Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Avukat Yalancı Mı?

Yanıt
Old 01-07-2003, 17:24   #1
tiny lady

 
Varsayılan Avukat Yalancı Mı?

geçen hafta mıydı tam hatırlamıyorum, istanbul barosu ve newyork barosu'nun ortaklaşa yaptığı bir panelde Amerikalı Yargıç Thomas Grisea Grisea yıllarca kendisine "Dürüst ve ahlaki değerleri olan bir avukat, bir
duruşmada suçlu müvekkilini nasıl temsil edebilir?"diye sorulduğunu söyledi.
emekli yargıç ve şimdi avukatlık yapan Grisea şöyle dedi:"Savunma avukatı müvekkili adına yalan söylemektedir.Müvekkili için yalan beyanda bulunmamaktadır."
Old 02-07-2003, 09:41   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Büşra,

Amerikalı Yargıç-avukat aslında doğru tespitte bulunmuş. Yalan varsa o avukatın değil, müvekkilin yalanıdır. Avukat, maddi gerçeği bulmak zorunda değildir. O iş (ceza davalarında ve kamu düzenine bağlı her tür davada) hakimlerin işidir. Bu anlamda, hukuki yardım isteyen, esasen menfaatlerinin azami korunmasını talep eden müvekkile karşı avukat ücreti karşılığında bu hizmeti ifa ile yükümlüdür.

Olay yalan ile ilgisizdir. Belki, müvekkilin anlattığı tamamen doğrudur ancak onun hukuki menfaati doğruların dışa bütün çıplaklığı ile serilmesi olamaz. Olsa idi zaten avukata gerek kalmazdı.

Buradan şunu çıkarmamalıyız : Avukat müvekkilinin menfaatini korumak için yalan ifadeler uydurmak zorundadır.

belki şudur: Mevcut olumsuzlukları en olumlu hale getirip, müvekkil hesabına asgari zarar doğuran sonuç çıkarmaktır.

Kısaca yalan, yalandır.

Saygılarımla.
Old 04-07-2003, 00:17   #3
A.Turan

 
Varsayılan

Değerli arkadaşlar,
Her meslekte yalancı veya dolandırıcı bulunabilir. Kural olmadıktan sonra bu doğaldır da. İstisnalırın kaideyi bozmayacağı genel kabul görmüş bir varsayımdır. Bir avukatın yalan söylemiş olması yaklaşık 40.000.000 avukatı bağlayacağını söylemek akılla bağdaşmaz.
"Dürüst ve ahlaki değerleri olan bir avukat, bir
duruşmada suçlu müvekkilini nasıl temsil edebilir?"
Avukatlığın durumunu değerlendirmeden önce bu amerikalı yargıç-avukatın önermesini incelemekte yarar var. Avukatı temsilci kavramıyla tanımlayan bu cümlede en büyük yanlışlık bence bu "temsil" kelimesinin kullanılmasında yatmaktadır. Avukat bir temsilci değil ve fakat bir vekildir. Temsilcinin tabi olduğu hukuki ve doğal şarntlar ile vekilin ki farklıdır. İkinci olarak "suçlu" kelimesi hukukta bir terimdir. Bu kelimede yanlış ve düşünülmeden kullanılmıştır. Bilindiği gibi ilahi, tabii ve evrensel hukukta "beraati zimmet asıldır" . Suçluluğu kanıtlanana kadar kişiye masum olarak bakmak vazgeçilemez bir kuraldır. O halde bu amerikalının kurduğu cümlede bu kelime de yanlıştır. Zira daha yargılanıp mahkum olmadan sanığı suçlu olarak kabul etmektedir ki, bu hukukun temeline aykırıdır. Son olarak, amerikalının kullandığı cümlenin başında ki "dürüst ve ahlaki değerleri olan avukat" cümlesi de istisnanın başta kural haline getirilerek çarıpık bir cümle oluşturmak suretiyle yanıltıcı sonuca ulaştırma ve zihin karışıklığı ortaya çıkarma niteliğindedir. Dürüst ve ahlaki değerleri olmak "kuraldır" olmamak ise istisnadır. Yeryüzündeki yüzbinlerce avukatı istisnayla yargılamak sonucunu ortaya çıkaran bu olumsuz yaklaşım da önermenin baştan sona kadar yersiz ve yanlış olduğunu açıkça göstermektedir.
Bu veriler ışığında amerikalının anlamsız sözünü değersiz bulduğumu ve üzerinde konuşmaya bile değer olmadığını düşünüyorum. Belliki bu amerikalının zihni çok karışmış ve artık temyiz kudretinde sapma meydana gelmiştir.
Gelelim Avukatlar yalancı mı sorusuna; "Bir avukat yalan söylemiştir. Avukatlık yalancılıktır. O halde bütün avukatlar yalancıdır." böyle bir önerme son derece sığ ve yanlıştır. Bunda bütün mantıkçılar hem fikirdir. Hatta bu tür önermelerleri alaya alarak söylerler.
Avukatlık mesleği son derece kutsal ve onurlu bir meslektir. Bir avukat müvikkilinin vekaletini aldıktan itibaren işini özenle yapmakla ödevlidir. Bu yasal ve hukuksal görevidir. Vekilin görevi ve ödevi işin özenle yapılması ve en iyi biçimde yapılmasıyla sınırlıdır. Vekalet akdinde sonuç garantisi olmaz. İstisna akdinden vekalet akdi bu naktada ayrılır. Hizmet akdinde hizmet sözleşmesiyle çalışan kişi de işini özenle yapmak zorundadır. Ancak bu akitte bağımlılık unsuru öne çıkan unsurdur. Yani işverene işçi her bakımdan bağımlı olup onun emir ve talimatlarını özenle yerine getirmek yükümlülüğündedir. Vekalet akdinde işverenin emir ve talimat verme hakkı yoktur. Bağımlılık da yoktur. Zamanla sınırlılık asıl değildir. Sonuçta bir eser de meydana getirmek yükümlülüğü yoktur. Lakin alınan işi o işin gerektirdiği en iyi biçimde yapmak yükümlülüğü vardır. Bu bilgiler ışığgında avukatın vekalet görevini yerine getirişini değerlendirdiğimizde, avukat müvekkilinden alabildiği ve alması gerektiği ölçüde bilgiyi alır. Bu bilgileri hukukun içinde değerlendirmeye tabi tutar. Bu noktada müvekkili lehine yapması gereken hukuki yardımı maksimum ölçüde yapar. Avukatlar yalan söyeleyen kişiler değil müvekkillerine hukuki yardım yapan, mahkemelere yardımcı olan, adaletin gerçekleşmesine yardımcı olan kişilerdir. Avukatlık ile yahcılık kelimelirini bir arada kullanmak son derece çirkin ve isabetsizdir. Avukatlar suç işleyen kişilere de yardımla görevlidir. Avukatın görevi suç işlediği iddia edilen kişiyi beraat ettirmek değil, gerçekten suç işlediyse hak ettiği cezayı en adil ibiçimde almasına yardım eden kişidir. Suçluya ceza vermemek bizzat suçluya zulüm etmektir. Saygılarımla.
Old 04-07-2003, 17:42   #4
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Hem müzevir, Hem Muhbir.

