Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aile Hukuku Yargılamalarında Usül/ HMK / Yargıtay Kararları

Yanıt
Old 17-01-2013, 17:34   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Aile Hukuku Yargılamalarında Usül/ HMK / Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/7424
K. 2012/27144
T. 14.11.2012

• HAKİMİN TANIK ADEDİNİ BELİRLEMESİ ( Fazla Olduğu Gerekçesi İle 13'ünden 5'inin Dinlenmesi Yönünde Ara Kararı Oluşturmasının Doğru Olmadığı - Gösterilen Tanıkların Hangi Vakıalar İçin Dinletilmek İstenildiği Hususunda Açıklama İstenilmediği/Vazgeçme de Bulunmadığı )

• TANIK DELİLİNE DAYANMA ( Mahkemece Tanık Sayısının Fazla Olduğu Gerekçesi İle 13'ünden 5'inin Dinlenmesi Yönünde Ara Kararı Oluşturulamayacağı - Hakkın Suistimali Niteliğinde Olmadıkça Adedi Hakimin Belirleyemeyeceği )

• TANIK ADEDİ ( Hakkın Suistimali Niteliğinde Olmadıkça Hakimin Belirleyemeyeceği - Boşanma Davasında Davalı Kocanın Tanık Deliline Dayanıp 13 İsim Bildirmesi/Mahkemece Sayının Fazla Olduğu Gerekçesi İle 5'inin Dinlenmesi Yönünde Ara Kararı Oluşturulamayacağı )

• DELİL LİSTESİ ( Tanık Deliline Dayanma - Hakkın Suistimali Niteliğinde Olmadıkça Adedi Hakimin Belirleyemeyeceği/Gösterilen Tanıkların Hangi Vakıalar İçin Dinletilmek İstenildiği Hususunda Davalıdan Bir Açıklama da İstenilmediği/Boşanma )

• BOŞANMA ( Mahkemece Tanık Sayısının Fazla Olduğu Gerekçesi İle 13'ünden 5'inin Dinlenmesi Yönünde Ara Kararı Oluşturulamayacağı - Hakkın Suistimali Niteliğinde Olmadıkça Adedi Hakimin Belirleyemeyeceği )

6100/m. 240, 241
4721/m. 167

ÖZET : Davalı koca delil listesinde tanık deliline dayanmış, on üç tanık ismi bildirmiştir. Mahkemece tanık sayısının fazla olduğu gerekçesi ile beşinin dinlenmesi yönünde ara kararı oluşturulmuştur. Hakkın suistimali niteliğinde olmadıkça tanık adedini hakim belirleyemez. Gösterilen tanıkların hangi vakıalar için dinletilmek istenildiği hususunda mahkemece davalıdan bir açıklama istenilmediğine ve davalı tarafından da dinlenilmeyen tanıklar konusunda açık bir vazgeçmesi bulunmadığına göre dinlenmeyen tanıklarının usulüne uygun çağrılıp dinlenilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davalı koca delil listesinde tanık deliline dayanmış, on üç tanık ismi bildirmiştir. Mahkemece 04.07.2011 tarihli oturumda tanık sayısının fazla olduğu gerekçesi ile beşinin dinlenmesi yönünde ara kararı oluşturulmuştur. Hakkın suistimali niteliğinde olmadıkça tanık adedini hakim belirleyemez. Gösterilen tanıkların hangi vakıalar için dinletilmek istenildiği hususunda mahkemece davalıdan bir açıklama istenilmediğine ve davalı tarafından da dinlenilmeyen tanıklar konusunda açık bir vazgeçmesi bulunmadığına göre davalı kocanın dinlenmeyen tanıklarının usulüne uygun çağrılıp dinlenilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 28-02-2013, 13:34   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan HMK ve Aile Hukuku/Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/8845
K. 2012/26182
T. 5.11.2012

• BOŞANMA (Gider Avansının Hangi İşlemler İçin Talep Edildiğinin ve Miktarının Avans Talebine İlişkin Ara Kararında Açıkça ve Duraksama Yaratmayacak Şekilde Gösterilmesi Gerektiği - Ara Kararda Gösterilmemişse Tamamlanması İçin Verilen Kesin Süre Sonuç Doğurmayacağı )

• GİDER AVANSININ SÜRESİNDE YATIRILMAMASI (Hangi İşlemler İçin Talep Edildiğinin ve Miktarının Avans Talebine İlişkin Ara Kararında Açıkça ve Duraksama Yaratmayacak Şekilde Gösterilmesi Gerektiği - Ara Kararda Gösterilmemişse Tamamlanması İçin Verilen Kesin Süre Sonuç Doğurmayacağı )

• DAVA ŞARTI (Dava Tarihinden Sonra Yürürlüğe Giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansını Dava Şartı Olarak Kabul Ettiği - Gider Avansının Hangi İşlemler İçin Talep Edildiğinin ve Miktarının Avans Talebine İlişkin Ara Kararında Açıkça ve Duraksama Yaratmayacak Şekilde Gösterilmesi Gerektiği )

• KESİN SÜRE (Gider Avansının Hangi İşlemler İçin Talep Edildiğinin ve Miktarının Avans Talebine İlişkin Ara Kararında Açıkça ve Duraksama Yaratmayacak Şekilde Gösterilmesi Gerektiği - Ara Kararda Gösterilmemişse Tamamlanması İçin Verilen Kesin Süre Sonuç Doğurmayacağı )

6100/m.114/1-g, 448

ÖZET : Dava tarihinden sonra 01.10.2011 günü yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu, gider avansını dava şartı olarak kabul etmiştir. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren Kanun, açıldığı tarihte dava şartı olmayan bir hususu dava şartı saymış ise, bu durum ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılmış olan davalar bakımından geçerlidir. Davanın gider avansının süresinde yatırılmamış olması sebebiyle usulden reddedilebilmesi için, gider avansının hangi işlemler için talep edildiğinin ve miktarının avans talebine ilişkin ara kararında açıkça ve duraksama yaratmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Ara kararda gösterilmemişse, tamamlanması için verilen kesin süre sonuç doğurmaz.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dava, 12.07.2011 tarihinde ikame edilmiş, mahkemece; "davacının verilen süre içinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre alınması gereken gider avansını karşılamadığını" gerekçe göstererek davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dava tarihinden sonra 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Bu Kanun, "davacının yatırması gereken gider avansını yatırmamış olmasını" dava şartı (m. 114/1-g )kabul etmiştir. Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren Kanun, açıldığı tarihte "dava şartı" olmayan bir hususu "dava şartı" saymış ise, bu ancak, sözü edilen Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılmış olan davalar bakımından geçerli kabul edilebilir. Kanunun 448. maddesindeki "tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağına" ilişkin hüküm, gider avansının dava şartı olarak kabul edilmesi açısından önceki Kanun zamanında açılmış olan davalara uygulanmaz. Öte yandan davanın "gider avansının süresinde yatırılmamış olması sebebiyle" usulden reddedilebilmesi için, gider avansının hangi işlemlere ilişkin olduğunun ve miktarının avans talebine ilişkin ara kararında açıkça ve duraksama yaratmayacak şekilde gösterilmiş bulunması gerekir. Hangi işlemler için ve ne miktar avans talep edildiği buna ilişkin ara kararında gösterilmemiş ise, tamamlanması için verilen kesin süre sonuç doğurmaz. Mahkemece, gider avansının hangi işlemler için talep edildiği ve miktarı, ara kararında gösterilmemiştir. Bu bakımdan, davanın gider avansının süresinde yatırılmadığından bahisle usulden reddedilmesi doğru değil ise de, bu husus temyize getirilmediğinden bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

2- Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle "dava dilekçesinde" "aile mahkemesi sıfatına" yer verildiğine göre, davaya bu sıfatla bakıldığının anlaşılmasına göre davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün (2. )bentte gösterilen sebeple (ONANMASINA ), işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 09-03-2013, 15:28   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/15593
K. 2013/1955
T. 28.1.2013

• YETKİ DERDESTLİK VE BİRLEŞTİRME İLK İTİRAZI ( Boşanma Davası/İtirazın Yapıldığı Tarihte 1086 S.K.'nın Yürürlükte Bulunduğu - Sürelerin Son Gününün Adli Tatile Rastladığı Takdirde Adli Tatilin Bittiği Günden İtibaren Yedi Gün Uzatılmış Sayılacağı/İlk İtiraz Sürelerinin Dolduğunun Gözetileceği )

• ADLİ TATİLDE BAKILAMAYACAK OLAN DAVALAR ( Yetki Derdestlik ve Birleştirme İlk İtirazının Yapıldığı Tarihte 1086 S.K.'nın Yürürlükte Bulunduğu - Sürelerin Son Gününün Adli Tatile Rastladığı Takdirde Adli Tatilin Bittiği Günden İtibaren Yedi Gün Uzatılmış Sayılacağı )

• İLK İTİRAZ SÜRESİ ( Yetki Derdestlik ve Birleştirme İlk İtirazının Yapıldığı Tarihte 1086 S.K.'nın Yürürlükte Bulunduğu - Sürelerin Son Gününün Adli Tatile Rastladığı Takdirde Adli Tatilin Bittiği Günden İtibaren Yedi Gün Uzatılmış Sayılacağı/Sürelerin Dolduğu )

• BOŞANMA DAVASI ( Yetki Derdestlik ve Birleştirme İlk İtirazının Yapıldığı Tarihte 1086 S.K.'nın Yürürlükte Bulunduğu - Sürelerin Son Gününün Adli Tatile Rastladığı Takdirde Adli Tatilin Bittiği Günden İtibaren Yedi Gün Uzatılmış Sayılacağı/İlk İtiraz Sürelerinin Dolduğunun Gözetileceği )

1086/m.187, 195

ÖZET : Boşanma davasında; dava dilekçesi davalıya tebliğ olunmuş, davalı cevap dilekçesi ile yetki, derdestlik ve birleştirme ilk itirazında bulunmuştur. İtirazın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereğince, adli tatilde bakılamayacak olan davalarla ilgili olarak belirlenen sürelerin son günü adli tatile rastladığı takdirde, bu süreler, adli tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış sayılır. Davalının ilk itirazlarını ileri sürme süresi adli tatil içerisinde sona ermiştir. Bu halde davalı tarafından yapılan yetki, derdestlik ve birleştirme ilk itirazları süresinde olup hadise şeklinde incelenerek bir karar vermek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ( kadın ) tarafından, temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava dilekçesi davalıya 08.08.2011 tarihinde tebliğ olunmuş, davalı 19.08.2011 tarihli cevap dilekçesi ile yetki ( HUMK.m.187/2 ), derdestlik ( HUMK. m. 187/4 ) ve birleştirme ( HUMK.md.45/2 ) ilk itirazında bulunmuş, mahkemece; davalının yetki ve derdestlik itirazları süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, birleştirme ilk itirazı ile ilgili olarak ise her hangi bir karar verilmemiştir. İtirazın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereğince, adli tatilde bakılamayacak olan davalarla ilgili olarak belirlenen sürelerin son günü adli tatile rastladığı takdirde, bu süreler, adli tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış sayılır ( m.l04 ). Davalının ilk itirazlarını ileri sürme süresi adli tatil içerisinde sona ermiştir ( HMUK m. 195 ). Bu halde davalı tarafından yapılan yetki, derdestlik ve birleştirme ilk itirazları süresinde olup hadise şeklinde incelenerek bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 28.01.2013 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 16-04-2013, 16:29   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/11738
K. 2012/28905
T. 3.12.2012

• BOŞANMA DAVALARINDA YETKİ ( Kesin Olmayıp İlk İtiraza Tabi Olduğu - Bu Husus Mahkemece Öncelikle ve Esasa Girilmeden Hadise Şeklinde İncelenerek Sonuçlandırılacağı/Hakim Hadise Hakkındaki Kararını Derhal Verir ve İki Tarafa Bildireceği )

• İLK İTİRAZ ( Boşanma Davalarında Yetki Kesin Olmayıp İlk İtiraza Tabi Olduğu - Bu Husus Mahkemece Öncelikle ve Esasa Girilmeden Hadise Şeklinde İncelenerek Sonuçlandırılacağı )

• YETKİ İTİRAZI ( Mahkemece Hadise Şeklinde İncelenmeden Karara Bağlandığı - İtirazın İncelenip Karara Bağlandığı Tarihte Yürürlükte Bulunan Usul Hükümlerine Göre Hakim Hadise Hakkındaki Tarafların Göstereceği Delilleri Taplayıp Kararını Vereceği )

• YETKİLİ MAHKEME ( Boşanma - Taraflara Yetki Konusunda Delillerini Gösterme Olanağı Tanınıp Gösterildiği Takdirde Toplanarak Gerçekleşecek Sonucuna Göre Yetki İtirazı Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

