son anda gelmeyip nota verdi


18.11.2006


Türkiye’nin Antalya’da dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığında, “büyük umutlarla” topladığı “Türk dili konuşan ülkeler zirvesi”, Ankara için “diplomatik hüsrana” dönüştü.

Ankara’nın amacı, zirve sonucunda bir “Türk commonwealth’i” - (Türk milletler topluluğu)- yaratmak olarak belirlendi. Ancak beklenen olmadı, Türkiye ile Orta Asya ülkeleri arasında değişik konulardaki anlaşmazlıklar öne çıktı.

TÜRKMENLER’DEN BÜYÜKELÇİ

Türkmenistan’dan zirveye Devlet Başkanı Saparmurad Türkmenbaşı davet edildi. Ancak ülke sadece büyükelçisini gönderdi. Diplomatlara göre Türkmenistan’ın bu tavrının nedeni, Ankara’nın giderek Azerbaycan’la yakınlaşması. Sezer zirveye Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’u davet etti. Kerimov yerine Meclis Başkan Yardımcısı’nın gönderileceği bildirildi. Türkiye, başkan yardımcısını beklerken Özbekistan’dan Ankara’ya sert bir “nota” geldi. Notada, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de “Özbekistan aleyhine kararlara destek verdiği” vurgulandı.

RUSYA DA “KÜSTÜRÜLDܔ

Türkiye’nin öncüsü olduğu Orta Asya zirvelerine, bu ülkeler SSCB’den bağımsızlıklarına elde ettiği günden bu yana “şüpheyle bakan” Rusya bu kez “dışarda kalmak” yerine “içeri girmeyi” diledi. Türkiye, Rusya’nın talebini “Türk dili konuşan ülkeler zirvesi” diye reddetti. SSCB’nin dağılmasından beri Türkiye’yi “Orta Asya’da rakip” olarak gören Rusya küstürüldü. Sonuçta 5 Orta Asya Devleti’nin liderini ağırlamayı planlayan Sezer sadece üç liderle bir araya geldi.

1992 yılında, Cumhurbaşkanı Özal’ın ev sahipliğinde yapılan toplantıda, Orta Asya ülkelerinin ne kendi aralarında, ne de Türklerle “kendi dillerini konuşarak anlaşamadıkları” ortaya çıkmıştı. Türkçeyi sadece Türkiye liderleri kullanırken, diğer ülke devlet başkanları aralarında Sovyet dönemi boyunca ortak dil olan “Rusça” konuşmuşlardı.
***

İşte Türk dillerinden örnekler


Ceketiniz oldukça güzelmiş.


Kazakça: Kostumnız jatsı ikyn.

Kırgızca: Kostımnız abdan sonun eken.

Azerice: Penceyinizi çok güzeldir.

Türkmence: Kostumunuz ören ogü.


Türkiye’ye ilk defa mı geliyorsunuz?


Kazakça: Turkiyara birinşi ryt kylyunizby?

Kırgızca:Turkiyaga birinçi colu gelip catasınzı?

Azerice: Türkiye ilk defadır gelirsiniz?

Türkmence: Türkiye birinci gezek geliyanizmi?


Türkçe düşün, Türkçe konuş.


Kazakça: Turkşe oyla, Turkşe ayd.

Kırgızca: Turkçe oylon, Turkçe şüylöş.

Azerice: Türkçe düşün, Türk dilince danış.

Türkmence: Turkçe geple, Turkçe düşün.


Bugün yağmur yağabilir, şemsiyeni yanına al.


Kazakça: Bugın kunravla zontit kasinda bolsın.

Kırgızca: Bugün camgır caaşı mumkun, kolçatarınızı canınızga alınız.

Azerice: Bugunleri yagış yagabiler, çetirinizi özünle götür.

Türkmence: Bugın yagış yagıpbilir, zontinizi alıp gelin.

http://www.vatanim.com.tr/root.vatan...4&Categoryid=1
Old 18-11-2006, 19:01   #11
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Tartışılması Umuduyla!

Alıntıdır:
Yeni Aktüel Sayı 70/2006-46--09-15 Kasım 2006
Daraçı/ Mehmet Ali Kılıçbay


Hayal kahvesi


Türk dünyası" diye bir dünya yoktur. Yeryüzünde kendini Türk diye nitelendiren insanlar sadece bu ülkede yaşıyor. Ayrıca Balkanlar'da, Kıbrıs'ta ve Avrupa ile Amerika'nın çeşitli ülkelerinde Türk azınlıklar var. Ama Kazak, Kırgız, Türkmen, Tunguz veya Başkırt'a "Sen Türksün" derseniz, en hafifinden "alınır." Türk'ü aşağı gördüğünden değil, Türk olmadığından.

