Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Konumuz : Hukukçular Biz bizi konuşuruz! Konusu "hukukçular" olan ve diğer alanların konusu içine girmeyen sohbetlerimiz için.

Avukatlık Anıları

Yanıt
Old 27-11-2007, 12:48   #61
Aybüke Kağan

 
Varsayılan

haciz mahalline gittik.burası bir işyeri.vergi levhası borçlu adına değil.borçlu yok.üvey oğlu olduğunu söyleyen birisi var.soruyorum:
-babanız nerde?
-şehir dışında
-ne zaman dönecek?
-p.tesi
-bu işyerine çıkardığımız tebligatlarda sorun çıkıyor?Ev adresiniz nedir?
-Atatürk cad.1224 sok.no:18 d:2......
-

p.tesi borçlunun evine hacze gitmek için yola çıktık.felaket bir yağmur bastırdı.ardından dolu.adresi bir türlü bulamıyoruz.ne kadar da güzel ev adresini aldık derken meğer yanlış adres vermiş bize uyanık diye içimden geçiriyorum.Taksi şoförü:

-Avukat hanım,burda 1300 'lü sokaklar var adres yanlış.

ben şansımı zorlamaya kararlıyım.

-o zaman adresi yanlış almış olabilirim.1324 sokağa gidelim.

gidiyoruz.apartmanı buluyoruz.dolu şiddetle yağmaya devam ediyor.şoför gidip daireleri gezip geliyor.

- 2 numarayı kimse açmadı.diğer daireler de tanımıyor.
haciz memuru

-tutanağı yazayım da gidelim

diyor.birkaç dakika apartmanın önünde duruyoruz.Apartmandan bir adam çıkıyor o sırada.

-bu adam top sakallı,bizim borçlu da entellektüel bir psikiyatrmış.bu olmasın diye geyik yapıyorum ,gülüyoruz.

adam taksiye yaklaşıp cama vuruyor.
-avukat hanım ben Ali
-Ali İnce mi diyorum.
-Hayır,herkes beni öyle tanır ama soyadım ÇÜRÜK .BUYRUN İŞYERİNDE GÖRÜŞELİM
-
Old 06-12-2007, 00:39   #62
Av.Zeynep_e

 
Varsayılan

İlk Duruşmam ve Alacaklı Davası. Davaya Konu Olan Miktar 85.000 Ytl.

Ayağa Kalktım Hakime Anlatıyorum. Tarihleri Karıştırdım. Hakim Uyarıyor Düzeltiyorum Ardından Aynı Hatayı Yapıyorum. Hakim Baktı Olacak Gibi Değil. Soru cevap Şekline Geçti. Soruyor Cevaplıyorum. Ben Kendimi Öyle Bir Kaptırdım ki (Heyecanda var tabiki)
Ben Hakime Soru Sormaya Başladım. Hakimde Sağolsun Sorduğum Sorulara Gülerekte Olsa Cevap Veriyor. Bir Ara Bilincim Yerine Geldiğinde Kendimi Şöyle Bir Soru Sorarken Buldum; Hakim bey Ayın 17'si Ayın Kaçı oluyor ?

Hakim: Efendim ?
Ben: Ayın 17'si diyorum Ayın Kaçı Oluyor ?
Hakim: Kızım İyimisin Ayın 17si Ayın 17si Olur ne demek Kaçı Oluyor ?
Ben: Hakim bey onu sormuyorum zaten. Ayın 17si ayın Cumartesisi olmuyor mu ?
Hakim: Alacaklı Vekilinin Bla Bla Bla. . . Dolayı Davanın Şu Tarihe Ertelenmesine Karar Verilmiştir.

allahım çok utanmıştım
Old 29-12-2007, 00:22   #63
Av.Uğur Keleş

 
Varsayılan

1.5 yıl kadar önce,Asliye ceza mahkemesi salonunda duruşmamı beklerken seyrettiğim bir duruşmadan...Etkili eylem suçlaması nedeniyle sanığın savunması alınıyor.
-Hakim(60 lı yaşlara yakın,sevimli,güleryüzlü bir insan):Anlat bakalım evladım olay nasıl oldu,müştekiyi sen mi dövdün?

-Sanık(şivesiyle yazıyorum kusura bakmayın,gubbaa dan kasıt ,kurbağadır): Abi biz babamınan gubbaa avlamaya gidiyoduk.

-Hakim: Tamam evladım,sen olaydan bahset,geç bunları.

-Sanık: Biz babamınan gubbaa avlamaya gidiyoduk,bunlar önümüze çıktılar.

-Hakim: Hmm,ee sonra ne oldu,sen vurdun mu müştekiye,nasıl oldu onu anlat açık açık da biz de anlayalım?