6100/m.117/3,164,225
1086/m.187/2,225

ÖZET : Boşanma davalarında yetki, kesin olmayıp, ilk itiraza tabidir. Bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden, hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılır. Hakim hadise hakkındaki kararını derhal verir ve iki tarafa bildirir. Davalının yetki itirazı mahkemece hadise şeklinde incelenmeden karara bağlanmıştır. Dava tarihinde ve itirazın incelenip karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre hakim hadise hakkındaki tarafların göstereceği delilleri taplayıp kararını verir. Yetkiye ilişkin taraflardan delilleri sorulup toplanmadan bu husus sonuca bağlanmıştır. Mahkemece yapılacak iş Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. ve 117/3. maddesinde gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınıp, gösterildiği takdirde toplanarak; gerçekleşecek sonucuna göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Boşanma davalarında yetki, kesin olmayıp, ilk itiraza tabidir ( HUMK.187/2 ). Bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden, hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılır ( HUMK.190-196 ). Hakim hadise hakkındaki kararını derhal verir ve iki tarafa bildirir ( HUMK.225 ). Davalının yetki itirazı mahkemece hadise şeklinde incelenmeden karara bağlanmıştır. Dava tarihinde ve itirazın incelenip karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre hakim hadise hakkındaki tarafların göstereceği delilleri taplayıp kararını verir ( HMK. m. 225 ). Yetkiye ilişkin taraflardan delilleri sorulup toplanmadan bu husus sonuca bağlanmıştır. Mahkemece yapılacak iş Hukuk Muhakemeleri Kanununun 164. ve 117/3. maddesinde gösterilen şekilde incelenmesi için taraflara yetki konusunda delillerini gösterme olanağı tanınıp, gösterildiği takdirde toplanarak; gerçekleşecek sonucuna göre yetki itirazı hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir,

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 03.12.2012 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 17-05-2013, 18:42   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/17590
K. 2013/2968
T. 11.2.2013

• BOŞANMA DAVASI ( Davacının Karşı Davanın Süresinde Açılmadığına İlişkin İlk İtirazda Bulunduğu - Karşı Boşanma Davasının Tefrikine Karar Verilerek Ayrı Bir Esasa Kaydedilmesi Gereği )

• KARŞI DAVA ( Boşanma Davası/Davacının Karşı Davanın Süresinde Açılmadığına İlişkin İlk İtirazda Bulunduğu - Karşı Boşanma Davasının Tefrikine Karar Verilerek Ayrı Bir Esasa Kaydedilmesi Gereği )

• İLK İTİRAZ ( Boşanma Davası/Davacının Karşı Davanın Süresinde Açılmadığına İlişkin İlk İtirazda Bulunduğu - Karşı Boşanma Davasının Tefrikine Karar Verileceği )
• TEFRİK ( Boşanma Davası/Davacının Karşı Davanın Süresinde Açılmadığına İlişkin İlk İtirazda Bulunduğu - Karşı Boşanma Davasının Tefrikine Karar Verileceği )

6100/m.1874721/m.167

ÖZET : Boşanma ve karşı boşanma davasında, davacı, "karşı davanın süresinde açılmadığı, bu sebeple kabule şayan bulunmadığı" yönünde ilk itirazda ( HUMK.m. 187/8 ) bulunmuştur. Bu durumda karşı boşanma davasının tefrikine karar verilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi gerekirken, davalı vekilinin ayrı bir boşanma davası açmasına hukuken engel bulunmadığı gerekçesiyle karşı davalı ( koca )'nın bu yöndeki isteğinin değerlendirilmemesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı ( koca ) tarafından, kadının boşanma davası ve fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dava dilekçesi ve duruşma günü davalıya 20.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı süresinden sonra 09.12.2010 günü verdiği cevap dilekçesiyle harcını yatırmak suretiyle karşı boşanma davası açmıştır. Davacı, "karşı davanın süresinde açılmadığı, bu sebeple kabule şayan bulunmadığı" yönünde ilk itirazda ( HUMK.m. 187/8 ) bulunmuştur. Bu durumda karşı boşanma davasının tefrikine karar verilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi gerekirken, davalı vekilinin ayrı bir boşanma davası açmasına hukuken engel bulunmadığı gerekçesiyle karşı davalı ( koca )'nın bu yöndeki isteğinin değerlendirilmemesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu husus temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

2- Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince:

a )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b )Davacı, hükümden sonra 08.11.2012 günü verdiği dilekçesi ile; mahkemece lehine hükmedilen nafaka, maddi ve manevi tazminat taleplerinden ve tüm haklarından feragat ettiğini bildirmiştir. Bu durumda, davacı yararına hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin feragat sebebiyle reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddesinin ( b ) bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yakarıda ( 2. ) maddenin ( a ) bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 17-05-2013, 18:43   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/15723
K. 2013/2679
T. 31.1.2013

• BOŞANMA DAVASI ( Davalının Cevap Dilekçesi ile Maddi Tazminat Talebinde Bulunduğu - Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• CEVAP DİLEKÇESİ ( Boşanma Davası - Davalının Cevap Dilekçesi ile Maddi Tazminat Talebinde Bulunduğu/Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verileceği )

• MADDİ TAZMİNAT DAVASI ( Boşanma Davası - Davalının Cevap Dilekçesi ile Maddi Tazminat Talebinde Bulunduğu/Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verilmesi Gereği )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Boşanma Davası - Davalının Cevap Dilekçesi ile Maddi Tazminat Talebinde Bulunduğu/Olumlu veya Olumsuz Bir Karar Verilmesi Gereği )

4721/m.174
6100/m.26

ÖZET : Boşanma davasında; davalı cevap dilekçesi ile maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalının bu talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( koca ) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının, davacı adına kayıtlı evin 1/2 hissesi ve eşlerin ortak birikimleriyle oluştuğu iddia edilen 20.000 TL'nin yarısının kendisine verilmesi yönündeki talebi ile ilgili harç yatırılarak usulüne uygun açılan bir davası veya karşı davasının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı cevap dilekçesi ile Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi uyarınca maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalının bu talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi yanlış olmuştur ( HMK md. 26 ).

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 27-05-2013, 14:18   #7
Av. Sami Günsen

 
Varsayılan

Uygulamada hakimlerimizle tanık sayısı pazarlıklarımız halen devam etmektedir! 3 tanık dinlerim, fazlasını dinlemem gibi bir düşünceyle hareket eden hakimler ile yukarıdaki Yargıtay kararı üzerinde tartışmak gerekiyor sanırım sayın meslektaşım...
Old 26-08-2013, 15:05   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/9597
K. 2013/14404
T. 27.5.2013
• 6100 SAYILI HMK'NIN YÜRÜRLÜĞÜNDEN SONRA AÇILAN DAVA ( Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği - Hukuki Dinlenilme Hakkının Gereği Olarak Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesi Gereği )
• TAHKİKAT AŞAMASI ( Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği - Hukuki Dinlenilme Hakkının Gereği Olarak Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesi Gereği )
• HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ( Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği - Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesinin Zorunlu Olduğu )
• DAVALININ TAHKİKAT DURUŞMASINA DAVET EDİLMESİ ( Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği - Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesinin Zorunlu Olduğu )
6100/m.126, 136, 147
ÖZET : Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra ikame edilmiştir. Mahkemece, ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre; davalının Hukuk Muhakemeleri Kanununun tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu yasal zorunluluğun gereği yapılıp, davalının tahkikat duruşmasına katılmasına olanak sağlanmaksızın, tahkikatın yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulması; davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, 26.12.2011 tarihinde ikame edilmiştir. Mahkemece; karşılıklı dilekçelerin verilmesi aşaması ( HMK.m.126-136 ) tamamlandıktan sonra, ön inceleme aşamasına ( HMK.m.137-142 ) geçilmiş, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilerek davalıya ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiş; ancak, davalı taraf belirlenen ön inceleme duruşmasına gelmemiştir. Mahkemece, ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre; davalının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu yasal zorunluluğun gereği yapılıp, davalının tahkikat duruşmasına katılmasına olanak sağlanmaksızın, tahkikatın yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulması; davalının hukuki dinlenilme hakkına ( HMK md. 27 ) aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 26-08-2013, 15:07   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/16941
K. 2013/6052
T. 7.3.2013
• DAVA DİLEKÇESİNDE YER ALMAYAN TALEP ( Ön İnceleme Duruşmasında Yoksulluk Nafakası İsteği/Talep Sonucunun Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu - Oturumda Bulunan Davalının Muvafakat Etmediği/Islah da Söz Konusu Olmadığından Talebin Artık İncelenemeyeceği )
• ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA YOKSULLUK NAFAKASI İSTEĞİ ( Dava Dilekçesinde Yer Almayan - Oturumda Bulunan Davalının Muvafakat Etmediği Islah da Söz Konusu Olmadığından Talebin Artık İncelenemeyeceği/Talep Sonucunun Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu )
• TALEP SONUCUNUN GENİŞLETİLMESİ ( Dava Dilekçesinde Yer Almayan Ön İnceleme Duruşmasında İleri Sürülen Yoksulluk Nafakası İsteği - İncelenemeyeceği/Oturumda Bulunan Davalının Muvafakat Etmediği Islah da Söz Konusu Olmadığı )
• YOKSULLUK NAFAKASI ( Dava Dilekçesinde Yer Almayan Ön İnceleme Duruşmasında İleri Sürülen İstem/Talep Sonucunun Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu - Oturumda Bulunan Davalının Muvafakat Etmediği/Islah da Söz Konusu Olmadığından Talebin Artık İncelenemeyeceği )
6100/m. 141
4721/m. 175
ÖZET : Davacının, dava dilekçesinde yer almayan, ön inceleme duruşmasında ileri sürülen yoksulluk nafakası isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. Aynı oturumda hazır bulunan davalı, muvafakat etmediğini ifade etmiştir. Bu durumda ıslah da söz konusu olmadığına göre, davacının yoksulluk nafakası talebi artık incelenemez. Bu husus nazara alınmadan, yoksulluk nafakası hakkında hüküm tesis edilmesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( koca ) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- ) Dava, 13.12.2011 tarihinde açılmış, davacı dava dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmamış, bu talebini 5.3.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında ileri sürmüştür. Taraflar, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez ( HMK madde 141/1 ). Davacının, dava dilekçesinde yer almayan, isteğe ilk defa ön inceleme duruşmasında ileri sürülen yoksulluk nafakası isteği, talep sonucunun genişletilmesi niteliğindedir. Aynı oturumda hazır bulunan davalı, bu muvafakat etmediğini ifade etmiştir. Bu durumda ıslah da söz konusu olmadığına göre, davacının yoksulluk nafakası talebi artık incelenemez. Bu husus nazara alınmadan, yoksulluk nafakası hakkında hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, 7.3.2013 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:24   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/21537
K. 2013/7785
T. 21.3.2013

• BOŞANMA DAVASI ( Davacının Maddi Tazminat Bakımından Fazlaya Dair Haklarını Saklı Tutmadığı - Tazminat Miktarlarıyla İlgili Dava Dilekçesinden Sonraki Tarihli Dilekçeyle Genişletmeye Davalının Rızası Bulunmadığından Dava Dilekçesinde Talep Edilen Miktarlarla Bağlı Olunacağı )

• MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Boşanma Nedeniyle - Davacının Fazlaya Dair Haklarını Saklı Tutmadığı/Sonraki Tarihli Dilekçesiyle Vekilinin Bu Taleplerini Artırdığı/Davalının Tazminat Miktarlarıyla İlgili Genişletmeye Rızası Bulunmadığı/Mahkemenin Dava Dilekçesinde Talep Edilen Miktarlarla Bağlı Olduğu )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Davalının Tazminat Miktarlarıyla İlgili Genişletmeye Rızasının Bulunmadığı/Dava Dilekçesinde Talep Edilen Miktarlarla Bağlı Olunacağı/Davacı Kadın Yararına Talepten Fazla Maddi ve Manevi Tazminata Hükmolunmasının Doğru Bulunmadığı - Boşanma )

• DAVANIN GENİŞLETİLMESİ YASAĞI ( Boşanma Davası/Davacının Dava Dilekçesinde Fazlaya Dair Haklarını Saklı Tutmadığı/Sonraki Dilekçesiyle Vekilinin Tazminat Taleplerini Artırdığı - Davalının Tazminat Miktarlarıyla İlgili Genişletmeye Rızası Bulunmadığından Dava Dilekçesindeki Miktarlarla Bağlı Olunacağı )

