Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

aracın noter kanalıyla satılması sonrası Vergi Borcundan sorumluluk

Yanıt
Old 18-09-2006, 15:29   #1
Neslihan

 
Varsayılan aracın noter kanalıyla satılması sonrası Vergi Borcundan sorumluluk

Değerli meslektaşlarım...Öncelikle herkese iyi çalışmalar.
Sorunum şu: 1991 yılında bir aracın noter kanalıyla satışı yapılıyor.fakat satın alan şahıs devir işlemlerini gerçekleştirmiyor.yani aracı üzerine almıyor.Vergi dairesi de kayıtlarda malik görünen fakat aracı gerçekte satmış olan şahsa vergi borcu çıkarıyor.fakat kayıtlarda malik görünen şahıs ölmüş,bu borç oğlundan tahsil edilmeye çalışılıyor.
Bu durumda bu borçtan kurtulmak için ne yapmalıyım?vergi mahkemesinde dava mı açmam gerekiyor?Noterden satış yapmış olmak yeterlimidir?
Paylaşımlarınız düşüncelerime ışık tutuyor..Şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla...
Old 18-09-2006, 15:35   #2
Viyola

 
Varsayılan

Neslihan hanım,benzer bir olayda vergi mahkemesine dava açmıştım,mahkeme noter satışını yeterli görüp davamı kabul etmişti.Kararı bulabilirsem size daha yararlı olabilirim
Old 18-09-2006, 15:39   #3
Neslihan

 
Varsayılan

Eğer bulma gibi bi şansınız varsa çok sevinirim.yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.sabısızlıkla yanıtınızı bekliyorum.iyi çalışmalar...
Old 18-09-2006, 16:10   #4
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Neslihan,

Sayın elvan karar sunmadan önce belirteyim ki vergiden kayıt maliki sorumludur. Sayın elvan'ın sunacağı karar yeni bir karar olacak...Oysa satış işlemi 1991 yılında yapılmış...Üzgünüm

Siz ancak cezayı ödedikten sonra aracı Noter Satış Senedi ile alana rücu edebileceksiniz. Akabinde tespit davası açarak, aracın mülkiyetinin bu kişiye devrini sağlayabilirsiniz.

Saygılarımla
Old 18-09-2006, 16:31   #5
Neslihan

 
Varsayılan

Sayın Ergin;
Yeni karar olacak derken ne demek istediniz?Satışın 91 de yapılmış olmasının etkisi nedir?gerçekten bende üzüldüm bu duruma.saygılarımla...
Old 18-09-2006, 16:50   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

T.C.
DANIŞTAY
İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU
E. 1998/1
K. 2001/1
T. 16.1.2001
• ARAÇ SATIŞI ( Noterde Yapılan - Motorlu Taşıtlar Vergisinin Mükellefi )
• NOTERDE YAPILAN ARAÇ SATIŞI ( Motorlu Taşıtlar Vergisinin Mükellefi )
• MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ MÜKELLEFİ ( Noterde Yapılan Araç Satışı )
2575/m.39
2918/m.20/d
197/m.7
ÖZET : Noter satış sözleşmesi ile yapılan satış işlemi, ilgili tescil kuruluşuna bildirilmesine rağmen, eski malikin trafik kaydı sildirilmeyerek, yeni malik adına kayıt ve tescil işlemi yaptırılmamış olan motorlu taşıtın motorlu taşıtlar vergisi mükellefinin, taşıtı satan eski malik mi, yoksa taşıtı satın alan yeni malik mi olduğu hususunda Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Daire kararları arasında çıkan aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yolu ile giderilmesine yer olmadığı hk. İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI

Danıştay Yedinci Dairesinin 24.04.1995 günlü ve E.No: 1995/337, K.No: 1995/1755 sayılı kararı ile Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 12.04.1996 günlü ve E.No: 1996/1014, K.No: 1996/1405 sayılı kararı arasındaki aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesi istemiyle ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından yapılan başvurunun, Danıştay Başkanı tarafından Kurula iletilmesi üzerine raportör üyenin raporuna dayalı sözlü açıklamaları ile Danıştay Başsavcısının "İçtihatların birleştirilmesine gerek bulunmadığı" yolundaki görüşü dinlendikten ve ilgili yasalar incelendikten sonra gereği düşünüldü.

İçtihatların birleştirilmesinden beklenen amaç, dava dairelerinin veya İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında süregelen aykırılıkların giderilmesi suretiyle kararlarda istikrarın sağlanmasıdır.

Noter senedi ile yapılan taşıt satış işlemi, ilgili tescil kuruluşuna bildirildiği halde, satıcının sicil kaydının silinmemesi nedeniyle mükellefiyet kaydının devam ettiğinden bahisle vadesinde ödenmeyen motorlu taşıtlar vergisi borcundan dolayı satıcı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda işlemi iptal eden ... Vergi Mahkemesinin 30.10.1991 günlü ve E: 1991/83, K: 1991/823 sayılı kararını onayan Manisa Bölge İdare Mahkemesinin 13.01.1992 günlü ve E: 1992/3, K: 1992/3 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yedinci Dairece verilen 24.04.1995 günlü ve E: 1995/337, K: 1995/1755 sayılı kararda; 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 3088 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi hükmüne dayanılarak motorlu taşıtlar vergisi yükümlüsünün, ilgili kuruluşta adına taşıt kayıt ve tescil edilmiş gerçek ya da tüzel kişi olduğu vurgulanmış, yükümlülüğün kayıt ve tescil ile başladığı ve ancak ilgili kuruluştaki kaydın silinmesi ile sona erdiği tesbit edildikten sonra, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3176 sayılı Kanunla değişik 20. maddesi kuralının, noterce düzenlenmiş satış sözleşmesinin ilgili tescil kuruluşuna bildirilmesi ile adına motorlu taşıt kayıt ve tescilli kişilerin yükümlülüklerinin kendiliğinden sona ereceği biçiminde yorumlanmasının mümkün olmadığı da belirtilmek suretiyle bölge idare mahkemesi kararı bozulmuştur.

Noter senedi ile satılan taşıtın satıcı adına trafik sicilindeki kaydının silinmemesi sebebiyle mükellefiyetinin devam ettiğinden bahisle ödenmeyen motorlu taşıtlar vergisi borcundan dolayı satıcı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Ordu Vergi Mahkemesinin 19.04.1995 günlü ve 1995/77 sayılı kararını bozan Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 01.06.1995 gün ve 1995/84 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine Dokuzuncu Dairece verilen 12.04.1996 günlü ve E: 1996/1014, K: 1996/1405 sayılı kararda ise; uyuşmazlığın çözümü 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesi kuralına dayandırılmış, taşıtını usulüne uygun şekilde noter senedi ile devrettiği ihtilafsız olan ve bu tarihten sonra taşıtla bir ilgisi kalmayan satıcı adına ödeme emri düzenlemesinde isabet bulunmadığı belirtilerek temyiz talebi reddedilmiştir
.