-Sanık: Abi biz geçimimizi sağlamak için,babamınan beraber,bataklıktan gubbaa avlayıp satarız.Bunlar da bizim önümüzü kesip gubbaalarımızı ve paramızı istediler biz de bunun için dövdük.(bu arada bu gubbaa kelimesi ara ara sanık tarafından tekrarlanıp duruyor)

-Hakim: Tamam evladım anlaşıldı şimdi.Katibeye seslenerek. Kızım yaz - Biz babamla kurban satım işi yaparız.olay günü babamla beraber pazarda kurbanlık hayvanlarımızı satmaya giderken müşteki yolumuzu keserek zorla kurbanlıklarımızı ve paramızı almaya çalışınca biz de dövdük..
...derken,arka sıralarda duruşmayı ilgiyle takip etmekte olan ben ve bir bayan meslektaşımız dayanamayıp ayağa kalktık ve -Hakim bey,vatandaş kurbağa avlayıp satarak geçimini sağlıyormuş,kurban satmıyorlarmış,yanlış olmasın..dedik.

Hakim:Kurbağa mı? kurbağa haa..dedi.ve bu saniyeden sonra,zaten başından beri ilginç olan sanık anlatım tarzına bu yanlış anlamanın da eklenmesi nedeniyle,sanığın tepkisiz duruşu ve şaşkın bakışları altında,salonda yaklaşık 10 dakika kadar kahkaha ve gülme krizi yaşandı..
Old 08-01-2008, 11:04   #64
Av.EErdem

 
Varsayılan

Bu sefer anlatacağım anı Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonundan;
Sıramızın gelmesi için sıkıntıyla Ağır Ceza mahkemsi salonunda oturururken izlediğimiz bir duruşma bizi kahkahalara boğdu.
Taraflar Roman tabir edilen vatandaşlar. Mağdur taraf bayan tanığın sevgilisi, tutuklu sanıklar ise oğlu ve kocası. Tanık bayan ise 50 yaşlarında , oldukça kilolu, basma entarili, lastik terlikli esmer ötesi bir teyze.
Önce sanıklar dinlendi.
Hakim teyzenin kocasına olayı anlat dedi ve amca başladı anlatmaya;
-Efendim ben o gün hastaneye bir hasta ziyaretine gittiydim. Hatta hastanenin önündeki büfeden de kolonya aldıydım, isteseniz büfeciyi çağıralım, söylesin. Çıkışta dedim banklara oturayım da üzüntümü atayım. Hasta biraz ağırdı biliyo musun? Gidici yani, bankta otururken dedim şu silahı bir temizleyeyim. Sonra silah ateş aldı, mermi ağaçtan sekti, aha da bu oturan adama gitti saplandı.
Hakim hazırlık ifadesiyle çelişmesi nedeniyle sorduğu sorulara çelişkili cevaplar alıp hayıflandıktan sonra teyzenin oğlu olan ikinci sanığa söz verdi;
-Hakim bey; ben hastanede babamı arıyordum, baktım divanda oturuyor. (divan dediği bank), vurulan abi de yan divanda bidona doldurduğu birayı içiyor. (Hakim ne bidonu deyince 1,5 litrelik su şişesi olduğunu suyun markasını ve şişenin boyutunu belirtince anlıyoruz.) Baktım babam silahını seviyor, sen silah ateş al, hastanenin duvarından mermi seksin, bu abiye saplansın, şaşırdım valla. Hakim hazırlıktaki beyanıyla bu beyan arasındaki çelişkiyi gideremeyince mağdura sordu. Mağdur; sanık yakınlarının kendisiyle önceden konuştuğu belli , korkmuş vaziyette önceki şikayetinden dönmeye çalışıyor.
-Hakim bey amca, ben o gün hastanenin sedirinde (bankta) çay içiyordum. (hakim soruyor pet şişeden mi) Eee bardak yoktu, şişeden içtim, ama güzel olmuyor öyle, plastik kokuyor, hoş buna da şükür dedim içtim. (hakim ısrarlı; kardeşim 1,5 litrelik şişeden çay içilir mi diyor) hakim amca güzel olmuyor dedim ama ben sana! (Hakim pes etmiş vaziyette devam et diyor) Yanıma şu abinin hanımı geldi, ona çay ikram ettim. Plastikten güzel olmuyor dedi ama içti. Biz içerken, yani çay içerken bu abiyle oğlu geldi, bize hal hatır sordu. (Hakim soruyor, sinkaflı küfür edip silahlarına davrandılar demişsin daha önce)Küfürlü espri yaptı onlar, silahlarına davrandılar da demedim, o zaman yanlış yazmışlar, ben bize iyi davrandılar dedim. (Birinin karısına öbürünün anasına sarılmış oturuyorsun be adam sana niye iyi davransınlar diyor hakim çıldırmış halde) Yok, ben arkama yaslandım, elimde bidon var zaten nereye sarılıyorum hakim bey amca! Yine beyanlar arasında bir türlü giderilemeyen çelişkilerle hakim çaresiz tanıkları çağırıyor.
Tanık teyze geliyor.
-Şu benim kocam,şu benim oğlum, (mağduru göstererek) şunu da hiç tanımam. (hakim diyor sevgilinmiş) Teyze gülerek salınıyor) yok canııım, söyleyenin dili kopsun, güzelliğimi çekemiyorlardır. (Hakim sevgilinmiş, hazırlıkta söylenmiş bu) Yok ben bunu sevmem de o bana hayran, aşık ama karasevda şeklinde, yüz vermiyorum pek! O gün benim kocam hastaneye silah temizlemeye gelmiş, oralarda dolaşırken dur oturayım da silahı temizleyeyim bari demiş. Beni görünce sevindi, hoş beş ettik, sonra bir gümbürtü koptu, meğer ateş almış, mermi ağacın dalından sekti, geldi bu adama saplandı. Ağacın yaprakları hep delindi, öylece duruyor delik delik. (Kadın yapraktan kurşun seker mi?) Ben bilmem seker mi, sekti ki geldi buna saplandı. Neyse çelişkili beyanlara da biz güldük, hakim sinirlendi ve son tanığa sıra geldi.
Hakim yılgın halde , tanığa yemin verdiriken; sakın yalancı tanıklık yapma diye başladı ve buyrun aralarındaki konuşmaya;
Hakim: Bak sakın yalancı tanıklık yapma hem günah hem suç.
Tanık; Yapmam amca!
H: Bak yaparsan seni yalancı tanıklıktan tutuklatır, hapse atarım.
T: İki gözüm önüme aksın ki yapmam
H: Anlat olayı gördün mü?
T:Gördüm
H:Görmediysen söyle bak kızıyorum.
T: Kızma valla anlatacağım, ablamla bu abi bir divan varmış onda otuyorlarmış, ben de gördüm hep oturdular. Eniştemler de orda gezerken eniştem silahını millete gösterip hava atıyormuş, yani hep atar hava zaten, ben de gördüm hava atarken. Hava atarken silah patlamış, yerden sekmiş, bu abiye saplanmış.
H: Yerden mi , ağaçtan mı , duvardan mı sekti o kurşun.
T:Yerden duvara, duvardan ağaca, ağaçtan abiye sekti.
H: Sen orada yokmuşsun ki, daha önce de görmedim demişsin, bunlar da orada olmadığını söylüyor. Niye olayı görmüş gibi anlatıyorsun?
T: (Ağlamaklı) Ama sen dedin yalancı şahitlik suç, 10 sene yatarsın, mapuslarda çürürsün, ahirette de cehennemde odun olursun diye, ben de korktum anlattım.
H: Ben sana yalan söylersen bu suç dedim, görmedim bilmiyorum deseydin
T:Öyle dersem yatmaz mıyım hapis?
H:Niye yatasın kızım?!
T: Haaa, öyleyse ben olayı görmediiim.
Çok uzun oldu ama bütün salon kahkahalara boğulmuştu bu duruşma sırasında. Bu arada duruşma 3 saate yakın sürdü, ama bekleyenler dışarı çıkmayı düşünmedi bile.
Old 11-01-2008, 14:16   #65
Durdu GÜNEŞ

