Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Konumuz : Hukukçular Biz bizi konuşuruz! Konusu "hukukçular" olan ve diğer alanların konusu içine girmeyen sohbetlerimiz için.

Avukatlığın Hayalkırıklığına Uğrattığı Genç Meslektaşlarımıza Tavsiyeler

Yanıt
Old 04-04-2007, 10:40   #1
Admin

 
Varsayılan Avukatlığın Hayalkırıklığına Uğrattığı Genç Meslektaşlarımıza Tavsiyeler

Site üyemiz olan genç bir avukat meslektaşımızdan aşağıdaki epostayı aldım. Ben kendisine yanıt yazdım ancak onun izniyle (ve ismi saklı kalmak şartıyla) onun mesajını forumumuza da gönderiyorum.

Site üyelerimizin hayalkırıklığı yaşayan bu genç meslektaşımızla tavsiye ve önerilerini, kendi tecrübelerini, anılarını ve bu konudaki duygularını paylaşmalarını rica ederim.

Elbette dürüst olabilirsiniz ancak meslektaşımıza ve onun şahsında aynı duygular içindeki diğer arkadaşlarımıza lütfen gereksiz yere "negatif elektrik" de vermeyiniz! Teşekkürler..

Alıntı:
Bazen bu mesleği yaparken ve çok büyük zorluk ve özveri ile bu mesleği
seçmeme rağmen pişman olma noktasında herşeyi kendimi bırakma noktasına
geldiğimde hayır bırakamazsın diyorum defalarca haykırırcasına. Şu an öyle
garip çıkmazdayımki mesleki açıdan tam bir arayış içerisindeyim mesleğimi
en iyi şekilde yapmak istememe rağmen 1 yıl içinde karşılaştıklarım hem
ürküttü hemde yıprattı ve geri çekilmeme neden oldu. Herkese asılın diye
moral vermeme rağmen içimdeki uçurum giderek büyüyor kendimi burada
kaybolmuş ve küçücük hissediyorum. Neleri beklerken nelerle karşılaştık
oysa ne düş kırıklığı. Benim tek derdim layıkıyla iyi olmak mutlak iyi.Ama
nasıl? Yardımlarınızı en içten dileklerimle bekliyorum. Bu karmaşadan bi
şekilde çıkmalıyım

Herşey için şimdiden teşekkürler
Old 04-04-2007, 10:58   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Bu arkadaşımıza, bana anlatılan bir olayı aktarmak istiyorum.

Benden hayli kıdemli bir meslektaşımıza, ne yapacağımı bilemediğimi, bu meslekte tutunamayacağımı hissettiğimi, iş gelmediğini, gençlere kimsenin iş vermek istemediğini söyleyip yakınıyordum. Bu iş biraz böyledir, dedi ve ekledi :

" Avukat oldum, büroda boş boş oturuyorum. Bu oturma iki yıl kadar sürdü, en sonunda baktım olacak iş değil bakkala gittim kendime kutu kutu kibrit aldım. Kibrit çöpünden gemi yapacağım. Gemi bittiğinde bir tane bile iş gelmezse mesleği bırakacağım. her gün muntazaman gemiyle uğraşıyorum ama gözüm kapıda. Gelen giden yok. Gel zaman git zaman benim gemi bitti. Elimde son kibrit çöpü kaldı. Çöpe yapıştırıcıyı sürdüm ve yerine yerleştirdim. Telefonum çaldı, üst kattaki avukat arkadaşımıza bir iş gelmiş, çok kapsamlı bir konuymuş, birlikte alalım mı, diyor. Büroyu nasıl bırakıp nasıl üst kata çıktığımı anlatamam."

Söylemeye gerek yok tabii, bu kişi şu anda meslekte yıllarını geçirmiş, başarılı bir avukat.

Birçoğumuz ( ben dahil ) büromuzu açıp uzun süre boşluğa baktık, duvarlardaki boyanın nerelerinin döküldüğünü santim santim bildik. Ancak, direnebiliyorsanız, bu meslek gerçekten çok güzeldir. meslekte tatmin olmak giderek zorlaşıyor derseniz, katılırım. Ancak, bana söylenen bir söz daha var ki, doğruluğunu zaman içinde anladım : Her meslekte ilk beş yıl zordur, beş yıl dayanmışsan çok da şanssız değilsen, önün açılır, bekle.

Arkadaşımızın somut koşullarını bilemiyorum, ancak umutsuzluğa kapılmasın. Bugün mesleğinde belli bir yere gelmiş birçok avukat zamanında çok sıkıntı çekmiştir.

Sabır çok önemli.

Saygılar.
Old 04-04-2007, 11:04   #3
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Karmaşanın sebebini belirtmediği için çare bulmak da zorlaşıyor. Tahmin ederek görüş bildirmek ise büyük ölçüde yanılgıyla sonuçlanacaktır. Hal böyle olmasına rağmen yine de bir şeyler yazmak istiyorum:

Avukatlık mesleğinin en zor yanı (muhakkak diğer iş alanlarında da geçerlidir) yeterli ve düzenli para kazanamamaktır. Serbest çalışan bir avukat, dışarıdan bakıldığında "Avukattır", avukat gibi yaşamak, giyinmek, yemek, içmek zorundadır. Kendimden örnek vereyim: İlk büro açtığımda işim hiç olmadı, 1 yıl boyunca duvarlara ben de baktım. Bazen bunalıma girdim, otobüs bileti alacak param olmadı. Ama hiç yılmadım. Avukat, ütülü elbise giymek her zaman şık olmak zorundadır. Ütülü takım elbise ile alabileceği yolcunun iki ya da üç misli yolcusu olan belediye otobüsünden indiğimde, kıravatım bir yerde, ceketim bir yerde, saçım başım başka yerde çok tuhaflıklar yaşadım. Otobüsteki insanların o şık halimle bulunduğum kargaşaya tuhaf tuhaf bakışları da içimi çok acıttı. Hatta şunları da yaşadım: İş alabilmek adına hiç mizacıma uymasa da mecburen eş dostun önerdiği işyerlerine gittim. Parası olan, sonradan görme ve bir o kadar da cahil bazı tiplerin ukala sözlerine muhatap oldum. Okumayla alay edenler, bak işte avukat oldunuz da noldu sürünüyorsunuz, çırak girseydiniz benim gibi zengin lurdunuz diyebilecek kadar cahillere rastladım. Bunları hepimiz yaşadık, yaşıyoruz belki de yine yaşayacağız. İnatçı olmak, hayattan zevk almaya bakmak, mutlu olmaya çalışmak anahtardır. Yanılmıyorsam shoppennaur isimli düşünür söylemişti, yaklaşık olarak şöyleydi: "Mutlu olmak adına, yıllarca çalışıp, çırpınıp, para pul kazanmak için çabalar insanlar. Oysa bunlara hiç gerek yoktur mutlu olmak için. Bu çabaların binde birini doğrudan mutlu olmak adına kendinize harcasanız sorun kalmayacaktır." Bu durum, ilk zamanlarda ters etki yapar. Avukat gibi yaşamak istersiniz ancak iş yetersizliği yahut iş olsa bile kazanç yetersizliği ya da düzensiz kazanç insanı ikileme sokar, bunaltır.