Dünyada bugün yaşayan dil sayısı 7 binin üzerindedir. Ama bunlar 25 kadar dil ailesinin içinde yer almaktadır. Her dil ailesi de dil gruplarından meydana gelir. Örneğin Hint-Avrupa dil ailesi içinde Roman, Germen, Slav vb. dil grupları yer alır. Gene örneğin Roman dil grubu Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rumence gibi dillerden meydana gelir.
Türkçe'nin de içinde yer aldığı Ural-Altay dil grubunun Ural kesiti, Fince, Estonyaca, Laponca, Macarca gibi dilleri içerirken, Altay kesiti Türkçe'nin dışında Azerice, Başkırtça, Karakalpakça, Kazakça, Kırgızca, Uygurca, Özbekçe, Tatarca, Türkmence, Buryatça, Kalmukça, Moğolca, Tunguzca, Mançuca gibi çok sayıda dili ve bunların neredeyse sayısız lehçelerini barındırmaktadır.
Başbakanımız, "Türk devlet ve toplulukları arasında dostluk ve kardeşliğin geliştirilmesi, işbirliğinin artırılması amacıyla düzenlenen" 10. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'nda bir konuşma yaptı. Başbakan Erdoğan, bu konuşmasında birçok kere "Türk dünyası" terimini kullandı ve bundan ne kastettiğini açık bir şekilde dile getirmedi. Ancak "Türk devlet ve topluluklarıyla ilişkilerimizi her türlü menfaatin üzerinde değerlendiriyoruz" dediğine göre, Türkiye'den başka "Türk devletleri"nin de bulunduğunu düşündüğünü ortaya koydu. Erdoğan, aynı konuşmasında tıpkı "Fransızca konuşan milletler topluluğu, İngilizce konuşan milletler topluluğu, İspanyolca konuşan milletler topluluğu" gibi bir Türkçe konuşan devletler topluluğu oluşturulmasını önerdi. Ve sonunda "Kültürel alanda dil birliğimize yönelik çalışmaları hızlandırmalıyız. Ortak tarihimizi yeniden yazmalı, bunu okullarda ders kitabı olarak okutmalıyız" dedi.
Başbakanların her şeyi bilmeleri olanaksızdır. O yüzden danışmanları vardır. Başbakanın bu söylevi bir danışmanın işi, ama tahminlerle temennileri karıştıran, araştırma yapmadan basmakalıp "Türkçü" söylemleri gündeme getirmeyi marifet sayan acar bir danışmanın işi.
Bir kere dünyada Türkiye'den başka Türkçe konuşan bir devlet yok. Eğer Asya'daki uzak akrabalarımızın Türkçe konuştukları sanılıyorsa, çok büyük bir yanılgı söz konusudur. Türkçe, örneğin Kazakça'ya, Fransızca'nın İspanyolca'ya veya Almanca'nın İngilizce'ye olduğundan çok daha uzaktır. Bu açıdan kıyaslama nesnesi yanlıştır. Eğer Asya'daki uzak dil akrabalarımızla dil ortaklığı üzerine bir birlik kurmak istiyorsak, bunun muadili Roman dilleri (Fransızca, İtalyanca, İspanyolca vb) birliği bile değil, Hint-Avrupa dilleri (Roman, Slav, Germen dilleri) birliği olur ki, böyle bir şeyi kurmak ne kimsenin aklına gelmiştir, ne de böyle bir şey olanaklıdır. İkincisi, Başbakanın sözünü ettiği “Fransızca, İngilizce, İspanyolca” konuşanlar topluluklarından yalnızca birincisi vardır. Diğer ikisini herhalde sayın danışman icat etmiştir. Eski İngiliz sömürgelerini bir araya getiren Commonwealth, bir dil topluluğu değildir. Ayrıca Fransızca konuşanlar topluluğu, eski Fransız sömürgelerini bir araya getiren bir örgüttür ve üye ülkeler arasındaki etnik, kültürel vb bağlantılar son derece düşüktür.