Avukatlar tarih boyunca ülkemizde ve dünyada çeşitli değerlendirmelere layık görülmüşlerdir.

Ayak Kavafı; Osmanlı da avukatların bürolarının olmaması, her kişinin vekillik yapması, işlerini ayak üstü, kahve köşelerinde, cami avlularında yapmaları nedeniyle ayaklı esnaf adına bir tür aşağılama anlamıyla söylenmiştir.

Muhbir; Tarihin bir çok döneminde ülkesini işgal eden işgal kuvvetlerine ve onun işbirlikçisi hakim siyasi iktidara yalakalık yapmak isteyen bazı avukatlar meslektaşlarını işgal kuvvetlerine ihbar etmişlerdir. En belirgin örneğini İstanbul un işgali sırasında yaşanmıştır. Diğer ülkelerde de benzerlerine yaşanmıştır.

Tetikçi; Özellikle mafya davalarında müvekkilleri adına basına açıklama yapan, diğer mafya babalarına müvekkili adına cezaevi önünde yaptığı basın toplantısı ile tehdit mesajları gönderen avukatlar için söylenmiştir.

Kağıt Kavafı ; Osmanlı da avukatların yine bürolarının olmaması, vekilin bir bürosunun olmaması nedeniyle arzuhalleri ve belgeleri cebinde taşıması nedeniyle kağıt esnaf anlamıyla söylenmiştir.

Müzevir; Çeşitli sözlüklerde ve yerel anlatımlarda müzevir, laf getirip götüren dedikoducu, haberci, laf yetiştiren anlamını taşıdığı belirtilmektedir. Osmanlı’nın son zamanlarında Av. Özkent in anlatımı ile bazı avukatlara müzevir denilmiştir.

Oportünist ; Sözlük anlamı farklı olmasına rağmen, Ankara sıkıyönetim mahkemesi Deniz Gezmiş davasında savunmanın kutsallığını ve dokunulmazlığını savunan ve vurgulayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Faruk Erem i “Oportünist” likle suçlamıştır.

Komünist İşbirlikçiliği ve Vatan Hainliği ; Avukatlara çok yaygın bir yakıştırmadır. En belirgin biçimde ABD de 6 mart 1951 günü yargılanmasına başlanan Rosenbergler’in avukatlarına yöneltilmiştir. Yakın zamana kadar sık sık gündeme getirilmiştir.

Yalancılık değerlendirmesi bunların içinde en sıradan olanıdır. Ancak tarih avukatlık mesleğini değerlendirmiş, layık olduğu yere yerleştirmiştir. Farklı düşünceler bireyseldir.