Bu nedenle ben genç avukat meslektaşlarımıza kurumsal kimliği olan bir işyerinde maaşlı çalışmalarını öneririm. Belli bir bilgi birikimi, tecrübe ve en önemlisi en az 1-2yıl idare edebileceği bir maddi birikim sağladıktan sonra büro açılmalıdır. Aksi takdirde sıkıntı kaçınılmaz oluyor. İş bulmak kolay değil denebilir. Fakat il başlangıçta maaş ve konumu dert etmezsek ve işimizi iyi yaparsak olumsuzluklar hızla olumlu hale gelebiliyor. Hiç bir zaman yılmamak, mücadele etmek gerekiyor. Avukatlık, bir anlamı ile mücadele etmektir.

Bir nebze destek olabilmek adına düşüncelerimi yazdım. Umarım faydası olur.
Old 04-04-2007, 11:08   #4
cemaydın

 
Varsayılan

Doğru bildiğinizden şaşmayın ve elinizden gelenin en iyisi yapın derim gerisinide fazla ciddiye almayın çünkü inanın buna değmez. Bu bir devinim aslında bazen dibe vururuz bazende herşey güllük gülüstanlık olur ve bu böyle devam eder ve emin olun böylede devam edecek. Yazımın başında da söylediğim gibi elinizden gelenin en iyisini yapın ve gerisini ciddiye almayın size haddim olmayarak nacizane tavsiyem budur.
Old 04-04-2007, 14:26   #5
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Bunları hepimiz yaşadık, yaşıyoruz belki de yine yaşayacağız. İnatçı olmak, hayattan zevk almaya bakmak, mutlu olmaya çalışmak anahtardır

Çok doğru. Yalnız avukatlık için değil, yaşamda zorlanılan anlar için, herkese anahtar olabilecek bir tavsiye.

Saygılarımla...
Old 04-04-2007, 15:54   #6
*sinequanon*

 
Varsayılan

Allah'a binlerce şükür ki fedakar ve her zaman her konuda yanımda olan bir ailem var.Her zaman sağlıklı olmanın ve iyi bir aileye sahip olmanın mutluluğun ta kendisi olduğuna inandım ve hala inanıyorum.Mesleğe başlayalı 3 yıl oldu.Kendi bürom var ve canla başla çalışıyorum.Ama açık söyleyeyim gerçekten de karamsarlığa kapılmamak elimden gelmiyor.Benden tecrübeli avukat büyüklerime sorduğumda "Son üç sene avukatlık mesleğinin en kötü seneleri" diyorlar ki bu zaten benim meslek hayatım oluyor.Sonra babamın bir sözü aklıma geliyor;"Her mesleğin iniş-çıkış dönemleri vardır.Emin ol bu durum böyle devam etmez.Mutlaka yükselişe de geçersiniz"

Sonuç:Bir yandan gerçekçi olmaya çalışan,bir yandan umut etmeye devam eden ikisinin arasına sıkışıp kalmış ben.

Biz gençlerin gerçekten çok morale ihtiyacı var...

Saygılar...
Old 04-04-2007, 16:20   #7
Av.ZAFER İŞERİ

 
Varsayılan

Öğrencilik yıllarında yanında oturup, dava dosyalarını okuduğum ve yanlızca bu şekilde olağanüstü tecrübe sahibi olduğum üstadımın bana söylediği bir sözü aktarmak istiyorum. Benim de bu sözle avunduğum çok zaman olmuştur;

"Mesleğimizde; ay olur günü beslemez, gün olur yılı besler !"

Saygılarımla,
Old 04-04-2007, 16:44   #8
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.ZAFER İŞERİ
Öğrencilik yıllarında yanında oturup, dava dosyalarını okuduğum ve yanlızca bu şekilde olağanüstü tecrübe sahibi olduğum üstadımın bana söylediği bir sözü aktarmak istiyorum. Benim de bu sözle avunduğum çok zaman olmuştur;

"Mesleğimizde; ay olur günü beslemez, gün olur yılı besler !"

Saygılarımla,

Bu sözü ilk kez duyuyorum Fakülteden Düzce'li bir arkadaşım da avukatlık mesleğine yeni başladığımız zamanlarda şu sözü hatırlatırdı sık sık: "Bizim cebimizde her zaman bir piyango bileti vardır. Amorti çıkabilir, hiç bir şey çıkmayabilir, ama büyük ikramiye de çıkabilir". Doğru, olasılık olarak daima var

*

Meslekte kazanmaya başlamak zor olduğu kadar, bu problemi aştıktan sonra, kısa ya da uzun bir başka süreçte karşınıza daha farklı sorular çıkıyor. İnsanın vücudunda ağrıyan bir yerin, ağrısını dindirene ve iyileştirene dek yaşamının odağı olması, meslekte ilk yıllardaki kazanç sorusuna benzetilebilir. Meslekte kazanmaya başladıktan sonra, eskisi denli önemli bir konu değildir artık.

Ancak bir de ne olduğunu anlamadığınız, apansız yolunuzu kesen ağrılar var. Tanı ve teşhisini yapmakta zorlanılacak. Para kazanılır. 3 yıl oturursunuz, sonra sürekli icra işi olan bir şirketle anlaşırsınız, para kazanmak mesele olmaktan çıkar. Para kazanma sorunu neyse ne, demem ondan, yoksa sorunu azımsamaktan değil.

Meslekte bir süre sonra ara ara sizi başka bazı sıkıntılar yoklar. Örneklemem gerekirse, geriye dönüp baktığınızda, size avukat olduğunuzu duyumsatan, takip ve neticelendirmekten keyif aldığınız dosya sayısının yıllara yaydığınızda azlığı dikkatinizi çekmeye başlar. Bu tür dosyalar parmakla sayılabilir ve genellikle de onları hiç unutmazsınız. Nitelikli hukuk davaları, iki kere iki dört denirken beş sonucuna ulaşılabilen ceza dosyaları, hatta yine incelikli bir uğraşa konu edilmeleri gerekmişse icra dosyalarından örnekler bile olabilir bu tür dosyalar. Bu tür dosyalarla karşılaşmanızın sıklığı ne kadar çok ise, meslekten aldığınız keyfi canlı tutmanız da o kadar mümkün, bana göre. Tanıkların ve tarafların kavga ettiği ve neticesi tanık anlatımlarıyla şekillenen hukuk dosyaları, toplamın gerçekte beş ettiğini bildiğiniz halde görünürdekileri çarpıp dört sonucuna ulaşılan dosyalar, yahut yasadaki mevcudun uygulamada bire birlik arzetmediği görünümlerle ise ne denli sık karşılaşırsınız, mesleğe olan sorgunuz ve soğukluğunuz artar.

Konu mankeni olmakla, avukat olmak arasında ciddi bir uçurum olduğuna ve belki de bu mesleği avukatlık haline getiren asıl uğraşın, ikisi arasındaki farkın altını çizme yolculuğu/(bitmeyen savaşı) olduğuna inanıyorum.

Mücadele ruhunuz daim olsun.

