Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Çalıntı Kredi Kartıyla yapılan alışverişte bankanın sorumluluğu

Yanıt
Old 11-04-2007, 15:57   #1
Av. O. TEKGUL

 
Varsayılan Çalıntı Kredi Kartıyla yapılan alışverişte bankanın sorumluluğu

Müvekkilin çalınan kredi kartıyla kartın çalındığının bankaya bildirldiği zamana kadar geçen sürede 4 ayrı işyerinden alışveriş yapılmıştır(kart fotoğraflıdır). Bu durumda bankanın sorumluluğu nedir bankaya karşı dava açma şansımız varmı.
Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
Saygılarımla...
Old 11-04-2007, 16:22   #2
Hasan Coşkun

 
Varsayılan

Kanımca burda işyerlerinin sorumluluğu var.Bankanın sorumluluğu yoktur diye düşünüyorum
Old 12-04-2007, 00:24   #3
Av.Ayse E.

 
Varsayılan

bankaya bildirimden sonra eger yerine getirmesi gereken islemlerı yapmamıssa banka sorumlu olur...ancak bıldırımden sonra alısverıs yapılan yerlerın sorumlulugu dogar...sıfresız ıslem yapmamaları gerekır sıfresız yapılıyorsa da kımlıge bakmak gerekır oldugundan ısyerlerının sorumlulugu vardır bankanın degıl diye dusunuyorum...ıyı calısmalar...
Old 12-04-2007, 00:41   #4
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

Yargıtay görüşü işinize yarar umarız... İyi çalışmalar...

T.C. YARGITAY
3.Hukuk Dairesi

Esas: 1999/5578
Karar: 1999/6331
Karar Tarihi: 17.06.1999

ÖZET:Kayıp veya çalıntı kredi kartını sahte imza ile alış verişte kullanan kişinin eylemi haksız fil niteliğindedir. Kart sahibinin gerekli özeni göstermemesi ve yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde müterafik kusuru söz konusu olur. Üye işyerinde gerekli özeni gösterme yükümlülüğü vardır. Haksız fiil sonucu hükmedilecek tazminata yasal faiz uygulanması gerekir.


( 818 S. K. m. 41, 43, 44 ) ( 6762 S. K. m. 21, 55, 56, 1216 )

Dava dilekçesinde 48.150.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

A) İDDİA, SAVUNMA VE YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:

Davacı, kendisine ait bulunan (hamili bulunduğu) kredi kartını çalanların (dava dışı üçüncü kişilerin) davalı işyerinden yaptıkları alış-verişlerin karşılığı olan parayı kartı aldığı bankaya ödemek zorunda kaldığını bildirip gerekli özeni göstermeden çalıntı kredi kartının haksız olarak kullanılmasına neden olan ve böylece dava konusu zararın doğmasına ortak kusuru ile dahil bulunan davalıdan 48.150.000 liranın reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece alış-veriş işlemlerindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı üye işyeri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, açık olarak, kredi kartı sahibinin -bay- olmasına karşın kartı çalan (dava dışı) bayanların kutlanmasına izin vererek kimlik araştırması dahi yapmayan ve böylece özensiz davranmak suretiyle zararın oluşmasına neden olan işyerinin sorumluluğu üzerine kurulmuş bulunmaktadır.

2/07/1997 tarihinde çalındığı iddia edilen Visa kartı hakkında 22/07/1997 gününde ilgili bankaya bilgi verildiği, davaya konu dört adet slipin ise 04/07/1997 tarihini taşıdığı ve üzerindeki imzaların da davacıya ait bulunmadığı hususları dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

B) KAYIP VEYA ÇALINMIŞ BİR KREDİ KARTININ SAHTE İMZA ATILARAK KULLANILMASI VE AYNI ZARARDAN BİRDEN ÇOK KİŞİNİN SORUMLULUĞU:

Kayıp veya çalınmış bir kredi kartını eline geçiren kişinin bu kartla sahte imza atarak alış-veriş yapması halinde uğranılan zarardan sorumluluk BK. mad. 41 vd. hükümlerine tabidir. Çünkü, hırsız ile kredi kartı sisteminin tarafları arasında bir hukuksal ilişkinin varlığını ileri sürmek mümkün olmadığından, kayıp kartın kullanılması haksız fili niteliği taşımaktadır.

