Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Anket Sonucu: Türkçe Dersi Fakültelerde Zorunlu Olsun Mu
Evet 51 82,26%
Hayır 11 17,74%
Oy Verenler: 62. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 211)

Türkçe Dersi Fakültelerde Zorunlu Olsun Mu?

Yanıt
Old 08-01-2008, 20:19   #31
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Hatun Hanım,

Ben verdiğiniz örnekte geçim çıkarmak deyimiyle anlaşmayı kast ettiğini anladım ama bu bozuk bir anlatımdır, geçinmek diye anlatılır doğru olarak. Ben buna vurgu yapmıştım. Saygılarımla
Old 08-01-2008, 20:21   #32
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Sayın Admin'in görüşlerine ben de aynen katılıyorum. Teşekkürlerimi iletiyorum.
Old 09-01-2008, 09:14   #33
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Dünkü mesajı yazdıktan çok sonra farkettim : Admin ile aynı fikirde olduğumuzu vurgulayan cümlemi kısacık yazmak zorunda kalmıştım;akşam eve gittikten sonra,acaba Admin beni yanlış anlar mı diye üzüldüm. Evdeki laptop tamirde olduğu için de düzeltemedim. Bu vesile ile,ne demek istediğimi açıklayayım,Admin Bey de kırılmamıştır umarım ama,eğer eksik anlatım varsa tamamlamış olayım : Türkçe"yi özenli kullanma konusunda çok duyarlı olduğunu bildiğim Admin ile zaten bu konuda iyi anlaşırız. Türkçe"nin zorunlu dil olarak okutulması ile ilgili görüşlerimiz de aynı imiş. Ancak,benim mesajımdan bu görüş çok açık anlaşılmıyor gibiydi,ben de onunla aynı fikirde olduğumu açıkça ve mesajımı açıklamak amacı ile vurguladım. Kısa bir cümleden bu amaç anlaşılmayabilir mi acaba diye,sonra düşündüm,yazarken de ayrıntılı yazma zamanım olmadı,misafirim geldi. İşte kastedilmeyen ve yanlış anlamaya neden olabilecek ifadeler olabiliyor. Durum bundan ibaret.Yine de kusura bakmayın.
Old 09-01-2008, 13:03   #34
Mustafa ÖZCAN

 
Varsayılan

Değerli arkadaşlar,


Konu iletişim yetkinliğini doğrudan ilgilendiriyor. Sadece dilin kullanılması değil aynı zamanda vücut dilinin doğru kullanılması, duygu dilinin doğru kullanılması, empati yapabilme yeteneği, gibi konular iletişim kalitesini son derece etkiliyor.

İletişimin vaz geçilmez en önemli ögesinin dil olduğu konusunda tartışma, ya da kuşku yok zannediyorum. Konunun önemi forum konusunun da dayanağı olmuş ve "Türkçe fakültelerde zorunlu ders olsunmu ?" Anket olarak düzenlenmiş ve bu soru arkadaşlara yöneltilmiş.

Anket sorusunu okuduktan sonra, bir an düşündüm ve hemen hayır tuşuna dokundum. Hukuk fakültesi kazanabilmek için üniversite sınavında türkçe sorularının tamamını yanlışsız yaptığım aklıma geldi. Aynı şekilde hukuk fakültesi kazanan tüm arkadaşların türkçe sorularının tamamını ya da tamamına yakınını doğru işaretledikleri de diğer bir gerçeklik olduğunu anımsadım.

Sonra siteye ilk geldiğim günlerde yazdığım yazılarda bilerek yaptığım yazım hatalarını düşündüm. Dilekçelerimi defalarca okuduğum, noktasını virgülünü, anlatım uyumunu dikkatle takip ettiğim, dilekçeleri imzaladıktan sonra bile beğenmeyip değiştirdiğim halde burada niçin başlangıçta konuşma dili kullandığımı düşündüm. Konunun ortama uyumla ilgisi vardı en başta. Daha sonra başka şeyler de buldum. Örneğin çoğumuzun MSN kullandığını burada yazışmalarda konuşma dili ile yazıyor olmanın etkili olacağı geldi aklıma.

Sonuçta eleştiriler haklıydı, yazılanlara dikkat edilmesi gerekiyordu.