Saygılarımla...
Old 04-04-2007, 17:47   #9
Noyan Yiğit

 
Varsayılan

Ailesinin maddi durumu iyi olan ve Ailesinden desten alanların dışında Avukatlığa başlayıpta sıkıntı çekmeyen herhalde yoktur. Ben de ailemin durumunun iyi olmaması nedeniyle ilk yıllarda çok sıkıntı çekenlerdenim.İlk yıllarım da bir Avukatın yanında ücretli çalıştım. Askerliğimi yaptıktan sonra yine aynı Avukatla birlikte gelir ortaklığı şeklinde çalıştım. Bu yaklaşık 5 yıl kadar sürdü. Daha sonra kendi büromu açtım.Allaha şükür şu an evim,yazlığım,bürom,arabam var.Yani Avukatlık geliri ile istisnaların dışında çok zengin olunmuyor.Ancak toplum ortalaması üstünde bir hayatınız oluyor.Avukatlığa yeni başladık. O zamanlar icra işleri bayağı yoğundu. Günümüzün çoğu icra arabası ile dolaşarak geçiyordu. İcra şöförü de babacan bir Ağbimiz di ve yıllardır icralarda şöförlük yapıyordu. Bu nedenle adliye camiasını, avukatların durumunu çok iyi biliyordu.Biz de kendisine yaşadığımız sıkıntılardan söz ediyor. Ağbi bizim de evimiz, arabamız olacak mı diyorduk.O da bize moral veriyor zamanla olacak diyordu. Sonra yıllar geçmeye başladı.Biz başka icralar ile çalışmaya başladık. Zaman içinde birşeyler olmaya başladı.Bizi gördü mü uzaktan seslenir di "nasıl birşeyler oldu mu" diye bizde şükür oldu ağbi oldu diye cevap verirdik.Bu kardeşimize benim de tavsiyem bir sabır ve fedakarlık. Gerçekten zaman içinde bir şeyler oluyor. Her meslekte sıkıntı çekiliyor. Çile çekmeden birşey olmuyor. Biraz sabır, biraz fedakarlık.Herşey zamanla güzel olacak inşallah. Tabii ki son yıllar hem Avukatlar, hem esnaf, hem de tüm serbest çalışanlar için çok sıkıntılı geçiyor. Genel bir sıkıntı olduğu muhakkak.
Saygılarımla
Old 04-04-2007, 18:35   #10
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Mesaj sahibi olan Saygıdeğer Meslektaşım ve böyle düşünen herkese; resmen 4 aylık, fiilen 3 yıllık bir avukat olarak, nadiren de olsa aynı duyguları paylaştığımı itiraf etmeliyim.
Sorun tek bir sorun olmuyor çoğu zaman..Memurların kavli şiddetine (ters konuşma gibi) maruz kalmaktan tutun da-hele ki yaşınızı da küçük gösteriyorsanız-, hukuk yuvasında dönen hukuksuzluklar, öğrenci olmadığımız halde madden kendi hayatımızı belirli bir seviyede idame ettiremeyecek olabilme durumu; ufak-tefek pek çok şey yuvarlanıp çığ oluyor bazen; altında kalıyor gibi hissediyorsunuz değil mi?
Eğer cevap 'Evet' ise dinleyiniz efendim:

BULUNDUĞUNUZ KONUM MADDİ-MANEVİ NE OLURSA OLSUN; kimi yerde paranız, kimi yerde statünüz, kimi yerde güzelliğiniz bile olsa gayrı ihtiyarı referanslarınız oluyor; ama HER YERDE GEÇERLİ TEK BİR REFERANSINIZ OLUYOR: BİLGİ BİRİKİMİNİZ.. Tecrübeyle sübut bulmuştur ki, kimi zaman öğrenci bile sanılıp ilgilenilmediğim bazı yerlerde, emin olduğum durumlarda ISRARLI ve gerekirse DELİLLİ bir şekilde davrandığım birkaç olay sonucu, karşımdakinin yüzünde giderek belirginleşen tebessüm ve saygı ifadelerini yakaladım. O karşımdaki bazen memur oldu, bazen hakim, bazen müvekkil...Maddiyata gelince; evet kimi zaman lise mezunu olsaydım daha iyi gelirli bir işim olurdu dediğim dahi oluyor
ASLA SONSUZA DEK GECE OLMAZ; GECE VARSA VE UYUMAZSANIZ EMİN OLUN GÜNEŞ DE SICACIK DOĞACAKTIR YÜZÜMÜZE, KESİNLİKLE...Boş umutlar değil bunlar; ŞU ANDA ALANLARINDA ve MADDİYATTA DA ZİRVE olan kaç tane meslektaş büyüğümden ne hikayeler duydum bilemezsiniz. Bir tanesini hemen paylaşayım:
Şu anda hem parasal, hem itibar, hem iş yoğunluğu, hem başarısı, her açıdan İHYA OLMUŞ, hatta o şehirde alanında en iyisi denilen bir büyüğümün ağzından :"Bu meslekten ilk birkaç-belki 5 yıl- birşey beklemeyin.Ben ilk 4 yılımda karnım aç yapardım çoğu zaman işimi, cebimde param yoktu yemeğe verecek ve doymayı akşam evdeki ücretsiz anne yemeğime saklardım. Hatta bir gün, fanatik bir futbol takımı taraftarı olarak, ücretli bir kanalda canlı gösterilecek olan maçı ücretsiz izlemenin yollarını arıyorduk üç züğürt arkadaş..(Şu an bu üç züğürtün de maddiyatta ve alanlarında, bulundukları şehirde en az ilk 4'te olduğunu belirteyim) Baktık ki bir kahvehanede gösteriliyor, ama ücretli ve birşeyler içmek zorunlu; bizde çay parası dahi yok. Oturduk, tam ücret toplamakla görevli amcamız gelmeden hemen mekanın dışına çıktık. Görevli amca arkasını döndü ve biz tekrar içeri..Maç bitene kadar belki de 12 kere bu durumu yaşadık"
İŞTE BİR KISSADAN BİN HİSSE..GÜN OLA, DEVRAN DÖNE..BAŞARIDA, ÖĞRENMEKTE, ÇALIŞMAKTA SEBAT ve İSTİKRARDAN SONRA SABIR, SABIR, SABIR...O GÜNLER YAKIN MERAK ETMEYİN..
Old 04-04-2007, 20:58   #11
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

Bilgi birikimi, dürüst , açık, ilkeli mesleki çalışma prensibi ve sabır ile er geç bu zor günlerinizin karşılığını alırsınız değerli meslektaşım. Hepimiz bu yollardan geçtik , dayanın .
Old 04-04-2007, 23:24   #12
Av.Nebi

 
Varsayılan

Zaman zaman aynı düşünceleri bende arakdaşım gibi yaşıyorum. Meslek de para kazanmak epey bi zor. Zaman geliyo müvekkil borçludan beter uğraştırıyo insanı. Bazen sinirini bozuyo. Kendimi bir eczacı ile kıyaslıyorum zaman zaman. Bende 4-5 sene okumuşum belki bazı zamanlar daha çok sıkıntı çekmişim ama nedense bu pastanın kaymağını yiyemiyormuşum gibi geliyor... Sıkıntılar bitmiyor ama bi düşüncem, tesellim var; İnsanın alnı terlemeden kazandığı para pekde bereketli olmuyor. Benim fikrim bu. Saygılar Başarılar
Old 05-04-2007, 14:54   #13
Av.Bektaş Salim Topbaş