Birden fazla kimselerin -müşterek bir kusur ile- birlikte zarara sebebiyet vermeleri halinde tazminat talep etmek hakkını haiz olan kimse-davacı borçluların herbirinden zararın tamamen tazminini isteyebilir. Bu husus Borçlar Kanununun 50. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir: Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer’an medhali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mes’ul olurlar. O halde kasden veya ihmal ile diğer bir kişinin haksız eylemini kolaylaştıran kimse feran zimethaldir. Davacı alacağının tamamının veya bir kısmının ifasını müteselsil borçluların birinden, bir kaçından veya tümünden talep edebileceği cihetle husumetin üye işyerine yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira davalı gerekli dikkati ve özeni gösterebilseydi diğer failin davranışından haberdar olabilecek ve böylece kusura ortak olmayacaktı.

Mahkemece olay bu yönden irdelenmemiş ve gerekli araştırma yapılmamıştır.

C) DAVACININ MÜTERAFİK (EK) KUSURUNUN İNCELENMESİ:

Davalı taraf, yargılamanın başından temyiz safhasına kadar kredi kartının kaybolma olayının (DERHAL) ilgili bankaya bildirilmemesi hususunu davacının müterafik kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Gerçekten de kart hamili kredi .kartını normal bir insandan beklenen dikkat ve özenle saklamak zorundadır. Kaldı ki kredi kartının herhangi bir şekilde elden çıkması halinde durumu derhal kartı çıkaran kuruma bildirmek yükü de kart hamiline ait bulunmaktadır. Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik kusur denilmektedir. Bu açıdan bakıldığında davacı (mağdurun) zararın oluşmasında ek bir kusurunun bulunduğu akla gelebilir. Zira ilgili bankanın dikkatinin çekilmesi ihmal edilmiş ve zararın oluşumuna olanak sağlanmıştır.

Müteselsil sorumlulardan her biri zararın tamamından sorumludur. Fakat zararın tamamından sorumlu olmak demek zararın tümünün mutlaka tazmin edileceği demek değildir. Zira tazminat miktarı BK. md. 43 ve 44’teki prensipler çerçevesinde tayin edilecektir. Örneğin mağdurun (davacının) müterafik kusuru tazminatın tenkisine yol açabilir (Tandoğan, Haluk: Türk Mes’uliyet Hukuku, Ank. 1961, sh. 315; Oğuzman, M. Kemal/Öz. M. Turgut: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İst. 1995, sh. 669; Gürkanlar M: Bir Zarara Birlikte Neden Olan Birden Çok Kişinin Sorumluluğu, Ank. 1982, sh. 91).

Şu var ki verilecek karar, karşılıklı kusurların mukayesesine bağlıdır. Örneğin olayın faili kasdi olarak hareket ettiği takdirde, mutazarrırın (davacının) ihmali dikkate alınmaz ve kendisinin zarar ve ziyan hakkını tenkis etmez. Gerçekten, kasıtlı olarak verilen zararda, zarar görenin ihmali dolayısıyla indirim yapılması haklı görülemez. Zira, zarar görenin ihmalinin, failin kasıtlı fiili karşısında ortak bir önemi kalmaz. Diğer taraftan, zarar failinin kastına karşılık, zarar görenin de kastı mevcutsa; bu durumda, her iki tarafın aynı derecede hafif kusurunda olduğu gibi, tazminatta yarı yarıya indirim yapılabilir. Ancak, kasıtlı hareket eden zarar failinin tazminat sorumluluğunun, zarar görenin ağır ihmali, hatta kastı da bulunsa tamamen kaldırılması haklı görülemez.

Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde olay tamamen aydınlatılıp zarar faili ile zarar görenin (zararın meydana gelmesine neden olan davranışları) karşılaştırılıp sorumluluklarının kusurlarıyla orantılı olarak aralarında paylaştırılmaması doğru görülmemiştir.