Aykırı olduğu ileri sürülen kararlara dayanak yapılan Karayolları Trafik Kanununun 20. maddesinin ( d ) bendi, 25.05.1997 gününde yürürlüğe giren 4262 sayılı Kanunun 2. maddesi ile "Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır. Bu satış, noterlerce tescil belgesine tarih konularak ve tasdik edilmek suretiyle işlenir. Ayrıca, tescil edilmiş araçların satış ve devir işlemleri noterler tarafından, siciline işlenmek üzere işlemin tamamlanmasını müteakip en geç onbeş iş günü içinde ilgili tescil kuruluşu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirilir. Noterlerin vergi dairesi müdürlüklerine satış işlemlerini bildirmesi üzerine intikal eden araçların vergi kayıtları, satış sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca önceki malikin vergi mükellefiyetine son verilir. Ayrıca yeni malik adına vergi mükellefiyeti tesis edilir." şeklinde değiştirilmiş ve getirilen yeni düzenleme ile trafiğe tescil edilmiş araçların noterler tarafından belli süre içinde tescil kuruluşu ve vergi dairesine bildirilerek kayıt ve tescil işlemlerinin yaptırılması kurala bağlanmıştır.

Öte yandan, 20.06.1997 günlü ve 1997/13 sayılı Başkanlık Kurulu kararı ile motorlu taşıtlar vergisine ilişkin davaları çözümlemekle Yedinci Daire görevlendirilmiş, Dokuzuncu Dairenin bu konudaki davaları çözümlemek gibi bir görevi kalmamıştır. Yapılan inceleme sonucunda, Yedinci Dairenin bu konuda verdiği kararların 4262 sayılı Yasa ile getirilen ve içeriği yukarıda açıklanan değişiklik doğrultusunda "satış sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle taşıtı satan malikin 197 sayılı Yasadan doğan vergi mükellefiyetine son verilmesi gerektiği" noktasında istikrar kazandığı anlaşıldığından,

SONUÇ : 2575 sayılı Yasanın 39. maddesine göre içtihatların birleştirilmesini lüzumlu kılacak şartların gerçekleşmemesi nedeniyle içtihatların birleştirilmesine gerek bulunmadığına 16.01.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : Trafikte tescil edilmiş bulunan ve noter satış sözleşmesi ile yapılan satış işleminin ilgili tescil kuruluşuna bildirilmesine rağmen, alıcı ve satıcının başvurusu üzerine yeni malik adına tescil yapılmayan durumlarda, motorlu taşıtın Motorlu Taşıtlar Vergisi mükellefinin eski malik mi yoksa yeni malik mi olacağı konusunda Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Daire kararları arasındaki aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yolu ile giderilmesi için konu Kurula gelmiştir.

2575 sayılı Danıştay Kanununun 39. maddesinde, dava dairelerinin kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü takdirde İçtihatları Birleştirme Kurulunca işin inceleneceği ve lüzumlu görülürse içtihadın birleştirilmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Danıştay Yedinci Dairesinin 24.04.1995 günlü ve 1995/1755 sayılı kararı ile Dokuzuncu Dairenin 12.04.1996 günlü ve 1996/1405 sayılı kararı, Motorlu Taşıtlar Vergisi mükellefiyetinin satışla birlikte nasıl sona ereceği konusunda verilmiş kararlar olup, hüküm fıkraları ve gerekçeleri farklılık arzetmektedir. Bu kararların verildiği tarihte konu ile ilgili kanunlarda ( Karayolları Trafik Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu gibi ) uyuşmazlığı çözümleyici ve açıklığa kavuşturucu nitelikte değişiklikler yapılmamıştır.

Kararların verildiği tarih itibarıyla, Motorlu Taşıtlar Vergisi ile ilgili uyuşmazlıkların çözümü adı geçen dairelere ait olup gerekçe ve hüküm fıkraları incelendiğinde bu dairelerin kararları arasında aykırılık bulunduğu açıktır.

Bu nedenle;

a ) Daire kararları arasındaki aykırılığın verildikleri tarih gözönüne alınarak değerlendirilmesi ve bu tarih itibarıyla aykırılık bulunup bulunmadığına karar verilmesi uygun olacaktır.

b ) Bugün için Motorlu Taşıtlar Vergisine ilişkin uyuşmazlıkların çözümü görevinin Danıştay Yedinci Dairesine ait olması nedeniyle aykırı karar çıkmasının mümkün olmadığı görüşüne katılmak da mümkün değildir. Çünkü, Danıştay Başkanlık Kurulu Kararı ile görevli dairenin değişmesi mümkün olduğu gibi, aynı daire kurulunu teşkil eden üyelerin değişmesi halinde farklı kararlar çıkma durumu da söz konusu olabilmektedir. Şu anda uyuşmazlıkların bir dairede çözümlenir olması geçmişteki içtihat aykırılığının giderilmesi için engel teşkil etmemelidir.

c ) Konuya ilişkin Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesinde, 4262 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, satış işleminin noterlerce vergi dairelerine bildirilmesi üzerine önceki malikin mükellefiyetine son verileceği belirtilerek uyuşmazlığın çıktığı dönemden farklı bir düzenleme yapılmış ve mükellefiyetle ilgili uyuşmazlık çıkmasını önleyici hükümler getirilmiş ise de, bu düzenlemeden bahisle daha önce mevcut olan uyuşmazlığın çözümlenmesi de yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle Danıştay Dokuzuncu ve Yedinci Dairelerinin yukarıda belirtilen kararları arasında verildikleri tarih ve mevzuat bakımından farklılık bulunduğundan aykırılığın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyu ile içtihatların birleştirilmesine gerek olmadığı yolundaki çoğunluk kararına karşıyız.
Old 18-09-2006, 16:52   #7
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Neslihan,

2918 S.Yasanın değişiklikten sonraki halini de veriyorum.
Alıntı:
d) (Değişik : 4262 - 21.5.1997) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır.
Bu satış, noterlerce tesçil belgesine tarih konularak ve tasdik edilmek suretiyle işlenir. Ayrıca, tesçil edilmiş araçların satış ve devir işlemleri noterler tarafından siciline işlenmek üzere işlemin tamamlanmasını müteakip en geç onbeş iş günü içinde ilgili tesçil kuruluşu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirilir. Noterlerin vergi dairesi müdürlüklerine satış işlemlerini bildirmesi üzerine intikal eden araçların vergi kayıtları, satış sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümlerin uyarınca önceki malikin vergi mükellefiyetine son verilir. Ayrıca, yeni malik adına vergi mükellefiyeti tesis edilir.
Tesçil sürelerini geçirdiği tespit edilen araçlar trafikten men edilir. Aracın trafikten men edildiği yer tesçil kuruluşunda, aracın alıcı adına tesçil işlemleri yaptırılır. Bu süre içinde araçta veya taşınan yükte meydana gelecek zararlar, yeni araç sahibine aittir.
Noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir

Saygılarımla
Old 18-09-2006, 16:55   #8
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Lehe Danıştay Kararı

.C.
DANIŞTAY
7. DAİRE
E. 2000/1084
K. 2000/3088
T. 6.11.2000
• MÜKELLEFİYETİN SONA ERMESİ ( Noter Satış Sözleşmesiyle Aracını Satan Kusursuz Mükellefin Ek Taşıt Vergisinden Sorumlu Tutulamayacağı )
• EK MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİNDEN SORUMLU TUTULAMAMA ( Noter Satış Sözleşmesiyle Aracını Satan ve Kusursuz Olan Mükellefin )
• NOTER SATIŞ SÖZLEŞMESİYLE ARACINI SATAN YÜKÜMLÜ ( Ek Motorlu Taşıtlar Vergisinden Sorumlu Tutulamayacağı )
• TESCİL EDİLMEYEN ARAÇ SATIŞ İŞLEMİ ( Noterde Aracını Satan Yükümlünün Ek Motorlu Taşıtlar Vergisinden Sorumlu Tutulamayacağı )
197/m.3,5,6
ÖZET : Noter satış sözleşmesiyle aracını satan ve kusursuz durumda bulunan kişinin mükellefiyetinin devam ettiği gerekçesiyle salınan ek motorlu taşıtlar vergisinde isabet bulunmamıştır.