Selam ve saygılarımla,
Av. Adil Giray Çelik
Denizli Barosu
Old 21-07-2003, 21:04   #5
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

müvekkili ADINA yalan söylemek..müvekkili İÇİN yalan söylemek

aslında 2 cümle arasında engin denizler var. biliyoruz ki SANIĞIN YALAN SÖYLEME HAKKI VARDIR. gerçeğe aykırı beyanda bulunan bir tanık hakkında kovuşturma yapılabilirken , yargılama boyunca ben suçsuzum diyerek neticede aldığı mahkumiyet kararı kesinleşen sanık hakkında dava açılamaz. avukatın görevi ise müvekkilinin haklarını savunmak, onu temsil etmektir . olaya bu açıdan yaklaşınca, müvekkili adına yalan söylemek etik olmamak , yalancılık vb.kriterlerle bağdaştırılabilecek bir durum değil. avukatla sanığın bir ceza yargılaması duruşması sırasında kavga ettiğini düşünün : sanığı yalanlayan ve sanık doğruyu söylemiyor diye haykıran bir avukat!

ama sanık İÇİN yalan söylemek, bir anlamda kendiniz için yalan söylemek olarak değerlendirilebilir pekala.ne de olsa beraat kararını müvekkiline duyurmak bir avukat için ilk tercihtir. şan, şöhret , kibir vs.. Bu noktada öz bir tanımlama için, Şeytan ın Avukatı filmini hatırlamakta fayda var

Her ne kadar "biz avukatınızız, bize hiç bir konuda en küçük bir yalan söylemeyin ki sizi müdafaa ederken sorun yaşanmasın" desek de, bir iki kez devam ettiğim bir dosyada gerçek tümüyle gözümün önüne serildiğinde istifa ettiğim olmuştur.

Burada da avukatın müvekkiline söylediği bir yalandan sözetmek mümkün ..

amaç GERÇEĞİ BULMAK, ADALETİN TECELLİSİ, THEMİS in TERAZİSİ ise; bu yargıçların işidir. Bizim işimiz; MÜVEKKİLİN TEMSİLİDİR

Müvekkilimizi savunmakla gerçeği arayıp bulmak kesiştiğinde, aynı sonuç için mücadele verdiğimizde ise, avukat olmanın keyfini coşkuyla yaşarız

herkesin yalnızca gerçeği konuştuğu günler geldiğinde ise, ne bizler, ne mahkemeler, ne karakollar ve ne de yükselen sesler dahi olmayacaktır

(böyle yerler var-varmış, midilli nin molivos adasında karakol dahi yok, dükkanlar açık ve içlerinde sahipleri bulunmayabiliyor, kimse hırsızlık yapmıyor, seslerin yüksek çıktığı anlarda -ki bunlar da turist kafilelerinden çıkıyor!- ada sakinleri hayretle gelen insanları izliyor, uzun senelerdir bir tek niza dahi çıkmadığı için karakol kapatılmış, adliye teşkilatı zaten yok, orada avukatlık yaptığımızı düşünebiliyor musunuz?)
Old 11-12-2006, 13:37   #6
A.Turan

 
Varsayılan

sayın şehper size katılıyorum
Old 12-12-2006, 16:07   #7
niles82

 
Varsayılan yalancı diye bilinicez galiba :(

pazartesi günü adliyede vezne kuyrugu bekledim baya bir süre.arkamda sırada bekleyen vatandaş zamanı sohbetle geçirmeyi seven biriydi muhtemelen. yanıma yaklaşıp çok yalan söyleyip söylemediğimi sordu. ne dersinizki böyle bir soru karşısında.. "evet cok söylerim" "hayır hiç söylemem" ikiside o an ağzımdan çıkmadı anlamsız bir gülümsemeyle karsılık verdim bende.ve adam kuyrukta beklediğim "20"dakika boyunca avukat olucaksan destekli yalancı olucaksın başlıklı bir nutuk çekti dakikalarca.artık kendimi tutamadım.kuyruktaki bukadar avukatın içinde bukadar yüksek sesle bunları söyleyebildiği için cesaretine hayret ettiğimi, ve bu konuskanlıkla avukat olsa iyi iş yapabilceğini imalı bir dille izah etmeye calıştım.. umarım anlamıştı
Old 13-12-2006, 16:22   #8
Av. Zeynep TÜFEKÇİ

 
Varsayılan

Çok sevdiğim eniştem, ne zaman Babalar gününde onu aramayı unutsam ve sonra arayıp " şu yüzden arayamadım, şöyle meşguldüm böyle meşguldüm" demeye başlasam "Avukat değil misin? Kıvır kıvırabildiğin kadar" der

Düşünüyorum.... Herhalde hiç yalan söylemedim ama çok laf cambazlığı yaptım ve belki biraz gerçeği saklayıp, yasal boşlukları kullandım. Eee vebali Kanun Koyucuda
Old 13-12-2006, 18:43   #9
yargıç isa

 
Kitap .........

"En fazla yalan söyleyen en iyi avukattır."
Mahkemede kaybeden taraf için böyledir ama kazanan taraf için aynı durum söz konusumu bilinmez. Kimin tarafından baktığımız önemli. Kazananın ve kaybedeinin olduğu bir yerde bu tip nitelendirmeler gayet normal gibi geliyor. Maçlarda da öyle değil mi? A takımı B takımına 5 tane atıyor, ama B takımının tafartarına göre A takımı ya hakemi satın aldı, yada futbolcuları satın aldı. Uzatmalarda ise yerde yatan rakip futbolcudan adisi yoktur eğer takımınız yeniliyorsa. Ama kendi futbolcunuz yatıyorsa ve önde iseniz bu durum sizi hiç de rahatsız etmez.