 
Varsayılan avukat anıları

İYİ BİR AVUKAT TUTSAYDIM
Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı.
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor. Ancak Bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor. Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.
—Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.

YALANI DOLANI AVUKAT BİLİR

Hukuk davalarına bakan bir avukat arkadaşım anlatmıştı.
Yaşlı ve dindar görünüşlü biri gelerek, oğlunu Almanya’ya göndermek istediğini, ancak eşinden boşanarak Alman bir hanımla evlendiği takdirde bunun mümkün olacağını öğrendiğini söylemiş.
Avukat arkadaşım, “Önce oğlunun eşinden boşanması gerek. Bunun için geçinemediklerini bildirecek iki şahit bul. Boşanma davasını açalım.” demiş.
Yaşlı adam kızarak söylenmiş. “Yalanı dolanı avukat bilir. Ben nerden bulacağım öyle yalancı şahidi. Beni bu işe karıştırma sen bul.”

ADLİYENİN YOLUNU BİLMEZDİN
İcra işlerine bakan bir avukat arkadaşım anlatmıştı.
Konya’da bir icra takibine gitmiş. Sabah erken saatlerinde otel çıkıp, adliyenin yolunu tutmuş. Ancak adliyenin nerde olduğunu bilmiyor. Yol üstünde bir oto tamircisinden sormuş. Adamla ilgilenip, adliyeyi tarif etmiş.
Arkadaşım adliyeden icra memurlarıyla birlikte hacze gittiğinde karşısına yol tarif eden oto tamircisi çıkmasın mı? Bir iki işlemden sonra oto tamircisi kızmış, “ Yürü git be kardeşim. Sen adliyenin yolunu bilmezken biz öğrettik. Şimdi sende geldin sabah sabah başımıza ekşidin.”


KAZA GÖRÜNMEZ KAZADIR
Köy hizmetlerinde avukatlık yaparken, iş kazası davalarında mahalline kazanın mahiyetini, iş kazası olup olmadığı sorardık. Bir iş kazası davası nedeniyle Karadeniz illerinden birine sormuştuk. “Kaza ne tür bir kaza” diye. Oradan gelen resmi cevapta “Kaza görünmez kazadır.” diye bildirmişlerdi

Old 25-01-2008, 14:36   #68
altiokebru

 
Varsayılan hökümetin garşısındaki gadınlar

Bir avukat arkadaşla aynı borçlu hakkında icra takibi yaptığımızı farkettik. Bir süre sonra avukat arkadaşım anlattı, borçlu yanına gelmiş,laf kalabalığı yaptıktan sonra taahhütlerde bulunup ödeme yapmadan ayrılacakken, arkadaşım "bak senin hakkında başka takipler de var, ben biliyorum, borçlarını ödemen gerekir" tarzında bir şeyler söyleyince borçlu ortağımla beni kastederek "Hökümetin garşısındaki gadınları mı deyon" demiş.. Hiç şaşırmadım, borçlu zaten ortağımla bana da "Yinge"diye hitap ettiği için
Old 25-01-2008, 14:46   #69
altiokebru

 
Varsayılan sadece yanağını sıvazlamış!

