Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Geçerlilik Şekil Şartını Fotokopi İle İspat

Yanıt
Old 03-10-2017, 10:49   #1
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan Geçerlilik Şekil Şartını Fotokopi İle İspat

Adi yazılı şekilde yapılması geçerlilik şartı olan alacağın temliki sözleşmesi taraflar arasında tek nüsha olarak imzalanmış ve o nüsha devredene verilmiştir. Devralanın elinde sadece sözleşme fotokopisi vardır. İvazlı olarak yapılan sözleşmenin devredeni sonradan devirden vazgeçmiştir. Karşı taraf ise, elinde ıslak imzalı sözleşme nüshası olmadığından, alacağın temliki işleminin varlığını ispatta zorluk yaşamaktadır. Ne önerirsiniz?
Old 04-10-2017, 13:52   #2
Av. Suat

 
Varsayılan

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS: 2014/7722
KARAR: 2014/9296

Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile yapılan protokol gereğince ortak olduğu lokanta'nın müvekkilinin adına kayıtlı olduğunu, bu işyerinde çalışanlar için ödenen sigorta primleri ve elektrik tüketim bedellerinin toplamı olarak 18.128 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki protokol başlıklı belgeye, belgenin fotokopi olması nedeniyle itibar edilmeyerek davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK.md.190). Bu nedenle ispat külfeti öncelikle davacıdadır. Davacı ise hukuki ilişkinin değeri itibarıyla iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292-HMK.202. maddesi uyarınca satış sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.

Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa satış sözleşmesinin ikrar (HUMK. md.236-HMK.md.188) yemin (HUMK.md.344-HMK.md227) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.

Somut olayda; taraflar arasındaki, protokol başlıklı belgenin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelenmesinde belgedeki imzaların davalının eli ürünü olduğu, incelemeye konu belgenin fotokopi belge olduğu bildirmiştir.

Mahkamece yapılacak iş; davaya konu davalının imzasını taşıyan protokol başlıklı belgenin yukarıda açıklanan bilgiler ışığında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge kabul edilip, HMK 202.maddesi uyarınca, tanık dahil hertürlü delil ile ispatına imkan verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 04-10-2017, 13:56   #3
Av. Suat

 
Varsayılan

Yukarıdaki karar HMK dönemine ait...

Hemen aşağıdaki karar ise HUMK dönemine ait.

T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/3556
K. 2009/2468
T. 28.4.2009
• ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT YAPIM SÖZLEŞMESİNİN FESHİ ( Tapu İptali ve Tescil - Fotokopi Belge Altındaki İmza da İnkâr Edilmiş ve Belge Aslı da İbraz Edilememiş Olduğundan Varlığı Kanıtlanamamış Davanın Reddi Gerektiği )
• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Fotokopi Belge Altındaki İmza da İnkâr Edilmiş ve Belge Aslı da İbraz Edilememiş Olduğundan Varlığı Kanıtlanamamış Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Davanın Reddi Gerektiği )
• SÖZLEŞMESİNİN FESHİ ( Tapu İptali ve Tescil - Fotokopi Belge Altındaki İmza da İnkâr Edilmiş ve Belge Aslı da İbraz Edilememiş Olduğundan Varlığı Kanıtlanamamış Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Davanın Reddi Gerektiği )
• ADİ YAZILI ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT YAPIM SÖZLEŞMESİ ( Fotokopi Belge Altındaki İmza da İnkâr Edilmiş ve Belge Aslı da İbraz Edilememiş Olduğundan Varlığı Kanıtlanamamış Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Davanın Reddi Gerektiği )
• FOTOKOPİ BELGE ALTINDAKİ İMZA ( İnkâr Edilmiş ve Belge Aslı da İbraz Edilememiş Olduğundan Varlığı Kanıtlanamamış Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine Dayalı Davanın Reddi Gerektiği )
4721/m.706
818/m.213
2644/m.26
1512/m.60
ÖZET : Dava arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin feshi, tapu kaydının iptâli ve tescil istemlerine ilişkindir. Somut olayda davalı yanca, adî yazılı arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin varlığı kabul edilmeyerek ibraz edilen fotokopi belge altındaki imza da inkâr edilmiş ve belge aslı da ibraz edilememiş olduğundan, varlığı kanıtlanamamış kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı fesih, iptâl ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı delil başlangıcı dahi kabul edilemeyecek fotokopi belgeye itibar edilerek tanık dinlenmesi ve yine fotokopi belge üzerinde inceleme yapan Adli Tıp raporuna itibar edilerek sözleşmenin varlığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Old 04-10-2017, 16:26   #4
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