İstemin Özeti : 22.12.1993 tarihinde noterce düzenlenen sözleşme ile satılan aracın halen davacı adına tescilli olduğundan bahisle, vadesinde ödenmeyen ek motorlu taşıtlar vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrini; Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, tescil edilmiş aracın satışının bildirim yükümlülüğü notere ait olduğu gibi, alıcının da ilgili tescil bürosundan adına tescil belgesi alması gerektiği; bu itibarla, 22.12.1993 tarihinde noter satış sözleşmesi ile satılan araç dolayısıyla, kusursuz durumdaki satıcının mükellefiyeti devam ettirilerek, sonraki dönemlere ilişkin verginin tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden, ... Vergi Mahkemesinin 16.11.1999 gün ve E: 1999/424; K: 1999/781 sayılı kararının; aracın halen davacı adına kayıtlı bulunduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi ...'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ...'un Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle, gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine; kararın onanmasına, 6.11.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Old 18-09-2006, 17:00   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Aleyhe Danıştay Kararı

T.C.
DANIŞTAY
7. DAİRE
E. 1995/337
K. 1995/1755
T. 24.4.1995
• MOTORLU TAŞIT VERGİSİ ( Noter Sözleşmesiyle Satılan Aracın Halen Mükellef Adına Tescilli Olması Halinde İhtilaflı Dönem Vergi Borcu )
• TRAFİK KAYIT VE TESCİL İŞLEMİ ( Noterde Yapılan Satışın ve Noterin İlgili Yerleri Bilgilendirmesinin Kayıt ve Tescili Kaldırmaması )
• NOTER SÖZLEŞMESİYLE SATILAN TAŞIT ( Taşıt Halen Mükellef Adına Tescilliyse İhtilaflı Dönem Motorlu Taşıt Vergisinin Kendisinden Tahsil Edileceği )
197/m.3,7,8
ÖZET : Noter satışının noterce ilgili kuruluşa bildirilmesi, trafikte devreden adına olan trafik kayıt ve tescil işlemini ortadan kaldırmaz. ihtilaflı döneme ilişkin motorlu taşıt vergisinin aracı devreden yükümlüden tahsili yasaya uygundur.

İstemin Özeti: 12.12.1988 tarih ve 29912 sayılı Manisa 1. Noterliğince düzenlenen satış sözleşmesi ile satılan ancak tescil kaydı silinmediği, dolayısıyla mükellefiyet kaydı devam ettiğinden bahisle vadesinde ödenmeyen motor taşıtlar vergisi için düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, söz konusu ödeme emrini iptal eden Manisa Vergi Mahkemesinin 30.10.1991 gün ve E: 1991/83, K: 1991/823 sayılı kararını onayan Manisa Bölge İdare Mahkemesinin 13.1.1992 gün ve E: 1992/3, K: 1992/3 sayılı kararının; bir verginin mükellefinin, o vergiye ilişkin yasa ile belirlenmesinin vergide kanunilik ilkesinin gereği olduğu, nitekim 213 sayılı Kanun`un 8. maddesinin birinci bendinde, mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek ya da tüzel kişi olduğu şeklinde tanımlandığı, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu`nun 2348 sayılı Kanun`la değişik 3. maddesine göre motorlu taşıtlar vergisinin mükellefinin, trafik, belediye veya liman sicili ile Ulaştırma Başkanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişi olduğu, aynı kanunun 7. ve 8. maddelerinde, mükellefiyetin başlaması ve sona ermesine ilişkin hükümlere yer verildiği, buna göre, motorlu taşıtlar vergisi yükümlüsünün ilgili kuruluşta adına kayıt ve tescil yapılmış gerçek ya da tüzel kişi olduğu, yükümlülüğün kayıt ve tescil ile başladığı ve ancak ilgili kuruluştaki kaydın silinmesi ile sona erdiği, olayda noter sözleşmesi ile satılan aracın trafikte davacı adına kayıt ve tescilli bulunması nedeniyle motorlu taşıtlar vergisinin bu kişiden istenilmesinin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, Danıştay Başsavcısı tarafından temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Tetkik Hakimi Emel Cengiz`in Düşüncesi: 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu`nun 3 üncü ve 8 inci maddelerinde, motorlu taşıtlar vergisi yükümlüsünün ilgili kuruluşta adına kayıt ve tescil yapılmış gerçek ya da tüzel kişi olduğu, yükümlülüğün kayıt ve tescil ile başladığı ve ancak ilgili kuruluştaki kaydın silinmesi ile sona ereceği hükme bağlanmıştır.

Olayda, yükümlünün trafikte adına kayıt ve tescilli aracı noter satış sözleşmesi ile sattığı, satış işleminin noter tarafından ilgili tescil kuruluşuna bildirildiği, ancak aracı satın alan kişinin adına trafik kayıt ve tescil işlemini yaptırmamış olduğu anlaşılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 20. maddesine göre satış ya da devir halinde buna ilişkin noterce düzenlenmiş sözleşmenin ilgili tescil kuruluşuna bildirilmesi ile adına motorlu taşıt kayıt ve tescilli kişilerin söz konusu kayıt ve tescillerinin silinmesi mümkün olmadığından, ihtilaflı dönemde trafikte adına kayıt ve tescil işlemi devam eden yükümlünün, motorlu taşıtlar vergisi yükümlülüğü de devam edeceğinden, ödenmeyen motorlu taşıtlar vergisinin tahsilini sağlamak amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılan davanın reddi gerekirken, ödeme emrini iptal eden Manisa Vergi Mahkemesi Kararını onayan Manisa Bölge İdare Mahkemesinin 13.1.1992 gün ve E: 1992/3, K: 1992/3 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun`un 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince Manisa Bölge İdare Mahkemesince verilen 13.1.1992 gün ve E: 1992/3, K: 1992/3 sayılı kararının Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına temyizen bozulmasına ilişkin istem incelenerek, Tetkik Hakiminin yazılı ve sözlü görüş ve düşüncesi alındıktan sonra işin gereği görüşüldü:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun 8. maddesinin birinci bendinde, "mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir." şeklinde tanımlanmıştır.