Türkçenin konuşulması ve yazılmasında yapılan hataların bilgi eksikliğinden değil Sayın Admin in tam isabet, ifade ettiği gibi özensizlikten kaynaklandığı tespitine en küçük bir kuşku ya da duraksama olmaksızın katıldığımı ifade etmek istiyorum. Bu nedenle fakültelere konulacak ders Türkçe değil özeni artıracak başka dersler olabilirdi.

Alıntı:
Kötü Türkçe kullanımında sorun bilgisizlik mi, yoksa ilgisizlik mi? Bir ilkokul mezununun dili doğru kullanamamasını eğitime bağlamak mümkün. Keza "de"lerin ayrı yazılması gibi daha "ince" kuralların hiçe sayılmasından da bilgisizliği sorumlu tutabiliriz sanırım. Ancak bir hukuk fakültesi mezununun "geliyo, gidiyo" yazmasını "geliyor"un yazılışını bilmemesine bağlayabilir miyiz?

Özellikle meslektaşlarımızın Türkçe kullanımı ile ilgili şikayetlerin büyük kısmının bilgisizlikten ziyade dile özen göstermemekle ve umursamazlıkla ilgili olduğu kanaatindeyim. En azından öyle olduğunu ummak istiyorum! Ve hal böyle olunca da hukuk fakültesinde Türkçe dersini zorunlu ders yapmanın bir faydası olacağını düşünmüyorum. İlkokul 2. sınıftan, lise son sınıfa kadar zorunlu ders olarak saatlerce "Türkçe" eğitimi almış ve üstelik Türkçe testini de aşarak Hukuk Fakültesini kazanmış bir üniversite öğrencisine Türkçe kullanımı adına öğretebileceğimiz fazla birşey kaldığını düşünmüyorum. Ama bu eğitimi gramer dersi olarak değil de, dile saygı göstermenin önemini zihinlere kazıyacak bir ders olarak yapılandırmayı düşünürseniz, o zaman sizlere katılabilirim.
------------------
Saygılarımla,
Admin






Konunun özünü tam isabet anlatan bu yazıya ek ne söylenebilir diye düşündüm. Fakültelerde Türkçenin zorunlu ders olmasının çok bir mantığı olmadığına göre, konuşmaya, yazmaya, kılık kıyafete, davranışlara olan özeni artıracak dersler daha gerekli ve yararlı olabilirdi.

Adı ne olur bilemiyorum artık. Davranış ve İletişim ana ekseninde bir ders olması gerektiği konusu kafamda çok net belirdi. Bu derste Türkçenin doğru kullanılmasından başlamak üzere, düzgün giyinmek, eğitimli bir insana yakışır şekilde davranmanın önemi de ayrıca işlenmelidir. Dahasını söyliyeyimmi üzülerek, kişisel temizliğin önemi bile anlatılmalı ve işlenmelidir bu derste. Dişini fırçalamayan, saçını sakalını derli toplu tutmayan, sağlığına temizliğine dikkat etmeyen bir insan eğitimli olsa kime ne faydası olacaktır; zira kendisine faydası yoktur.

Dilini düzgün kullanmaktan kişisel bakıma kadar bir çok alanda eğitimli bir insana yakışacak davranış ve tavırları kişiye kazandırmaya ve önemini işlemeye yönelik bir dersi destekliyorum, hatta zorunlu olduğunu düşünüyorum. Kişisel bakım kadar kişisel gelişimde önemli diğer bir husus. Zamanın değerlendirilmesi, enerji ve gücün değerlendirilmesi, sağlığın değerlendirilmesi, gençliğin değerlendirilmesi konularının daha fakülte yıllarında iken genç dimağlara işlenmesi yararlı olacaktır.

Yaşlılar : Bu tecrübeyle, ah genç olsam derken
Gençler: Bu gençlik bendeyken, ah tecrübem olsaydı demektedirler.

Daha genç iken verimli ve bilinçi bireyin temeli atılmalıdır. Bu anlamda Hatun Hanım'ın NLP konusunu da içine alacak bir ders olması uygun olabilir.

Saygılarımla...