Çünkü bir taraf kaybediyor, bir taraf kazanıyor. Adaletin tecelli etmesine sebebiyet vermiş bir avukata, budan dolayı zarar görmüş birinin gözüyle bakalım: "düzenbaz, üç kağıtçı, yalancı, vs.. (bunlar en hafifleri) " Bide adaletin tecelli etmesine engel olan avukatlara bakış açısı... (ağıza alınmayacak laflar...) Bunlar birleşince meslek gitti işte

Eğitim ve kültür seviyesinin çok düşük olduğu bir yerde herşeyi çok iyi bilen bir avukatsanız, bütün yakıştırmalrı baştan hakketmiş oluyorsunuz. Parası olan ama kafası olmayan birinin ormanlık arazileri yok ederek inşaat yapmasını durdurmayı başarabilen bir avukat ne saygısı bekliyor ki? Yada eşinin dayaklarından bıkmış, söz söyleme cesaretinde bile bulunamayan, zorla çalışıp kocasına bakan bir kadını siz savunurda, boşarsanız ; o adamdan ve onun gibilerinden size değer vermesini mi bekleyeceksiniz? İşte iki olayda, iki tane düzenmbaz, üçkağıtçı, herşeye burnunu sokan ve herşeyi bildiğini sanan avukat Tabir bu...

Kısacası insanlık için ve adalet için çalışan herkes gerekli yakıştırmaları hak edecektir. Çünkü insanların ve devletlerin büyük bir kısmı adaletin dağıtılmasından hoşlanmaz. Hele hele "burda bir haksızlık söz konusu, hakkımızı talep ediyoruz" diyenden hiç hoşlanmaz.

saygılarımla...
Old 13-12-2006, 21:40   #10
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Bu foruma yazdığım mesajı, değerli bir teşekkürden sonra anımsayarak, yeniden açıp okudum da... Böyle demiş hoca ama, kendisi neylemiş diye düşündüm sonra.

Bugün büroma davasını vermek üzere gelen iki ayrı kişiye, aynı günün içinde farklı zamanlarda "ama böyle düşünmekte haksızsınız", "ama bu iş olmaz", "kazanamazsınız" vb. "ama" ile başlayan bilumum cümleleri kurarak, zaman zaman bana da yalan söylediklerini avukat değil neme gerekse savcı edasıyla süzgeçten geçirmekte iken (ki bunda amacım gerçeği anlamak ve kazanıp kazanamayacağım şeklinde hangi türde bir dava ile karşı karşıya olduğumu anlamak, bir diğerinde ise yaşam gerçekleri ve adalet duygusuyla örtüşmeyen iddialara itirazlar) dediğimde beni anlamıyormuş gibi aynı cümleleri tekerlemeye devam ettiklerinde, asıl anlamayanın ben olduğumu ,biliyor musunuz, şimdi farkettim.

Oysa avukat dediğin, her derde deva bulur. Böyle sanıyor bir kısım (büyük kısım) müvekkil adayları. Hukuk fakültesinin sıralarında bu beklentiyle oturmuşlar, hukukun derinliklerini,eksik gediklerini, o an için bilmedikleri seneler sonrasında, karşılarında kendilerine vekalet ücreti ödeyecek olan adaylara (öderlerse sahiplerine) harmanlayabilmek, delikleri tıkayabilmek, yırtıkları yamayabilmek, karanlıkları ak pak edebilmek için oturmuş sanıyorlar.

Vekalet ilişkisi kuruluncaya dek olan zaman dilimiyle, akit kurulduktan sonraki zaman dilimi aralığında, gece gündüz farkında kimlik değiştiren masal kahramanları gibi, karakter değişimine uğrayan müvekkilleriniz olmuştur mutlaka. Bazıları için tüm sihirli an budur. Avukatın parası ödenene dek avukatın, ödendikten sonra müvekkilin düdüğü çalar kimisine göre.

Yıllar fazla bir şey değiştirmemiş diyorum şimdi.

İnandığınız bir şey için uğraş vermekten daha keyiflisi yok yaşamda. Bu ister bakıp büyüttüğünüz bir ağaç, ister bir çocuk, ister dilekçesini hazırlayıp takip ettiğiniz bir dava olsun. İnanmadığınız ve her şey bir yalan olduğu anda, ağaç çürür, çocuk sersefil olur. Davaların akibetini söylemeye ne hacet.

Saygılarımla...
Old 23-12-2006, 21:18   #11
MEHMET BİROL ŞAHİN

 
Varsayılan

Evet hiç uzun vr dolanbaçlı lafa gerek yok...
Avukatlar da insan..İnsan YALAN söyler..Yalan söylemeyi gerektirmeyen meslek var mı?..Avukatlar da yalan söyler...Kendi adına veya vekaleten...Belki tek fark bu vekaleten yalan söylemek...Üstelik avukat çoğu zaman müvekkilinin bildiği sırrını kendi itiraf etmediği sürece söylemesi MESLEK KURALINA aykırı değil mi?...Bu konuyu polemik ve itibar sorunu yapmak bence gereksiz...
Old 26-12-2006, 15:50   #12
attorneytalay

 
Rahatsiz

Başkaları yalan söylüyor diye avukatlar da söyler bana göre desteksiz bir görüş böyle şey olmaz yanlış yanlıştır birinin sürekli yanlışı uygulaması başkalarının da onu uygulamasını gerektirmez.

acı olan avukatlar para için yalan söylüyorlar yoksa müvekkillerinin kara kaşları kara gözleri için değil avukat olarak bu durumdan rahatsızlık duyuyorum. Kısaca avukatlar bir nevi para için ahlaki değerlerini satıyorlar

soruyorum hangimize küçükken önce ailemiz içinde sonra okulda yalan söylemenin erdeminden bahsedildi?

müvekkili için yalan söylediğini düşününce sadece kendisini rahatlatıyor yani bu bir kaçış ama nereye kadar

avukat da yargının parçası değil mi o halde yargıyı yanılmış olmuyor mu yalan söylerken?