197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu`nun 2348 sayılı Kanun`un 3. maddesiyle değişik 3. maddesinde, motorlu taşıtlar vergisinin mükellefinin, trafik, belediye veya liman sicili ile Ulaştırma Başkanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişiler olduğu, aynı kanunun 3088 sayılı Kanunun 4. maddesiyle değişik 8. maddesinde, motorlu taşıtların trafik, liman veya belediye sicili ile Ulaştırma Bakanlığı tarafından tutulan sivil hava vasıtaları siciline ait kayıtlarının silinmesi halinde, silinme takvim yılının ilk altı ayı içinde yapılmış ise, ikinci altı aylık dönemin başından, ikinci altı aylık dönem içinde yapılmışsa takip eden takvim yılı başından itibaren mükellefiyetin sona ereceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, motorlu taşıtlar vergisi yükümlüsünün, ilgili kuruluşta adına kayıt ve tescil yapılmış gerçek ya da tüzel kişi olduğu, yükümlülüğün kayıt ve tescil ile başladığı ve ancak ilgili kuruluştaki kaydın silinmesi ile sona erdiği sonucuna ulaşılmaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 3176 sayılı Kanun`la değişik 20. maddesi hükmü ile bu hükmün gerekçesinde, belli süre için kendi adına tescil belgesi almak zorunluluğunun ve buna uymayanlar için öngörülen para ve hapis cezası yaptırımının, motorlu aracı satan veya devreden kişilerin vergi ve hukuki sorumlulukları yönünden mağduriyetlerini önlemek için bu araçları satın ya da devralan kişileri kısa süre içinde kendi adlarına kayıt ve tescil ettirmeye zorlama amaçlandığından, Karayolları Trafik Kanunu`nun bu hükmünü satış ya da devir halinde buna ilişkin noter tarafından düzenlenmiş sözleşmenin ilgili tescil kuruluşuna bildirilmesi ile adına motorlu taşıt kayıt ve tescilli kişilerin yükümlülüklerinin kendiliğinden sona ereceği biçiminde yorumlamak mümkün değildir.

Öte yandan, aracı satın veya devralan kişiler tarafından kanundaki yaptırımlara rağmen ilgili tescil kuruluşuna başvurularak trafik kayıt ve tescil işlemlerinin yaptırılmaması durumunda, aracı satan veya devreden kişilerin her zaman bu kuruluşa başvurarak kayıt ve tescilin silinmesini isteyebilecekleri, istemlerine olumsuz yanıt alınması halinde, bu işlemin iptali istemiyle idari yargı mercilerinde dava açabilecekleri, bu nedenle ödenen motorlu taşıtlar vergisini adli yargı mercilerinde tazminen talep edebilecekleri de hukuk kuralları ve bu konudaki yasal düzenlemeler gereğidir.

Olayda, noter sözleşmesi ile satılmasına rağmen, trafikte yükümlü adına kayıt ve tescilli olan taşıtla ilgili satış keyfiyetinin, noterce ilgili kuruluşa bildirilmiş bulunması da bu kayıt ve tescil işlemini ortadan kaldırmaya yeterli bir neden sayılamayacağından, vergi dairesince, söz konusu taşıtın ihtilaflı dönem motorlu taşıtlar vergisinin yükümlüden tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz isteminin kbulü ile Manisa Bölge İdare Mahkemesinin 13.1.1992 gün ve E: 1992/3, K: 1992/3 sayılı kararının 2577 sayılı Kanun`un 3622 sayılı Kanun ile değişik 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına, kararın bir örneğinin Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve ayrıca Resmi Gazete`de yayımlanmasına, 24.4.1995 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU ( X )

Uyuşmazlık, noterce düzenlenmiş satış sözleşmesi ile satılan ve satış işlemi ilgili tescil kuruluşuna da bildirilen aracın, yeni malik adına kayıt ve tescilinin yaptırılmamış, dolayısıyla eski sahibine ait kaydın silinmemiş olması nedeniyle satış tarihinden sonraki dönemlere ait motorlu taşıtlar vergisinin mükellefinin kim olacağına ilişkin bulunmaktadır.

Her ne kadar, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu`nun 3. maddesinde, motorlu taşıtlar vergisinin mükellefinin trafik, belediye veya liman sicili ile Ulaştırma Bakanlığınca sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişiler olduğu, aynı kanunun değişik 8. maddesinde de söz konusu kayıtların silinmesi halinde, silinme takvim yılının ilk altı ayı içinde yapılmış ise, ikinci altı aylık dönemin başından, ikinci altı aylık dönem içinde yapılmışsa takip eden takvim yılı başından itibaren mükellefiyetin sona ereceği hükmü yer almakta, dolayısıyla motorlu taşıtlar vergisi yükümlüsünün ilgili kuruluşta adına kayıt ve tescil yapılmış kişi olduğu, yükümlülüğün ancak ilgili kuruluştaki kaydın silinmesi ile sona ereceği sonucuna ulaşılmakta ise de, sorun, vasıtanın satılması nedeniyle satan kişinin adına mevcut kaydın silinmesi için ilgili kuruluşa usulüne uygun olarak yaptığı başvuruya rağmen kaydın silinmemesi durumunda, bu tarihten sonraki motorlu taşıtlar vergilerinin taşıtla hiçbir ilgisi kalmayan eski taşıt sahibinden istenip istenemeyeceğidir. Uygulamada karşılaşılan bu sorunun düzeltilmesi ve aracı satan kişilerin mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu`nun 20. maddesinde yapılan değişiklikle, aracı satın alanlar yönünden belli süre içinde kendi adına tescil belgesi alma zorunluluğu getirilmiş ve buna uymayanlar için de çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür. Keza, yasa gerekçesinde de değişikliğin, "... motorlu aracı satan kişilerin vergi ve hukuki sorumlulukları yönünden mağduriyetlerini önlemek için..." yapıldığı açıkça vurgulanmıştır.

Diğer taraftan, aracı satan kişinin adına mevcut kaydın silinmemesinde herhangi bir kusur veya ihmali de söz konusu değildir.

Nitekim olayımızda, aracı sattığı halde trafik sicilindeki kaydı sildiremeyen kişi bu işlemin iptali istemiyle Manisa İdare Mahkemesinde dava açmış ve adı geçen mahkemenin verdiği 1991/143 sayılı kararla kaydın silinemeyeceği yolunda tesis edilen işlem iptal edilmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla aracı satan kişinin başvurusu üzerine adına mevcut kaydın silinmesi gerektiği, aksi yolda tesis edilen işlemde yasal isabet bulunmadığı kesinleşmiş yargı kararı ile de sabittir.

Bu durumda, aracını usulüne uygun şekilde noter senedi ile devrettiği taraflar arasında ihtilafsız olan ve araçla bu tarihten itibaren herhangi bir ilgisi kalmayan kişinin, sadece aracı satın alan kişinin kayıt ve tescil yaptırmadığı, dolayısıyla eski kaydın silinemeyeceğinden bahisle, satış tarihinden sonraki dönemlerin vergileri yönünden mükellef tutulmasında, yasanın amacına, hukuka, hak ve adalet ilkesine uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle ödeme emrinin iptali yolundaki mahkeme kararını onayan Manisa Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin reddi gerekeceği oyu ile karara karşıyım.