1086/m.74,185/2

ÖZET : Dava, boşanma istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalı, dava dilekçesinde boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemiş, maddi tazminat bakımından fazlaya dair haklarını saklı tutmamıştır. Daha sonraki tarihli dilekçesiyle vekili, bu taleplerini artırmıştır. Davacı, davalının rızası olmaksızın talep sonucunu genişletemez. Davalı-karşı davacı ( koca )'nın tazminat miktarlarıyla ilgili genişletmeye rızası bulunmamaktadır. Bu halde mahkeme, dava dilekçesinde talep edilen miktarlarla bağlıdır. Ondan fazlasına hükmedemez. Bu husus nazara alınmadan davacı-karşı davalı ( kadın ) yararına talepten fazla maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı ( koca ) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği düşünüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı ( koca )'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Davacı-karşı davalı, dava dilekçesinde boşanma sebebiyle 5000'er TL maddi ve manevi tazminat istemiş, maddi tazminat bakımından fazlaya dair haklarını saklı tutmamıştır. Daha sonra 4.2.2010 tarihli dilekçesiyle vekili, bu taleplerini 25.000'er TL'ye çıkarmıştır. Davacı, davalının rızası olmaksızın talep sonucunu genişletemez ( H.U.M.K.madde 185/2 ). Davalı-karşı davacı ( koca )'nın tazminat miktarlarıyla ilgili genişletmeye rızası bulunmamaktadır. Bu halde mahkeme, dava dilekçesinde talep edilen miktarlarla bağlıdır. Ondan fazlasına hükmedemez ( H.U.M.K.madde 74 ). Bu husus nazara alınmadan davacı-karşı davalı ( kadın ) yararına talepten fazla maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 21.03.2013 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:35   #11
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/16048
K. 2013/29319
T. 11.12.2013
• ÖN İNCELEME DURUŞMASI YAPILMADAN DAVACININ TANIK LİSTESİ BİLDİRMESİ ( Davalının da Cevap Süresi Geçtikten Sonra Ön İnceleme Duruşması Yapılmadan Cevap ve Tanık Listesi Sunduğu - Davalı Davacının Dayandığı Vakıaları İnkar Ettiğinden Davalı Tanıklarının Bu Doğrultuda Dinleneceği )
• TANIKLARIN SÜRESİNDE BİLDİRİLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE DİNLENMEMESİ ( Ön İnceleme Duruşması Yapılmaksızın Tarafların Tanık Listesi Vermeleri Beklenemeyeceği - Davalı Davacının Dayandığı Vakıaları İnkar Ettiğinden Davalı Tanıklarının Bu Doğrultuda Dinlenmesi Gerektiği )
• ÖN İNCELEME DURUŞMASI YAPILMADAN TANIK LİSTESİ BİLDİRİLMESİ ( Tarafların Üzerinde Anlaştıkları ve Anlaşamadıkları Hususlar Belirlenmeden Bildirmeleri Beklenemeyeceği/Davalının Davacının Dayandığı Vakıaları İnkar Ettiği - Davalı Tarafından Bildirilen Tanıkların Bu Doğrultuda Dinleneceği )
• TANIK LİSTESİ ( Delilin Çekişmeli Vakıaların İspatı İçin Gösterildiği - Ön İnceleme Duruşması Yapılmaksızın Tarafların Üzerinde Anlaştıkları ve Anlaşamadıkları Hususlar Belirlenmeden Tanık Listesi Vermeleri Beklenemeyeceği )
• CEVAP SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA CEVAP VE DELİL LİSTESİ SUNULMASI ( Davalının Davacının Dava Dilekçesinde Dayandığı Vakıaları İnkar Etmiş Olacağı/Ön İnceleme Duruşmasından Önce Bildirdiği Tanıkların Bu Doğrultuda Dinleneceği - Tanıklarının Dinlenmesi Talebinin Reddine Karar Verilemeyeceği )
6100/m.140/5, 187/1
4721/m.166
ÖZET : Davacı ön inceleme duruşmasından önce delil listesini ibraz etmiş, davalı ise cevap süresi geçtikten sonra cevap ve delil listesi sunmuştur, ön inceleme duruşması yapılmış ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir. Davalı tarafından bildirilen tanıklar, süresinde bildirilmediği gerekçesiyle dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Ön inceleme duruşması yapılmadan, tensiple taraflara, dilekçelerinde göstermiş oldukları ve belge niteliğindeki delilleri sunmaları veya bulundukları yerlerle ilgili açıklamada bulunmaları için süre verilmesi bu anlamda sonuç doğurmaz. Delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterilir. Ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez. Süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının, davacının dava dilekçesinde dayandığı vakıaları inkar etmiş olacağına göre, ön inceleme duruşmasından önce bildirdiği tanıkların da bu doğrultuda dinlenmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 27.07.2012 tarihinde açılmıştır. Mahkemece ön incelemenin duruşmalı yapılmasına ve davalıya delillerini bildirmesi için ihtar gönderilmesine karar verilmiş ve bu ihtar taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı ön inceleme duruşmasından önce delil listesini ibraz etmiş, davalı ise cevap süresi geçtikten sonra cevap ve delil listesi sunmuştur, ön inceleme duruşması yapılmış ve tarafların anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir. Davalı tarafından bildirilen tanıklar, süresinde bildirilmediği gerekçesiyle dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Ön inceleme duruşması yapılmadan, tensiple taraflara, dilekçelerinde göstermiş oldukları ve belge niteliğindeki delilleri sunmaları veya bulundukları yerlerle ilgili açıklamada bulunmaları ( HMK md. 140/5 ) için süre verilmesi bu anlamda sonuç doğurmaz. Öte yandan; delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterilir ( HMK md. 187/1 ). Ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez.

Bu sebeple süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının, davacının dava dilekçesinde dayandığı vakıaları inkar etmiş olacağına göre, ön inceleme duruşmasından önce bildirdiği tanıkların da bu doğrultuda dinlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dava 27.07.2012 tarihinde açılmış;davalı yasal süresinden sonra cevap dilekçesi adıyla bir dilekçe ile ön inceleme duruşmasından önce delil listesi vermiştir. Süresinden sonra verildiğinden;bu dilekçeye cevap dilekçesi ( HMK.md. 129,317 ) niteliği verilemeyeceği gibi,kanunda dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşamasında ( HMK.md.l26-136 ) kullanılabileceği belirtilen bir kısım hakların ( HMK.md.ll6,141 )bu dilekçeyle ileri sürülebileceği de kabul edilemez. Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı,davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların ( HMK.md.ll9/l-e ) tamamını inkar etmiş sayılır ( HMK md. 128 ). Dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşamasının ( HMK.md.l26-136 )tamamlanmasıyla birlikte ön inceleme aşamasına ( HMK.md. 137-142 ) geçilir. Süresinde cevap dilekçesi verilmemiş ise,cevap için öngörülmüş sürenin ( HMK.md.l27 ) bitmesiyle birlikte,dilekçelerin verilmesi aşaması tamamlanmış olur ve artık ön inceleme aşamasına geçilmesine bir engel kalmaz. Usulüne uygun olarak yapılan ön incelemede hakim;özellikle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususu belirleyerek uyuşmazlık konularını tespit edecektir ( HMK md.l40/l,2 ). Cevap vermemiş olan davalı,savunmasını herhangi bir vakıaya dayandırmış olamayacağı ve sadece davacının dayanağı vakıaların tamamını inkar etmiş durumuna düşeceğinden;bu durumdaki bir boşanma davasında,uyuşmazlık konusu artık davacının dayandığı vakıalar olacaktır. Böyle bir durumda; davalının savunması da buna bağlı olarak,ancak davacının dayandığı vakıaların gerçek olmadığına ( çürütülme=karşı ispat ) yönelik ispat faaliyeti ile sınırlı olacaktır. Yukarıda da açıklandığı gibi,uyuşmazlık konusu ön incelemede belirleneceğine göre;cevap vermeyen ve daha önce delil bildirmeyen davalının;sadece davanın inkarı ile sınırlı olarak ön inceleme aşamasının sonuna kadar ve duruma göre tahkikat aşamasında ( HMK.md. 143-183 ) da delil bildirme ve bunların toplanmasını talep etme hakkına sahip olduğunun kabulü gerekir. Buna karşılık açıklanan duruma düşmüş olan davalı;davacıya yönelik farklı bir vakıanın varlığını ileri süremeyecek ve bunun ispat faaliyetinde de bulunamayacaktır.

Bu durumda davalının ön inceleme aşamasından önce delillerini bildirdiğine göre; yukarıda açıklanan çerçevede değerlendirilmek üzere,gösterdiği delillerinin usulünce toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek;tarafların kusur dağılım ve derecesinin takdiri ile,tarafların boşanmanın fer'ilerine ilişkin taleplerinin karara bağlanması gerekirken; bu konularda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Temyiz edilen hükmün açıkladığım yönde bozulması gerektiği inancındayım. Bu bakımdan;değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte,bozma gerekçesine kısmen katılmıyor ve hükmün açıkladığım gerekçeyle bozulması gerektiğini düşünüyorum.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:41   #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/13867
K. 2014/30
T. 13.1.2014

• HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU'NDA YETKİ İTİRAZI ( Karar Verilmeden Yargılamaya Devam Edilmesinin Savunmayı ve Davanın Sonucunu Etkileyen Önemli Bir Usul Hatası Olduğu - Ara Kararı Verilmesi ve İlgilisine Tebliğinde Yasal Zorunluluk Bulunduğu )

• YETKİ İTİRAZI ( Mahkemece Öncelikle ve Esasa Girilmeden Ön Sorunlar Gibi İncelenip Karara Bağlanıp İlgilisine Tebliğinde Yasal Zorunluluk Bulunduğu - Karar Verilmeden Yargılamaya Devam Edilmesinin Savunmayı ve Davanın Sonucunu Etkileyen Önemli Bir Usul Hatası Olduğu )

• USUL HATASI ( Savunmayı ve Davanın Sonucunu Etkileyen/Yetki İtirazı - Mahkemece Öncelikle ve Esasa Girilmeden Ön Sorunlar Gibi İncelenip Karara Bağlanıp İlgilisine Tebliğinde Yasal Zorunluluk Bulunduğu/Karar Verilmeden Yargılamaya Devam Edilerek Davalının Yokluğunda Hüküm Kurulması )

6100/m. 116/1-a, 117/3, 164/3

ÖZET : Yetki itirazı hakkında verilen ara kararın ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Davalı vekili süresi içinde verdiği dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece bu itiraz ile ilgili karar verilmeden yargılamaya devam edilmiştir. Belirtilen yasal kurala uyulmadan yetki itirazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz karar verilmeden davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatasıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Kesin yetki kuralının söz konusu olmadığı hallerde mahkemelerin yetkisine yönelik itirazlar, ilk itirazlardan olup ( 6100 s. HMK. d. 116/1-a ) bu husus, mahkemece öncelikle ve esasa girilmeden ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır ( 6100 s. HMK. md. 117/3 ). Hakim, ön sorun hakkındaki kararını taraflara tefhim veya tebliğ eder ( 6100 s, HMK. md.164/3 ). Görüldüğü gibi yetki itirazı hakkında verilen ara kararın ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Davalı vekili süresi içinde verdiği dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece bu itiraz ile ilgili karar verilmeden yargılamaya devam edilmiştir. Belirtilen yasal kurala uyulmadan yetki itirazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz karar verilmeden davalının yokluğunda hüküm kurulması savunmayı ve davanın sonucunu etkileyen önemli bir usul hatası olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer bölümlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:45   #13
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/16150
K. 2014/5
T. 13.1.2014

• GÖREVSİZLİK YETKİSİZLİK VEYA GÖNDERME KARARI ( Kararla Birlikte Davalı Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilmesinin Doğru Olmadığı )

• VEKALET ÜCRETİ ( Mahkemece Yetkisizlik Kararıyla Birlikte Davalı Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilmesinin Doğru Olmadığı )

• HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI ( Yetkisizlik Kararıyla Birlikte Davalı Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilemeyeceği - Bu Hususun Düzeltilmesinin Yeniden Yargılama Yapılmasını Gerektirmediği )

6100/m. 331/2
1086/m. 438/7
ÖZET : Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Mahkemece, yetkisizlik kararıyla birlikte davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yetkisizlik kararına yönelik temyiz itirazları yersizdir.

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331/2. maddesi "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder" hükmünü taşımaktadır. Mahkemece bu kanun hükmüne aykırı olarak yetkisizlik kararıyla birlikte davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir ( HUMK.md.438/7 ).

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 5. paragrafının hükümden çıkartılarak hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle, 13.01.2014 gününde karar verildi.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:48   #14
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/18326
K. 2014/18
T. 13.1.2014

• BOŞANMA ( Davacının Ruhsal Rahatsızlığının İleri Sürüldüğü/Delille Doğrulandığı - Davacı Kadının Vesayet Altına Alınmasının Gerekip Gerekmediğinin Araştırılacağı/Bu Hususun Ön Sorun Sayılabileceği )

• DAVA ŞARTI ( Tarafların Taraf ve Dava Ehliyetine Sahip Olmalarının Dava Şartlarından Olduğu - Boşanma Davası )
• TARAF VE DAVA EHLİYETİ ( Tarafların Taraf ve Dava Ehliyetine Sahip Olmalarının Dava Şartlarından Olduğu - Boşanma Davası )

• RUHSAL RAHATSIZLIK ( Boşanma Davası/Davacının Ruhsal Rahatsızlığının İleri Sürüldüğü - Davacı Kadının Vesayet Altına Alınmasının Gerekip Gerekmediğinin Araştırılacağı/Bu Hususun Ön Sorun Sayılabileceği )

• VESAYET ( Boşanma Davası/Davacının Ruhsal Rahatsızlığının İleri Sürüldüğü ve Bir Kısım Delil İle Doğrulandığı - Davacı Kadının Vesayet Altına Alınmasının Gerekip Gerekmediğinin Araştırılacağı )

• BEKLETİCİ MESELE ( Boşanma Davası/Davacının Ruhsal Rahatsızlığının İleri Sürüldüğü ve Bir Kısım Delil İle Doğrulandığı - Gerekirse Vesayet İle İlgili İşlem Yapılacağı/Yargılamanın Bekletileceği )

4721/m. 405, 462/8
6100/m. 56/1, 114/1-d, 115/1

ÖZET : Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Boşanma davasında, davacının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmıştır. Mahkemece, davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, gerekirse vesayet ile ilgili işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından ( 6100 s. HMK. m.114/1-d ) olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. ( 6100 s. HMK. m.115/1 ) Davada, davacının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmış bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 56/1. maddeleri uyarınca davacı K.'ın vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, gerekirse Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön gözönünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 13.01.2014 gününde karar verildi.