Old 12-01-2008, 17:28   #35
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Hatun Olguner
Neyse konu dağıldı gibi,korkarım Suat Bey; tartışma,amacından sapmıştır,başka alanlara kaymıştır,ilgisiz mesajları ilgili oldukları alana taşımak zorunda kaldık " demek üzeredir.

Tam da lafı ağzımdan aldınız.

Öncelikle yanlış anlamayla ilgili bazı mesajları sildim. Bazı mesajların ilgili bölümlerini çıkardım. Bu nedenle Sayın Av.Hatun Olguner, Mustafa Özcan ve Özge Yücel'den özür diliyorum. Düzenlediğim mesajlarda anlam bozukluğu olan varsa lütfen belirtsin.

Katkıları için bütün üyelere teşekkürler...

Saygılarımla

Not: Bu mesaj adı geçen üyeler okuduktan sonra imha edilebilir.
Old 12-01-2008, 22:53   #36
Gemici

 
Varsayılan

Sayın Mustafa ÖZCAN,
NNP'nin ne olduğuna, faydalarının ve olası zararlarının ne olduğuna, Türkçe İnernet Sitelerindeki NLP'reklamnlarından başka kaynaklara,- Türkçe internet sitelerinde bunlardan başka kaynak zaten yok- , baktınız mı hiç?

Ayrıca
Alıntı:
Yazan Mustafa ÖZCAN
Alıntı: 'Fakültelerde Türkçenin zorunlu ders olmasının çok bir mantığı olmadığına göre, konuşmaya, yazmaya, kılık kıyafete, davranışlara olan özeni artıracak dersler daha gerekli ve yararlı olabilirdi'.
cümlenizden tam olarak neleri kast ettiğinizi merak ettim! Türkçeyi iyi ve yerinde kullanmanın kılık kıyafetle ne ilgisi var sizce? Daha doğrusu kılık ve kıyafetin Türkçe'yi iyi kullanma ile ne ilgisi var? Kılık ve kıyafeti iyi olmayan iyi hukukçu olamaz mı sizce?


Saygılarımla
Old 13-01-2008, 09:25   #37
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

NLP ile ilgili mesajı Lenguistik konusunu tararken bulmuştum ve kopyala*yapıştır işlemini ben yapamadığım için,10 yaşımdaki oğlum yapıyor,kaynağı ile birlikte aktarılamamış ise,konuyu yeniden arayıp,belirleyip mesaja düzeltme yoluyla eklerim,ancak link eklemeyi bilemiyorum,mesele de bu. NLP düzgün ve yetkin iletişim becerisini de içinde barındıran,dolayısı ile Türkçe nin zorunlu dil olarak okutılması önerisi ile ulaşılmaya çalışılan sonucu da kapsayan bir teknik olarak konu ile ilgiliydi bence. Yanlış anlama ile ilgili olanların,kişisel oldukları için silinmesine sevindim.

Suat Bey; NLP ile ilgili ikinci bir yazıyı daha, okumadan,bazı bölümlerine gözatıp faydalı bulup aktardıktan sonra(tabii Akay'ın yardımı ile) akşam okumak üzere forumu açıp okumaya başladığımda,konu ile ilgisiz ve düzeyinin yetersiz olduğunu farkettim,bunun üzerine kendim sildim,zamansızlıktan tamamını kontrol edemeden aktarmıştım. Diğer mesajları düzenlemenize bakamadım,ama eminim ki,uygun ve yerindedir.NLP ve iletişim gibi kapsamlı bir konu içinde çokyönlü bir bakış konuyu dağıtmış gibiydi ve zaten bu yüzden sizin müdahale edebileceğinizi öngörmüştüm. İlk NLP mesajının ise konu ile direkt bağlantılı olduğunu düşündüğüm gibi,bu forumdaki yerini korumasını isterdim,çok güzel saptamalar ve öneriler,dili düzgün kullanma yeteneği,önemine vurgu ve dilbilim-zihinsel faaliyet çerçevesinde ele alınan teknik önerileri ile ilgiliydi. Tabii siz site içi konu bağlantılarını daha doğru belirleyebilecek tecrübe ve alışkanlığa sahipsiniz,müdahalenize peşinen saygı ve kabulü o nedenle bildirmiştim,aslolan herzaman olumlu bakıştır.
Old 13-01-2008, 10:36   #38
Mustafa ÖZCAN

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Sayın Mustafa ÖZCAN,
NNP'nin ne olduğuna, faydalarının ve olası zararlarının ne olduğuna, Türkçe İnernet Sitelerindeki NLP'reklamnlarından başka kaynaklara,- Türkçe internet sitelerinde bunlardan başka kaynak zaten yok- , baktınız mı hiç?