Üye

Nuri Soyuer


Not: Kararlar Kazancı'dan alınmıştır.
Old 18-09-2006, 17:43   #10
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Kararlardan Sonra Kişisel Fikrim

Sayın Neslihan,

Lehte ve aleyhte 2 karar sundum. İçtihadı birleştirmeye yer olmadığına dair DİBGK sundum.

Benim fikrim 2918 S.Y.da yapılan değişiklikle 21.5.1997 Tarihinden önceki vergi borcundan kayıt maliki sorumlu olmalıdır. Bu tarihten sonra ise, vergi kaydının silinmesi idare tarafından yapılması gerekeceğinden; sorumlu tutulamayacağıdır.

Tavsiyem, siz beni dinlemeyin davanızı açın. Çünkü aleyhe verilen karar değişiklikten önce verilmiş...Lehe verilen kararda ise,Danıştay biraz sokaktaki mağdur vatandaşı kollamış sanki...Kolay gelsin.

Saygılarımla
Old 19-09-2006, 13:04   #11
Viyola

 
Varsayılan

Neslihan hanım,bendeki karar Suat Bey' in de dediği gibi yeni bir karar. Ama bence yine de şansınızı deneyin
Old 19-09-2006, 15:07   #12
Neslihan

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım..
Cevaplarınız ve emeğiniz için çok teşekkür ediyorum.sanırım şansımı deniycem çünkü 2000yılına kadar vergi borcu ödenmiş.2000 den sonrası için talep yapacağım...katılımınız için tekrar sağolun..saygılarımla...
Old 19-09-2006, 20:44   #13
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Sayın Neslihan,
Aynı konuda açmış olduğum bir davayı vergi mahkemesi nezdinde kazandım. Yalnız ödenmiş vergileri de istirdat etmek istiyorsanız bunun için öncelikle düzeltme(şahısta hata) başvurusu yapmanız gerekiyor.Düzeltmeye verilen cevaba göre dava açılması gerekiyor.Mükellfiyetile ilgili icrai bir işlem olmadığından doğrudan dava açamıyorsunuz red kararını ya da zımni red kararını dava etmeniz gerekiyor.
Noterde devirden sonra mükellefiyetin sözkonusu olamaycağını belirten Danıştay 7 D.’nin 2000/1499 E. K. 2001/2263 ve 14.06.2001 T. li kararı, Araç sahibinin ikinci ellerde noterden devir alan olduğuna dair YHGK’nın E.1995/15-411, K.1995/644, T.21.6.1995 kararı, Danıştay 7.D.nin 2002/1134 E. 2000/4423 19.03.2002 t.li aynı paralellde kararlarını emsal gösterebilirsiniz.

Kolay Gelsin



Old 01-09-2007, 23:18   #14
Av. Salim

 
Varsayılan

Bendeki olayda da araç noter satışıyla değil resmi ihaleyle satılmış. (Yani müvekkilin aracı orman emvali taşırken yakalandığı gerekçesiyle orman idaresi araca el koyup ihaleyle satmış, 2003 yılında) Satın alan vatandaş üzerine almamış trafikte. O yıldan beri vergileri vergi dairesi müvekkile MTV. tahakkuk ettiriyor.

Noter satışı olmamasının olayın mahiyetini değiştirmediği kanaatindeyim, KTK .nın Noter satışlarıyla ilgili maddesinin kıyasen burda da uygulyanması gerektiğini düşünüyorum.

Bir de vergi dairesi müvekkile henüz ödeme emri göndermemiş. Ödeme emri gönderilmemiş olması bizim vergi dairesine vergi mahkemesinde dava açmamızı engeller mi. Çünkü vergi tahakkuku yapılmış durumda. Ve her vergi dairesine gidişte müvekkilin önüne bu durum çıkarılıyor. Dava açmamız için illa vergi dairesinden ödeme emri gönderilmesini mi beklememiz gerekiyor, şu anda dava açamaz mıyız? Teşekkürler.
Old 02-09-2007, 14:14   #15
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Derğerli Meslektaşlarımın davanın açılması yönündeki fikirlerine katılıyorum ancak, dava dilekçenizde geçmiş yıllara iliişkin vergilerin zaman aşımı üzerinde de durmanızda yarar var zira tahsil edilmeye çalışılan vergilerin zaman aşımının gözönünde bulundurulmasıı ve zamanınnda tahsil edilmemesinde idarenin kususrunun da nemine dikkkat çekmenizi tavsiye ediyorum.
Sayın Av.Salim beyin dava açma konusundaki sorusuna gelince de tahakkuk eden vergilere ödeme emri gelmeden itiaz şansı yoktur. Zira tahakkuk aynı zamanda tahakkuk eden verginin mükellefe tebliği anlamındadır. Ancar Motorlu taşıtlar vergisi yönünden de bu geçerlidir. Ödeme emrinin tebliği ile dava açma süresi verilmiş oluki bu da belli şartların varlığı halinde itiraz hakkı doğurur. sadece verginin ödendiği, kendisine ait olmadığı gibi hususlarla itiraz mümkündür.
ödeme emri çıkarılmamış ise şayet; mükellefin vergi dairesine borcunun olup olmadığına ilişkin yazılı başvurusu ile kedisine verilecek hesap ekstresine de şikayet yoluyla itiraz edilebileceğini düşünüyorum.
iyi çalışmalar diliyorum
Old 02-09-2007, 14:53   #16
şerh

 
Varsayılan vergi borcu

merhabalar. karayolları trafik kanununa göre malik aracın noter satışı ile alan kişidir. noter zaten bu satışı trafik ve vergi dairesine bildirmek zorunda ve buralarda ona göre işlem yapmak ve vergiyi tahakkuk ettirmek zorunda. kurumlar bunu yeriine getirmedi diye vatandaştan istenilemez. bu konuda gelen ödeme emrini iptali için vergi mahkemesine dava açın. benzer bir olayda kesinleşmiş karar örneği vardır. bende.isterseniz sunabirim.selamlar
Old 02-09-2007, 15:50   #17
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Salim
Bendeki olayda da araç noter satışıyla değil resmi ihaleyle satılmış. (Yani müvekkilin aracı orman emvali taşırken yakalandığı gerekçesiyle orman idaresi araca el koyup ihaleyle satmış, 2003 yılında) Satın alan vatandaş üzerine almamış trafikte. O yıldan beri vergileri vergi dairesi müvekkile MTV. tahakkuk ettiriyor.

Noter satışı olmamasının olayın mahiyetini değiştirmediği kanaatindeyim, KTK .nın Noter satışlarıyla ilgili maddesinin kıyasen burda da uygulyanması gerektiğini düşünüyorum.

Bir de vergi dairesi müvekkile henüz ödeme emri göndermemiş. Ödeme emri gönderilmemiş olması bizim vergi dairesine vergi mahkemesinde dava açmamızı engeller mi. Çünkü vergi tahakkuku yapılmış durumda. Ve her vergi dairesine gidişte müvekkilin önüne bu durum çıkarılıyor. Dava açmamız için illa vergi dairesinden ödeme emri gönderilmesini mi beklememiz gerekiyor, şu anda dava açamaz mıyız? Teşekkürler.