Kazancı
Old 11-02-2014, 14:54   #15
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/22839
K. 2013/1069
T. 24.1.2013

• VEKALETNAMEDE FERAGAT YETKİSİ BULUNMAMASI ( Davacı Asil Tarafından Sunulan Dilekçede Protokol Dışındaki Hususlarda Davadan Vazgeçildiği Belirtildiği - Dosyaya Sunulan Protokol Gereğince Belirlenen Nafaka Miktarının Hüküm Altına Alınması Gerektiği )

• FERAGAT ( Vekaletnamede Feragat Yetkisi Bulunmaması - Davacı Asil Tarafından Sunulan Dilekçede Protokol Dışındaki Hususlarda Davadan Vazgeçildiği/Dosyaya Sunulan Protokol Gereğince Belirlenen Nafaka Miktarının Hüküm Altına Alınacağı )

• NAFAKA MİKTARI ( Dosyaya Sunulan Protokol Gereğince Belirlenen Nafaka Miktarının Hüküm Altına Alınması Gerekirken Feragat Sebebiyle Davanın Reddine Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği )

6100/m.307,309

ÖZET : Davacı vekilinin vekaletnamesinde açık bir feragat yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple davadan feragati geçerli değildir. Davacı asil tarafından sunulan dilekçede ise protokol dışındaki hususlarda davadan vazgeçildiği belirtilmiştir. Mahkemece dosyaya sunulan protokol gereğince belirlenen nafaka miktarının hüküm altına alınması gerekirken feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay kararı:

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının reşit olduğunu, üniversitede okuduğunu, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, davalı babanın gelir düzeyinin iyi olduğunu belirterek, aylık 1.000 TL yardım nafakası takdir edilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının üzerine düşen yükümlülükleri imkanının elverdiği ölçüde yerine getirdiğini, bir de nafaka yükümlülüğü altına sokulmasının hakkaniyete aykırı düşeceğini, davacının annesinin maddi durumunun davalıya oranla çok daha iyi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davacı vekilinin 11.10.2012 tarihli, davacının 17.10.2012 tarihli dilekçeleriyle davadan feragat ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davadan feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. ( H.M.K.m.307 ) Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucunda istemiş olduğu haktan ( talepten ) tamamen veya kısmen vazgeçer. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanıyla olur. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. ( H.M.K.m.309/2 ). Çünkü davacı, davadan feragat etmekle yalnız davasını geri almakla yetinmemekte, davaya konu yapmış olduğu haktan vazgeçmektedir.

Feragatin geçerliliği için, mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Mahkeme, sadece davacının feragat beyanının gerçekten feragat olup olmadığını ve kanunun öngördüğü şekilde yapılıp yapılmadığını araştırır. Mahkeme, davacının beyanının gerçekten feragat olduğunu ve kanunun öngördüğü şekilde yapıldığını tespit ederse, davanın feragat sebebiyle reddine karar verir.

Davacı vekilinin, davadan feragat edebilmesi için. vekaletnamesinde açık bir feragat yetkisinin bulunması gerekir. ( H.M.K.m.74 )

Somut olayda davacı vekili, davalıyla yapılan 9.10.2012 tarihli protokol başlıklı belgeyle birlikte davalı aleyhine açtıkları davadan vazgeçtiklerine dair dilekçesini dosyaya sunmuştur. Söz konusu belgede davalı, üniversite öğrencisi olan kızı davacıya okulunu bitirene kadar aylık 500 TL yardım nafakasını ödemeyi ve her yıl tüik tarafından yayınlanan üfe oranında artırılmasını kabul etmiştir. Davacı asil tarafından dosyaya sunulan 17.10.2012 havale tarihli dilekçede, dosyaya sunulan 9.10.2012 tarihli protokol dışındaki hususlarda davadan vazgeçtiğini belirtmiştir.

Davacı vekilinin vekaletnamesinde açık bir feragat yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple davadan feragati geçerli değildir. Davacı asil tarafından sunulan dilekçede ise protokol dışındaki hususlarda davadan vazgeçildiği belirtilmiştir. Mahkemece dosyaya sunulan protokol gereğince belirlenen nafaka miktarının hüküm altına alınması gerekirken feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 10-03-2014, 14:33   #16
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2012/2-508
K. 2012/1353
T. 26.12.2012

• AİLE MAHKEMESİ HAKİMİNİN HUKUKA AYKIRI KARAR VERDİĞİNDEN BAHİSLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Başka Bir Yerde Açılmış Derdest Boşanma Davası Bulunduğu Halde Çok Yüksek Miktarda Nafaka Kararı Verildiği İddiası - 4787 S.K. Mahkemece Gözetileceği )

• AİLE MAHKEMESİ HAKİMİNİN AİLENİN EKONOMİK VARLIĞINI KORUMASI İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMASI ( Tedbir İsminin Hakim Tarafından Değerlendirilerek ve Davacının Dilekçesindeki Açıklamalar Gözetilerek Verilen Kararın Kanuna Aykırı Olmadığı )

• GEÇİCİ NİKTELİKTEKİ TEDBİRE İLİŞKİN KARAR ( Alenin Ekonomik Varlığının Korunması İçin 4787 S.K. 6 M. Aile Mahkemesi Hakimine Verilen Yetkinin Gözetileceği - 4787 S.K. Açık Hüküm Gereği Hakim Tarafından Verilen Kararın Hukuka Uygun olduğu )

• TEDBİR NAFAKASI ( Geçici Mahiyette Tedbire İlişkin Verilen Kararın Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görev ve Yargılama Usullerine Dair 4787 S.K. 6. M. Kapsamında Kaldığı - Hakimin Sorumluluğunu Gerektirir Bir Durum Bulunmadığın Kabulü )

• HAKİMİN SORUMLULUĞUNU GEREKTİRİR BİR DURUM BULUNMADIĞI ( Manevi Tazminat Talebi - Mahkeme Kararının Yasal Olduğu )
4787/m. 6/1-b
6100/m. 573/2
4721/m. 169

ÖZET : Davacı, Ankara Aile Mahkemesi Hakiminin başka bir yer Aile Mahkemesi'nde açılmış olan derdest boşanma davasının varlığını bilmesine rağmen tedbir nafakası talepli davayı görev ve yetki yönünden reddetmediğini, önce açılmış ve halen derdest olan bir boşanma davasını bilmediği kabul edilse bile, esasa kaydedilip, yöntemince delilleri ( özellikle tarafların sosyo-ekonomik durumunun araştırılması ) toplayıp oluşacak duruma göre hüküm tesis etmesi gerekirken davayı değişik işe kaydettirdiğini, hiçbir delil toplanmadan, sadece davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarını esas alarak davacı için yüksek bir miktar tedbir nafakasına hükmedildiğini, bu rakamın, müvekkilinin ödeyemeyeceği kadar ağır ve orantısız olduğunu, taşınmazlara ve aracına tedbir konulduğunu, işyerinde haciz yapıldığını, ihbar edilen hakimin HMUK 573/2 maddesini ihlal ettiğini iddia ederek hakime karşı manevi tazminat davası açmıştır.

Boşanma davası açıldıktan sonra, sayılan tedbirlerin boşanma davasına bakan mahkemece alınacaktır.Bu bakımdan, davacının eşinin başvurusu üzerine, başvuru dilekçesinde açıkça başka bir yerde boşanma davası açıldığı da belirtilmiş olduğu halde, Ankara Aile Mahkemesi hakiminin boşanma davasına bakan mahkemece alınabilecek tedbirler konusunda karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanununun 6. M. 1. fıkrasının ( b ) bendi, "ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri alma" yetkisini aile mahkemesi hakimlerine tanımıştır. Tedbir isteğiyle karşılaşan Ankara Aile Mahkemesi hakiminin, tedbir isteyenin Ankara'da oturuyor olmasından ve dilekçesindeki açıklamalardan hareketle, anılan Yasa'nın kendisine tanıdığı çerçevede görevli ve yetkili olduğunu düşünerek geçici nitelikteki tedbire ilişkin kararı tesis etmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda hakimin, tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan bir kanun hükmüne aykırı olarak karar tesis ettiğinin ve bu faaliyetinin sorumluluğu gerektirdiğinin kabulüne olanak yoktur. Bu bakımdan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573/2. maddesindeki sorumluluk şartı gerçekleşmediği gibi, bu maddenin diğer bentlerinde gösterilen sorumluluk sebepleri de iddia ve ispat edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekir.Özel Daire kararı onanmalıdır.


DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 2. Hukuk Dairesince;

“... Davacının iddiası:

Davacı, eşi aleyhinde 30.07.2010 tarihinde Yunak Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesinde boşanma davası açtığını; eşinin de, boşanma davasından sonra 06.09.2010 tarihinde Ankara 4. Aile Mahkemesine başvurarak, kendisi ve yanında bulunan müşterek çocukları E. için tedbir nafakası bağlanmasını, çocuğun velayetinin geçici olarak kendisine verilmesini, kocasına ait bir kısım taşınır ve taşınmaz mallara tedbir konulmasını talep ettiğini; eşinin bu talebinin Ankara 4. Aile Mahkemesinin 2010/100 Değişik iş numarasına kaydedildiğini; bu talebi alan Ankara 4. Aile Mahkemesi hakimi D.’nin, daha önce Yunak'ta açılmış ve görülmekte olan bir boşanma davasının varlığını bildiği halde, eşinin nafakaya ve diğer tedbirlere ilişkin talebini görev ve yetki yönünden reddetmesi gerekirken, talebi "Değişik İşlere" kaydederek, hiçbir delil toplamadan üstelik kendisine hiçbir tebligat da yapmadan, sadece eşinin iddialarını esas alarak duruşma dahi açmaksızın evrak üzerinde yaptığı inceleme sonucu, Yunak'taki boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere eşi için aylık 3.500 TL., çocuğu için de aylık 1.500 TL olmak üzere toplam 5.000 TL. tedbir nafakasına hükmettiğini, aynı kararıyla müşterek çocuğun velayetini tedbiren annesine verdiğini ve kendisine ait Ankara Çankaya Akpınar mahallesindeki konutun tapu kaydı ve Ankara Trafiğinde adına kayıtlı olan ... ... plakalı otomobilin trafik tescil kaydı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tedbir koyduğunu, Ankara Oran semtindeki Türkkoop sitesindeki konutun da, içerisindeki eşyalarla birlikte dava sonuna kadar eşine ve çocuğuna tahsis edilmesine karar verdiğini; adı geçen hakim tarafından 17.09.2010 tarihinde alınan bu karara karşı, tek yasa yolu olan "itiraz" yolunu kullanarak aynı mahkemeye tedbirlerin kaldırılması için 30.09.2010 tarihinde başvurduğunu, ancak; hakim D.G.'in, konutun ve aracın kaydı üzerine koyduğu tedbirleri kaldırdığı halde, nafakaya ilişkin kararını kaldırmadığını, eşinin, tedbir nafakasına ilişkin almış olduğu 'bu kararı hemen icraya koyarak cebri icra yoluyla toplam 52.985.80 TL. nafaka alacağının tahsis yoluna gittiğini, takibi yürüten Ankara 2. İcra Dairesinin talimatıyla Yunak İcra Memurluğunca serbest dişçilik faaliyetini yürüttüğü muayenehanesinde hastalarının önünde haciz icra edildiğini, borcu ödemediği takdirde hapis ile tazyik olunacağı söylenerek psikolojik baskıya alındığını, kullandığı otomobile ve babasının otomobiline yakalama şerhi konulduğu; yapılan icra takibine itiraz ettiğini, itirazı üzerine takibin durduğunu, bu defa eşinin İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi için dava ikame ettiğini, icra mahkemesince; itirazın kaldırılmasına, nafaka alacağıyla ilgili takibin devamına ve takip konusu alacağın %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini; Ankara 4. Aile Mahkemesi hakimi D.G.'in "tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan kanun hükmüne aykırı" karar vermesi sonucu, kişilik değerlerinin ağır biçimde zedelendiğini ileri sürerek; ilgili hakimin anılan yargısal faaliyetinden dolayı icra takibi tutan kadar ( 52.985.80 TL. ) manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte Devlet'ten tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesi ekinde sübut delillerini de sunmuştur.

Davalının savunması:

Davalı Hazine vekili, 09.09.2011 tarihinde verdiği cevabında; yargıcın, yasalara ve mevzuata uygun olarak mesleğinin gereğini yerine getirdiğini, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinde sayılan sorumluluk sebeplerinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Dava, 6110 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi uyarınca, ilgili hakime res'en ihbar edilmiştir.