Bugün CMK'dan görevlendirilip katıldığım ceza dosyasında sanık savunma yapıyor. Hazırlık aşamasından sonra herkesin savunması değişmiş bu arada, bu sanık da olayın asıl faili olan sanığı koruyucu beyanlarda bulunuyor. Hakim soruyor, sanık cevaplıyor; "biz sadece tarafları barıştırmak için bir araya geldik, hiç kimse kimseye vurmadı, hakaret küfür etmedi, mutlu sona bağladık, bitti" hakim hazırlıktaki savunmanın farklı olduğunu söyleyip çelişkiyi gidermeye çalışırken " ama sanığın müştekiye tokat attığını söylemişsin daha önce" diyerek sanığı biraz sıkıştırınca " yok tokat atmadı, sadece şöyle çok hafif -eliyle de gösteriyor- yanağını sıvazladı, mutlu sona bağladık o kadar".. Artık gülmemek için kendimi zor tutup ben de yanımdaki diğer sanık müdafii arkadaşa "Belki de sadece bir makas almıştır" deyip koptum ondan sonra..
Old 21-02-2008, 14:57   #70
Av.Mesut AVCI

 
Varsayılan

Banka vekilliği yapan bir avukat arkadaş postanede dağıtım memuru olarak çaılşan borçluyu icraya verip ödeme emri göneriyor ve tebligat iade geliyor.Tebligatın arkasında yazan aynen şu 'İLGİLİ MEMUR BÖYLE BİR BORCU KABUL ETMEDİĞİNDEN EVRAK MERCİİNE İADE' Arkadaş dediğin böyle olacak...
Old 13-03-2008, 01:13   #71
av.ozancelik

 
Varsayılan

ben henüz avukat olmadım..ancak bir avukatın yanında çalıştığım ilk gün gittiğim icrada avukat olmus birisinin yanlışı yüzünden uyap cd sini kafama yemiştim icra müdürü tarafından ve bir ton çene duymustum icra müdüründen...ilk gün olması ise epey bir üzmüştü beni..
Old 03-04-2008, 23:11   #72
ege

 
Varsayılan

Bende yakınlarda yaşadığım bir anımı aktarayım

öğleden sonra saat 15.30 sıraları. Bir dosyadan belge alacağım ve saat 16.30 gibi de müvekkil şirket ile toplantıya gireceğim.
Alacağım belge o toplantının en önemli parçası.

kaleme giriyorum, kalemde bir temizlik şirketi elemanı var sadece, yerler paspaslanmakta.!
-"pardon kimse yok mu? nerde bu kalemin ( üstelik de 4 adet) çalışanı?"
cevap, "temizlik var, yarım saat sonra gelin"

-"nasıl yani??" anlamadım?
tam o sırada mübaşir geliyor , hemen ona soruyorum,
-şu numaralı dosya bana çok acilen gerekli verir misiniz?
cevap;
"yarım saat sonra gelin avukat hanım"
-Neden???
"çünkü temizlik var!"
-yahu mesai saati içinde temizlik yaparak yarım saat işi tatil etmek nerede yazar?, nerde kalem çalışanları? müdüre hanım nerde???
"bilmem kaçıncı asliye hukuk kalemi müdürünün annesi vefat etmişti ona başsağlığına gitti"
- ya diğerleri?
"avukat hanım, görmüyor musunuz kalemde temizlik var! yarım saat sonra gelin diyorum size, herkesin işi var ,onlarda yarım saat sonra gelecekler..!!"
temizlik yapan kadın da lafa başlıyor,
" burada temizlik var görmüyormusunuz?
ne zaman yapacağız biz bu temizliği?, bu avukatlar ne anlayışsız!"

nevrim dönüyor, hışımla paspaslı yerlere girip, şu kalem müdürünü bana bulmazsanız burada tutanak tutacağım! diye söyleniyorum, sonrada hakimin kapısını çalıyorum ve kapıyı açıyorum,
ortada hakim de yok!

sonra kendi kendime gülmeye başlıyorum.. mübaşir başımda bekliyor, bana da hem kızgın hemde biraz çekingen bakmakta..

-Müdürüne ve Hakimine selam söyle, avukatların bir ricası var, hangi saatlerde kalemin kapalı olduğunu bir zahmet kapıya assınlar..

deyip, hala kendi kendime gülerek orayı terkediyorum..

Old 04-04-2008, 17:14   #73
salimengin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ege
-"pardon kimse yok mu? nerde bu kalemin ( üstelik de 4 adet) çalışanı?"