''Türk dünyası” diye bir dünya da yoktur. Yeryüzünde kendini Türk diye nitelendiren insanlar sadece bu ülkede yaşıyor. Ayrıca Balkanlarda, Kıbrıs’ta ve Avrupa ile Amerika’nın çeşitli ülkelerinde Türk azınlıklıklar var. Ama Kazak, Kırgız, Türkmen, Tunguz veya Başkırt’a “sen Türk’sün” derseniz, en hafifinden “alınır.” Türk’ü aşağı gördüğünden değil, Türk olmadığından.
''Kültür ve tarih ortaklığı” da kurmaca bir önermedir. Bizim Avrupa ile tarih ve kültür ortaklığımız, Asya’daki uzak akrabalarımızla olanından kat be kat üstündedir. Daha açık bir anlatımla, sayın Başbakanın söylevini yazan danışman, ulus, etnisite, ulusal dil, etnik dil, köken dil, kültür gibi kavramlara son derece yabancı. Türkçe, Asya’daki uzak akrabalarımızın dilleriyle ancak köken dil tabanında birleşebilir. Bu köken dilin Türkçe olduğunu sanmak ve bütün Altaylı unsurların aynı dili konuştuklarını ileri sürmek, Avrupa’da Baskça ve Laponca konuşanlar hariç, bütün herkesin aynı dili konuştuğunu iddia etmek gibi saçma bir sonuca varır. Bir İspanyol ile bir Polonyalı ne kadar aynı dili konuşuyorsa, bir Türk ile bir Yakut da o kadar aynı dili konuşmaktadır.

Ve burada gelinen nokta hayatidir. Ulus, Türkiye’de sanılan ve öyle öğretilen bir etnik türdeşlik değildir. Siyasi bir coğrafyayı paylaşan farklı etnik, dilsel, dinsel, kültürel unsurların yurttaşlık bağlamındaki bir aradalıklarıdır. Açıkçası, bir ulusun aynı etnisiteden olması diye bir şey söz konusu değildir. Cumhuriyet, yalnızca yurttaşa dayanır ve onun kökeniyle ilgilenmez.

Fakat bizde eğitim hem hamasi, hem gevşek ve tutarsız, hem de çoğu zaman efsanevi olduğu için bu cins geçersiz önermeler başbakanların söylevlerine bile sızabiliyor. Nitekim OECD’ye üye ülkelerde yapılan “Gençlik ve Atalet” araştırmasının sonuçlarına göre, Türkiye’de 15-19 yaş arası kızların yüzde 44.3’ü, erkeklerin yüzde 22.6’sı ne okula gidiyor ne çalışıyor. OECD ortalaması kızlarda yüzde 8.2, erkeklerde 8.1 (bu ortalamayı Türkiye’nin yükselttiği gözden kaçmasın.) Kızlarını öncelikle evlilik için hazırlayan ve erkekler de dahil, çoğunluğu itibariyle cahil ve çalışmayan bir toplum (çalışma yaşındakilerin yüzde 52’si çalışmıyor) olduğumuz ortada. Böylesine bir toplum efsanelere ve “güçlü adam”ların peşine takılmaya çok yatkın
Old 19-11-2006, 21:45   #12
avien

 
Varsayılan

tanıdığım kimi azeriler ve kazaklar var..kendilerine türk demiyorlardı..yani biz türk değiliz de demiyorlar fakat sorulduğunda ya da zorlama bir anlam çıkartılmaya çalışıldığında azeri türkleri diyebiliyorlar ve fakat bir türk bilinci yok ..azeriyiz biz diyorlardı ve bunu derken türk soyundan bağımsız bir şeyi düşünüyorlardı..
sayın yazara katılıyorum..
Old 21-12-2006, 16:29   #13
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Aydın'da Türkçe Atağı

Aydın'da Türkçe atağı

Aydın Belediye Meclisi'nin, belediye sınırları içinde faaliyet gösteren işyerlerine Türkçe isim verilmesi kararı, halktan da büyük destek gördü


21.12.2006



Belediyenin web sitesinde oylamaya açtığı konuda oy veren bin 163 kişiden yüzde 91.57'sini oluşturan bin 65 kişi, kararı desteklediğini belirtti. Kalanı ise `Bazıları hariç' ve `Katılmıyorum' yanıtı verdi.

Belediye Meclisi'nde, 5 Kasım tarihli meclis gündeminin son maddesi olan belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren işyerlerinin ilan-reklam tabelalarının Türkçe isimlerden oluşması önerisi oybirliğiyle karara bağlandı. Ulusal anlamda tescillenmiş markalar hariç, yeni açılacak işyerleri ve halen faal olan işyerlerinin tabelalarının Türkçe isimlerden oluşmasına karar verildi.