Hakim D., "ihbar olunan sıfatıyla" 19.10.2011 tarihinde yazılı beyanda bulunmuş; bu beyanın da; "kendisine tedbir talebiyle başvuran kadının dilekçesinde bir boşanma davası açıldığı yönünde açıklama bulunduğunu hatırlamadığını, nafakaların 30.07.2010 tarihinden itibaren başlatılmış olmasının, büyük bir olasılıkla kadının o tarihte kocasından fiilen ayrılarak Ankara'da bulunan anne ve babasının yanına sığınmış olduğu düşüncesine dayandığını, kaldı ki, daha önce Yunak'ta davacı tarafından bir boşanma davası açılmış olsa bile, kadının zoraki olarak sığındığı yer mahkemesinden bazı önlemlerin alınmasını istemesinin ve hakim tarafından da bazı önlemlerin alınmış olmasının yasaya aykırı bir durum sayılamayacağını, davacının icra takibine ve hacize maruz kalmasının ise tamamen bilgisi dışında olduğunu, tedbir nafakasının, bu mahiyeti itibarıyla esasa kaydedilerek görülmesi gerekli olan bir dava olarak düşünülmemesi gerektiğini, nihai karar niteliğine olmayan bu tedbirlerin değişen durumlara göre azaltılması veya kaldırılmasının mümkün olduğunu, nitekim boşanma davasına bakan Yunak Aile Mahkemesince bu nafakaların daha sonra itiraz üzerine belirli bir miktara indirildiğini, olayda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki sorumluluk sebeplerinin hiç birinin bulunmadığını" bildirmiş ve davanın reddini talep etmiştir. İhbar olunan hakimin davaya usulüne uygun bir katılma istemi olmamıştır.

Davacı dava dilekçesinde; Yunak'ta kendisi tarafından eşi aleyhine açılmış ve görülmekte olan bir boşanma davası varken; davanın devamı süresince, eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemlerin, boşanma davasına bakan hakim tarafından alınması kanun hükmü iken, eşinin başvurusu üzerine Ankara 4. Aile Mahkemesi hakiminin görevli ve yetkili olmadığı halde, hiçbir araştırma ve inceleme yapmaksızın eşinin iddialarını esas alarak, duruşma dahi açmaksızın, evrak üzerinde eşi ve çocuğu için toplam 5000. TL. gibi yüksek bir nafakaya hükmetmesi ve üstelik bu nafakaları boşanma davasının açıldığı tarihten başlatmasının, kanuna aykırı olduğunu ileri sürdüğüne göre; tazminat talebinin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesinin ( 2. ) bendinde yer alan sorumluluk sebebine dayandığı kabul edilmiştir. Bu madde gereğince; hakimin, tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan bir kanun hükmüne aykırı şekilde karar vermiş olması, Devletin tazminatla sorumlu tutulmasını gerektirmektedir.

Davacı tarafından, eşi aleyhine 30.7.2010 tarihinde "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayanılarak Yunak Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesinde 2010/218 esas sayılı boşanma davası açıldığı görülmektedir. Eşi Vildan tarafından da davacı aleyhinde Ankara 3. Aile Mahkemesinde 22.10.2010 tarihinde 2010/1452 esas sayılı bağımsız bir boşanma davası açılmış, her iki boşanma davası Yunak'ta birleştirilmiştir. Tarafların karşılıklı olarak açtıkları boşanma davalarından 13.04.2011 tarihinde feragat ettiklerini beyan etmeleri üzerine, aynı tarihte verilen kararla boşanma davaları feragat sebebiyle reddedilmiştir.

Davacının eşi, aleyhinde boşanma davası açılınca; 06.09.2010 tarihinde vekili vasıtasıyla Ankara Aile Mahkemesine başvurarak; "kocasının Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinde kendisi aleyhine boşanma davası açtığını da belirterek, eşinin kusurlu tutum ve davranışları sonucu ve evi terk etmesini istemesi üzerine 2010 yılı öğretim dönemimin başında tayinini Yunak'tan Ankara'ya aldırdığını, kendi gelirinin Ankara'da geçimi için yeterli olmadığını" ileri sürerek kendisi için aylık 5000 TL çocuğu için aylık 2.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini müşterek çocuğun velayetinin geçici olarak tedbiren kendisine bırakılmasını ve eşine ait Ankara'daki konutun tapu kaydı, aracın da trafik kaydı üzerine başkalarına devrinin önlenmesi için tedbir konulmasını, bu suretle eşinin tasarruf yetkisinin kısıtlanmasını, konutta bulunan eşyalardan yararlanması için tahsis karan verilmesini istemiştir. Bu dilekçe tevzide kendisine düşen Ankara 4. Aile Mahkemesi Hakimi, 17.09.2010 tarihinde tesis ettiği kararla; "tarafların müşterek çocuğu E’nin velayetinin tedbiren annesine verilmesine, çocukla babası arasında kişisel ilişki tesisine, eş V. için aylık 3500 TL, çocuk için de aylık 1.500 TL tedbir nafakası bağlanmasına, bu nafakaların davanın açıldığı 30.07.2010 tarihinden başlamak üzere kocadan tahsiline, kocaya ait Ankara Çankaya Akpınar mahallesindeki konutun tapu kaydı, yine kocaya ait plakası belirtilen otomobilin trafik kaydı üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından tedbir konulmasına, kocaya ait Ankara Oran semti Mürsel Uluç mahallesindeki konutun, içerisindeki eşyalarla birlikte kadın ve çocuğa tahsisine" karar vermiştir. Boşanma davası açıldıktan sonra, sayılan tedbirlerin boşanma davasına bakan mahkemece alınacağı Türk Medeni Kanununun 169. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 104/2. maddesi gereğidir. Bu bakımdan, davacının eşinin başvurusu üzerine, başvuru dilekçesinde açıkça Yunakta boşanma davası açıldığı da belirtilmiş olduğu halde, Ankara Aile Mahkemesi hakiminin boşanma davasına bakan mahkemece alınabilecek tedbirler konusunda karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Ne var ki, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanununun 6. maddesinin ( 1. ) fıkrasının ( b ) bendi, "ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri alma" yetkisini aile mahkemesi hakimlerine tanımıştır. Tedbir isteğiyle karşılaşan Ankara Aile Mahkemesi hakiminin, tedbir isteyenin Ankara'da oturuyor olmasından ve dilekçesindeki açıklamalardan hareketle, anılan Yasa'nın kendisine tanıdığı çerçevede görevli ve yetkili olduğunu düşünerek geçici nitelikteki tedbire ilişkin kararı tesis etmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda hakimin, tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan bir kanun hükmüne aykırı olarak karar tesis ettiğinin ve bu faaliyetinin sorumluluğu gerektirdiğinin kabulüne olanak yoktur. Bu bakımdan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573/2. maddesindeki sorumluluk şartı gerçekleşmediği gibi, bu maddenin diğer bentlerinde gösterilen sorumluluk sebepleri de iddia ve ispat edilmemiştir. Açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan sebeple;

1.Davanın REDDİNE,

2.Alınması gereken 21.15 TL. ret harcının, peşin alınan 832.35 TL.'dan mahsubu ile fazla alınan 811.20 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine,

3.Davalı Hazine, kendisini vekille temsil ettirdiğinden 2.400 TL. maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ”

dair oybirliği ile verilen 24.02.2012 gün ve 2011/3-2012/1 sayılı kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşıldıktan ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı, Ankara 4.Aile Mahkemesi Hakimi D.’nin Yunak Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi'nde açılmış olan derdest boşanma davasının varlığını bilmesine rağmen tedbir nafakası talepli davayı görev ve yetki yönünden reddetmediğini, önce açılmış ve halen derdest olan bir boşanma davasını bilmediği kabul edilse bile, esasa kaydedilip, yöntemince delilleri ( özellikle tarafların sosyo-ekonomik durumunun araştırılması ) toplayıp oluşacak duruma göre hüküm tesis etmesi gerekirken davayı değişik işe kaydettirdiğini, hiçbir delil toplanmadan, sadece davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarını esas alarak davacı V. için 3500,00 TL/aylık ve müşterek çocuk E. için 1.500,00 TL/aylık olmak üzere toplam 5.000,00 TL/aylık tedbir nafakasına hükmedildiğini, bu rakamın, müvekkilinin ödeyemeyeceği kadar ağır ve orantısız olduğunu, taşınmazlara ve aracına tedbir konulduğunu, işyerinde haciz yapıldığını, ihbar edilen hakimin HMUK 573/2 maddesini ihlal ettiğini iddia ederek 52985 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; yargıcın, yasalara ve mevzuata uygun olarak mesleğinin gereğini yerine getirdiğini, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 573. maddesinde sayılan sorumluluk sebeplerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İhbar edilen D. ise cevap dilekçesinde; kendisine tedbir talebiyle başvuran kadının dilekçesinde boşanma davası açıldığı yönünde açıklama bulunduğunu hatırlamadığını, nafakaların 30.07.2010 tarihinden itibaren başlatılmış olmasının, büyük bir olasılıkla kadının o tarihte kocasından fiilen ayrılarak Ankara'da bulunan anne ve babasının yanına sığınmış olduğu düşüncesine dayandığını, kaldı ki, daha önce Yunak'ta davacı tarafından bir boşanma davası açılmış olsa bile, kadının zoraki olarak sığındığı yer mahkemesinden bazı önlemlerin alınmasını istemesinin ve hakim tarafından da bazı önlemlerin alınmış olmasının yasaya aykırı bir durum sayılamayacağını, davacının icra takibine ve hacze maruz kalmasının ise tamamen bilgisi dışında olduğunu, tedbir nafakasının, esasa kaydedilerek görülmesi gerekli olan bir dava olarak düşünülmemesi gerektiğini, nihai karar niteliğinde olmayan bu tedbirlerin değişen durumlara göre azaltılması veya kaldırılmasının mümkün olduğunu, nitekim boşanma davasına bakan Yunak Aile Mahkemesince bu nafakaların daha sonra itiraz üzerine belirli bir miktara indirildiğini, olayda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki sorumluluk sebeplerinin hiç birinin bulunmadığını savunmuş davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla dairece yapılan yargılama sonunda yukarıda başlık bölümünde belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 2. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. Maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen 93/A-5 fıkrası ve 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Kazancı
Old 10-03-2014, 14:35   #17
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/19835
K. 2014/1007
T. 21.1.2014

• ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN ÖNCE İKİ TANIK LİSTESİ VERİLMESİ ( Dava Dilekçesi ve Delil Listesiyle - Delil Listesiyle Verilenin İkinci Tanık Listesi Olarak Kabul Edilemeyeceği/Tüm Tanıkların Usulen Celp Edilip Dinlenmesi Gerektiği )

• TANIK LİSTESİ ( Davacının Dava Dilekçesinde ve Ön İnceleme Duruşmasından Önce de Delil Listesiyle Diğer Tanıklarının İsimlerini Bildirmesi - Bu Listenin İkinci Tanık Listesi Olarak Kabul Edilemeyeceği/İkinci Tanık Listesi Yasağı Uygulanamayacağı )

• İKİNCİ TANIK LİSTESİ ( Davacının Dava Dilekçesinde ve Ön İnceleme Duruşmasından Önce de Delil Listesiyle Diğer Tanıklarının İsimlerini Bildirmesi - Bu Listenin İkinci Tanık Listesi Olarak Kabul Edilemeyeceği )

6100/m. 243

ÖZET : Ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu belirlendikten sonra taraflara delillerini bildirmeleri için süre verilir. Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış bir tanık ismi bildirmiştir. Ön inceleme duruşmasından önce de delil listesiyle diğer tanıklarının isimlerini bildirdiğinden bu liste ikinci tanık listesi olarak kabul edilemez. Davacı tanıklarının usulen celp edilip dinlenmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı ( koca ) tarafından tamamına yönelik olaraktemyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda tanıkların ne zaman gösterileceği belirtilmemiştir. Ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu belirlendikten sonra taraflaradelillerini bildirmeleri için süre verilir. Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış bir tanık ismi bildirmiştir.

Ön inceleme duruşmasından önce de 27.04.2012tarihli delil listesiyle diğer tanıklarının isimlerini bildirdiğinden bu liste ikinci tanık listesi olarak kabul edilemez.

Davacı açıkça tanıklarının dinlenmesinden de vazgeçmemiştir. Mahkemece davacı tanıklarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243 ve devamı maddeleri gereğince usulen celp edilip dinlenmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksikinceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına,temyiz peşin harcınınyatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 21.01.2014 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 10-11-2014, 16:13   #18
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/5850
K. 2014/16116
T. 10.7.2014

• BOŞANMA DAVASINDA YETKİSİZLİK KARARI ( Yetkisizlik Kararı Üzerine Dosyanın Yetkili Mahkemeye Gönderildiği - Yetkisizlik Kararı Sebebiyle Yetki İtirazında Bulunan Taraf Yararına Ayrıca Vekalet Ücretine Hükmedilemeyeceği )

• YETKİSİZLİK KARARINDA VEKALET ÜCRETİ ( Davaya Başka Bir Mahkemede Devam Edilmesi Halinde Yargılama Giderlerine ve Vekalet Ücretine Dosyanın Gönderildiği Mahkemenin Karar Vereceği )

• GÖREVSİZLİK YETKİSİZLİK VE GÖNDERME KARARI SONRASINDA DAVAYA BAŞKA BİR MAHKEMEDE DEVAM EDİLMEMESİ ( Yargılama Giderleri İle Bu Kapsamdaki Vekalet Ücretine Görevsizlik Yetkisizlik veya Gönderme Kararı Veren Mahkemenin Hükmedeceği )

4721/m. 328/2
6100/m. 331/2

ÖZET : Boşanma davalarıyla kadın ve ergin çocuk tarafından bağımsız olarak açılan nafaka davasının birleştirilmiştir.