Ayrıca cümlenizden tam olarak neleri kast ettiğinizi merak ettim! Türkçeyi iyi ve yerinde kullanamanın kılık kıyafetle ne ilgisi var sizce? Daha doğrusu kılık ve kıyafetin Türkçe'yi iyi kullanma ile ne ilgisi var? Kılık ve kıyafeti iyi olmayan iyi hulkukçu olamaz mı sizce?



Saygılarımla


Yorumsuz...

Saygılarımla...
Old 06-02-2008, 07:08   #40
lale ayhan

 
Varsayılan

Ben hem "Evet", hem de "Yalnızca zorunlu Türkçe dersi yetmez" diyenlerdenim. Sevgili meslektaşlarım, Avukatların işi yalnızca düzgün ve anlaşılır dilekçe yazmak değildir. Dilin pratikte kullanımı da en az yazı dilinin kullanımı kadar önemlidir. Bu nedenle hukuk fakültelerinde Türkçe dersinin zorunlu olmasıyla yetinilmemeli, ayrıca diksiyon dersi de verilmeli, ya da Türkçe dersinde müfredatın bir bölümü buna ayrımlalıdır. Kimi avukat çok iyi yazar, yazıları gerçekten anlaşılır, etkileyici, ikna edicidir. Ancak aynı avukat duruşmada ağzını açtığı anda yazılı savunmasını yerle bir ettiği de görülmeiş bir durum değildir. Kaldı ki, bırakın meslekleri her şeyden önce kendi dilimizi iyi ve güzel yazma, doğru konuşma bilinci adına bunu yapmamız gerektiğine inanıyorum. Günümüzde yabancı dil kurslarına harcanan paraların haddi hesabı yok. Bugün adliyeye giderken, kafanızı kaldırıp, bulunduğunuz şehrin merkezinde ki işlek bir caddeye dikkatlice bakın. Sayın bakalım, kaç tane yabancı dil kursu göreceksiniz? İnsanlar henüz kendi dillerini bile doğru şekilde konuşamaktan acizken başka dilleri öğrenmeye çalışıyorlar. İngilizce konuşma kurslarına milyonlarca lira verip, bir de saatlerini, günlerini buna ayırırlarken, diksiyon kursuna giden kaç tane insan var etrafınızda dönüp bir bakın lütfen. Bunun tehlikesini görebiliyor musunuz? Bu şu demektir; Eğer biz kendi dilimizi tam anlamıyla öğrenmeden, konuşamadan başka dilleri öğrenip konuşmaya çalışırsak, dilimiz yabancı dillerin etkisine karşı savunmasız hale getirmiş oluruz. Bu nedenle önce anadilimizi doğru yazmayı ve konuşmayı öğrenmemiz gerekir. Bunun için, sadece evet demekle kalmıyor, zorunlu Türkçe dersinin yanında, diksiyon dersinin de zorunlu olması gerektiğini düşünüyorum
Old 06-02-2008, 11:34   #41
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

Lale Hanım,
Önemli bir konuya değindiğiniz için teşekkürler! Hukukçu hem güzel yazmalı hem de güzel konuşmalıdır. Yazma ve konuşmanın güzelliği düzenli bir eğitimle olanaklıdır.
Old 06-02-2008, 20:55   #42
Av.Ali ÇİTİL

 
Varsayılan

Türkçeyi sadece hukukçular tarafından çok iyi bilinmesi gerekteğine indirgememek lazım.Bence Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin çok iyi bilmesi ve konuşması gerek.
Alıntı:

Dil, kültür unsurlarının başında gelir. Çünkü dil olmadan öteki unsurların meydana gelmesi mümkün değildir. Dil bir milletin ses dünyasıdır. Her millet kainatı değişik şekillerde algılamış ve yorumlamıştır. Aynı zamanda dil kültüre ait bütün değerleri bünyesinde barındıran bir kültür hazinesidir. Bir dil, onu kullanan milletin kafa yapısını, nasıl düşündüğünü, zihninin nasıl çalıştığını ve mantığını ortaya koyar
Alıntı:
Dil, diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde bize aracılık eden, sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıta olarak hayatımızın her safhasında mevcuttur. Evde, okulda, sokakta, çarşıda, iş yerinde ve her yerde onunla beraber yaşıyoruz. İnsan konuştuğu dili doğduğu günden itibaren hazır bulur. Fakat dil doğuştan bilinmez. İlk aylarda ağlamalar, taklit, birtakım hareketlerle anlaşma sağlamaya çalışır. Çocuk içinde yaşadığı topluluğun dilini, anadilini uzun bir çıraklık devresi süresince öğrenir. Daha sonra kulağına gelen seslerin belli kavramlara, hareketlere, varlıklara karşılık olduğunu anlamaya başlar
.
http://www.dilimiz.com/dil/TurkDili/trkdili1.htm
Old 08-02-2008, 18:49   #43
hukukun-üstünlüğü

 
Varsayılan

Fakültede gösterilen Türkçe dersleri,işleyiş ve sonuç bakımından formaliteden öteye gidemediğinden; kaldırılmasında bir sakınca olmaz diye düşünüyorum.

Gerçek anlamda dil bilinci ve hitabet yeteneği kazandıracak bir ders konulması ya da mevcut dersin bu doğrultuda değiştirilmesi yerinde olur.Yoksa şuanki dersin öğrencilere bir getirisinin olmadığı hepimizce malum.
Old 10-02-2008, 11:57   #44
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Virgülün Önemi

10 Şubat 2008
Şükrü KIZILOT
skizilot@yaklasim.com

Kurallara uyan ceza ödeyecek

BAŞLIKTA bir hata yok. Kurallara uymayan değil, "kurallara uyan" ceza ödeyecek.

Bunu ben demiyorum, kanunda yazıyor!..

İş Kanunu’nda bir madde var, o maddede kurallara uygun hareket eden işverene, ceza kesileceği yazılı.

"Nasreddin Hoca fıkrası" gibi oldu ama ne yapalım, yasa maddesi böyle diyor!..

OLAY NE?

Olayı tesadüfen fark ettim.

Eski öğrencilerimden, İş Müfettişi Arif Temir’in, Ocak 2008 baskı "İş Kanununda İzinler ve Uygulaması" kitabını okurken, bir nokta dikkatimi çekti.

Kitabın 48’inci sayfasında; yıllık ücretli izin yönetmeliğinin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan işveren hakkında, her işçi için 179 YTL (2008 yılı için) idari para cezası uygulanacağı belirtiliyordu. Dikkatle bir daha okudum; "...yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan işveren hakkında ceza uygulanacağı" yazılıydı. Kendisini aradım:

- Arifciğim bir hata olmasın?

- Yok Hocam, kanun maddesi aynen yazdığım gibi. İş Kanunu’nun 103. maddesinde aynen böyle yazıyor. Ben de kanun maddesini değiştiremeyeceğim için ona uygun olarak yazdım.

- Peki, işçi çalıştıranlara; "İşçilerinize izin verirken, bununla ilgili yönetmeliğe uymayın. Uyarsanız, ceza yersiniz" diye duyuruda mı bulunalım?

- Ona karışamam Hocam ama işverenler yine de yönetmeliğe uygun hareket etsinler.

VİRGÜLÜN ÖNEMİ

İlgili yasa maddesini, Meclis’te görüşülen şeklini vs. dikkatle araştırdım ve olayı anladım.

Madde metnindeki "...aykırı olarak" sözcüğünden sonra bir virgül konması gerekirken, virgül unutulmuş.

Unutulunca da cümle anlamını yitirmiş ve yukarıdaki "komedi" ortaya çıkmış!..

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=35451
Old 10-02-2008, 13:25   #45
Av.Ali ÇİTİL

 
Varsayılan

VİRGÜLÜN ÖNEMİ

İlgili yasa maddesini, Meclis’te görüşülen şeklini vs. dikkatle araştırdım ve olayı anladım.