önce etik değerler sonra para diyorum

saygılar
Old 26-12-2006, 21:05   #13
didem kunal

 
Neşeli avukatl yalancımı?

öncelikle şunu söylemeliyim ki ben bu mesleğin daha yeni yeni tozunu yutanlarındanım.stajer avukatım ama staja başladığım ilk günden beri çevremdeki aile büyükleri ve komşular "sen yalan söyleme dürüst avukat ol"diyorlar.ordan başka bir büyüğümde "avukatın dürüstümü olurmuş.yalan söylemeyecekse niçin avukat olacak ki"dedi.inanın daha yolun bukadar başındayken bukadar ağır sözleri üstelik örnek olduklarını düşündüğüm büyüklerimin söylemesi beni çok üzdü.bu düşünce türk halkının beynine öylesine yerleşmiş ki çıkarmanın imkanı inanınki yok.güvenmediğim kişinin davasını almaya kimse beni zorlayamaz ki.adam öldürmüş biri aynında çalıştığım avukata geldi.ne olur beni kurtar sana şu kadar yüksek meblağda para ev vaad ediyoruz dedi.zaten bu suç değilmi ki?avukat bunu kabul ederse suça iştirak.suç teşkil eden bir olayın masumiyeti nasıl savunulur ki?ozaman bu o adliyelerde gördüğümüz adaletin ablemi olan gözü bağlı heykelin kime ne anlatmasını bekleyebiliriz ki?sevgili meslektaşlarım ben bu duruma gerçekten çok üzüldüm ve tek başıma bu yanlışı düzeltebileceğime inanmıyorum.yazılarınızla bana destek olmanızı istiyorum ki içimizde bunu yapan meslektaşlarımıza karşı biyerden başlamak zorundayız.birinin yaptığı yanlış binlerce avukata mal edilemez edilmemeli.teşekkürediyorum ilginize.
Old 27-12-2006, 16:07   #14
akgulhukuk

 
Mutlu bu doktorlar adam kesiyor demeye benziyor bence!

avukatlık mesleği bilindiği üzere vekalet sözleşmesi dediğimiz, sonuç taahhüdü olmayan ancak mesleki bilgininde müvekkilinin arzuladığı amaca ulaşmak için sonuna kadar kullanıldığı bir meslektir. Nitekim de hukuk çerçevesinde bu sonuca ulaşmak için bazı durumlarda yalan da söylenilmiştir. Mesleğe ilk adımlarımı 2003 yılı sonbaharında atmıştım. Çoğu arkadaşım gibi en basit konularda bile insanların kolaylıkla yalan söylediklerini gördükçe mesleğe karşı bende bir antipati oluşmuştu. Ancak zamanla şunu anladım ki hırsı mesleki ahlakının önüne geçen arkadaşlarımız, mesleği iyice kötü bir vizyona sürüklemektende çekinmemektedir. Bana da çevremdekiler sen yalancı avukat olma telkinlerinde bulunuyorlardı ve de hala bulunuyorlar, ama şunu açıkça ifade etmeliyim ki, bir gün bu şahısların da avukatlık işleri olduğunda, senin neticeye ulaşabilmen için her yolu mübah görüyorlar. Hatta gerçek dışı beyanlarda bulunmasan, bu sefer seni kötü avukat olmakla suçluyorlar. Dediğim gibi bu; doktorlar adam kesiyor demekten öte bir tabir değil bence!
Old 29-12-2006, 08:46   #15
attorneytalay

 
Varsayılan

Size geçenlerde izlediğim bir filmden küçük bir sahne.

Blade: Sen vampir değilsin, niye vampirler arasındasın

Avukat: insan da değilim

Blade: nesin peki

Avukat: Avukatım


tesekkurler
Old 02-01-2007, 15:07   #16
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

Oku takarsın yaya...Çekip salarsın ipi...Bir istekle çıkar hedeften...en iyi atışımı yapmışım ben gerisi Okun işi...hedefi ya vurur ya vurmaz.