Araç müvekkilinizin elinizden iradesi dışında çıkmış. Orman İdaresi araca el koyduktan sonra, ihaleye çıkarmış ve üçüncü şahıs ihaleden satın almış. Araçla müvekkilinizin alakası kalmamış. Burada sorumluluk Orman İdaresi'nin olmalıdır. İhale şartnamesinden aracın hangi aşamalardan geçtikten sonra, alıcıya teslim edileceği de yazılmış olmalıdır. El koymayı ve ihaleyi kanıtlayan belgeleri dosyaya koyduktan sonra, açacağınız davayı kazanacağınızdan eminim.

İkinci sorduğunuz "ödeme emri gelmeden dava açamaz mıyız?" sorusuna aşağıdaki karara göre, açamazsınız diyorum.

Saygılarımla
Alıntı:
T.C.
DANIŞTAY
3. DAİRE
E. 1993/3099
K. 1994/961
T. 29.3.1994
• VERGİ BORÇLARINI BİLDİREN YAZI ( Vergi Davası Açılamayacağı - Tek Başına İcrai ve Kesin Nitelikte Yürütülmesi Gereken İşlem Olmadığı )
• İCRAİ VE KESİN NİTELİKTE YÜRÜTÜLMESİ GEREKEN İŞLEM OLMAMA ( Vergi Dairesince Şirket Ortağına Vergi Borçlarını Bildiren Yazı Gönderilmesi - Vergi Davası Açılamayacağı )
• VERGİ DAVASI AÇILAMAMASI ( Şirket Ortağına Sermayesine Tekabül Eden Vergi Borcundan Sorumlu Olacağını Bildiren Yazı Gönderilmesi - İcrai ve Kesin Yürütülmesi Gereken İşlem Olmaması )
6183/m.1
ÖZET : Vergi borçlarının ödemesi gerektiğini bildiren yazının tek basına hakkın kaybına neden olan icrai ve kesin nitelikte yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde değildir.

İstemin Özeti : Yükümlü şirketin vergi borçlarını ödememesi nedeniyle şirket ortakları tarafından ödenmesi gerektiği yolundaki yazının iptali istemiyle açılan davayı; vergi, resim, ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile 6183 sayılı yasadan doğan uyuşmazlıklarda kesin ve yürütülmesi gerekli icrai işlemler, ancak ihbarname ve ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesi, tahakkuk fişi düzenlenmesi, verginin kesilmiş olması, ihtiyati haciz tatbik olunması, düzeltme ve şikayet başvurularının yetkili makam ve mercilerce reddedilmesi durumunda ortaya çıkacağı, olayda, ödenmeyen şirket borcundan sorumluluğu, şirkete koyduğu veya koymayı taahhüt ettiği sermaye ile sınırlı bulunan limited şirketi ortağına, henüz sermayesi ile sınırlı amme borcu miktarı ve nev'i belirtilmeden, genel olarak, ortağı olduğu şirketin ödenmeyen vergi borcu olduğunu, ödenmediği takdirde mal varlığından tahsili cihetine gidileceğini bildiren yazı, tek başına hakkın kaybına neden olan icrai ve kesin nitelikte yürütülmesi gerekli bir idari işlem niteliğinde olmayıp amme alacağının sürüncemede kalmadan tahsili amacına yönelik ödemeye çağrı yazısı niteliğinde bir ön işlem olduğu gerekçesiyle inceletmeksizin reddeden Çorum Vergi Mahkemesinin 5.10.1993 gün ve E:1993/51, K:1993/76 sayılı kararının; açılan davanın olumsuz tesbit davası olup borçlu olmadıklarının tesbiti gerektiği ileri sürülerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi : Nagihan Altekin

Savcı : Cavit Zeybek

Düşüncesi : İdari Yargılama Usulünde tesbit davasının yer

almadığının dikkate alınması halinde; temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle vergi mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Çorum Vergi Mahkemesinin 5.10.1993 gün ve E:1993/51, K:1993/76 sayılı kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, 29.3.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 02-09-2007, 20:30   #18
irfan AYDIN

 
Varsayılan Tecile tabi aracın durumu da önem arzetmektedir.

Sevgili dostlar;
Gündeminizi oluşturan konuda sağlıklı ve net bir sonuca ulaşabilmek için bana göre;
a)Ödenmeyen vergisi sözkonusu olan aracın mutlak surette ikinci el bir taşıt oduğunun kabulü gerekir.Aksi takdirde ödenecek motorlu taşıtlar vergisinin varlığından sözedilemez.

b)Satış ihale yoluyla yapılmış olsa dahi ikinci el taşıtların trafiğe tescili için NOTER SATIŞ SÖZLEŞMESİ şarttır.
c) İkinci el taşıtların, noter dışındaki satışları(ihale vs)vergi mükellefiyetinin intikali için (ilk sahibinden ikinci sahibine) yeterli değildir.Bence verginin mükellefi taşıtın ilk sahibidir.
d)Bir idari işlemin dava konusu edilebimesi için kesin ve yürütülmesi zorunlu olmalı ve ayrıca da muhatabına da tebliğ edilmelidir.
e)İdari işlem muhatabına tebliğ edilmemiş olmakla birlikte muhatap işlemi tebellüğ ettiğini kabul ederse (Örneğin düzenlenen ancak postaya verilmemiş olan ödeme emrinin varlığından muhatap vergi dairesindeki yakınları vasıtasıyla haberdar olmuştur.)açacağı davaya bakılır. Çünkü bu tür durumlarda dava dilekçesine tebellüğ tarihi yerine ıttıla tarihi yazılır.
Sevgi ve Saygılarımla.
Old 03-09-2007, 01:41   #19
Av. Salim

 
Varsayılan

Sayın İrfan Aydın, cevabınız için teşekkür ediyorum. Ancak; bence hem hukuki olarak hem de mantıksal olarak bir şahsa MTV vergisi tahakkuk ettirebilmenin nedeni onun bir araca sahip-malik olmasıdır. Gerek Noter sözleşmesiyle satışlarda gerekse resmi ihale ile yapılan satışlarda önceki malikin malik sıfatı veya "sahiplik" sıfatı sona ermektedir. Buna göre Noter satışı değil de resmi ihale ile satılan ve el değiştiren araçlarda aracı satın alan yeni malikin değil de eski malikin MTV den sorumlu olmaya devam etmesinin mantıklı ve de hakkaniyete uygun bir çözüm olmadığı ortadadır.

Yine mesajınızın e bendinde belirttiğiniz düşünceye ben de aynen katılmakla birlikte sayın Suat Ergin'in sunduğu içtidahada göre Danıştay 3. Dairesinin aksi kanatte olduğu anlaşılıyor. Farklı bir içtihat mevcut değilse buna uygun hareket etmek durumundayız. Cevaplarınız için teşekkürler.
Old 04-09-2007, 22:18   #20
irfan AYDIN

 
Varsayılan Hakkaniyet Konusunda Size katılıyorum.