4 adet!!!
Old 04-04-2008, 23:02   #74
Av.Sever Köz

 
Varsayılan

Epey oldu. Ne zaman hatırlasam yüzümde hemen bir tebessüm olur. Hatta okumuş bile olabilirsiniz. Avukat bir arkadaşım bu hikayeyi sitesine aktardı.

Duruşma salonunda meslekdaşlarla birlikte sıranın bize gelmesini bekliyoruz. Duruşmaların biri biterken bir diğeri başlıyor.
Yine cübbelerini giymiş bir şekilde taraflar yerlerini aldı. Hakim katibe yazdırıyor:

-Davacı vekili geldi, Avukat Bey isminiz neydi?

-Ben avukat değilim hakim bey.

-Üstündeki cübbe de neyin nesi?

-Baktım herkes giyiyor, ben de giydim..

Tabi o an için salondaki herkes koptu..
Old 05-04-2008, 01:20   #75
dilek yüksel

 
Varsayılan

Fatih adliyesinde savcılık kaleminde bir işim vardı onu halletmeye çalışıyordum içeri yaşlı bir amca girdi kiracısını şikayet etmiş kalemdeki memura akıbeti soruyor memur savcının takipsizlik kararı verdiğini söyledi amca bir anda bağırmaya başladı "yahu nasıl takipsizlik kararı verir hergün takip ediyorum" çok gülmüştüm
Old 05-04-2008, 07:07   #76
Av.muhittinköylüoğlu

 
Varsayılan

uzun zaman önce bir boşanma davası için gelmişlerdi.Boşanma davalarına girmediğim için tarafları mümkün olduğunca evliliğin devamı için ikna etmeye çalışırdım.Eğer başaramazsam kendim almadığım için başka arkadaşlara yolluyordum.Bu sefer de bayanı ikna etmeye çelışırken değişik tavsiyelerle evliliğini kurtarmaya çalışıyordum.Erkek benim kriterlerime göre varlıklı idi.Ailesinin 7-8 kadar dairesi vardı.Eşinin iyi bir maaşı vardı.kendi evlerinde oturuyorlardı.erkek kadından bir hayli yaşlı fizik olarak vasattı.Kadın ise erkekten 15 yaş kadar küçük ve fizik olarak güzeldi.Kadına bu özellikleri ve kadınlığının cazibesini kullanarak erkeği idare edebileceğini henüz yeni evli olduklarını gidebileceği bir yer olmaması (çok fakir bir ailesi vardı) nedeniyle evliliğin devamında faydası olduğunu düşündüğümü kadınlığını kullanarak evliliğini kurtarabileceğini söyledim.Eşinin mazbut bir hayatı olması nedeniyle iyi bir koca olduğunu düşündüğümüde.kadı eşinin cimriliğinden şikayetçi idi ve bunun için boşanmak istiyordu.Ben de erkeğin cimriliğinin iyi olduğunu önemli olanın adamın kazancını har vurup harman savurmaması olduğunu düşünüyor ve bayana da telkin ediyordum.
Ama kadın cimriliğin vardığı noktayı söyleyince pes dedim.
şöyle ki;
-Avukat bey dediğiniz gibi ben çok yoksul bir aileden geliyorum.Eşim ve aileside zengin.Ak gün tabi ki ağartır.Hiç bir kadın da yuvasını yıkmak istemez.Önerdiğiniz kadınlığımı kullanarak cilve yaparak bir şeyleri değiştirmeyi de denedim denemedim değil ama eşim böyle şeylere ilgi duymuyor.
-Hanım efendi lütfen böyle konuşmayın.Bilmiyorum ama eşinizin cinsel tercihinin farklı olduğunu hiç sanmıyorum.boşanmak için gerçek dışı ve ayıp şeyler söylemeyin.Bir erkeğe böyle şey söylemek en büyük ayıptır.
-Hayır avukat bey eşim eş cisel falan değil ben sadece benim kadınlığımı kullanarak bir şey yapmam mümkün değil diyorum
-Hanımefendi hiç bir şey anlayamadım.Söylediğiniz şey bu kapıya çıkıyor.
-Hayır avukat bey mesele cimrilik
-Anlayamadım söyledikleriniz anlamsız cimrilikle ne alaka
-Şöyle gencim ve kadın olarak insan olarak ihtiyacım var.gece yanına yaklaşıyorum her türlü cilveyi yapıyorum ama benimle ilgilenmiyor.Çünkü benim birlikte olduktan sonra banyo yaparken suyu ve şampuanı çok harcadığımı müsrif olduğumu tasarruf için ilişkide de tasarruf yapmamız gerektiğini söylüyor.Ben tasarruf yapacak yaşta değilim.Bu konuda tasarruf yapacak adamı da istemiyorum.
-....................(hiç bir şey söyleyemedim.İlgiliyi bir meslektaşıma yönlendirdim)
Old 07-04-2008, 16:17   #77
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Bu olay bir anıya dönüşebilir,zira çok yeni,dün ve bugün ( düzeltiyorum: Geçen Cuma ve bugün) arka arkaya gerçekleşen iki görüşmede ortaya çıktı :