 
Varsayılan 'umut işkenceyi uzatır'F.Nietzche

sayın adminin tavsiyesine uyarak gereksiz yere negatif elektrik vermek istemeyerek şu konunun da gözardı edilmemesi gerekir kanaatindeyim.Mesleğin ilk yıllarının zor olduğu ve bu zorluğa katlanmak gerektiği nedense kanıksanmış durumda.Bu kanıksamanın ve ileriye dönük umut beslemenin bugünü yaşanmaz kılacağı bugünü ertelemeyi gerektireceği açıktır.Ayrıca nedense hep 'başarılı' olmuş avukatlar örnek verilmekte ve üstad abi gibi sıfatlarla sözlerine itibar edilmektedir.Avukatlar arasında en kıdemlinin en kıdemsizden farkı yoktur şeklindeki ünlü özdeyişin yeterince anlaşılamadığı durumu ortaya çıkıyor bu noktada.İnsan onuruna yaraşır bir yaşam herkesin hakkıdır.Üstelik zorlu bir eğitim almış kişiler sözkonusu ise insanları sıkıntı çekmeye davet etmek pek mantıklı değildir.Mesleğin bugünkü olumsuz duruma gelmesinde 'üstad-ağbi' lerin de payı yok mudur.Günümüzde birçok şey paraya endeksli olabilir fakat insan onuruna yaraşır bir gelirle de mutlu ve huzurlu olunabilir.Bu noktada özellikle gelir konusunda çıtayı yüksek tutmamak gerekiyor.Nitekim birçoğumuz aynı denizde yüzüyoruz.Genele hitap eden kanuni düzenlemelerle mesleki sorunların düzelebileceğini düşünüyorum.Rekabeti salık veren ün kariyer yüksek gelir gibi hedefler içeren anlayışın uçurumu derinleştirdiği açıktır.
Old 05-04-2007, 15:30   #14
tiyerianri

 
Varsayılan

Sayın Bektaş Salim Topbaş'a açıkça teşekkür ediyorum.Ne kadar doğru ne kadar gerçekçi ve isabetli yazmış.Sonuna kadar katılıyorum değerli fikirlerine.Sadece bir husus eklemek istiyorum.Günümüz Türkiyesi artık 30 yada 40 sene öncesinin TÜrkiye'si değil.Hayat şertları inanılmaz zor.Bu sebepten dolayı genç bir stajyere yada avukata beş sene sabret sonra herşey düzelecek derken,bunun bir garantisi olmadığını da ilave etmek gerekir.Ayrıca bizim gibi genç avukat ve stajyerler de ev geçindiriyor, kira ödüyor yani hayatın değirmeninde dönüp duruyor.Dolayısıyla sabırla geçilmesi tavsiye edilen bu yıllarda faturalar harcamalar asla durmuyor,stajyer yada genç avukat dinlemiyor yaşam koşulları.
Old 05-04-2007, 15:55   #15
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Topbaş ve Sn.tiyerianri'ye kısmen katılmıyorum.

Bu başlık altında kimse herşey düzelir, kesin diye birşey söylemiyor, söyleyemez de. Mesele zaten, darphane açmış gibi para basmak da değil.

Bir insan , sıkıntılara, ancak direnme gücü ( maddi ve manevi ) varsa direnir. Yoksa kendine farklı bir yol çizmelidir. Bunun söylenmemesinin sebebi, malumun ilanından kimseye fayda gelmiyor olması ve ondan da önce herkesin bunu bilecek kadar zeki olduğunun düşünülmesidir, herhalde.

Sn.Topbaş, neden başarılı olmuş avukatların örnek verildiğini sormuş. Eh, kötü örnek örnek sayılmaz şiarından hareketle böyleleri üzerinden konuşulmuştur. Başarı da yukarıda belirttiğim gibi darphane sahibi olmak değildir. Kıdemli avukatın , üstadın , ustanın sözüne niye değer verdiğimiz ise açık değil mi? Tecrübe, yılların da etkisiyle edinilen birşey. Karşınızdaki aklı selimi olan bir insan sizden yaşça büyükse, genelde ne dediğine kulak verirsiniz.


Saygılar.
Old 05-04-2007, 17:04   #16
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
'umut işkenceyi uzatır'F.Nietzche

Öncelikle eminim ki ünlü düşünür bu sözü, stajyer avukatlar için söylememiştir !

Aksine, mesleğe başlarken toz pembe bir tablo çizmek umut tacirliği yapmak bana göre. Ama tablonun başlarkenki kara görüntüsünün bir meslek ömrü boyunca sürebileceğini söylemek de, hem çok iddialı bir fal açımı olur, hem de pesimizmin ta kendisi!


Mesleğe başlarken, kıdem kazanmamışken de ileriki yıllardaki düzeye ulaşılabileceğini söylemek ise, -üzgünüm ama- ham bir hayal. Eğer hazır bir kurulu düzene yerleşmemişseniz. Ha kurulu bir düzene yerleşmişseniz bile, yalnızca maddi olanaklar yönünden eksiyle başlanmamıştır, o kadar.

Türkiye'de hukuk fakültelerinden yeni mezun olan hukukçuyla, stajını tamamlamış olan arasında bile uçurum var, mevcudu söylemek, olanı deklare etmek, yeni başlayanla emekliliğine yaklaşmış olan arasında haklar bakımından eşitsizlik olduğu anlamına gelmiyor, ya da üstünlük iddiası taşımıyor. Ama itiraf etmeliyiz ki, meslekte kıdem aldıkça, meslek yaşamı kolaylaşıyor.


Başlarken de en azından insanca bir yaşam olanağı sağlayacak koşullarla başlamamak, bizim söylemlerimizin değil, mevcudun ayıbı. Olan, var olan düzen, bu. (Mevcudu değiştiremediğimiz, istisnalar haricinde hepimiz kendi bacağımızdan asıldığımız atasözüyle yetiştiğimiz için, bakın burada ancak kendimizi suçlayabiliriz.) Yanı sıra,mesleğe yeni başlayan hakimlerin durumu farklı mı? Ki serbest meslek, kamu mesleği arasında sıkışmış avukatlıkta farklı olsun? Hukuk dünyasını da bir kenara bırakın, hangi meslek başlar başlamaz kolay yaşam vadediyor ki? Bu ülkede burnunuz sürtülmeden, onurunuzu koruyarak, dürüstçe ve hiç bir şeye güvenmeksizin, maddi olanaklara sahip olmaksızın yapılan hangi meslek seçimi, başlar başlamaz bu imkanı sağlıyor? (Varsa önerin, zira ben feci sıkıldım avukatlıktan! )

Umut, eğer sadece umut olarak kalırsa işkenceyi uzatır. Aslına bakarsanız, tek başına umut etmek işkencenin ta kendisidir. Ama, umudunuza emek, dikkat, inat, özveri, çalışkanlık ve iradeyi katarsanız ve tüm bunlara rağmen sonuçtan memnun olmazsanız (buna biçilen ömür de 3-5 yıldır, ama 10.yılda olmayacağını kim iddia edebilir, aynı şekilde 6.ayın sonunda?) işte o zaman umut tacirliğinden söz edebiliriz.

Saygılarımla...
Old 05-04-2007, 17:37   #17
calikusu_kamuran

 
Acil

Alıntı:
Yazan Av.Bektaş Salim Topbaş
sayın adminin tavsiyesine uyarak gereksiz yere negatif elektrik vermek istemeyerek şu konunun da gözardı edilmemesi gerekir kanaatindeyim.Mesleğin ilk yıllarının zor olduğu ve bu zorluğa katlanmak gerektiği nedense kanıksanmış durumda.Bu kanıksamanın ve ileriye dönük umut beslemenin bugünü yaşanmaz kılacağı bugünü ertelemeyi gerektireceği açıktır.Ayrıca nedense hep 'başarılı' olmuş avukatlar örnek verilmekte ve üstad abi gibi sıfatlarla sözlerine itibar edilmektedir.Avukatlar arasında en kıdemlinin en kıdemsizden farkı yoktur şeklindeki ünlü özdeyişin yeterince anlaşılamadığı durumu ortaya çıkıyor bu noktada.İnsan onuruna yaraşır bir yaşam herkesin hakkıdır.Üstelik zorlu bir eğitim almış kişiler sözkonusu ise insanları sıkıntı çekmeye davet etmek pek mantıklı değildir.Mesleğin bugünkü olumsuz duruma gelmesinde 'üstad-ağbi' lerin de payı yok mudur.Günümüzde birçok şey paraya endeksli olabilir fakat insan onuruna yaraşır bir gelirle de mutlu ve huzurlu olunabilir.Bu noktada özellikle gelir konusunda çıtayı yüksek tutmamak gerekiyor.Nitekim birçoğumuz aynı denizde yüzüyoruz.Genele hitap eden kanuni düzenlemelerle mesleki sorunların düzelebileceğini düşünüyorum.Rekabeti salık veren ün kariyer yüksek gelir gibi hedefler içeren anlayışın uçurumu derinleştirdiği açıktır.