Müvekkilin değil de dava kendi davamız olsaydı yine de yalan söylerdik...Çünkü KENDİ AMAÇLARIMIZ İÇİN DAHA ÇOK SAVAŞIR DAHA ÇOK YALAN SÖYLERİZ....Biz avukatlar(ben henüz stajerim) BELKİ EN USTA ŞEKİLDE KENDİMİZİ DE KANDIRABİLİYORUZ...iyi ve kötü bir mücadele halindedir...ve kötüyü de yaşatanlar olacaktır elbet...Önemli olan kendimizi kandırmamaktır...YALANCIYSAN evet yalan söylüyorum...diyebileceksin arkadaş...yok bu durum seni rahatsız ediyorsa daha az kazanmayı kabulleneceksin...ötesi ne ki...SANMA Kİ DAVACI KENDİN OLSAYDIN YALAN SÖYLEMEYECEKTİN...Ama şunu söyleyim...Davayı kazanma durumunda daha yüksek vekalet ücretiyle anlaşanlar varsa sanırım daha çok yalan söylerler...MENFAAT ARTTIKÇA YALANDA MI ARTIYOR NEDİR?............................................ .................SONUÇ: Aklımızdaki ütopya toplumda insanların YÜZDE 90"I YALANCILARDAN OLUŞUYORSA...YÜZDE 10"A ÇALIŞAN AVUKAT SANIRIM SİNEK AVLAR..........valla ben şunu da biliyorum KAZANILMAYACAK BAŞTAN KAYIP DAVAYI KAZANIRIZ DİYE MÜVEKKİLİNİ BİLEREK KANDIRAN AVUKATLAR YOK MU BU DÜNYADA...ELBET MÜVEKKİL BİLMİYOR AMA KENDİSİ BİLİYOR...............kimbilir hasta olmayan bir elitten kişiye hastasın diyerek uzun süre elinde tutan doktorlar bile vardır HAYATTA...senin böbrek ameliyatına ihtiyacın var deyip yalnızca deri üstüne neşter atan sonra dikiş atan cerrahlar bile vardır kim bilir............................................. .........ADALET ANCAK KUVVETTEN GÜÇ ALIR. Adaletsize eli uzanmayan kuvvet, adalete kapı açamaz... BABA,HAKSIZ OLAN OĞULUNA HAKLISIN OĞUL DEDİĞİ BİR ZAMANDAYIZ.

YÜZDE 10 YALANCILARDAN OLUŞAN BİR TOPLUM İÇİNDE AVUKATLIK YAPMAMIZ DİLEĞİYLE...ÇÜNKÜ BU SAYADE YANLIŞ AVUKATLARIN SAYISI DA ZATEN AZALIR....
Old 02-01-2007, 15:25   #17
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

YARGIÇ_İSA yazınız mükemmel...Teşekkürler

Kısacası insanlık için ve adalet için çalışan herkes gerekli yakıştırmaları hak(istemese de gerekli yakıştırmalara maruz kalacaktır) edecektir. Çünkü insanların ve devletlerin büyük bir kısmı adaletin dağıtılmasından hoşlanmaz. Hele hele "burda bir haksızlık söz konusu, hakkımızı talep ediyoruz" diyenden hiç hoşlanmaz.
Old 04-01-2007, 17:17   #18
calikusu_kamuran

 
Varsayılan

“Gemici” rumuzlu üyeden alıntıdır…
Anayasa mahkemesine göre ”yargının bağımsız bir organı” tanımı avukatı devlete karşı ve müvekkile karşı bağımsız kılmaktadır. Vazifesini yaparken avukat kimseye bağımlı değildir. Görevi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Alman Avukatlık kanununa göre avukat görevini yaparken hakikati çarpıtacak ispat vasıtalarını kullamamaz. 2003 senesinde verdiği bir kararda anayasa mahkemesi, müvekkilinden aldığı yanlış bilgileri karşı tarafa bildiren avukatın bu yanlış bilgilerden dolayı sorumlu tutulamıyacağını belirtmiştir. Anayasa mahkemesine göre avukat burada fikrini serbestçe söylemek hakkına sahiptir ve müvekkilinin söylediklerinin doğru olup olmadığını araştırmak zorunda değildir. Avukat burada anayasa tarafından korunan “mesleğini serbestçe ifa etmek” hakkını kullanmaktadır. Yargının bağımsız bir organı olarak ve yargı makamları önünde hakkını arayan tarafın temsilcisi olarak avukat, hakikate uygun çözümün bulunmasında yardımcı olur. Bu arada hukuka vakıf olmayan müvekkilinin hakkını elde etmesine çalışır. Bunları yaparken de karşı tarafa her zaman müsamahakar olamaz.


Avukatın Mesleki Görevleri:

Avukatların mesleki mükellefiyetleri/hak ve ödevleri avukatlık kanununda ve avukatlık meslek yönetmenliğinde belirtilmiş. Bunlar:
Bağımsızlık, Meslek sırrını saklamak, menfaat çatışmalarına yol vermemek ve diğer mükellefiyetler olarak sınıflandırılıyor.
1.Bağımsızlık: Avukat mesleki bağımsızlığını tehlikeye sokacak mükellefiyetler üstlenmez, taahütlere giremez

2. Meslek sırrını saklamak: avukat sır saklamakla yükümlüdür ve sır saklamak hakkına sahiptir. Bu hak ve mükellefiyet mesleğinin icrası ile ilgili bütün konular içindir ve vekalet münasebeti son erdikten sonra da devam eder. Herkesin bildiği konular buna dahil değildir.

3. Menfaat çatışması: avukat aynı hukuki anlaşmazlıkta, menfaatleri birbiri ile çelişen kimseleri temsil edemez. Bu sadece mesleki bir yasak değil aynı zamanda suç.

4. Diğer mükellefiyetler:
Avukat mesleğini ifa ederken gerçeklere aykırı/olayla ilgisi olmayan şekilde hareket edemez. Gerçeklere aykırı hareket özellikle, yalan ve karşı tarafın sebebiyet vermediği aşağılama ve hakaretlerdir.