D) KREDİ KARTININ HUKUKA AYKIRI OLARAK KULLANILMASI HALİNDE ÜYE İŞYERİNİN SORUMLULUĞU:

Kredi kartını kayıp veya çalınma gibi rıza dışı bir nedenle elinden çıkaran kart hamili, üyelik sözleşmesine göre kartı çıkaran kuruma derhal ve yazılı olarak kayıp bildiriminde bulunmak zorundadır. Bu bildirimin hiç yapılmaması Veya geciktirilerek yapılması halinde, kart hamili kendi kusurlu bir davranışı ile hukuka aykırı kullanıma yol açmış olacağından, sözkonusu kartla yapılan alış-veriş bedellerini kuruma ödemekle yükümlüdür. Nitekim davacı da sözkonusu ödemeyi yapmış bulunmaktadır.

Kredi kartı, üzerinde adı ve soyadı (veya ticaret ünvanı) yazılı kişi tarafından kullanılabilir. Başka bir kişi tarafından ibraz edilen kredi kartını üye işyeri kabul etmemek zorundadır. Bu yüzden, kartı ibraz eden kişinin yetkili hamil olup olmadığının tespiti gerekir. Üye işyeri görevlisi bu amaçla, kredi kartı üzerinde yeralan imza ile müşterinin harcama belgesine attığı imzayı karşılaştırarak, benzerlik bulamaması halinde müşterinin kartla ödeme talebini reddetmelidir. Kart üzerindeki imza ile harcama belgesine atılan imzaların birbirine uygunluğu değerlendirilirken üye işyeri görevlisinden beklenen özen, BK. mad. 390’a göre yerine getirilmesi gereken özendir. Bu yüzden, çıplak gözle yapılan incelemeye rağmen müşterinin yetkili hamil olmadığının saptanamaması halinde üye işyerini sorumlu tutmak mümkün değildir. Bundan ayrı olarak şüphe halinde müşteriden kimlik belgesi dahi istenebilmelidir.

Özet olarak denilebilir ki; kural olarak üye işyeri, kast veya ağır ihmal ile verdiği zarardan kart hamiline karşı sorumludur. Örneğin kart üzerindeki imza ile harcama belgesine atılan imza arasında çok açık bir farklılık olmasına rağmen nakit ödemeksizin alış-veriş olanağı tanınması halinde üye işyeri ağır kusurlu bir davranışla sözkonusu zararın doğmasına neden olduğundan ötürü kart hamiline karşı sorumlu olur. Buna karşın, kredi kartının üçüncü kişinin eline geçmesinde kart hamilinin kusuru, örneğin özen yükümlülüğünü ihlal ettiği hususu ispat olunduğu takdirde, meydana gelen zarardan kart hamili sorumludur. Bundan ayrı olarak üye işyerinin gerekli kontrolleri yapmaması gibi kusurlu bir davranışı sonucunda kayıp bir kredi kartını kabul etmesi halinde de üye iş yeri sorumlu olacaktır. Şu var ki, üye işyerinin gerekli kontrolleri yapmasına rağmen, kredi kartının hamil tarafından mı yoksa üçüncü bir kişi tarafından mı kullanıldığını tespit edememesi durumunda hukuka aykırı kullanımdan dolayı sorumlu tutulması mümkün değildir.

E) HAKSIZ EYLEMLERDE REESKONT FAİZİ:

Tüm haksız eylemler ticari iş sayılmaz. Haksız eyleminden dolayı reeskont faizi yürütülmesi için bu haksız eylemlerin Ticaret Kanununda düzenlenmesi (örneğin haksız rekabet -TTK. mad. 56- ve çatma- TTK. mad. 1216- da olduğu gibi) veya eylemin gerek mağdur ve gerek fail bakımından ticari iş niteliğinde olması gerekir.

Sadece bir taraf için "ticari iş" sayılan iş eğer sözleşmeye bağlanmamış ise bu iş, karşı taraf bakımından adi sayılır. Örneğin Anonim Şirket’in mağazasına tacir olmayan bir kişi otomobiliyle zarar vermişse faiz bakımından bu işin ticari sayılmasına olanak yoktur. Çünkü taraflar arasında sözleşme sözkonusu değildir. O halde denilebilir ki haksız rekabet ve çatma dışında kalan haksız eylemlerin her iki taraf için ticari işletmesiyle ilgili bulunması lazımdır.