Ağırlıkta, belirtilerinize ilave yapmak istiyorum Üstadım. Umut, mutluluk, mutsuzluk, umutsuzluk gibi sözcükleri salt duymak bile karamsarlığı ve nefreti arttırabilmektedir. Benim tavsiyem şudur ki, değerli arkadaşımın bulunmuş olduğu ortamdan bir süre uzaklaşması imkanı var ise bunu icra etmesidir ki beynini tekrar dizayn edebilsin olumsuzlakları beyin tekrar gerekçeler bularak sindirebilsin, aksi halde bir yığıntı kurmaya devam eder beyin ve felcine kavuşur. Öncelikle sizi rahatsız eden ortamdan bir süre uzaklaşınız ki farkedeceksiniz beyin hayatı tekrar geçerli gerekçeleri ile olumsuz bile olsa kabullenmeye başlayacaktır. Yavaş yavaş ortada olan hayatı beyninizde tekrar kurunuz ama artık olan hayatı kurunuz, ve fakat artık beyni zorlamak ve sürekli bir anda yığınla doldurmak yerine VUR-KAÇ taktiğine başvurunuz. Ki beyin olan hayat ile tekrar yapılansın. Beyni olumsuz duruma düşüren ortamdan uzaklaşma aralarınızda beyin tüm olumsuzluklar için gerekçeleri yeniden bulur ve aslen beyin GEREKÇELERİ BULAMADIĞI İÇİN FELÇ OLUR, bu nedenle, belli kilit kavramları beyninize alınız: Örneğin, HAYATTA HER ZAMAN SAVAŞ VARDIR, BARIŞ ASLA YOKTUR. HER BÜTÜN YAPI İÇİNDE ALT KISIMLAR DA VARLIK SÜREBİLMEKTEDİR VE BİZİ ASIL ZORA SOKAN BU ALT KISIMLARDIR GİBİ GEREKÇELERİ BEYİN KENDİLİĞİNDEN görmektedir, ama sukunetine erince ulaşır bunlara. Tüm bunlara ilaveten, HAYAT BEKLEMESİNİ BİLENLER İÇİN ÇOK ŞEYLERE GEBEDİR VE VAR İSEN ONLAR SENİNDİR ANCAK, SALT VARLIĞINI KORUMAN BİLE EN BÜYÜK ZAFERİNDİR.(not, yanında yeri gelince küfrünü bile doğal karşılayan arkadaşların daima olsun)

İki şey sonsuzdur; evren ve insanların aptallığı, ama evren konusunda daha yeteri kadar emin değilim.
Albert Einstein

Eğer yukarıdaki sözü söyleyen kişi böyle bir sözdeki savunma mekanizmasını oluşturmasa idi kesinlikle kısa zamanda beyni felç olurdu, her insan öncelikle kendi varlığını korumakla zorunludur. Baştakiler, en öndekiler daima yalnızdır, çünkü onlarla aynı frekansı paylaşacak bir başkası yoktur, dünyaca ünlü kişilere bakarsanız göreceksiniz ki ülkeler arası kendi seviyelerindeki kişiler ile görüşebilmek için çok çabalar sarfetmişlerdir. Nedeni aynı frekansı paylaşabilmek. Yalnız olmamak, ki insan çoğu zaman kendinde var olanları bir başkasında görerek doğruluğuna ve hatta varlığına delalet getirebilir.


SAYGI VE SEVGİLERİMLE
Old 05-04-2007, 19:41   #18
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Alıntı:
Yazan: Av.Bektaş Salim Topbaş
Günümüzde birçok şey paraya endeksli olabilir fakat insan onuruna yaraşır bir gelirle de mutlu ve huzurlu olunabilir

Bu cümle gayet olumlu ve güzel bir cümle.
Old 05-04-2007, 19:56   #19
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Alıntı:
Yazan: Düşünür, farklı insan, Av.Şehper Ferda DEMİREL
: Başlarken de en azından insanca bir yaşam olanağı sağlayacak koşullarla başlamamak, bizim söylemlerimizin değil, mevcudun ayıbı. Olan, var olan düzen, bu. (Mevcudu değiştiremediğimiz, istisnalar haricinde hepimiz kendi bacağımızdan asıldığımız atasözüyle yetiştiğimiz için, bakın burada ancak kendimizi suçlayabiliriz.) Yanı sıra,mesleğe yeni başlayan hakimlerin durumu farklı mı? Ki serbest meslek, kamu mesleği arasında sıkışmış avukatlıkta farklı olsun? Hukuk dünyasını da bir kenara bırakın, hangi meslek başlar başlamaz kolay yaşam vadediyor ki? Bu ülkede burnunuz sürtülmeden, onurunuzu koruyarak, dürüstçe ve hiç bir şeye güvenmeksizin, maddi olanaklara sahip olmaksızın yapılan hangi meslek seçimi, başlar başlamaz bu imkanı sağlıyor?

Son derece isabetli, aklı selim, deneyimi yansıtan, olgun bir ifade ile sayın Demirel olayı izah etmiş. Altına imza atmak mümkün olsa hemen atarım.

Alıntı:
Türkiye'de hukuk fakültelerinden yeni mezun olan hukukçuyla, stajını tamamlamış olan arasında bile uçurum var, mevcudu söylemek, olanı deklare etmek, yeni başlayanla emekliliğine yaklaşmış olan arasında haklar bakımından eşitsizlik olduğu anlamına gelmiyor, ya da üstünlük iddiası taşımıyor. Ama itiraf etmeliyiz ki, meslekte kıdem aldıkça, meslek yaşamı kolaylaşıyor.

Son derece doğru tespit.

Alıntı:
Umut, eğer sadece umut olarak kalırsa işkenceyi uzatır. Aslına bakarsanız, tek başına umut etmek işkencenin ta kendisidir. Ama, umudunuza emek, dikkat, inat, özveri, çalışkanlık ve iradeyi katarsanız ve tüm bunlara rağmen sonuçtan memnun olmazsanız (buna biçilen ömür de 3-5 yıldır, ama 10.yılda olmayacağını kim iddia edebilir, aynı şekilde 6.ayın sonunda?) işte o zaman umut tacirliğinden söz edebiliriz.


umudunuza emek, dikkat, inat, özveri, çalışkanlık ve iradeyi katarsanız

Kesinlikle doğru!

Sabır ve azim mutlu sonuca çabuk ulaştırır. Ham hayal, hemen olmayacak hedefleri, hemen bu gün istemek olarak nitelendirilebilir.

Olana şükredip, olması gereken için çalışmak şarttır.