Saygılarımla

Sanırım ÖNGÖRÜ(kural) "Gemici" tarafından gayet güzel açıklanmıştır.
Old 07-01-2007, 18:36   #19
Av.Oğuzhan Dayar

 
Varsayılan

Peki size bir şey soruyorum.Bu benim mühendislik okuyan bir arkaşımla çok tartıştığım bir konudur.

Bir olay olur.Örneğin kasten adam öldürme.Müvekkiliniz haksızdır.Ve onu savunursunuz.Hatta kasten öldürdüğünü bildiğiniz halde onun mahkumiyetini taksirle öldürmeden sağlarsınız.Peki bu nedir?İyi avukatlık mı kötü avukatlık mı yoksa yalancılık mı?

Lütfen sözlerim yanlış anlaşılmasın ben olaya dar açıdan yani arkaşımın gözünden tabir-i caizse halkın gözünden bakıyorum.Çünkü halkımızın bilinçsiz kesminin büyük bir çoğunluğunun olaya bu açıdan baktığı yadsınamaz bir gerçek..
Old 07-01-2007, 19:14   #20
E_m_r_E

 
Varsayılan

hani bazı meslekler vardır ince sınırlarla ayrılırlar meslekleri ile yaşamları veya kişilikleri arasında insanlar.. bu meslekte öle bi meslek adalet dağıtıyosunuz yada adaletin yerini bulmasını sağlıyosunuz peki neden avukatlara ihtiyaç duyulmuş neden böle bi çalışma sahası ortaya çıkmış insanlar(müvekkiller) kendi doğrularını kabul ettirmedikleri için mi yoksa bu doğruları nasıl ifade ediceklerini bilmedikleri için mi ? kanımca bu yalan söylemekle, doğruyu süslemek arasında bir ikilem ...Fakültede bize yalan söylemeyi öğretmediler sadece bu mesleğin kurallarını kanunlarını mantığını verdiler .. ben tam olarak çözemedim yalan söylemek mi yoksa başka bişey mi ama şunu söyleyebilirim....
Herkes mahkemelerde veya dışında doğruyu söyleyebilseydi herhalde avukatlarada kimsenin ihtiyacı olmayacaktı
Old 08-01-2007, 00:55   #21
yargıç isa

 
Kitap ........

Alıntı:
Hatta kasten öldürdüğünü bildiğiniz halde onun mahkumiyetini taksirle öldürmeden sağlarsınız.

Bence bunun bir memurun rüşvet almasından, zimmetinden mal yemesinden, bir polis memurunun hırsızla iş birliği yapmasından vb... bir farkı yok. Yani görevini kötüye kullanmak söz konusu. Avukatlığın yalancılığıyla bir bağlantısı olduğunu zannetmiyorum. Tamamen şahsa bağlı bir durum. İşte avukatlık mesleğinde bu aykırılıklar herkes tarafından rahatça tespit edilebildiği için göze çarpıyor ve öne çıkıyor. Doğrularıyla ve yanlışlarıyla insanlarla iç içe bir meslek... Belki diğer meslekler gibi bazı şeyler gizli kapılar ardında yapılabilse , saygınlığını koruyabilir.

Halkın gözünden bakarsanız olaya, çıkamazsınız. Çünkü bizim halkımız hem cumhurbaşkanıdır, hem doktordur, hem mühendisdir, hem antrenördür, hem hakim.... Herşeyi bilirler, hatta hukuk öğrencisine "Siz ilerde yalancı oluyorsunuz" demeyi bile bilirler. Avukatlığa, hakimliğe, savcılığa karşı yapılan eleştirilerin dikkate alınması için , önce bu eleştiri sahiplerinin haktan hukuktan ve türkiye deki işleyiş sisteminden anlaması, fikir sahibi olması gerekir. Öteki türlü herkes doğuştan haklıdır zaten. Halk ın nekadarı acaba "savunma hakkının kutsallığı" şeklinde türkçede bir cümle olduğunu biliyor.

saygılarımla...
Old 11-01-2007, 11:07   #24
erturk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan yargıç isa
Bence bunun bir memurun rüşvet almasından, zimmetinden mal yemesinden, bir polis memurunun hırsızla iş birliği yapmasından vb... bir farkı yok. Yani görevini kötüye kullanmak söz konusu.
Bu kısmı tam anlayamadım.Yukarıda verilen örneğe hukuki bir çerçeveden bakmaya çalışıyorum.
Bir kimse hakkında 'kasten insan öldürme' suçundan kamu davası açılmıştır. Bu insan da kendisini savunabilmesi için bir vekil tayin etmiştir. Yargılama sırasında 'insan öldürme' eylemi ve fiili işleyen kimse ispatlanmış ancak, öldürme eyleminin 'kasten mi yoksa taksirle mi' işlendiği ispatlanamamıştır.
Bu durumda Ceza hukukunun en temel ilkelerinden birisi yani 'şüphenin sanık lehine' yorumlanması ilkesi devreye girecek ve sanığa 'kasten insan öldürme' suçundan ceza verilemeyecektir. Bu, sanığa yasalarca tanınmış bir haktır.