Somut olay HMK dönemine ait. Dolayısıyla ilk karar oldukça ilgili. Çok teşekkür ederim.
Old 11-10-2017, 12:16   #5
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

Tarafların ve bir tanığın imzasını içeren fotokopi sözleşme, "delil başlangıcı" sayılır mı?
Old 12-10-2017, 10:47   #6
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım ;

Tarafların imzasını taşıdığına göre fotokopi de olsa yazılı delildir. Delil başlangıcı değil delilin kendisidir...
Old 12-10-2017, 15:47   #7
Av.Ece Aydın

 
Varsayılan

HGK., E. 2013/1777 K. 2015/1194 T. 15.04.2015

[İndirme seçenekleri]

limited şirket • bilirkişi raporu • alacağın temliki • direnme kararı • sözleşme serbestisi • kooperatif • ikrar

Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 08.09.2011 gün ve 2005/136 E.-2011/378 K sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 12.09.2012 gün ve 2011/15371 E.-2012/13131 K sayılı ilamı ile;

(...Davacı vekili, davalılar aleyhine Akhisar 1.İcra Müdürlüğü'nün 2004/1578 E sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, borçlular olan davalıların icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar zamanaşımı definde bulunarak davacı bankaya borçlu olmadıklarını savunarak ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların imzasını içeren müşterek ve müteselsil borç senedinin 3.Md.'de borçluların alacağın BK hükümleri gereğince F1 Bankası'na devir ve temlikini kabul ettikleri gibi temlik işlerinden sonra bu borcu önce kooperatife de ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıların davaya konu borç senedinden kaynaklanan borcu, davaya konu borç senedinin bir kısmının vade tarihinden önce ve bir kısmının ise vade tarihinden sonra kooperatife ödendiği, dava tarihi itibariyle davalıların dava konusu borç senedinden kaynaklanan borçlarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, müşterek-müteselsil borç senedinin davacı bankaya temliki nedeniyle alacak istemine ilişkindir.

Mahkemece Akhisar Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğü cevabı yazısı ve dosya içerisinde bulunan müstahsil makbuzları ile kasa tahsil fişleri dikkate alınarak davalıların sattıkları ürün bedellerinden dava dışı kooperatif lehine yapılan kesintiler ve ödemeler nedeniyle dava konusu borç senedinden kaynaklanan borcun bir kısmının senedin vade tarihinden önce, bir kısmının ise senedin vade tarihinden sonra ödendiği kabul edilerek davanın reddi cihetine gidilmiş ise de, mahkemece yazılan yazıya ilgili kuruluşça verilen yanıtta, müstahsil makbuzlarında anılan davalılardan dava dışı kooperatif lehine yapılan kesintinin ve kasa tahsil fişlerine konu ödemenin davaya konu müşterek-müteselsil borç senedine ilişkin olduğu yolunda bir açıklık bulunmadığı anlaşılmakla, bu husus açıklığa kavuşturulmaksızın söz konusu ödemelerin varlığı nazara alınarak sonuca varılması doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının belirtilen nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, müşterek müteselsil borç senedinin davacı bankaya temlikine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, dava tarihi itibariyle davalıların dava konusu borç senedinden kaynaklanan borçlarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Tarım Satış Kooperatifi ve tütün şirketlerince dava dışı Kooperatif lehine davalılardan yapılan kesintilerin dava konusu borç senedine ilişkin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle alacağın temliki kavramının açıklanmasında yarar vardır.