İlkokul arkadaşım aradı, " bir yazlık alıyorum,kapora verdim,ama sağlam iş yapmak istiyorum,geriye kalan işlemlerimde yardım eder misin " diye bir görüşmeden sonra büroya davet ettim,dün uğradı,belgelerini verdi.Okurken dikkatimi çekti,satıcı benim geçen hafta açtığım bir takipteki borçlumdu. Çok zor durumda olduğunu,malvarlığı olduğunu ve ödeyeceğini söyleyerek taahhütte bulundu,müvekkil de bu bilgileri doğrulayınca ve kabul edince ihtiyati haciz aşamasında taahhüdünü kabul ettik. İşyerini devrederken bize ödeme yapacaktı.Veya ipotek vererek ödeme için daha fazla süre alacaktı.Müvekkil de razı,amacı alacağını garantiye almak ve borçlusunu üzmeden bu garantiyi sağlamak olunca beklemeye başladık.

Ama şimdi elime geçen evraklarda,bize bahsetmediği iki yazlık evine ve birini satmakta olduğuna dair bilgi vardı. İlk ödemesi de 15 Nisan 2008 günü olacak şekilde taahhüdü var. Arkadaşıma yardımcı olacağımı,benim de alacağımı tahsil etmemin kolaylaşmış olacağını,bu güzel tesadüften memnun olduğumu söyledim. Ayrıca,yazlığı alacağı kişiye bu sürprizden bahsetmesini ve avukat olarak bu satış işleminde de karşılaşacağımızı söylemesini istedim. Arkadaşım bu bilgiyi vermiş, o da seve seve kabul etmiş. Bugün birlikte geldiler. Samimi olarak duygusunu sordum : Çok şaşırdığını,bu haberi aldığında içinden ( Şansa bak,Tüm Adanada bula bula benim borçlu olduğum avukatı bulmuş diye içinden geçirdiğini itiraf etti. )

Bugün ikisi bir arada geldiler. Konuyu ve satışı konuşmak için. Yazlıkların henüz tapusu olmadığı ve müteahhitten yazılı belge ile satın aldığı,arsa sahibi ile müteahhit arasındaki sözleşmenin varlığını bildiğini ama içeriğini bilmediğini söyledi. Müteahhidin payına düşen dairelerse satabileceğini,bu nedenle önce kendi alımının sağlıklı olduğundan emin olmamız gerektiğini açıkladım ve bu nedenle sözleşmeyi görmek gerektiğini söyleyerek müteahhidin kim olduğunu sordum : Müteahhit "......" isimli kişi dedi. Çok şaşırdım çünkü bu müteahhit,benim iki yıl önce yine davalım olan bir şahıstı. Almanyada yaşayan bir müvekkil ondan daire almış,parasını peşin ödemiş,ancak 5 yıl geçtiği halde kadın aldığı dairenin yerini bile görmemiş,bu nedenle hem alacak davası,hem de dolandırıcılıktan suçduyurusu yapmıştık. Hukuk davasına hiç katılmamış,ödemeye yanaşmamış,Asliye Ceza Mh. ne açılan kamu davası üzerine,ikinci duruşma günü borcunu ödemişti. ( İhlal ettiği alana duyarlı bir ödeme idi)
Bu kez,borçlumuz ve yazlık satıcısı olan kişiye, Bu şahıs daha önce bir davada karşılıklı olduğumuz ve tanıdığım bir şahıs,ara bir telefonla,burada yanımda olduğunu söyle,beni tanıyor mu sor,dedim. Borçlum müteahhidi aradı, beni tanıyıp tanımadığını sordu,tanıyormuş. Telefonu aldım,sattığı dairelerin kendi payına düşen daireler olup olmadığını sordum,henüz bu konuda arsa sahibi ile anlaşma içeriği yapmadıklarını,genel bir anlaşmaları olduğunu,bu ay sonuna kadar da bu anlaşmayı oluşturacaklarını söyledi.
Yazlığımın anahtarı bende,içinde oturuyorum,tapusunu en yakın zamanda alacağım ve ikincisini satıyorum diye düşünen borçlum bu kez kendi yazlığının da derdine düştü.
Tamamlanacak eksik işlemlerin ne olduğunu böylece öğrendi. İyi ki sizin borçlunuz olmuşum,önce icra takibine maruz kaldığıma üzülmüştüm ama şimdi seviniyorum,belki bu vesileyle iki yazlığımı kaybetmekten kurtulmuş olacağım diye sevindi.
Old 07-04-2008, 17:17   #78
ozlemdurucan

 
Varsayılan

bir avukat abimizin bürosuna gitmiştim. o gün yeni bir sekreter işe başlamış daha öncede sekreterlik işi ile hiç alakası olmamış. faks çekmesi gerekiyor.
bizde bu arada çay kahve muhabbet derken 10 dakika sonra sekreter içeriye geliyor.
-Avukat bey ben bu faksı yollamak için makineye sokuyorum alttan geri geliyor.bir türlü gitmiyor.
o an ne diyeceğimizi şaşırdık. çok geçmeden gülme krizine girdik. sekreter ise kıpkırmızı olmuştu..
Old 07-04-2008, 22:01   #79
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Kendimizden sözeden ve tekil 3. şahıs bahsiyle kaleme aldığımız ve tamamı "Alacaklı vekili geldi" ile başlayan icra taleplerinden sıkıldığımız bir vakit , yan masadaki avukat arkadaş puflayarak ayağa kalkarken, içimizdeki tüm zabıt sıkıntılarını da attı: "Alacaklı vekili sıkıldı, alacaklı vekili acıktı, alacaklı vekili biraz gezmeye gider" der ve kalkar gider.