Aydın Belediyesi'nin internet sitesinde karar halka açıklanarak görüşü soruldu. Yapılan oylamaya bin 163 kişi katıldı. `İşyerlerine Türkçe isim verilmesi hakkında fikriniz nedir' sorusuna 1065 kişi `destekliyorum' yanıtı verdi. 49 kişi `Bazıları hariç olabilir' dedi, 49 kişi de `Katılmıyorum' oyu kullandı.

Belediye Başkanı İlhami Ortekin, işyerlerine Türkçe kurallara uyulmadan yabancı isim verilmesinin birçok tepkiye yol açtığını belirterek, "Türkçe'ye sahip çıkmalı, korumalıyız. Karar, bu anlamda büyük önem taşıyor. Türkçe'de bulunan 29 harfin dışında kullanılan hiçbir harf bundan sonra bir işyeri ismi ya da tabelasında yer almayacak" dedi.


http://www.vatanim.com.tr/root.vatan...0&Categoryid=1
Old 22-12-2006, 00:28   #14
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Her ne kadar üye ismim ile fikrim tezatmış gibi gözükse de; Aydın'ı bu aydın tavır nedeniyle tüm içtenliğimle kutluyorum.
Old 22-12-2006, 15:33   #15
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan TDK: Kenan Doğulu Özür Dilesin

TDK: Kenan Doğulu özür dilesin

Türk Dil Kurumu, Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek Kenan Doğulu’nun, “Şarkının Türkçe olması eski kafaların düşüncesi” sözü için özür dilemesini istedi


22.12.2006



“Doğulu’nun sözleri Türkçe’ye hakarettir” denilen TDK açıklamasında şunlar kaydedildi: “İngilizce’den medet umması kendisine güvensizliğini göstermektedir. Önemli olan Türkçe parçayla ve uygun güzel bir besteyle yarışmaya katılmaktır.”

http://www.vatanim.com.tr/root.vatan...8&Categoryid=1
Old 22-12-2006, 16:16   #16
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Bir tarafta Türkçe, bir tarafta Kenan Doğulu varsa; TDK'nın bu söyleme bir kıymet-i harbiye atfederek özür beklemesi, abesle iştigaldir.
Old 22-12-2006, 17:27   #17
Av. Galip DAĞTEKİN

 
Varsayılan

Kesinlikle sayın Jenna D'arc katılıyorum ve üyelik ismime lütfen aldanmayın. Aydın Belediyesi'nin almış olduğu kararı keşke bütün belediyeler yapsa.Türkçemiz giderek sömürülüyor yani dış güçler tarafından dilimiz unutturuluyor bunun farkında olmamız gerekmektedir....saygılarımla
Old 23-12-2006, 09:37   #18
av.levent öge

 
Varsayılan

"azıcık alttan azıcık üstten amanda çakkıdı,estek köstek" diye bir türkçe şarkıyla katılacağına ....
Old 24-12-2006, 13:57   #19
Av. Galip DAĞTEKİN

 
Varsayılan

Kenan Doğulu'nun yapmış olduğu açıklamayı doğru bulmuyorum.Çünkü müzik evrenseldir müziği istediğin her dilde söylemekte hakkın vardır.İster Türkçe söyle ister İngilizce hiç farketmez.Türkçe için "Türkçe söylemek eski kafaların işidir" demek anadile yapılan haksızlık olduğunu düşünüyorum.Kimsenin Türkçe için böyle bir söylemde bulunması kabul edilemez.Saygılarımla...
Old 24-12-2006, 16:14   #20
Av. R. Onur ÇINAR

 
Varsayılan

bence her devletin ismiyle çağrıldığı bir organizasyona her devletin resmi diliyle katılması olağan, başka bir dilde katılması istisna olmalıdır.

kenan doğulu'nun kuralı yadırgaması bence doğru değildir. yadırgamaktan öte, bu şekilde düşünmesi de gerçekten üzücüdür. bizim kendi dilimizde müzik yapamadığımızı mı düşünüyor acaba? kendisinin 'çakkıdı' adlı parçası bence tam da eurovision ruhuna uygun bir parça. yapsınlar üstadlar bi parça daha seslendirsin kenan doğulu. ne demek 'türkçe parça seslendirmek eski kafalıların işidir'...

ne zamandan beri kendi dilini uluslararası bir organizasyonda ikinci plana itmek çağdaşlık oldu...
Old 30-12-2006, 23:23   #21
Av. Galip DAĞTEKİN

 
Varsayılan Almanya'ya "Türkçe İsim" İhraç Ettik!