Kocanın boşanma davası Antalya'da açılmış, verilen yetkisizlik kararı üzerine dava dosyası yetkili Konya Aile mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine ve bunun kapsamında olan vekalet ücretine, o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararı sebebiyle vekalet ücretine hükmedilebilmesi, bu kararlardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş olması halinde mümkündür. Süresinde yapılan başvuru üzerine dava dosyası yetkili mahkemeye gönderildiğine ve davanın kabulüne karar verildiğine göre, artık yetkisizlik kararı sebebiyle yetki itirazında bulunan davalı-davacı ( kadın ) yararına ayrıca vekalet ücreti tayin edilemez.

DAVA : Taraflar arasındaki "boşanma" davalarıyla kadın ve ergin çocuk T. tarafından bağımsız olarak açılan "nafaka" davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı ( koca ) tarafından: kadının boşanma ve nafaka davaları, ergin çocuk için hükmedilen nafaka, kadın lehine hükmedilen tazminat ve nafakalarla vekalet ücreti yönünden: davalı-davacı ( kadın ) tarafından ise kocanın boşanma davası, lehine hükmedilen nafaka ve tazminatın miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tarafların ergin çocuğu T. T. ( 1989 )'un açmış olduğu davada bu çocuk için hükmedilen nafakanın "yardım nafakası" değil, "eğitim nafakası" ( T.M.K.md. 328/2 ) olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı ( koca )'nın bu yöne dair temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, davalı-davacı ( kadın )'ın tüm, davacı-davalı ( koca )'nın da diğer hususlara dair aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- )Kocanın boşanma davası Antalya'da açılmış, bu yer mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine dava dosyası yetkili Konya Aile mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine ve bunun kapsamında olan vekalet ücretine, o mahkeme hükmeder ( H.M.K. madde 331/2 ). Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararı sebebiyle vekalet ücretine hükmedilebilmesi, bu kararlardan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş olması halinde mümkündür. Süresinde yapılan başvuru üzerine dava dosyası yetkili mahkemeye gönderildiğine ve bu mahkemece davanın kabulüne karar verildiğine göre, artık yetkisizlik kararı sebebiyle yetki itirazında bulunan davalı-davacı ( kadın ) yararına ayrıca vekalet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Neriman'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran O. M.'a verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 10-11-2014, 16:22   #19
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/26237
K. 2014/10618
T. 8.5.2014

• ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ DURUŞMASINDA DAVALININ BOŞANMAYI KABUL ETMEMESİ ( Davanın Kendiliğinden Çekişmeli Hale Geleceği - Taraflara Delil Gösterme ve Sunma İmkanı Tanınması Gerektiği/Deliller Toplanarak Karar Verilmesi Gerektiği )

• ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASININ ÇEKİŞMELİ HALE GELMESİ ( Duruşmada Davalının Boşanmayı Kabul Etmediği/Davanın Kendiliğinden Çekişmeli Hale Geleceği - Taraflara Delil Gösterme ve Sunma İmkanı Tanınması Gerektiği/Deliller Toplanarak Karar Verileceği )

• BOŞANMA DAVASI ( Anlaşmalı Boşanma Davasının Duruşmasında Davalının Boşanmayı Kabul Etmediği/Davanın Kendiliğinden Çekişmeli Hale Geleceği - Taraflara Delil Gösterme ve Sunma İmkanı Tanınacağı/Deliller Toplanarak Karar Verilmesi Gerektiği )

6100/m. 119
4721/m. 166/1
ÖZET : Davacı tarafından açılan anlaşmalı boşanma davasının duruşmasında, davalı boşanmak istemediğini belirtmiştir. Dava dilekçesinde geçimsizlik sebebi ve vakıaların açıklanmadığı, delil olarak sadece boşanma protokolü ve nüfus kaydının gösterildiği, davanın çekişmeli boşanmaya da dönüşmeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davalının anlaşmalı boşanma talebine karşı çıkmasıyla, dava kendiliğinden çekişmeli hale geleceğinden, taraflara iddia ve savunmaları çerçevesinde delil gösterme ve sunma imkanı tanınmalı, deliller toplanarak değerlendirilip karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, dava dilekçesinde; "davalı ile fikren ve ruhen anlaşamadıklarını, bunun sonucu aralarında geçimsizlik başgösterdiğini, şiddetli geçimsizliğin birliğin devamını imkansız hale getirdiğini, davalının da aynı düşüncede olduğunu, davalı ile boşanma ve fer'i sonuçlarında anlaştıklarını" belirterek, anlaşmalı boşanmalarına karar verilmesini istemiş, dilekçe ekinde boşanma protokolünü sunmuştur. Davalı ise, 15.07.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında boşanmak istemediğini bildirerek davaya karşı çıkmıştır.

Mahkemece, "dava dilekçesinde geçimsizlik sebebi ve vakıaların açıklanmadığı, delil olarak sadece boşanma protokolü ve nüfus kaydının gösterildiği, bu haliyle dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesi şartlanın taşımadığı, bu nedenle çekişmeli boşanmaya da dönüşmeyeceği" gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davalı ile boşanma ve fer'i sonuçlarında anlaştıklarını belirterek boşanma davası açan davacının, dava dilekçesinde, boşanma sebebini göstermesi ve geçimsizliğin dayandığı vakıaları bildirmesi gerekmediği gibi, böyle bir sebep bildirmiş olsa bile bunun hangi delillerle ispat edileceğine ilişkin bir delil bildirmesi de gerekmez. Çünkü davayı açarken anlaşmalı boşanma kararı verileceğine ilişkin bir beklentisi vardır. Bu beklenti sebebiyle boşanma sebebini göstermemiş ve uyuşmazlık çıkmayacağı inancıyla delil bildirmemiştir. Bu bakımdan, "anlaşmalı boşanma" talebiyle yapılan bir başvuru dilekçesinin içeriğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119. maddesinin ( 1. ) fıkrasının ( e ) ve ( f ) bentlerindeki hususların aranması doğru ve gerçekçi bir yaklaşım değildir. Açıklanan hususlardaki gereklilik, anlaşmalı boşanma kararı verilmesinin mümkün bulunmadığının anlaşılmasından sonra söz konusu olabilir. Mahkemece; ön inceleme duruşmasının tensiple 09.09.2013 günü yapılmasına karar verilmiş, tarafların birlikte başvurarak, "duruşmanın erken bir tarihe alınmasını" talep etmeleri üzerine, 15.07.2013 günü ön inceleme için duruşma açılmış, bu duruşmada davalı, boşanmak istemediğini bildirerek davaya karşı çıkmıştır. Bunun üzerine mahkeme tarafların "barışma ve evliliği devam ettirme ihtimalini" görerek, bu sebeple ön inceleme duruşmasını bir defaya mahsus olmak üzere ertelemiş 09.09.2013 tarihli oturumda da delil bildirme imkanı tanımadan davayı yukarıdaki gerekçe ile reddetmiştir. Davalının anlaşmalı boşanma talebine karşı çıkmasıyla dava kendiliğinden çekişmeli hale gelmiştir. Böyle bir durumda, taraflara iddia ve savunmaları çerçevesinde delil gösterme ve sunma imkanı tanınmalı, göstermeleri halinde delilleri toplanmalı Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin ( 1. ) ve ( 2. ) fıkralarına göre değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Böyle yapılmadan, yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 29-01-2015, 17:54   #20
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/10952
K. 2014/22459
T. 12.11.2014

• ÖN İNCELEME DURUŞMASI ( Ön İnceleme Duruşması Sırasında Mahkemece Tahkikata Geçildiğinin Bildirildiği/Davalı Koca Tanık Dinleteceğini Bildirdiği Halde Süre Verilmediği - Celse Arasında Sunulan Delil Listesinin Süresinde Olmaması Nedeniyle Tanık Dinletme Talebinin Reddine Karar Verildiği/Tahkikat Aşamasına Fiilen Geçilmediğinden Delil Listesinin Süresinde Kabul Edileceği )

• TANIK DİNLETECEĞİNİ BİLDİREN TARAFA SÜRE VERİLMEMESİ ( Ön İnceleme Duruşması Sırasında Mahkemece Tahkikata Geçildiğinin Bildirildiği/Celse Arasında Sunulan Delil Listesinin Süresinde Olmaması Nedeniyle Tanık Dinletme Talebinin Reddine Karar Verildiği - Tahkikat Aşamasına Fiilen Geçilmediğinden Delil Listesinin Süresinde Kabul Edileceği )

• TANIK DİNLETME TALEBİNİN REDDİ ( Ön İnceleme Duruşması Sırasında Mahkemece Tahkikata Geçildiğinin Bildirildiği/Davalı Koca Tanık Dinleteceğini Bildirdiği Halde Süre Verilmediği - Celse Arasında Sunulan Delil Listesinin Süresinde Olmadığı Gerekçesiyle Kabul Edilmediği/Tahkikat Aşamasına Fiilen Geçilmediğinden Delil Listesinin Süresinde Kabul Edileceği )

• DELİLLERİN SÜRESİNDE SUNULMASI ( Ön İnceleme Duruşması Sırasında Mahkemece Tahkikata Geçildiğinin Bildirildiği - Davalı Koca Tanık Dinleteceğini Bildirdiği Halde Süre Verilmediği ve Tahkikat Aşamasına Fiilen Geçilmediğinden Delil Listesinin Süresinde Kabul Edileceği )

6100/m. 182/2

ÖZET : Ön inceleme duruşması sırasında mahkemece ara karar ile tahkikat aşamasına geçildiği bildirilmiş, davalı koca tanık bildireceğini belirtmesine rağmen mahkemece davalıya delillerini göstermesi için herhangi bir süre verilmeden duruşma ertelenmiştir. Davalı koca celse arasında tanıklarını bildirir dilekçe sunmuş, mahkemece oturumda davalı kocanın süresinde delillerini bildirmediği gerekçesiyle tanık dinletme talebi reddedilmiştir.

Davalıya ön inceleme duruşmasında delil göstermesi ve delillerini sunması için bir süre verilmediği gibi; ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasına fiilen geçilmeden verilen delil listesi süresinde kabul edilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( koca ) tarafından tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 05.07.2013 tarihinde açılmış, mahkemece 24.09.2012 tarihinde ön inceleme duruşması yapılarak tarafların anlaşamadıkları hususlar tespit edilmiştir. Ön inceme duruşması sırasında mahkemece ara karar ile tahkikat aşamasına geçildiği bildirilmiş, davalı ( koca ) tanık bildireceğini belirtmesine rağmen mahkemece davalıya delillerini göstermesi için herhangi bir süre verilmeden duruşma 12.12.2013 tarihine ertelenmiştir. Bu arada davalı ( koca ) tarafından 20.11.2013 tarihinde tanıklarını bildirir dilekçe sunulmuş, mahkemece 12.12.2013 tarihli oturumda davalı ( koca )'nın süresinde delillerini bildirmediği gerekçesiyle tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterilir ( HMK md. 187/1 ). Ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, taraflardan delil listesi sunması beklenemez. Davalıya ön inceleme duruşmasında "delil göstermesi ve delillerini sunması için" bir süre verilmediği gibi; davalının ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasına fiilen geçilmeden 20.11.2013 günü verdiği delil listesi süresinde kabul edilmelidir. Öyleyse, davalının gösterdiği deliller usulünce toplanıp diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekir. Bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 12.11.2014 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 29-01-2015, 17:59   #21
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/4906
K. 2014/18964
T. 1.10.2014

• DAVACININ İDDİASINI KANITLAMA HAKKININ KISITLANMASI ( Davacı Kadının Dava Dilekçesinde Yer Alan ve Dinlenilmesinden Açıkça Vazgeçilmeyen İki Tanığının Yerel Mahkemece Davanın Uzayacağından Bahisle Dinlenilmediği - 6100 S.K. 241 Koşulları Bulunmadığı )

• TANIKLARIN BİR KISMININ DİNLENİLMESİNDEN VAZGEÇİLMESİ ( 6100 S.K. 241 M. Koşulları Oluşmadığının Mahkemece Gözetilmesi Gereği )
• DAVACININ İKİ TANIĞININ MAHKEMECE DİNLENİLMEMESİ ( Tanıkların Dinlenecekleri Vakıa Hakkında Bir Sınırlama Yapılmadığı - Davacının İddiasını Kanıtlama Hakkının Kısıtlanarak Davanın Reddine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu/Tüm Tanıkların Beyanlarının Tespiti )