Sn.Av.Salim,
Motorlu taşıtların ihale yoluyla satışı halinde trafige tescilin nasıl yapılacağı yolunda yasal bir düzenleme bulunmadığı için benim kanaatim, noterde satış yapılmadıkça vergi mükellefiyetinin kalkmayacağı yani yeni malik adına tescilin yapılamıyacağı yolundadır.Ancak bazı mahkemelerin sizin düşündüğünüz gibi karar vermesi de olasılık dahilindedir.Selam sevgi ve saygılarımla.
Old 06-09-2007, 07:35   #21
Hak Hukuk

 
Varsayılan Trafik kaydı, Noter Satışı

Sayın İrfan Aydın,
Belirttiğiniz gibi kabul edersek, müsadere edilmiş, Orman İdaresi tarafından resmi ihale yoluyla satılmış bir aracın artık noterde devrinin olamayacağı açık olduğuna göre; resmi ihale ile her türlü tasarruf hakkı sona ermiş önceki malikin sorumluluğunu başkaca ne şekilde sona erdirebileceğiz, merakımdan soruyorum.
Old 08-09-2007, 00:27   #22
irfan AYDIN

 
Varsayılan

Sn.HAK HUKUK;
Maliki değişen 2.el araçların trafike tescili için yasa noter satışını öngörürken,Yasa koyucu ikinci el araçların resmi ihale yoluyla satılması halinde devir ve tescilinin hangi esaslara göre yapılacağını hususuna ilişkin düzenleme yapmamıştır. Böyle oluncada akla gelen hususlar:
1-Alıcı ya da satıcı satış sözleşmesini notere götürüp onaylatmalıdır.Ki noterin bildirim yükümlülüğü başlasın.
2-Alıcının vergi yükümlüsü olmamak için bu işlemi yapmayacağı düşünüldüğünde bu işlem vergi yükümlülüğünden kurtulmak isteyen aracı müsadere edilip ihale ile satılan tarafından yapılmalıdır.
3-Satış sözleşmesini Noterin tastikinin gerekmediği düşünüldüğünde ise, eski malik enazından satış sözleşmesinin bir örneğini bir dilekçe ekinde trafik müdürlüğüne tebliğ ve teslim etmelidir. Aksi takdirde vergi yükümlülüğünden kutulması mahkemelerin takdirine kalacaktır.
Sevgi ve saygılarımla.
Old 08-09-2007, 08:06   #23
Hak Hukuk

 
Varsayılan Araç Devri, vergiden sorumluluk

Bu tür olaylarda resmi ihaleyi yapan İdarenin noter vazifesini de gördüğünü düşünmek pratik olabilir.İhalenin kesinleşmesinden sonra makul bir süre içerisinde ihale satış tıtanağının trafik tescil idaresine bildirilmesi aracı satan kurum için bir yükümlülük sayılmalıdır.Çünkü aracın aynından doğan vergi vs borçları hususunda tüm araştırmalardan sonra ihale yapılmış ve dolayısıyla noter gibi davranılmıştır.Öyleyse ihale makamının, devir olayını Trafik Tescile bildirmesinden sonra artık eski malikin hiçbir sorumluluğu kalmayacağı, Sayın Ergin tarafından yukarıya aktarılan Danıştay İB kararı icabıdır.İçtihat her ne kadar bağlayıcı değil ise de, gerekçesiyle yetkin biçimde yol gösterici olduğu çok açık;aklın mantığın da söylediği, devir aşamasından sonra artık elinde hiçbir imkan kalmamış olan eski malikin vergi borcundan sorumlu tutulamayacağıdır.Aksi hal bana Kemal Sunal'ın "Postacı" filmini hatırlatır:Yaşlı babasının huzuru için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan "Alamancı abe"nin paralarını yemek için F.Girik'le çevirdikleri dolaplar bizi nasıl da güldürmüştü. Burada (vergi topluyor diye) vergi makamlarının Fatma_Kemal rolü oynamasını benimsemeyelim;akıl var mantık var diye de bir söz var efendim.
Old 08-09-2007, 09:36   #24
irfan AYDIN

 
Varsayılan

Sn.Hak Hukuk,
İşaret ettiğiniz hususlar mevcut hukuki düzenlemelerle örtüşmemektedir.
Temennilerinize ise katılıyorum.Sevgi ve Saygılarımla.
Old 17-12-2007, 11:20   #25
Av.Nilay TOPRAK

 
Varsayılan

Buna benzer bir durumla ben de karşı karşıyayım.Müvekkilin noterde yaptığı satış sözleşmesi mevcut olduğu halde,araç hala müvekkilin üzerine görülüyor ve bütün vergi borçları müvekkile çıkıyor.Müvekkilin ticari aracını sattığına diair faturalar ve taşıtlar vergi dairesiyle yapılan yazışmalar var.Müvekkile vergi dairesinden iki yılda bir ödeme emri tebliğ olunuyor.Müvekkil satışı 1992 de yapmış.Nasıl bir hukuki yol izlemeliyim?Noterin satışı ilgili yerlere bildirme mecburiyeti var mıdır?
Old 15-04-2008, 09:00   #26
Trf. müşaviri Aytekin

 
Varsayılan

Sayın neslihan hanım Trafiğe Resen tescil işleminden haberdar oldunuzmu? haberiniz yoksa bir göz atın işinize yarayacaktır.saygılarımla.
Old 17-04-2008, 17:38   #27
avangardea

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Trf. müşaviri Aytekin
Sayın neslihan hanım Trafiğe Resen tescil işleminden haberdar oldunuzmu? haberiniz yoksa bir göz atın işinize yarayacaktır.saygılarımla.

Sayın Aytekin Bey biraz daha ayrıntılı bilgi verirseniz çok sevinirim.
Old 17-04-2008, 18:37   #28
Trf. müşaviri Aytekin

 
Varsayılan

bundan iyisi şamda kayısı:


Konu : Resen tescil işlemleri


GENELGE NO
2007/92


2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik yapan 4262 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 25.05.1997 tarihinden önce yapılan noter satışlarında, aracın alıcı şahıslar tarafından adlarına tescil ettirilmemesi durumunda araca ait Motorlu Taşıtlar Vergisinin satıcı adına tahakkuk ettirilmesi nedeniyle, bu durumdaki vatandaşlarımızın mağdur oldukları Bakanlığımıza yapılan müracaatlardan anlaşılmış, sorunun çözüme kavuşturulması amacıyla konu Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğine intikal ettirilmiştir.

Konuyla ilgili olarak alınan cevabi yazıda; Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/1-e maddesinde belirtilen bir aylık süre içerisinde alıcısı tarafından üzerine alınmayan araçlar hakkında, aracı satan kişilerin trafik tescil kuruluşlarına noter satış senedini ekleyecekleri bir dilekçe ile müracaat etmeleri halinde, satıcı adına olan tescil kaydının silinerek, noter satış tarihi itibarıyla alıcı şahıs adına tescil kaydı yapılması ve ilgili vergi dairesine bilgi verilmesinin uygun olacağını belirten Emniyet Genel Müdürlüğü görüşünün isabetli olduğu ve ilave edilecek bir hususun bulunmadığı bildirilmiştir.