Almanya'ya 'Türkçe isim' ihraç ettik!

FRANKFURT Milliyet

Yeni doğan çocuklarına Türkçe isim veren Alman ailelerinin sayısı artıyor.
Frankfurter Rundschau gazetesine bir açıklama yapan Wiesbaden Nüfus Dairesi memurlarından Edeltraud Leir, "Son zamanlarda çok sayıda Alman ailesi, çocuklarına Reyhan, Meryem ya da Mehdi isimlerini veriyor. Samuel, Noah, David, Gabriel gibi İncil kaynaklı, karşılıkları Türkçede de bulunan İsmail, Nuh, Davud ve Cebrail gibi isimler de bu yıl çok tercih ediliyor" dedi.

http://www.milliyet.com.tr/2006/12/30/yasam/yas07.html
Old 31-12-2006, 01:07   #22
mutlakadalet

 
Varsayılan

Söz konusu isimlerin Türkçe olduğundan emin miyiz? Ben çok emin değilim. Arapça olabileceğini de düşünüyorum. Bu konuda net bilgisi olanlar yardımcı olurlarsa düşüncelerim de netleşmiş olacak.
Old 24-01-2007, 14:57   #23
av.sevdacan

 
Varsayılan

kenan doğulu'yu ne sever ne yererim. dil konusunda açıklamasının söylemek istediği manayı aştığını düşünüyorum. çoğumuz kendimizi yanlış cümlelerle ifade edebiliyoruz. sibel tüzün de "süpirrrr star" la çıkıp şarkı söyledi. kimse o zaman türkçe'yi bu kadar sahiplenmedi. keza 1.lik aldığımız sertab şarkısında da. başarı alınca ayakta şakşaklayarak gurur duyduk ama!!!

tdk bence buna takılacağına şarkı sözlerini irdelesin. ne kadar çok argo içeren hit olmuş şarkılar var. argoyu geçtim küfür içeren şarkılar var ve benim oğlumun dilinden düşmüyor hatta odasının kapısına asılı durumda!!! engel de olamıyorum. çünkü tüm yaş grubunun idolü olmuş bir gruptan bahsediyorum

ama ben ona anlatamıyorum
Old 31-01-2007, 13:36   #24
| Burak |

 
Varsayılan

Benim düşünceme göre uluslar arası bir yarışmada Türkiyeyi bir Türkçe şarkı temsil etmeli. Müzik evrenseldir her müzik türü dinlenmelidir. Buraya bir şey demiyorum. Ama eurovision bana kalırsa bir ses yarışmasından öte kültür yarışmasıdır. esas önemli olan sesin güzel olması değil, yarışmacı ülkenin kendi kültürünü sergilemesidir.

Şarkının Türkçe olması eski kafaların düşüncesiyse ben eski kafalıyım !
Old 31-01-2007, 14:20   #25
hidayet

 
Varsayılan

Sayın Sevdacan'ın fikirlerini paylaşıyorum.Yapılan açıklamada Türkçe'ye yapılan bir hakaretten ziyade Türkçe şarkı söylenmesi konusunda ısrarcı olanlara yönelik bir eleştiri yapılmaya çalışılmışsada amacını aşmıştır.Bununla beraber Türk Dil Kurumu'nun cevabınında çözüme yönelik bir çabadan çok tartışma ortamına kapı açtığına dikkat etmek gerekir.Konu başlığını dikkate alırsak özürdilemenin tek taraflı olup olmayacağı üzerinde düşünmek gerekir gibi...
Old 22-02-2007, 07:06   #26
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Türkçe'deki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması için komisyon

TÜRKÇE'DEKİ BOZULMA
Dilimizdeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçe'nin korunması ve etkin kullanımı için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98., TBMM. İçtüzüğünün 104 ve 105.maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına, bu araştırmayı yapacak Komisyonun 14 üyeden kurulmasına, Komisyonun çalışma süresinin, Başkan, Başkanvekili, Sözcü ve Katip Üye seçimi tarihinden başlamak üzere üç ay olmasına ve gerektiğinde Ankara dışında da çalışmasına, TBMM. Genel Kurulu’nun 13.02.2007 tarihli 62. Birleşiminde karar verilmiştir (Karar No: 886, Karar Tarihi: 13.02.2007; RG.17.02.2007, Sayı:26437,Asıl).
Öngörülen üç aylık çalışma süresinde 14 kişi dilimizdeki bozulma ve yabancılaşmayı araştıracak…
-Meclis araştırması
-Komisyon
-Bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması
-Alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
Old 22-02-2007, 22:10   #27
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