10 dakika kadar sonra; icra dairesinin kapısını bizi kahkahalara boğarak açar:

"Alacaklı vekili geldi!"

Old 07-04-2008, 22:22   #80
av.sert

 
Varsayılan

bir gün ağır cezada duruşma bekliyordum.Müşteki olarak yaşlı bir adam vardı.Duruşmada tanık dinleniyordu.Mübaşir 50 yaşlarında bir bayanı çağırdı tanık olarak.Hakim yaşlı adamı gösterek sordu :
- Şu gördüğün adamı tanıyormusun?
-evet
-kim o?
-bizim hacıbaba
çok gülmüştük.....
Old 07-04-2008, 22:54   #81
Durdu GÜNEŞ

 
Varsayılan

AFİYET OLSUN

Bir kamu kurumunda göreve başlayan genç avukat, bir hizmet tespiti davası duruşmasına katılmış. Davacı geçmiş dönemlerde beraber çalıştığını iddia ettiği arkadaşlarını tanık olarak dinletmek istemiş. Hâkim tanıklarından birini huzura almış ve sormuş:
—Davacı A. İle 1960 yıllarda YSE’de beraber çalıştınız mı?
Adam anlatmaya başlamış;
—Evet, hâkim bey arkadaşım A ile beraber çalıştık. Yol yapım işinde çalışıyorduk. Hatta o yıl havalar çok sıcaktı ve o yıl karpuz boldu. Yorulduğumuzda bir söğüt gölgesi bulur bol bol karpuz yerdik.
Sonra hâkim dönüp genç Avukata sormuş:
—Tanık beyanlarına ne diyorsun.
Avukat düşünmüş, daha kendi doğmadan bu adamlar söğüt gölgesinde karpuz yemişler. Anlatılanlara yalan dese olmaz, doğru dese olmaz. Bu tür durumlarda(aleyhe olan beyanları kabul etmiyoruz gibi) klişe sözleri de pek bilmiyor. Bir süre düşündükten sonra:
—Ben ne diyebilirim hâkim bey! Mademki karpuz yemişler afiyet olsun demiş.
Old 16-05-2008, 08:28   #82
Av.EErdem

 
Varsayılan

Dün duruşma sıramın gelmesini beklerken yardımcım bir kaç imza atmam gerektiğini söyleyerek beni İcra Dairesine çağırdı, her zamanki gibi İcra Dairesi ana baba günü. Masalar, sıralar avukat yardımcılarıyla dolu, herkesin önünde bir notebook bilgisayar, kah müzekkere yazıyorlar, kah talep açıyorlar, ortalıktaki tek avukat benim. Bir amca yaklaştı ve bana bir İcra Dosyasına borcu olduğunu, dosyayı çıkarıp getirmemi söyledi. Ben de bu isteğinizi bir görevliye söyleyin dedim ama ne çare, amca gayet ısrarlı. O bana ; Kızım çıkartıver şu dosyayı, eline mi yapışacak diyor, ben bu benim işim değil diyorum. Sonunda beni ''bu gün git , yarın gelci bir zihniyet'' olmakla bile suçladı Her neyse sonunda, oradaki onca insan içinde tek avukatın ben olduğumu, bir sürü katip varken beni neden bulduğunu sorduğumda aldığım cevap traji komikti:
'' Avukat mısın? Ben ne bileyim bacım, herkesin önünde bir laptop var belli ki avukatlar veya yüksek mertebeli kişiler, baktım laptopsuz laptopsuz oturup ,dosyalara yazıp çizen bir sen varsın,en gariban seni gördüm de geldim yanına kusura bakma! ''
Güldüm ama şu gariban görünme konusu canımı sıktı, ye kürküm ye hesabı yerli yersiz yanımda notebook mu taşısam diye düşünmedim de değil.
Old 19-05-2008, 17:25   #83
ali ekmekçi

 
Varsayılan

15 yıl önce bir davaya gireceğim ve davada daha taraf teşkili yoktu,veraset davası açacağız falan,yani davalıları tanımıyorum.Duruşmaya girdim bu sırada elinde mahkeme celbiyle bir vatandaş da girdi ve beni kastederek "bu bizi dolandırmaya çalıştı davaya girmeyin sizin için iyi olur dedi"gibi bir cümleyle beni itham etti.Ben de hakime elindeki celbe bakalım dedim.Hakim baktı ve başka bir dosya olduğunu gördü ve vatandaşı kovdu.Tabii vatandaşın o hararetli iddiası ve benim onu tanımayışım herkesi ve beni de oldukça güldürdü.
Old 17-12-2008, 16:53   #85
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Bir arkadaşımın arkadaşının staj yaptığı büroda aşağıdaki olay yaşanmış :