Saygılarımla.
Old 05-04-2007, 23:23   #20
bozoli

 
Varsayılan

ben de stajyer bir avukat olarak 8 ayda 300 den fazla dava cevap vesair dilekçe yazan sayısız hacze çıkan sayısız şehir dolaşan biriyim. 8 ay diyorum size o kadar dramla karşılaştım ki anlatamam. ben de yıprandım bıktım ancak bu mesleği yapacağım diyorum. nedeni ise gayet basit kasabayı kötü kovboyların eline bırakmamak şaka bi yana bu mesleği bilgisiz ya da acımasız, rüşvet veren ya da alan kişilerin ellerine bırakmamak için yapmalıyım. zoru başarmak bizim işimiz. bembeyaz doğruları ölümüne yaşamak için inandığım baş koyduğum şey uğruna dayanabilmek direnebilmek lazım. kendimden başlayarak etrafımdaki tüm yamuklukları düzelteceğim buna o kadar yürekten inanıyorum ve yapacağımı biliyorum ki içimde kocaman bir heyecan var. keşke yaşadığım şeyleri bilseniz de bu heyecanın ne kadar büyük ve değerli olduğunu anlasanız. mesleğimizin onurunu yüceltmek uğruna önce kendi büromdaki ve müvekkillerimizle diyalog ve görüşmelerimiz dahil her şeyi değiştireceğim. ben de bu mesleği bırakmayı düşündüm kimbilir daha kaç kez de bırakmayı isterim bilemem; ama küssem de, bazen nefret etsem de mesleğime duyduğum saygı ve sevgi o kadar büyük ki anlatamam. umarım sizler de benim duyduğum saygıyı, sevgiyi ve heyecanı hissedersiniz. mesleğimizin daha değerli hale gelmesi, meslek onurumuzun yükselmesi için tüm bunlara ihtiyacımız var çünkü.
Old 06-04-2007, 10:21   #21
ayselari

 
Varsayılan

Eğer bu mesleği yapmak konusunda zaman zaman yılgınlık hissediyorsanız ama bir şansım daha olsa,yine de bu mesleği yapardım herşeye rağmen!. diyebiliyorsanız,direnin..
Evet sorunlarımız çok;sahipsiziz.Kimseye yaranamıyoruz; insanların adını duyunca dehşete kapıldığı kişilerle iş yapıyoruz; yapamaya çalışıyoruz ama ben umutluyum...
Derler ki:"Ay'ın en karanlık yüzü güneşe en yakın olan yanıdır."
Old 06-04-2007, 11:00   #22
adlt-2007

 
Varsayılan Bu Meslek Uğruna Harcanılan Çaba

Evet meslsğe başlamak için gösterdiğimiz çabaları mesleğimizi icra ederken de sürdürmeliyiz. E zaten yaşamak ;hayatta kalmak için gösterilen çabadır. Bence bu ruh hali meslekle değil hayata bakış açımızla ilgili . Meslek tetikliyor gibi.Yılmayın darlığın sonu genişliktir. Daralmayınca kapıları çalmıyoruz . Ve çalınmadık kapı da kendiliğinden açılmaz. Çalmaya devam edin birgün açılır buna inanın. Hepimizin yıldığı anlar oldu ve yılgınlıklara da gebeyiz. Ama dayanırsak nur topu gibi bir hayat dünyaya geliyor. SEVGİLER VE SAYGILAR ve ve umutlar bu yazıyı okuyan ve okuyamayan tüm yılmışlara .
Old 06-04-2007, 12:11   #23
gursan

 
Varsayılan

Genç meslektaşlarıma;
Casar Flaischlen'in "GÜNEŞİN OLSUN GÖNLÜNDE" diye çok güzel bir şiiri vardır. Bu şiiri yanlarına alıp karamsarlığa düştüklerinde tekrar tekrar okumalarını öneririm.

Bir de Hasan Hüseyin KORKMAZGİL'in "YOLCU" şiiri...

Saygılarımla.
Old 06-04-2007, 13:05   #24
Noyan Yiğit

 
Varsayılan

Arkadaşlar sıkıntı çekmeden yapılan ve insanı kısa zamanda maddi refaha kavuşturan bir meslek bileniniz var mı?
Old 06-04-2007, 13:12   #25
adlt-2007

 
Varsayılan

Sayın GURSAN teşekkürler bilgilendirdiğiniz şiir için.
Müsadenizle ben de o bahseetiğiniz şiri arkadaşlarla paylaşayım:HepiMizin içinde bir GÜNEŞ ! olması dileği ile;

GÜNEŞİN OLSUN GÖNLÜNDE


Güneşin olsun gönlünde
Kar bile yağsa, ya da fırtına olsa
Gök bulutlarla ve dünya kavgayla dolsa
Güneşin olsun gönlünde
O zaman gelsin ne gelirse
Doldurur ışıklarla en karanlık gününü

Bir şarkın olsun dudaklarında
Sevinçli ezgilerle
Seni günlük tasalar bunalıma boğsa bile
Bir şarkın olsun dudaklarında
O zaman gelsin ne gelirse
Yardım eder savuşturmaya en yalnız gününü

Başkaları için de bir diyeceğin olsun
Tasada ve bunalımda

Ve kendi ruhunu şenlendirecek her şeyi
Söyle onlara da,bir şarkın olsun dudaklarında

Yitirme sakın yürekliliğini
Güneşin olsun gönlünde
Ve her şey iyi olacak

Casar Flaischlen
Old 06-04-2007, 13:29   #26
Av.Yasar SALDIRAY

 
Varsayılan Avukatlik Sabirli Olmayi Da Gerektİrİr ?

SAYIN MESLEKTASIM

Avukatlık Hukukı meselede hak arayan hukuken yardıma muhtac olan olan bıreyın temsıl ve bılgılendırme ıhtıyacının karsılandıgı faalıyet alanıdır...Ve bu yönüyle ne kadar onemlı bır meslek oldugu ortaya cıkmaktadır...

AVUKATLIK MESLEGI severek yapılması gereken bır meslektır...

SABRETMEK DE MESLEGIN DOGASINDA VARDIR...

HAYATIMIZI SÜRDÜREBILMEMIZ ICIN PARA DA ZAMANLA KENDILIGINDEN GELECEKTIR....(elbette zamanla )

Başlamaktır önemli olan.Tüm başlangıçlar beyinde başlar,Şöyle geriye çekilip olan biteni kavramak gerekir önce karar verdin mi Enerji ile dolarsın,içindeki solgun çiçege su verilmiş olur. Harekete geçmek için
ÜŞENME - ERTELEME-VAZGEÇME

saygılarımla...
Old 06-04-2007, 15:18   #27
Av.Orhan

 
Varsayılan

Konuya muhatap meslektaşımıza nacizane bende iki şeyi hatırlatmak istiyorum.

Birincisi kesinlikle yalnız değilsin. Aynı konumda olan ve sıkıntıları çeken o kadar cok meslektaşın var ki sorun kesinlikle sende değil. Sorunun kaynağının saptamasının yeri ise bu topic değil, onun için hiç girmeyeceğim.

İkincisi sanırım sen kendi bürosu olan bir meslektaşımızsın. Ve inan bana 7 yıldır bağımlı avukatlık yapan bir meslektaşın olarak bu meslekte atılabilecek en buyuk adımı zaten atmış yolu yarılamış olduğunu düşünüyorum. Her türlü zorluğa rağmen bu adımı atan tüm genç meslektaşlarımı senin vesilen ile tebrik etmek istiyorum ve yarısını kat ettiğin yolda umutsuzluğa kapılıp geri dönmektense yolun sonuna ulaşmaya çalışmak yeğdir diye düşünüyorum.