3 ayın yeteceğini sanmam ama hadi hayırlısı!
Old 09-03-2007, 16:48   #28
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Metin,

Ortadan kaldırılmaya çalışılan ama hala tam yok edilemeyen TDK nu yeniden canlandırmanın ve bağımsız kılmanın yararı olacağı kararına varırlarsa kendilerine bir teşekkür mektubu göndereceğim. Söz.

Bakalım civciv mi çıkacak, kuş mu?

Saygılarımla,
Old 12-03-2007, 10:37   #29
turbo

 
İnceleme Örovisyon 2007

Merhabalar,

Geçtiğimiz günlerde, Eurovision 2007 için, ülkemizi temsil edecek olan şarkı tanıtıldı. Kenan Doğulu - Şeyk it ap şekerim.
Siz sayın üyelerden isteğim, parça da kullanılan dil hakkında. Ve Örovisyonun gereksizliği ile sadece bir eğlence olduğu konularına değinmeden. Sonuç itibariyle bu, bizim de katıldığımız ve temsil edildiğimiz bir yarışmadır.
Benim istediğim sadece yarışmaya katılacak şarkıda kullanılan dil hakkındaki yorumlarınızdır.
Şimdiden teşekkürler.
Saygılarımla...
Old 12-03-2007, 17:48   #30
Hekimbaşı

 
Varsayılan Sanki kendisi için gidiyor, bize lütufta bulunuyor

Sn.Katılımcılar,

Sn.Doğulu' nun ne düşündüğü önemli değildir. İstediği herşeyi düşünebilir, söyleyebilir de. Ama bunu kendi adına konuşurken yapabilir. Bu yarışmada bu ülkeyi temsil edecekse, artık bir kamu görevlisi, elçi sıfatını kabul etmiş olduğunun farkında olmalı; ona göre konuşmalıdır. Yapacağı iş, bir TC büyükelçisinin yapacağından çok daha önemlidir. Bir bakanın, başbakanın dahi yaptıklarından önemli bir görev üstlendi. 3 dakika süreyle bu ülkeyi, insanlarını ve kültürünü 1.5 milyar insanın önünde temsil edecek. Sn.Cumhurbaşkanı' nın 3 dakika süreyle 1.5 milyar gönüllü dinleyici önünde istediğini söylemesi gibi birşey.

Bu gibi durumlarda 'amacını aşmış' yorumlar için söylenir; söylenenler veya söyleyen için değil. Yani TDK nın sözlere getirdiği yorum için kullanılabilir. Fakat; Sn.Doğulu' nun söyledikleri için olsa olsa hedefini saşırmış, amacını yitirmiş, ne dediğinin farkında değil gibi şeyler söylenebilir. Çünkü Sn.Doğulu, üzerine yüklenen görevin ne olduğunu algılamamış görünüyor; bizi temsil edeceğinin farkında değil; bir sunumda şarkı söyleyecek, böylece bu ülkeye lütufta bulunacak sanıyor.

Ben olsam; onu bu görevden alır, yapacağının bilincinde olan birisini seçerdim. Nezaket göstermenin alemi yok; düpedüz densizlik bu. TDK nun hatırlatmasına gerek yok; biz Türkçe konuşan, dinleyen, sevinen, üzülen, okuyan, yazanlar ondan bunu istemeliyiz. O da gerekçesini anladığını gösterecek kadar güçlü bir özür dilemeli ki, sorumluluğunun farkına vardığına inanabilelim. Yoksa oraya gitmesine gerek yok. Anlaşılıyor ki oraya gitmeyi kendisi için istiyor; bizim için değil. Uygun bir özür dilemezse, yıldızlı birinci bile olsa, benim gözümde hiçbir değeri olamaz.

Saygılarımla,
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hukuk Terimleri ve Türkçe Karşılıkları Av.Cengiz Aladağ Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 58 02-09-2011 11:51
Hukuk ve Türkçe İle İlgili Etkinlikler Doç. Dr. Özge Yücel Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 19 20-09-2010 21:07
Hukuk ve Türkçe İle İlgili Yasal Düzenlemeler Doç. Dr. Özge Yücel Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 7 30-04-2010 23:38


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07943106 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.