Bu nedenle, 4262 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 25.05.1997 tarihinden önce noter satış senedi ile satışı yapılan ve alıcısı tarafından tescil ettirilmeyen araçlarla ilgili, halen adına tescilli gözüken şahıslar veya kanuni vekillerince trafik tescil kuruluşlarımıza müracaat edilmesi halinde aşağıda belirtilen işlemlerin yapılması uygun görülmüştür;

1. Araç üzerinde satıcı adına haciz, tedbir, rehin, mülkiyeti muhafaza vb. gibi kısıtlayıcı şerhler bulunması halinde, bu şerhler kalkmadan herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

2. Tescil kayıtlarında araç sahibi olarak gözüken kişinin veya kanuni vekilinin, noter satış senedini ekleyeceği dilekçesi ve satış senedindeki alıcının kimlik bilgilerine göre doldurulmuş iki adet Ek-1 formu alınmak suretiyle, noter satış tarihi itibariyle araç alıcı adına tescil edilecek ve Ek-1 formu ile noter satış senedinin bir sureti konuyu açıklayan resmi yazı ekinde ilgili vergi dairesine (alıcının adresi aracın tescilli olduğu yer dışında başka bir yerde ise ayrıca o yerin vergi dairesine de) gönderilecektir.

3. Bilgisayar kayıtlarında “devir” işlemi yapılarak, “araç tescil bilgileri” ekranında, aracın alındığı yer, sahiplik belge türü, tarihi, nosu, tescil tarihi bölümleri ile “araç sahipleri” ekranındaki sahiplik bilgileri bölümü doldurulacak, “araç tescil bilgileri” ekranındaki açıklama bölümüne “Re’sen tescil edilmiştir” notu düşülecek, tescil ve trafik belge no bölümlerine satıcı adına düzenlenmiş olan önceki tescil ve trafik belge numaraları yazılacaktır.

4. Alıcı adına re’sen tescil işlemleri sırasında, tescil ve trafik belgesi düzenlenmeyecek, araç ile ilgili ilişik kesme belgesi, muayene ve sigorta poliçesi istenilmeyecektir.

5. Aracın trafik denetimleri sırasında yakalanması amacıyla, bilgisayar “hak mahrumiyetleri” ekranındaki mahrumiyet türü bölümünde; Araç trafikten men (20/1-e) seçilerek mahrumiyeti koyan bölümüne; işlemi yapan tescil birimi kendi adını yazacak, evrak tarihi bölümüne tescil tarihi, evrak no bölümüne “re’sen” ibaresi yazılacaktır.

6. Alıcı adına tescil ve trafik belgesi düzenlenebilmesi için, re’sen tescil işlemi tamamlandıktan sonra alıcının noter satışında beyan edilen adresine posta yoluyla tebligat yapılacaktır.

7. Noter satış senedinde alıcı olarak gözüken şahsın adresi, aracın kayıtlı olduğu yer dışındaki bir başka yerde ise, alıcı adına re’sen tescil işlemi aracın halen kayıtlı olduğu tescil kuruluşunca yerine getirilecektir.

8. Alıcı kişinin sonradan kendi adına tescil belgesi almak için müracaat etmesi halinde;

a) Tescil işlemi aracın kayıtlı olduğu tescil kuruluşunda yapılacaksa (devir); Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/1-e maddesinden cezai işlem uygulanacak, ilgili vergi dairesinden ilişik kesme belgesi istenilecek, muayenesi ve sigortası olup olmadığı kontrol edilecek ve tescil defterine kayıt yapılarak tescil belgesi (gerekiyorsa trafik belgesi) düzenlenecektir. Düzenlenen tescil ve trafik belge numaraları bilgisayar kayıtlarına girilecektir.

b) Tescil işlemi aracın kayıtlı olduğu trafik kuruluşu dışında başka bir tescil kuruluşunda yapılacaksa (nakil/devir); öncelikle aracın tescilli olduğu tescil kuruluşundan E-Posta yoluyla sakıncası sorulacak, sakınca olmaması halinde Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/1-e maddesinden cezai işlem uygulanacak, eski belge ve plakaları geri alınacak, ilgili vergi dairesinden ilişik kesme belgesi istenilecek, muayenesi ve sigortası olup olmadığı kontrol edilecek, bilgisayarda nakil-devir işlemi yapılacak ve tescil defterine kayıt yapılarak tescil belgesi düzenlenecektir. Ek-1 formunun bir sureti ilgili vergi dairesine, Ek-9 belgesi düşüm için önceki tescil kuruluşuna gönderilecektir.

Noter satışı ile sattığınız aracın MTV ve trafik cezalarının muhatabı halen siz görünüyorsanız, aracın yasal sorumluluğundan aracı RESEN TESCİL ederek kurtulabilirsiniz. Bilinen bir uygulama olmadığından trafik tescil memurları konudan haberdar olmayabilirler. Bu bakımdan tescil için trafik tescil bürosuna bilgi donanımlı gitmek yerinde olur.
Old 19-05-2008, 17:45   #29
avangardea

 
Varsayılan

alıcı ölmüş ise ne yapmamız gerekmektedir? Noter satış senedinde ki alıcı vefat etmiş olduğundan dolayı trafik tescil şubesi vefat etmiş olan birinin üzerine tescil yapamayız demektedir.
Old 19-05-2008, 21:02   #30
recepbarlas

 
Varsayılan

Normalde yapılacak iş öncelikle ilgili vergi dairesine yazı ile başvurup vergi mükellefiyetinin sona erdirilmesini talep etmektir(noter satışı olduğundan) Eğer talebiniz ret edilirse Vergi Mahkemesinde dava açacaksınız.
Ancak buna da gerek kalmadı artık.
Yaklaşık 2 hafta önce resmi gazetede yayımlanan Maliye Bakanlığının 30 sayılı genelgesi gereği, elinizdeki noter satışı ile ilgili vergi dairesine müracaat edin.21,5,1997 yılından önce satıldığı için, vergi dairesi vergi mükellefiyetinize son verecek ve tahakkuk edilmiş vergileri noter satışındaki alıcı adına yapacaktır. Yani artık dava açmaya da gerek yok.Maliye Bakanlığının 30 Sayılı Genelgesini bulursanız (mayıs ayı içinde resmi gazetede yayımlandı) okuyun,orda ne yapılması gerekiyor hepsi yazılmış.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ticari Şirketıi Vergi Borcu taze mezun yalçın Meslektaşların Soruları 10 02-10-2006 22:12
Limited şirketin devri durumunda vergi borcu sorumluluğu doLi Hukuk Soruları Arşivi 3 06-07-2006 11:01
Kiracının Su Borcu salmus Hukuk Soruları Arşivi 1 20-04-2002 02:17
Şirket Borcu ömer Hukuk Soruları Arşivi 3 02-03-2002 00:10
Yakacak Borcu Murat Hukuk Soruları Arşivi 4 27-02-2002 19:35


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06972003 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.