Yılmaman ve ayakta kalman dileğiyle.
Old 08-04-2007, 00:58   #28
Hak Hukuk

 
Varsayılan Avukatlık ve Uçan Halı

Yapılan yorumların ekserisi, konu “Genç Bir Meslektaşın Mektubu” olunca, ister istemez, “Avukatlıkta ilk yıllarda para kazanılamadığı, iş gelmediği” minvali üzre yapılmış.Fakat mektubun satır aralarında biraz daha derine dalınca mektupta “ilk yıllarda iş gelmeme, para kazanmama”dan çok başka bir şeyden sözediliyor gibi geldi bana.Bunun ne olduğu açıklıkla belirtilmemiş:
“mesleğimi en iyi şekilde yapmak istememe rağmen 1 yıl içinde karşılaştıklarım hem ürküttü hem de yıprattı ve geri çekilmeme neden oldu. Herkese asılın diyemoral vermeme rağmen içimdeki uçurum giderek büyüyor kendimi burada kaybolmuş ve küçücük hissediyorum. Neleri beklerken nelerle karşılaştık”
İnsanın bu meslekte küçülmesine kaybolmasına neden olanlar “iş gelmeme, para kazanmama” değil, başka şeyler sanırım.Nedir bunlar?Aklıma gelenleri sıralayabilirim:
Mesleğe başlar başlamaz insanın içinde büyük bir şevk ve heyecan:Hukukun üstünlüğü..insanlara en iyi hukuki hizmeti sunacağım.En ufak bir hukuki eğrilik karşısında herkesi ayağa kaldıracağım.Yürürken, taşıdığım hukuki bilgi ve yeteneğimle her tarafı aydınlatacağım..
Tabi bunun için, daha önce hıtmettiğimiz ders kitaplarından sonra hemen Yargıtay içtihatlarına sarılırız;hiçbir açık bırakmamak için.Bir yıl iki yıl.. karıştırılacak kitap,içtihat kalmaz.Aşkla şevkle çalışmaya devam..Ama ne oluyor!Akşam okuduğumuz sabah aklımızdan gitmiş.Neden?Bunca kitabı dergiyi niye okudum?Neden her şey akşamdan sabaha değişiyor veya işe yaramıyor,hayatıma kolaylık katmıyor,beni uçurtmuyor bunca gayretim? Bir ömür sonra fark ediyor insan:her şeyden önce Türkiye’de içtihatlarda somut olay açıklanmıyor.Bir sürü uzun söz ama insanı asıl hayatın içine sokacak dosyadaki somut olay bize söylenmiyor.Bir Aihm kararını okuyorsunuz, o konudaki davada avukatlık yapmışsınız gibi yıllarca capcanlı gözlerinizin önünde;çünkü içtihatta verilmiş somut olay size o kadar zaman kazandırıyor ki,o kadar hamallıktan kurtarıyor ki!Şahsen yıllarca gece gündüz okuduğum içtihatların hukuk hayatımda çok az katkı yapmalarının nedeninin somut olayın içtihada hemen hemen hiç yansıtılmamış olmasından kaynaklandığını düşünüyor ve uçan halının üstünde yükselen “meslektaş”ları gördükçe o kadar çok hayıflanıyorum ki:Bu içtihatlara neden bu kadar zaman ayırdım;çünkü onlar o kadar hayatın dışında kalıyorlar ki ve somut olayı içermedikleri için, uçan halının üstünde giden “hukukçu”ların işlerini o kadar kolaylaştırıyorlar ki ( Kurt dumanlı havayı sever.)
Dediğim gibi aşkla şevkle işe sarılmış koşuyorken, yanıbaşınızdan uçan halıya binmiş gibi geçip yukarı basamakları çıkanları görüyorsunuz;ne ellerinde kitap,ne dergi ne içtihat!Ya nedir onları uçan halıya uçurtan.Bunların ayrıntısına, ancak meslektaşların görebileceği bir forum olsa girmek daha doğru olur.Bu yeteneklerin başında iktidarlara , bilirkişilere, ilgili ve yetkililere yakın olmak..yani “özel ve gizil iletişim” yeteneğine sahip olmak. Ama uçan halının üstünde gidenlerin yani avukatlık vitrinini dolduranların hukuki bilgi ve yetenekle çok az ilgisi olduğu rahatlıkla söylenebilir.Onların at oynattığı alan “hukukdışı ilişkiler”dir.
Avukatlık vitrinini dolduranlar..Yani “uçan halı”nın üstündekiler.Dışarıya halka avukatlık mesleğinin vitrinini maalesef bunlar dolduruyor.Bunlar kimdir,tarifleri nasıl yapılabilir:Bir kere,yüzde ondurlar; aşkla şevkle kitabı dergiyi, somut olayı anlatmak yerine onun kenarından köşesinden dolanmakla yetinen içtihatları okumakla zamanı telef etme icraatını kısa zamanda mesleğin hemen başında bırakıp başka kulvarlara geçme becerisini gösterenler..Hukuki bilgi ve yetenek yerine başkaca “gizil ve özel yetenek”lerini ön plana çıkaranlar..Bu yüzde onlardır bizi dışa karşı temsil edenler.Onların meslekte küçülmek kaybolmak veya mesleğini en iyi yapmak gibi bir sorunları olmaz,böyle şeylerle ilgilenmezler.
Her şeye rağmen, mesleğini en iyi şekilde yapmaya gayretinde olan bizler yüzde doksanız.Bir gün gelir yüzde doksanlar avukatlık vitrinini ele geçirecek ve uçan halıyı yırtıp atacağız.İşe Yargıtay içtihatlarına SOMUT OLAYI sokmak zorunluluğunu getirtmekle başlayabiliriz.Buradan kazanacağımız zamanla başımızı kaldırıp hukuku gerçek mecrasına oturtmak için daha çok uğraş verebileceğiz.İkincisi “çalışanla çalışmayan hiçbir olur mu” ilkesini çalıştırmak, bunu halka göstermek için yapılması gerekenler vardır.Mesela her beş yılda yapılacak, memuriyetteki kurumiçi sınava benzer bir sınavla, avukatlık vitrininin hukukun gerçek emekçileri ile doldurulması sağlanabilir. Adalet Bakanımız katıldığı her seminerde, “Şu bilirkişi saltanatından hukuku nasıl kurtaracağız” diye yakınıp duruyor.Türkiye’deki bütün bilirkişilerin benzer konulardaki raporları Barolar Birliği elinde toplanabilir ve buradan ilgili ilgisiz her avukatın ulaşabilmesi sağlanarak bu sayede olacak bir öz denetimle, aynı bilirkişinin benzer konuda “uçan halı üstündeki avukat dosyasına” başka, “aşağdakiler”e başka rapor vermesi önlenebilir.
Meslek hayatımda beni yıpratan ve ürkütenler yukarıdakiler oldu.”İş gelmeme, para kazanmama” nın mutluluğuma gölge düşürmesini şu sözle önlemeye çalıştım:”Çok eski bir bilmiş, mutluluk hiçbir yerde değildir demiş;eğer senin içinde değilse"
Old 08-04-2007, 13:28   #29
calikusu_kamuran

 
Acil kurt dumanlı havayı sever....gizli işleyen durum yok değil.