• DAVANIN GEREKSİZ UZAMASININ ÖNLENMESİ ( Davacının İki Tanığının Dinlenilmesinin Davayı Uzatma Niyetiyle Hareket Etmek Şeklinde Yorumlanamayacağı - Tanıkların Dinlenecekleri Vakıa Hakkında Bir Sınırlama Yapılmadığı/6100 S.K. 241 Koşulları Oluşmadığı )
• MAHKEMECE İSPAT EDİLMEK İSTENİLEN HUSUS HAKKINDA YETERLİ BİLGİYE ULAŞILMASI ( Geri Kalan Tanıkların Dinlenilmemesine Karar Verilebileceği - Ancak Eldeki Davada Tüm Tanıkların Dinlenilmesi Gerektiği/Eksik İncelemeye Dayalı Hüküm/İddiayı Kanıtlama Hakkı )
6100/m. 241
ÖZET : Mahkemece, davacı kadının dava dilekçesinde yer alan ve dinlenilmesinden açıkça vazgeçilmeyen tanıkları O. ile H. nin dinlenilmelerinden davanın gereksiz uzayacağından bahisle vazgeçilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.Ancak, adı geçen tanıkların dinlenecekleri vakıa hakkında bir sınırlama yapılmadığı ve 6100 S.K. 241. M. koşullarının gerçekleşmediği dikkate alınarak tüm tanıkların beyanı tespit edilip, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece davacı kadının dava dilekçesinde yer alan ve dinlenilmesinden açıkça vazgeçilmeyen tanıkları Osman ile Hacer'in dinlenilmelerinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi uyarınca vazgeçilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi "mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" hükmünü düzenlemiş, maddenin gerekçesinde de "davayı uzatma niyetiyle hareket etmek isteyen tarafın bu konudaki çabalarını önleme yolunda, mahkemeye tanınmış bir imkan olduğu, taraflarca tanık listesinde gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yeterli derecede sonuç alınmış ise diğerlerinin dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilebilecektir" denilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesinin amacı, gerekçesinde de belirtildiği üzere kanıtlanan hususlar ile ilgili davanın gereksiz uzamasının önlenmesidir. Adı geçen tanıkların dinlenecekleri vakıa hakkında bir sınırlama yapılmadığı ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi koşullarının gerçekleşmediği dikkate alınarak tüm tanıkların beyanı tespit edilip, tüm deliller birlikte değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı yanın iddiasını kanıtlama hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde, tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilerek eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 29-01-2015, 18:07   #22
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/9061
K. 2014/10786
T. 12.5.2014

• MAHKEME KARARLARININ GEREKÇELİ OLMASI ( Bütün Mahkemelerin Her Türlü Kararının Gerekçeli Olarak Yazılacağı - Ziynet Alacağı Davasının Kabulüne İlişkin Gerekçelerin Karar Yerinde Gösterilmesi Gerektiği )
• ZİYNET ALACAĞI TALEBİ ( Bütün Mahkemelerin Her Türlü Kararının Gerekçeli Olarak Yazılacağı - Davanın Kabulüne İlişkin Gerekçelerin Karar Yerinde Gösterilmesi Gerektiği/Gerekçesiz Hüküm Kurulamayacağı )
2709/m. 141/3
6100/m. 297
ÖZET : Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Davalı-karşı davacı kadının ziynet ve eşya alacağına ilişkin davalarının kabulüne ilişkin gerekçeler karar yerinde gösterilmemiş olup, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davacı-davalı ( koca ) tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar ile ziynet ve çeyiz eşyası alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı ( koca )'nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- ) Anayasanın 141/3. maddesi "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının 3. bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel Mahkeme kararında, davalı- karşı davacı kadının ziynet ve eşya alacağına ilişkin davalarının kabulüne ilişkin gerekçeler karar yerinde gösterilmemiştir. Bu nedenle gerekçesiz şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ziynet ve eşya alacağı davası yönlerinden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 07-11-2015, 12:08   #23
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/17004
K. 2015/2372
T. 20.2.2015
• BOŞANMA DAVASI ( Temyiz Dilekçesinde İmza Bulunmaması/Dilekçede Elektronik İmza Olduğuna Dair Bir Bilgiye Rastlanılmadığı/Temyiz Dilekçesindeki İmza Eksikliğinin Tamamlanması Gerektiği - Karar ve Temyiz Dilekçesinin Davacının Vasisine Tebliğ Edilmiş Olduğu/Vasi Değişikliği İçin Dava Açıldığı Bildirildiğinden Vasi Değişmiş İse Önceki Vasiye Yapılan Tebligatın Geçersiz Hale Geleceği )
• TEMYİZ DİLEKÇESİNDE İMZA BULUNMAMASI ( Islak Ya da Elektronik İmza Tespit Edilemediği - Dilekçenin Elektronik Ortamdan Elde Edilen Fiziki Örnek Olduğunun Uygun Bir Tasdik Bulunmadığından Saptanamadığı/Temyiz Dilekçesinin İncelemeye Esas Alınamayacağı/İmza Eksikliğinin İlglisine Tamamlatılması Gerektiği )
• HÜKÜMLÜ KİŞİNİN VASİSİNE YAPILAN TEBLİGAT ( Davacı Tarafından Dosyaya Cezaevinden Gönderilen Dilekçe ile Vasinin Değiştirilmesi İçin Dava Açıldığının Bildirilmiş Olduğu/Vasinin Değişmiş Olması Halinde Yapılan Tebligatların Geçersiz Hale Geleceği )
• VASİ DEĞİŞİKLİĞİ ( Boşanma Davası - Karar ve Temyiz Dilekçesinin Hükümlü Davacının Vasisine Tebliğ Edilmiş Olduğu/Davacı Tarafından Vasi Değişikliği İçin Dava Açıldığının Bildirilmesi/Vasinin Değişmiş Olması Halinde Önceki Vasiye Yapılan Tebligatların Geçersiz Hale Geleceği - Yetkili Vesayet Makamından Vasinin Değiştirilip Değiştirilmediğinin Sorulması Gerektiği )
4721/m. 484
6100/m. 445/3
ÖZET : 1- Temyiz dilekçesinin ıslak imza ya da elektronik imzayı ihtiva ettiğine dair bir bilgi de bulunamadığı durumda temyiz dilekçesi incelemeye esas alınamaz. Bu bakımdan temyiz dilekçesindeki imza noksanlığının ilgisine tamamlattırılması gerekir.

2- Karar ve temyiz dilekçesi kocanın vasisine tebliğ edilmişse de koca tarafından sunulan dilekçede vasinin değiştirilmesi için dava açıldığı öğrenilmiştir. Vasi değiştirilmiş ise, önceki vasiye yapılan tebligat geçersiz hale gelir.

DAVA : Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davalarının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı ( kadın ) tarafından, lehine hükmedilen tazminatların ve nafakaların miktarları ile ziynetlere dair talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Hükmü temyiz eden davalı-karşı davacı ( kadın ) vekilinin temyiz dilekçesinde imza mevcut değildir. Dilekçenin elektronik imzayı ihtiva ettiğine dair bir bilgi de bulunmamaktadır. Dilekçenin elektronik ortamdan elde edilen fiziki örnek olduğu da, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 445/3. maddesine uygun bir tasdik bulunmadığından saptanamamıştır. Bu haliyle temyiz dilekçesi incelemeye esas alınamaz. Bu bakımdan temyiz dilekçesindeki imza noksanlığının ilgisine tamamlattırılması,

2- ) Karar ve temyiz dilekçesi davacı-karşı davalı ( koca )'nın vasisi N. T.'a tebliğ edilmiştir. Hükümlülük sebebiyle cezaevinde bulunan davacı-karşı davalı ( koca ), dosyaya cezaevinden gönderdiği 28.01.2014 tarihli dilekçesinde, adı geçen vasinin değiştirilmesi için dava açtığını bildirmiştir. Vasi değiştirilmiş ise, önceki vasiye yapılan tebligat geçersiz hale gelir.

SONUÇ : Bu bakımdan yetkili vesayet makamından, vasinin değiştirilip, değiştirilmediğinin sorulması, vasi değişikliğine gidilmiş ise, buna dair kararın dosyaya alınması ve karar ile temyiz dilekçesinin yeni vasiye tebliğinden sonra gönderilmek üzere doyanın mahalli mahkemesine İADESİNE, 20.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kazancı
Old 07-11-2015, 12:16   #24
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/17943
K. 2015/2511
T. 23.2.2015

• DAVANIN EKİ NİTELİĞİNDEKİ TALEPLER ( Boşanma Davasına İlişkin Tazminat Talebi - Tazminatların Reddi Veya Kabulü Halinde Ayrıca Veklaet Ücretine Hükmedilmemesi Gerektiği/Davası Kabul Edilen Taraf Yararına Yargılama Giderlerine Hükmedilmesinin Tabii Olduğu )

• AYRICA VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMEMESİ GEREĞİ ( Tazminat Taleplerinin Boşanma Davasının Eki Niteliğinde Olduğu - Davası Kabul Edilen Taraf Yararına Yargılama Giderlerine Hükmedilmesinin Doğru Olduğu )

4721/m. 174, 175

ÖZET : Boşanmanın eki niteliğinde bulunan tazminatların kabul veya reddi halinde ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin ve boşanma davalarında davası kabul edilen taraf yararına yargılama giderlerine hükmedilmesi uygundur.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından, tazminatların ve nafakaların miktarı yönünden; davalı tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kocanın mahkemece kabul edilen kusurlu davranışları yanında, eşine hakaret eden davacı kadının da az da olsa kusurlu bulunmasına, Bursa 7. Aile Mahkemesi'nin 2013/155 D. İş sayılı dosyasında "... başka mahkemece verilecek tedbir nafakası kararı ile tekerrür teşkil etmemek üzere tedbir nafakası kararı verildiğinin..." ve
23.01.2014 tarihinde kaldırılmış bulunduğunun anlaşılmasına, boşanmanın eki niteliğinde bulunan tazminatların kabul veya reddi halinde ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin ve boşanma davalarında davası kabul edilen taraf yararına yargılama giderlerine hükmedilmesinin tabii bulunmasına göre,

SONUÇ : Yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kazancı
Old 07-11-2015, 12:18   #25
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/1054
K. 2015/2695
T. 25.2.2015

• ÖN İNCELEME DURUŞMASI ( Davalıya Ön İnceleme Duruşmasına Çağrı Davetiyesi Tebliğ Edildiği - Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği/Tahkikat Aşamasına Geçildiğine Göre Davalının Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesinin Zorunlu Olduğu )

• TAHKİKAT DURUŞMASI ( Davalıya Ön İnceleme Duruşmasına Çağrı Davetiyesi Tebliğ Edildiği/Davalının Ön İnceleme Duruşmasına Gelmediği - Tahkikat Aşamasına Geçildiğine Göre Davalının Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesinin Zorunlu Olduğu/Davalının Tahkikat Duruşmasında Bulunmasına Olanak Sağlanmadan Hüküm
Kurulmasının Hukuki Dinlenilme Hakkına Aykırı Olduğu )

• HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ( Davalının Tahkikat Duruşmasına Davet Edilmesinin Zorunlu Olduğu - Davalının Tahkikat Duruşmasında Bulunmasına Olanak Sağlanmadan Hüküm Kurulması Hukuki Dinlenilme Hakkına Aykırı Olduğundan Kararın Bozulacağı )

6100/m. 27, 147

ÖZET : Dava ikame edildikten sonra, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmış ve ön incelemeye geçilmiş, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilerek, davalıya ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiştir. Ancak davalı taraf belirlenen ön inceleme duruşmasına gelmemiştir. Ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp, tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu zorunluluğun gereği yapılıp, davalının tahkikat duruşmasında bulunmasına olanak sağlanmaksızın, davanın esası hakkında hüküm kurulması, davalının hukuki dinlenme hakkına aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın eş tarafından manevi tazminat miktarı ve reddedilen maddi tazminat yönünden, davalı erkek eş tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 6100 Sayılı Hukuk muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, 26.12.2011 tarihinde ikame edilmiştir. Mahkemece; karşılıklı dilekçelerin verilmesi aşaması ( HMK.m.126-136 ) tamamlandıktan sonra, öninceleme aşamasına ( HMK.m.l37-142 ) geçilmiş, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilerek davalıya öninceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiş; ancak, davalı taraf belirlenen öninceleme duruşmasına gelmemiştir. Mahkemece, öninceleme duruşması tamamlanıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre; davalının Hukuk muhakemeleri Kanununun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu yasal zorunluluğun gereği yapılıp, davalının tahkikat duruşmasına katılmasına olanak sağlanmaksızın, tahkikatın yapılarak davanın esası hakkında hüküm kurulması; davalının hukuki dinlenilme hakkına ( HMKmd.27 ) aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, 25.02.2015 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 07-11-2015, 12:24   #26
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/16668
K. 2015/3295
T. 3.3.2015

• BOŞANMA DAVASININ FER'İSİ NİTELİĞİNDE OLAN YOKSULLUK VE TAZMİNAT İSTEMİ ( Savunmanın Genişletilmesi Yasağı - İstemler Tahkikat Aşamasında İleri Sürüldüğü/Davacının Açık Muvafakati Olmadığı Gibi Islah Dilekçesi de Verilmediği/Taleplerin Esası Hakkında Karar Verilemeyeceği )

• SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ YASAĞI ( Boşanma Davasının Ferisi Niteliğinde Olan Yoksulluk ve Tazminat İstemi - İstemler Tahkikat Aşamasında İleri Sürüldüğü/Davacının Açık Muvafakati Olmadığı Gibi Islah Dilekçesi de Verilmediği - Mahkemece Taleplerin Esası Hakkında Karar Verilmesinin İsabetsizliği )

• İSTEMLERİN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLEMEYECEĞİ ( Boşanma Davasının Ferisi Niteliğinde Olan Yoksulluk ve Tazminat İstemi - İstemler Tahkikat Aşamasında İleri Sürüldüğü/Davacının Açık Muvafakati Olmadığı Gibi Islah Dilekçesi de Verilmediği - Mahkemece Taleplerin Esası Hakkında Karar Verilmesinin Bozma Nedeni Olduğu )

6100/m.141
4721/m.174,175

ÖZET : Dava; boşanmanın fer'isi niteliğindeki yoksulluk ve tazminat taleplerine ilişkindir. İstem savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra tahkikat aşamasında ileri sürülmüştür. Davacının açık muvafakati yoktur. Bu talepler bakımından ıslah dilekçesi de verilmemiştir. Bu durumda taleplerin esası hakkında karar verilemez. Bu husus nazara alınmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından; kusur belirlemesi, davalı lehine hükmedilen nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- ) Davalı, boşanmanın fer'isi niteliğindeki yoksulluk ve tazminat taleplerini, savunmanın genişletilmesi yasağı ( HMK m. 141 ) başladıktan sonra tahkikat aşamasında ileri sürmüştür. Davacının açık muvafakati yoktur. Bu talepler bakımından ıslah dilekçesi de verilmemiştir. Bu durumda taleplerin esası hakkında karar verilemez. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ( 2. ) bentteki bozma sebebinde oyçokluğuyla, diğer yönlerden oybirliği ile, 03.03.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı bakımından; talep sonucunu, davanın temelini oluşturan vakıaları, davanın hukuki sebebini değiştirmek veya talep sonucuna yeni bir talep eklemek veya talep sonucunu genişletmek, dava değiştirme veya genişletme; davalı bakımından da, savunmanın dayandırıldığı vakıaları, defi ve maddi hukuka dair itirazları değiştirmek veya genişletmek savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesidir. Davacı bu hakkının, cevaba cevap dilekçesi ile, davalı da 2. cevap dilekçesi ile diğerinin "muvafakatine" bağlı olmaksızın serbestçe; ön inceleme aşamasında ise karşı tarafın "açık onayı" ile kullanabilir.

Ön inceleme duruşmasında ise, taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse gelen taraf, karşı tarafın muvafakati aranmaksızın bu imkandan yararlanabilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise, her iki taraf da, karşı tarafın "açık muvafakati" halinde, muvafakat verilmez ise ıslaha başvurmak suretiyle bu imkandan yararlanabilir. ( 6100 sayılı HMK. m. 141 ) Boşanma davalarında, asıl talep boşanmadır. Asıl talebin kabulüne bağlı, ondan bağımsız olmayan, asıl talebin eki niteliğindeki ( diğer bir ifade ile asıl talebin içinde gizlenmiş halde olan ) taleplerin, herhangi bir harca tabi olmaksızın davacı tarafından asıl talebe eklenmesi, davalı tarafından da "boşanmaya karar verilmesi halinde" nazara alınmasının istenmesi, davanın veya savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi sayılmaz. Çünkü, bu talepler ileri sürülmekle ne dava değişmekte veya genişlemekte, ne de savunma değişmekte ve genişlemektedir. Başlangıçta bunlar ne idi iseler, aynı olmaya devam etmektedirler. O nedenle, boşanma davasıyla birlikte talep edilen boşanmanın eki niteliğinde olan, Türk Medeni Kanununun 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat ile aynı Kanunun 175. maddesine düzenlenen yoksulluk nafakası, iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar ileri sürülebilir.

Öte yandan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, iddia ve savunmanın değiştirilebileceği veya genişletilebileceği süreyi, 1086 Sayılı Kanundan farklı olarak, ön inceleme aşamasına kadar uzatmıştır. Boşanmanın eki niteliğindeki talepleri, iddia ve savurmanın kapsamına dahil eden bir değişiklik ya da bu anlama gelen bir düzenleme getirilmemiştir. 1086 Sayılı Kanun mer'i iken, boşanma davası içindeki boşanmanın eki niteliğindeki bu talepler, tahkikat sona erinceye kadar istenebiliyorken, 6100 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra neden istenemesin? Bunu anlamak da mümkün değildir. Sayın çoğunluk, 1086 Sayılı Yasanın, dava ikamesi ile hasıl olan neticeleri düzenleyen 185. maddesindeki "Kanunu Medenide tayin olunan haller mahfuz kalmak şartıyla" şeklindeki hükmün, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunda yer almadığından hareketle, bu sonuca ulaşmaktadır. Oysa bununla amaçlanan, re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda, bu maddenin ( 1 ) ve ( 2 ) benlerinde gösterilen sonuçların hasıl olmayacağıdır. Dolayısıyla, 1086 Sayılı Kanunun 185. maddesindeki değinilen hükme, 6100 Sayılı Yasada yer verilmemiş olmasından bu sonuç çıkarılamaz. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. ( Anayasa m. 141/4 ) Hakim, yargılamanın makul bir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. ( HMK. madde 30 ) Bu yükümlülük, aynı dava içinde çözümlenmesi mümkün olan, asıl talebin kabulüne bağlı fer'i talepler hakkında yeni dava açılmamasına ve gider yapılmasına sebebiyet vermemeyi de gerektirir. Bu bakımdan, boşanmanın eki niteliğindeki taleplerin iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağına bağlı olmaksızın aynı dava içinde çözümlenmesi usul ekonomisine de uygundur. Açıklanan sebeplerle, sayın çoğunluğun, bu talepleri "iddia ve savunmanın kapsamında" gören görüşüne katılmıyorum.

Kazancı
Old 07-11-2015, 12:31   #27
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/12823
K. 2015/5406
T. 24.3.2015

• ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN SONRA TAHKİKAT İÇİN DURUŞMAYA DAVET ETME ( Mahkemece Ön İnceleme Duruşmasından Sonra Tahkikat Aşamasına Geçilmesine Karar Verilerek Aynı Gün Tahkikat Duruşmasının Yapılmasının Usule Uygun Olmadığı )

• TAHKİKAT DURUŞMASI İÇİN DAVET ( Ön İnceleme Duruşmasından Sonra Tahkikat Aşamasına Geçilmesine Karar Verilerek Aynı Gün Tahkikat Duruşmasının Yapılmasının Doğru Olmadığı - Tahkikat İçin Ayrı Bir Duruşma Günü Tayin Edilerek Davalıya Davetiye Gönderilip Yargılamaya Devam Edileceği )

• TARAFLARIN DURUŞMAYA DAVETİ ( Ön İnceleme Duruşmasından Sonra Tahkikat İçin Ayrı Bir Duruşma Günü Tayin Edilerek Davalıya Davetiye Gönderileceği )

6100/m.147

ÖZET : Mahkemece, ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat için ayrı bir duruşma günü tayin edilerek davalıya 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesinde gösterilen şekilde davetiye gönderilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken, ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilerek aynı gün tahkikat duruşmasınını yapılması doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra 8.10.2013 tarihinde açılmıştır. Davalıya ön inceleme duruşmasına katılması için davetiye tebliğ edilmiş ise de davalı 14.1.2014 tarihinde yapılan, davacının hazır olduğu bu duruşmaya katılmamıştır. Duruşmada mahkemece tahkikat aşamasına geçilmesine, tahkikat duruşmasının aynı gün yapılmasına karar verilmiş, aynı gün yapılan tahkikat duruşması neticesinde de davanın kabulüne karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesinde "... Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir." hükmü bulunmaktadır. Anılan kanun maddesi gereği tahkikat için ayrı bir duruşma günü tayin edilerek davalıya 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesinde gösterilen şekilde davetiye gönderilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu usulü işlem yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 24.03.2015 tarihinde karar verildi.

Kazancı
Old 16-12-2015, 15:34   #28
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/12132
K. 2015/13292
T. 23.6.2015

• ÖN İNCELEME DURUŞMASINDAN SONRA DAVANIN GENİŞLETİLMESİ ( Davalının Yoksulluk Nafakasını Ön İnceleme Aşamasında Maddi Ve Manevi Tazminatı İse Ön İncelemeden Sonra İstemesi/Savunmanın Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu - Davalı Tarafından Bu Konuda Usulünce Yapılmış Bir Islah İşlemi De Bulunmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiği )

• MADDİ MANEVİ TAZMİNAT ( Yoksulluk Nafakası/Ön İncelemeden Sonra İstemesi - Savunmanın Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu/Davalı Tarafından Bu Konuda Usulünce Yapılmış Bir Islah İşlemi De Bulunmadığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verileceği )

• ÖN İNCELEME AŞAMASI ( Yoksulluk Nafakasının Ön İnceleme Aşamasında Maddi Ve Manevi Tazminatın İse Ön İncelemeden Sonra İstemesi/Savunmanın Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu - Karar Verilmesine Yer Olmadığına Karar Verilmesi Gerektiği )

• İDDİA VE SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ ( Maddi Manevi Taminat/Yoksuluk Nafakası - Tarafların Cevaba Cevap Ve 2. Cevap Dilekçeleriyle Serbestçe Ön İnceleme Aşamasında İse Ancak Karşı Tarafın Açık Muvafakatiyle İddia Ve Savunmalarını Genişletebileceği Yahut Değiştirebileceği/Ön İnceleme Aşamasının Tamamlanmasından Sonra İse Diğer Tarafın Açık Muvafakati Ve Islah Dışında İddia Ve Savunmanın Genişletilemeyeceği Yahut Değiştirilemeyeceği )

• KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI ( Yoksulluk Nafakasının Ön İnceleme Aşamasında Maddi Ve Manevi Tazminatın İse Ön İncelemeden Sonra İstemesi/Savunmanın Genişletilmesi Niteliğinde Olduğu )

6100/m.141/1
4721/m.174/1,2

ÖZET : Davalı yoksulluk nafakasını ön inceleme aşamasında, maddi ve manevi tazminatı ise ön incelemeden sonra istemiştir.Davacı tarafın bu talebe açık bir muvafakati olmamıştır. Bu talepler savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. Davalının maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına ve özellikle 16.4.2012 olan dava tarihinin, karar başlığında 6.5.2014 olarak gösterilmesinin yerinde düzeltilebilir maddi hata olduğunun anlaşılmasına göre, davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Davalı yoksulluk nafakasını ön inceleme aşamasında, maddi ve manevi tazminatı ise ön incelemeden sonra istemiştir. Taraflar, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleriyle serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle iddia ve savunmalarım genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez ( H.M.K. madde 141/1 ). Davalı, yoksulluk nafakasını Ön inceleme duruşmasında, tazminat taleplerini ise ön incelemeden sonra istemiş, davacı tarafın bu talebe açık bir muvafakati olmamıştır. Bu talepler savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. O halde, davalının maddi ve manevi tazminat ( T.M.K. madde 174/1-2 ) ve yoksulluk nafakası talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilecek yerde, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda ( 2. ) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarda ( 1. ) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ( 2. ) bentteki bozma sebebinde oyçokluğuyla diğer yönlerden oybirliğiyle, 23.06.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Boşanmaya bağlı, fer'isi niteliğindeki maddi ve manevi tazminat, bu nitelikleri gereği, boşanma davası içinde tahkikat sona erinceye kadar yazılı veya sözlü olarak talep edilebilir. Bu talepler, iddia ve savunma kapsamında bulunmadığından, bununla ilgili yasağa tabi tutulamaz. Yeter ki, sonradan ileri sürülmüş olması halinde diğer tarafa savunma hakkı tanınmış olsun. Bu sebeple işin esası incelenmelidir. Sayın çoğunluğun bu hususa dair bozma kararına açıklanan sebeple katılamıyorum.

Kazancı
Old 09-08-2016, 11:21   #29
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

“Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir. Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir.” (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2013/19577 K. 2014/1926 T. 5.2.2014)
Old 18-08-2016, 10:37   #30
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

BOŞANMA DAVALARINDA ''YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ'' TANIKLIĞA ENGEL DEĞİLDİR.
"tanıklar 2006 doğumlu olduklarından dinlenmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 257. maddesine göre dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar ve yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz olarak dinlenir. Buna göre YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ tanıklığa engel değildir. Bu sebeple mahkemece davacı-davalı erkek tanıkları DİNLENMEDEN eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir."
(Dairemizin 17.02.2016 günlü kararı)
Ömer Uğur GENÇCAN
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aile Konutu Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 53 07-08-2018 19:27
Aile Hukuku Konusunda Yabancı Mahkeme Kararları Tanıma Tenfiz Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 22 07-11-2015 12:29
Aile Hukuku Yargılamalarında Hukuka Aykırı Delil Kabul Edilemez. Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Haberleri 10 19-10-2010 08:30
Aile İçi Şiddet ve Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 2 13-04-2004 11:34


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07969308 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.