Alacağın temliki, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162 ve devamı maddelerinde (6098 sayılı TBK m.183. vd.) düzenlenmiştir. Rızai temliki düzenleyen BK’nun 162.maddesinde; “Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir. Borçlu, alacağın temlik edilmemesi şart edilmiş olduğunu, bu şartı ihtiva etmeyen bir ikrarı bilkitabeye istinat ile alacağını temellük eden üçüncü bir şahsa karşı iddia edemez.” Akdin şekli başlıklı 163.maddesinde ise; “Tahriri şekilde yapılmış olmadıkça alacağın temliki muteber olmaz. Bir alacağın temlikini va'detmek, hususi şekle tabi değildir.” hükümleri mevcuttur.

Şu hale göre, BK’nun 163.maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliği sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup, resmi şekle bağlanmamıştır. Dolayısıyla yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, bir kimse bir başkasından olan alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir; böyle bir sözleşme, alacağın temliki hükmünde olup, hukuken geçerlidir.

Aynı Kanunun 164.maddesinde; “Alacağın temliki kanun veya mahkeme kararı mucibince vuku bulduğu halde, bir güna merasime tabi olmaksızın ve evvelki alacaklı tarafından rıza izhar edilmesine bile ihtiyaç bulunmaksızın üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.” Hüsnüniyetle Yapılan Ödeme başlıklı 165.maddesinde de; “Temlik veya temellük eden tarafından alacağın temlik olunduğu kendisine bildirilmezden mukaddem evvelki alacaklıya ve mütevali temlikler vaki olmuş ise alacağı temellük edenlerden tercihi lazım gelen biri var iken diğerine hüsnü niyetle tediyede bulunan borçlu, beri olur.” Borçluya ait def’iler başlıklı 167.maddesi ise; “Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman; temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir. Borçlunun matlubu temlik eden zimmetinde temlike vakıf olduğu zaman müeccel bir alacağı var idiyse bu alacağın temlik edilen matluptan sonra muacceliyet iktisap etmiş olmaması şartıyla borç ile takas edilmesini talep edebilir.” hükmünü içermektedir.

Bu hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere; alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikâl etmektedir.

Eğer alacaklı, alacağını bir başkası vasıtasıyla tahsil ettirmek isterse, bu kimseye tahsil yetkisi verecek yerde alacağını ona temlik eder ki bu halde alacağın temliki tahsil maksadıyla yapılmış olmaktadır.

Eğer alacaklı, mevcut bir borcu için teminat olmak üzere alacağını kendi alacaklısına rehnedeceği yerde ona temlik ederse, bu halde alacağın temliki teminat maksadıyla yapılmış olur.

Kanunumuz alacağın temlikinin «yazılı» şekilde yapılmasını öngörmektedir. Bu itibarladır ki, bir muteberlik şekli olarak yazılı şekle uyulmadıkça alacağın temlikinin hiçbir hükmü yoktur. Bununla birlikte, temlik senedinde (temliknamede) sadece temlik edenin imzasının bulunması kâfi olup ayrıca temellük edenin imzasının bulunmasına lüzum yoktur. Temlik senedine tarih konulması da şart değildir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, dava dışı kooperatif ile davalılar arasında tanzim olunan “Müşterek ve Müteselsil Borç Senedi” başlıklı senet metninin son paragrafı uyarınca anılan senette yazılı alacağın T.C. F1 Bankasına devir ve temlik edildiği belirtilmiş olup, davaya konu alacağın temlikinin geçerli bir şekilde oluştuğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Ayrıca davanın dayanağı borç senedinin 3.paragrafında yer alan ibareyle; borcun öncelikle kooperatife ödeneceği açıkça belirtilmiş durumdadır.