TTK. 21. maddesine göre bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre (TTK. mad. 21/2) taraflardan yalnız biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. TTK.nun 21/2. maddesinin uygulanabilmesi için ön koşul taraflar arasındaki ilişkinin bir sözleşmeden kaynaklanmış olmasıdır. Dolayısıyla taraflar arasındaki ilişki bir haksız işlemden ya da nedensiz zenginleşmeden kaynaklanıyorsa bu hükmün uygulanabilmesi olanaklı değildir.

Mahkemece yasal faiz yerine reeskont faizine hükmedilmesi yukarıdaki nedenlerle usul ve kanuna aykırı görülmüştür.

F) Sonuç:

Gerek davacı ve gerekse davalı taraf birbirlerini kredi kartını kullanan dava dışı kişi veya kişilerle (el ve işbirliği yapmak suretiyle) anlaşmalı olarak hareket etmekle suçlamış, mahkemece bu önemli maddi olgu üzerinde durulmamış, olay aydınlatılmamış ve hatta Cumhuriyet Savcılığınca olayla ilgili olarak yapılan araştırma sırasında ifadelerine başvurulan kişilerin beyanları tartışmaya açılıp değerlendirilmemiş, çelişkiler dikkatten uzak tutulmuş ve de tarafların iddia ve savunmaları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun tanıdığı olanak oranında isabet ettirilmemiştir.

Mahkemece yukarıdaki maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak gerekli deliller toplanmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulmak gerekirken sadece tasarruf belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı hususu saptanarak (reeskont faiziyle birlikte) davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı görülmüş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.


Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************

Old 12-04-2007, 09:14   #5
Av. O. TEKGUL

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım ilginiz için çok teşekkürler..
Saygılarımla..
Old 12-04-2007, 09:35   #6
Admin

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlar,

Bildiğiniz gibi "Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik” 10.03.2007 tarihinde, 26458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.

Bu yönetmeliğin okunmasını öneririm, zira sorununuzla ilgili maddeler içeriyor.

Mesela:

Alıntı:
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sözleşme Şekli ve Genel İşlem Şartları

Sözleşme şartları

...

b) Kart hamilinin, kartı ve kartın kullanılması için gerekli şifre bilgilerini güvenli bir şekilde koruması ve bu bilgilerin başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri alması gerektiği, bunların kaybolması, çalınması halinde veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi durumunda kart çıkaran kuruluşa derhal bildirim yapmak zorunda olduğu,

c) Kart hamilinin, yapacağı kayıp veya çalıntı bildiriminden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumlu olacağı, bildirimin yapılmaması halinde bu sınırın uygulanmayacağı,

e) Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yirmidört saat içinde yapılmaması hallerinde bu sınırın uygulanmayacağına,

g) Kartın ve kartın kullanılması için gerekli şifre bilgilerinin kaybolması veya çalınması halinde banka kartı hamilinin yapacağı bildirimden önceki yirmidört saatten önce gerçekleştirilen işlemlerden kart hamilinin sorumlu olduğuna,


http://hukukcu.com/modules/mysection...php?itemid=150
http://www.bddk.org.tr/turkce/duyuru...32007_bddk.doc
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ödemelerde Bankanın Sorumluluğu avmusa Meslektaşların Soruları 12 30-04-2015 13:34
Çekte bankanın sorumluluğu Burak Demirci Meslektaşların Soruları 16 25-01-2008 12:57
Hırsızlık Sonucu Çalınan Kredi Kartı - Nakit Çekimi - Bankanın Sorumluluğu av_metehan Meslektaşların Soruları 2 12-01-2007 03:06
bankanın sorumluluğu balturk Meslektaşların Soruları 2 23-07-2006 23:14
Çalınan Kredi Kartıyla Alışverişde Sorumlu Kim ? Slip Üzerindeki İmza Önemli Değil Mi SERDAR ÖZEL Hukuk Soruları Arşivi 7 30-10-2003 15:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05374908 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.