Madde metnindeki "...aykırı olarak" sözcüğünden sonra bir virgül konması gerekirken, virgül unutulmuş.

Unutulunca da cümle anlamını yitirmiş ve yukarıdaki "komedi" ortaya çıkmış!..

Old 04-03-2008, 23:12   #46
Kemal Yıldırım

 
Varsayılan

Ben de evet dedim. Hatta, başka bir forumda hukuk fakültelerinde gereksiz görülen dersler arasında Türkçe ya da Türk Dili dersini görünce hayretler içinde kaldım. Yine orada da seçimlik ders olmasından öte zorunlu olması gerektiğini söyledim.

Resmi yazışmalarda olsun günlük yazışmalarda olsun Türkçeyi elimden geldiğince düzgün kullanmaya, imla ve yazım kurallarına uymaya çalışıyorum.

Öyle dilekçeler okudum ki, okurken utandım. Yine bu sitede öyle cümleler gördüm ki, sürekli bunun sebebi ne diye sordum kendime. Sayın Admin'i n sorduğu soruyu ben daha önce kendime sordum. Acaba bilgisizlik mi yoksa ilgisizlik mi? Sanırım her ikisi de:

Biraz bilgisizlik. Çünkü bilen insan, bildiği ancak dikkat etmediği imla ve yazım kuralları nedeniyle kurduğu cümlelerin bazen anlaşılmaz olacağının, bazen kastedilenden çok farklı anlamlar çıkacağının bilincinde olur ve bunlara dikkat eder.

Biraz da ilgisizlik. Çünkü, gördüğüm ve bildiğim kadarıyla yapılan yanlışları uyardığım halde ya hiç tepki gelmedi ya da beklenmeyen tepkiler verildi.

Bilmiyorsanız öğreniniz. Biliyorsanız kurallara uymaya azami özeni gösteriniz!

Eğer bir yanlışım varsa, uyarılmayı bekleyen saygılarımla...
Old 29-03-2008, 17:54   #47
jumeaux

 
Karar

Ben de evet dedim, ama aslında üniversiteye gelmiş insanlara tüm öğrenim hayatları boyunca her yıl gördükleri bir dersi tekrar vermenin zaman kaybı olduğu gerekçesiyle, hayır diyenlere de katılıyorum. Ne var ki, son sınıfa gelmelerine rağmen, hala bağlaç olan "de" yi bitişik, ek olan"-de"yi de ayrı yazanlar var mesela. Bu sadece bir örnek. Bunun yanı sıra yanlış kullanılan kelimeler, düşük cümleler de var. Dili kullanmanın bu kadar önemli olduğu bir alanda, bunların önüne geçmek için, gerekiyorsa her yıl türkçe dersi verilmeli. Kişi öğrenene kadar.
Old 14-07-2012, 21:42   #48
av_armagan

 
Varsayılan

Türkçe eğitimi üniversiteye kadar halledilebilmeli. Üniversiteye kalmışsa iş zor. Fakültede hukuk okunmalı ya da yardımcı bilimler. Konuşamayanı yazamayanı da fakülteye almamalı ama parayı verenin hukuk okuyabildiği günümüzde bu hayal olabilir ancak.
Old 27-07-2013, 23:52   #49
Nur Deniz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL
Üniversite sıralarına gelip de, hala dile hakim olamamışlığın kabulü anlamına gelecek anket sorusuna, işte en çok bu nedenle "Hayır" diyorum... Çok ayıp olur gerçekten!

Saygılarımla...

Üniversite sıralarını bitirmiş, hatta meslek sahibi olmuşların dile hakim olmaması çok daha ayıp olacağından, ''EVET'' dedim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hangi seçmeli dersi seçmeliyim? ahmet67 Hukuk Lisans Eğitimi 3 25-09-2007 16:40
İzmirli avukatlara savunma dersi Av.Yüksel Eren Hukuk Haberleri 12 03-04-2007 23:00
Yüce Divandan Zamanaşimi Dersi kum Hukuk Haberleri 1 12-11-2006 13:57
Savcılara AİHM'de '301' dersi ahmetsacit Hukuk Haberleri 1 22-10-2006 11:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05407095 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.