Kural olarak geçerli olan bu sözleşme, davacıya alacak hakkı bahşetmektedir. Ne var ki temellük edene teslim edilen senet metninde de açıkça belirtildiği üzere; borcun öncelikle kooperatife ödeneceği yönündeki düzenleme karşında, sözleşme serbestîsi kuralları içerisinde bu hükmün davacı bankayı da bağlayacağı tabiidir.

Bunun yanı sıra, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167.maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 188.maddesi) uyarınca borçlu, temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı da ileri sürme hakkına sahiptir.

Dosya içeriğinde mevcut bulunan ve dava dışı S.S.1055 Sayılı F2 Köyleri Tütün Tarım Satış Kooperatifi yetkililerince düzenlenen 10.07.2000 ve 05.07.2000 tarihli dört ayrı kasa tahsil fişleri ile Tütün Limited Şirketi tarafından düzenlenen 08.05.2000 tarihli dört ayrı müstahsil makbuzunda dava konusu borcun ödendiğinin açıkça belirtilmiş olması ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davalıların dava tarihi itibariyle dava konusu borç senedinden kaynaklanan herhangi bir borçlarının kalmadığının belirlenmiş olması karşısında, borcun ifa edildiği savunmasını bu belgelere dayalı olarak temlik edene karşı ileri sürme hakkı bulunan borçlunun, talebin dayanağı olan senet metnindeki somut olaya özgü özel düzenleme uyarınca aynı savunmayı temlik alana karşı da ileri sürme hakkı vardır.

Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2012 gün ve 2012/11-341 Esas 2012/587 Karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.

Bu durumda, temlik alan davacı banka tarafından bu dava ile halen talep edilebilecek bir borç bulunmadığı anlaşılmış olduğundan, aynı hususa işaret eden direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gereklidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmiştir.

S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 15.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2013-1777-k-2015-1194-t-15-4-2015


Fotokopi ve ispat haricinde Bu kararda geçen alacağın temliki ve şekil şartına ilişkin bölümün de etkili olabileceğini düşündüm.

İyi Çalışmalar Dilerim,
Old 12-10-2017, 22:34   #8
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hatun Olguner
Sayın meslektaşım ;

Tarafların imzasını taşıdığına göre fotokopi de olsa yazılı delildir. Delil başlangıcı değil delilin kendisidir...

Sayın Olguner, sözü edilen fotokopi belge, metin ve imza dahil tamamıyla fotokopi. Tarafların imzası da fotokopi... Yani bir belge asıl olarak tek nüsha düzenlenmiş, diğer tarafa da onun fotokopisi verilmiş...
Yine de aynı fikirde misiniz?
Old 13-10-2017, 08:59   #9
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Sayın Av. Yahya Deryal ;

Ben sorunuzu yanlış anlamışım. Fotokopi sözleşmenin ıslak imza ile imzalandığı şeklinde anladım. İmzalar da fotokopiyse cevabım değişir. Hayır öyle bir belge delil başlangıcı olmaz. Delil gücü yoktur...
Old Bugün, 08:27   #10
imsel

 
Varsayılan

Cd.6, E. 1989 / 2620k. 1989 / 3809t. 18.04.1989

"onayli Olmayan Fotokopi, Belge Niteliğinde Değildir."
Old Bugün, 11:25   #11
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan

6100 HMK
Belge
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Borçlunun ödeme şartını ihlali Avukat Serdar Meslektaşların Soruları 4 29-05-2015 18:48
Şekil şartını taşımayan vefa sözleşmesi sonrasında taşınmazın 3. şahsa tescili Cem KAYA Meslektaşların Soruları 0 12-11-2013 13:08
nafaka şartını ihlal av_ozge Meslektaşların Soruları 1 28-03-2011 14:15
Aciz vesikası-Ödeme Şartını İhlal Av. Şehper Ferda DEMİREL Meslektaşların Soruları 4 10-12-2010 15:38
Murislerin sağlığında mal paylaştırması:Geçerlilik, şekil vb? mehmetseyrek Miras Hukuku Çalışma Grubu 1 30-04-2010 01:47


THS Sunucusu bu sayfayı 0,12404490 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.