Alıntı:
Yazan Hak Hukuk
( Kurt dumanlı havayı sever.)
Dediğim gibi aşkla şevkle işe sarılmış koşuyorken, yanıbaşınızdan uçan halıya binmiş gibi geçip yukarı basamakları çıkanları görüyorsunuz;ne ellerinde kitap,ne dergi ne içtihat!Ya nedir onları uçan halıya uçurtan.Bunların ayrıntısına, ancak meslektaşların görebileceği bir forum olsa girmek daha doğru olur.Bu yeteneklerin başında iktidarlara , bilirkişilere, ilgili ve yetkililere yakın olmak..yani “özel ve gizil iletişim” yeteneğine sahip olmak. Ama uçan halının üstünde gidenlerin yani avukatlık vitrinini dolduranların hukuki bilgi ve yetenekle çok az ilgisi olduğu rahatlıkla söylenebilir.Onların at oynattığı alan “hukukdışı ilişkiler”dir.
Avukatlık vitrinini dolduranlar..Yani “uçan halı”nın üstündekiler.Dışarıya halka avukatlık mesleğinin vitrinini maalesef bunlar dolduruyor.Bunlar kimdir,tarifleri nasıl yapılabilir:Bir kere,yüzde ondurlar; aşkla şevkle kitabı dergiyi, somut olayı anlatmak yerine onun kenarından köşesinden dolanmakla yetinen içtihatları okumakla zamanı telef etme icraatını kısa zamanda mesleğin hemen başında bırakıp başka kulvarlara geçme becerisini gösterenler..Hukuki bilgi ve yetenek yerine başkaca “gizil ve özel yetenek”lerini ön plana çıkaranlar..Bu yüzde onlardır bizi dışa karşı temsil edenler.Onların meslekte küçülmek kaybolmak veya mesleğini en iyi yapmak gibi bir sorunları olmaz,böyle şeylerle ilgilenmezler.
Her şeye rağmen, mesleğini en iyi şekilde yapmaya gayretinde olan bizler yüzde doksanız.Bir gün gelir yüzde doksanlar avukatlık vitrinini ele geçirecek ve uçan halıyı yırtıp atacağız.İşe Yargıtay içtihatlarına SOMUT OLAYI sokmak zorunluluğunu getirtmekle başlayabiliriz.Buradan kazanacağımız zamanla başımızı kaldırıp hukuku gerçek mecrasına oturtmak için daha çok uğraş verebileceğiz.İkincisi “çalışanla çalışmayan hiçbir olur mu” ilkesini çalıştırmak, bunu halka göstermek için yapılması gerekenler vardır.Mesela her beş yılda yapılacak, memuriyetteki kurumiçi sınava benzer bir sınavla, avukatlık vitrininin hukukun gerçek emekçileri ile doldurulması sağlanabilir. Adalet Bakanımız katıldığı her seminerde, “Şu bilirkişi saltanatından hukuku nasıl kurtaracağız” diye yakınıp duruyor.Türkiye’deki bütün bilirkişilerin benzer konulardaki raporları Barolar Birliği elinde toplanabilir ve buradan ilgili ilgisiz her avukatın ulaşabilmesi sağlanarak bu sayede olacak bir öz denetimle, aynı bilirkişinin benzer konuda “uçan halı üstündeki avukat dosyasına” başka, “aşağdakiler”e başka rapor vermesi önlenebilir.
Meslek hayatımda beni yıpratan ve ürkütenler yukarıdakiler oldu.”İş gelmeme, para kazanmama” nın mutluluğuma gölge düşürmesini şu sözle önlemeye çalıştım:”Çok eski bir bilmiş mutluluk hiçbir yerde değildir eğer senin içinde değilse"

Üstadım, teşekkürler, bu gerçek ancak bu kadar güzel anlatılabilir, sanatsal anlatım için teşekkür ederim. GERÇEKLERİ ANLATABİLENLER MİLYARDA BİRDİR. Değerli meslaktaşımızı sıkıntıya sokanın da para meselesi olmadığı kanaatindeyim, çünkü hukukun işlemesini engelleyenler niçin engeller bunu da düşünmek lazımdır; memur neden işimizi geciktirir, bu bir talep için bir usul müdür? Ben açık söyleyim, başlangıç dönemimde para üstünü istemiştim, memurumuz vermedi ve ben ısrarla istedim, parayı azar işiterek de olsa aldım ama akşam memurumuz beni büroma şikayet etmiş(ne güzel muhabbet) ve sabah büyük bir fırça üstadım meslektaşımdan. Ne gariptir, ne umuyorduk ne bulduk. Bunlar OLAN DURUMLAR ve olması gereken hukukun yapılanması var bizim beynimizde ama OLANI bilmek için zaman hepimize gerektir ve bir üstteki mesajımda aslen anlatmak istediğim buydu. Ama değerli Üstadım, daha güzel bir şekilde açıklamış, SAYGI VE SEVGİLERİMLE(Ayrıca not; soyut anlatımlar kişisel bilgisizliği örtmek için ve hatta başka başka kişisel yorumlar için farklı kapılar da aralamaktır, insanın kötü yanının da mevcut olduğunu düşünürsek bir soyut anlatım ikili anlam taşıyabiliyorsa kötü olan kendine uygun olan ile somutlar da seçer-esasen 1215 Magna Kartası ile aynı değere sahip bir değer taşır SOMUT ANLATIM)

SAYGILARIMLA
Old 09-04-2007, 12:47   #30
üye8180

 
Varsayılan

Geçenlerde ilköğretim öğrencisi kızımla tv. izlerken sanat camiasında vergi rekortmeni sanatçılar açıklanıyordu. Yıllık bir buçuk trilyon eski tl. vergi verenler vardı listede. Kızım bana döndü ' Anne sen ne kadar vergi verdin ' dedi.Tabi o sanatçıların yanına bile yaklaşamayacığım bir rakam telafuz ettim kızıma. Kızım ' Anne ben bari sanatçı olayım. Sen iki üniversite bitirdin de ne oldu? Bir sanatçının binde birisin belki' deyiverdi. İçimden doğru söylüyorsun kızım dedim. Bu topraklarda ilim irfan kültür para etmiyor maalesef. diye düşündüm. Yıllardır CMK avukatlığı yapıyorum. Mesaimin büyük kısmını CMK esas dosyalarına ayırdım. Halen hemen her hafta birkaç dosyanın duruşmasına giriyorum. Onlarca dosyayı temyize gönderdim. Ama bu devlet benim alacağımı ısrarla vermiyor. Sürekli yönetmelik çıkarıyorlar uygulanması imkansız. Beni bir yıldır bedava çalıştırdılar. Benim gibi CMK ya bel bağlamış, güvenmiş binlerce meslektaşı hayal kırıklığına uğrattılar, aldattılar. Sayın Admin belki diyecek ki negatif elektriğin alasını verdin. Ama gerçekler böyle. Herşey olumsuz herşey olumsuz. Geçenlerde kanserden vefat eden bir yakınımla son konuşmamdan vasiyet gibi bir öğüdünü yazayım buraya. Dedi ki bana ' Neslihan hayatta hiçbir şeyi dert etme. Kafana takma. En önemli şey sağlıktır. Kalanı boş. Mutlu olmanın yollarını ara her zaman' Hayatın anlamı şimdi toprağın altında yatan bu yakınımın son sözlerinde gizli belki. , Bu düzene rağmen, her şeye rağmen.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Genç Avukatlarla Gizli Konuşmalar Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Sohbetleri 32 21-08-2015 16:37
Genç Hukuk Projesi ras0ir Hukuk Lisans Eğitimi 13 21-06-2010 21:12
Bir Hukuk Fakultesi Dekanindan Tavsiyeler Cest la vie Hukuk Lisans Eğitimi 8 21-01-2008 11:00
Avukatlığın değeri attorneytalay Hukuk Sohbetleri 24 30-04-2007 21:57
genç arkadaşlara tavsiyeler av. aslı uçaravcı Hukuk Sohbetleri 0 30-11-2006 21:43


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08011699 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.