60 yaşlarında bir köylü kapıyı çalmış, sekretere avukatla görüşeceğini söylemiş. Sekreter randevu sorunca adamın tabeladan isim görüp gelen bir kimse olduğu anlaşılmış. Avukatın yanına buyur edilmiş ve başlamış sinirli sinirli anlatmaya:

"Benim bir arazi davam var, şimdi mahkemeden geliyorum. Karşı taraf avukat tutmuş, ben de geldim seni tutayım. İti ite kırdıralım."
Old 17-12-2008, 18:58   #86
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ISIL YILMAZ
Bir arkadaşımın arkadaşının staj yaptığı büroda aşağıdaki olay yaşanmış :

60 yaşlarında bir köylü kapıyı çalmış, sekretere avukatla görüşeceğini söylemiş. Sekreter randevu sorunca adamın tabeladan isim görüp gelen bir kimse olduğu anlaşılmış. Avukatın yanına buyur edilmiş ve başlamış sinirli sinirli anlatmaya:

"Benim bir arazi davam var, şimdi mahkemeden geliyorum. Karşı taraf avukat tutmuş, ben de geldim seni tutayım. İti ite kırdıralım."

Benzerini bir arkadaşım anlatmıştı. Adam gelmiş aynı şekilde arkadaşıma :

- "Avukat Bey, falan filana dava açacağım. Adam laftan anlamıyor. Normal değil. dedim ki ne uğraşacağım elin itiyle. veririm avukata, avukat uğraşsın... dedim. "

Demiş.

Avukat arkadaşım da:

- "Haklısınız, biz itlerle de uğraşıyoruz. "


Demiş.
Old 17-12-2008, 22:10   #87
mslmklvz

 
Varsayılan

Şile Asliye Ceza Mahkmesinde bir duruşma;

Hakim sanığın kimlik tespitini yapıyor.
Adın soyadın faslından sonra
Hakim:Evlimisin
Sanık:Evliyim ama resmi nikahım yok.
Hakim:Çocuğun varmı
Sanık:3 tane
Hakim:Neden resmi nikah yapmadın
Sanık:Vakit olmadı hakim bey(ne diyeceğini şaşırmış bir halde
Hakim:3 çocuk yapmaya vakit var da nikah yapmayamı yok.
Sanık:Hemen yaparım hakim bey
Old 18-12-2008, 18:01   #89
AV.HANİFE

 
Varsayılan serbest meslek

aslında başımızdan geçen çok çok anı var da onları akılda tutmak ta ayrı bir marifet Staj dönemimde yaşlı bir hakimimiz vardı,çok sinirliydi,anında bağırıp çağırmaya başlardı.Herkes onda duruşması olduğunda çekinerek girerdi salona.Yine bir gün duruşma yapıyor. Sanık girdi içeriye.kimlik tespiti yapılıyor.
Adın,soyadın vesair soruluyor adam cevap veriyor.Sıra işine geldi.
Hakim ; Ne iş yaparsın?
Sanık ;serbest meslek
Hakim ;serbest meslek ama ne ?
Sanık ; (ısrarla ) serbest meslek diyor.(aslında belli ki işi yok )
Hakim ; ( gürleyen bir ses tonuyla ) Ulan Kava.lıkta serbest mesleğe giriyor ne iş yapıyon onu söylesene
Sanık ; işsizim
O günden beri duruşmalarda mesleği sorulduğunda serbest meslek diyenleri duyunca gülesim geliyor.
Old 19-12-2008, 14:45   #90
Viyola

 
Varsayılan

Baro odasındaki sohbetlerden hoş bir anı...

Boşanma davası duruşması...Taraflar hazır.Hakim bakıyor davacı kadın hamile,karnı burnunda...Önündeki dosyaya bakıyor, taraflar ayrılalı çok uzun süre olmuş.Kadına soruyor;
...Siz ayrılalı epey zaman olmuş dediğinize göre,ee karnın burnunda,kimden bu çocuk?
Kadından ses çıkmıyor.Hakim sorusunu yineliyor.Kadın sinirleniyor.
...Amann hakim bey,netcen(ne yapacaksın) sen kimden olduğunu, ondan bundan,sen işine bak...!
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adli Tıp Anıları PINAR YILMAZ Hukuk Sohbetleri 43 14-09-2011 22:11
Ankara Hukuk belgeleri ve Anıları Av. Adil Giray ÇELİK Hukuk Sohbetleri 42 16-10-2009 10:17
Bir Memurun Anıları ertanhukukprogramlari Site Lokali 3 08-12-2007 02:42
Avukatlık mesleğini öğrenebileceğim avukatlık bürosu aramaktayım!!!!!(İstanbul) Kivana Adliye Duvarı 1 25-10-2007 08:33
Avukatlık Kanunu 165'e göre Avukatlık ücretinden müteselsil sorumluluk Av.Ertan Uzunoğlu Meslektaşların Soruları 2 28-12-2006 09:02


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06838489 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.