Peki bizim sanık vekili olarak bu yargılamadaki görevimiz 'kasten adam öldürme' suçunun işlendiğini mi ispatlamaktır? Yani kendisini bir vekille temsil ettirmeseydi daha az ceza alacak olan bir sanık, hakkını öğrenmek ve kendisini temsil etmek için bir avukata yetki verdiğinde daha yüksek bir ceza mı almalıdır?
'Şüphenin sanık lehine yorumlanması' ilkesini ileri süren avukat görevini kötüye mi kulllanmış olacaktır? Bu durumda sözkonusu avukat bu eyleminden dolayı Ağır cezada yargılanmalı mıdır?
(Avukatın bir davayı kabul etmeme hakkını da göz önünde tutarak bunlar takıldı kafama.)
Old 11-01-2007, 11:07   #25
cesur_yürek

 
Varsayılan

Avukat olmuş bir şeyi olmamış. olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterebilir.Bu kimine göre yalancılıktır kimine göre mesleğini icra etmesidir kimine göre savunma hakkına saygı duymasıdır vs vs ..
Old 11-01-2007, 11:20   #26
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Erturk çok güzel ifade etmiş. Kendisine katılıyorum.
Old 02-05-2007, 12:04   #27
avibrahim

 
Varsayılan avukat yalancı m?

Evet malesef bin kere evet.Aslında bu konu da tartışılacak bir şey de yok avukatlar yalan söyler.Efendim müvekkili için söyler,efendim diğer meslekleri icra edenler de yalan söyler.Ama neticede avukatlar yalan söyler.Bunun para için yapılmasının ya da farklı sebeplerle yapılmasının çok ta önemi yok.Belki de günümüz insanın en büyük sorunu tüm değerleri tartışılır hale getirmek ve mazeret üretebilme yeteneğinin gelişkin olması.İnsanlığın belki de yüzbinlerce yıllık birikimi ile meydana gelen ahlaki değerler son 10-20 yıllık zamanda o kadar önemsizleştirildiler ki...müthiş bir ahlaki erozyon yaşıyoruz.Ayrıca günümüzde herkes her konuda yorum yapıyor ve bu yorumlarını değerli sanıyor ve benim doğrum anlayışı hakim olmuş durumda evet herkes mutlaka her konuda yorum yapabilir ancak bunların hepsi eşit değerdemidir.Bence bununda biraz tartışılması lazım.Bir katili de dinlerseniz onunda kendine göre bir mazereti olacaktır.Size açık bir şekilde ben kötü bir insanım demeyecektir.Bu açıdan bakılınca yalan yalandır kim ne için nasıl söylerse söylesein bu değişmez.Biz avukatlarda yalancıyız....üzgünüm ama bence durum bu....
Old 02-05-2007, 12:25   #28
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Bence bununda biraz tartışılması lazım.Bir katili de dinlerseniz onunda kendine göre bir mazereti olacaktır.Size açık bir şekilde ben kötü bir insanım demeyecektir.Bu açıdan bakılınca yalan yalandır kim ne için nasıl söylerse söylesein bu değişmez.Biz avukatlarda yalancıyız....üzgünüm ama bence durum bu....


Adam öldüren müvekkiliniz eylemini inkar etmiyor, hatta gelip teslim oluyorsa, öldürmek amaçlı değil, yaralamak veya kendini kurtarmak maksatlı hareket etmişse, yahut öldürme eylemini korkunç bir tehdit veya baskı nedneiyle gerçekleştirmişse, bu insanın savunulması yalancılık mıdır?


Alıntı:
Bu açıdan bakılınca yalan yalandır kim ne için nasıl söylerse söylesein bu değişmez

Yaşamda "değişmez" olarak nitelendirilebilecek ne var, doğrusu bilmek isterdim.

Saygılarımla...
Old 02-05-2007, 14:14   #29
Kilimanjaro

 
Varsayılan

Bu mesleğin temeldeki amacı olan "insana yardım" görevi dürüstçe ifa edildiğinde, avukatlığı kanunda da belirtildiği gibi kamuya yararlı bir meslek olarak tanımlamak pekala mümkündür. Fakat işin içine yalan, hile, vs. sokularak iş yapılıyor ve mahkemeler yanıltılarak adaletin tecellisine engel olunuyorsa, o zaman bu mesleği kamuya değil "çürümüşlüğe yararlı" bir meslek olarak görmek kaçınılmaz olacaktır.
Bildiğiniz gibi Avukatlık Kanunu'nun 9.maddesinde bulunan yemin metni aynen şu şekildedir: "Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim." Yalan söylemenin bu yemin metnine de aykırı olduğu açıktır.
Old 02-05-2007, 18:45   #30
Ayşe BİLGİÇ TAHTACI

 
Varsayılan

Aranıza yeni katıldım. Hepiniz hsrikasınız. Önce bizlere yalancı diyenler önce kendileri dürüst olduklarını ispat etsinler, daha sonra bizim mesleğimizin onuruna el uztsınlar. Avukatlık bir kamu hizmetidir. Toplumun yaşantısa yaptığımız katkı yadsınamaz. Üçlü sacayağını unutmayın.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı Av.Mehmet Saim Dikici Hukuk Sohbetleri 71 05-04-2016 15:17
Avukat Kıvılcım Hukuk Sohbetleri 8 10-12-2008 14:15
Avukat özdeyişleri :))) ISIL YILMAZ Site Lokali 18 08-10-2008 10:55
İstanbul-Avukat... Av.Duygu Keleş Adliye Duvarı 0 18-12-2006 09:59
Yalancı Şahitlik hislim Hukuk Soruları Arşivi 0 14-09-2005 16:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,17848110 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.